Tanıma ve Babalık Davası: Evlilik Dışı Çocuğun Soybağı Nasıl Kurulur?

Evlilik dışı doğan bir çocuğun babasıyla hukuki bağı, babanın rızası varsa tanıma işlemiyle, rızası yoksa aile mahkemesinde açılacak babalık davası ile kurulur. Uygulamada bu iki yol sıklıkla birbirine karıştırılır; arama motorlarında “tanıma babalık davası” çoğu zaman tek bir dava türüymüş gibi aranır. Oysa tanıma, babanın tek taraflı beyanına dayanan ve nüfus müdürlüğünde tamamlanabilen bir işlemdir; babalık davası ise ispat, kayyım ataması, ihbar ve hak düşürücü süre kuralları bulunan çekişmeli bir yargılamadır. Yanlış yolu seçmek yalnızca zaman kaybı doğurmaz; ananın bir yıllık dava hakkının düşmesi gibi telafisi güç sonuçlara da yol açabilir. Aşağıda her iki yol; şartları, hak düşürücü süreleri, görevli ve yetkili mahkemesi, ispat usulü ve doğurduğu sonuçlar bakımından 2026 itibarıyla yürürlükteki düzenleme ve yerleşik içtihat ışığında karşılaştırmalı olarak ele alınmaktadır.

Tanıma ile Babalık Davası Arasındaki Fark Nedir?

Tanıma babanın tek taraflı beyanıyla yapılan bir işlem, babalık davası ise mahkeme kararıyla sonuçlanan çekişmeli bir yargılamadır. İkisinin ortak amacı aynıdır: evlilik dışında doğan çocuk ile baba arasında soybağı kurmak. Türk Medeni Kanunu m. 282 uyarınca çocuk ile baba arasındaki soybağı üç yolla kurulabilir: ana ile evlilik, tanıma ve babalık hükmü (buna evlat edinme de eklenebilir).

Aradaki fark babanın iradesindedir. Baba çocuğun kendisinden olduğunu kabul ediyorsa dava açmaya gerek yoktur; nüfus müdürlüğüne veya notere yapılacak başvuru yeterlidir. Baba kabul etmiyorsa soybağı ancak aile mahkemesinin kararıyla kurulabilir. Bu nedenle hukukta “tanıma davası” diye bağımsız bir soybağı davası bulunmamaktadır; arama motorlarında sık kullanılan “tanıma babalık davası” ifadesi, bu iki yolu birlikte anlatan günlük dile ait bir kalıptır.

Karşılaştırma ölçütü Tanıma (TMK m. 295) Babalık davası (TMK m. 301)
Hukuki niteliği Tek taraflı irade beyanı, resmî işlem Çekişmeli dava, hâkim hükmü
Kim başvurur / açar Yalnızca baba Yalnızca ana ve çocuk
Karşı tarafın rızası Aranmaz (ana veya çocuk onayı gerekmez) Konu dışı; davalı baba veya mirasçılarıdır
Nerede yapılır Nüfus müdürlüğü, noter, mahkemeye yazılı başvuru, vasiyetname Aile mahkemesi
Süre Kural olarak süreye bağlı değildir Ana için doğumdan itibaren bir yıl; çocuk için süre yok
Sonuç Beyanla soybağı kurulur Karar kesinleşince soybağı doğuma etkili olarak kurulur
Ortalama maliyet ve süre Noter/harç düzeyinde, aynı gün Yargılama giderleri; ihbar, kayyım ve DNA aşamaları nedeniyle uzun

“Tanıma davası” ile “tanıma ve tenfiz davası” aynı şey değildir

Bu iki kavram tamamen farklı hukuk alanlarına aittir. Bu yazının konusu olan tanıma, soybağının kurulmasına ilişkindir. Buna karşılık tanıma ve tenfiz davası, yurt dışındaki bir mahkemenin verdiği kararın (örneğin bir boşanma kararının) Türkiye’de hüküm doğurmasını sağlayan, 5718 sayılı MÖHUK kapsamındaki ayrı bir davadır. Yurt dışında alınmış bir kararın Türkiye’de tanınmasını arıyorsanız yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi konulu yazımızı incelemeniz gerekir.

Tanıma Nasıl Yapılır? Dört Resmî Yol ve Tanıma Senedi

Tanıma, TMK m. 295 uyarınca babanın nüfus memuruna veya mahkemeye yazılı başvurusu ya da resmî senette veya vasiyetnamesinde yapacağı beyanla olur. Kanun tanımayı sıkı bir şekil şartına bağlamıştır; sözlü beyan, mesaj, sosyal medya paylaşımı veya çocuğa bakıyor olmak tanıma sayılmaz.

