TR

Kamulaştırmasız El Atma: Dava, Tazminat ve Görevli Mahkeme (2026)

Güncelleme: 23 dk okuma

İdarenin, kamulaştırma usulünü işletmeden taşınmazınıza yol, park, okul, enerji nakil hattı gibi bir kamu hizmeti için el koyması, kamulaştırmasız el atma olarak adlandırılır ve mülkiyet hakkının doğrudan ihlali sonucunu doğurur. Türk hukukunda bu kurum bir kanun maddesiyle değil, 16.05.1956 tarihli ve 1/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile şekillenmiş; sonraki yıllarda 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na eklenen geçici ve ek hükümlerle çerçevelenmiştir. Süreç; el atmanın fiili mi yoksa hukuki mi olduğuna, taşınmaza el atma tarihine ve görevli yargı koluna göre köklü biçimde değişir. 2025–2026 döneminde görevli yargı, harç ve icra konularında verilen Anayasa Mahkemesi kararları, 1956 öncesi el atmaları düzenleyen yeni geçici 20. madde ve Yargıtay’ın faiz konusundaki yeni yaklaşımı uygulamayı yeniden biçimlendirmiştir. Bu nedenle hak kaybı yaşamamak için sürecin uzman bir gayrimenkul avukatıyla değerlendirilmesi önem taşır.

Kamulaştırmasız El Atma Nedir?

Kamulaştırmasız el atma, kamulaştırma yetkisine sahip bir idarenin, kamulaştırma işlemini hiç yapmadan veya tamamlamadan, bedel ödemeksizin özel mülkiyetteki bir taşınmaza el koymasıdır. Anayasa’nın 35. maddesi mülkiyet hakkını, 46. maddesi ise kamulaştırmanın ancak gerçek karşılığın peşin ödenmesi şartıyla yapılabileceğini güvence altına alır. İdare bu güvencelere uymadan taşınmaza müdahale ettiğinde, malik lehine dava hakları doğar. Uygulamada el atma iki biçimde ortaya çıkar:

  • Fiili el atma: İdarenin taşınmaza fiziksel olarak müdahale etmesi (yol/park yapımı, bina inşası, enerji nakil hattı geçirilmesi gibi) ve bu müdahalenin sürekli/kalıcı olması.
  • Hukuki el atma: Taşınmaza fiilen dokunulmasa da, imar planında kamu hizmetine (okul, yol, yeşil alan vb.) ayrılması ve idarenin makul sürede kamulaştırma yapmayarak mülkiyet hakkını fiilen kullanılamaz hâle getirmesi (imar kısıtlılığı).
ÖlçütFiili El AtmaHukuki El Atma
Müdahale türüTaşınmaza fiziksel/eylemli el koymaİmar planıyla tasarrufun hukuken kısıtlanması
Temel dayanakYİBK 16.05.1956, 1/6; haksız fiil niteliği2942 s.K. Ek Madde 1; imar kısıtlılığı
Tipik örnekArazinin yol/park olarak kullanılmasıParselin okul alanı olarak ayrılıp yıllarca kamulaştırılmaması
Süre koşuluEl atma anında doğarUygulama imar planının yürürlüğe girmesinden itibaren 5 yıl geçmesi
Görevli yargı (2026)Asliye hukuk mahkemesiYargıtay’a göre adli yargı; konu tartışmalı — aşağıdaki başlığa bakınız

Kamulaştırmasız El Atmanın Şartları Nelerdir?

Bir müdahalenin kamulaştırmasız el atma sayılabilmesi için aşağıdaki şartların birlikte bulunması gerekir:

  1. Taşınmaz özel mülkiyete tabi olmalı (gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişisine ait olmalı); kamu malları kamulaştırılamaz.
  2. El koyan, kamulaştırma yetkisine sahip bir idare olmalıdır; yetkisiz kişi/kuruluşun müdahalesinde TMK uyarınca el atmanın önlenmesi davası gündeme gelir.
  3. El atma, idarenin görev alanındaki bir kamu hizmeti için ve kamu yararı saikiyle yapılmış olmalıdır.
  4. İdare sahiplenme kastıyla hareket etmeli; geçici/kısa süreli kullanımlar (örneğin yol yapımı sırasında malzeme depolama) kamulaştırmasız el atma sayılmaz. Tapu kaydında kamulaştırma şerhi bulunması da tek başına fiili el atma niteliğinde değildir; el atmanın varlığı gerektiğinde hava fotoğrafları ve fen bilirkişisi eşliğinde keşifle belirlenir (Yargıtay 5. HD, 2022/5409 E., 2023/734 K.).
  5. Usulüne uygun bir kamulaştırma hiç yapılmamış veya tamamlanmamış olmalıdır.

Kamulaştırmasız El Atmada Hangi Davalar Açılabilir?

Malikin önünde, el atmanın türüne ve somut menfaatine göre seçimlik ve birlikte ileri sürülebilen birden çok dava yolu vardır:

1-) El atmanın önlenmesi (men’i müdahale) davası

Malik, idarenin haksız işgalinin sona erdirilmesini talep eder. Mülkiyet hakkına dayandığından zamanaşımına tabi değildir; ancak el atma fiili sona ermişse bu dava açılamaz.

2-) Bedelin tahsili (kamulaştırmasız el atma) davası

Malik, fiili durumu kabullenip taşınmazın mülkiyetini idareye bırakarak karşılığında taşınmazın bedelini ister. Dava sonunda taşınmaz idare adına tescil edilir, malike bedel ödenir. Bu dava taşınmazın aynına ilişkin olduğundan zamanaşımına tabi değildir.

3-) Ecrimisil (haksız işgal tazminatı)

İdarenin taşınmazı haksız kullandığı dönem için talep edilen kullanım karşılığıdır. Bedel davasıyla aynı davada birlikte ileri sürülebilir ve geriye dönük beş yıllık dönemle sınırlıdır. Usul ekonomisi açısından bedel davasıyla birlikte talep edilmesi daha elverişlidir. Ecrimisilin şartları ve hesaplanması için ecrimisil davası yazımıza bakabilirsiniz.

El Atma Tarihine Göre Hangi Kurallar Uygulanır?

Kamulaştırmasız el atmada uygulanacak kurallar, el atmanın gerçekleştiği tarihe göre belirgin biçimde farklılaşır. Uzlaşma şartı, bedelin hesaplanma tarihi, harç ve vekâlet ücretinin türü bu ayrıma göre değişir:

El atma tarihi / türüUygulanacak düzenUzlaşmaHarç ve vekâlet ücretiDayanak
8 Ekim 1956’ya kadar fiilen kamu hizmetine tahsisTaşınmaz tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılır; 12 Ocak 1963’ten sonra ileri sürülen bedel dâhil talepler, görülmekte olan davalar dâhil kabul edilmez—Görülmekte olan davalarda maktu harç ve maktu vekâlet ücreti2942 s.K. geçici m.20 (7588 s.K., 2026)
9 Ekim 1956 – 4 Kasım 1983 arası fiili el atmaÖnce uzlaşma; uzlaşılamazsa üç ay içinde bedel tespiti davası; dava tarihindeki değerDava şartıMaktu harç ve maktu vekâlet ücreti2942 s.K. geçici m.6
4 Kasım 1983 sonrası fiili el atmaBedel ve el atmanın önlenmesi davaları zamanaşımına tabi değildir; ecrimisil geriye dönük beş yılla sınırlıdırAranmazNispi harç ve nispi vekâlet ücretiYİBK 16.05.1956, 1/6; Yargıtay 5. HD
Hukuki el atma (imar kısıtlılığı)Planın yürürlüğünden itibaren beş yıl içinde işlem yapılmamasıAranmazYargıtay uygulamasında nispi harç ve nispi vekâlet ücreti2942 s.K. Ek m.1; Yargıtay 5. HD

4 Kasım 1983 ile 28 Temmuz 2021 arasındaki fiili ve hukuki el atmalarda hükmedilen bedellerin ödenmesinde ayrıca geçici 19. maddedeki bütçe ve taksit kuralları uygulanır (aşağıda “Bedelin Geç Ödenmesi” başlığına bakınız).

1956 Öncesi El Atmalar: Geçici Madde 20 (2026)

2/7/2026 tarihli ve 7588 sayılı Kanun’la (RG 11.07.2026) Kamulaştırma Kanunu’na eklenen geçici 20. madde, çok eski tarihli el atmalar için yeni bir düzen getirmiştir:

  • Mülga 6830 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 8 Ekim 1956 tarihine kadar, kamulaştırma işlemi yapılmadan fiilen kamu hizmetine tahsis edilen taşınmazlar, ilgili kamu kurum ve kuruluşları adına tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılır. Taşınmazda kamu hizmetinin nitelik ve amacına uygun tesis veya yapının inşa edilmiş olması fiili tahsis kabul edilir.
  • Rayiç bedel talebi, kanunun çizdiği tarihsel sınırlar içinde kalan bir haktır. Tapuda kayıtlı taşınmazların kayıt malikleri veya mirasçıları; tapuda kayıtlı olmayan taşınmazlarda ise tahsis tarihi itibarıyla zilyetlikle iktisap şartları gerçekleşmiş ve fiili tahsis tarihinden itibaren on yıl geçmemiş olmak koşuluyla zilyetler veya mirasçıları, Anayasa Mahkemesince iptal edilen 221 sayılı Kanun’un belirlediği süre içinde yalnızca taşınmazın fiili tahsis tarihindeki rayiç bedelini isteyebilir. Bu kural, 12 Ocak 1963 tarihine kadar açılmış ve hâlen görülmekte olan bedel davalarında uygulanır.
  • 12 Ocak 1963’ten sonra bu taşınmazlara bağlı olarak ileri sürülen bedel dâhil talepler kabul edilmez; bu kural kanun yolu aşamasındakiler dâhil görülmekte olan davalara da uygulanır.
  • Bu madde kapsamında açılan ve görülmekte olan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekâlet ücreti maktu olarak belirlenir. Kamulaştırılmış sayılan taşınmazların idare adına tescili için yapılan işlemler harca tabi değildir.

Sonuç olarak 8 Ekim 1956’ya kadar fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş taşınmazlar için bugün ileri sürülecek bedel talepleri kabul edilmez; 12 Ocak 1963’ten sonra açılmış ve görülmekte olan davalarda da bedel talebi kabul edilmez. Bu nedenle uygulamada asıl belirleyici olan, fiili el atmanın 8 Ekim 1956’dan önce mi sonra mı gerçekleştiğidir: el atma bu tarihten sonra gerçekleşmişse, el atma tarihine göre geçici 6. madde (1956–1983) veya YİBK (1983 sonrası) düzeni uygulanır.

Kamulaştırmasız El Atma Nedeniyle Tazminat

Kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat, uygulamada taşınmazın bedelinin tahsili davası yoluyla istenir. Malik, idarenin oluşturduğu fiili durumu kabul ederek taşınmazın mülkiyetini idareye bırakır; mahkeme taşınmazın dava tarihindeki değerini belirleyerek bedelin idareden tahsiline ve taşınmazın (ya da malikin payının) idare veya mevzuat gereği Hazine adına tesciline karar verir. 4 Kasım 1983’ten sonraki el atmalarda bu davanın dayanağı 2942 sayılı Kanun’daki bir madde değil, 16.05.1956 tarihli YİBK’dır; Yargıtay da Kanun’da bu dönemdeki fiili el atmalara ilişkin ayrı bir düzenleme bulunmadığını vurgulamaktadır (Yargıtay 5. HD, 2024/2037 E., 2024/9152 K.).

9 Ekim 1956 ile 4 Kasım 1983 arasındaki el atmalar için ise 2942 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesindeki özel usul uygulanır: önce uzlaşma yoluna gidilir; uzlaşma sağlanamazsa uzlaşmazlık tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren üç ay içinde malik veya idare tarafından bedel tespiti davası açılabilir. Bu davada mahkeme, taşınmazın dava tarihindeki değerini bilirkişi incelemesiyle belirler ve taşınmazın idare adına tesciline karar verir; tescile ilişkin hüküm kesin olup bedele ilişkin kanun yolu hakkı saklıdır.

Kamulaştırmasız el atma davasını kimler açabilir? Tapu sahibi malik bu davayı açabilir. Tapu sahibi ölmüş ise mirasçıları bu davayı açabilir; mirasçılar sıfatlarını mirasçılık belgesi ile ispatlar.

Kamulaştırmasız El Atma İdareye Başvuru

Kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat idareye başvuru zorunluluğu 4 Kasım 1983 ten sonraki fiili el atmalar için kaldırılmıştır.

Kamulaştırmasız el atma idareye başvuru zorunluluğu fiili el atma tarihine göre değişir. Fiili el atma tarihinin 04.11.1983 tarihinden sonraki bir tarih olduğu hallerde dava açmadan önce uzlaşma usulüne başvurma şartı yoktur.

Buna karşılık 9 Ekim 1956 ile 4 Kasım 1983 arasında fiilen el atılan taşınmazlarda, dava açmadan önce idareye başvurarak uzlaşma usulünü işletmek dava şartıdır (2942 s.K. geçici m.6/1). Bu usulde idarenin daveti veya malikin müracaatı üzerine kıymet takdir komisyonu tahmini değeri belirler, uzlaşma komisyonu malikle görüşür. Uzlaşma; idareye ait taşınmazın trampası, idareye ait taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak tanınması, başka bir yerde imar hakkı kullandırılması veya bunlar mümkün değilse nakdi bedel üzerinden yapılabilir.

İcra Takibinden Önce İdareye Başvuru (Ek Madde 4)

Dava kazanıldıktan sonra da idareye başvuru gündeme gelir. 2942 sayılı Kanun’a 7421 sayılı Kanun’la eklenen Ek 4. maddeye göre mahkemelerce hükmedilen bedel, tazminat, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı olarak bildireceği banka hesabına, bildirim tarihinden itibaren otuz gün içinde yatırılır; bu süre içinde ödeme yapılmazsa genel hükümlere göre icra takibi yapılabilir.

Anayasa Mahkemesi, bu kuralın kamulaştırmasız el atma tazminatlarını da kapsadığını, dolayısıyla doğrudan icra takibi başlatılamayacağını ve önce banka hesap numarasının idareye yazılı olarak bildirilmesi gerektiğini belirterek kuralı Anayasa’ya aykırı bulmamıştır (AYM, 13.09.2023, E.2023/76, K.2023/155). Bu nedenle kamulaştırmasız el atmada icra takibinden önce idareye başvuru, uygulamada atlanmaması gereken bir adımdır.

Kamulaştırmasız El Atma Bedel Tespiti

Kamulaştırmasız el atmada bedelin hangi tarihe ve hangi esaslara göre belirleneceği, el atmanın tarihine göre üç ayrı düzende ele alınmalıdır.

8 Ekim 1956 öncesi fiili tahsisler (geçici m.20): Bu taşınmazlar tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılır. Kanun, fiili tahsis tarihindeki rayiç bedelin yalnızca 12 Ocak 1963’e kadar açılmış davalarda istenebileceğini kabul etmiş; bu tarihten sonra ileri sürülen bedel dâhil talepleri ise kabul etmemiştir. Dolayısıyla bu taşınmazlar için bugün ileri sürülecek bir bedel talebi kabul edilmez.

9 Ekim 1956 – 4 Kasım 1983 arası el atmalar (geçici m.6): Yargıtay, 4 Kasım 1983’ten önce gerçekleşen el atmalarda taşınmazın el atma tarihindeki niteliğine göre dava tarihindeki değerinin belirlenmesini isabetli bulmaktadır (Yargıtay 5. HD, 2023/12444 E., 2024/5043 K.). Bu dönemde iki aşama vardır. Uzlaşma aşamasında tahmini değer, idarenin daveti veya malikin müracaat tarihine göre ve taşınmazın el koyma tarihindeki nitelikleri esas alınarak kıymet takdir komisyonunca belirlenir. Uzlaşma sağlanamazsa, uzlaşmazlık tutanağının tanzim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde taşınmaz maliki veya idare tarafından bedel tespiti davası açılabilir. Dava açılması halinde, fiilen el konulan taşınmazın veya üzerinde tesis edilen irtifak hakkının dava tarihindeki değeri, Kamulaştırma Kanunu’nun 15. maddesine göre bilirkişi incelemesi yapılarak tespit ve taşınmazın veya hakkın idare adına tesciline veya terkinine hükmedilir. Tespit edilen bu bedel, geçici 6. maddenin sekizinci fıkrasına göre idarece ödenir. Tescile veya terkine ilişkin hüküm kesin olup tarafların hükmedilen bedele ilişkin temyiz hakkı saklıdır.

4 Kasım 1983 sonrası el atmalar (YİBK): Malike ödenecek bedel tespit edilirken, taşınmaz malın el atma günündeki nitelikleri dikkate alınarak dava tarihindeki değerin ödenmesine hükmedilmesi gerekir. Değer, 2942 sayılı Kanun’un 11. maddesindeki ölçütlere göre belirlenir: arsa niteliğindeki taşınmazlarda özel amacı olmayan emsal satışlarla karşılaştırma (m.11/1-g), arazi niteliğindeki taşınmazlarda ise taşınmazın olduğu gibi kullanılması hâlinde getireceği net gelir (m.11/1-f) esas alınır (Yargıtay 5. HD, 2025/1526 E., 2025/12190 K.; 2024/11707 E., 2025/10444 K.). Aynı taşınmazın diğer paydaşları hakkında daha önce kesinleşmiş kararlar, sonraki davada güçlü bir takdiri delil niteliğindedir (Yargıtay HGK, 2017/2766 E., 2021/1703 K.).

Belediyenin Kamulaştırma Kararına İtiraz

Kamulaştırmasız el atma ile mülkiyet hakkı ihlal edilen malikin belediyeye karşı sahip olduğu hukuki imkanlar mevcuttur. Malik, adli yargıda el atmanın önlenmesi, kamulaştırmasız el atma ve ecrimisil davalarını açabilir. Ayrıca mülkiyet hakkının kısıtlanması idarenin yaptığı imar planlarından kaynaklanıyorsa, malik idari yargıda imar planının iptali davası da açabilir.

Belediye taşınmaz için usulüne uygun bir kamulaştırma kararı almış ve bedel tespiti için mahkemeye başvurmuşsa durum farklıdır: malik, mahkemece yapılan tebligattan (tebligat yapılamayanlar için gazete ilanından) itibaren otuz gün içinde kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal davası, maddi hatalara karşı ise adli yargıda düzeltim davası açabilir (2942 s.K. m.14). İdari yargı ayağı için idare hukuku sayfamıza bakabilirsiniz.

Kamulaştırmasız El Atma Zamanaşımı

Kamulaştırmasız el atma davası ile malik mülkiyet hakkının devri karşılığında bedelin tahsilini talep ettiği için bu dava ayni bir davadır. Ayni bir dava olması sebebiyle de zamanaşımı süresine tabi değildir (Yargıtay 5. HD, 2024/1693 E., 2024/7802 K.). Dolayısıyla kamulaştırmasız el atmada kişiler, el atma devam ettiği sürece her zaman dava açma hakkına sahiptir. Yalnızca ecrimisil talebi, dava tarihinden geriye doğru beş yıllık dönemle sınırlıdır.

Kamulaştırmasız El Atma Dava Açma Süresi? Bedel davası, mülkiyet hakkına dayalı bir dava olması sebebiyle zamanaşımı süresi yoktur. Hukuki el atma durumlarında ise belediyeler imar planının yürürlüğe girmesinden en geç üç ay içinde beş yıllık imar programlarını hazırlar (3194 s.K. m.10). Ek 1. madde uyarınca uygulama imar planının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıl içinde imar programı veya imar uygulaması yapılmaz, taşınmaz kamulaştırılmaz ya da kısıtlılığı kaldıracak şekilde plan değişikliği yapılmazsa, tapu malikleri bedel davası açabilir.

Kamulaştırmasız El Atma Faiz

Kamulaştırmasız el atma faiz türü konusunda uygulama 2026 yılında değişmiştir.

Anayasa Mahkemesi Kararına göre; kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davaları niteliği itibarıyla haksız fiilden kaynaklanan davalar olarak görüldüğünden, dava tarihi ile kararın kesinleşme tarihi arasında mahkemelerce hükmolunan tazminata uzun süre yasal faiz uygulanmıştır. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi de 2025 yılında, tazminata dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesini onamıştır (2024/13184 E., 2025/10241 K.).

2026 yılında ise Yargıtay 5. Hukuk Dairesi farklı bir yaklaşım benimsemiştir. Daire, 20.05.2026 tarihli ve 2025/18008 E., 2026/9522 K. sayılı kararında; kamulaştırmasız el atma davalarında 2942 sayılı Kanun kıyasen uygulandığından, bedele Anayasa’nın 46. maddesinin son fıkrası gereğince dava tarihinden itibaren kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanması gerektiğini belirterek yasal faize hükmeden kararı düzelterek onamıştır. En yüksek faiz uygulayan bir bölge adliye mahkemesi kararı da aynı Dairece onanmıştır (Yargıtay 5. HD, 08.09.2026, 2026/3711 E., 2026/12378 K.). Anayasa Mahkemesi de 1983–2021 dönemi el atma bedellerinin taksitle ödenmesi sırasında 3095 sayılı Kanun’a göre kanuni faiz ödenmesini öngören kuralı Anayasa’nın 46. maddesine aykırı bularak iptal etmiştir (AYM, 27.06.2024, E.2024/4, K.2024/129).

Kamulaştırmasız el atma faiz başlangıcı her iki yaklaşımda da dava tarihidir. Güncel Yargıtay uygulaması dikkate alındığında, dava dilekçesinde faiz türünün “kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz” olarak açıkça talep edilmesi önem taşır.

Kamulaştırmasız El Atma Uzlaşma Dava Şartı mı?

Uzlaşma usulüne başvuru, yalnızca 9 Ekim 1956 ile 4 Kasım 1983 arasında fiilen el atılan taşınmazlar için dava şartıdır. 2942 sayılı Kanun’un 5999 sayılı Kanun’la eklenen ve 6487 sayılı Kanun’la değiştirilen geçici 6. maddesine göre, bu dönemdeki el atmalarda bedel tespiti ve diğer işlemlerde öncelikle uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır. Aksi takdirde dava, dava şartı yokluğu nedeniyle reddedilir.

Geçici 6. maddenin bu istisnai düzenlemeyi 4 Kasım 1983’ten sonraki dönemde de uygulanır kılan fıkraları, hukuk güvenliğini zedelediği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir (AYM, 13.11.2014, E.2013/95, K.2014/176; iptal 13.09.2015’te yürürlüğe girmiştir). Bu nedenle 4 Kasım 1983 sonrası el atmalarda uzlaşma şartı aranmaz; malik doğrudan dava açabilir.

Kamulaştırmasız El Atma Bedelinin Tahsili

Kamulaştırmasız el atma davası ile malik mülkiyet hakkının devri karşılığında bedelin tahsilini talep etmektedir. Mahkemece hükmedilen bedel, tazminat, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri; davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı olarak bildirdiği banka hesabına, bildirim tarihinden itibaren otuz gün içinde yatırılır. Bu süre içinde ödeme yapılmazsa genel hükümlere göre icra takibi başlatılabilir (2942 s.K. Ek m.4/1).

Kamulaştırmasız El Atma Bedelinin Geç Ödenmesi

Kanunda, belirli dönemlere ait el atmalarda bedelin geç veya taksitle ödenmesine ilişkin özel hükümler bulunmaktadır:

  • 1956–1983 dönemi (geçici m.6): Uzlaşılan bedel, bütçe imkânları dâhilinde sonraki yıllara sâri olacak şekilde taksitle ödenebilir; taksit süresince 3095 sayılı Kanun’a göre ayrıca kanuni faiz ödenir. Kesinleşen mahkeme kararlarına dayalı ödemeler için idare bütçelerinde pay ayrılır; alacaklar ayrılan ödeneği aşarsa ödemeler garameten ve taksitle yapılır. Bu madde uyarınca ödenecek bedelin tahsili için idarelerin mal, hak ve alacakları haczedilemez.
  • 4 Kasım 1983 – 28 Temmuz 2021 dönemi (geçici m.19): Bu dönemde fiili veya hukuki el atma nedeniyle açılan davalarda hükmedilen bedel ve tazminatların ödenmesi için idare bütçelerinde pay ayrılır; alacaklar ayrılan ödeneği aşarsa ödemeler sonraki yıllara sâri olacak şekilde garameten ve taksitle yapılır. Taksit süresince 3095 sayılı Kanun’a göre kanuni faiz ödenmesini öngören cümle Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir (AYM, 27.06.2024, E.2024/4, K.2024/129).

Bu özel hükümler dışında hükmedilen bedel, Ek 4. madde uyarınca otuz günlük süre içinde ödenmezse icra yoluna gidilebilir.

Kamulaştırmasız El Atma Bedelinin Tahsili Davası

Kamulaştırmasız el atma bedelin tahsili davası, 4 Kasım 1983’ten sonraki bir tarihte hukuka aykırı şekilde taşınmazına el atan idareye taşınmazın mülkiyetinin devredilmesine rıza göstererek karşılığında taşınmazın bedelini talep eden malik tarafından açılabilen bir dava türüdür. Kamulaştırmasız el atma bedelinin tahsili davası Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında belirtildiği üzere, ayni bir hak olan mülkiyet hakkına dayanan bedel tahsili talebi davası herhangi bir hak düşürücü süreye veya zamanaşımına tabi değildir. Malik, idarenin hukuka aykırı el atması devam ettiği müddetçe bedelin tahsili davası açılabilir.

Kamulaştırmasız El Atma Kesinleşmeden İcra

Kamulaştırmasız el atma davalarında verilen kararların icrası bakımından para hükmü ile tescil hükmünü ayırmak gerekir:

  • Bedel ve tazminat hükmü: 7327 sayılı Kanun’la 2021’de eklenen geçici 16. madde, 4 Kasım 1983’ten sonraki fiili ve hukuki el atmalara ilişkin bedel ve tazminat kararlarının, taşınmaza ilişkin ayni hak kararlarının icrasına ilişkin hükümlere göre, yani kesinleştikten sonra yerine getirilmesini öngörüyordu. Anayasa Mahkemesi bu hükmü iptal etmiştir (AYM, 30.06.2022, E.2021/127, K.2022/85; RG 04.08.2022). Bu nedenle bedel ve tazminat kararları kesinleşmeden icraya konulabilir; ancak icradan önce Ek 4. maddedeki yazılı bildirim ve otuz günlük ödeme süresi gözetilmelidir.
  • Tescil hükmü: Taşınmazın idare adına tesciline ilişkin hüküm, taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin olduğundan kesinleşmedikçe yerine getirilemez (HMK m.367/2).

Anayasa Mahkemesi ayrıca, idarenin icranın geri bırakılmasını (tehir-i icra) talep ederken teminat göstermesine gerek olmadığını öngören Ek 4. maddenin ikinci fıkrasını, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davaları yönünden iptal etmiştir (AYM, 13.05.2026, E.2026/24, K.2026/106; RG 07.08.2026). Böylece Ek 4. maddedeki teminat muafiyeti bu davalar yönünden ortadan kalkmıştır.

Kamulaştırmasız El Atma Arabuluculuk

Kamulaştırmasız el atma davalarında arabuluculuk zorunlu değildir. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/B maddesinde dava şartı arabuluculuğa tabi tutulan uyuşmazlıklar kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklardır; kamulaştırmasız el atma bu uyuşmazlıklar arasında yer almaz. 1956–1983 dönemindeki el atmalarda aranan uzlaşma ise arabuluculuk değil, Kamulaştırma Kanunu’na özgü ayrı bir usuldür.

Kamulaştırmasız El Atma Resen Araştırma

Hukuk yargılamasında kural, mahkemenin tarafların getirdiği vakıa ve delillerle sınırlı inceleme yapmasıdır (taraflarca getirilme ilkesi, HMK m.25). Kamulaştırmasız el atma davaları da bu kurala tabidir; davanın tamamı re’sen araştırma ilkesine tabi değildir. Bununla birlikte bazı hususlar kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece kendiliğinden gözetilir:

  • Görev ve taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkisi (Yargıtay 5. HD, 2021/14403 E., 2022/20 K.),
  • Harcın nispi veya maktu olarak belirlenmesi (Yargıtay 5. HD, 2024/2037 E., 2024/9152 K.).

Ayrıca Yargıtay, el atmanın gerçekten var olup olmadığının ve hangi tarihte gerçekleştiğinin eksiksiz belirlenmesini aramaktadır. Bu tespit yapılmadan verilen kararı bozmakta (Yargıtay 5. HD, 2022/5409 E., 2023/734 K.) ya da el atma tarihinin hava fotoğrafları ve fen bilirkişisi raporuyla netleştirilmesi için dosyayı geri çevirmektedir (Yargıtay 5. HD, 2023/8198 E., 2024/1871 K.).

Kamulaştırmasız El Atma Görevli Mahkeme

Kamulaştırmasız el atma hangi mahkemede açılır? Fiili el atmada görevli mahkeme, taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesidir ve bu konuda tartışma yoktur. 2942 sayılı Kanun’un 37. maddesi, bu Kanun’dan doğan ve adli yargıda çözümlenmesi gereken uyuşmazlıkların taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde basit yargılama usulüyle görüleceğini öngörür; geçici 6. madde kapsamındaki (1956–1983) bedel tespiti davaları da Kanun’dan doğan uyuşmazlıklardandır. Dayanağı Kanun değil YİBK olan 4 Kasım 1983 sonrası el atma davaları için ise Kanun’da özel bir usul hükmü bulunmadığından, asliye hukuk mahkemelerindeki genel kural olan yazılı yargılama usulü esas alınır. Hukuki el atmada (imar kısıtlılığı) görevli yargı kolu ise son yıllarda önemli bir değişim geçirmiştir:

  1. 2016: 6745 sayılı Kanun’la eklenen Ek Madde 1, imar kısıtlılığından kaynaklanan bedel davalarının uzlaşma ve idari başvurulardan sonra idari yargıda açılmasını öngörmüştü.
  2. 20/12/2018 (AYM, E.2016/181, K.2018/111; RG 05/04/2019): Anayasa Mahkemesi idari yargıyı görevlendiren bu kısmı iptal etti.
  3. 16/11/2022 (7421 s.K.): Ek Madde 1/1’e eklenen üçüncü cümleyle, beş yıllık sürede işlem yapılmaması hâlinde mülkiyet hakkından kaynaklı bedel davalarının adli yargıda (asliye hukuk) görüleceği açıkça düzenlendi.
  4. 16/1/2025 (AYM, E.2024/135, K.2025/20): Anayasa Mahkemesi bu üçüncü cümleyi Anayasa’nın 13., 35. ve 46. maddelerine aykırı bularak iptal etti. Karar 30/4/2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı; iptal hükmü, yayımdan dokuz ay sonra — 30 Ocak 2026’da yürürlüğe girdi.
  5. 2026 — Yargıtay uygulaması: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, iptal hükmünün yürürlüğe girmesinden sonra verdiği 24.02.2026 tarihli ve 2025/7595 E., 2026/3211 K. sayılı kararında, 2942 sayılı Kanun’da idari yargının görevli olduğuna ilişkin açık bir düzenleme bulunmadığını belirterek adli yargının görevli olduğunu kabul etmiştir. Daire, 30 Ocak 2026 öncesinde açılmış hukuki el atma davalarını da esastan incelemeyi sürdürmüştür (2025/6765 E., 2026/3541 K.; 2025/10907 E., 2026/3958 K.).

Sonuç (2026): Hukuki el atma bedel davalarını açıkça adli yargıya yönlendiren kanun hükmü 30 Ocak 2026 itibarıyla yürürlükten kalkmıştır; ancak Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, Kanun’da idari yargıyı görevlendiren bir hüküm de bulunmadığından bu davalarda adli yargıyı görevli kabul etmektedir. Kanunda açık bir görev kuralı bulunmaması nedeniyle konu tartışmaya açık olduğundan, yanlış yargı kolunda dava açılmasının yaratacağı zaman kaybını önlemek için davanın açılacağı yerin uzman bir avukatça belirlenmesi önem taşır.

Hukuki DurumDeğerlendirmeSonuç
Fiili el atma (yol, park, bina, ENH)Haksız fiil niteliğinde aynına ilişkin uyuşmazlıkTaşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesi
Hukuki el atma — 30/1/2026 öncesi açılmış davalarEk 1/1 üçüncü cümle yürürlükteyken açılmış davalarAdli yargı; Yargıtay esastan incelemeyi sürdürmüştür (5. HD, 2026/3541 K.; 2026/3958 K.)
Hukuki el atma — 30/1/2026 sonrası yeni davalarAdli yargı kuralı iptal edildi; Kanun’da idari yargıyı görevlendiren hüküm de bulunmuyorYargıtay 5. HD’ye göre adli yargı (2026/3211 K.); güncel içtihat izlenmeli

Kamulaştırmasız El Atma Yetkili Mahkeme

Kamulaştırmasız el atmada yetkili mahkeme ise HMK 12. maddesi gereğince taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Bedel davası taşınmazın idare adına tesciline yol açtığından ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalardandır; el atmanın önlenmesi davası da taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkına dayanır. Bu davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir ve bu kural kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece re’sen gözetilir. Bedel ve ecrimisil talepleri birlikte ileri sürüldüğünde de kesin yetki kuralı uygulanır (Yargıtay 5. HD, 2021/14403 E., 2022/20 K.).

Yalnızca ecrimisil gibi haksız fiile dayalı bir tazminat talebi tek başına ileri sürülüyorsa, genel yetki kuralının (davalı idarenin bulunduğu yer, HMK m.6) yanında haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yer mahkemesi de yetkilidir (HMK m.16).

Kamulaştırmasız El Atma Harç

Kamulaştırmasız el atma harç hesaplama, el atmanın tarihine ve davalı idarenin harçtan muaf olup olmamasına göre değişir.

Kamulaştırmasız el atma harç maktu mu? 4 Kasım 1983’ten sonraki el atmalara dayanan bedel davalarında harç nispidir. 2942 sayılı Kanun’un Ek 4. maddesinin üçüncü fıkrası, “bu Kanun kapsamında açılan davalarda” bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçlarının davalı idarece ödenmek üzere maktu belirleneceğini öngörse de Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 1983 sonrası el atma davalarının dayanağının Kanun değil 1956 tarihli YİBK olduğunu belirterek bu davalarda nispi harç uygulanması gerektiğine, maktu harca hükmedilmesinin kamu düzenine ilişkin olup re’sen gözetileceğine karar vermektedir (2024/2037 E., 2024/9152 K.; 2024/5598 E., 2025/852 K.; 2025/17864 E., 2026/5504 K.). Nispi karar ve ilam harcı davayı kaybeden idareden alınır; davalı idarenin kanunen harçtan muaf olduğu hâller saklıdır. Geçici 6. madde (1956–1983) ve geçici 20. madde (1956 öncesi) kapsamındaki davalarda ise harçlar maktudur.

Anayasa Mahkemesi, karar ve ilam harcının ödenmesine ilişkin Harçlar Kanunu hükümlerini kamulaştırmasız el atma davaları yönünden aşamalı olarak iptal etmiştir: davalısı harçtan muaf olan davalarda Harçlar Kanunu m.28/1-a’nın birinci cümlesi ile m.32’nin birinci cümlesi (AYM, 08.09.2022, E.2022/61, K.2022/101; iptal 06.07.2023’te yürürlüğe girdi), davalısı harçtan muaf olmayan davalarda ise m.28/1-a’daki “kararın tebliğinden itibaren” ibaresi (AYM, 08.10.2025, E.2024/103, K.2025/201; iptal 24.09.2026’da yürürlüğe girdi) iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi ayrıca, kısmen kabul hâlinde yargılama giderlerinin tarafların haklılık oranına göre paylaştırılmasını öngören HMK m.326/2’yi de bu davalar yönünden iptal etmiştir (AYM, 30.11.2023, E.2023/101, K.2023/207; RG 18.01.2024).

Tescile yönelik kesinleşen mahkeme kararlarının infazında veya idare ile malik arasında düzenlenen uzlaşma tutanağının uygulanmasında ortaya çıkan tapu harçları ise 7584 sayılı Kanun’la değiştirilen 2942 sayılı Kanun’un 29. maddesi uyarınca (RG 20.06.2026) idarece ödenir.

Kamulaştırmasız El Atma Vekalet Ücreti

Kamulaştırmasız el atma davalarında vekâlet ücretinin türü de el atma tarihine göre belirlenir:

  • 4 Kasım 1983 sonrası el atmalar: Hükmedilen bedel üzerinden nispi vekâlet ücreti takdir edilir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, bu dönemdeki el atmalarda nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirtmekte ve imar kısıtlılığına dayanan davalarda da nispi vekâlet ücretini isabetli bulmaktadır (2023/5756 E., 2024/120 K. sayılı kararda aktarılan bozma gerekçesi; 2024/5598 E., 2025/852 K.; 2025/17864 E., 2026/5504 K.).
  • 1956–1983 dönemi (geçici m.6) ve 1956 öncesi tahsisler (geçici m.20): Kanun gereği her türlü vekâlet ücreti maktu olarak belirlenir.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Kamulaştırmasız el atmada idareye başvuru zorunlu mu?

Dava açmadan önce idareye başvuru (uzlaşma), yalnızca 9 Ekim 1956 – 4 Kasım 1983 arasında fiilen el atılan taşınmazlarda dava şartıdır (2942 s.K. geçici m.6). 4 Kasım 1983 sonrası el atmalarda dava açmadan önce idareye başvurmak zorunlu değildir; malik doğrudan dava açabilir.

2. Kamulaştırmasız el atmada icra takibinden önce idareye başvuru zorunlu mu?

Evet. Hükmedilen bedel, tazminat, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin idareye yazılı olarak bildirdiği banka hesabına bildirimden itibaren otuz gün içinde yatırılır; ödeme yapılmazsa icra takibi başlatılabilir (2942 s.K. Ek m.4/1). Anayasa Mahkemesi, bu kural nedeniyle doğrudan icra takibi başlatılamayacağını belirterek kuralı Anayasa’ya uygun bulmuştur (AYM, 13.09.2023, E.2023/76, K.2023/155).

3. Kamulaştırmasız el atma davasında zamanaşımı var mı?

Hayır. Bedel davası mülkiyet hakkına dayandığından zamanaşımına veya hak düşürücü süreye tabi değildir; el atma devam ettiği sürece açılabilir (YİBK 16.05.1956, 1/6; Yargıtay 5. HD, 2024/1693 E., 2024/7802 K.). Ecrimisil talebi ise dava tarihinden geriye doğru beş yıllık dönemle sınırlıdır.

4. Kamulaştırmasız el atma bedeline hangi faiz uygulanır?

Faiz dava tarihinden itibaren işler. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025’te yasal faiz uygulamasını onamışken, 2026 tarihli kararlarında bedele Anayasa’nın 46. maddesi gereğince kamu alacakları için öngörülen en yüksek faizin uygulanması gerektiğine hükmetmiştir (2025/18008 E., 2026/9522 K.; 2026/3711 E., 2026/12378 K.).

5. Kamulaştırmasız el atma davasında harç ve vekâlet ücreti nispi mi?

4 Kasım 1983 sonrası el atmalarda Yargıtay 5. Hukuk Dairesi nispi harç ve nispi vekâlet ücreti uygulamaktadır (2025/17864 E., 2026/5504 K.). 1956–1983 dönemi (geçici m.6) ile 1956 öncesi tahsislerde (geçici m.20) harç ve vekâlet ücreti maktudur.

6. Kamulaştırmasız el atmada arabuluculuk zorunlu mu?

Hayır. Kamulaştırmasız el atma, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/B’de dava şartı arabuluculuğa tabi tutulan uyuşmazlıklar arasında yer almaz.

7. Kamulaştırmasız el atma kararı kesinleşmeden icraya konulabilir mi?

Bedel ve tazminat hükmü kesinleşmeden icraya konulabilir; kesinleşme şartı getiren geçici 16. madde Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir (AYM, 30.06.2022, E.2021/127, K.2022/85). Taşınmazın idare adına tesciline ilişkin hüküm ise kesinleşmeden yerine getirilemez (HMK m.367/2). İdarenin bu davalarda teminatsız tehir-i icra ayrıcalığı da iptal edilmiştir (AYM, 13.05.2026, E.2026/24, K.2026/106).

Sonuç

Kamulaştırmasız el atma davalarında sonucu belirleyen en önemli unsurlar, el atmanın fiili mi hukuki mi olduğu ve hangi tarihte gerçekleştiğidir. Bu ayrım; uzlaşma şartını, bedelin hesaplanmasını, harç ve vekâlet ücretinin türünü ve ödemeye ilişkin kuralları doğrudan etkiler. 2026 yılında 1956 öncesi el atmalar için getirilen geçici 20. madde, Anayasa Mahkemesinin harç ve icraya ilişkin iptal kararları ile Yargıtay’ın faiz ve görev konusundaki güncel kararları, eski tarihli bilgilere dayanarak hareket edilmemesi gerektiğini göstermektedir. Taşınmazınıza kamulaştırma yapılmadan el atıldıysa, tapu kaydı, imar durumu ve el atma tarihine ilişkin belgelerin dava öncesinde incelenmesi hak kaybını önler.

Yorumlar (0)

    Yorum yazın

    Yorumlar incelendikten sonra yayınlanır. Kişisel bilgilerinizi (TC no, adres, dosya numarası) yazmayın.