Mal Rejiminde Değer Artış Payı Alacağı (TMK m. 227)
Boşanma sürecinde eşler arasında en sık tartışılan konulardan biri, evlilik birliği içinde birinin diğerinin malına yaptığı katkıların hukuki karşılığıdır. Türk Medeni Kanunu m. 227'de düzenlenen değer artış payı alacağı, bir eşin diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına karşılıksız katkıda bulunması durumunda gündeme gelir. Mal rejimi tasfiyesinin teknik niteliği, hesaplama yönteminin oransal yapısı ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatları, bu alacağın doğru biçimde talep edilebilmesi için ayrıntılı bir hukuki değerlendirme gerektirir. Bu yazıda 2026 itibarıyla güncel uygulama ışığında değer artış payı alacağının şartları, hesaplama esasları, zamanaşımı ve dava süreci ele alınmaktadır.
Değer Artış Payı Nedir?
Değer artış payı alacağı nedir? Değer artış payı; bir eşin, evlilik birliği devam ederken diğer eşin gerek mal edinmesine, gerek mevcut malının iyileştirilmesine veya malının korunmasına katkıda bulunduğu oranda sahip olduğu alacak hakkıdır. Değer artış payı alacağı Türk Medeni Kanunu 227. maddede belirtilmiştir. Bu alacak kanundan doğmaktadır.
Madde 227 - Eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ve bu alacak o malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır; bir değer kaybı söz konusu olduğunda katkının başlangıçtaki değeri esas alınır.
Böyle bir malın daha önce elden çıkarılmış olması halinde hakim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler.
Eşler, yazılı bir anlaşmayla değer artışından pay almaktan vazgeçebilecekleri gibi, pay oranını da değiştirebilirler.
Değer Artış Payı Hesaplama
Mal rejiminin tasfiyesi sırasında en çok merak edilen sorulardan bir tanesi, "değer artış payı nasıl hesaplanır? "
Değer artış payı oransal bir hesaba dayanmaktadır. Söz konusu mala ilişkin değer artış payı alacağının hesaplanması için öncelikle malın değer artışının bulunması, bu değer artışında, talepte bulunanın payının oranının hesaplanması ve nihayet bu oranın değer artışı sonucu ortaya çıkan yeni değerle çarpılması ile değer artış payı alacağının ne kadar olduğunun hesaplanması gerekecektir. Örnek vererek açıklayacak olursak;
Örnek: Bir eşe 400.000 TL'lik evin miras kaldığını varsayalım. Diğer eş de bu eve 100.000 TL değerinde tadilat yapmıştır. Tadilat yapan eş 1/8 oranında eve katkı yapmıştır. Tasfiye sırasında evin değerinin 800.000 TL ye çıkması durumunda, katkı yapan eşin değer artış payı alacağı 200.000 TL olacaktır.
| Hukuki Durum | Değerlendirme | Sonuç |
| Eş, diğer eşin tadilat masraflarını ödemiştir | Karşılıksız parasal katkı; mal değer kazanmış | TMK 227 uyarınca değer artış payı alacağı doğar |
| Eş, diğer eşin kredi taksitlerini ödemiştir | Borca yapılan ödeme malın korunmasına katkıdır | Katkı oranı tespit edilerek pay alacağı hesaplanır |
| Eş, evlilik öncesi alınmış araca taksit ödemiştir | Mal kişisel; ancak ödenen taksit edinilmiş mal kabul edilir | Katkı oranı kadar değer artış payı talep edilebilir |
| Katkı bağış maksadıyla yapılmıştır | Karşılıksız ama ivazsız kazandırma niteliğinde | Değer artış payı talep edilemez |
| Mal, mal rejimi sona ermeden elden çıkarılmıştır | Hakim hakkaniyete uygun belirleme yapar (TMK 227/2) | Talep mümkün; miktar takdir yetkisinde belirlenir |
Değer Artış Payı Alacağı Koşulları
Değer artış payı alacağının doğabilmesi için aşağıdaki şartların birlikte gerçekleşmesi aranmaktadır:
- Değer artış payını talep eden eş, diğer eşin adına kayıtlı malın alınması esnasında, malın korunması için ya da malın iyileştirilmesi için katkıda bulunmuş olması gerekmektedir.
- Değer artış payı alacağını talep eden eşin bağışlama iradesi olmamalıdır. Yani eş, söz konusu mala yapılan katkının karşılığından vazgeçmemelidir.
- Değer artış payı talep eden eş, zamanında diğer eşin malına yaptığı katkıyı, zaten eşten almışsa, diğer bir ifadeyle, yaptığı katkının karşılığı kendisine ödenmişse, bu durumda eşin, değer artış payını talep etme hakkı doğmayacaktır.
- Mal rejiminin tasfiyesi talep edilmelidir. Tasfiye başlamadan değer artış payı alacağı istenemeyecektir.
Değer Artış Payı, Katkı Payı ve Katılma Alacağı Arasındaki Farklar
Uygulamada birbirine sıkça karıştırılan üç kavram, farklı hukuki kurumlardır. Katkı payı alacağı, 01.01.2002 öncesi mal ayrılığı rejimi döneminde yapılan katkılar için söz konusudur ve faizi dava tarihinden itibaren yürür. Değer artış payı alacağı ise edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulandığı dönemde (01.01.2002 sonrası), eşin diğerine ait mala katkısı için doğar; faiz karar tarihinden itibaren işler. Katılma alacağı ise her iki eşin evlilik birliği içinde edindiği malların değerinin yarısı üzerindeki haktır ve TMK m. 236 hükmüne tabidir.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamasında, eşler arasında karma rejim dönemlerinin söz konusu olduğu hâllerde her dönem ayrı ayrı değerlendirilmekte; 01.01.2002 öncesi için katkı payı, sonrası için değer artış payı hesaplanmaktadır. Bu durum özellikle uzun süreli evliliklerde teknik bir hukuki analiz gerektirir.
Değer Artış Payı Zamanaşımı ve Faiz
Değer artış payı alacağı, mal rejiminin sona ermesiyle muaccel hâle gelir. Türk Borçlar Kanunu m. 146 uyarınca alacak için on yıllık genel zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Süre, mal rejiminin sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Boşanma davasının açıldığı tarih, kararın kesinleşmesi koşuluyla mal rejiminin sona erme tarihi olarak kabul edilir (TMK m. 225).
Faiz başlangıcı bakımından Yargıtay'ın yerleşik içtihadı, değer artış payı ve katılma alacağı taleplerinde karar tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi yönündedir. Dava tarihinden itibaren faiz isteminin yer aldığı dilekçeler bu yönüyle düzeltilmedikçe karar tarihinden geçerli olmak üzere faize hükmedilmektedir.
Değer Artış Payı Alacağında İspat
Değer artış payı alacağının varlığı ve miktarı bakımından ispat yükü, hakkı talep eden eşe aittir. Katkının niteliği ve miktarı her türlü delille ispat edilebilirse de uygulamada özellikle banka havale ve EFT kayıtları, dekont ve fatura örnekleri, kredi sözleşmeleri ve tapu kayıtları belirleyici nitelik taşır. Sözlü ifadelerle veya genel açıklamalarla ispat edilmeye çalışılan katkıların kabul edilme oranı düşüktür.