TR

Tadilat Nedeniyle Kiracının Tahliyesi: Şartlar ve Dava Süreci

Güncelleme: 14 dk okuma3 yorum

Kiraya verilen bir taşınmazda yeniden inşa veya esaslı onarım gündeme geldiğinde, kiracının kullanımı fiilen imkânsız hâle gelebilir. Tadilat nedeniyle kiracının tahliyesi, bu durumda kira sözleşmesinin sona erdirilmesine imkân tanıyan, kanunda sınırlı sayıda sayılan tahliye sebeplerinden biridir. Ancak uygulamada karşılaşılan sorunlar göstermektedir ki süreç, çoğu zaman sanıldığından daha teknik ve usule bağlıdır: onaylı proje, hak düşürücü süreler, zorunlu arabuluculuk ve görevli mahkeme gibi unsurların her biri sonucu doğrudan etkiler. Bu içerikte tadilat nedeniyle tahliye davasının hukuki çerçevesi, şartları ve güncel uygulaması, Yargıtay kararları ışığında değerlendirilmektedir.

Tadilat Nedeniyle Tahliye Davası Nedir?

Özet: Tadilat nedeniyle tahliye davası (TBK m. 350/2), konut veya çatılı işyerinin yeniden inşası ya da esaslı onarımı gerekli olup bu işler sırasında kullanımı imkânsız olduğunda, kiraya verenin kira süresinin bitiminden itibaren bir ay içinde Sulh Hukuk Mahkemesinde açtığı davadır. İmarca tasdikli proje aranır ve davadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunludur.

Tadilat nedeniyle tahliye davası, kiraya verenin, kiralanan taşınmazın yeniden inşası veya imarı amacıyla yapılacak esaslı onarım, genişletme ya da değiştirme işleri nedeniyle kira sözleşmesini sona erdirmek için açtığı bir davadır. Bu işlerin niteliği, kiralananın o dönemde kullanılmasını imkânsız kılacak ağırlıkta olmalıdır. Davanın amacı, kiraya verenin taşınmaz üzerindeki zorunlu yapı faaliyetlerini gerçekleştirebilmesini sağlamaktır. Tadilat sebebiyle tahliye, kanunda sınırlı biçimde sayılan tahliye sebeplerinden olup, dava yoluyla sona erdirmeye ilişkin hükümler kiracı aleyhine değiştirilemez (TBK m. 354). Bu nedenle dava, ancak yasal şartların somut olayda karşılanması hâlinde kabul edilir.

Bu dava yolu yalnızca konut ve çatılı işyeri kiralarında uygulanır; TBK m. 350, Kanun’un konut ve çatılı işyeri kiralarına ayrılan bölümünde yer alır. Çatısız arsa, açık otopark alanı gibi taşınmazların kiralarında bu hükme dayanılamaz. Bina 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı olarak tespit edilmişse tahliye ayrı bir rejime tabidir; bu konuda kentsel dönüşümde kiracının hakları yazımıza bakılabilir.

Paylı ve Elbirliği Mülkiyette Dava Açma Hakkı

Yargıtay’a göre bu davalarda dava hakkı kural olarak kira sözleşmesinin tarafı olan kiraya verene aittir; kiraya veren sıfatı bulunmayan malikin de dava açabileceği içtihatla kabul edilmiştir. Kiraya veren olmayan malikler bakımından mülkiyetin türüne göre şu kurallar uygulanır (Yargıtay 6. HD, E. 2015/824, K. 2015/2027, 02.03.2015):

  • Paylı mülkiyette pay ve paydaş çoğunluğunun sağlanması gerekir.
  • Elbirliği mülkiyetinde (örneğin paylaştırılmamış mirasta) bütün ortakların davaya katılması gerekir; katılım sağlanamazsa terekeye temsilci atanarak dava temsilci huzuruyla yürütülür.
  • Yeniden inşa amacıyla bina yıkılacaksa paylı mülkiyette de pay ve paydaş çoğunluğu yeterli değildir; bütün paydaşların ittifakı aranır. Yargıtay bunu, yeniden inşada binanın yıkımının söz konusu olmasına dayandırmıştır (Yargıtay 6. HD, E. 2014/2485, K. 2014/3405, 20.03.2014).

Bu koşulların dava açılırken sağlanması şart değildir; bir paydaşın açtığı davaya diğer paydaşların sonradan onay vermesiyle de eksiklik tamamlanabilir. Dava hakkına ilişkin bu hususlar mahkemece kendiliğinden gözetilir.

Tadilat Nedeniyle Kiracıyı Çıkarma

TBK m.350/2’ye göre;

“Kiralananın yeniden inşası veya imarı amacıyla esaslı onarımı, genişletilmesi ya da değiştirilmesi gerekli ve bu işler sırasında kiralananın kullanımı imkânsız ise, belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde kiraya ilişkin genel hükümlere göre fesih dönemine ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açacağı dava ile sona erdirebilir.”

Bu madde dikkate alındığında kira konusu konut ve çatılı iş yerinin “Yeniden İnşa” ve “Esaslı Onarım” nedeniyle tahliyesi talep edilebilir.

Yeniden inşa durumunda kira konusu taşınmaz yıkılarak yerine yeni bir yapı inşa edilecektir. Burada belirleyici olan, yeni yapıya ilişkin imarca tasdikli projenin bulunması ve projenin imar mevzuatına uygun olmasıdır.

Taşınmazın esaslı onarımında ise yeni bir yapı inşası söz konusu olmayıp, yapının taşıyıcı unsurları yerinde kalarak binada esaslı onarım yapılacaktır. Bundan dolayı da kira konusu taşınmazın tahliyesi talep edilebilecektir. Esaslı tadilat ve onarımda, yapılacak onarım sırasında kiracının kiralanan taşınmazda bulunmasının imkânsız olması gerekir. Kullanımı imkânsız kılmayan onarımlar kalıcı tahliye sebebi değildir; kiracı, ayıpların giderilmesine yönelik çalışmalara ve sözleşmenin feshini gerektirmeyen yenilik ve değişikliklere katlanmakla yükümlüdür, bu sırada kira bedelinin indirilmesine ve zararının giderilmesine ilişkin hakları saklıdır (TBK m. 319 ve 320).

Tahliyesi istenen taşınmazın tescilli kültür varlığı veya sit alanında olması hâlinde, esaslı onarım ve kısmen veya tamamen yıkma gibi inşai müdahaleler koruma bölge kurulu kararlarına aykırı olarak yapılamaz (2863 sayılı Kanun m. 9). Bu nedenle tahliye davasına dayanak proje ve ruhsatın koruma bölge kurulunca da uygun bulunmuş olması gerekir.

Esaslı Onarım ile Olağan Bakım Arasındaki Fark

Her tadilat, tahliye sebebi oluşturmaz. Kanunun aradığı ölçüt, işin esaslı nitelikte olması ve kiralananın kullanımını imkânsız kılmasıdır. Boya, badana, küçük tamirat gibi olağan bakım işleri kural olarak kalıcı tahliye sebebi sayılmaz; bu tür işlerde kiracının katlanma yükümlülüğü gündeme gelir. Esaslı onarımda ise yapının niteliğini etkileyen, kapsamlı ve süreç boyunca taşınmazda oturmayı engelleyen bir müdahale söz konusudur. Aşağıdaki tablo, uygulamada sık karşılaşılan durumların hukuki değerlendirmesini özetlemektedir.

Hukuki DurumHukuki DeğerlendirmeOlası Sonuç
Taşınmazın yıkılıp yeniden inşasıKullanım imkânsız hâle gelir; TBK m. 350/2 kapsamındadırTahliye davası açılabilir
Taşıyıcı unsurları etkileyen esaslı onarımOnarım sırasında oturmak mümkün değilse şart sağlanırTahliye davası açılabilir
Boya, badana, küçük tamiratOlağan bakım; kullanımı imkânsız kılmazKural olarak tahliye sebebi değildir; kiracı katlanır (TBK m. 319-320)
İmarca tasdikli projenin dava tarihinde bulunmamasıProje dava açıldıktan sonra da sunulabilirYargılama sırasında da sunulmazsa dava reddedilir

Tablo, genel bilgilendirme amaçlıdır; her somut olay kendi koşullarında değerlendirilmelidir.

Tadilat Nedeniyle Tahliye Davasının Şartları

Yeniden inşa veya esaslı onarım nedeniyle tahliye davasının kabul edilebilmesi için, Yargıtay kararları doğrultusunda aşağıdaki şartların birlikte gerçekleşmesi aranır:

  1. Kiralananın yeniden inşası veya imarı amacıyla esaslı onarımı, genişletilmesi ya da değiştirilmesinin gerekli olması.
  2. Bu işler sırasında kiralananın kullanımının imkânsız hâle gelmesi.
  3. Yapılacak işe ilişkin imarca tasdikli mimari ya da avan projenin bulunması ve bu projenin söz konusu taşınmaza ait olması.
  4. Projenin imar mevzuatına uygun olması.
  5. Davanın, kanunda öngörülen hak düşürücü süre içinde ve dava şartı arabuluculuk tamamlandıktan sonra açılması.

Yargıtay, bu davalarda imarca tasdikli mimari ya da avan projenin ibrazının zorunlu olduğunu, ancak projenin dava açıldığı sırada verilmesinin şart olmayıp dava tarihinden sonra da sunulabileceğini kabul etmektedir (Yargıtay 6. HD, E. 2011/15038, K. 2012/3190, 01.03.2012; Yargıtay 3. HD, E. 2019/619, K. 2019/2024, 13.03.2019). Son kararda Yargıtay, mahkemenin verdiği süre içinde proje sunulamadığı gerekçesiyle verilen ret kararını, temyiz dilekçesine eklenen yapı ruhsatının değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozmuştur. Buna karşılık belediyece onaylanmamış, yalnızca bir mimara çizdirilmiş taslak proje bu şartı karşılamaz. Proje sunulduktan sonra mahkeme, keşif ve bilirkişi incelemesiyle projenin taşınmaza ait olup olmadığını, tadilatın esaslı nitelikte olup olmadığını ve kullanımı imkânsız kılıp kılmadığını değerlendirir.

Tadilat Nedeniyle Tahliye Davası Açılma Zamanı

Dava açma süresi, sözleşmenin belirli veya belirsiz süreli olmasına göre farklı hesaplanır. Süre hak düşürücüdür ve mahkemece kendiliğinden gözetilir.

  • Belirli süreli sözleşmelerde dava, kira süresinin bitiminden itibaren bir ay içinde açılmalıdır. Bu süre kaçırılırsa sözleşme TBK m. 347 uyarınca bir yıl uzamış sayılır ve dava ancak uzayan yılın sonunda açılabilir.
  • Belirsiz süreli sözleşmelerde dava, genel hükümlerdeki fesih dönemine ve fesih bildirim süresine uyularak belirlenecek fesih tarihinden itibaren bir ay içinde açılır. Taşınmaz kiralarında bu dönem, yerel âdet yoksa altı aylık kira döneminin sonudur ve fesih bildiriminin bu tarihten en az üç ay önce yapılması gerekir (TBK m. 329). Fesih dönemlerinin hesabında kira sözleşmesinin başlangıç tarihi esas alınır (TBK m. 328).

Kira sözleşmesinin belirsiz süreli olması veya sözlü yapılmış olması dava açılmasına engel değildir. Ancak süre hesabı başlangıç tarihine bağlı olduğundan, sözleşmenin başlangıç tarihi ve süresi tartışmalıysa mahkeme bu hususlarda taraf delillerini toplayarak davanın süresinde açılıp açılmadığını inceler (Yargıtay 6. HD, E. 2014/2485, K. 2014/3405).

Dava Şartı Arabuluculuk

01.09.2023 tarihinden bu yana, kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda arabuluculuk dava şartı hâline gelmiştir (6325 sayılı Kanun m. 18/B). Tadilat nedeniyle tahliye davası açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması zorunludur; bu adım atlanırsa dava, dava şartı yokluğundan reddedilir. Süre yönetimi bakımından iki kural önemlidir:

  • Başvuru zamanı: Arabuluculuk başvurusu, dava açma hakkı doğduktan sonra, yani dava açma süresi içinde yapılmalıdır. Yargıtay, dava açma süresi başlamadan yapılan başvurunun dava şartını karşılamayacağına karar vermiştir (Yargıtay 3. HD, E. 2025/1495, K. 2025/3048, 26.05.2025). Karar, aynı maddenin birinci fıkrasındaki ihtiyaç davası bakımından verilmiştir; 350/2’deki dava açma süresi de aynı biçimde düzenlendiğinden tadilat davası için de bu yaklaşım esas alınmalıdır.
  • Sürenin durması: Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar hak düşürücü süre işlemez (6325 sayılı Kanun m. 18/A-15 ve m. 16/2). Yargıtay, bir aylık sürenin arabuluculukta geçen günler düşülerek hesaplanması gerektiğine karar vermiştir (Yargıtay 3. HD, E. 2025/2548, K. 2025/5852, 03.12.2025). Bu nedenle son tutanaktan sonra kalan gün sayısı hesaplanarak dava derhâl açılmalıdır.

Tadilat Nedeniyle Tahliye İhtarname

Kiraya veren, en geç dava açma süresi içinde dava açacağını kiracıya yazılı olarak bildirirse, dava açma süresi bir kira yılı için uzamış sayılır (TBK m. 353). Bu durumda dava, bildirimi izleyen uzayan kira yılının sonuna kadar açılabilir (Yargıtay 3. HD, E. 2017/3918, K. 2017/8896, 01.06.2017). İhtarnamenin yalnızca gönderilmiş olması yetmez; bildirimin kanuni süre içinde yapılmış olması gerekir.

Kira sözleşmesi belirsiz süreli ise ihtar, aynı zamanda fesih bildirimi işlevi görür: yeniden inşa veya esaslı onarım iradesinin, altı aylık fesih döneminin bitiminden en az üç ay önce kiracıya bildirilmesi ve davanın bu fesih tarihinden itibaren bir ay içinde açılması gerekir. Altışar aylık dönemlerin başlangıcı için kira başlangıç tarihi esas alınır.

Taraflar, belirli süreli konut ve çatılı işyeri kira sözleşmesinde kiraya verenin tahliye davası açmadan önce belirli bir süre içinde fesih bildiriminde bulunmasını kararlaştırmış olabilir. Bu şart kiracı lehine olduğundan geçerlidir ve kiraya verenin sözleşmede öngörülen bildirimi yapmaması, kira süresinin bir yıl uzaması ve bir aylık süre içinde açılmış olsa bile tahliye davasının süresinde kabul edilmemesi sonucunu doğurabilir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, TBK m. 350’ye dayalı ihtiyaç nedeniyle tahliye davaları bakımından bölge adliye mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığı, sözleşmedeki fesih ihbar şartına uyulması gerektiği doğrultusunda gidermiştir (Yargıtay 3. HD, E. 2024/2446, K. 2025/1440, 10.03.2025). Buradaki bildirim süresi kanuni bir süre değil, somut sözleşmede kararlaştırılan bir şarttır; bu nedenle sözleşme metni dava öncesinde mutlaka incelenmelidir.

Tadilat Nedeniyle Tahliye Davası Ne Kadar Sürer?

Tadilat nedeniyle tahliye davası, Sulh Hukuk Mahkemesinin görevine girdiğinden basit yargılama usulüne tabidir (HMK m. 316/1-a). Dava dilekçesinin tebliğinin ardından davalı taraf iki hafta içinde cevap dilekçesini sunar; cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi verilemez (HMK m. 317). HMK m. 320/3 uyarınca ilk duruşma dışında tarafların dinlenmesi, delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemleri kural olarak iki duruşmada tamamlanır ve duruşmalar arasındaki süre bir aydan uzun olamaz. Ancak bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe gibi zorunlu hâllerde, hâkim gerekçesini belirterek ikiden fazla duruşma yapabilir. Kanunun öngördüğü, tahkikatın iki duruşmada tamamlanmasıdır; bu, davanın toplamda iki duruşmada veya belirli bir takvim süresinde biteceği anlamına gelmez. Süre; mahkemenin iş yükü, projenin sunulma zamanı, keşif ve bilirkişi süreci ile kanun yoluna başvurulup başvurulmamasına göre değişir.

Tadilat Nedeniyle Tahliye Davası Görevli ve Yetkili Mahkeme

Tadilat nedeniyle kiracının tahliyesi davasında görevli mahkeme, dava konusunun değerine bakılmaksızın Sulh Hukuk Mahkemesidir (HMK m. 4/1-a).

Kira sözleşmesinden doğan tahliye davaları şahsi hakka dayandığından, taşınmazın aynına ilişkin kesin yetki kuralına (HMK m. 12) tabi değildir; kira sözleşmesinin tapuya şerh edilmiş olması da bu sonucu değiştirmez (Yargıtay 6. HD, E. 2014/4334, K. 2014/13719, 10.12.2014). Dava, genel yetki kuralı uyarınca davalı kiracının yerleşim yeri mahkemesinde (HMK m. 6) açılabileceği gibi, sözleşmenin ifa yeri olan kiralanan taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde de açılabilir (HMK m. 10; Yargıtay 20. HD, E. 2016/2054, K. 2016/4041, 05.04.2016). Yetki kesin olmadığından, davalı süresinde yetki itirazında bulunmazsa mahkeme yetkisizlik kararı veremez. Keşif ve bilirkişi incelemesi taşınmaz başında yapılacağından uygulamada genellikle taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi tercih edilir.

Tahliye Sonrası Eski Kiracının Öncelik Hakkı

TBK m. 355/2, yeniden inşa ve imar amacıyla boşaltılan taşınmaz bakımından birbirinden ayrı iki koruma öngörür:

  • Eski hâliyle kiralama yasağı: Yeniden inşa ve imar amacıyla boşaltılması sağlanan taşınmaz, eski hâliyle, haklı sebep olmaksızın üç yıl geçmedikçe başkasına kiralanamaz. Başka bir ifadeyle, “tadilat yapılacak” denilerek boşaltılan taşınmazın tadilat yapılmadan başkasına kiralanması yasaktır.
  • Yeniden inşa edilen taşınmazda öncelik hakkı: Eski kiracının, yeniden inşa ve imarı gerçekleştirilen taşınmazı yeni durumu ve yeni kira bedeli ile kiralama konusunda öncelik hakkı vardır. Kiraya veren bu hakkın kullanılabilmesi için eski kiracıya yazılı bildirimde bulunur; hak, bildirimi izleyen bir ay içinde kullanılmalıdır. Bu öncelik hakkı sona erdirilmedikçe taşınmaz üç yıl geçmeden başkasına kiralanamaz. Eski kiracı bir ay içinde hakkını kullanmazsa kiraya veren taşınmazı yeni hâliyle başkasına kiralayabilir.

Kiraya veren bu hükümlere aykırı davranırsa, eski kiracısına son kira yılında ödenmiş olan bir yıllık kira bedelinden az olmamak üzere tazminat ödemekle yükümlüdür (TBK m. 355/3). Yargıtay’a göre bu tazminatın doğması için kiraya verenin tahliye davası açmış olması ve kiracının taşınmazı bir yargı kararı veya icra yoluyla boşaltmış olması gerekir; kiracının yalnızca ihtarname üzerine veya anlaşarak kendiliğinden çıkması hâlinde TBK m. 355 tazminatı doğmaz (Yargıtay 3. HD, E. 2017/4956, K. 2019/871, 07.02.2019; Yargıtay 3. HD, E. 2017/4632, K. 2019/1687, 28.02.2019).

Ev sahibinin taşınmazı tadilat yerine kendisi veya yakınları için kullanma ihtiyacı varsa izlenecek yol farklıdır; bu konuda konut ihtiyacı nedeniyle tahliye yazımıza, diğer tahliye sebepleri için kiraya verenin tahliye hakkı yazımıza bakılabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Ev sahibi her tadilat için kiracıyı tahliye edebilir mi?

Hayır. Tahliye, ancak yeniden inşa veya esaslı onarımın kiralananın kullanımını imkânsız kılması hâlinde mümkündür (TBK m. 350/2). Boya, badana, mutfak dolabı yenilemesi veya lokal tesisat onarımı gibi işler kural olarak kalıcı tahliye sebebi sayılmaz; bu tür çalışmalarda kiracının katlanma yükümlülüğü vardır ve kira indirimi ile zararın giderilmesi hakları saklıdır (TBK m. 319-320).

2. Tadilat nedeniyle tahliye davası ne kadar sürede açılmalıdır?

Belirli süreli sözleşmelerde dava, sürenin sona ermesinden itibaren bir ay içinde açılmalıdır. Bu süre hak düşürücü olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınır. Belirli süreli sözleşmede süre kaçırılırsa sözleşme bir yıl uzamış sayılır ve dava uzayan yılın sonunda açılabilir. Kiraya veren bu süre içinde dava açacağını yazılı olarak bildirmişse dava açma süresi bir kira yılı uzar (TBK m. 353). Belirsiz süreli sözleşmelerde ise süre, fesih dönemine ve fesih bildirim süresine göre belirlenir.

3. Tahliye davası açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunlu mu?

Evet. 01.09.2023’ten bu yana kira uyuşmazlıklarında arabuluculuk dava şartıdır (6325 sayılı Kanun m. 18/B). Başvuru, dava açma süresi başladıktan sonra yapılmalıdır; daha önce yapılan başvuru dava şartını karşılamaz. Arabuluculukta geçen süre bir aylık süreye sayılmaz (m. 18/A-15 ve m. 16/2).

4. Tadilat tahliyesinde onaylı mimari proje şart mı?

Evet. Yargıtay, imarca tasdikli mimari ya da avan projenin ibrazını zorunlu kabul etmektedir; belediyece onaylanmamış taslak proje yeterli değildir. Ancak proje dava açıldığı sırada hazır olmak zorunda değildir, dava tarihinden sonra da sunulabilir (Yargıtay 3. HD, E. 2019/619, K. 2019/2024). İmar mevzuatına aykırı bir proje ise kabul edilmez.

5. Tadilat tahliyesinde görevli mahkeme hangisidir?

Görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir (HMK m. 4/1-a). Yetki bakımından sözleşmenin ifa yeri olan kiralanan taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi (HMK m. 10) veya davalının yerleşim yeri mahkemesi (HMK m. 6) yetkilidir; bu yetki kesin değildir. Dava basit yargılama usulüne göre görülür.

6. Tapuda birden fazla malik varsa dava kim tarafından açılır?

Kira sözleşmesini imzalayan kiraya veren davayı açabilir. Kiraya veren olmayan malikler açacaksa paylı mülkiyette pay ve paydaş çoğunluğu, elbirliği mülkiyetinde bütün ortakların katılımı gerekir; bina yıkılıp yeniden yapılacaksa paylı mülkiyette de bütün paydaşların onayı aranır (Yargıtay 6. HD, E. 2014/2485, K. 2014/3405). Eksik onay dava sırasında tamamlanabilir.

7. Tadilat bitince eski eve geri dönebilir miyim?

Kanundaki hak, eski eve eski kira bedeliyle otomatik olarak dönme hakkı değildir. Eski kiracının, yeniden inşa veya imarı tamamlanan taşınmazı yeni durumu ve yeni kira bedeli ile kiralamada öncelik hakkı vardır. Kiraya veren taşınmazı önce eski kiracıya yazılı olarak teklif etmekle yükümlüdür; eski kiracı bildirimi izleyen bir ay içinde bu hakkı kullanmazsa taşınmaz başkasına kiralanabilir (TBK m. 355/2).

