Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokmak Suçu Yargıtay Kararları

Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokmak Beraat Kararları

1-) Sanığın olay anında 100 promilin altında olduğu, ayrıca sanığın güvenli sürüş yeteneğini kaybettiğine dair başkaca bir delil veya tespit bulunmadığı dikkate alındığında BERAATİNE karar verilmesi gerekir. 

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2016/3381 E. – 2016/9737 K.  

*TRAFİK KAZASINDAN İKİ SAAT SONRA ALINAN RAPORDA SANIĞIN 57 PROMİL ALKOLLÜ OLDUĞUNUN TESPİT EDİLMESİ ( Kendi Şeridinde Seyreden Sanığa Atfedilecek Bir Kusur Bulunmadığı/Temyiz Dışı Diğer Sanığın Tam Kusurlu Olduğu – 1 Saatte Alkol Miktarının 0,12- 0,20 Promil Arasında Düştüğü Dikkate Alındığında Sanığın Olay Anında 100 Promilin Altında Olduğu/Ayrıca Sanığın Güvenli Sürüş Yeteneğini Kaybettiğine Dair Başkaca Bir Delil veya Tespit Bulunmadığından Sanığın Beraatine Karar Verileceği )
* GÜVENLİ SÜRÜŞ YETENEĞİNİN KAYBEDİLMESİ ( Alkol ve Uyuşturucu Maddenin Sırf Kullanılmış Olmasının Suçun Oluşması İçin Yeterli Olmadığı – Bireysel Farklılıkları da Elimine Edebilecek Şekilde 100 Promilden Yüksek Olarak Saptanan Alkol Düzeyinin Güvenli Sürüş Yeteneğini Kaybettireceğinin Bilimsel Olarak Kabul Edilmesi Gerektiği )

ÖZET : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkûmiyetine dair hüküm kurulmuştur. Alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir sebeple emniyetli bir şekilde araç kullanamayacak kişinin, bu halde araç kullanması suçu kasıtla işlenebilecek bir suçtur. Alkol ve uyuşturucu maddenin sırf kullanılmış olması bu suçun oluşması için yeterli olmamakla birlikte alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği, ancak bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı, dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde araç kullanması halinde, güvenli sürüş yeteneğini kaybedip etmediği, bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek dikkat, algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomadasyon, görme gibi oftalmolojik ve genel durumunun tespitine yönelik detaylı dahili muayenesine yönelik tıbbi verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği, ancak böyle bir tespit yapılmamış olsa bile bireysel farklılıkları da elimine edebilecek şekilde 100 promilden yüksek olarak saptanan alkol düzeyinin, güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin, bilimsel olarak kabulü gerekir.
Olaydan iki saat sonra alınan raporda 57 promil alkollü olan sanığın idaresinde bulunan araç ile, meskun mahal dışında bulunan 8.4 metre genişliğindeki, aydınlatmanın bulunmadığı çift yönlü düz yolda gece vakti seyir halinde iken, karşı şeritte seyreden 248 promil alkollü olan temyiz dışı diğer sanık idaresindeki motosikletin şerit ihlali yapması ve motosikletin farının yanmaması nedeniyle, kendi şeridinde seyreden sanığın aracının ön sol kısmı ile, temyiz dışı diğer sanık idaresindeki motosikletin ön kısmına çarpması neticesinde, 1 kişi kemik kırığı olacak şekilde yaralanmıştır. Kendi şeridinde seyreden sanığa atfedilecek bir kusur bulunmadığı, meydana gelen olayda temyiz dışı diğer sanığın tam kusurlu olduğu, 1 saatte alkol miktarının 0,12-0,20 promil arasında düştüğü dikkate alındığında, sanığın olay anında 100 promilin altında olduğu, ayrıca sanığın güvenli sürüş yeteneğini kaybettiğine dair başkaca bir delil veya tespit bulunmadığı dikkate alındığında, sanığın beraati gerekir.