Uygulamada dört yol şu şekilde işler:

  1. Nüfus müdürlüğüne yazılı başvuru. Baba, kimliğiyle nüfus müdürlüğüne başvurarak tanıma beyanında bulunur. Randevu sistemi üzerinden gidilmesi süreci hızlandırır.
  2. Noterde düzenlenen resmî senet — “tanıma senedi”. En sık kullanılan yoldur. Noter, babanın beyanı üzerine resmî senedi düzenler; senet nüfus müdürlüğüne iletilir ve kayıt işlenir.
  3. Mahkemeye yazılı başvuru. Görülmekte olan bir dosya varsa tanıma beyanı mahkemeye yazılı olarak da sunulabilir.
  4. Vasiyetnamede beyan. Baba, geçerli şekilde düzenlenmiş vasiyetnamesinde çocuğun kendisinden olduğunu beyan ederek de tanıyabilir. Vasiyetname geçersizse tanıma da sonuç doğurmaz.

Yurt dışında yaşayan babalar başvurularını en yakın Türk konsolosluğu aracılığıyla yapabilir. Tanıma işlemi tamamlandığında nüfus memuru durumu anaya, çocuğa veya vasisine ve gerekli hâllerde Cumhuriyet savcısına bildirir.

Tanıma senedi nereden alınır?

Tanıma senedi noterden alınır. Baba, geçerli kimlik belgesiyle herhangi bir notere başvurur; çocuğun ve mümkünse ananın kimlik bilgilerini bildirir, noter resmî senedi düzenler ve senet nüfus müdürlüğüne gönderilir. Çocuk henüz nüfusa kaydedilmemişse, ananın nüfus kayıt örneği, hastane doğum belgesi ve varsa tanıma senedinin aslı ile ananın yerleşim yerindeki nüfus müdürlüğüne başvurulur. Pratikte en sık yaşanan aksaklık, tanıma senedinin düzenlenmesine rağmen nüfus kaydına işlenip işlenmediğinin takip edilmemesidir; işlemin ardından e-Devlet üzerinden nüfus kayıt örneği alınarak kaydın oluştuğu kontrol edilmelidir.

Tanımanın şartları ve tanımaya engel hâller

  • Beyanda bulunan kişi çocuğun biyolojik babası olmalıdır.
  • Beyan, kanunda sayılan resmî şekillerden biriyle yapılmalıdır.
  • Tanıyan küçük veya kısıtlı ise veli ya da vasisinin rızası gerekir (TMK m. 295/2).
  • Çocuk başka bir erkekle soybağı ilişkisi içinde olmamalıdır (TMK m. 295/3). Nüfusta başka bir erkek baba görünüyorsa, önce bu bağın kaldırılması gerekir.

Nüfusta başka bir erkek baba görünüyorsa

Çocuk başka bir erkekle soybağı ilişkisi içindeyken ne tanıma yapılabilir ne de babalık davası dinlenebilir. Bu durumda öncelikle soybağının reddi davası açılmalı ve bu bağ geçersiz kılınmalıdır.

Yerleşik uygulamada iki talep aynı dosyada birlikte karara bağlanmaz; soybağının reddi davası bekletici mesele yapılır, sonuçlandıktan sonra tanıma ya da babalık davası gündeme gelir.

Babalık Davası Kime Karşı, Kim Tarafından Açılır?

Babalık davasını yalnızca ana ve çocuk açabilir; dava, baba olduğu ileri sürülen kişiye, o kişi ölmüşse mirasçılarına karşı açılır (TMK m. 301). Ana ile çocuğun dava hakkı birbirinden bağımsızdır: davayı birlikte açabilecekleri gibi ayrı ayrı da açabilirler ve birinin davasının reddi diğerinin hakkını etkilemez.

Biyolojik babanın kendi babalığının tespiti için babalık davası açma hakkı bulunmamaktadır. Bu, uygulamada en sık karşılaşılan yanlış anlamalardan biridir. Çocukla soybağı kurmak isteyen baba dava açmaz; tanıma beyanında bulunur. Babanın dava yolu ancak, çocuğun başka bir erkekle mevcut soybağı bağlamında ve sınırlı şartlarla gündeme gelebilir.

Davada dikkat edilmesi gereken usul kuralları şunlardır:

  • İhbar zorunluluğu: Dava, Cumhuriyet savcısına ve Hazineye; ana tarafından açılmışsa kayyıma, kayyım tarafından açılmışsa anaya ihbar edilir. İhbarın yapılmaması, kararın bozulması sebebidir.
  • Kayyım atanması: Ergin olmayan çocuk davada kayyımla temsil edilir. Ana ile çocuğun menfaatleri çatışabileceğinden, çocuk ananın velayeti altında olsa dahi temsil kayyıma aittir (TMK m. 426).
  • Ayrı vekil zorunluluğu: Aynı menfaat çatışması nedeniyle ana ile çocuk aynı avukat tarafından temsil edilemez.
  • Özel vekâletname: Babalık davası kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğundan, vekâletnamede babalık davası açma yetkisinin açıkça yer alması gerekir.
  • Baba ölmüşse: Dava, yasal ve atanmış mirasçıların tümüne karşı açılır; mirasçı yoksa davalı Hazine olur.

Babalık Davası Açma Süresi: Ana İçin Bir Yıl, Çocuk İçin Süre Yok

Ananın babalık davası açma hakkı doğumdan başlayarak bir yıl geçmekle düşer; çocuk yönünden ise Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarından sonra herhangi bir hak düşürücü süre bulunmamaktadır. Bu ayrım, rakip içeriklerin çoğunda ya hiç yer almamakta ya da dayanağı gösterilmeden aktarılmaktadır.

TMK m. 303 ilk hâlinde çocuk bakımından da bir yıllık süre öngörüyordu. Anayasa Mahkemesi 27.10.2011 tarihli ve E. 2010/71, K. 2011/143 sayılı kararıyla maddenin ikinci fıkrasını iptal etmiş; bu karar 07.02.2012 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak bir yıl sonra yürürlüğe girmiştir. Ardından Anayasa Mahkemesi 15.03.2012 tarihli ve E. 2011/116, K. 2012/39 sayılı kararıyla aynı maddenin dördüncü fıkrasını “çocuk” yönünden iptal etmiş, bu karar da 21.07.2012 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Sonuç olarak çocuk, ergin olduktan sonra herhangi bir süreyle bağlı olmaksızın dava açabilmektedir.

Davacı Süre Başlangıç anı Dayanak
Ana Bir yıl Doğum tarihi TMK m. 303/1
Ana (çocuk başka erkekle soybağı içindeyse) Bir yıl Mevcut soybağı ilişkisinin ortadan kalktığı tarih TMK m. 303/3
Ana (gecikmeyi haklı kılan sebep varsa) Bir ay Sebebin ortadan kalktığı tarih TMK m. 303/4
Çocuk Süre yok AYM E. 2010/71 K. 2011/143 ve E. 2011/116 K. 2012/39
Ananın mali talepleri (TMK m. 304) Bir yıl Doğum tarihi TMK m. 304 ile bağlantılı uygulama

Bu süreler zamanaşımı değil hak düşürücü süredir; taraflar ileri sürmese bile hâkim yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetir ve süre geçmişse davayı esasa girmeden reddeder. Uygulamada en sık karşılaşılan hak kaybı, ananın doğumdan sonraki bir yıl içinde dava açmaması ve sürenin dolmasının ardından yalnızca çocuk adına dava yolunun kalmasıdır.

Ananın davası mı, çocuk adına dava mı? Dilekçenin kimin adına açıldığı, sürenin uygulanmasında belirleyicidir. Ananın kendi adına açtığı davada bir yıllık süre işlerken, çocuk adına açılan davada hak düşürücü süre bulunmaz.

Yerleşik içtihatta, çocuk adına açıldığı dilekçeden anlaşılan ve yargılama sırasında kayyım atanarak taraf teşkili sağlanan davalar çocuğun davası olarak kabul edilmektedir. Bu ayrım, süresi geçmiş görünen dosyalarda sonucu tümüyle değiştirebilir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme: Bakırköy ve İstanbul Uygulaması

Babalık davasında görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakar. Yetki bakımından TMK m. 283 özel bir kural getirir: soybağına ilişkin davalar, taraflardan birinin dava veya doğum sırasındaki yerleşim yeri mahkemesinde açılır.

Bu kural davacıya pratik bir seçim imkânı tanır. Örneğin ana Bakırköy’de ikamet ediyor, baba olduğu ileri sürülen kişi ise başka bir ilde yaşıyorsa dava Bakırköy Aile Mahkemesi’nde açılabilir. Aynı şekilde çocuk doğduğu sırada aile Küçükçekmece’de oturuyorduysa, taraflar sonradan taşınmış olsa bile Küçükçekmece Aile Mahkemesi yetkilidir. İstanbul’un Avrupa yakasında Bakırköy, Küçükçekmece ve Büyükçekmece adliyeleri farklı yargı çevrelerine hizmet ettiğinden, dava açılmadan önce yerleşim yeri kaydının doğru tespit edilmesi gerekir.

Uygulamada sıkça karşılaşılan sorun, yanlış yargı çevresinde açılan davanın yetkisizlik kararıyla dosyanın aylar sonra doğru mahkemeye gönderilmesidir. Hak düşürücü sürenin işlediği bir davada bu gecikme telafi edilebilir olsa da, süreç uzamakta ve masraf artmaktadır. Dosya durumu UYAP Vatandaş Portalı ve e-Devlet üzerinden takip edilebilir.

İspat ve DNA Testi: TMK m. 284 mü, HMK m. 292 mi?

Babalık davasında ispat yükü davacıdadır; ancak soybağı davaları kamu düzenine ilişkin olduğundan hâkim resen araştırma ilkesiyle bağlıdır ve maddi gerçeğe ulaşmak için gerekli delilleri kendiliğinden toplar. Bugün belirleyici delil DNA testidir; babalık karinesi ise tamamlayıcı işlev görür.

TMK m. 302 uyarınca davalının, çocuğun doğumundan önceki üç yüzüncü gün ile yüz sekseninci gün arasında ana ile cinsel ilişkide bulunmuş olması babalığa karine sayılır. Bu süre dışında olsa bile fiilî gebe kalma döneminde ilişkinin varlığı tespit edilirse aynı karine geçerlidir. Davalı, babalığının olanaksızlığını veya üçüncü bir kişinin baba olma olasılığının daha yüksek olduğunu ispatlarsa karine geçerliliğini kaybeder.

Davalı DNA örneği vermekten kaçınırsa ne olur?

Bu noktada iki hüküm karşı karşıya gelir. TMK m. 284/2 incelemeden kaçınma hâlinde hâkimin, incelemeden beklenen sonucun kaçınan tarafın aleyhine doğduğunu kabul edebileceğini öngörür. Buna karşılık HMK m. 292, soybağının tespiti için gerekli hâllerde tarafların ve üçüncü kişilerin kan ve doku örneği vermeye katlanmakla yükümlü olduğunu, haklı sebep olmaksızın bu yükümlülüğe uyulmaması hâlinde hâkimin incelemenin zor kullanılarak yapılmasına karar vereceğini düzenler.

Yerleşik uygulamada, sonraki tarihli ve konuya özel düzenleme olan HMK m. 292 esas alınmaktadır. Bunun pratik sonucu şudur: davalıya meşruhatlı davetiye çıkarılarak örnek vermesi, aksi hâlde zor kullanılacağı ihtar edilir; gelmez veya örnek vermezse incelemenin zor kullanılarak yapılmasına karar verilir ve hüküm bilimsel rapora dayandırılır. Yalnızca tanık beyanlarıyla babalığa hükmedilmesi, DNA incelemesi tüketilmeden verildiğinde bozma sebebidir. Baba olduğu ileri sürülen kişi ölmüşse, mezarın açılarak doku örneği alınmasına dahi karar verilebilir.

Yargılama giderleri bakımından da özel bir kural vardır: tarafların serbestçe tasarruf edemeyeceği işlerde, DNA incelemesi gideri yatırılmadı diye dava reddedilemez; bu gider, ileride haksız çıkan taraftan alınmak üzere Hazineden karşılanabilir. Maddi durumu elverişsiz taraf ayrıca adli yardım talebinde bulunabilir.

Soybağı Kurulunca Ne Değişir? Velayet, Nafaka, Soyadı ve Miras

Soybağının kurulmasıyla çocuk, babaya bağlı bütün hakları kazanır; hüküm doğum tarihine kadar geriye etkili sonuç doğurur. Yani baba, karar tarihinden değil, çocuğun doğduğu andan itibaren baba sayılır ve nüfus kayıtları buna göre düzeltilir.

Hukuki durum Değerlendirme Sonuç
Velayet Ana ve baba evli değilse velayet anaya aittir (TMK m. 337); soybağının kurulması bu durumu kendiliğinden değiştirmez Velayet kural olarak anada kalır; hâkim çocuğun üstün yararı gerektirirse aksine karar verebilir
Kişisel ilişki Baba, velayet kendisinde olmasa da çocukla kişisel ilişki kurulmasını isteyebilir Aile mahkemesinden kişisel ilişki kararı alınabilir
İştirak nafakası Soybağı kurulunca babanın bakım yükümlülüğü doğar; talebi çocuk adına kayyım ileri sürer Çocuk ergin olana, eğitimi sürüyorsa eğitimi bitene kadar nafaka
Ananın mali hakları Doğum giderleri, doğumdan önceki ve sonraki altışar haftalık geçim giderleri ve gebeliğin gerektirdiği diğer giderler (TMK m. 304) Babalık davasıyla birlikte veya ayrı dava ile istenebilir
Soyadı Babayla soybağı kurulan evlilik dışı çocuk kural olarak babanın soyadını alır Nüfus kaydı buna göre düzenlenir; uyuşmazlık hâlinde aile mahkemesine başvurulur
Miras Çocuk ile baba karşılıklı yasal mirasçı olur Velayetin babaya verilmesi gerekmez; tescil yeterlidir

Tanıma yoluyla kurulan soybağı da aynı sonuçları doğurur. Uygulamada babaların en sık yanıldığı nokta, tanımanın kendiliğinden velayet hakkı sağladığını düşünmektir; oysa tanıma soybağını kurar, velayeti değiştirmez.

Tanımanın İptali ve Süreç: Yanlış Yolun Bedeli

Geçerli şekilde yapılmış bir tanıma, ancak tanımanın iptali davasıyla ortadan kaldırılabilir. Tanıyan bu davayı yanılma, aldatma veya korkutma sebebiyle açabilir. Ana, çocuk, çocuğun ölümü hâlinde altsoyu, Cumhuriyet savcısı, Hazine ve diğer ilgililer ise tanıyanın baba olmadığı iddiasıyla dava açabilir; dava tanıyana, ölmüşse mirasçılarına yöneltilir.

TMK m. 300’de düzenlenen süreler hak düşürücü niteliktedir: tanıyanın dava hakkı iptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl, her hâlde tanımanın üzerinden beş yıl geçmekle düşer. İlgililer bakımından da benzer bir yıllık ve beş yıllık sınır uygulanır. Çocuğun dava hakkı ise ergin olmasından başlayarak bir yıl geçmekle düşer. Süreler geçtiği hâlde gecikmeyi haklı kılan bir sebep varsa, sebebin ortadan kalkmasından itibaren bir ay içinde dava açılabilir.

Sürecin toplam uzunluğu; kayyım atanması, savcılık ve Hazineye ihbar, Adli Tıp Kurumu raporunun beklenmesi ve davalının yargılamaya katılımı gibi etkenlere bağlıdır. Pratikte davayı en çok uzatan iki etken, davalının adresinde bulunamaması ve DNA örneği vermekten kaçınmasıdır; bu durumda zor kullanma aşaması devreye girdiği için süreç belirgin biçimde uzar. Doğrudan DNA incelemesi talebiyle açılan ve delilleri baştan eksiksiz sunulan dosyalar ise daha hızlı sonuçlanmaktadır.

Dava süreci — adım adım

  1. Nüfus kaydının incelenmesi: çocuğun başka bir erkekle soybağı ilişkisi var mı?
  2. Varsa önce soybağının reddi davasının açılması ve sonuçlandırılması.
  3. Yetkili aile mahkemesinin belirlenmesi (dava veya doğum sırasındaki yerleşim yeri).
  4. Dava dilekçesinin, delil listesi ve DNA incelemesi talebiyle birlikte sunulması.
  5. Çocuk ergin değilse temsil kayyımının atanması.
  6. Davanın Cumhuriyet savcısına, Hazineye ve kayyıma/anaya ihbarı.
  7. Adli Tıp Kurumu veya yetkili kurumda DNA incelemesi; kaçınma hâlinde zor kullanma kararı.
  8. Karar, kesinleşme ve nüfus kayıtlarının düzeltilmesi.

Sıkça Sorulan Sorular

Babalık tanıma davası nedir?

“Babalık tanıma davası”, hukukta tek bir dava adı değildir; evlilik dışı doğan çocukla baba arasında soybağı kurulmasına yönelik iki ayrı yolu ifade eder. Baba çocuğu kabul ediyorsa TMK m. 295 uyarınca tanıma beyanında bulunur ve dava açmaya gerek kalmaz. Baba kabul etmiyorsa TMK m. 301 uyarınca aile mahkemesinde babalık davası açılır ve soybağı hâkim kararıyla kurulur.

Babalık davasını kimler, kime karşı açabilir?

Babalık davasını yalnızca ana ve çocuk açabilir (TMK m. 301/1). Biyolojik babanın kendi babalığının tespiti için dava açma hakkı bulunmaz; onun yolu tanımadır. Dava, baba olduğu ileri sürülen kişiye, o kişi ölmüşse mirasçılarına karşı açılır. Ayrıca dava; Cumhuriyet savcısına ve Hazineye, ana açmışsa kayyıma, kayyım açmışsa anaya ihbar edilir.

Babalık davasında görevli ve yetkili mahkeme hangisidir?

Görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar. Yetki bakımından TMK m. 283 uyarınca taraflardan birinin dava veya doğum sırasındaki yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Bakırköy, Küçükçekmece veya Büyükçekmece’de yerleşik taraflar için dava, ilgili ilçenin aile mahkemesinde açılabilir.

Babalık tanıma senedi nereden alınır?

Tanıma senedi noterde düzenlenir. Baba, kimliğiyle herhangi bir notere başvurarak çocuğun kendisinden olduğunu beyan eder; noter resmî senedi düzenleyip nüfus müdürlüğüne iletir. Tanıma ayrıca nüfus müdürlüğüne yazılı başvuruyla, mahkemeye yazılı beyanla veya vasiyetnameye konulan beyanla da yapılabilir. Yurt dışında bulunanlar başvurularını konsolosluk üzerinden yapabilir.

Baba tanıma davası açabilir mi, ananın rızası gerekir mi?

Tanıma için dava açılması gerekmez ve ananın rızası aranmaz; tanıma babanın tek taraflı beyanıyla hüküm doğurur. Ancak çocuk başka bir erkekle soybağı ilişkisi içindeyse bu bağ geçersiz kılınmadıkça tanıma yapılamaz (TMK m. 295/3). Bu durumda önce soybağının reddi davası açılmalı, sonuçlanmasının ardından tanıma veya babalık davası gündeme gelmelidir.

Babalık davası ne kadar sürer?

Süre, DNA incelemesinin ne zaman yapıldığına ve tarafların yargılamaya katılımına göre değişir. Kayyım atanması, savcılık ve Hazineye ihbar, Adli Tıp Kurumu raporunun beklenmesi gibi zorunlu aşamalar süreci uzatır. Uygulamada dosyalar çoğunlukla bir yılı aşan bir sürede karara çıkar; davalının örnek vermekten kaçınması hâlinde zor kullanma aşaması nedeniyle süre daha da uzayabilir.

Babalık davasında zamanaşımı var mı?

Babalık davasındaki süreler zamanaşımı değil, hâkimin kendiliğinden gözettiği hak düşürücü sürelerdir. Ananın dava hakkı doğumdan itibaren bir yıl geçmekle düşer (TMK m. 303/1). Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarından sonra çocuk yönünden herhangi bir hak düşürücü süre bulunmamaktadır; çocuk ergin olduktan sonra da dava açabilir.

Babalık Davası Avukatı

Evlilik dışı doğan çocuğun soybağının kurulmasında doğru yolun seçilmesi, sürecin tamamını belirler. Baba çocuğu kabul ediyorsa noterde düzenlenecek bir tanıma senedi meseleyi aynı gün çözebilirken; kabul etmiyorsa kayyım ataması, ihbar zorunluluğu, hak düşürücü süreler ve DNA incelemesi gibi aşamaları olan bir yargılama gündeme gelir. Ananın bir yıllık dava hakkının kaçırılması, nüfusta başka bir erkeğin baba görünmesi ya da yanlış yargı çevresinde dava açılması gibi durumlar, telafisi zaman ve masraf gerektiren sonuçlar doğurur.

Öner Hukuk ve Danışmanlık, Bakırköy’deki ofisinde aile hukuku ve soybağı uyuşmazlıkları alanında hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir. Somut durumunuzun tanıma yoluyla mı yoksa babalık davasıyla mı çözülmesi gerektiğinin değerlendirilmesi ve sürecin planlanması için iletişim sayfamız üzerinden randevu talep edebilirsiniz.

Hukuki Uyarı; İşbu içerik genel bilgilendirme amaçlı olup, somut olayın özellikleri ve güncel mevzuat değişiklikleri uyarınca farklı sonuçlar doğabilir. Belirli bir uyuşmazlık veya hukuki süreç için profesyonel avukatlık hizmeti almanız önerilir.

Yorum Ekle

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.