Tanıma ve Tenfiz Davası 2026: Yabancı Mahkeme Kararının Türkiye’de Onaylanması
Bir Alman, Hollanda veya İngiliz mahkemesinden alınan boşanma kararı; ya da yabancı bir ülkede hükmedilmiş nafaka veya velayet ilamı, kural olarak yalnızca verildiği ülke sınırları içinde sonuç doğurur. Bu kararın Türkiye'de geçerlilik kazanması ve nüfus kayıtlarına işlenmesi, aile mahkemelerinde icra edilebilir hâle gelmesi için 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) çerçevesinde tanıma veya tenfiz davası açılması gerekir. 2026 itibarıyla yürürlükteki düzenleme uyarınca süreç teknik nitelikte olup tebligat, apostil ve kamu düzeni denetimi gibi pek çok usul aşamasını barındırır.
Tanıma ve Tenfiz Nedir?
Tanıma: Bir devletin mahkeme kararının başka bir ülkede "kesin hüküm" doğurmasıdır. Yabancı bir mahkemenin verdiği kararın Türkiye Mahkemelerinde kabul edilmesine "tanıma" denilir. Yani kararın içeriği Türk mahkemelerince bağlayıcı olacaktır.
Ayrıca tanınan yabancı mahkeme kararları "kesin delil" teşkil ederler. Tanınmayan yabancı mahkeme kararları ise Türk mahkemelerinde kesin delil değil, "takdiri delil" olabileceklerdir.
Tenfiz: Yabancı mahkeme kararlarının icra kabiliyetine sahip olmasına tenfiz denir. Yani yabancı mahkeme kararı tenfiz edildiğinde o karar artık ülkemizde "uygulanabilir" olacaktır.
Kural olarak yabancı ceza ve idare mahkemesi kararları başka ülkelerde sonuç doğurmaz. Fakat bu durumun istisnası mevcuttur. Milletlerarası Özel Hukuk Ve Usul Hukuku Hakkında Kanun madde 50/2'de bu durum şöyle açıklanır: "Yabancı mahkemelerin ceza ilâmlarında yer alan kişisel haklarla ilgili hükümler hakkında da tenfiz kararı istenebilir." Yani ceza kararlarına ilişkin tenfiz yalnızca kişisel haklar ile ilgili ise yapılabilir.
Milletlerarası Özel Hukuk Ve Usul Hukuku Hakkında Kanun 50. madde tenfizi şu şekilde tanımlar: "Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır."
Tanıma ile Tenfiz Arasındaki Hukuki Fark
Tanıma, yabancı bir mahkeme kararının Türkiye'de kesin hüküm ve kesin delil olarak kabul edilmesini sağlar; karara bağlanan hukuki durumun Türk hukuk sisteminde tanınmasını ifade eder. Tenfiz ise tanımayı kapsayan ve bunun ötesine geçen bir kurumdur: yabancı kararın yalnızca tanınması değil, aynı zamanda Türkiye'de icra edilebilir hâle getirilmesi anlamına gelir. Uygulamada şu ayrım belirleyicidir: nüfus kütüğüne işlenmesi gereken boşanma hükmü için tanıma yeterliyken, nafaka, velayet, tazminat veya mal paylaşımı gibi maddi sonuç doğuran kararlar bakımından tenfiz şarttır. MÖHUK m. 58 tanımayı, m. 50 ise tenfizi düzenler ve her iki kurum bakımından koşullar büyük ölçüde örtüşür; ancak tenfizde karşılıklılık (mütekabiliyet) şartı aranırken tanımada bu koşul aranmaz.
Tanıma ve Tenfiz Davası Nedir?
1-) Tanıma Davası
Bir yabancı mahkeme kararının kesin hüküm, kesin delil veya o yabancı mahkeme kararına dayanılarak idari işlem yapılmasını sağlamak amacı ile tanıma davası açılır. Örneğin; Almanya'da boşanmış bir çiftin Türkiye'de bu boşanmanın tanınması için "tanıma tenfiz davası" açması gerekir.
Yabancı ilamın kesin hüküm veya kesin delil etkisi yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade eder.
Tanıma Davasının Ön Şartları;
- Yabancı mahkemeden verilmiş olma,
- Verilen kararın hukuk davalarına ilişkin olması,
- Kararın kesin hüküm niteliğinde olması.
Milletlerarası Özel Hukuk Ve Usul Hukuku Hakkında Kanun 58. madde tanımayı şu şekilde tanımlar: "Yabancı mahkeme ilamının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır."
Tanımanın Şartları
- Yabancı mahkeme kararının yetkili mahkemece verilmiş olması
- Yabancı mahkeme kararının kamu düzenine açıkça aykırı olmaması
- Savunma hakkına uyulmuş olması
- Karşılıklılık şartı aranmaz.
2-) Tenfiz Davası
Önemle belirtmek gerekir ki; Türkiye'nin taraf olmadığı bir antlaşmayla kurulan mahkeme kararları, Türkiye'de hüküm/sonuç doğurmaz. Bunun yanı sıra bir zararın karşılığı olmayıp, sadece cezalandırma amacı taşıyan tazminatlar tenfiz edilemez.
Geçici tedbir kararları kural olarak tenfiz edilemez. Ancak milletlerarası antlaşma hükmü ile tenfiz edilebileceği ifade edilmişse tenfiz edilebilir. Tenfizine karar verilen yabancı ilamlar Türk mahkemelerinden verilmiş ilamlar gibi icra olunur.
Tenfiz Davasının Ön Şartları;
- Yabancı bir mahkemeden verilmiş olma
- Verilen kararın hukuk davalarına ilişkin olması
- Kararın kesin hüküm niteliğinde olması
Tenfizin Şartları
MÖHUK md. 34, 42'ye göre yabancı mahkeme ilamının kesin hüküm veya kesin delil olarak kabul edilebilmesi yabancı mahkeme ilamının tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır. Bu ilamların Türkiye'de icra olunabilmesi Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Bu şartlar:
- Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması.
- İlâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilamın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması.
- Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması.
- O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması.
İdari Tescil ile Dava Yolu: Hangi Durumda Hangi Yol?
7 Şubat 2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile yabancı mahkemelerce verilen kesinleşmiş boşanma kararlarının dava açılmaksızın doğrudan nüfus kütüğüne tescili imkânı getirilmiştir. Bu idari tescil yolu pratik avantaj sağlasa da kapsamı sınırlıdır: yalnızca boşanma olgusunun nüfusa işlenmesini sağlar, nafaka, velayet, tazminat veya mal rejimine ilişkin hükümlerin icra edilebilir hale gelmesini sağlamaz. Eşlerden birinin idari tescile karşı itirazı veya kararda velayet/nafaka gibi maddi sonuçlar bulunması durumunda dava yolu zorunlu hâle gelir. Aşağıdaki karşılaştırma tablosu seçim kriterlerini özetlemektedir.
| Kriter | İdari Tescil (Nüfus Müd.) | Tanıma/Tenfiz Davası |
|---|---|---|
| Boşanma olgusunun nüfusa işlenmesi | Mümkün | Mümkün |
| Nafaka kararının icra edilebilirliği | Mümkün değil | Mümkün (Tenfiz) |
| Velayet hükmünün uygulanması | Mümkün değil | Mümkün (Tenfiz) |
| Eşlerden biri itiraz ederse | İdari tescil yapılmaz | Dava devam eder |
| Tahmini süre | 2 — 8 hafta | 3 — 12 ay |
| Türkiye'ye gelme zorunluluğu | Eşlerin başvurusu gerekir | Vekaletname ile yeterli |
Tanıma ve Tenfiz Dava Dilekçesi
Tanıma ve tenfiz talepleri MÖHUK m. 55' e göre basit yargılama usulü ile görülecektir. Basit yargılama usulü, daha çabuk sonuçlandırılması gereken, daha kısa bir incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ile sonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul edilmiş daha basit, daha seri bir yargılama usulüdür. Basit yargılama usulünde, dava ve davaya cevap verilmesi yazılı yargılama usulünde olduğu gibi dilekçe ile olur.
Kararın tenfiz edilmesinde hukuki yararı bulunan herkes tenfiz isteminde bulunabilir. Tenfiz istemi dilekçe ile olur. Dilekçeye karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenir.
Tenfiz dilekçesinde aşağıdaki hususlar yer alır: a) Tenfiz isteyenle, karşı tarafın ve varsa kanunî temsilci ve vekillerinin ad, soyadı ve adresleri. b) Tenfiz konusu hükmün hangi devlet mahkemesinden verilmiş olduğu ve mahkemenin adı ile ilâmın tarih ve numarası ve hükmün özeti. c) Tenfiz, hükmün bir kısmı hakkında isteniyorsa bunun hangi kısım olduğu.
Tenfiz dilekçesine eklenecek belgeler şunlardır:
Yabancı mahkeme ilâmının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilâmı veren yargı organı tarafından onanmış örneği ve onanmış tercümesi ile ilâmın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesi.
Yabancı bir hakem kararının tenfizini isteyen taraf, dilekçesine aşağıda yazılı belgeleri, karşı tarafın sayısı kadar örnekleriyle birlikte ekler:
- Tahkim sözleşmesi veya şartının, aslı yahut usulüne göre onanmış örneği.
- Hakem kararının usulen kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcılık kazanmış aslı veya usulüne göre onanmış örneği.
- Sayılan belgelerin tercüme edilmiş ve usulen onanmış örnekleri.
Tanıma veya tenfiz dilekçe örneklerine başvurmak yerine uzman avukat yardımı alınması hak kaybını önlemek açısından oldukça önemlidir.
Tanıma ve Tenfiz Davası Ne Kadar Sürer?
Tanıma ve tenfiz davaları basit yargılama usulüne tabi davalardır. Fakat davalar, yurt dışı tebligatlardan dolayı uzun sürebilmektedirler. Ancak iki tarafın da avukat ile davayı yürütmesi durumunda sonuç çok daha hızlı olabilmektedir.
Tanıma ve Tenfiz Davası Ücreti
Yabancı mahkeme ilamları ile ilgili düzenleme Harçlar Kanunu Madde 4'te ifade edilmiştir. Buna göre; "Yabancı bir mahkeme tarafından verilen ilamların tenfizi için açılacak davalardan, bu ilamlarda hükmolunmuş şeyin değeri, nevi ve mahiyetine göre (1) sayılı tarife gereğince harç alınır."
İlgili tarifeye göre ise konusu belli bir değerle ilgili bulunan uyuşmazlıklarda nisbi harç alınacaktır. Ancak eda hükmü içermeyen davalarda ise maktu harç alınacaktır. (Maktu harçlar konusu para ile değerlendirilemeyen hallerde alınan, miktar olarak belirlenmiş ve tarifede bu şekilde yer alan harçlardır. Nispi harçlar ise harca konu yararın para ile ölçülebildiği hallerde söz konusu olur ve tarifede bu yarar veya konunun değerinin yüzdesi şeklinde yer alır.)
Tanıma ve Tenfiz Davalarında Teminat
Türk mahkemelerinde dava açan yabancının teminat gösterme yükümlülüğüne göre; Türk mahkemelerinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır.
Şu hallerde davalı tarafından uygun bir teminat gösterilmesi gerekir;
- Türkiye'de mutat meskeni olmayan Türk vatandaşının dava açması, davacı yanında davaya müdahil olarak katılması veya takip yapması.
- Davacının daha önceden iflasına karar verilmiş, hakkında konkordato veya uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırma işlemlerinin başlatılmış bulunması; borç ödemeden aciz belgesinin varlığı gibi sebeplerle, ödeme güçlüğü içinde bulunduğunun belgelenmesi.
Davanın görülmesi sırasında teminatı gerektiren durum ve koşulların ortaya çıkması halinde de mahkeme teminat gösterilmesine karar verir.
Tanıma ve Tenfiz Davası İçin Gerekli Olan Belgeler
- Yabancı mahkeme tarafından verilmiş olan kararın aslı
- Yabancı mahkeme kararının kesinleşmiş olduğunu gösterir şerh veya belge
- Apostil Şerhi/Tasdiki (Apostil, bir belgenin gerçekliğinin tasdik edilerek başka bir ülkede yasal olarak kullanılmasını sağlayan bir belge onay sistemidir.)
- Yabancı mahkemenin vermiş olduğu kararın Noter veya Konsolosluktan onaylı ve yeminli tercüman tarafından Türkçe çevirisi
- Vesikalık fotoğrafı içeren ve "yurt dışında verilmiş boşanma kararına ilişkin tanıma ve tenfiz davası açmaya yetki" ibaresinin bulunduğu vekaletname
- Davalı ve davacı kişilerin kimlik ve adres bilgileri
Tanıma ve Tenfiz Davasında Görevli Mahkeme
Tanıma ve tenfiz davalarında görevli mahkeme kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesi'dir. Ancak aile hukukuna ilişkin yabancı mahkeme kararlarında (boşanma, velayet, nafaka, soybağı gibi) görevli mahkeme Aile Mahkemesi'dir; Aile Mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi Aile Mahkemesi sıfatıyla görev yapar.
Tanıma ve Tenfiz Yetkili Mahkeme
Yetkili mahkeme ise; tanınması veya tenfizi istenen kişinin Türkiye'deki yerleşim yeri, yoksa sakin olduğu yer mahkemesinden, Türkiye'de yerleşim yeri veya sakin olduğu bir yer mevcut değilse Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinden istenebilir. Fakat öncelikle kendisine karşı tanınması/tenfizi istenen tarafın yerleşim yeri olduğu şeklinde düzenlenmiştir.
Tanıma ve Tenfiz Davası Ne Kadar Sürer?
Tanıma ve tenfiz davaları MÖHUK m. 55 uyarınca basit yargılama usulüne tabidir; bu da yazılı usule göre daha hızlı bir süreç anlamına gelir. Davalı tarafın Türkiye'de yerleşim yeri varsa ve itiraz etmiyorsa belgelerin tam olması koşuluyla dava genellikle 2-4 ay içinde sonuçlanır. Davalının yurtdışında bulunması ve uluslararası tebligatın Dışişleri Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk Genel Müdürlüğü aracılığıyla yapılması gerektiğinde süre 6-12 aya uzayabilir. İtirazlı dosyalarda istisnai olarak süre daha da uzayabilir. Sürecin avukat vekaleti ile yürütülmesi, tebligat ve usul hatalarından kaynaklanan gecikmeleri büyük ölçüde önler.
Süreç Adımları
- Yabancı mahkeme kararının kesinleşmesi ve kesinleşme şerhinin alınması
- Apostil tasdiki veya konsolosluk onayının tamamlanması
- Yeminli tercüme ve noter onayı işlemleri
- Özel vekaletname düzenlenmesi ve avukatla dosyanın açılması
- Yetkili Aile/Asliye Hukuk Mahkemesi'ne dilekçenin sunulması
- Tebligat süreci ve duruşma günü tayini
- Kararın verilmesi, kesinleşmesi ve nüfus müdürlüğüne işlenmesi
Tanıma ve Tenfiz Davası Harcı ve Masrafları (2026)
Tanıma ve tenfiz davalarına ilişkin harç düzenlemesi 492 sayılı Harçlar Kanunu m. 4'te yer alır. Yürürlükteki düzenleme uyarınca konusu belirli bir parasal değere sahip uyuşmazlıklarda (örneğin yabancı mahkemece hükmedilmiş tazminat veya alacak miktarı) bu değer üzerinden nisbi (oransal) harç alınır. Konusu para ile ölçülemeyen ve eda hükmü içermeyen davalarda (sadece boşanmanın tanınması gibi) maktu (sabit) harç uygulanır. Bunlara ek olarak gider avansı, tebligat masrafı ve gerekirse teminat (MÖHUK m. 48 gereği yabancı davacılar için) yatırılması gerekir. Avukatlık ücreti her büro kendi belirler; ancak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin altına düşemez.
Türkiye'ye Gelmeden Tanıma Tenfiz Davası Açılabilir mi?
2026 itibarıyla yurtdışında yaşayan müvekkillerin tanıma ve tenfiz davası için Türkiye'ye gelme zorunluluğu bulunmamaktadır. Bulunulan ülkedeki Türk konsolosluğu veya yetkili bir yabancı noter aracılığıyla (apostil şerhi şartıyla) avukata özel vekaletname düzenlenmesi yeterlidir. Vekaletnamede "yurt dışında verilmiş boşanma kararına ilişkin tanıma ve tenfiz davası açmaya, davayı kabule ve takibe" yetkilerinin açıkça belirtilmesi gerekir. Süreç boyunca duruşmalara avukat katılır; davalı tarafın bizzat duruşmada bulunması da zorunlu değildir. Bu sayede Almanya, Hollanda, ABD, Birleşik Krallık veya KKTC'de ikamet eden Türk vatandaşları sürecin tamamını uzaktan yürütebilir.
Hukuki Uyarı; İşbu içerik genel bilgilendirme amaçlı olup, somut olayın özellikleri ve güncel mevzuat değişiklikleri uyarınca farklı sonuçlar doğabilir. Belirli bir uyuşmazlık veya hukuki süreç için profesyonel avukatlık hizmeti almanız önerilir.