Hakaret Nedeniyle Manevi Tazminat Yargıtay Kararları

Hakaret Manevi Tazminat Yargıtay Kararları

1-) Haksız fiil tarihinden itibaren sekiz yıl içinde tazminat davası açma hakkı vardır. (TBK.72)

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2016/12827 Esas 2016/12073 Karar 

Davacı; davalı ile komşu olduklarını, aralarında önceye dayalı husumet bulunduğunu, olay günü de yanından geçerken arabasının camını açarak kendisine hakaret ettiğini, bu durumun kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu iddia ederek, uğranılan zararın tazmini isteminde bulunmuştur.

Davalı, cevap dilekçesiyle istemin zamanaşımından ve esastan reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, manevi tazminat davalarında zamanaşımının haksız fiil tarihinden itibaren iki yıl olduğu, fail ve fiilin öğrenilmesinden itibaren iki yıl içerisinde davanın açılması gerektiği, davacının talebine konu olayın 18/03/2010 tarihinde gerçekleştiği, davanın 06/11/2015 tarihinde açıldığı, davacının haksız fiil sebebiyle manevi tazminat talebine ilişkin davasının zamanaşımına uğramış olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Olay tarihinde yürürlükte bulunan BK’nın 60/2. maddesinde (TBK.72) tazminat isteminin, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı süresini öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuş olması halinde bu zamanaşımı süresinin uygulanacağı düzenlenmiştir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 125. maddesinde bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişinin, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılacağı düzenlenmiştir. Aynı Yasa 66. maddesinde ise hakaret suçu yönünden dava zamanaşımı süresi sekiz yıl olarak belirlenmiştir.

Davaya konu olayda; haksız fiil 18/03/2010 tarihinde gerçekleşmiş olup, olay sebebiyle davalı hakkında ….. Mahkemesi’nin ….. esas sayılı dosyasında kamu davası açılmış, yapılan yargılama sonunda …. cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.

Şu halde; yukarıda belirtilen yasa maddeleri gereği davacının haksız fiil tarihinden itibaren sekiz yıl içinde tazminat davası açma hakkı vardır. Mahkemece, davanın esastan incelenerek bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile istemin zamanaşımından reddi doğru olmamış, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir.

2-) Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer, ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2016/3335 Esas 2016/6146 Karar 

Türk Medeni Kanunu’nun 25/son maddesine göre; davacı, kişilik haklarının korunması için kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 16. maddesine göre ise; haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer, ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Şu durumda, dava konusu olayda, kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddia edildiğinden zarar gören, davayı kendisinin veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde veya haksız eylemin meydana geldiği yer mahkemesinde açabilir. Bu seçeneklerden herhangi birini kullanmak, bu tür davalarda davacıya tanınmış bir haktır.

Somut olayda davacı, bu seçimlik hakkını kendi yerleşim yeri mahkemesinde kullanmıştır. Bu hakkı kullanmanın yasal dayanağı da yukarıda belirtilmiştir. Bu bakımdan işin esası incelenerek karar vermek gerekirken, yasa hükümlerine aykırı olarak yetkisizlik kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

3-) Hukuk hakimi, ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değil ise de hem ilmi, hem de kökleşmiş yargı kararlarında ceza mahkemesince belirlenen maddi olgunun hukuk hakimini bağlayacağı kabul edilmektedir. 

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2016/10596 Esas 2016/6968 Karar 

Dosya kapsamından; … 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/837 karar sayılı dosyası ile davalının davacıya karşı tehdit ve hakaret eylemlerini gerçekleştirmiş olması sebebiyle mahkumiyet hükmü kurulduğu, kararın temyiz edilmekle henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.

6098 sayılı TBK’nın 74. maddesi uyarınca hukuk hakimi, ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değil ise de hem ilmi, hem de kökleşmiş yargı kararlarında ceza mahkemesince belirlenen maddi olgunun hukuk hakimini bağlayacağı kabul edilmektedir. Dava konusu olayın özelliği sebebiyle ceza mahkemesindeki davanın kesinleşmesi beklenmeli ve tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek, yerinde olmayan gerekçe ile yazılı biçimde karar verilmiş olması, usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir