Eser Sözleşmesi: Unsurları, Tarafların Borçları ve Zamanaşımı
Bir işin sonucunu taahhüt eden her ilişki, hukuken **eser sözleşmesi** olarak nitelendirilir ve bu nitelendirme uyuşmazlığın tamamını belirler. Bir daire tadilatı, bir makinenin imalatı, bir yazılım projesi ya da bir bina inşaatı; taraflar arasında yalnızca bir fatura bulunsa dahi, sonucun taahhüt edilmiş olması ilişkiyi bu çerçeveye taşır. Uygulamada asıl sorun, sözleşmenin varlığından çok **hangi hükümlere tabi olduğunun** yanlış belirlenmesinden doğar: hizmet sözleşmesi sanılan bir ilişki eser sözleşmesi çıktığında zamanaşımı, görevli mahkeme ve ispat yükü bir anda değişir. Aşağıda eser sözleşmesi; unsurları, tarafların borçları, ayıplı ifa, zamanaşımı ve dava süreçleri başlıkları altında, yürürlükteki düzenleme ve Yargıtay\'ın yerleşik içtihadı ışığında 2026 itibarıyla güncel uygulama çerçevesinde değerlendirilmektedir.
Eser Sözleşmesi Nedir? (TBK m. 470)
Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir (TBK m. 470). 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ilâ 486. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu döneminde istisna sözleşmesi olarak anılmış olup, bu terim uygulamada hâlen kullanılmaktadır.
Sözleşmenin tarafları yüklenici (uygulamadaki karşılığıyla müteahhit, imalatçı, taşeron) ve iş sahibidir. Her iki taraf da gerçek veya tüzel kişi olabilir; yüklenicinin birden fazla kişinin oluşturduğu bir adi ortaklık biçiminde örgütlenmesi de mümkündür ki büyük ölçekli yapım işlerinde sık karşılaşılan bir yapılanmadır.
Eser sözleşmesi tam iki tarafa borç yükleyen, rızai ve nitelik itibarıyla ani edimli bir sözleşmedir. Eserin meydana getirilmesi uzun bir zamana yayılsa dahi bu, sözleşmeyi sürekli borç ilişkisine dönüştürmez; bu ayrım, fesih ile dönmenin sonuçları bakımından belirleyicidir.
Eser kavramının kapsamı: yalnızca "yeni bir şey yapmak" değildir
Eser meydana getirme, sıfırdan bir ürün üretmeyi kapsadığı gibi mevcut bir eserin değiştirilmesini, onarılmasını, bakımını ve hatta yıkılmasını da kapsar. Yıkım işi de bu nedenle eser sözleşmesinin konusu olabilir. Eserin maddi bir varlık taşıması da zorunlu değildir; bir mimari proje, bir yazılım, bir mühendislik hesabı veya bir tercüme, bağımsız bir bütünlük ve ekonomik değer taşıdığı ölçüde eser sayılabilir.
Buna karşılık, sonucu taraf iradesi dışındaki bir etkene bağlı olan işler eser sözleşmesi kapsamında değerlendirilemez: bir avukat davanın kazanılmasını, bir hekim hastanın iyileşmesini taahhüt edemez. Estetik ve plastik cerrahi operasyonları bu noktada tartışmalıdır; öğretide ve uygulamada, sonucun somut biçimde tarif edilip taahhüt edildiği estetik müdahalelerin eser sözleşmesi niteliği taşıyabileceği kabul görmektedir. Bu nitelendirme, hekimin sorumluluğunun kapsamını ve zamanaşımını doğrudan değiştirdiği için hasta uyuşmazlıklarında ilk tartışılan konudur.
Uygulamada en sık karşılaşılan eser sözleşmesi türleri
- İnşaat ve yapım sözleşmeleri — bina, altyapı, tesis yapımı; kamu ihalelerinden doğan yapım işleri.
- Kat karşılığı (arsa payı karşılığı) inşaat sözleşmesi — eser sözleşmesi ile taşınmaz satış vaadinin birleştiği karma sözleşme.
- Tadilat, dekorasyon ve montaj işleri — daire yenileme, mutfak ve mobilya imalatı, cephe kaplama.
- Sipariş üzerine imalat — makine, kalıp, mobilya, matbaa işleri.
- Proje ve mühendislik hizmetleri — mimari proje, statik proje, harita ve zemin etüdü.
- Yazılım ve dijital üretim — sipariş üzerine yazılım geliştirme, web sitesi ve uygulama projeleri.
Eser Sözleşmesinin Unsurları, Şekli ve Geçerlilik Şartları
Eser sözleşmesinin kurucu unsurları eser (bir sonucun meydana getirilmesi), bedel ve tarafların anlaşmasıdır. Bu üç unsur birlikte gerçekleştiğinde sözleşme kurulmuş sayılır; ayrıca bir şekil şartına uyulması gerekmez.
- Eser (sonuç) unsuru: Yüklenici yalnızca emek harcamayı değil, belirli bir sonucu ortaya çıkarmayı üstlenir. Bu unsur çıkarıldığında sözleşme satış veya hizmet sözleşmesine dönüşür; eser sözleşmesini diğer iş görme sözleşmelerinden ayıran temel ölçüt budur.
- Bedel unsuru: Bedel ödenmeyeceği kararlaştırılmışsa eser sözleşmesinden söz edilemez. Ancak bedelin miktarının sözleşme kurulurken belirlenmiş olması şart değildir. Taraflar bedeli kararlaştırmamış olsalar bile, işin bedel karşılığı yapılacağı biliniyor veya bilinmesi gerekiyorsa sözleşme yine kurulmuş sayılır; bedel bu hâlde eserin değerine ve yüklenicinin giderine göre belirlenir (TBK m. 481).
- Anlaşma unsuru: Tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları gerekir. Bu beyanlar açık olabileceği gibi örtülü de olabilir; işin fiilen başlatılıp yürütülmesi, çoğu dosyada zımni kabulün göstergesi sayılır.
Eser sözleşmesi yazılı olmak zorunda mı?
Hayır; eser sözleşmesi şekle bağlı değildir ve sözlü olarak da geçerli biçimde kurulabilir. TBK m. 12/1 uyarınca sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe hiçbir şekle bağlı değildir. Eser sözleşmesi için kanunda böyle bir istisna öngörülmemiştir.
Bu kuralın tek önemli istisnası kat karşılığı inşaat sözleşmeleridir. Bu sözleşmeler arsa sahibi yönünden taşınmaz mülkiyetinin ileride devrine ilişkin bir taahhüt içerdiğinden, TMK m. 706 ve ilgili düzenlemeler uyarınca noterde düzenleme şeklinde yapılmaları geçerlilik şartıdır. Resmî şekle uyulmadan yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi kural olarak geçersizdir.
Şekil serbestisinin bedeli: ispat sorunu
Şekil serbestisi, sözlü sözleşmenin ispatının kolay olduğu anlamına gelmez. Karşı taraf akdi ilişkinin varlığını inkâr ettiğinde ispat yükü, sözleşmeye dayanan taraftadır. HMK m. 200 uyarınca belirli bir parasal sınırı aşan hukuki işlemlerin senetle ispatı zorunludur; bu sınır her yıl yeniden değerleme oranında güncellenir. Senet yoksa tanık dinletilebilmesi için karşı tarafın açık muvafakati (HMK m. 200/2), bir delil başlangıcı (HMK m. 202) veya kanunda sayılan istisnalardan birinin (HMK m. 203) bulunması gerekir.
Uygulamada delil başlangıcı sayılabilecek belgeler dosyanın kaderini belirler: imzalı teklif ve keşif özetleri, banka dekontları, WhatsApp yazışmaları, e-postalar, teslim tutanakları, şantiye defteri kayıtları ve fatura-irsaliye zinciri. Ticari defterler ve yemin delili de kesin delil niteliğiyle devreye girebilir; bu nedenle dava ve cevap dilekçelerinde yemin deliline açıkça dayanılması, sonradan telafisi güç bir eksikliğin önüne geçer.
Sözleşmede mutlaka bulunması gereken maddeler
İnternette dolaşan hazır eser sözleşmesi örneği metinleri, çoğu zaman uyuşmazlığın gerçekten çıktığı maddeleri eksik bırakır. Somut işin koşullarına uyarlanmamış bir şablon, ihtilaf hâlinde koruma sağlamaz. Asgari olarak şu başlıklar açık biçimde düzenlenmelidir:
- Tarafların kimlik/sicil bilgileri ve yüklenicinin işi bizzat yapıp yapmayacağı, alt yüklenici kullanımına izin verilip verilmediği.
- İşin teknik tanımı: projeler, mahal listesi, teknik şartname ve kullanılacak malzeme sınıfı (belirsizlik, sonraki bilirkişi incelemesinde en çok tartışılan noktadır).
- Bedel ve türü: götürü bedel mi, birim fiyat mı, yaklaşık bedel mi; fiyat farkı ve döviz/endeks uygulanıp uygulanmayacağı.
- Ödeme planı ve hakediş usulü; teslim tarihi ve varsa ara teslim tarihleri.
- Gecikme hâlinde cezai şart ve gecikme tazminatı; cezai şartın günlük mü toplam bedele oranlı mı işleyeceği.
- Ayıp ihbarı usulü ve süresi; teslim ve kabul tutanağı düzenlenmesi zorunluluğu.
- Malzemenin ve iş yerinin kimin tarafından sağlanacağı; risk ve sigorta.
- İş sağlığı ve güvenliği sorumluluğu; iş kazası hâlinde sorumluluğun dağılımı.
- Fesih ve dönme hâlleri ile sonuçları; uyuşmazlık hâlinde yetkili mahkeme ve tahkim/arabuluculuk kaydı.
Eser Sözleşmesi ile Hizmet, Vekâlet ve Satış Sözleşmesi Arasındaki Fark
Eser sözleşmesini benzer sözleşmelerden ayıran ölçüt, sonucun taahhüt edilip edilmediğidir. Hizmet sözleşmesinde bağımlılık altında geçirilen zaman, vekâlet sözleşmesinde özenli çaba, satış sözleşmesinde ise hazır bir malın devri esastır; eser sözleşmesinde ise taahhüt edilen doğrudan sonucun kendisidir.
| Hukuki durum | Değerlendirme ölçütü | Sonuç |
| İşi gören, iş sahibinin talimatlarına bağlı olarak, belirli çalışma saatlerinde ve zamana göre ücretle çalışıyor | Bağımlılık ve zaman unsuru ağır basıyor; emek ön planda | Hizmet sözleşmesi (TBK m. 393). İş Kanunu ve iş mahkemesi gündeme gelir. |
| İşi gören bağımsız çalışıyor, belirli bir sonucu (imalat, yapı, proje) teslim etmeyi taahhüt ediyor | Sonuç ve beceri unsuru ağır basıyor | Eser sözleşmesi (TBK m. 470). |
| İşi gören özenli çaba göstermeyi üstleniyor, sonucu garanti etmiyor (avukatlık, tedavi, danışmanlık) | Sonuç taahhüdü yok; özen borcu var | Vekâlet sözleşmesi (TBK m. 502). Ücret sonuca bağlı değildir. |
| Teslim edilen mal hazır, standart ve özellikleri önceden belli; kişiye özel imalat yok | Malzeme/teslim unsuru emek unsurundan üstün | Satış sözleşmesi (TBK m. 207). Montaj yapılması sonucu değiştirmez. |
| Mal, iş sahibinin belirlediği ölçü ve özelliklere göre özel olarak imal ediliyor | Meydana getirme (imal) unsuru belirleyici | Eser sözleşmesi. Sözleşmede tarafların "alıcı-satıcı" olarak adlandırılması nitelendirmeyi değiştirmez. |
Uygulamada bu ayrım en çok iki noktada hayati hâle gelir. Birincisi, iş kazası dosyalarında: ilişki hizmet sözleşmesi sayılırsa işveren sorumluluğu ve iş mahkemesi devreye girer, eser sözleşmesi sayılırsa yüklenicinin bağımsız çalışan konumu ve farklı bir sorumluluk rejimi söz konusu olur. İkincisi, zamanaşımında: satış sayılan bir ilişkide ayıp süreleri, eser sözleşmesinde ise TBK m. 478 rejimi uygulanır. Yargıtay'ın yerleşik içtihadında, sözleşmede kullanılan başlık ve taraf adlandırmalarının değil, edimin ağırlık merkezinin esas alındığı istikrarla vurgulanmaktadır.
Tarafların Borçları: Yüklenici ve İş Sahibi
Yüklenicinin asli borcu eseri sözleşmeye, fen ve tekniğe uygun biçimde meydana getirip zamanında teslim etmek; iş sahibinin asli borcu ise bedeli ödemek ve eseri kabul etmektir. Bu asli borçların yanında TBK m. 471 ve devamında düzenlenen yan yükümlülükler bulunur ve uyuşmazlıkların önemli bölümü bu yan yükümlülüklerden doğar.
Yüklenicinin borçları
- Özen ve sadakat borcu (TBK m. 471): Yüklenici, iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek işi ifa eder. Özen ölçütü sübjektif değildir; benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik davranış esas alınır.
- İşi bizzat yapma veya kendi yönetimi altında yaptırma: Yüklenicinin kişisel özellikleri önem taşıyorsa işi bizzat yapması gerekir. Aksi hâlde alt yükleniciye yaptırabilir; ancak alt yüklenicinin fiillerinden iş sahibine karşı kendisi sorumludur.
- Araç ve gereci sağlama (TBK m. 471/son): Aksine âdet veya anlaşma yoksa eserin meydana getirilmesi için gerekli araç ve gereçleri yüklenici sağlar. Bu araçlar eserin bünyesine katılmadığından iş bitiminde yüklenicide kalır.
- Malzemedeki ayıptan sorumluluk (TBK m. 472): Malzemeyi yüklenici sağlamışsa ayıplı malzemeden satıcı gibi sorumludur. Malzeme iş sahibince sağlanmışsa yüklenici özenle kullanmak ve artanı iade etmekle yükümlüdür.
- Bildirim (ihbar) borcu: İş sahibinin sağladığı malzemenin veya gösterdiği yerin ayıplı olduğu anlaşılırsa ya da eserin gereği gibi veya zamanında meydana getirilmesini tehlikeye düşüren başka bir durum ortaya çıkarsa, yüklenici bunu derhâl iş sahibine bildirmek zorundadır. Bildirmezse doğacak sonuçlardan sorumlu olur.
- İşe zamanında başlama ve sürdürme (TBK m. 473): Yüklenici işe zamanında başlamaz, sözleşmeye aykırı biçimde geciktirir ya da iş sahibine yüklenemeyecek bir sebeple gecikme yüzünden işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceği açıkça anlaşılırsa, iş sahibi teslim gününü beklemeksizin sözleşmeden dönebilir.
İş sahibinin borçları
- Bedel ödeme borcu (TBK m. 479): Bedel, kural olarak eserin teslimi anında muaccel olur. Eserin parça parça teslimi kararlaştırılmış ve bedel parçalara göre belirlenmişse, her parçanın bedeli kendi tesliminde muaccel olur. Bu kural, faizin başlangıç tarihi bakımından belirleyicidir.
- Eseri kabul (teslim alma) borcu: İş sahibi, sözleşmeye uygun biçimde tamamlanan eseri, olağan akışa göre geç sayılmayacak bir sürede gözden geçirip teslim almakla yükümlüdür.
- Muayene ve ayıp ihbarı külfeti (TBK m. 474): Bu, teknik anlamda bir borç değil külfettir; yerine getirilmezse iş sahibi haklarını kaybeder.
- İşbirliği yükümlülüğü: İş yerini, projeleri, ruhsatı ve gerekli izinleri zamanında sağlamak. İş sahibinden kaynaklanan gecikmeler, yüklenicinin temerrüdünü ortadan kaldırabilir.
Bedelin belirlenmesi: götürü bedel ve yaklaşık bedel
Bedel götürü olarak kararlaştırılmışsa, yüklenici eseri o bedelle meydana getirmekle yükümlüdür; iş öngörülenden fazla emek ve masraf gerektirse dahi kural olarak bedelin artırılması istenemez (TBK m. 480/1). Bunun istisnası, sözleşmenin kurulmasında öngörülemeyen veya öngörülebilse dahi taraflarca göz önünde tutulmayan olağanüstü durumların ifayı aşırı ölçüde güçleştirmesidir; bu hâlde hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını, bu mümkün değilse sözleşmeden dönülmesini isteme hakkı doğar (TBK m. 480/2). Yüksek enflasyon ve döviz kuru dalgalanmalarının yaşandığı dönemlerde açılan uyarlama davaları bu hükme dayanır.
Bedel önceden belirlenmemiş veya yalnızca yaklaşık olarak belirlenmişse, bedel eserin yapıldığı yer ve zamandaki değerine ve yüklenicinin giderine göre belirlenir (TBK m. 481). Yaklaşık bedelin aşırı ölçüde aşılması hâlinde iş sahibinin sözleşmeden dönme veya bedelden indirim isteme hakkı gündeme gelir (TBK m. 482); yapı sahibin taşınmazı üzerine yapılıyorsa iş sahibinin hakları sınırlanır.
Sözleşme dışı ve fazla imalat
Sözleşmede ve eklerinde kararlaştırılmadığı hâlde iş sırasında yapılan imalatlar, iş sahibinin yararına olmuşsa vekâletsiz iş görme hükümleri uyarınca (TBK m. 526 vd.) talep edilebilir; bedel, işin yapıldığı yıldaki mahalli piyasa rayiçlerine göre hesaplanıp hak edilen bedele eklenir. Uygulamada bu kalem, yazılı talimat alınmadan yapılan ilave işlerde en çok kaybedilen alacaktır; ilave işin iş sahibinin bilgisi ve yararına yapıldığının yazılı olarak belgelenmesi, sonraki bilirkişi incelemesinde belirleyici olmaktadır.
Ayıplı Eser, Ayıp İhbarı ve İş Sahibinin Seçimlik Hakları
Ayıplı eser, sözleşmeye ve fen kurallarına aykırılık nedeniyle bulunması gereken niteliklerin bulunmadığı veya bulunmaması gereken bozuklukların bulunduğu eserdir. İş sahibinin ayıp nedeniyle hak ileri sürebilmesi, eseri süresinde gözden geçirip ayıpları yükleniciye bildirmesine bağlıdır (TBK m. 474).
Açık ayıp – gizli ayıp ayrımı
Açık ayıplar, ilk bakışta görülebilen veya elle-gözle yapılan basit bir muayene ile anlaşılabilen ayıplardır: boya ve sıva işçiliğindeki bozukluklar, gözle görülen malzeme farklılıkları gibi. Gizli ayıplar ise teslim anında fark edilemeyen, kullanımla veya ayrıntılı inceleme ile sonradan ortaya çıkan ayıplardır; yapının taşıyıcı sistemine, izolasyonuna veya tesisatına ilişkin kusurlar tipik örneklerdir.
Ayrımın sonucu ağırdır: açık ayıplarda iş sahibi işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz muayene edip ihbarda bulunmazsa yüklenici sorumluluktan kurtulur. Gizli ayıplarda ise sorumluluk zamanaşımı süresince devam eder; ayıp ortaya çıktığında derhâl ihbar edilmesi gerekir. Eserin itiraz ileri sürülmeden teslim alınmış olması, gizli ayıp bakımından iş sahibini hakkından yoksun bırakmaz.
Eksik iş ile ayıplı iş aynı şey değildir
Eksik iş, kararlaştırıldığı hâlde hiç yapılmamış olan iştir; ayıplı iş ise yapılmış ancak kusurlu yapılmış iştir. TBK m. 474-478 hükümleri yalnızca ayıplı işe uygulanır; eksik işler bu maddelerin kapsamı dışındadır. Bunun pratik sonucu şudur: eksik işler bakımından ayıp ihbarı külfeti ve TBK m. 478'deki özel zamanaşımı süreleri işlemez; talep genel hükümlere tabidir. Uygulamada bilirkişi raporlarının en sık düzeltilen yönü, eksik iş bedeli ile ayıplı imalat bedelinin aynı kalemde toplanmış olmasıdır; rapora bu ayrım üzerinden itiraz edilmesi çoğu dosyada sonucu değiştirmektedir.
Ayıp hâlinde iş sahibinin seçimlik hakları (TBK m. 475)
- Sözleşmeden dönme: Yalnızca ayıp veya sözleşmeye aykırılık, eserin iş sahibi için kullanılamaz hâle gelmesine veya dürüstlük kuralı gereği kabule zorlanamayacak derecede ağır olmasına yol açıyorsa kullanılabilir. Daha az önemli ayıplarda dönme hakkı yoktur.
- Bedelden indirim (nefaset kesintisi): Eser alıkonularak ayıp oranında bedelden indirim istenir. Uygulamada nefaset kesintisi olarak anılan bu kalem, eserin kabulüne engel olmayan noksan ve kusurlu imalatların karşılığıdır.
- Ayıbın giderilmesi (onarım): Aşırı bir masrafı gerektirmemek kaydıyla ayıbın ücretsiz olarak giderilmesi istenebilir.
- Tazminat: Yüklenicinin kusuru varsa, yukarıdaki seçimlik haklara ek olarak uğranılan zararın tazmini de talep edilebilir.
Eserin ayıplı olmasında iş sahibinin kendi talimatları veya sağladığı malzeme etkili olmuşsa, yüklenicinin sorumluluğu bu ölçüde azalır veya tamamen ortadan kalkar (TBK m. 476). Ancak yüklenici, bu talimat ve malzemenin sakıncalarını zamanında bildirmişse durum farklıdır; bildirmemişse kendi ihbar yükümlülüğünü ihlal etmiş sayılır.
Ayıp ihbarında izlenmesi gereken adımlar
- Eser teslim alınırken kabul tutanağı düzenlenmeli, görülen kusurlar tutanağa şerh edilmelidir.
- Ayıplar tespit edilir edilmez noter ihtarnamesi ile ihbar edilmelidir; ihbarın tarihi ve içeriği sonradan ispat edilebilir olmalıdır.
- Gizli ayıplarda ihbar, ayıbın ortaya çıktığı tarihten itibaren gecikmeksizin yapılmalıdır.
- Ayıbın niteliği ve kapsamı tartışmalıysa dava açılmadan önce delil tespiti (HMK m. 400 vd.) yoluna başvurulmalıdır; özellikle imalatın örtülecek veya bozulacak nitelikte olduğu hâllerde bu adım sonradan telafi edilemez.
- Seçimlik haklardan hangisinin kullanılacağı ihbarda açıkça belirtilmelidir; sonradan değiştirilmesi her zaman mümkün olmayabilir.
Eser Sözleşmesinde Zamanaşımı Süreleri
Eser sözleşmesinde tek bir zamanaşımı süresi yoktur; talebin dayanağına göre beş, iki, on veya yirmi yıllık farklı süreler uygulanır. "Eser sözleşmesinde zamanaşımı beş yıldır" biçimindeki kayıtsız bilgi, özellikle taşınır eserlerde ağır hak kayıplarına yol açmaktadır.
| Talebin dayanağı | Zamanaşımı süresi | Başlangıç ve kanuni dayanak |
| Eser sözleşmesinden doğan alacaklar (iş bedeli, hakediş, ilave iş bedeli) — genel kural | 5 yıl | Alacağın muaccel olduğu tarih; kural olarak eserin tamamlanıp teslim edildiği, sözleşmenin feshinde ise fesih iradesinin ulaştığı tarih. TBK m. 147/6, m. 149. |
| Yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi | 10 yıl | TBK m. 147/6'nın istisnası olarak genel zamanaşımı. TBK m. 146. |
| Ayıplı eser nedeniyle açılacak davalar — taşınmaz yapılar dışındaki eserler (makine, mobilya, imalat, yazılım) | 2 yıl | Teslim tarihinden itibaren. TBK m. 478. |
| Ayıplı eser nedeniyle açılacak davalar — taşınmaz yapılar | 5 yıl | Teslim tarihinden itibaren. TBK m. 478. |
| Ayıplı eserde yüklenicinin ağır kusuru varsa | 20 yıl | Teslim tarihinden itibaren; eserin niteliğine bakılmaksızın uygulanır. TBK m. 478. |
Zamanaşımı süreleri kesindir ve sözleşmeyle değiştirilemez (TBK m. 148). Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar (TBK m. 149). Eser sözleşmelerinde aksi kararlaştırılmadıkça iş bedeli alacağı eserin tamamlanıp teslim edildiği tarihte muaccel olur; teslim gerçekleşmemiş ve sözleşme feshedilmişse fesih iradesinin karşı tarafa ulaştığı an esas alınır.
Uygulamada en sık yapılan hata, taşınır bir eserdeki gizli ayıbın iki yıllık süre dolduktan sonra dava konusu yapılmasıdır. Mobilya, makine, kalıp ve yazılım işlerinde bu süre, taşınmaz yapılardaki beş yıllık süre sanılarak kaçırılmaktadır. Ağır kusur iddiası yirmi yıllık süreyi açabilir; ancak ağır kusurun ispatı iş sahibine düştüğünden, bu iddiaya baştan güvenilerek bekleme yapılması risklidir. Ayrıca cezai şart alacağı, asıl alacaktan bağımsız olarak değerlendirilmeli ve muacceliyet tarihi ayrıca tespit edilmelidir.
Eser Sözleşmesinin Sona Ermesi: Fesih, Dönme ve Cezai Şart
Eser sözleşmesi kural olarak eserin teslimi ve bedelin ödenmesiyle sona erer; ancak kanun, ifa tamamlanmadan sözleşmeyi sona erdiren birden fazla yol öngörmüştür. Hangi yolun kullanıldığı, tazminatın kapsamını doğrudan belirlediği için nitelendirme kritiktir.
İş sahibinin tazminat karşılığı fesih hakkı (TBK m. 484)
İş sahibi, eser tamamlanmadan önce yüklenicinin herhangi bir kusuru olmasa dahi yapılmış olan kısmın karşılığını ödemek ve yüklenicinin bütün zararını gidermek koşuluyla sözleşmeyi feshedebilir. Bu, eser sözleşmesine özgü bir haktır ve sıkça "cayma hakkı" olarak anılır. Uygulamadaki ağırlık noktası, yüklenicinin yoksun kaldığı kâr dâhil zararının hesabındadır; iş sahibi çoğu zaman yalnızca yapılan imalat bedelini ödemekle yükümlü olduğunu düşünerek fesih bildirimi göndermekte, ardından beklenmedik bir tazminat talebiyle karşılaşmaktadır.
Haklı fesih ve sözleşmeden dönme
- Gecikme nedeniyle dönme (TBK m. 473): Yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya işi kararlaştırılan sürede bitiremeyeceğinin açıkça anlaşılması hâlinde iş sahibi teslim gününü beklemeden sözleşmeden dönebilir.
- Ayıp nedeniyle dönme (TBK m. 475): Ayıp, eseri kullanılamaz kılacak veya kabule zorlanamayacak derecede ağırsa dönme hakkı doğar.
- Aşırı ifa güçlüğü nedeniyle sona erdirme (TBK m. 480/2): Uyarlama mümkün değilse yüklenici sözleşmeden dönebilir.
- Eserin beklenmedik olayla yok olması (TBK m. 483): Eser teslimden önce beklenmedik olay sonucu yok olursa, kural olarak iş sahibi teslimi, yüklenici de bedeli isteyemez; risk dağılımı iş sahibinin sağladığı malzeme ve gecikmesine göre değişir.
- İfa imkânsızlığı (TBK m. 485) ve yüklenicinin ölümü/ehliyetsizliği (TBK m. 486): Yüklenicinin kişisel nitelikleri esas alınarak yapılan sözleşmeler ölüm veya ehliyet kaybıyla kendiliğinden sona erer.
Uygulamada fesih bildirimlerinin büyük bölümü hukuki niteliği belirsiz biçimde kaleme alınmaktadır. Sözleşmeden dönme geçmişe etkili sonuç doğurup karşılıklı iade yükümlülüğü yaratırken, ileriye etkili fesih yapılan işin bedelinin ödenmesini gerektirir. İhtarnamede hangi hakkın kullanıldığının, hangi kanun maddesine dayanıldığının ve varsa verilen sürenin açıkça yazılması, sonraki yargılamada tazminatın kapsamını belirler.
Cezai şart ve gecikme tazminatı
Gecikme hâlinde ödenecek cezai şart, sözleşmede açıkça kararlaştırılmışsa iş sahibi zararını ispat etmeksizin talep edebilir. Cezai şartın aşırı olması hâlinde hâkim tarafından indirilmesi mümkündür (TBK m. 182/3); tacirler bakımından ise TTK m. 22 uyarınca indirim talebi kural olarak ileri sürülemez. Cezai şart ile gecikme tazminatının birlikte istenip istenemeyeceği sözleşmenin lafzına bağlıdır; sözleşmede "seçimlik" mi yoksa "ifaya eklenen" cezai şart mı kararlaştırıldığı açıkça yazılmalıdır.
Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Davalar: Görevli Mahkeme, Yetki ve Arabuluculuk
Eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve tazminat davalarında görevli mahkeme, tarafların sıfatına göre değişir; her eser sözleşmesi davası ticari dava değildir. Bu belirleme aynı zamanda dava şartı arabuluculuğun uygulanıp uygulanmayacağını da tayin eder.
| Tarafların durumu | Görevli mahkeme | Dava şartı arabuluculuk |
| Uyuşmazlık her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili (tacirler arası yapım/imalat işi) | Asliye Ticaret Mahkemesi (TTK m. 4) | Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerinde evet (TTK m. 5/A) |
| Taraflardan biri tacir değil veya iş, tarafın ticari işletmesiyle ilgili değil | Asliye Hukuk Mahkemesi (HMK m. 2) | Kural olarak hayır (özel bir dava şartı öngörülmemişse) |
| İş sahibi, ticari veya mesleki olmayan amaçla hareket eden tüketici (ör. konut tadilatı yaptıran kişi) | Tüketici Mahkemesi (TKHK m. 73) | Evet (TKHK m. 73/A); parasal sınırın altındaki uyuşmazlıklarda Tüketici Hakem Heyeti |
Yetkili mahkeme bakımından genel kural, davalının yerleşim yeri mahkemesidir (HMK m. 6). Sözleşmeden doğan davalarda ayrıca sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkilidir (HMK m. 10); eser sözleşmelerinde ifa yeri çoğunlukla imalatın veya yapının bulunduğu yerdir. Bakırköy, Bahçelievler, Küçükçekmece ve Zeytinburnu hattındaki yapı, tadilat ve imalat işlerinden doğan uyuşmazlıklarda bu nedenle Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemeleri, tacirler arası ilişkilerde Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri, tüketici sıfatı taşıyan iş sahipleri bakımından ise Bakırköy Tüketici Mahkemeleri yetkili ve görevli olmaktadır.
Dava öncesi kontrol listesi
- Sözleşmenin hukuki niteliği doğru belirlendi mi (eser / hizmet / vekâlet / satış)?
- Talebin dayanağına göre uygulanacak zamanaşımı süresi tespit edildi mi (2 / 5 / 10 / 20 yıl)?
- Ayıp ihbarı süresinde ve ispat edilebilir biçimde yapıldı mı?
- Eksik iş bedeli ile ayıplı imalat bedeli ayrı ayrı hesaplandı mı?
- Görevli mahkeme ve dava şartı arabuluculuk zorunluluğu doğru belirlendi mi? (Zorunlu olduğu hâlde arabuluculuğa başvurulmadan açılan dava usulden reddedilir.)
- Alacak likit ise doğrudan icra takibi ve itirazın iptali yolu mu, yoksa belirsiz alacak davası mı daha uygun?
- İmalatın örtülme veya bozulma riski varsa delil tespiti yaptırıldı mı?
- Islah ihtiyacı doğabilecekse zamanaşımı bakımından ıslah tarihinin etkisi değerlendirildi mi?
Uygulamada en çok kaybedilen dosyalar esasa ilişkin haksızlıktan değil, usul hatalarından kaybedilmektedir: zorunlu arabuluculuk aşaması atlanarak açılan dava usulden reddedilmekte, bu sırada zamanaşımı süresi dolabilmektedir. Bilirkişi raporuna süresinde ve teknik gerekçelerle itiraz edilmemesi ise ikinci sıradaki kayıp sebebidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Eser Sözleşmesi Avukatı
Eser sözleşmesi, uygulamada en sık yazısız kurulan ancak en yüksek maddi değere ulaşan sözleşme türlerinden biridir. Nitelendirme hatası, zamanaşımı süresinin yanlış hesaplanması, ayıp ihbarının süresinde yapılmaması veya dava şartı arabuluculuk aşamasının atlanması gibi tek bir usul hatası, esasen haklı bir talebin tamamen kaybedilmesine yol açabilmektedir. Sürecin teknik yapısı, hem sözleşmenin kurulması aşamasında hem de uyuşmazlık doğduktan sonra hukuki değerlendirme gerektirmektedir.
Eser sözleşmesi hazırlanması, mevcut bir sözleşmenin incelenmesi, ayıplı ifa ve gecikme nedeniyle ihtarname düzenlenmesi ile eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak, itirazın iptali ve tazminat davalarının takibi konularında, Bakırköy merkezli Öner Hukuk ve Danışmanlık olarak İstanbul genelinde hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktayız. Somut uyuşmazlığınızın değerlendirilmesi için büromuzla iletişime geçebilirsiniz.