8. Ev sahibi tadilat sonrası evi başkasına kiralarsa ne olur?

Taşınmaz, tadilat yapılmadan eski hâliyle üç yıl içinde başkasına kiralanırsa veya yeniden inşa edilen taşınmaz eski kiracıya yazılı teklif yapılmadan üç yıl dolmadan başkasına kiralanırsa, kiraya veren eski kiracıya son kira yılında ödenen bir yıllık kira bedelinden az olmamak üzere tazminat öder (TBK m. 355/3). Tazminat için kiracının taşınmazı mahkeme kararı veya icra yoluyla boşaltmış olması gerekir; anlaşarak veya yalnızca ihtar üzerine çıkan kiracı bu tazminatı isteyemez.

9. Kentsel dönüşümde de bu dava mı açılır?

Bina 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı olarak tespit edilmişse tahliye, TBK m. 350/2’deki tahliye davasından farklı bir idari süreçle yürür. Bu konuda kentsel dönüşüm ve kiracının hakları yazımıza bakılabilir.

Tadilat Nedeniyle Tahliye Davasında Avukatın Önemi

Tadilat nedeniyle kiracının tahliyesi, kanunda sınırlı biçimde düzenlenmiş, usule sıkı biçimde bağlı bir tahliye yoludur. Esaslı onarım ile olağan bakımın ayrımı, onaylı projenin niteliği, malik onayları, hak düşürücü bir aylık süre, arabuluculuk başvurusunun zamanı ve sözleşmedeki fesih bildirimi şartı; sürecin sonucunu doğrudan etkileyen unsurlardır. Bu unsurlardan herhangi birinde yapılan değerlendirme hatası, davanın reddine ve kira ilişkisinin bir yıl daha uzamasına yol açabilir. Gerek tahliye davası açmayı düşünen mülk sahipleri gerekse tahliye talebiyle karşılaşan kiracılar için, somut olayın kendi koşullarında değerlendirilmesi önem taşır. Bakırköy ve İstanbul genelinde kira hukuku alanında çalışan Öner Hukuk ve Danışmanlık, tadilat nedeniyle tahliye süreçlerinde hukuki değerlendirme ve danışmanlık desteği sunmaktadır. Sürecinizle ilgili ayrıntılı bir değerlendirme için kira hukuku avukatı sayfamız üzerinden hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.

Hukuki Uyarı; İşbu içerik genel bilgilendirme amaçlı olup, somut olayın özellikleri ve güncel mevzuat değişiklikleri uyarınca farklı sonuçlar doğabilir. Belirli bir uyuşmazlık veya hukuki süreç için profesyonel avukatlık hizmeti almanız önerilir.

Yorumlar (3)

  1. Murat
    Hocam merhaba. Ev sahibi bir gün sonra usta gekecek eve. Evi tadilat yaptiracagim ve sonrasında satacağım yalanını soyledi. Bu mustakil evi kiraladigimda satma niyetinde olup olmadigini sordugumda kesinlikle satmam dedigi icin yalan ifadesini kullandim. Eve ustayi birakip ve ardindan hemen tahliye etmelimiyim?
    1. Av. Yekcan Öner
      Merhaba, internet sitesi üzerinden sadece kısa sorulara kısa cevaplar verilmektedir. Sorunuzun cevabı için danışmanlık hizmeti almanız gerekmektedir. Danışmanlık almak için Whatsapp uygulaması veya GSM üzerinden randevu talep edebilirsiniz.
  2. Ömer
    Hocam evim var 1200 TL kira öder ben çikmam diyor çikara bilirsen çikar diyor.enayi yerine koyuyor ben bunun için tadilat tahliyesi yapabilirim doğalgaz yaptıracağım diye

Yorum yazın

Yorumlar incelendikten sonra yayınlanır. Kişisel bilgilerinizi (TC no, adres, dosya numarası) yazmayın.