çocukların cinsel istismarı suçu

Çocukların Cinsel İstismarı Suçu ve Cezası

Cinsel İstismar Nedir ?

TDK’ya göre istismar, birinin iyi niyetini kötüye kullanma, sömürme, yararlanma olarak tanımlanır. Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinde ise; “istismar” küçük ve savunmasız durumunda olan çocuğun bedenine yönelik cinsel duygularla her türlü cinsel saldırı anlamında kullanılmaktadır.

Okumaya devam et

nafaka hesaplama

Nafaka Hesaplama

Nafaka Nedir ?

Boşanma sürecinde ve boşanmasının kesinleşmesi neticesinde çocuk ve maddi durumu kötüleşen eşe yapılan maddi yardıma “Nafaka” denir.

Nafaka Türleri 

Türk hukuk sistemine göre nafaka türleri nelerdir ? Türk hukuk sistemine göre nafaka türleri; tedbir nafakası, iştirak nafakası ve yoksulluk nafakası ve yardım nafakasıdır.

Nafaka Yasası Son Durum 2021 

Türk Medeni Kanunu 175. maddeye göre, Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.

Maddede geçen “süresiz” kelimesi nedeniyle birçok kişi mağdur olmaktadır. Boşanmalarına rağmen yıllarca nafaka ödemeye devam eden kişi sayısı pek de azımsanacak değildir. Son zamanlarda çıkan nafaka tepkisinden sonra nafaka için yeni bir düzenleme yapılması planlanıyordu. Ancak şuan için nafaka ile ilgili yeni bir düzenleme çalışması bulunmamaktadır.

Süresiz Nafaka Mağdurları Platformu üyeleri, mağduriyetlerinin giderilmesi için yasal düzenleme yapılmasını istiyor, bu doğrultuda seslerini duyurmaya çalışıyor. Yeni nafaka düzenlemesi yapılarak süresiz nafaka konusunun çözüme kavuşturulması, adaletin sağlanması bekleniyor.

Nafaka Miktarı Nasıl Belirlenir ?

Asgari ücret alan biri ne kadar nafaka öder ? 5000 TL maaş alan biri ne kadar nafaka öder ? Nafaka avukatı olarak karşılaştığımız en sık sorulardan bazıları da bunlardır. Maaşını belirten kişi ne kadar nafaka ödeyeceğini bilmek ister.

Kanunda nafaka miktarının alt ve üst sınırı belirlenmemiştir. Boşanma davasında nafaka belirlenirken mahkeme araştırma yapmak zorundadır. Tarafların ekonomik ve sosyal durumları araştırılacaktır. Kişilerin aylık kazancı, malvarlıkları nafakanın belirlenmesinde en önemli etkenlerdir. Asgari ücret alan bir kişi bile nafaka ödemek zorunda kalabilir.

Nafaka Hesaplama Programı Var Mı ? 

Kanunda belirli bir nafaka miktarından bahsedilmediği için nafaka hesaplama programı bulunmamaktadır. Çünkü hakim, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre karar verecektir.

Nafaka Artış Oranı 

Mahkeme tarafından boşanma kararında nafakanın önümüzdeki yıllarda yeniden hükme gerek kalmaksızın TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) tarafından belirlenecek ÜFE artış oranında arttırılması kararı verildiyse bu durumda nafakanın bağlandığı ve başlatıldığı tarih esas alınarak her yıl aynı ayda olmak üzere TÜİK tarafından belirlenecek ÜFE artış oranında geçerli nafaka miktarının arttırılması gerekmektedir. Eğer başka bir karar verilmediyse bu karara göre nafaka artırımı yapılmaktadır. Bu durumda nafaka artırım davası açılmalıdır.

anlaşmalı boşanma avukatı

Anlaşmalı Boşanma Avukatı

Eşlerin karşılıklı anlaşarak evlilik birliğini sonlandırmak istemelerine “Anlaşmalı boşanma” denmektedir. Evlilik birliğini en hızlı ve daha az masrafla bitirmenin yolu anlaşmalı boşanmadır. Eşlerden hangisinin kusurlu olduğu anlaşmalı boşanmada önemli değildir. Anlaşmalı boşanmada, boşanma nedeni evlilik birliğinin temelden sarsılması nedenine dayanmaktadır. Tarafların artık evlilik birliğini sürdüremeyecek olduğu anlamına gelmektedir.

Okumaya devam et

soybağının reddi davası

Soybağının Reddi Davası

Soybağı, çocuğun baba ve anası ile olan doğal bağı” olarak tanımlanabilir. Çocuk ile anne arasındaki soybağı “doğum” veya “evlat edinme” yoluyla oluşmaktadır. Baba ile çocuk arasındaki soybağı ise, “anne ile evlilik”, “tanıma”, “evlat edinme” ve “hakim kararı” ile oluşur.

Anne ve çocuk arasındaki soybağı doğum ile kolayca tespit edilebilmektedir. Ancak baba ile çocuk arasındaki soybağı kolayca tespit edilmemektedir. Bilimsel yollarla yapılan tespitler neticesinde soybağı tespit edilebilir. Ancak babanın tam olarak tespit edilebilmesi için biyolojik babanın teste katılması gerekmektedir. Kanunumuz, babanın kim olduğunun tespitindeki zorlukları, “babalık karinesi” yoluyla çözmeye çalışmıştır. Karine vasıtasıyla anneyle evli olan kişi ile çocuk arasında soybağı kurulmaktadır.

Soybağının reddi için “babalık karinesi” nin çürütülmesi gerekir. Bu da ancak soybağının reddi davası ile olacaktır. Yani çocuk ile baba arasındaki soybağının kaldırılması sadece soybağının reddi davası ile mümkündür.

TMK 285. madde gereği, evlilik içinde veya evliliğin bitiminden itibaren 300 gün içinde doğmuşsa, çocuğun babası soybağı ile bağlı olduğu kocadır.

Soybağının Reddi Davası

Soybağı ile ilgili davalar kamuyu ilgilendiren ve kamu yararı bulunan davalardır. Bu nedenle hakimin re’sen araştırma ilkesi geçerlidir. Bu ilke doğrultusunda hakim, maddi olguları re’sen araştırabilecek ve delilleri serbestçe takdir edebilecektir. Davanın tarafları, sağlık açısından risk teşkil etmeyen araştırma ve incelemelere rıza göstermek zorundadırlar. Eğer taraf bu incelemeye rıza göstermezse hakim durum ve koşullara göre kişi aleyhine karar verebilecektir.

Soybağının Reddi Davasında Görevli Mahkeme

Soybağının reddi davasında görevli mahkeme Aile Mahkemeleridir. Aile Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir.

Soybağının Reddi Davasında Yetkili Mahkeme

Soybağının reddi davalarında yetkili mahkeme taraflardan birinin dava veya doğum sırasındaki yerleşim yeridir.

Soybağının Reddi Davasını Kimler Açabilir ?

Türk Medeni Kanunu (TMK) 286. maddesine göre, soybağının reddi davası açma hakkı koca ve çocuğa verilmiştir. TMK 291. maddeye göre de, biyolojik babanın da dava açma hakkı vardır. Biyolojik baba, baba olduğunu iddia eden kişidir.

Soybağının Reddi Davası Kimlere Açılır ?

Soybağının reddi davası koca tarafından anne ve çocuğa karşı açılacaktır. Söz konusu davada anne ve çocuk arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır. Kocanın sadece çocuğa veya sadece anneye dava açması halinde davanın reddi gerekecektir. Anne ya da çocuktan birinin ölmesi durumunda dava sadece sağ kalan kişiye açılabilir. Hem anne hem de çocuğun ölmesi durumunda mirasçılarına dava açılabilecektir.

Çocuk ya da atanan kayyım tarafından açılacak olan davada ana ve koca davalı olarak gösterilir. Ana ve koca zorunlu dava arkadaşı olacaktır.

Genetik baba olduğunu iddia eden kişi tarafından dava açılması halinde, “ana, çocuk ve koca” davalı olarak gösterilecektir.

Soybağının Reddi Davasının Sonucunda Çocuğun Durumu

Soybağının reddi davasının sonucunda koca ile çocuk arasındaki soybağının kalkmasıyla birlikte, çocuk “evlilik dışında doğmuş çocuk” statüsüne geçecektir. Ancak önemle belirtmek gerekir ki soybağının reddi davasının kabul edilmesiyle birlikte, çocuk ve biyolojik baba arasında soybağı kendiliğinden kurulmayacaktır. Soybağının kurulması için biyolojik babanın “tanıma” yoluyla çocuk ile soybağı kurulacaktır. Başka bir yol ise babalık davası açılması ile soybağı gerçekleşebilir.

Soybağının reddi kararı, çocuk ile koca arasındaki soybağı ilişkisini geçmişe etkili olarak ortadan kaldıracaktır. Bu nedenle, soybağı ilişkisine bağlı olarak eğitim ve bakım giderleri ve nafaka yükümlülüğü ortadan kalkacaktır.

Soybağının Reddi Davasında Hak Düşürücü Süre

Türk Medeni Kanunu 289. maddesine göre; Koca, davayı, doğumu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkek ile cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl içinde açmak zorundadır.
Çocuk ise, ergin olduğu tarihten başlayarak en geç bir yıl içinde dava açmak zorundadır. Gecikme haklı bir sebebe dayanıyorsa, bir yıllık süre bu sebebin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar

Soybağının Reddi Davasında DNA Testi Ücreti 

Adli Tıp Kurumu tarafından yapılacak olan DNA test ücreti için BURAYA göz atabilirsiniz.

Boşanma Sebepleri

Boşanma davası açan tarafın olumlu sonuç alabilmesi için Türk Hukuk sistemine göre boşanma sebeplerinden birine veya birkaçına dayanmalıdır. Boşanma sebepleri sayılı bir şekilde Medeni Kanunu’muzda belirtilmiştir. Boşanma sebepleri Mutlak boşanma sebepleri ve nisbi boşanma sebepleri olarak ikiye ayrılmaktadır. Ayrıca bazı boşanma sebepleri özel boşanma sebepleri ve genel boşanma sebepleri olarak da ayrılmaktadır.

Mutlak Boşanma Sebepleri

Mutlak boşanma sebebinin davada ispat edilmesi durumunda hakimin boşanma kararı vermesinde takdir yetkisi yoktur. Söz konusu evliliğin çekilmez hale gelip gelmediği konusu araştırılmayacaktır. Mutlak sebep ispatlandığı zaman hakim tarafların boşanmasına karar vermelidir. Mutlak boşanma sebepleri hangileridir ?

Zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, terk, eşlerin anlaşması veya eylemli ayrılık sebepleri mutlak boşanma sebeplerindendir.

Zina nedeniyle boşanma hakkında detaylı bilgi için MAKALEMİZE bakabilirsiniz.

Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma için MAKALEMİZE bakabilirsiniz.

Nisbi Boşanma Sebepleri

Nisbi boşanma sebebinde ise hakimin takdir yetkisi bulunmaktadır. Bu takdir yetkisi de söz konusu evliliğin çekilmez hale gelip gelmediği konusu ile ilgilidir. Nisbi boşanma sebepleri hangileridir ?

Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, akıl hastalığı ve evlilik birliğinin sarsılma nisbi boşanma sebeplerindendir.

Özel Boşanma Sebepleri 

Özel boşanma sebepleri, kanunda belirtilen bir olguya dayanılan boşanma sebepleridir. Özel boşanma sebepleri hangileridir ?

Zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, akıl hastalığı, terk özel boşanma sebepleridir.

Genel Boşanma Sebepleri 

Genel boşanma sebepleri, belirli bir olguya dayanmayan sebeplerdir. Önceden belirlenmesi mümkün olmayan bir olay sebebiyle evlilik birliği temelinden sarsılmaktadır ve bu durum, eşlerden ortak hayata devam etmeleri beklenemez bir derecededir Genel boşanma sebepleri hangileridir ?

Türk Medeni Kanunu 166. maddeye göre, evlilik birliğinin temelden sarsılması, anlaşmalı boşanma ve ortak hayatın kurulamaması durumları genel boşanma sebepleridir.

Anlaşmalı boşanma ve ortak hayatın kurulamaması durumlarında; evlilik birliğinin sarsılmış olduğu kabul edilir. Yani bu hallerde evlilik birliğinin sarsılmış olduğu varsayımı vardır. Bunun anlamı şudur: Türk Medeni Kanunu 166. madde 1 ve 2 fıkraları uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle açılan bir boşanma davasında evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olay ve temelden sarsılmanın varlığı davacı tarafından ispatlanmalıdır.  Buna karşılık diğer hallerde (MK 166/3 ve 4) sadece kanunun aradığı şartların gerçekleştiğinin ispat edilmesi yeterlidir. Kanun bu hallerde bir varsayım öngördüğü için ayrıca evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olduğunu ispat etmeye gerek yoktur.

Muris Muvazaası Davası

Muvazaa Nedir ?

İki tarafın, gerek yanlışlıkla gerekse sözleşmedeki gerçek amaçları gizleme durumuna “Muvazaa” denir. Muvazaanın iki türü vardır :

1-) Mutlak Muvazaa – Tarafların, üçüncü kişileri aldatmak amacıyla gerçek iradelerine uymayan, aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan bir durum yaratmak için anlaşarak sözde bir sözleşme yapmalarına denir.

2-) Nisbi Muvazaa – Taraflar iradelerine uygun olarak yaptıkları sözleşmeyi iradelerine uymayan görünüşteki bir sözleşme ile gizlemesi durumudur.

Muris Muvazaası Nedir ? 

Mirasbırakanın, mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmayı hedefleyen, gerçek amacını gizleyen, gerçekte bağışlamak istediği taşınmazı tapuda satış olarak göstermesi durumuna “muris muvazaası” denir. Muris muvazaasında miras bırakan mirasçılarını aldatma kastıyla hareket etmektedir.

Toplumda mirasçıdan mal kaçırma olarak da bilinmektedir. Muris muvazaası, Türk Borçlar Kanunu m. 19’da düzenlenen nispi muvazaanın özel bir uygulaması olarak gelişmiş, miras hukukuna özgü bir muvazaadır.

Muris muvazaasında miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için asıl amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda devretmektedir.

Muris Muvazaası Kabul Olmayan Haller ?

  • Ölüme Bağlı Tasarruflar – Muvazaa, iki taraflı işlemler için söz konusudur. Tek taraflı irade beyanı olan ölüme bağlı tasarruflarda muvazaadan söz edilemez.
  • İntifa Hakkı Tesisi – Belli bir kişi yararına sınırlı bir zaman için tesis edilen intifa hakkı işlemi muvazaalı işlem sayılmaz.
  • Satın Alma – Miras bırakanın bedelini ödeyerek satın aldığı taşınmazı başkası adına kaydettirmesi durumunda muvazaadan söz edilemez.
  • Bağış – Tapuda yapılan bağış işleminde muvazaadan söz edilemez.

Muris Muvazaası Tapu İptali ve Tescil Davası

Miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar, murisin muvazaası nedeniyle Türk Borçlar Kanunu 18. maddeye dayanarak söz konusu taşınmaz veya taşınmazların tapuda iptali ve tescili için dava açabilirler.

Muris Muvazaası Tapu İptali ve Tescil Davasında Görevli Mahkeme

Muris muvazaası nedeniyle açılarak olan tapu iptali ve tescil davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi’dir.

Muris Muvazaası Tapu İptali ve Tescil Davasında Yetkili Mahkeme

Muris muvazaası nedeniyle açılarak olan tapu iptali ve tescil davalarında yetkili mahkeme HMK 13. maddesi kesin yetki kuralına göre taşınmazların bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Örneğin; Bakırköyde bulunan bir ev için dava açılacaksa görevli ve yetkili mahkeme Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi’dir.

Muris Muvazaası İspat

Mirasçılar, muvazaalı işleme taraf olmadıklarından dolayı muvazaayı her türlü delille ispat edebilirler.

Muris Muvazaası Davasında Zamanaşımı 

Muvazaalı sözleşme baştan itibaren geçersiz olup, ileri sürülmesi için herhangi bir zamanaşımı süresi söz konusu değildir. Bu nedenle istenildiği zaman dava açılabilecektir.

Muris Muvazaası Yargıtay Kararı 

1-) Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Esas: 2014/16648, Karar: 2016/4755, Karar Tarihi: 19.04.2016
“…miras bırakanın dava konusu taşınmazı temlikinde gerçek irade ve amacının davacılardan mal kaçırma olmadığı, çocuğu olmayan eşini korumaya almak olduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan akitte
gösterilen bedel ile gerçek bedel arasındaki farkın tek başına muvazaanın kanıtı sayılamayacağı da açıktır.

2-) Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Esas: 2016/798, Karar: 2016/4844, Karar Tarihi: 20.04.2016
“… davalının 12 yıl süre ile muris ile birlikte yaşadığı, tanık beyanlarına göre murisin ölene kadar bakımının davalı tarafından yapıldığı, bakım karşılığı olarak dava konusu yerlerin davalıya devredildiği anlaşılmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki; satışa konu edilen bir malın devrinin belirli bir semen karşılığında olacağı kuşkusuzdur. Semenin bir başka ifade ile malın bedelinin ise mutlaka para olması şart
olmayıp belirli bir hizmet ya da emek de olabileceği kabul edilmelidir. … miras bırakanın dava konusu taşınmazdaki payını temlikinde gerçek irade ve amacının diğer mirasçılardan mal kaçırma olmadığı, yıllardır kendisi ile ilgilenen, bakımını yapan (eşine) duyduğu minnet sonucu devri yaptığı sonucuna varılmaktadır.”

trafik kazası avukatı

Trafik Kazası Avukatı

Ülkemizde her gün yüzlerce trafik kazası meydana gelmektedir. Bu kazalardan bazıları ölümle, bazıları da yaralanmalı olarak sonuçlanabilmektedir. Kişilerin yara almadan sadece araçta hasar meydana gelmesi sonucu da olabilmektedir. Bunlara maddi hasarlı trafik kazası denir. Yaşanan trafik kazası neticesinde mağdur kişinin çeşitli hakları olabilmektedir. Bunlara kısaca bakacak olursak ;

  • Eğer meydana gelen trafik kazası ölümle sonuçlanmışsa, ölen kişinin yakınları destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebinde bulunabilecektir.
  • Trafik kazası sonucunda yaralanma gerçekleşmişse, mağdur kişi sürekli maluliyet tazminatı (sürekli iş göremezlik) , geçici maluliyet tazminatı, geçici bakıcı gideri, manevi tazminat ve kaza dolayısıyla harcanan masraf için maddi tazminat talebinde bulunabilir.
  • Trafik kazasında kişilerin herhangi bir yara almaması ama araçta hasar meydana gelmesi durumunda, mağdur kişi maddi tazminat, araç değer kaybı, kazanç kaybı gibi tazminatları alabilecektir.

Yukarıda belirtilen hakların alınabilmesi belirli şartlara bağlanmıştır. Bu şartlardan en önemli olanı kusur durumudur. Kazada yüzde yüz kusurlu olan kişinin dava açmakta herhangi bir yararı bulunmayacaktır. Eğer bir trafik kazasına karıştıysanız ve haklarınızın ne olduğunu bilmiyorsanız mutlaka alanında uzman bir Trafik Kazası Avukatı‘na başvurmanızı öneririz.

Trafik kazasından doğan davaların çeşitliliği fazladır. Ayrıca neredeyse her yıl kanun, yönetmelik ve ilgili mevzuat değişmektedir. Bu alanla ilgili sürekli bir şekilde güncel mevzuatlar takip edilmeli ve Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi gibi yüksek mahkeme kararlarından da haberdar olmak gereklidir. Aksi takdirde hak kaybı yaşanabilecektir.

Trafik Kazasından Kaynaklı Davalar İçin Mutlaka Hakim Olunması Gereken Mevzuatlar

  • 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu,
  • Türk Ticaret Kanunu,
  • Türk Borçlar Kanunu,
  • Hukuk Muhakemeleri Kanunu,
  • Karayolları Trafik Kanunu ve Yönetmeliği,
  • Sigortacılıkta Tahkime ilişkin Yönetmelik
  • Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları
  • 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK).Kasko Sigortası Genel Şartları
  •  Yargıtay Kararları
  • Anayasa Mahkemesi Kararları

Trafik kazasından kaynaklı davaların kısa sürede sonuçlanması için genelde Sigorta Tahkim Komisyonu, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30 uncu maddesiylesigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların çözümü amacıyla Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği nezdinde kurulmuştur. başvurulmaktadır. Sigorta Tahkim Komisyonu, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30 uncu maddesiylesigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların çözümü amacıyla Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği nezdinde kurulmuştur.

Unutulmamalıdır ki sadece sigorta şirketine karşı Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuru yapılabilir. Gerçek kişiye karşı açacağınız davada Tahkim’e gidilemez. Gerçek kişilere karşı sadece genel mahkemelerde dava açabilirsiniz. 

işçinin kötüniyet tazminatı

İşçinin Kötüniyet Tazminatı Alması

İşverenin, işçinin iş akdini feshetmesi durumunda işverenin iyi niyet kurallarına uygun olarak fesih hakkını kullanması gerekiyor. Aksi halde iş sözleşmesi feshedilen işçilerden, iş güvencesi kapsamı dışında kalanlar, kötüniyet tazminatı talebinde bulunabiliyor. Fesih hakkını kötüye kullanan işveren için işçiye ödenmesi gereken kötüniyet tazminatı, işçinin fesih bildirim önellerine ait ücretinin 3 katı oluyor. Bu tazminat, uygulamada kötüniyet tazminatı olarak yer alıyor.

Hangi Durumlarda Kötü Niyet Tazminatı Veriliyor?

Kötü niyet tazminatına 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesinde değinilmektedir. İş güvencesi hükümleri dışında kalan, belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçiler kıdem ve ihbar tazminatı ile diğer işçilik alacaklarına ilişkin dava açabilirken, kötü niyet tazminatına da hak kazanabilmektedirler.

İşçinin kötü niyet tazminatı talebinde bulunabilmesi için öncelikle işverenin fesih hakkını kötüye kullandığını ispatlaması gerekir. Peki hangi durumlarda fesih hakkı kötü niyet sayılır? Hangi durumların kötü niyet sayılacağı kanunda belirtilmemiştir. Bununla ilgili Yargıtay kararları dikkate alınacaktır. Yargıtay kararlarına göre; işçinin alacaklarının ödenmemesi nedeni ile işverenini şikayette bulunması, işçinin tatil gününde işe gelip çalışmaması, işçinin sendikaya üye olması, işçinin raporlu olduğu dönemlerde işveren tarafından sözleşmenin fesih edilmesi gibi nedenler ile karşılaşılmış ve bu örnekler işverenin kötü niyet tazminatı ödemesini gerektirecek durumlar olarak belirtilmiştir.

Kötüniyet Tazminatını Kimler Alabilir ?

İş yerinde 30 işçi veya daha fazla işçi çalıştıran iş yerlerinde en az 6 ay süre ile çalışan işçiler iş güvencesi kapsamında sayılmakta ve bu kişiler kötü niyet tazminatından yararlanamamaktadır. İş güvencesi kapsamında olan işçiler için iş sözleşmeleri “kötüniyetle” haksız yere feshedildiğinde, işe iade veya iş güvencesi tazminatı ile korunuyor ve bu işçiler ayrıca kötü niyet tazminatı alamayacaktır. 4857 sayılı İş Kanununun 11. maddesine göre gerçekleştirilen belirli süreli iş sözleşmeleri kapsamındaki işçiler de iş kanunun 17. maddesindeki hükümlerin dışında kaldığından, kötü niyet tazminatı talep edemiyor. Buradan da anlaşılacağı üzere, iş güvencesi kapsamına alınmamış işçiler, kötü niyet tazminatından yararlanabilmektedir.

Diğer iş kanunlarına baktığımızda;

5953 sayılı Basın İş Kanununda kötü niyet tazminatı yer almadığından bu kanuna tabi çalışanlar da bu haktan yararlanamamaktadır.

854 sayılı Deniz İş Kanunu 16. maddesi; “…Gemi adamının sendikaya üye olması, şikayete başvurması gibi sebeplerle işinden çıkarılması hallerinde ve genel olarak hizmet akdini bozma hakkının kötüye kullanıldığını gösteren diğer durumlarda “B” bendinde yazılı önellere ait ücretlerin üç katı tutarı tazminat olarak ödenir…” hükmüne göre bu yasaya tabi gemi adamlarının kötü niyet tazminatından faydalanabileceği anlaşılmaktadır.

6098 sayılı Borçlar Kanununun 434. maddesindeki; “Hizmet sözleşmesinin fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda işveren, işçiye fesih bildirim süresine ait ücretin üç katı tutarında tazminat ödemekle yükümlüdür.” hükmüne göre bu kanun kapsamında kötü niyet tazminatından yararlanmaktadır.

Kötü Niyet Tazminat Miktarı Nasıl Hesaplanır?

Kötü niyet tazminat miktarı hesaplanırken fesih bildirim önelinin üç katı şeklinde bir hesaplama yapılarak kötü niyet tazminatı belirleniyor. Kötü niyet tazminatı hesaplamasında esas önemli nokta; sözleşmeler ile artırılmış olabilecek bildirim sürelerine göre hesaplamanın yapılmaması, İş Kanunu’nda yer alan işçinin kıdemine göre değişen bildirim sürelerinin dikkate alınarak hesaplamanın yapılması gerekir.

  • İş yerindeki hizmet süresi 6 aya kadar olanlar için 2 hafta x 3 = 6 hafta,
  • İş yerindeki hizmet süresi 6 aydan 1,5 yıla kadar olanlar için 4 hafta x 3 = 12 hafta,
  • İş yerindeki hizmet süresi 1,5 yıldan 3 yıla kadar olanlar için 6 hafta x 3 = 18 hafta,
  • İş yerindeki hizmet süresi 3 yıldan fazla olanlar için 8 hafta x 3 = 24 hafta

şeklindeki bildirim süresi gün sayıları üzerinden hesaplama yapılıyor. Bu süreler ile günlük giydirilmiş ücret tutarı çarpılarak brüt kötü niyet tazminatına ulaşılıyor. Bu tutardan gelir vergisi ve damga vergisi kesildikten sonra ise işçiye ödenecek net kötü niyet tazminat miktarı ortaya çıkıyor.

alkollü araç kullanma cezası

Alkollü Araç Kullanma Cezası

Ülkemizde yaşanan trafik kazalarının en önemli nedenlerinden bir tanesi alkollü araç kullanmaktır. Alkollü araç kullanmanın cezası her yıl olduğu gibi 2021 yılında zam alarak uygulanmaya devam etmektedir.

Alkollü Araç Kullanmanın Cezası 2021

Karayolları Trafik Kanunu 48. maddenin 5. fıkrası gereğince alkollü araç kullanan kişi para cezası alır ve 6 ay süreyle ehliyetine el konulur. Eğer ikinci kez alkollü araç kullanırken yakalanırsa bu sefer ehliyete 2 yıl boyunca el konulacaktır. Üçüncü kez de aynı suçu işleyen kişinin ehliyetine 5 yıl süreyle el konulacaktır.

Alkollü Araç Kullanma Para Cezası 2021

  • İlk defa alkollü araç kullanırken yakalanan sürücü 1.340 TL,
  • İkinci kez alkollü araç kullanırken tespit edilen sürücü 1.679 TL,
  • Üçüncü kez ve daha fazla alkollü araç kullanırken tespit edilen sürücüler 2.698 TL trafik cezası ödemek mecburiyetindedir.

Alkollü Araç Kullanma Hapis Cezası

Türk Ceza Kanunu “Trafik güvenliğini tehlikeye sokma” başlıklı 179/3. maddesinde alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek olan kişinin araç kullanma hali suç olarak düzenlenmiştir.

Bu maddeye göre, alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek olan kişinin araç kullanan kişi üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Alkollü Araç Kullanırken Trafik Kazası Yapmak

Kişinin yaralanmalı veya ölümlü ya da kollukça müdahil olunan maddi hasarlı trafik kazasına karışması halinde, teknik cihaz kullanılarak kişinin kanında alkol bulunup bulunmadığı ölçülmelidir. Teknik cihaz ile yapılan ölçüme itiraz eden veya bu cihaz ile ölçüm yapılmasına müsaade etmeyen bu sürücüler, en yakın adli tıp kurumuna veya adli tabipliğe veya Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşlarına götürülerek uyuşturucu veya uyarıcı madde ya da alkol tespitinde kullanılmak üzere vücutlarından kan, tükürük veya idrar gibi örnekler alınır.

Trafik kazası sonucunda kişinin ölmesi veya teknik cihaza üfleyemeyecek kadar yaralanmış olması halinde, üçüncü fıkra hükümlerine göre bu kişilerden kan, tükürük veya idrar gibi örnekler alınır.

Alkollü Araç Kullanma Sınırı

Ülkemizde ticari araç sürücüleri ve kamu hizmetinde çalışan sürücülerin alkollü olarak trafiğe çıkmaları tümüyle yasaklanmıştır. Diğer sürücüler içinse yasal sınır olarak bir litre kanda yarım gram alkole eşit olan, 0.50 Promil olarak belirlenmiştir. Bu halk arasında yanlış bir biçimde “yüzde elli alkollü olmak” diye ifade edilmekte, hatta bunun mümkün olduğu sanılmaktadır. Bu tamamen yanlış bir bilgidir. Bu yanlışlık genellikle promil değerinin nasıl hesaplandığının iyi bilinmemesinden kaynaklanmaktadır.

Alkollü Araç Kullanma Cezası Sürem Bitti Ehliyetimi Nasıl Geri Alabilirim?

Alkollü araç kullanmaktan dolayı sürücü belgelerine el konulan sürücüler, sürücü belgesine el koyan trafik birimine veya en yakın Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü’ne el koyma süresinin bitiminde dilekçe ile başvurarak sürücü belgelerini geri alabilirler.

araç değer kaybı hesaplama

Araç Değer Kaybı Hesaplama

Araç Değer Kaybı Hesaplama 2021 

Araç değer kaybı hesaplaması belirli şartlar altında yapılır. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nda araç değer kaybının nasıl hesaplanacağı, hesaplamada neyin dikkate alınacağı belirtilmiştir.

Değer Kaybı Hesaplamasında Dikkate Alınacak Formül 

Baz Değer Kaybı = Aracın Rayiç Değeri x %19
Total Değer Kaybı = Baz Değer Kaybı x Hasar Boyutu Katsayısı x Araç Kullanılmışlık Düzeyi (Km) Katsayısı

Kod Hasar Boyutu Katsayı
A1 Büyük Hasar 0.90
A2 Orta Hasar 0.75
A3 Küçük Hasar 0.50
A4 Basit Hasar 0.25
Kullanılmışlık Düzeyi (Km) Katsayı
0 – 14.999 0.90
15.000 – 29.999 0.80
30.000 – 44.999 0.60
45.000 – 59.999 0.40
60.000 – 74.999 0.30
75.000 – 149.999 0.20
150.000 ve üzeri 0.10

*: Hasar Büyüklüğü Tanımları

 

KOD

PİYASA DEĞERİ 0-75.000 TL PİYASA DEĞERİ 75.001- 150.000 TL PİYASA DEĞERİ 150.001- 300.000 TL PİYASA DEĞERİ 300.001 TL ve ÜZERİ ARAÇLAR
A1 %25,01 ve üzeri %20,01 ve üzeri %20,01 ve üzeri %20,01 ve üzeri
A2 %15,01-%25 %12,01-%20 %10,01-%20 %8,01-%20
A3 %5,01-%15 %4,01-%12 %3,01-%10 %2,01-%8
A4 %5’e kadar %4’e kadar %3’e kadar %2’ye kadar

Araç Değer Kaybı Hesaplamasında Teminat Dışında Kalan Haller

1-) Mini onarım ile giderilebilen basit kaporta, plastik tampon/parça onarımları, cam, radyo/teyp, lastik, hava yastığı, jant, mekanik, elektrik, elektronik ve döşeme aksamı hasarları teminat dışıdır. Bu nedenle plastik olan ön ve arka tampon hasarları değer kaybı hesaplamasında dikkate alınmayacaktır.

2-) Ana iskelet ve şaside hasar olmaksızın, vidalı parçalarda yapılan onarım/değişim ile giderilebilen hasarlar teminat dışıdır. (Danıştay iptal etmiştir.)

3-) Aracın kaza anındaki rayiç değerinin %25 ini aşan değer kaybı talepleri teminat dışıdır. (Danıştay iptal etmiştir.)

4-) Kaza tarihi ile ihbar tarihi arasında araç üzerinde mülkiyet değişikliği olan araçlar ile ilgili talepler teminat dışıdır. (Danıştay iptal etmiştir.)

5-) Çekme belgeli veya hurda belgeli işlem görmüş araçlar ile alakalı değer kaybı talepleri teminat dışıdır. Bu sebeple değer kaybı hesaplaması sonucunda herhangi bir değer çıkmış olsa dahi teminat dışı olması sebebi ile sigorta şirketinden tazmini mümkün değildir.

6-) Kısa süreli kiralık araçlar, taksi, dolmuş, uzun süreli ( bir yıl veya daha uzun) kiralık araçlarda eksper tarafından hesaplanan değer kaybı tutarının %50’sini aşan talepler, test aracı, koleksiyon ve antika sayılan araçlardaki hasar sebebi ile yapılan değer kaybı talepleri teminat dışıdır. (Danıştay iptal etmiştir.)

7-) Tekerlekli/paletli ve zırhlı toplumsal müdahale araçları, belediye otobüsleri, yol süpürme araçları, itfaiye araçlarındaki hasar sebebiyle yapılan değer kaybı talepleri teminat dışıdır.

8-)Yabancı plakalı araçların Türkiye’de karıştığı kazalarda yabancı plakalı araçlar için yapılan değer kaybı talepleri teminat dışıdır.