2-) Sanığın sadece kırmızı ışıkta geçmesi nedeniyle olayda maddi hasarlı yahut yaralamalı veya ölümlü bir trafik kazası olmadığı gibi sanığın aracını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare ettiğine dair de bir tespit yahut adli rapor bulunmaması nedeniyle BERAATİNE karar verilmesi gerekir. 

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2020/924 E. , 2020/6740 K.

5237 sayılı Kanunun 179/2. maddesinin; “Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare eden kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” şeklinde olduğu; dosya kapsamına göre, sanığın sadece kırmızı ışıkta geçmesi nedeniyle mahkumiyetine karar verilmiş ise de olayda maddi hasarlı yahut yaralamalı veya ölümlü bir trafik kazası olmadığı gibi sanığın aracını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare ettiğine dair de bir tespit yahut adli rapor bulunmadığı, sanığın eyleminin sadece idari yaptırımı gerektirdiği gözetilmeksizin, unsurları oluşmayan suçtan dolayı sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilemeyeceğinin gözetilmemesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 23/12/2019 gün ve 94660652-105-07-18184-2019-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Olay günü sanık …’in idaresindeki araçla kendisine hitaben trafik ışığının kırmızı yanmasına durmayarak seyrine devam ettiği, durumu fark eden polis memurlarınca takip edilerek durdurulduğu, görevli polis memurlarınca sanık hakkında idari para cezası uygulandığı, olaydan hemen sonra polis merkezi amirliğinde beyanı alınan şüphelinin bir miktar alkollü olduğunu beyan etmesine rağmen alkolmetre cihazını üflemeyi kabul etmediği, sanığın alkollü olup olmadığının, alkollü ise ne miktarda alkollü olduğunun belirlenmesi için kan testi de yapılmadığı, hükme esas iddianamede sanığın yalnızca kırmızı ışık ihlali olduğundan bahsedildiği anlaşılmakla salt kırmızı ışık ihlali yapılmış olmasının TCK’nın 179/2. maddesinde tanımlı trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu oluşturmayacağı gözetilmeden kovuşturmayı yürüten mahkemece sanığın beraati yerine yalnızca kırmızı ışık ihlali yapması dolayısıyla sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiş olup,
Kanun yararına bozma talebine atfen düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden, Antalya 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/07/2019 tarihli ve 2019/41 esas, 2019/652 karar sayılı kararının CMK’nın 309/4-d maddesi uyarınca isteme uygun olarak KANUN YARARINA BOZULMASINA, aynı Kanunun 309/4-d maddesinde yer alan, “Bozma nedenleri, hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder” şeklindeki düzenleme gereği bozma nedenine göre uygulama yapılarak, hüküm fıkrasının (1) numaralı bendi ile sanık hakkında “trafik güvenliğini tehlikeye sokma” suçundan tesis edilen mahkumiyet hükmünün tamamen hükümden çıkarılması, yerine aynı bende, “5237 sayılı Kanunun 179/2. maddesinde düzenlenen ‘trafik güvenliğini tehlikeye sokma’ suçunun oluşabilmesi için; kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare edilmesi gerektiği, somut olayda, sanığın salt kırmızı ışık ihlali yapılmış olmasının atılı suçu oluşturmayacağı anlaşılmakla; unsurları itibariyle oluşmayan atılı suçtan, 5271 sayılı CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca sanığın beraatine” cümlesinin eklenmesi ve diğer hususların aynen bırakılmasına, dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07/12/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

3-) Sürücünün ehliyetsiz olması ve aracının arka stop lambasının çalışmaması nedeniyle sürücü hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu nedeniyle ceza verilmez. 

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/1310 E. , 2021/21588 K.

Sanığın ehliyetsiz bir şekilde Ankara çevre yolu üzerinde gece vakti arka stop lambaları çalışmayan araç kullanması şeklinde gelişen olayda; dosya kapsamında sanığın kişilerin hayat, sağlık ve malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare ettiğinin delillerinin bulunmadığı, sadece ehliyetsiz olması ve arka stop lambaları çalışmayan araç kullanmasının, kasten işlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu oluşturmayacağı dikkate alınarak, unsurları oluşmayan atılı suçtan sanığın beraati yerine, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,

Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 24.11.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir