Çocukla Kişisel İlişki Kurulması Davası: Şartlar, Süreç ve Kararın Uygulanması (2026)

Velayet kendisine bırakılmayan ebeveynin çocuğuyla görüşme hakkı, kanunun tanıdığı ve mahkemenin resen düzenlemekle yükümlü olduğu bir haktır; bu hak yalnızca ebeveyne değil, aynı zamanda çocuğa aittir. Uygulamada sorun genellikle hakkın varlığında değil, iki noktada ortaya çıkar: mahkemenin belirleyeceği gün, saat ve sürelerin somut olayın gerçeğine uymaması ve kararın kâğıt üzerinde kalması. 2021 sonrasında yapılan mevzuat değişikliğiyle kararların yerine getirilme usulü baştan kurgulanmış, çocuk teslimi ve kişisel ilişki işlemleri icra dairelerinden alınarak uzman kadrolarla çalışan müdürlüklere devredilmiştir. Bu nedenle bugün açılacak bir davada yalnızca talebin içeriği değil, kararın nasıl uygulanacağını öngörerek yazılmış bir hüküm fıkrası da belirleyicidir. Aşağıda süreç, 2026 itibarıyla yürürlükteki düzenlemeler ışığında adım adım değerlendirilmektedir. (126 kelime)

Çocukla kişisel ilişki kurulması davası nedir?

Çocukla kişisel ilişki kurulması davası, velayeti kendisine bırakılmayan ana veya babanın, çocuğuyla hangi gün ve saatlerde, ne kadar süreyle görüşeceğinin mahkemece belirlenmesi için açtığı davadır. Halk arasında şahsi münasebet tesisi veya kişisel ilişki tesisi davası olarak da anılır.

Kanuni dayanak ikilidir. Boşanma veya ayrılık kararı verilirken hâkim, ana ve babanın haklarını ve çocukla kişisel ilişkilerini resen düzenler (TMK m. 182). Boşanma dışında ya da mevcut düzenlemenin yetersiz kaldığı hâllerde ise, velâyeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı TMK m. 323 ile ayrıca güvence altına alınmıştır.

Bu hakkın iki yönlü olduğunu vurgulamak gerekir. Kişisel ilişki, ebeveynin çocuğunu görme hakkı olduğu kadar çocuğun da anne ve babasıyla bağını sürdürme hakkıdır. Bu nedenle taraflar aralarında anlaşsalar bile hâkim düzenleme yapmakla yükümlüdür ve konu kamu düzenine ilişkin sayılır; davanın kabulüne yönelik beyan tek başına sonuç doğurmaz. Aynı sebeple, anlaşmalı boşanma protokolüne “ileride kişisel ilişkinin genişletilmesi talep edilmeyecektir” türünden bir hüküm konulması, kişilik hakkına aykırılık nedeniyle sonuç doğurmaz.

Uygulamada sıkça karşılaşılan bir yanılgı, kişisel ilişkinin “velayetin bir parçası” sanılmasıdır. Velayet hakkı sona ermiş olsa dahi kişisel ilişki hakkı devam eder; velayetin kaldırılmış olması da kural olarak bu hakkı ortadan kaldırmaz.

Kimler çocukla kişisel ilişki kurulmasını talep edebilir?

Kişisel ilişki kurulmasını öncelikle velâyeti altında bulunmayan çocuğun ana ve babası talep edebilir; ancak bu hak yalnızca ebeveyne özgü değildir. TMK m. 325 uyarınca olağanüstü hâller mevcutsa, çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı diğer kişilere, özellikle hısımlarına da tanınabilir.

Bu ikinci grup bakımından kritik olan nokta, kanunun aradığı “olağanüstü hâl” koşuludur. Anneanne, babaanne, dede, teyze veya amcanın açacağı davada mahkeme, yalnızca akrabalık bağını değil, kişisel ilişki kurulmasını gerekli ve haklı kılan istisnai bir durumun bulunup bulunmadığını araştırır. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında, torununu ebeveynlerden birine tanınan görüşme süresi içinde görebilen ve görüşmesine engel çıkarılmayan büyükanne bakımından olağanüstü hâlin gerçekleşmediği kabul edilmektedir. Buna karşılık ebeveynlerden birinin vefat ettiği, cezaevinde bulunduğu veya çocukla hiç görüşmediği hâllerde tablo değişir.

Üvey ana veya baba, koruyucu aile yanındaki çocuğun biyolojik ailesi ve çocuğun uzun süre birlikte yaşadığı kişiler de aynı hüküm kapsamında talepte bulunabilir. Ana ve baba için öngörülen sınırlamalar bu kişiler bakımından kıyasen uygulanır.

Şahsi İlişki Davası Görevli ve Yetkili Mahkeme

Çocukla kişisel ilişki kurulması davasında görevli mahkeme aile mahkemesi, yetkili mahkeme ise TMK m. 326 uyarınca çocuğun yerleşim yeri mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde dava, aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülür. Devam eden bir boşanma davası varsa ayrı dava açmaya gerek yoktur; talep o dosya içinde, gerekirse tedbiren ileri sürülür.

Yargılamanın omurgası çocuğun üstün yararının araştırılmasıdır. Süreç tipik olarak şu adımlarla ilerler:

  1. Dava dilekçesi: Talep edilen gün, saat, süre ve dönemler (hafta sonu, yarıyıl, yaz tatili, dinî bayramlar, doğum günü) somut biçimde yazılır. “Uygun kişisel ilişki kurulması” şeklindeki soyut talep, infaz aşamasında sorun çıkarır.
  2. Tedbir talebi: Yargılama uzun sürebileceğinden, dava açılırken tedbiren kişisel ilişki kurulması ayrıca talep edilmelidir.
  3. Uzman incelemesi: 4787 sayılı Kanun uyarınca psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlardan sosyal inceleme raporu alınır.
  4. Çocuğun dinlenmesi: İdrak çağındaki çocuğun görüşü, uygun bir ortamda ve uzman eşliğinde alınır. Görüş tek başına belirleyici değildir; diğer delillerle birlikte değerlendirilir.
  5. Tanık ve belge delilleri: Ebeveynin çocukla ilgilendiğini gösteren iletişim kayıtları, okul ve sağlık belgeleri, tanık beyanları sunulur.
  6. Karar: Hüküm fıkrasında gün, saat, teslim ve iade yeri ile yatılı olup olmadığı açıkça gösterilir.

Davanın süresi, uzman raporunun tamamlanma hızına ve tarafların yerleşim yerlerinin farklı olup olmamasına göre değişir; tedbir kararı çoğunlukla ilk celsede verilebildiğinden fiilî görüşme, esas hükümden çok önce başlar.

Kişisel ilişkinin süresi ve kapsamı nasıl belirlenir?

Kişisel ilişkinin süresi ve kapsamı, çocuğun yaşı, sağlık durumu, eğitim düzeni ve tarafların yerleşim yerleri arasındaki mesafe ölçüt alınarak belirlenir. Kanun sabit bir takvim öngörmez; hâkim her somut olaya göre düzenleme yapar. Kişisel ilişkinin ana ve babalık duygusunu tatmin edecek nitelikte olması gerektiği, buna karşılık çocuğun bedensel ve zihinsel gelişimini engelleyecek yoğunlukta kurulamayacağı Yargıtay’ın yerleşik içtihadıdır.

Hukuki durum Değerlendirme ölçütü Uygulamadaki sonuç
Emzirme çağındaki bebek Anne bakımına süreklilik ihtiyacı Kısa süreli, sık ve kural olarak yatılı olmayan görüşme
Okul öncesi çocuk Uyku ve beslenme düzeni Hafta sonu gündüz görüşmeleri; yatılı düzenlemeye kademeli geçiş
Okul çağındaki çocuk Ders ve sınav takvimi Belirli hafta sonları yatılı; yarıyıl ve yaz tatilinde uzun dönem
Taraflar farklı şehirlerde Yol süresi ve maliyeti Görüşme sıklığı azaltılır, tek seferdeki süre uzatılır
Ebeveynde bağımlılık veya şiddet iddiası Çocuğun güvenliği Refakatli veya teslim mekânında sınırlı görüşme; ağır hâllerde ilişkinin kaldırılması
Birden fazla çocuğun velayeti ayrı ebeveynlerde Kardeş bağının korunması Kardeşlerin bir arada olacağı şekilde eşleştirilmiş takvim

Kişisel ilişki yalnızca yüz yüze görüşmeden ibaret değildir. Telefon, görüntülü arama ve mesajlaşma gibi iletişim biçimleri de karara dâhil edilebilir; özellikle taraflardan biri yurt dışında yaşıyorsa bu düzenleme belirleyici hâle gelir.

Kişisel İlişkinin Yeniden Düzenlenmesi, Sınırlandırılması Ve Kaldırılması

Kişisel ilişki kararı kesin hüküm oluşturmaz; koşullar değiştiğinde yeniden düzenlenmesi istenebilir. Çocuğun okula başlaması, yaşının ilerlemesi, taraflardan birinin şehir değiştirmesi ya da yeniden evlenmesi gibi yeni olgular, kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi davası için yeterli sebeptir. Hâkim, ana veya babadan birinin istemi üzerine veya resen gerekli önlemleri alabilir.

Hakkın sınırlandırılması veya kaldırılması ise istisnaidir. TMK m. 324 uyarınca ana ve babadan her biri, diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini zedelemekten kaçınmakla yükümlüdür. Kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girerse, ebeveyn bu hakkını yükümlülüklerine aykırı kullanırsa, çocukla ciddi olarak ilgilenmezse veya başka önemli sebepler varsa kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir ya da kendisinden alınabilir.

Bu noktada iki uç arasında sık karışıklık yaşanır. Çocuğun görüşmek istememesi tek başına ilişkinin kaldırılması sonucunu doğurmaz; mahkeme bu isteksizliğin kaynağını, yabancılaşmanın diğer ebeveyn kaynaklı olup olmadığını uzman raporuyla araştırır. Buna karşılık çocuğun tanık olduğu ağır bir şiddet olayının yarattığı korku gibi somutlaşmış durumlarda ilişkinin kaldırılmasına karar verilebilmektedir. Ölçü her hâlde çocuğun üstün yararıdır; ebeveynin kusuru veya taraflar arasındaki husumet tek başına belirleyici değildir.

Mahkeme Kararına Rağmen Çocuğu Göremiyorum, Ne Yapmalıyım?

Kişisel ilişki kararı rızayla yerine getirilmiyorsa hak sahibi, artık icra dairesine değil, adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğüne (ADM) başvurur. 24.11.2021 tarihli ve 7343 sayılı Kanunla İcra ve İflas Kanunu’nun 25, 25/a, 25/b ve 341. maddeleri yürürlükten kaldırılmış; çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulması, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’na eklenen m. 41/A–41/İ hükümlerine taşınmıştır. Usul ve esaslar 4 Ağustos 2022 tarihli ve 31913 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelikte düzenlenmiş, uygulamaya 8 Mayıs 2023 itibarıyla ülke genelinde geçilmiştir.

Konu Eski sistem (mülga İİK m. 25 vd.) 2026 itibarıyla yürürlükteki sistem
Başvurulacak birim İcra dairesi Adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğü; müdürlük yoksa Bakanlıkça belirlenen hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğü
Yetki İcra dairesinin yetkisi Çocuğun yerleşim yeri müdürlüğü (ÇKK m. 41/A/4)
İşlemi yapan kişi İcra memuru Psikolog, pedagog, sosyal çalışmacı, çocuk gelişimci veya rehber öğretmen; bulunmadığı yerde öğretmen
Emrin adı İcra emri Teslim emri (ÇKK m. 41/C)
Yapılan yer Çocuğun bulunduğu yer Müdürlükçe belirlenen teslim mekânı / çocuk görüşme merkezi (ÇKK m. 41/D)
Masraf ve harç Takip harç ve masrafları Tüm harçlardan istisna; avukatlık ücreti hariç masraflar Adalet Bakanlığı bütçesinden (ÇKK m. 41/H)

Süreç şu şekilde işler: müdürlük, başvuruyu aldıktan sonra yükümlüyle iletişime geçer ve çocuğun kararda belirtilen gün ve saatte teslim mekânına getirilmesini bildirir. İletişim kurulamaz veya çocuk getirilmezse yükümlüye teslim emri tebliğ edilir. Teslim emri bir kez tebliğ edilir ve sonraki dönemler için yeniden emir çıkarılmasına gerek kalmaz. Yükümlü haklı bir mazeret bildirirse çocuk müdürlükçe alınarak hak sahibine teslim edilir.

Hak sahibi bakımından gözden kaçan bir yükümlülük vardır: teslim emrinin tebliğinden sonraki dönemde, teslim saatinden en az kırk sekiz saat önce çocuğu almaya geleceğini müdürlüğe bildirmek zorundadır. Bildirimde bulunulmazsa yükümlünün çocuğu getirme zorunluluğu doğmaz. Dahası, bildirimde bulunup haklı bir mazeret olmaksızın art arda iki kez veya bir yılda üç kez gelinmezse müdürlük dosyanın işlemden kaldırılmasına ve teslim emrinin hükümsüz hâle gelmesine karar verir. Bu, uygulamada hakkını kaybettiğini fark etmeden süreci baştan başlatmak zorunda kalan ebeveynlerin en sık düştüğü hatadır.

Çocuğun yerleşim yeri değişirse dosya resen ilgili yer müdürlüğüne gönderilir ve işlemler kaldığı yerden sürer. Taraflardan biri hakkında 6284 sayılı Kanun uyarınca gizlilik kararı veya başka bir tedbir varsa teslim işlemleri bu kararlar gözetilerek yapılır.

Kişisel ilişki kararına uyulmazsa ne olur?

Teslim emrine aykırı hareket eden veya emrin gereğinin yerine getirilmesini engelleyen kişi, bir ay içinde yapılacak şikâyet üzerine disiplin hapsi ile cezalandırılır (ÇKK m. 41/F). Şikâyeti incelemeye görevli ve yetkili mahkeme, işlemi yapan müdürlüğün bulunduğu yer aile mahkemesidir.

Eylem Yaptırım Dayanak
Çocuk teslimine dair teslim emrine aykırı hareket veya engelleme Üç aya kadar disiplin hapsi (fiil suç teşkil etse dahi) ÇKK m. 41/F/1
Çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair teslim emrine aykırı hareket veya engelleme Üç günden on güne kadar disiplin hapsi ÇKK m. 41/F/2
Kişisel ilişki için çocuk teslim edilen hak sahibinin, süre bitiminde çocuğu belirlenen yere getirmemesi Üç aya kadar disiplin hapsi ve suç duyurusu ÇKK m. 41/F/3

Disiplin hapsi kararları kesinleşmesinin ardından Cumhuriyet başsavcılığınca infaz edilir ve kesinleşmeden itibaren iki yıl geçtikten sonra yerine getirilemez. Şikâyetten vazgeçilirse ya da çocuk velayet hakkı sahibine teslim edilirse dava ve ceza bütün sonuçlarıyla düşer. Bu düşme kuralı, uygulamada çoğu dosyanın ceza aşamasına gelmeden çözülmesinin de sebebidir.

Müdürlükçe yapılan işlem ve kararlara karşı, öğrenme veya tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde işlemi yapan müdürlüğün bulunduğu yer aile mahkemesine şikâyette bulunulabilir. Şikâyet üzerine verilen karara karşı da bir hafta içinde itiraz edilebilir; itirazı, aynı yerdeki numara olarak izleyen aile mahkemesi dairesi, tek daire varsa asliye hukuk mahkemesi inceler ve itiraz üzerine verilen karar kesindir.

Disiplin hapsi tek yaptırım değildir. Kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini sürekli olarak yerine getirmeyen ebeveyn bakımından, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilmesi gündeme gelebilir. Ayrıca müdürlük, yükümlünün teslim emrine aykırı ilk hareketinde hakkında danışmanlık tedbiri uygulanmasını aile mahkemesinden talep eder.

İstanbul’da Süreç Nasıl İşliyor?

İstanbul’da dava, çocuğun yerleşim yerine göre belirlenen aile mahkemesinde açılır; Bakırköy, Bahçelievler, Zeytinburnu ve çevre ilçelerde oturan çocuklar bakımından Bakırköy Aile Mahkemeleri yetkilidir. Küçükçekmece veya Büyükçekmece’de oturan çocuklar için ilgili adliyelerin aile mahkemeleri devreye girer. Yetki itirazlarının çoğu, dava dilekçesinde çocuğun değil davacının yerleşim yerinin esas alınmasından kaynaklanır.

Kararın yerine getirilmesi aşamasında ise ölçüt yeniden çocuğun yerleşim yeridir: başvuru, çocuğun yerleşim yerindeki adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğüne yapılır. İstanbul’un çok merkezli yapısında dava dosyasının görüldüğü adliye ile teslim işlemlerinin yürütüldüğü adliye farklı olabilir; taraflar bunu çoğu zaman ilk teslim gününde fark eder. Bakırköy velayet avukatı desteğiyle yürütülen dosyalarda, hüküm fıkrasındaki teslim ve iade düzeninin bu ayrım gözetilerek yazılması, sonraki aylarda yaşanacak aksamaları büyük ölçüde önler.

Sıkça Sorulan Sorular

Çocukla kişisel ilişki kurulması davası ne kadar sürer?

Davanın süresi, uzman raporunun tamamlanma hızına, tarafların yerleşim yerlerine ve tanık sayısına göre değişir; tek çocuk ve tarafların aynı ilçede olduğu dosyalarda süreç daha kısadır. Süreden bağımsız olarak, dava açılırken tedbiren kişisel ilişki kurulması talep edilirse fiilî görüşme çoğunlukla ilk celsede başlar. Bu nedenle pratikte belirleyici olan hükmün tarihi değil, tedbir talebinin dilekçede yer alıp almadığıdır.

Çocukla kişisel ilişki kurulması davası hangi mahkemede açılır?

Dava, aile mahkemesinde ve TMK m. 326 uyarınca çocuğun yerleşim yeri mahkemesinde açılır. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar. Devam eden bir boşanma davası varsa ayrı dava açmaya gerek yoktur; talep o dosya içinde ileri sürülür. Bakırköy ve çevresinde oturan çocuklar bakımından Bakırköy Aile Mahkemeleri yetkilidir.

Kişisel ilişki kararına uymayan ebeveyne ne yapılabilir?

Karar rızayla yerine getirilmiyorsa çocuğun yerleşim yerindeki adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğüne başvurulur. Teslim emrine aykırı hareket eden veya emrin yerine getirilmesini engelleyen yükümlü, bir ay içinde yapılacak şikâyet üzerine üç günden on güne kadar disiplin hapsiyle cezalandırılır (ÇKK m. 41/F/2). Ayrıca sürekli ihlâl hâlinde velayetin değiştirilmesi gündeme gelebilir.

Kişisel ilişki kararı icraya konulabilir mi?

Hayır. 7343 sayılı Kanunla İİK’nın ilgili maddeleri yürürlükten kaldırıldığından, çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair kararlar icra dairesi eliyle yerine getirilmez. Başvuru, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m. 41/A vd. uyarınca adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğüne yapılır. İşlemler harçtan istisnadır ve avukatlık ücreti dışındaki masraflar Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır.

Çocuk babasını veya annesini görmek istemiyorsa ne olur?

Çocuğun görüşmek istememesi tek başına kişisel ilişkinin kaldırılması sonucunu doğurmaz. Mahkeme, idrak çağındaki çocuğun görüşünü uzman eşliğinde alır ve bu isteksizliğin kaynağını sosyal inceleme raporuyla araştırır. Çocuğun beyanı diğer delillerle birlikte değerlendirilir. Yalnızca çocuğun huzurunun ciddi biçimde tehlikeye girdiği hâllerde ilişki sınırlandırılabilir veya kaldırılabilir.

Anneanne, babaanne veya dede torunuyla kişisel ilişki kurabilir mi?

Evet, ancak koşulu ağırdır. TMK m. 325 uyarınca bu hak, yalnızca olağanüstü hâller mevcutsa ve çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde tanınır. Torunun ebeveynine tanınan görüşme süresi içinde görülebildiği ve görüşmeye engel çıkarılmadığı hâllerde talep reddedilmektedir. Ebeveynin vefatı veya çocukla hiç görüşmemesi gibi durumlarda ise talep kabul görme ihtimali yüksektir.

Kişisel ilişki günleri sonradan değiştirilebilir mi?

Evet. Kişisel ilişki kararı kesin hüküm oluşturmaz; çocuğun okula başlaması, yaşının ilerlemesi, taraflardan birinin şehir değiştirmesi gibi yeni olgular ortaya çıktığında kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi davası açılabilir. Hâkim ayrıca resen de gerekli önlemleri alabilir. Yeni düzenlemede yine çocuğun üstün yararı ve eğitim düzeni esas alınır.

Yorum Ekle

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.