küçük düşürücü suç

Küçük Düşürücü Suç Nedeniyle Boşanma Davası

Türk Medeni Kanunu 163. madde hükmüne göre;

Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.

Yukarıdaki hükümde iki ayrı boşanma sebebi düzenlenmiştir. Bunlardan biri, küçük düşürücü suç işleme nedeniyle diğeri de haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanmadır. Bu makalemizde küçük düşürücü suç işleme nedeniyle boşanma konusu işlenecektir.

Küçük Düşürücü Suç İşleme Sebebiyle Boşanma 

Küçük düşürücü suç nedeniyle boşanma nisbi boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir. Nisbi boşanma sebebinde hakimin takdir yetkisi söz konusudur. Ayrıca küçük düşürücü suç işleme nedeniyle boşanma özel boşanma sebeplerindendir.

Eşin küçük düşürücü suç işlemesi utanç verici özelliktedir. Yapılan bu utanç verici eylem nedeniyle kişinin toplum içindeki imajı sarsılmakta bu durum da diğer eş için katlanılmaz hale gelebilmektedir. Burada çekilmezlik koşulu geçerlidir. İşlenen suç nedeniyle diğer eş için birlikte yaşamak çekilemez hale gelmelidir. Bu durum kanıtlanmalıdır. Aksi takdirde davanın reddi gerekmektedir.

Küçük düşürücü suç işleme sebebiyle boşanma kusura dayalı bir boşanma sebebidir. Akıl hastası veya ayırt etme gücünden yoksun olan eşe karşı küçük düşürücü suç sebebiyle boşanma davası açılamaz.

Küçük Düşürücü Suç İşleme Sebebiyle Boşanma Davası Açmanın Şartları 

1-) Suç İşlenmesi Gerekir – Eş bu suçu kasten işlemelidir. Taksirle işlenen suçlarda boşanma gerçekleşmez. Ayrıca hukuka uygunluk sebeplerinin bulunmaması gereklidir.

2-) Suçun Küçük Düşürücü Olması Gerekir – Eşlerden biri tarafından işlenen suçun küçük düşürücü olması gerekir. Bir suçun küçük düşürücü olup olmadığı toplumdaki anlayışa göre hakim tarafından belirlenecektir.

3-) Suçun Evlendikten Sonra İşlenmiş Olması Gerekir – Küçük düşürücü suç sebebiyle boşanma davasının açılabilmesi için bu suçun evlendikten sonra işlenmesi gerekmektedir.

Küçük Düşürücü Suçlar Nelerdir ?

1-) Uluslararası Küçük Düşürücü Suçlar 

Soykırım, insanlığa karşı suçlar, göçmen kaçakçılığı, insan ticareti gibi suçları işleyen eşe karşı küçük düşürücü suç nedeniyle boşanma davası açılabilir.

2-) Kişilere Karşı Küçük Düşürücü Suçlar 

Hayata karşı suçlar, vücut dokunulmazlığına karşı suçlar, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, işkence ve eziyet, çocuk düşürtme ve kısırlaştırma, malvarlığına karşı suçlar, özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar, hürriyete karşı suçları işleyen eşe karşı boşanma davası açılabilecektir.

3-) Topluma Karşı Küçük Düşürücü Suçlar 

Çevreye karşı suçlar, genel tehlike yaratan suçlar, kamunun sağlığına karşı suçlar, kamu güvenine karşı suçlar, genel ahlaka karşı suçları işleyen eşe karşı küçük düşürücü suç sebebiyle boşanma davası açılabilecektir.

4-) Millete ve Devlete Karşı suçlar 

Devletin güvenliğine karşı suçlar, adliyeye karşı suçlar, anayasal düzene karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçları işleyen eşe karşı küçük düşürücü suç nedeniyle boşanma davası açılabilecektir.

Dava Hakkının Ortadan Kalkması 

Suç işlemenin üzerinden anlaşılabilir ve makul bir neden olmadan uzunca bir süre geçmesi durumunda açılan boşanma davasının reddine karar verilmelidir.

Küçük düşürücü suç işlendikten sonra eşini hoşgörü ile karşılayan hareketler sergileyen eşin boşanma davası reddedilmelidir.

Küçük Düşürücü Suç Nedeniyle Boşanma Davası Tazminat 

Boşanmaya neden olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan hem maddi hem manevi tazminat isteyebilecektir.

Küçük Düşürücü Suç Nedeniyle Boşanma Davasında Süre 

Küçük düşürücü suç sebebiyle boşanma davası her zaman açılabilir. Davanın geç açılması hakkın kötüye kullanıldığını göstermez. Davanın geç açılması çekilmezlik unsuru açısından değerlendirilmelidir.

iddet süresi

İddet Müddetinin Kaldırılması Davası

İddet Ne Demek ? 

Kadın için evliliğin sona ermesi ve tekrar evlenilebilmesi için geçmesi gereken süre “iddet” olarak adlandırılır.

İddet Müddeti Nedir ? 

Boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren , kadının tekrar evlenebilmesi için üçyüz gün süre geçmesi gerekir. İşte Bu süreye “İddet Müddeti” denir. İddet süresi, bekleme süresi de aynı anlama gelmektedir.

Madde 132- (1)Evlilik sona ermişse, kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün geçmedikçe evlenemez.
(2) Doğurmakla süre biter.
(3) Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması veya evliliği sona eren eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemeleri hâllerinde mahkeme bu süreyi kaldırır.

İddet Müddetinin Kaldırılması Davası 

Soybağı karışıklığına sebebiyet vermemek amacıyla evliliği sona eren kadın için bir iddet süresi belirlenmiştir. Erkek için böyle bir bekleme süresi bulunmamaktadır. Boşanma kesinleştikten sonra erkek hemen evlenebilir.

Kadın için öngörülen iddet süresi kesin olmayan evlenme engelidir. Bu engel dava yoluyla kaldırılabilir. Bu davaya, iddet müddetinin kaldırılması davası veya bekleme süresinin kaldırılması davası denilmektedir. Eğer kadın bekleme süresinin dolmasını beklemeden veya dava açmadan evlenmişse yapılan bu evlilik geçerli bir evliliktir. İptal edilmesi mümkün değildir.

İddet süresinin kaldırılması davası Hukuk Muhakemeleri Kanunu 382. madde fıkra 2/b.4 hükmünde, çekişmesiz yargı işi olarak belirtilmiştir.

İddet Süresinin Kaldırılacağı Haller

1-) Kadının hamile olmadığının anlaşılması – Kadın önceki evliliğinden hamile olmadığının anlaşılması halinde mahkeme iddet süresini kaldıracaktır. Hakim tarafından bekleme süresinin kaldırılması için evliliği biten kadının gebe olmadığının doktor raporu ile tespit edilmiş olması gereklidir.

2-) Boşanan eşlerin yeniden birbirleriyle evlenmek istemesi – Boşanan eşler yeniden birbiriyle evlenmek istemeleri halinde hakim, evliliği biten kadın için üçyüz günlük iddet süresini kaldıracaktır.

İddet Süresinin Kaldırılması Davası Görevli Mahkeme

İddet müddetinin kaldırılması davasında görevli mahkeme Aile Mahkemesi’dir. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi, Aile Mahkemesi sıfatıyla davaya bakacaktır.

İddet Süresinin Kaldırılması Davası Yetkili Mahkeme

Bekleme süresinin kaldırılması davasında yetkili mahkeme, bu davayı açacak olan kadının yerleşim yeri mahkemesidir.

Bekleme Süresinin Kaldırılması Dilekçe Örneği 

İddet süresinin kaldırılması davasında dilekçe örneği için uzman bir boşanma avukatından danışmanlık almanızı önermekteyiz.

olağan evlenme

Olağan ve Olağan Dışı Evlenmeye İzin Davası

18 yaşını dolduran, ayırt etme gücüne sahip olan herkes evlenebilir. Ayırt etme gücüne sahip olmayanlar yaşı ne olursa olsun evlenemezler. Peki, ayırt etme gücüne sahip olup 18 yaşından küçük olan kişiler evlenebilir mi ?

Olağan Dışı Evlenmeye İzin Davası 

Türk Medeni Kanunun 124. madde 2. fıkraya göre, olağan dışı evlenme yaşı 16 dır. Hakim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple onaltı yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir. Yani 16 yaşını doldurmuş kişilerin evlenebilmesi için dava açması gereklidir.

Olağan dışı evlenmeye izin davasında görevli mahkeme Aile Mahkemesi’dir. Olağan dışı durumların takdiri Aile Mahkemesi hakimine aittir. Yetkili mahkeme ise izin isteminde bulunan kişinin yerleşim yeri mahkemesidir.

Olağan dışı evlenmeye izin davası çekişmesiz yargı işlerindendir. Bu nedenle bu dava hasımsız olarak görülmektedir.

Olağan dışı evlenmeye izin davası duruşmalı olarak yapılmalıdır. Duruşmada izin isteyen kişi mutlaka dinlenilmeli, gerekli görülürse olgunluğu konusunda uzman raporu alınmalıdır. Olağanüstü durum ve pek önemli bir sebep konusunda gösterilen deliller toplanmalı ve karar verilmelidir.

Olağan Evlenmeye İzin Davası 

Türk Medeni Kanunun 124. madde 1. fıkraya göre, olağan evlenme yaşı kadın ve erkek için 17 yaş olarak belirlenmiştir.

17 yaşını doldurmuş kişiler evlenmek için Aile Mahkemesi’nde evlenmeye izin davası açması gerekir. Yetkili mahkeme izin isteyen kişinin yerleşim yeri mahkemesidir.

Olağan evlenmeye izin davasında yasal temsilcinin mutlaka dinlenilmesi gerekir. Yasal temsilci dinlenmeden karar verilemez. Aile mahkemesi hakimi, evrak üzerinde karar veremez.

Yargıtay Kararları 

1-) Onaltı Yaşını Doldurmuş Olma Şartı, Dava Açılabilmesinin Değil, İzin Verilebilmesinin Şartıdır 

Evlenmeye izin davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Evlenmesine izin verilmesi talep edilen Gülşah, 17.03.1994 doğumlu olup, iznin verildiği tarihte on altı yaşını doldurmuştur. Yasadaki (TMK.md. 124/2) on altı yaşını doldurmuş olma şartı, dava açılabilmesinin değil, izin verilebilmesinin şartıdır. Hükmün verildiği tarih itibariyle ilgili on altı yaşını doldurduğuna göre, bu koşul gerçekleşmiştir. Bu bakımdan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteği yerinde görülmemiş, isteğin reddi gerekmiştir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2010/15102 E. – 2012/938 K.)

2-) Etrafta dedikodu çıkmışsa Erkek veya Kadının Evlenmesine İzin Verilebilir

Emine ile Ercan’ın bir yıllık nişanlı oldukları kızın 16 yaşını doldurduğu, yurtdışında olan Ercan’ın Türkiye’ye geldiğinde ailelerin bulunmadığı sırada evde birlikte kaldıkları ve etrafta dedikodu çıktığı toplanan delillerden anlaşılmaktadır. 4721 Sayılı Kanunun 124/2. maddesi koşulları oluşmakla davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. ( Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 11.11.2002)

hediye

Nişanın Bozulması Nedeniyle Hediyelerin Geri Verilmesi Davası

Türk Medeni Kanunu 122. maddesine göre; Nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların, diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri istenebilir.

Nişanın Bozulması Nedeniyle Hediyelerin Geri Verilmesi Davası 

Nişanın bitmesiyle birlikte taraflar birbirlerine vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeleri geri isteyebilecektir.

Hediyeleri Geri  İstemenin Koşulları 

  • Geçerli bir nişanlılık ilişkisinin bulunması gereklidir.
  • Geçerli bir şekilde kurulan nişanın bozulmuş olması gereklidir.
  • Hediye verilmiş olmalıdır.
  • Verilen hediye alışılmışın dışında olmalıdır.
  • Hediyelerin geri verilmesi talep edilmelidir.

Alışılmışın Dışında Hediye Nedir ? 

Nişanlanma amacıyla birbirine verilen ve maddi değer taşıyan kazandırmalara hediye denilebilir. Peki alışılmışın dışında hediye nedir ? Alışılmışın dışında hediye olabilmesi için gereken koşullar:

  • Hediye değerinin fazla olması gerekir. Örneğin; Çaydanlık normal bir değerdir. Ancak antika olan bir çaydanlık alışılmışın dışında hediye sayılabilir.
  • Hediye, örf ve adete göre alışılmamış olmalıdır.

Altın, takı ve ziynet eşyaları alışılmışın dışında hediye olarak kabul edilmektedir. Ancak nişan yüzüğü bu kapsama girmemektedir.

Başlık parası hediye sayılır mı ? Eğer başlık parası doğrudan nişanlı kişiye veya nişanlıyı temsilen anne-babası veya gösterdiği başka bir kişiye verilmişse bu hediye sayılır. Ancak başlık parası direkt olarak kızın ana ve babasına verilmişse o zaman hediye sayılmaz. Bu durumda sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istenebilecektir. (TMK 122. f.2)

Hediye, nişanlanmadan önce, nişanlanma sırasında ve nişanlanmadan sonra verilebilir.

Hediyeyi Geri İsteyebilecek Kişiler 

  • Nişanlılardan her biri
  • Nişanlıların ana ve babası
  • Nişanlıların ana ve babası gibi davrananlar

Nişanlıların birbirlerinin kan veya kayın hısımlarına verdiği hediyeler ve nişanlıların kan ve kayın hısımlarının birbirine verdikleri hediyeler alışılmışın dışında olsa bile Türk Medeni Kanunu 122/1’e göre istenemeyecektir. Örneğin; Nişanlı erkeğin amcası, nişanlı kadının amcasına alışılmışın dışında bir hediye vermişse bu hediye TMK 122’ye göre geri alınamayacaktır. Sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri alınabilecektir.

Nişanın Bozulması Hediyelerin İadesi Görevli Mahkeme

Hediyelerin İadesi davasında görevli mahkeme Aile Mahkemesi’dir. Aile Mahkemesi’nin olmadığı yerlerde görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olacaktır.

Nişanın Bozulması Hediyelerin İadesi Yetkili Mahkeme

Nişanın bozulması üzerine açılacak olan hediyelerin iadesi davasında yetkili mahkeme genel hükümlere göre belirlenecektir. Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir

Nişanın Bozulması Hediyelerin İadesi Davasını Açabilecek Kişiler

  • Nişanlıların her biri
  • Nişanlıların ana ve babası
  • Nişanlıların ana ve babası gibi davrananlar
  • Ölüm halinde ilgililerin mirasçıları

Nişanın Bozulması Nedeniyle Hediyelerin İadesi Davası Zamanaşımı 

Hediyelerin iadesi davası, nişanın bozulmasından itibaren 1 yıl içinde açılmalıdır. Aksi takdirde dava zamanaşımına uğrayacaktır.

Nişanın Bozulması Hediyelerin İadesi Dava Dilekçesi

Nişanın bozulması hediyelerin iadesi davalarında dilekçenin uzman bir avukat tarafından hazırlanması çok önemlidir. Bu nedenle uzman bir avukattan dilekçe için danışmanlık almanızı önermekteyiz.

nişanın bozulması

Nişanın Bozulması Nedeniyle Manevi Tazminat Davası

Nişanlılardan birinin haksız bir şekilde nişanı bozması veya nişan taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulduğu durumlarda mağdur tarafın bazı hakları bulunmaktadır. Bu haklar nelerdir:

  • Nişanın bozulması nedeniyle maddi tazminat davası (Makalemizi okumak için BURAYA tıklayabilirsiniz.)
  • Nişanın bozulması nedeniyle manevi tazminat davası
  • Nişanın bozulması nedeniyle hediyelerin geri verilmesi

Nişanın Bozulması Nedeniyle Manevi Tazminat Davası 

Nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı zarar gören taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat isteyebilecektir. Manevi tazminat ile manevi zararın giderilmesi amaçlanır. Manevi tazminata hükmedilebilmesi için, hukuka aykırı bir fiilin bulunması, bu fiil ile kişilik hakkının ihlal edilmesi, ihlal fiilinin kişilik değerinde objektif bir eksilmeye sebep olması ve zarar ile fiil arasında illiyet bağının bulunması gereklidir.

Manevi Tazminat İstemenin Koşulları 

  • Geçerli bir nişanlılık ilişkisinin bulunması gereklidir.
  • Geçerli bir şekilde kurulan nişanın bozulmuş olması gereklidir.
  • Manevi tazminat isteyenin kişilik hakkı saldırıya uğramış olmalıdır
  • Saldırı hukuka aykırı olmalıdır.
  • Davalı taraf kusurlu olmalıdır.

Nişanın Bozulması Manevi Tazminat Miktarı 

Nişanın bozulması nedeniyle açılan manevi tazminatta hakim uygun bir miktar tazminata hükmeder. Hükmedilen manevi tazminat, duyulan acı ve elemi dindirecek miktarda olmalıdır. Belirlenecek olan manevi tazminat, kusursuz ya da az kusurlu olan nişanlı için zenginleşme aracı olmamalıdır.

Manevi tazminat belirlenirken onun tatmin, ceza gibi boyutları göz önüne alınmalıdır. Hakim hukuka ve hakkaniyete göre karar verecektir.

Nişanın Bozulması Manevi Tazminat Görevli Mahkeme

Manevi tazminata bakmakla görevli mahkeme Aile Mahkemesi’dir. Aile Mahkemesi’nin olmadığı yerlerde görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olacaktır.

Nişanın Bozulması Manevi Tazminat Yetkili Mahkeme

Nişanın bozulması üzerine açılacak olan manevi tazminat davasında yetkili mahkeme genel hükümlere göre belirlenecektir. Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir

Manevi Tazminat İsteyebilecek Kişiler 

Manevi tazminat davası sadece nişanlılar arasında görülebilir. Kusursuz nişanlı ölmeden önce eğer manevi tazminat isteminde bulunmuşsa bu hak ölümden sonra mirasçılara geçecektir.

Nişanın Bozulması Nedeniyle Manevi Tazminat Davası Zamanaşımı 

Manevi tazminat davası, nişanın bozulmasından itibaren 1 yıl içinde açılmalıdır. Aksi takdirde dava zamanaşımına uğrayacaktır.

Nişanın Bozulması Nedeniyle Manevi Tazminat Davası Dilekçesi 

Nişanın bozulması manevi tazminat dava dilekçesinin uzman bir avukat tarafından hazırlanması çok önemlidir. Bu nedenle uzman bir avukattan dilekçe için danışmanlık almanızı önermekteyiz.

nişanın bozulması

Nişanın Bozulması Nedeniyle Maddi Tazminat Davası

Nişanlanma, farklı cinsten iki kişinin evlenme vaadiyle yaptıkları evlilik öncesi bir ön sözleşmedir. Yani, Tarafların karşılıklı olarak birbirlerine evlenme vaadinde bulunmalarıdır. Nişanlanma için belirli bir yaş sınırı bulunmamaktadır. Tarafların, ayırt etme gücüne sahip olması nişanlılık için yeterlidir.

Nişanlılardan birinin haksız bir şekilde nişanı bozması veya nişan taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulduğu durumlarda mağdur tarafın bazı hakları bulunmaktadır. Bu haklar nelerdir:

  • Nişanın bozulması nedeniyle maddi tazminat davası
  • Nişanın bozulması nedeniyle manevi tazminat davası
  • Nişanın bozulması nedeniyle hediyelerin geri verilmesi

Nişanın Bozulması Nedeniyle Maddi Tazminat Davası 

Nişanlılardan biri haklı bir sebep olmadan nişanı bozduğu veya nişan taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulduğu takdirde; kusuru olan taraf, diğerine dürüstlük kuralları çerçevesinde ve evlenme amacıyla yaptığı harcamalar ve katlandığı maddi fedakarlıklar karşılığında uygun bir maddi tazminat vermekle yükümlü olacaktır.

Maddi Tazminat İstemenin Koşulları 

  • Geçerli bir nişanlılık ilişkisinin bulunması gereklidir.
  • Geçerli bir şekilde kurulan nişanın haklı bir sebep olmadan veya taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulmuş olması gerekir.
  • Davacı kişinin bir zararı bulunmalıdır.

Davacının zararından söz edebilmek için aşağıdaki hallerden en az biri gereklidir:

  • Katlandığı maddi bir fedakarlık varsa ( işinden ayrılma, işini değiştirme, taşınmaz veya taşınırlarını satma vb..)
  • Yapılan harcamalar evlenme amacıyla olmalıdır. ( Birlikte oturulacak evin kiralanması, ev eşyaları alınması, evin tadilatının yapılması vb..)
  • Nişan giderlerinin bulunması ( Nişan salonu kiralama, davetiye basma vb.. )

Nişanın Bozulması Maddi Tazminat Miktarı 

Davacı tarafın, kusurlu olan taraftan isteyeceği tazminat menfi zararın karşılanmasıdır. Yani, nişan olmasaydı uğranılmayacak olan parasal zararlar istenebilir. Maddi tazminat davasında davacı taraf davasını kanıtlarsa hakim uygun bir tazminata hükmeder.

Hakim, maddi tazminatı belirlerken tazminatın indirilmesi gereken tüm durumları göz önünde bulunduracaktır. Maddi tazminat isteminde davacı tüm zarar kalemlerini ayrı ayrı göstermeli ve istediği miktarları da açıkça yazmalıdır.

Nişanın Bozulması Maddi Tazminat Görevli Mahkeme

Maddi tazminata bakmakla görevli mahkeme Aile Mahkemesi’dir. Aile Mahkemesi’nin olmadığı yerlerde görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olacaktır.

Nişanın Bozulması Maddi Tazminat Yetkili Mahkeme

Nişanın bozulması üzerine açılacak olan maddi tazminat davasında yetkili mahkeme genel hükümlere göre belirlenecektir. Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir

Maddi Tazminat İsteyebilecek Kişiler 

  1. Kusursuz olan nişanlı
  2. Kusursuz nişanlının anne ve babası
  3. Kusursuz nişanlının kayın hısımları

Nişanın Bozulması Nedeniyle Maddi Tazminat Davası Zamanaşımı 

Maddi tazminat davası, nişanın bozulmasından itibaren 1 yıl içinde açılmalıdır. Aksi takdirde dava zamanaşımına uğrayacaktır.

tarım arazisi miras

Tarım Arazisi Miras Paylaşımı

Mirasbırakanın vefat etmesinden sonra mirasçılar, mirası paylaşmakta çoğunlukla anlaşmazlığa düşerler. Özellikle miras kalan şey tarım arazisi ise bu anlaşmazlık artmaktadır.

Tarımsal arazilerin paylaşılması, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nda özel olarak yer almıştır. Bunun nedeni ise tarım arazilerinin bölünerek küçülmelerini engellemek ve araziyi kullanmaya ehil olan mirasçıya vermek amaçlanmıştır.

Tarım Arazisi Miras Paylaşımı

Tarımsal arazilerin paylaşılması problemi birden fazla mirasçının söz konusu olduğu ve bu mirasçıların kendi aralarında anlaşamadığı durumlarda gerçekleşir. Terekedeki tarımsal arazilerin paylaşılmasında Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu (TKAKK) 8/B-1 madde hükümleri uygulanır.

Kanun koyucu, tarım arazilerinin paylaşılması konusunda azami bir süre belirlemiştir. Bu süre 1 yıldır. Mirasın açılmasından itibaren bir yıl içinde, tarım arazisi mirasçılardan birine ya da üçüncü bir kişiye devredilmemesi veya dava açılmaması halinde TKAKK 8/Ç gereği, tarım arazisinin mirasçılardan birine veya üçüncü bir kişiye devri konusunda yetkili kurum Tarım ve Orman Bakanlığı olacaktır.

Mirasçıların Tarım Arazisini Paylaşması 

Mirasçılar, oybirliği ile anlaşarak miras kalan tarım arazisini diledikleri gibi paylaşabilecektir. Mirasçılar arasında anlaşma olmaması halinde ise TKAKK hükümleri uygulanacaktır. Mirasçılar, tarımzal araziyi bir mirasçıya devredebilecekleri gibi üçüncü bir kişiye de devredebilirler. Mirasçıların birlikte anlaşarak tarımsal araziyi devredeceği kişide tarımsal faaliyeti yürütmeye ehil olması durumu aranmaz.

Tarım arazisi, TKAKK ekli listesinde belirtilen asgari büyüklüğün altına düşmemek koşuluyla bölünebiliyorsa, tarım arazisinin aynen paylaşılması imkanı da olacaktır.

Mirasçılar, aralarında yazılı olarak da anlaşarak tarımsal arazinin özgüleneceği mirasçıyı belirlemesi de mümkündür. Bu durumda Türk Medeni Kanunu 676. madde uygulanacaktır.

Paylaşma sözleşmesi
Madde 676- Mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması veya aralarında yapacakları paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlar.
Paylaşma sözleşmesiyle mirasçılar, tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kabul edebilirler.
Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.

Sözleşme yapıldıktan sonra mirasçılar tarım arazisinin devrinden kaçınırsa, ilgili mirasçı tescile zorlama davası (TMK m. 716) açarak, tarımsal arazinin mülkiyetinin hükmen geçirilmesini talep edebilir.

Tarımsal Arazinin Üçüncü Kişiye Devri 

Mirasçıların tümü birlikte anlaşarak, tarım arazisini üçüncü bir kişiye devredebilir. Üçüncü kişi gerçek kişi olabileceği gibi tüzel kişi de olabilecektir. Devredilecek kişinin tarımsal faaliyeti yürütmeye ehil olması da gerekmez. Bölünme imkanı olmayan arazilerin tek parça halinde devredilmesi gerekir.

Tarım Arazisinin Dava Yoluyla Mirasçılara Paylaştırılması 

Mirasçıların anlaşmaması ve mirasçılardan birinin 1 yıl içinde dava açmaması halinde, TKAKK 8/Ç hükmü gereğince, tarımsal arazinin ehil mirasçıya, ehil mirasçı olmaması halinde en yüksek fiyatı veren istekli mirasçıya devrinin gerçekleşmesi için Tarım ve Orman Bakanlığı’na dava açma yetkisi verilmiştir.

Tarımsal Arazinin Özgülenmesi Davası 

Tarımsal arazinin özgülenmesi davası mirasbırakanın son yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesi’nde açılmalıdır. Davanın mirasçılardan birinin veya Bakanlığın açmasında herhangi bir fark bulunmamaktadır.

bilişim

Bilişim Sistemine Girme Suçu ve Cezası

Bilişim, kısaca, “teknoloji ve bilgi kullanılarak üretilen sonuçlar” olarak tanımlanabilir. Bilgi ve hesaplamayı bir araya getiren bilim dalıdır. Bilişimin birkaç yönü vardır; bilgisayar yazılımı ve donanımı, bilgisayar kullanıcısı vb..

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte bilişim alanında işlenen suçlarda da artış görülmüştür. Bu nedenle Türk Ceza Kanunu’na da bilişim ile ilgili maddeler de eklenmiştir.

Bilişim sistemine girme suçu, Türk Ceza Kanunu 243. maddesinde düzenlenmiştir.

Bilişim Sistemi Nedir ?

Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tabi tutma
olanağını veren manyetik sistemlerdir.

Bilişim Sistemine Girmek Nedir ?

Bilişim sisteminin oluşturduğu yazılıma, programa girilmesi durumudur. Bilişim sistemine girme durumu, ağ aracılığıyla olabileceği gibi, doğrudan bilişim sisteminin bulunduğu cihaza fiziksel olarak müdahale etme şeklinde de gerçekleşebilir.

Bilişim Sistemine Girmenin Cezası 

Madde 243- (1) Bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına, hukuka aykırı olarak giren veya orada kalmaya devam eden kimseye bir yıla kadar hapis veya adli para cezası verilir.
(2) Yukarıdaki fıkrada tanımlanan fiillerin bedeli karşılığı yararlanılabilen sistemler hakkında işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranına kadar indirilir.
(3) Bu fiil nedeniyle sistemin içerdiği veriler yok olur veya değişirse, altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(4) Bir bilişim sisteminin kendi içinde veya bilişim sistemleri arasında gerçekleşen veri nakillerini, sisteme girmeksizin teknik araçlarla hukuka aykırı olarak izleyen kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Bilişim Sistemine Girme Şikayet 

Bu suçun işlenmesi halinde soruşturma ve kovuşturma re’sen yapılacaktır.

Bilişim Sistemine Girme Suçu Görevli Mahkeme 

Bilişim sistemine girme suçunda görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi’dir.

Bilişim Sistemine Girme Örnekleri

  • İzinsiz bir şekilde bir başkasına ait olan mail hesabına girmek,
  • Facebook adresine bilgisi ve rızası olmaksızın girmek,
  • Bir başkasına ait twitter hesabına ondan izinsiz girmek,
  • İnternet bankacılığı hesabına izinsiz girilmesi,

Bilişim Sistemime İzinsiz Giriş Yapıldı Ne Yapmalıyım ? 

Bilişim sisteminize izinsiz bir şekilde girildiğini anladığınız an öncelikle önünüze çıkabilecek olumsuzluklara karşı önlem almanız gerekmektedir. Örneğin; mobil bankacılığınıza girildiğini anladığınız an bankayı arayıp gerekli önlemleri almalısınız. Daha sonra uzman bilişim avukatına danışmanızı önermekteyiz.

şantaj

Şantaj Suçu ve Cezası

Bir kimseyi, bir şeyi yapmaya veya yapmamaya zorlamanın özel bir şekli olan şantaj suçu TCK’ nın 107. maddesinde ele alınmıştır.

Şantaj Ne Demek ?

Şantaj, herhangi bir çıkar sağlamak amacıyla bir kimseyi, kendisiyle ilgili karalatıcı, lekeleyici veya gözden düşürücü bir haberi yayma veya açığa çıkarma tehdidiyle korkutma” anlamına gelmektedir.

Şantaj Suçu Nedir ?

Bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlamak, şantaj suçunu oluşturur.

Şantaj Cezası 

Şantaj suçunun cezası Türk Ceza Kanunu 107. maddesinde belirtilmiştir.

Madde 107- (1) Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
(2) Kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulması halinde de birinci
fıkraya göre cezaya hükmolunur.

Şantaj Suçu Şikayetten Vazgeçme

Şantaj suçu şikayete tabi midir ? Şantaj suçu şikayete tabi suçlardan değildir. Bu nedenle mağdur kişi şikayet etmezse bile adli makamlar suçu haber alır almaz gerekli soruşturmayı ve kovuşturmayı re’sen yürütmelidir.

Mağdur kişi sonradan şikayetinden vazgeçse dahi açılmış olan soruşturma veya kovuşturma devam edecektir. Bu nedenle şantaj suçlarında şikayetçi olmadan önce uzman bir ceza avukatına danışmanızı önermekteyiz.

Şantaj Suçu Uzlaşmaya Tabi Mi ?

Şantaj suçu uzlaşmaya tabi bir suç değildir. Bu nedenle soruşturmadan önce veya sonra uzlaştırma kurumu devreye girmeyecektir.

Şantaj Suçu Memurluğa Engel Mi ?

Kasten işlenen bir suçtan dolayı 1 yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkum olan kişi memuriyete kabul edilemez. (657 sayılı kanun m.48/5)

Kasten işlenen bir suçtan 1 yıl veya daha fazla hapis cezasının memuriyet görevi sırasında işlenmesi halinde, kişinin memuriyet görevi sona erer.

Eğer şantaj suçundan 1 yıl veya daha fazla hapis cezası alınırsa bu durum memurluğa engel oluşturacaktır.

Bana Şantaj Yapılıyor Ne Yapabilirim ?

Öncelikle belirtmek gerekir ki, ne olursa olsun ne hata yaparsanız yapın hiçbir zaman şantajcıya boyun eğmemeniz gerekir. Boyun eğdiğiniz durumlarda, şantaj yapan kişi, sizi zor duruma düşürdüğünü düşünür ve her zaman sizden daha fazlasını isteyecektir. Bu nedenle bu kişiler karşısında öncelikle kendinizden emin ve güçlü durmanızı öneririz.

Bu konuda atacağız en önemli adım uzman bir ceza avukatına danışmanız olacaktır. Olayın tamamını hiç çekinmeden anlatmanız gerekmektedir. Elinizdeki tüm delilleri de beraberinizde getirerek işinizi kolaylaştırabilirsiniz.

Eski Sevgilimin Elinde Çıplak Fotoğrafım Var ve Bana Şantaj Yapıyor ?

Özellikle teknolojinin gelişmesiyle birlikte sosyal medya aracılığıyla işlenen şantaj suçu artmaya başlamıştır. Özellikle sevgili iken birbirine müstehcen fotoğraflar atan kişiler, ayrıldıktan sonra bu fotoğrafları şantaj olarak kullanmaya başlayabiliyorlar. Eski sevgilinin elinde bulunan çıplak fotoğraf veya çıplak video sebebiyle taraflardan biri mağdur olmakta diğer tarafta çıkar sağlayarak şantaj suçunu işlemektedir.

Bu gibi durumlarda hiç vakit kaybetmeden uzman bilişim avukatına danışmanız gerekmektedir. Böyle bir durumla karşı karşıya kaldığınızda bizimle İLETİŞİME geçebilirsiniz.

İnternette Konuştuğum Birine Çıplak Fotoğrafımı Yolladım ve Bana Şantaj Yapıyor Ne Yapabilirim? 

Vakit kaybetmeksizin uzman bilişim avukatına danışmanız gerekmektedir. Elinizdeki delilleri silmemeniz ve avukatla paylaşmanız gerekir.

Şantaj Suçu Şikayet Dilekçesi 

Şikayet dilekçesinin hazırlanması sanıldığı kadar kolay değildir. Dilekçenin düzgün bir şekilde doldurulması gerekir. Olayın anlatış şekli, failin varsa bilgileri gibi detaylar atlatılmamalıdır.

Şantaj Suçu Savunma Dilekçesi 

Şantaj suçu savunma dilekçesinin hazırlanması uzmanlık gerekmektedir. Bu nedenle uzman bir ceza avukatından yardım almanızı önermekteyiz.

geçerli sebeple fesih

İş Sözleşmesinin Geçerli Sebeple Feshi

Geçerli Sebep Nedir ?

İş Kanunumuzda sayılan haklı nedenler kadar ağır olmayan ancak iş sözleşmesinin devam ettirilmesini güçleştiren nedenlere “geçerli sebep” denilebilir.

Geçerli nedenle fesih kavramı 4857 sayılı İş Kanunumuzla düzenlenmiştir. Bu kavramın kanunumuza girmesinden önce işverenler sadece haklı nedenle fesih sebeplerine dayanarak işçiyi işten çıkartabiliyordu.

Geçerli Sebeple Fesih Nedenleri 

İş Kanunumuzda 18. maddede geçerli sebebe dayanılarak iş sözleşmesinin feshinden bahsedilmiş olmasına rağmen bu sebepler açıkça belirtilmemiştir. Kanun koyucu, bu maddenin düzenlenmesinde hangi nedenlerin geçerli sebeple fesih oluşturmayacağını belirtmiştir.

Feshin geçerli sebebe dayandırılması
Madde 18 – Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. Yer altı işlerinde çalışan işçilerde kıdem şartı aranmaz.

Altı aylık kıdem hesabında bu Kanunun 66 ncı maddesindeki süreler dikkate alınır.

Özellikle aşağıdaki hususlar fesih için geçerli bir sebep oluşturmaz:
a) Sendika üyeliği veya çalışma saatleri dışında veya işverenin rızası ile çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlere katılmak.
b) İşyeri sendika temsilciliği yapmak.
c) Mevzuattan veya sözleşmeden doğan haklarını takip veya yükümlülüklerini yerine getirmek için işveren aleyhine idari veya adli makamlara başvurmak veya bu hususta başlatılmış sürece katılmak.
d) Irk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri, hamilelik, doğum, din, siyasi görüş ve benzeri nedenler.
e) 74 üncü maddede öngörülen ve kadın işçilerin çalıştırılmasının yasak olduğu sürelerde işe gelmemek.
f) Hastalık veya kaza nedeniyle 25 inci maddenin (I) numaralı bendinin (b) alt bendinde
öngörülen bekleme süresinde işe geçici devamsızlık.

İşçinin altı aylık kıdemi, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler
birleştirilerek hesap edilir. İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde,
işyerinde çalışan işçi sayısı, bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir.

Geçerli Sebeple Fesih Kıdem Tazminatı

İşverenin geçerli sebeple işçinin iş sözleşmesini feshederse işçiye kıdem tazminatı ödemek zorundadır.

Geçerli Sebeple Fesih İhbar Tazminatı

İşverenin geçerli sebeple işçinin iş sözleşmesini feshederse işçiye ihbar süresi bildirilmeli veya ihbar tazminatı ödenmelidir.

Geçerli Sebeple Fesih ve Haklı Nedenle Fesih Arasındaki Farklar

  • Haklı nedenle fesih hükümleri İş Kanunu kapsamındaki bütün işyerleri için geçerli iken, geçerli nedenle fesih iş güvencesi kapsamındaki 30 kişi ve üzeri çalışanı bulunan işyerleri için geçerlidir.
  • Haklı sebeple fesihte ihbar tazminatı almak ya da vermek söz konusu olmayacaktır ve fesih 25. maddeye dayanıyorsa kıdem tazminatı da yoktur. Ancak geçerli sebeple fesihte, ihbar tazminatı da kıdem tazminatı da ödenmesi gerekir.