Bilişim Sistemlerinin Kullanılması Suretiyle Hırsızlık Yargıtay Kararı

Bilişim Suçları Yargıtay Kararları

1-) Sanığın, kontör satış işiyle uğraşan kişinin internet sayfasındaki şifreyi kırarak ele geçirmesi ve birden fazla numaraya kontör göndermesi zincirleme şekilde bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçunu oluşturur. 

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2019/9478 E. , 2020/15892 K.

Bu açıklamalar ışığında oluşa ve tüm dosya kapsamına göre; şikayetçinin internet üzerinden Vodafone hattına ait kontör satış işiyle uğraştığı, olay tarihinde sanığın şikayetçinin internet sayfasındaki şifresini kırarak ele geçirdiği 121,96 TL’lik kontörü babasının adına kayıtlı ancak kendisinin kullandığı … nolu GSM hattına ve 150 TL’lik kontörü ise … nolu GSM hattına gönderdiği anlaşılan somut olayda; sanığın eyleminin telefonun kullanılması için gerekli olup ekonomik bir değer ifade eden, ancak bedeli karşılığında alınabilen ve sistemde veri ile temsil edilen kontörü telefona aktarıp kullanması şeklinde gerçekleştiği, bu işlem nedeniyle bilişim sisteminin doğru ve işlevine uygun olarak çalışmasına engel bir durumun da meydana gelmediği, katılanın rızasına aykırı olarak malvarlığında azalmaya neden olunduğu; başka bir anlatımla sanığın amaç ve kastının var olan veriyi başka bir yere göndermekten ziyade, bu verinin temsil ettiği ve ekonomik bir değeri olan, ancak bir bedel ödemek suretiyle alınabilecek olan kontörleri alarak mal edinmeye yönelik olduğunun anlaşılması karşısında; sanığın eyleminin zincirleme şekilde TCK.nın 142/2-e, 43. madde ve fıkrasında düzenlenen ”zincirleme şekilde bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde, TCK.nın 244/4. maddesi uyarınca mahkumiyet hükmü kurulması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321 ve 326/son maddeleri gereğince ceza miktar yönünden kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla BOZULMASINA, 23.09.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

2-) Mağdurun banka hesabına internet vasıtasıyla bilgisi dışında para havalesi yapılması ve paranın çekilmesi durumunda TCK 142/2-e maddesindeki bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçu oluşur. 

Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2014/17714 E. , 2014/17822 K.

Somut olayda; müştekinin… Bankası Küçükevler şubesinde bulunan banka hesabına internet vasıtasıyla Kilis İş Bankası şubesinden bilgisi dışında para havalesi yapıldığı ve aynı gün internet aracılığı ile bu hesaptan da … Sabırlar adına … Bankası şubesine ve… adına İstanbul Bakırköy Çarşı şubesine havaleler yapıldığı,… adına… Bankası şubesine yapılan havalenin sanık tarafından çekildiği ve para havaleleri sonucu müştekinin hesabından 120 TL paranın bilgisi ve rızası dışında çekildiğinin anlaşılmasına göre, müştekiye yönelen hile oluşturacak nitelikte bir hareketin bulunmaması dolayısıyla dolandırıcılık suçunun unsurlarının gerçekleşmediği, eylemin, 5237 sayılı TCK’nun 142/2-e maddesi kapsamında düzenlenen bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçunu oluşturmakla sanığın buna göre mahkumiyetine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, bozma üzerine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 03/11/2014 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

3-) Sahte nüfus cüzdanı ile mağdur adına hesap açtırması ve daha sonra hesapta bulunan parayı başka bir sahte kimlikle banka şubesinden alması olayında “bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık” ve aynı kanunun 204/1. maddesinde düzenlenen “resmi belgede sahtecilik” suçu oluşmuştur. 

Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2012/7059 E. , 2013/17369 K.

Somut olayda; sanığın, üzerinde kendi fotoğrafı bulunan ve şikayetçi … adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanı ile Akbank Ümraniye şubesine başvurarak, bireysel bankacılık hizmetleri sözleşmesi imzalamak suretiyle şikayetçi adına hesap açtırdığı, ertesi gün katılan …’ın Yapı Kredi Bankası Adana şubesinde bulunan 84263596 numaralı hesabına internet üzerinden erişim sağlayarak, hesapta bulunan 11.950 TL’yi EFT yoluyla … adına açtırmış olduğu Akbank Ümraniye şubesindeki hesaba gönderdiği ve parayı aynı gün sahte kimlikle banka şubesinden çektiği anlaşıldığından, sanığın eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nın 142/2-e maddesinde düzenlenen “bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık” ve aynı kanunun 204/1. maddesinde düzenlenen “resmi belgede sahtecilik” suçlarını oluşturduğuna yönelik kabul ve uygulamada bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan vekilinin ve sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 12/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

4-) Sanığın, internet yoluyla müştekinin banka hesabından kendi hesabına 1.175 TL havale etmekten ibaret eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 142/2-e madddesinde düzenlenen bilişim sisteminin kullanılması suretiyle hırsızlık suçunu oluşturur. 

Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2012/9298 E. , 2014/3105 K.

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için,ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür.Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Somut olayda;
Sanığın, internet yoluyla müştekinin banka hesabından kendi hesabına 1.175 TL havale etmekten ibaret eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 142/2-e madddesinde düzenlenen bilişim sisteminin kullanılması suretiyle hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK ‘nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.02.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir