Meslek Hastalığı Nedeniyle Tazminat

MESLEK

Meslek Hastalığı Nedir?

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununa göre meslek hastalığı; sigortalının yaptığı işin yürütülmesinden veya yapılan işin niteliğinden dolayı tekrarlanan nedenlerle ortaya çıkan ve sigortalının bedensel ya da ruhsal olarak hastalanmasına yol açan durumlardır. Meslek hastalıkları, işyeri ortamında bulunan faktörlerin etkisi ile meydana gelen hastalıkların ortak adıdır. Yani sigortalının mesleğini yaparken her gün yerine getirdiği faaliyetler nedeniyle veya işin özelliğinden veya iş şartlarından dolayı yaptığı iş ile bağlantılı olarak meydana gelen hastalıklar meslek hastalığı olarak kabul edilmektedir.

5510 sayılı kanun, meslek hastalığı nedeniyle hak sahibi olabilecek kişi olarak “sigortalı” olan işçiyi göstermiştir. Ancak, işçinin sigortalı olmadığı durumda da, meslek hastalığı kurumca başka türlü tespit edilmediği takdirde, meslek hastalığı tespit davası açılarak hem sigortalılığın hem de meslek hastalığının tespit edilmesi mümkündür.

Meslek hastalığı, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununa göre ise mesleki risklere maruz kalma sonucu ortaya çıkan hastalığı ifade etmektedir.

Ayrıca bilinmelidir ki; Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından  çıkarılan 2020/12 sayılı Genelgede, “COVID-19 virüsünün bulaşıcı bir hastalık olduğu dikkate alındığında söz konusu salgına maruz kalan ve sağlık hizmet sunucularına müracaat eden sigortalılara hastalık sigortası kapsamında provizyon alınması gerekmektedir.” ifadelerine yer verilerek söz konusu durum “hastalık” olarak değerlendirilmiştir.

Meslek Hastalığı Unsurları

  • Meslek hastalığı, işçinin yürüttüğü iş sebebiyle ortaya çıkmalıdır. Yani sigortalının uğradığı zarar ile meslek hastalığı arasında uygun nedensellik bağı bulunmalıdır.
  • Hastalığa yakalanmış kişinin sigortalı olması gerekmektedir. Sigortalı değilse o zaman sigortalılığın tespiti davası açılması gerekir.
  • Hastalık, işin niteliği veya işin yürütüm şartlarına bağlı olarak ortaya çıkmalıdır.
  • Hastalık, işçiyi bedensel veya ruhsal açıdan etkileyerek bir engelliliğe yol açmalıdır.
  • İşin yürütülmesi sırasında gerçekleşmiş olmalıdır.
  • Meslek hastalığı, Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Yönetmeliği ve Tüzüğünde yer alan hastalıklardan olmalıdır.
  • Hastalık, SGK sağlık raporuyla veya mahkemede açılan bir tespit davasıyla saptanmalıdır.
  • Meslek hastalığı, işçinin belli bir devamlılık arz eden çalışma sürecinde ortaya çıkmalıdır. Ani veya tesadüfi gelişen olaylar neticesinde işçinin bedensel veya ruhsal zarar görmesi “iş kazası” olarak kabul edilir. Bu durumda iş kazası nedeniyle tazminat davası açılır. Meslek hastalığı ise belli bir süre sonunda yavaş yavaş bedensel ve ruhsal zararların gelişmesidir.

Meslek Hastalıkları Nelerdir?

  • Kafada meydana gelen hasarlar
  • Göz arızaları
  • Yüzde meydana gelecek hasarlar
  • Kulak arızaları
  • Boyun arızaları
  • Göğüs hastalıkları
  • Omuz arızaları
  • Kol arızaları
  • El, el bileği, el parmaklarında oluşan arızalar
  • Omurga arızaları
  • Karın hastalıkları veya arızaları
  • Pelvis ya da alt ekstremite arızaları
  • Endokrin, metabolizma arızaları vd.

