6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 347. maddesi, konut ve çatılı işyeri kiralarında kiraya verene, on yıllık uzama süresinin sonunda kiracıyı herhangi bir sebep göstermeksizin tahliye etme imkânı tanır. Ancak bu hakkın kullanılması; on yıllık sürenin doğru hesaplanması, fesih döneminin belirlenmesi ve ihtarın kanunda öngörülen süre içinde tebliğ edilmesi gibi titizlik gerektiren koşullara bağlıdır. Uygulamada en sık yaşanan hak kayıpları, ihtar süresinin yanlış hesaplanmasından ya da tahliye davasının süresinde açılmamasından kaynaklanır.
10 Yıllık Uzama Süresi Yargıtay Kararları - 10 Yıllık Kira Sözleşmesinin Feshi Yargıtay Kararları
Aşağıda, on yıllık kira süresini dolduran kiracının tahliyesine ilişkin güncel Yargıtay içtihatlarını derledik. Sürecin doğru yürütülmesi ve hak kaybı yaşanmaması için, dosyanızın bir kira hukuku avukatı tarafından değerlendirilmesi önemlidir; Öner Hukuk ve Danışmanlık olarak bu konuda hukuki destek sunuyoruz.
1- ) 01.07.2012 yürürlük tarihi itibarıyla on yıllık uzama süresi dolmuş veya kalan uzama süresi beş yıldan az olan kira sözleşmelerine ilişkin 6101 sayılı Kanun Geçici m. 2 hükmü, somut olayda uygulanmamıştır. Bu nedenle kiraya verenin TBK m. 347 uyarınca yaptığı fesih bildirimi geçerli kabul edilmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5550 Esas 2026/1404 Karar
* MAHKEMESİ: … Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi SAYISI: 2023/… E., 2025/2234 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: … … 20. Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2022/… E., 2023/868 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; davacıların mülkiyetindeki işyerini 01.11.2007 tarihli kira sözleşmesi gereğince kiracı olarak kullanmakta olan davalıya on yıllık uzama süresinin dolması nedeniyle gönderilen 14.06.2022 tarihli ihtarname ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 347. maddesi gereğinde kira sözleşmesinin tek taraflı olarak feshedildiğinin bildirildiğini, ihtarnamenin 16.06.2022 tarihinde tebliğ edildiğini, davalının kiralananı ihtara rağmen tahliye etmediğini ileri sürerek; davalının kiralanandan tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; ihtarnamenin kanunda öngörülen süreye uygun olarak tebliğ edilmediğini, davacı tarafından sözleşmenin feshedilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında 01.11.2007 tarihli ve üç yıl süreli kira sözleşmesi kapsamında, sözleşme süresi ile on yıllık uzama süresinin 01.11.2020 itibariyle dolduğu, kira sözleşmesinin kiraya veren tarafından TBK m. 347 uyarınca üç ay önce bildirimde bulunmak şartıyla feshedilebileceği, ihtarnamenin davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davanın süresinde açıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının kiralanandan tahliyesine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 01.11.2007 başlangıç tarihli ve üç yıl süreli kira sözleşmesi uyarınca on yıllık uzama süresinin 01.11.2020 tarihinde sona erdiği, son uzama döneminin 01.11.2021 tarihinde başladığı ve 01.11.2022 tarihinde sona ereceği, sözleşmenin yenilenmeyeceğine dair ihtarnamenin 16.06.2022 tarihinde, yeni dönemin sona ermesinden en az üç ay önce davalıya tebliğ edildiği ve bildirim şartının yerine geldiği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; 6101 Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (6101 sayılı Kanun) geçici 2. maddesinin dikkate alınmadığını, bu madde uyarınca sözleşme uzama tarihinin 01.07.2022 olduğunu, bildirimin en geç 01.04.2022 tarihinde tebliğ edilmiş olması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. TBK m. 347/1; “Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı, belirli süreli sözleşmelerin süresinin bitiminden en az onbeş gün önce bildirimde bulunmadıkça, sözleşme aynı koşullarla bir yıl için uzatılmış sayılır. Kiraya veren, sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremez. Ancak, on yıllık uzama süresi sonunda kiraya veren, bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla, herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeye son verebilir.” hükmünü içerir. Yapılan bu açıklama ışığında somut olay incelendiğinde, taraflar arsındaki kira sözleşmesi süresinin ve on yıllık uzama süresinin dolmasının ardından, davacılar tarafından TBK m.347/1 hükmüne uygun şekilde fesih bildiriminde bulunulmasına, 01.07.2012 yürürlük tarihi itibariyle on yıllık uzama süresi dolan ya da kalan süresi beş yıldan az olan kira sözleşmelerine uygulanacak olan 6101 sayılı Kanunun Geçici 2. maddesinin eldeki davada uygulanmayacağının anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2-) 01.03.2007 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli kira sözleşmesinde 10 yıllık uzama süresi 01.03.2018 tarihinde dolmuştur. Bundan sonraki uzama yıllarının herhangi birinin sonunda TBK 347 kapsamında tahliye mümkündür.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/6170 Esas 2026/137 Karar
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 49. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1700 E., 2025/2120 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 7. Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/789 E., 2023/306 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; müvekkilleri ile davalı şirket arasında imzalanan 01.03.1998 başlangıç tarihli kira sözleşmesinde yer alan … San. ve Tic. A.Ş.nin unvanının birleşme sonrasında … San. ve Tic. A.Ş. olduğunu, 15.10.2021 tarihli ihtarname ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 347. maddesi uyarınca on yıllık uzama süresinin dolduğu ve 01.03.2022 tarihinde sona eren kira sözleşmesinin feshedildiği davalıya bildirildiği halde kiralananın tahliye edilmediğini ileri sürerek; davalının kiralanandan tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davaya dayanak ve ihtarda yer verilen 01.03.1998 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesinin, taraflar arasında aynı iş yeri için 19.01.2007 tarihinde 01.03.2017 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin akdedilmesi suretiyle feshedilerek hükümsüz hale geldiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki kira sözleşmesinin 01.03.2007 tarihinde yenilendiği, sözleşmedeki kiracı sıfatının birleşen şirket olarak … San. ve Tic. A.Ş.ye ait olduğundan davalının husumet itirazının yerinde olmadığı, taşınmazın tahliyesine yönelik ihtarnamenin davalıya 18.10.2021 tarihinde tebliğ edildiği, davanın ise 30.03.2022 tarihinde açıldığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, davalının dava konusu taşınmazdan tahliyesine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 01.03.1998 başlangıç tarihli sözleşmede kiracının … San. ve Tic. A.Ş. olduğu, dosyaya celbedilen ticaret sicil kayıtlarından söz konusu şirketin … San. ve Tic. A.Ş.ye devrolunduğunun anlaşıldığı, 01.03.2007 tarihli sözleşmede kiracı olarak … San. ve Tic. A.Ş.nin yer aldığı, bu şekilde taraflar arasındaki kira ilişkisinin 01.03.1998 tarihinde başladığı ve 01.03.2007 tarihinde yenilendiği, 01.03.2007 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesine göre; 01.03.2008 tarihinde bir yıllık sürenin dolduğu, bu tarihten itibaren on yıllık uzama süresinin 01.03.2018 tarihinde dolduğu, ihtarnamenin izleyen (son) uzama yılının bitiminden 3 ay önce olacak şekilde 15.10.2021 tarihinde süresinde davalıya gönderildiği ve 18.10.2021 tarihinde tebliğ olunduğu, davanın süresinde açıldığı, 6098 sayılı Kanunun 347. maddesinde düzenlenen tahliye koşullarının oluştuğu, ihtarnamede ilk kira sözleşmesi olan 01.03.1998 tarihli sözleşmeden bahsedilmesinin sonuca etkili olmadığı, Mahkemece verilen kararın yerinde olduğu gerekçesiyle, başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; ihtarnamede 01.03.1998 tarihli kira sözleşmesine dayanıldığını, dava dilekçesinde de aynı akde yer verildiğini, taleple bağlılık ilkesine aykırı biçimde 01.03.2007 tarihli kira sözleşmesinin feshine karar verilmesinin doğru olmadığını, 01.03.1998 başlangıç tarihli kira sözleşmesinde kiracı olarak yer alan … San. ve Ticaret A.Ş. ile imzalanan akdin taraflarınca sona erdirildiğini, akdin yenilendiğine dair gerekçenin kabul edilemeyeceğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki kira sözleşmesinin on yıllık uzama süresinin bittiği iddiasıyla, 6098 sayılı Kanunun 347. maddesi uyarınca feshi nedeniyle tahliyesi istemine ilişkindir.
6098 sayılı Kanunun 347. maddesinde; “Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı, belirli süreli sözleşmelerin süresinin bitiminden en az onbeş gün önce bildirimde bulunmadıkça, sözleşme aynı koşullarla bir yıl için uzatılmış sayılır. Kiraya veren, sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremez. Ancak, on yıllık uzama süresi sonunda kiraya veren, bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla, herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeye son verebilir. Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde, kiracı her zaman, kiraya veren ise kiranın başlangıcından on yıl geçtikten sonra, genel hükümlere göre fesih bildirimiyle sözleşmeyi sona erdirebilirler. Genel hükümlere göre fesih hakkının kullanılabileceği durumlarda, kiraya veren veya kiracı sözleşmeyi sona erdirebilir.” düzenlemesi mevcuttur.
Söz konusu hüküm gereğince; konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı, belirli süreli sözleşmelerde sözleşme süresinin bitiminden en az onbeş gün önce bildirimde bulunmadıkça, sözleşme aynı koşullarla bir yıl için uzatılmış sayılır. Kiraya veren, belirli süreli sözleşmenin süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremez. Ancak, on yıllık uzama süresi sonunda kiraya veren, bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla, herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeye son verebilir. Konut ve çatılı iş yeri kirasında fesih ve tahliye sebepleri sınırlı sayıda olarak kanunda düzenlendiğinden taraflar sözleşmeyle kiracı aleyhine olacak şekilde fesih ve tahliye sebebi kararlaştıramaz. Bu kira sözleşmeleri için 6098 sayılı kanunun 347/son maddesinde kira sözleşmesi genel hükümler bölümünde belirtilen fesih sebepleri ile kiraya verenden kaynaklanan sebeplerle açılacak tahliye davaları Kanunun 350… maddelerinin kiracıdan kaynaklanan sebeplerle dava yolu ile kira sözleşmesinin sona erdirilmesi ise madde 352 de düzenlenmiştir. Kira sözleşmesi genel hükümlerinden olan temerrüt nedeniyle fesih (m.315) ve sözleşmeye aykırılık (m.316) nedeniyle açılacak fesih ve tahliye davaları için kanun düzenlemesinde bir süre öngörülmemiş ise de, Dairemizin istikrar kazanan içtihatları uyarınca bu davalarında makul sürede açılması gerekir. Yine Kanunun 350, 351… maddelerindeki hallerde dava açma süresi açıkça düzenlenmiş, bu dava açma süresinde yazılı bildirim halinde dava açma süresinin bir kira yılı uzayacağı madde 353’ de belirtilmiştir. Kiraya veren, belirli süreli konut ve çatılı iş yeri kiralarında süre bitimi sonrası on yıllık uzayan sürenin bitimi sonrası, belirsiz süreli kira sözleşmelerinde ise kiranın başlangıcından on yıl geçtikten sonra, genel hükümlere göre fesih bildirimiyle sözleşmeyi sona erdirebilirler. Kanunun 348. maddesi uyarınca ise, konut ve çatılı iş yeri kiralarında fesih bildirimlerinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Kiraya veren veya kiraya veren olmayan malik konut ve çatılı iş yeri kiraları bakımından Kanunun 347. maddesi uyarınca belirli süreli kirada bu sürenin bitimi sonrası on yıllık uzama süresi sonunda, bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminden en az üç ay önceden yazılı bildirimde bulunmak koşuluyla herhangi bir sebep göstermeksizin kira sözleşmesini sona erdirebilir. Kiraya veren tarafından kiracıya gönderilen bu akit bozucu yazılı bildirim kiracıya yapılması ile kira sözleşmesi fesih bildiriminin yapıldığı uzayan bir kira yılının sonu itibariyle sonuçlarını ortaya çıkarır. Kiraya veren süresinde yapacağı bu yazılı bildirim sonrası davasını ihtarın yapıldığı dönemin bitiminden itibaren bir sonraki dönem kira yılı sonuna kadar her zaman açabilir. Kanun düzenlemesinde bu tahliye davasının açılması için kısıtlayıcı bir süre getirilmemiş ise de, bu davanın yazılı fesih bildirimi yapılan dönemin bitiminden itibaren sonraki kira yılı sonuna kadar 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun 18/A -1-a maddesine uygun olarak dava şartı arabuluculuk yoluna gidilerek anlaşmama halinde açılmalıdır.
Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Kanunda öngörülen tahliye koşulunun oluştuğu, kararın usul ve kanuna uygun bulunduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
3-) Taraflar arasındaki kira sözleşmesinin 31.12.2012 tarihinde yenilenmiş olması nedeniyle 10 yıllık süre bu tarihten itibaren başlayacaktır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2017/17243 Esas 2018/5100 Karar
Taraflar arasındaki kiralananın tahliyesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda davanın konusuz kalması nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, davalı ile aralarındaki kira ilişkisinin 1985 yılından bu yana devam ettiğini, Türk Borçlar Kanunu’nun 347. maddesi gereğince akdin feshini ve davalının kiralanandan tahliyesini istemiştir. Davalı, davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, davanın konusuz kalması nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı tarafından vekalet ücretine hasren temyiz edilmiştir. Kiralanan, niteliği itibariyle Türk Borçlar Kanununun konut ve çatılı iş yeri kiralarına ilişkin hükümlere tabidir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 347. maddesi hükmü gereğince konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı, belirli süreli sözleşmelerin süresinin bitiminden en az onbeş gün önce bildirimde bulunmadıkça, sözleşme aynı koşullarla bir yıl için uzatılmış sayılır. Kiraya veren, sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremez. Ancak, on yıllık uzama süresi sonunda kiraya veren, bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla, herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeye son verebilir.6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunu’nun Geçici 2. maddesinde bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce Türk Borçlar Kanununun 347. Maddesinin son cümlesinde öngörülen kira sözleşmelerinden on yıllık uzama süresi dolmamış olmakla birlikte geri kalan süre beş yıldan daha kısa olanlar hakkında, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş yıl, on yıllık uzama süresi dolmuş olanlar hakkında da yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl sonra uygulanacağı belirlenmiştir. Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde, kiracı her zaman, kiraya veren ise kiranın başlangıcından on yıl geçtikten sonra, genel hükümlere göre fesih bildirimiyle sözleşmeyi sona erdirebilirler.Somut olayda; Taraflar arasındaki kira sözleşmesinin 31.12.2012 tarihinde yenilenmiş olması nedeniyle on yıllık sürenin bu tarihten itibaren işlemeye başlayacağı ve dava tarihine göre 10 yıllık uzama süresi dolmadığından tahliye koşullarının oluşmadığı anlaşılmış ise de; bu husus temyiz edenin sıfatına göre bozma sebebi sayılmamıştır. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 4.50 TL bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 6100 sayılı HMK’nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.05.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
4-)Taraflar arasında imzalanan kira sözleşmesinin 10 yıllık olması halinde 10 yıllık uzama süresi kira sözleşmesindeki 10 yılın bitmesinden sonra başlayacaktır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2018/1108 Esas 2018/6817 Karar
ÖZET: Taraflar arasında imzalanan kira sözleşmesi hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kira sözleşmesi geçerli olup tarafları bağlar. Kira sözleşmesinde 10 yıl olarak kararlaştırılan sözleşme süresi 31.03.2014 tarihinde dolmuş olup, bu tarihten itibaren 10 yıllık uzama süresi işlemeye başlayacağından, 31.03.2024 tarihinden önce bildirim yoluyla taşınmazın tahliyesinin istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamış ve davalı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin onama kararı kaldırılarak, sonuç itibariyle doğru olan yerel mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle gerekçesi düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Davacı … vd. ile davalı … Alışveriş Hizmetleri Ve Gıda San. Tic. A.Ş. aralarındaki kiralananın tahliyesi davasına dair … 8.Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 24/12/2015 günlü ve 2015/828 E.-2015/1059 K. sayılı hükmün onanması hakkında dairece verilen 20/09/2017 günlü ve 2017/4387 E.-2017/12331 K. sayılı ilama karşı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir.
Düzeltme isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacılar, davalı şirketin dava konusu taşınmazı 01.04.2004 başlangıç tarihli 10 yıl süreli yazılı kira sözleşmesi ile kiraladığını, 10 yıllık sürenin dolduğunu, … 2. Noterliği’nin 29.04.2014 tarih ve 06236 yevmiye nolu fesih ihbarnamesi ile sözleşmenin fesih edildiğini, ancak davalının kiralananı tahliye ve teslim etmediğini, … 9.Noterliğinin 30.04.2015 tarih, 05265 yevmiye nolu ihtarnamesi ile yasal yollara başvurulacağının davalıya ihtar edildiğini belirterek Türk Borçlar Kanunu’nun 347. maddesi gereğince taşınmazın tahliyesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı; dava konusu taşınmazda 01.04.2004 başlangıç tarihli, on yıl süreli kira sözleşmesi ile kiracı olarak bulunduğunu, davacının tahliye davası dayanak olarak gösterdiği Türk Borçlar Kanunu 347. maddesi gereğince kira sözleşmesinin süre bakımından feshine ilişkin hukuki şartların oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; “…kira sözleşmesinin başlangıç tarihinin 01.04.2004 tarihi olduğu, Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihi itibariyle 10 yılın dolmadığı, bu durumda geçici ikinci maddeye göre yürürlük tarihinin 5 yıl ertelendiği ve 01.07.2017 ‘den sonra dava konusu sözleşme ile ilgili Türk Borçlar Kanunu’nun 347. maddesinin yürürlüğe girmesi sebebiyle davanın reddine karar vermek gerektiği..” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı tarafça temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 20.09.2017 tarih 2017/4387 E-2017/12331 K sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiş, bunun üzerine davacı ve davalı tarafça karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.
1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı tarafın Dairemizin 20.09.2017 tarih 2017/4387 E-2017/12331 K sayılı ilamına karşı sair düzeltme istemleri yerinde değildir.
2-) Davalının karar düzeltme istemi üzerine yapılan incelemede;
Kiralanan, niteliği itibariyle Türk Borçlar Kanunu’nun konut ve çatılı iş yeri kiralarına ilişkin hükümlere tabidir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 347. maddesi hükmü gereğince konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı, belirli süreli sözleşmelerin süresinin bitiminden en az on beş gün önce bildirimde bulunmadıkça, sözleşme aynı koşullarla bir yıl için uzatılmış sayılır. Kiraya veren, sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremez. Ancak, on yıllık uzama süresi sonunda kiraya veren, bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla, herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeye son verebilir.
6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunu’nun Geçici 2. maddesinde, bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce Türk Borçlar Kanununun 347. maddesinin son cümlesinde öngörülen kira sözleşmelerinden on yıllık uzama süresi dolmamış olmakla birlikte geri kalan süre beş yıldan daha kısa olanlar hakkında, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş yıl, on yıllık uzama süresi dolmuş olanlar hakkında da yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl sonra uygulanacağı belirlenmiştir.
Taraflar arasında imzalanan 01.04.2004 başlangıç tarihli ve 10 yıl süreli kira sözleşmesi hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kira sözleşmesi geçerli olup tarafları bağlar. Kira sözleşmesinde 10 yıl olarak kararlaştırılan sözleşme süresi 31.03.2014 tarihinde dolmuş olup, bu tarihten itibaren Türk Borçlar Kanunu’nun 347. maddesinde belirlenen 10 yıllık uzama süresi işlemeye başlayacağından, 31.03.2024 tarihinden önce bildirim yoluyla taşınmazın tahliyesinin istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamış ve davalı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin onama kararı kaldırılarak, sonuç itibariyle doğru olan yerel mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle gerekçesi düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının karar düzeltme isteminin kabulüne, dairemizin 20.09.2017 tarih 2017/4387 E-2017/12331 K sayılı onama kararının kaldırılarak, yerel mahkeme kararının gerekçesi düzeltilerek ONANMASINA, peşin alınan karar düzeltme harcının talebi halinde davalıya iadesine, 20.06.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