Meslek Hastalığı Bildirim Süresi

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Madde 14:
“İşveren, aşağıdaki hallerde belirtilen sürede Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirimde bulunur:

a) İş kazalarını kazadan sonraki üç iş günü içinde.
b) Sağlık hizmeti sunucuları veya işyeri hekimi tarafından kendisine bildirilen meslek hastalıklarını, öğrendiği tarihten itibaren üç iş günü içinde.”

Yani sigortalının meslek hastalığına tutulduğunu öğrenen işverenin, bunu öğrendiği günden başlayarak üç iş günü içinde İş Kazası ve Meslek Hastalığı Bildirgesi ile Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirmesi zorunludur.

Kişi BağKur’lu ise kendisi tarafından, bildirim yapılır.

Bildirimler;

a) Hastaneler veya işyeri hekimlerince meslek hastalığı ön tanısı konulan kişiler, SGK tarafından yetkilendirilen hastanelere sevk edilir.

b) Çalışan veya emeklinin meslek hastalığı iddiası ile SGK İl Müdürlüğüne veya yetkili hastanelere şahsi başvurusu ile yapılır.

c) Şüpheli vakaların meslekte kazanma gücü kaybı oranlarının tespitinde esas alınacak sağlık kurulu raporları; Sağlık Bakanlığı Meslek Hastalıkları Hastaneleri, Eğitim ve Araştırma Hastaneleri ile Devlet Üniversite Hastaneleri tarafından düzenlenir.

Yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucuları meslek hastalığı tanısı koydukları vakaları en geç on gün içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirmekle yükümlü kılınmış, yükümlülüklerini yerine getirmeyenlere idari para cezası uygulanacağı öngörülmüştür.

Meslek Hastalığının Tespiti

Meslek hastalıklarının tespiti, meslek hastalığı nedeniyle tazminat davası sonucunda alınacak tazminat miktarının hesaplanmasında büyük önem arz etmektedir. Ayrıca meslek hastalıkları etkenle işçinin ilk temasından 1 hafta ile 40 yıl sonra ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle çalışırken işyerindeki tüm kayıtların düzenli tutulması ve doğru tespit yapılması önemli olacaktır.

Meslek hastalığı bildirgesini alındıktan sonra gerçekleştirilen teftişler ve denetimler sonucunda meslek hastalığı olup olmadığına ve şartların gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin haller Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmektedir.

Meslek Hastalığı Raporu

Meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü kaybı oranları tespitinde esas alınacak sağlık kurulu raporlarını düzenlemeye, Sağlık Bakanlığı meslek hastalıkları hastaneleri ile eğitim ve araştırma hastaneleri ve Devlet üniversitesi hastaneleri yetkilidir.

SGK Sağlık Kurulu, sigortalının Sağlık Bakanlığına bağlı çalışan Meslek Hastalıkları Hastaneleri yahut diğer tam teşekküllü devlet hastaneleri ve üniversite hastanelerinden düzenlenen usulüne uygun sağlık kurulu raporları ve tutulan tıbbi belgeler ve gerekli görülmesi halinde çalışılan işyeri şartlarının ve bunlara ilişkin denetim raporlarını inceler ve meslek hastalığının varlığını tespit eder. Bunun ardından da mesleki güç kayıp oranı tespit edilir.

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununa göre, meslek hastalığı, mesleki risklere maruz kalma sonucu ortaya çıkan hastalığı ifade etmektedir. Sigortalının çalıştığı işten dolayı meslek hastalığına tutulduğunun; SGK tarafından yetkilendirilen hastane tarafından incelenerek raporlanması gerekir.

Meslek Hastalığında Tazminat

İşverene karşı açılacak olan maddi tazminatlar hakkında TBK m.49 hükmü esas alınır. Buna göre; “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.”

Söz konusu hükümden de anlaşılacağı üzere, bu tazminatın miktarı uğranılan zarar kadar olmaktadır.

İşçi, uğradığı iş kazası ya da meslek hastalığı sonucunda bedensel zarara uğrayabilir. Bedensel zarar, işçinin vücut bütünlüğünün ihlâlinin yanında ruh bütünlüğünün ihlâlini de kapsar. Örneğin, işçinin geçirmiş olduğu iş kazasından kaynaklı yaygın anksiyete bozukluğu ya da panik bozukluk gibi psikolojik bir hastalığa yakalanması durumunda, bedensel zararının meydana geldiğini kabul etmek gerekir.

İş kazası ya da meslek hastalığına uğrayan işçinin malvarlığındaki eşyaya ilişkin bir zararı da söz konusu olabilir. Örneğin işçinin, araç ile bir iş kazası geçirmesi mümkündür. Bu durumda meydana gelen zarar, kusurlu olan işveren tarafından tazmin edilmelidir. Bunlar; tedavi giderleri, çalışılmayan dönemde uğranılan kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden kaynaklanan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan kayıplardır.

İş kazası ve meslek hastalığı sonucunda meydana gelen zararlar, meydana gelmeleri bakımından ani bir olgu değil, süreklilik arz eden olgulardandır. Bunun dışında, iş kazası ve meslek hastalığı sonucunda meydana gelen zararlar, kişi, ihtimâl ve olaydaki kusur gibi değişkenler olduğu için, hesaplanması oldukça güç olan zararlardır.

İşçi, bedensel zarar kalemlerinden başkaca zararının da olduğunu ispatladığı takdirde, o zararın tazminini de işverenden talep edebilmektedir.

Meslekte kazanma gücü kaybı , iş görebilme çağının ve yaşam süresinin belirlenmesi, ücretinin belirlenmesi ve tarafların kusur durumu ve hakkaniyete etkisi, tarafların ve işçinin ekonomik durumu gibi esaslar, bunlardan bazılarıdır. Yargıtay bu esasları uygulamak suretiyle, işçinin uğradığı zararı gerçeğe en yakın biçimde belirlemeye çalışmaktadır.

Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz. Bu hükümden anlaşılacağı üzere, Sosyal güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan ve ayrıca, karşılansa bile işverene rücu edilemeyen tazminat miktarından işveren sorumlu olmaktadır.

İş kazası ve meslek hastalığı sonucunda işçinin ölümü söz konusuysa, bu takdirde, işçinin yakınlarının talep edebilecekleri tazminata ilişkin zarar kalemleri; cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar (destekten yoksun kalma tazminatı) işçinin yakınları tarafından talep edilebilir. İşçinin yakınları, bu zarar kalemlerinden başkaca zararının da olduğunu ispatladığı takdirde, o zararın tazminini de işverenden talep edebilmektedir.

Çalışanlar uzun süre aynı işi yapmakta, aynı şekilde çalışmakta, işin yapılma şekli veya niteliği nedeniyle belirli bir zaman sonra yaptığı işten etkilenmekte ve meslek hastalığına yakalanmaktadır. Meslek hastalığına yakalanan işçinin ise maddi ve manevi tazminat talep etme hakkı doğmaktadır;

Meslek Hastalığı Maddi Tazminat

İşçinin bu tazminatı alabilmesi için meslek hastalığı raporunu alması gerekir. Alınan rapordan sonra, yine hastane tarafından işçinin meslekte kazanma kaybının oranı, yüzde olarak belirlenir. Yargılama süreci başladıktan sonra süreç kapsamında, işçinin çalıştığı yer hakim ve bilirkişi tarafından incelemeye gidilir. Bu incelemenin amacı, işverenin iş güvenliği ve iş sağlığı açısından kanunlara uyulup uyulmaması durumuna bakmaktır.  İşyerini inceleme sonucunda bilirkişi, işverenin kusur oranını belirleyecektir. İş göremezlik oranına göre ve işverenin de kusur oranına göre bilirkişi hesabı yapar. Bunun sonucunda da işçiye verilecek olan maddi tazminat miktarı belirlenmiş olur.

İşverenin, işçiye ödeyeceği maddî tazminat belirlenirken, sosyal güvenlik yardımlarından kendisine rücu edilebilecek olan miktarın indirilmesi, tazminatın işçi için bir zenginleşme aracı olarak kullanılmamasıyla da ilgilidir. Öte yandan, hakim tarafından bu indirimin yapılabilecek olması için sosyal güvenlik giderlerinin belirlenmesinin gerekmesi, mahkemenin, iş kazası veya meslek hastalığına ilişkin dosyanın Sosyal Güvenlik Kurumundan resmi yollarla talep edilmesini de zorunlu kılar.

Maddi tazminat davası, işçinin meslek hastalığı nedeniyle uğradığı meslekte güç kaybı ve diğer zararlarını karşılamak üzere açılır. Maddi tazminatın kapsamını belirleyen temel unsurlar şunlardır:

  • Tarafların kusur oranları,
  • Maluliyet varsa maluliyet oranı,
  • İşçinin en son geliri.

Meslek hastalığı sonucu ölüm halinde; ölen işçinin desteğinden yoksun kalan kişiler maddi tazminat davası açabilir. Ölen kişinin eşi, çocukları, anne babası veya ölenin kendisine destekte bulunduğunu ispat edebilen herkes maddi ve manevi tazminat davası açabilir.

Meslek Hastalığı Manevi Tazminat

Manevi tazminat, kişilik değerleri saldırıya uğrayan kişinin isteyebileceği bir tazminat türüdür. Yargıtay kararlarına göre kişinin yaşamı, sağlığı, ruh ve vücut bütünlüğü bozulan herkes manevi tazminat isteyebilir.

Manevi tazminat, bir kişinin hukuka aykırı bir fiille kişilik haklarının zarar görmesi durumunda, bu zarara karşılık olarak verilen tazminattır. Manevi zarar ise, bedensel ya da ruhsal anlamda zarar görenin, kendi iç dünyasında yaşadığı elem, keder ve ıstırap gibi manevi hislerden dolayı meydana gelen zarara karşılık gelmek üzere kullanılır.

Manevî tazminat, Türk Hukukunda, hem bedensel zararlardan hem de kişilik haklarına verilen zararlardan  kaynaklanarak talep edilebilir.

İşçinin ya da yakınlarının, işverenden manevî tazminat talep edebilmeleri için kural olarak işverenin kusurunun bulunması şarttır.

Bunlar, kusursuz sorumluluk hâlleri ile iş kazasının “feci” şekilde gerçekleşmesi, uzun süren ve çok acı veren ameliyatlar ya da tedaviler, işçide oluşan maluliyet oranının yüksekliği gibi özel durumlardır.

Manevî tazminatın ödenip ödenmemesi ve ödenecekse miktarının ne olacağının belirlenmesi oldukça güç bir durumu ifade eder. Zira, kişinin iç dünyasında meydana gelen acı, keder, utanma, ıstırap gibi manevî hislerin rakamsal olarak karşılığının ne olduğunun kesin olarak belirlenmesi olanaksızdır56. Bu durumun doğal bir sonucu olarak, manevi tazminatın zarar görenin tatmin edilmesine, acısının bir nebze de olsa hafifletilmesine hizmet ettiği ifade edilmektedir.

Hastalık sonucunda çekilen ruhsal acı, ızdırap ve elem sebebiyle işçi tarafından işverenden manevi tazminat talep edilebilir. Manevi tazminat yalnızca hastalığa yakalanan sigortalı tarafından değil bu hastalık sebebiyle manevi olarak zarar gören yakınları tarafından da  talep edilebilir. Manevi tazminatın hesaplanmasında hastalığın oluşmasındaki kusurların oranı, tarafların gelirleri, kişinin çektiği acı gibi unsurlar göz önünde tutulur. Bu tazminat, işçi hastalık dolayısıyla acı, ıstırap çekiyorsa alınmaktadır.

Ödenecek olan miktar, hakim tarafından belirlenir. İlgili işçi, mahkemede davasını ispat etmek için tanık dahil olmak üzere her türlü delili kullanabilmektedir.

Ölenin herhangi bir desteği olmamasına rağmen ölümden üzüntü duyan birinci derece yakınlar da manevi tazminat davası açabilirler. Yaralanma halinde, yaralananın yakınlarının maddi tazminat isteme hakları yoktur. Ancak, yaralanma ağır bedensel zarar meydana getirmişse (örneğin, bir gözün gözün kör olması, bacak veya kolun kopması), özellikle uzuv kaybı meydana gelmişse yaralananın yakınları da manevi tazminat talep edebilir.

Meslek Hastalığı Nedeniyle Tazminat Davası Zamanaşımı

Türk Borçlar Kanunu m.146’ya göre Meslek hastalığı tazminat davası zamanaşımı süresi 10 yıldır.

Tazminat davası zamanaşımı süresi failin ve zararın öğrenildiği tarihten itibaren başlayacaktır. Zararın öğrenilmesinden kastedilen; bütün hal ve şartları ile zararın öğrenilmiş olması demektir.

Örneğin bedensel zararlar ancak bakım ve tedavi neticesinde düzenlenen doktor raporuyla zarar belirli bir netliğe ulaşır. Dolayısıyla bedensel zararın gelişim gösterdiği hallerde zamanaşımı başlangıcı olarak gelişimin tamamlandığı tarih dikkate alınır.

Meslek Hastalığı Tazminat Dilekçe Örneği

Meslek hastalığı nedeniyle tazminat dilekçe örneğine BURADAN ulaşabilirsiniz.

Meslek Hastalığı Nedeniyle Tazminat Yargıtay Kararları

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2010/5628-11845 Karar Sayılı ilamına göre; “Sigortalı sağlında açtığı davada verdiği kısmi dava dilekçesinde iş kazası sonucu sürekli iş görmezlik nedeniyle maddi tazminatın fazlaya ilişkin istem hakkını ve manevi tazminat istem hakkını saklı tutmuştur. Bu nedenle ölümünden sonra mirasçıları manevi tazminat isteminde bulunabilirler.”

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2015/ 1100 Esas, 2018/1185 Karar Sayılı Karar

“Yine meslek hastalığı için aranacak şartlardan bazıları meslek hastalığının yönetmelikte yer alması, belirtilen süre içerisinde meydana gelmesi ve Kurum sağlık raporu ile saptanmasıdır. 5510 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesinin son fıkrasında; “Hangi hâllerin meslek hastalığı sayılacağı, iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesinin şekli ve içeriği, verilme usûlü ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir.

Yönetmelikte belirlenmiş hastalıklar dışında herhangi bir hastalığın meslek hastalığı sayılıp sayılmaması hususunda çıkabilecek uyuşmazlıklar, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.” düzenlemesi getirilmiştir. Kanunda bahsi geçen yönetmelik ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği’dir. İlgili Yönetmelik ekinde meslek hastalıkları listesi yer almakta olup bir hastalığın meslek hastalığı olarak kabulü için bu listede yer alıyor olması gerekmektedir. Listede yer almayan ancak meslek hastalığı olduğu düşünülen durumlarda ise ortaya çıkan uyuşmazlık Yüksek Sağlık Kurulunun kararı ile giderilecektir.

Öte yandan 5510 sayılı Kanunun 14’üncü maddesi ve Sosyal Sigortalar İşlemleri Yönetmeliği 36/1’inci maddesinde belirtildiği üzere sigortalının meslek hastalığına tutulduğunun Kurum sağlık raporu ile saptanması gerekmektedir. Kanun’un 14’üncü maddesinde; “Sigortalının çalıştığı işten dolayı meslek hastalığına tutulduğunun;
a) Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları tarafından usûlüne uygun olarak düzenlenen sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi,
b) Kurumca gerekli görüldüğü hallerde, işyerindeki çalışma şartlarını ve buna bağlı tıbbî sonuçlarını ortaya koyan denetim raporları ve gerekli diğer belgelerin incelenmesi, sonucu Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesi zorunludur.” düzenlemesine yer verilmiş, böylece meslek hastalığının kabulünde Kurum Sağlık Kurulunun tespiti aranmıştır.

Nihayet hastalığın ya da bedensel veya ruhsal engellilik hâlinin meslek hastalığı olarak nitelendirilebilmesi için aranan diğer bir şart sigortalının beden veya ruhça bir zarara uğramasıdır. Sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütümü sonucu meslek hastalığına neden olan etkilerle karşılaşması elbette meslek hastalığının varlığı için yeterli değildir. Aynı zamanda geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik hâlinin de ortaya çıkması gerekmektedir.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir