İSTANBUL BOŞANMA AVUKATI

İstanbul Boşanma Avukatı

Boşanma, Türk Medeni Kanunu‘na göre yasal açıdan evliliğin sonlandırılması durumudur. Boşanma avukatı, boşanma hukuku alanındaki davalara bakmaktadır. Türkiye’de özellikle son yıllarda boşanma oranı gittikçe artmaktadır. Bu nedenle boşanma davalarına bakan avukatın da önemi artmaktadır. İstanbul boşanma avukatı olarak boşanma hukukuyla ilgili davalar özenle takip edilmektedir.

Boşanma Hukuku Alanındaki Hizmetlerimiz

  • Anlaşmalı boşanma davası
  • Çekişmeli boşanma davası
  • Nafaka davaları
  • Maddi ve manevi tazminat davaları
  • Çocukların velayet davası
  • Anlaşmalı boşanma davası protokolünün hazırlanması
  • Boşanma dilekçesi hazırlama
  • Boşanma ile ilgili İstanbul boşanma avukatı olarak danışmanlık yapmak
  • Boşanmanın tanınması ve tenfizi
  • Aile ve boşanma hukukuyla ilgili her türlü dava ve danışmanlık işlemleri

Boşanma Avukatının Görev ve Sorumlulukları

Boşanma avukatları, müvekkili en iyi şekilde temsil etmek ve müvekkilin lehine sonuç almak amacıyla görev yaparlar. Boşanma avukatına düşen bazı görev ve sorumluluklar vardır:

  • Müvekkil ile detaylı bir görüşme yaparak boşanma nedenlerine hakim olmak
  • Konuyla ilgili bilgisi olan tanıklarla görüşmek
  • Konu ile ilgili kanun, yönetmelik, yargıtay kararları ve doktrinleri araştırmak
  • Dava aşamalarını takip etmek

Boşanma Avukatı Becerileri ve Yeterlilikleri

Boşanma avukatı, işlerinde başarılı olmak için aşağıdakiler de dahil olmak üzere çeşitli ek becerilere sahip olmalıdır:

  • Yazma ve konuşma becerileri: Gerek mahkemeye sunacağı dilekçede gerekse duruşmadaki sözlü beyanlar mutlaka etkileyici ve ikna edici olmalıdır.
  • Araştırma becerileri: Davayla ilgili gerekli araştırmayı yapmak davayı kazanmanın en etkili yollarından biridir. Çünkü araştırma sonucu elde edilecek bir delil davanın tüm seyrini değiştirebilecektir.
  • Hukuki bilgi ve deneyim: İstanbul boşanma avukatı alanıyla ilgili hukuki bilgi ve deneyime sahip olmalıdır. Boşanma avukatının vazgeçilmez bir özelliğidir bilgi ve deneyim.
  • İletişim becerisi: Müvekkil ile güçlü bir iletişim becerisi kurulması gerekir. Dava konusuna tam olarak hakim olmanın en iyi yolu müvekkilden geçer. Mahkemeye karşı da güçlü, kendinden emin ve  ikna edici olması iyi bir boşanma avukatının özelliklerindendir.
  • Müzakere yeteneği: Özellikle anlaşmalı boşanma davalarında müzakere yeteneği çok önemlidir. Karşı tarafı ikna etme, karşı tarafla diyalog halinde olma anlaşmalı boşanma durumunda önemlidir.

Boşanma davalarınız veya hukuki destek için bizimle İLETİŞİME geçebilirsiniz.

Boşanma avukatı

Bakırköy Boşanma Avukatı

Boşanma, Türk Medeni Kanunu’na göre yasal açıdan evliliğin sonlandırılması durumudur. Boşanma avukatı, boşanma hukuku alanındaki davalara bakmaktadır. Türkiye’de özellikle son yıllarda boşanma oranı gittikçe artmaktadır. Bu nedenle boşanma davalarına bakan avukatın da önemi artmaktadır. Bakırköy boşanma avukatı olarak boşanma hukukuyla ilgili davalar özenle takip edilmektedir.

Boşanma Hukuku Alanındaki Hizmetlerimiz

  • Anlaşmalı boşanma davası
  • Çekişmeli boşanma davası
  • Nafaka davaları
  • Maddi ve manevi tazminat davaları
  • Çocukların velayet davası
  • Anlaşmalı boşanma davası protokolünün hazırlanması
  • Boşanma dilekçesi hazırlama
  • Boşanma ile ilgili Bakırköy boşanma avukatı olarak danışmanlık yapmak
  • Boşanmanın tanınması ve tenfizi
  • Aile ve boşanma hukukuyla ilgili her türlü dava ve danışmanlık işlemleri

Boşanma Avukatının Görev ve Sorumlulukları

Boşanma avukatları, müvekkili en iyi şekilde temsil etmek ve müvekkilin lehine sonuç almak amacıyla görev yaparlar. Boşanma avukatına düşen bazı görev ve sorumluluklar vardır:

  • Müvekkil ile detaylı bir görüşme yaparak boşanma nedenlerine hakim olmak
  • Konuyla ilgili bilgisi olan tanıklarla görüşmek
  • Konu ile ilgili kanun, yönetmelik, yargıtay kararları ve doktrinleri araştırmak
  • Dava aşamalarını takip etmek

Boşanma Avukatı Becerileri ve Yeterlilikleri

Boşanma avukatı, işlerinde başarılı olmak için aşağıdakiler de dahil olmak üzere çeşitli ek becerilere sahip olmalıdır:

  • Yazma ve konuşma becerileri: Gerek mahkemeye sunacağı dilekçede gerekse duruşmadaki sözlü beyanlar mutlaka etkileyici ve ikna edici olmalıdır.
  • Araştırma becerileri: Davayla ilgili gerekli araştırmayı yapmak davayı kazanmanın en etkili yollarından biridir. Çünkü araştırma sonucu elde edilecek bir delil davanın tüm seyrini değiştirebilecektir.
  • Hukuki bilgi ve deneyim: Bakırköy boşanma avukatı alanıyla ilgili hukuki bilgi ve deneyime sahip olmalıdır. Boşanma avukatının vazgeçilmez bir özelliğidir bilgi ve deneyim.
  • İletişim becerisi: Müvekkil ile güçlü bir iletişim becerisi kurulması gerekir. Dava konusuna tam olarak hakim olmanın en iyi yolu müvekkilden geçer. Mahkemeye karşı da güçlü, kendinden emin ve  ikna edici olması iyi bir boşanma avukatının özelliklerindendir.
  • Müzakere yeteneği: Özellikle anlaşmalı boşanma davalarında müzakere yeteneği çok önemlidir. Karşı tarafı ikna etme, karşı tarafla diyalog halinde olma anlaşmalı boşanma durumunda önemlidir.

Boşanma davalarınız veya hukuki destek için Öner Hukuk ve Danışmanlık Bürosu her zaman sizinle

Bakırköy Ceza Avukatı

Bakırköy Ceza Avukatı

Ceza avukatı, suç faaliyetiyle suçlanan kişilerin veya şirketlerin savunmasında uzmanlaşmış avukattır. Ceza avukatları, TCK’da belirtilen, Göçmen Kaçakçılığı, Kasten Öldürme, Kasten Yaralama, Taksirle Öldürme, Taksirle Yaralama, Cinsel Saldırı, Çocukların Cinsel İstismarı, Reşit Olmayanla Cinsel İlişki, Cinsel Taciz, Tehdit, Şantaj, Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma, Konut Dokunulmazlığının İhlali, Hakaret, Hırsızlık, Uyuşturucu Madde  Satma, Uyuşturucu Madde Kullanma gibi suçlar ve daha bir çok alanda Bakırköy ceza avukatı olarak görev yapmaktayız.

Okumaya devam et

Uyuşturucu Madde Ticareti Suçu

Türk Ceza Kanunu‘nun 188. maddesinde Uyuşturucu madde ticareti suçuna ilişkin hükümler düzenlenmiştir. Bu yazımızda bu hükümlere değineceğiz.

Uyuşturucu Madde Ticareti Suçu Nedir ?

Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç edilmesi ya da aynı şekilde ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satmak, satışa arz etmek, başkalarına vermek, sevk etmek, nakletmek, depolamak, satın almak, kabul etmek ve bulundurmak  Uyuşturucu madde ticareti suçunu oluşturacaktır.

Görüldüğü üzere bu suçun konusunu birden çok hareket oluşturmaktadır. Bunlara tek tek değineceğiz;

  • Uyuşturucu Madde İmal Etmek

İki ya da daha çok sayıdaki farklı maddenin kimyasal tepkimeye sokulması sonucu bunlardan değişik bir nitelikte ve Türk Ceza Kanunu anlamında uyuşturucu özelliği bulunan yeni bir madde elde edilmesi veya bir uyuşturucu maddenin başka bir uyuşturucu maddeye dönüştürülmesi ya da bir uyuşturucu maddenin arıtılması, uyuşturucu madde imal suçunu oluşturacaktır.

Maddenin niteliğinde değişiklik yapmayan işlemler imal olarak kabul edilemez. İmal kabul edilebilmesi için maddenin kimyasal yapısında değişiklik gerçekleşmelidir.

  • Uyuşturucu Madde İthal Etmek

Uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin, Türkiye’nin siyasi sınırlarının herhangi bir yerine ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak sokulması sonucunda uyuşturucu madde ithal etme suçu gerçekleşecektir.

İthal suçunun oluşması için maddenin ülkeye nereden sokulduğu önemli değildir. Madde, sınır kapısı haricinde başka yerden de sokulmuş olabilir. Hava, kara veya deniz yoluyla ülke içine sokulması da bu suçun oluşması için önem arz etmez. Bu suç teşebbüse elverişli değildir. Maddenin ülke içine girmesi ile suç tamamlanacaktır.

Bu suçun oluşabilmesi için fiilin “kullanmak dışında bir amaçla” gerçekleştirilmesi gerekir. Aksi halde TCK 191. maddedeki suç oluşacaktır.

  • Uyuşturucu Madde İhraç Etmek

Uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak yurt dışına çıkarılması uyuşturucu madde ihraç suçunu oluşturacaktır.

İhraç suçunun oluşması için maddenin ülkeden nereden çıkarıldığının önemi yoktur. Maddenin hava, deniz veya kara yoluyla dışarıya çıkarılması ya da posta yoluyla gönderilmesi de bu suçun oluşması için önem arz etmeyecektir. Bu suç teşebbüse elverişli bir suçtur. Ancak sınır kapısı olmayan yerlerden maddenin çıkarılması halinde suç tamamlanmış olacağı için teşebbüs oluşmaz.

Bu suçun oluşabilmesi için fiilin “kullanmak dışında bir amaçla” gerçekleştirilmesi gerekir. Aksi halde TCK 191. maddedeki suç oluşacaktır.

  • Uyuşturucu Madde Satmak

Bir kimsenin sahibi olduğu uyuşturucu ve uyarıcı maddeyi ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak bir bedel karışılığında başka birisine vermesi durumunda uyuşturucu madde satma suçu oluşacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken durum “bir bedel karşılığı” olmasıdır. Uyuşturucu maddenin bedelsiz olarak birisine verilmesi durumunda “başkalarına verme” suçu oluşacaktır.

Uyuşturucu madde satma suçu teşebbüse elverişli bir suçtur. Suçun tamamlanabilmesi için uyuşturucu maddenin zilyetliği yani fiili hakimiyetinin alıcıya geçmesi gerekir.

  • Uyuşturucu Madde Satışa Arz Etmek

Bir kimsenin sahibi olduğu uyuşturucu ve uyarıcı maddeyi ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak satmak için, satma iradesini açığa vuran herhangi bir davranışta bulunmak bu suçu oluşturur. Failin (suç işleyen kişi), uyuşturucu maddeyi satmak için, pazarlık etmesi, müşteriyi araması, kapora alması gibi hareketleri satışa arz etmeye yönelik hareketlerdir.

  • Uyuşturucu Maddeyi Başkalarına Vermek

Bir kimsenin sahibi olduğu uyuşturucu ve uyarıcı maddeyi satış sayılmayacak şekilde ve bedel karşılığı olmadan başkasına vermesi durumudur. Failin ( suç işleyen kişi) maddeyi hangi amaçlar verdiğinin bir önemi yoktur. Hatır için vermesi, kriz geçiren birine vermesi gibi durumlarda da bu suç yine oluşmuş sayılacaktır.

Uyuşturucu maddenin birlikte kullanmak amacıyla ikram şeklinde verilmesi durumunda bu suç oluşmaz. Bu durumda TCK 191. maddedeki kullanma suçu oluşacaktır.

  • Uyuşturucu Maddeyi Sevk Etmek

Bir kimsenin sahibi olduğu uyuşturucu ve uyarıcı maddeyi kullanma dışında bir amaçla bir yerden başka bir yere, bir başkası aracılığıyla göndermesi, yollaması durumunda bu suç oluşacaktır. Posta veya kargo yolu ile de maddeyi bir yerden başka bir yere göndermek sevk etme suçunu oluşturacaktır.

Sevk etmek ve nakletmek suçlarını karıştırmamak gerekir. Sevk eden kişi uyuşturucu maddenin maliki yani sahibidir. Nakletme de ise nakleden kişi uyuşturucu maddenin sahibi olmayabilir. Kısaca belirtmek gerekirse, uyuşturucu maddeyi gönderen kişi sevk eden, götüren kişi ise nakledendir.

  • Uyuşturucu Maddeyi Nakletmek

Bir kimsenin kendisine veya başkasına ait uyuşturucu maddeyi kullanma dışında bir amaçla bulunduğu yerden başka bir yere götürmesi, taşıması kendisi veya adamı tarafından yapılıyorsa nakletme suçu oluşacaktır.

Nakleden kişi sevk edenden farklı olarak, uyuşturucu maddeyi bizzat kendisi veya adamları aracılığıyla götüren kişidir. Nakletme, ülke içinde gerçekleşmelidir. Maddenin yabancı bir ülkeye nakledilmesi halinde ihraç, yabancı bir ülkeden yurda nakledilmesi halinde ise ithal suçu oluşur.

Suçun oluşması için, failin naklettiği eşyanın uyuşturucu veya uyarıcı madde olduğunu bilmesi gerekmektedir.

  • Uyuşturucu Maddeyi Depolamak

Başkasına ait uyuşturucu veya uyarıcı maddenin bir yerde tutulması durumunda depolamak suçu oluşacaktır.

Suçun oluşması için maddenin bir depoda bulunması gerekmez. Evde, bahçede, kömürlükte, garajda hatta aracında bulunduran kişi depolama suçunu işlemiş olacaktır. Maddenin başkasına ait olması gerekir. Nerede depolandığının bir önemi yoktur. Aynı şekilde depolamanın bedel karşılığı veya bedelsiz ya da kısa süreli- uzun süreli yapılmasının bir önemi yoktur.

  • Uyuşturucu Madde Satın Almak

Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin üzerinde tasarruf edebilme (maddeye sahip olup  istediğini yapabilme) hakkının bir bedel veya başka bir değer karşılığı elde edilmesi sonucunda bu suç meydana gelecektir.

Maddenin satın alınması ülke içinde gerçekleşmelidir. Sipariş veya internet üzeri alınan maddenin yurt dışından ülkeye getirtilmesi halinde ithal suçu oluşacaktır.

Bu suçun oluşumunda failin (suçu işleyen kişi) kastı önemlidir. Fail, uyuşturucu maddeyi kullanmak amacıyla satın almışsa ve uyuşturucu madde kişisel kullanım sınırları içinde kalıyorsa, satın alma suçu değil TCK madde 191’deki kullanma suçu oluşacaktır.Satın alma suçunun oluşabilmesi için “kullanmak dışında bir amaçla” maddenin satın alınması gerekir.

  • Uyuşturucu Maddeyi Kabul Etmek

Bir kişinin başkasına ait uyuşturucu veya uyarıcı maddenin zilyetliğini (bulundurma veya kullanma hakkı) herhangi bir karşılık vermeden üzerine alması sonucunda bu suç gerçekleşecektir.

Kabul etme suçunun en önemli özelliği, uyuşturucu maddenin herhangi bir bedel karşılığında alınmamasıdır. Bedel karşılığı olması halinde “satın alma” suçu oluşacaktır.

Kabul etme suçunun oluşabilmesi için uyuşturucu maddenin “kullanmak dışında bir amaçla” kabul edilmesi gerekmektedir.

  • Uyuşturucu Madde Bulundurmak

Bir kimsenin kendisine veya başkasına ait uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak fiili egemenliği altında ve o madde üzerinde tasarruf olanağı bulunacak şekilde elinde tutması durumunda, bulundurma suçu gerçekleşecektir.

Bulundurma, uyuşturucu maddenin belli bir yerde (ev, iş yeri, ahır, bahçe, araba vs.) tutulması şeklinde olabileceği gibi failin üzerinde olması hali de bulundurma olarak kabul edilebilir. Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin mutlaka faile ait olan bir yerde tutulması gerekmez. Önemli olan failin istediği zaman o maddeye ulaşabilme ve tasarruf edebilme yetkisine sahip olmasıdır.

Bulundurma suçunun oluşabilmesi için uyuşturucu maddenin “kullanmak dışında bir amaçla” kabul edilmesi gerekmektedir.

Uyuşturucu maddenin kullanmak amacı ile mi, yoksa kullanmak dışında bir amaçla bulundurulduğu nasıl tespit edilecektir?

1- Uyuşturucu maddenin hangi amaçla bulundurulduğunun belirlenmesi için failin hareketleri önemlidir. Müşteri arama, numune gösterme, pazarlık yapma gibi durumlarda kullanma dışında bir amaç bulunmaktadır.

2- Uyuşturucu maddenin ele geçirilme şekli. Kullanma amacıyla mı yoksa başka bir amaç mı olduğu noktasında yardımcı olabilecektir. Örnek vermek gerekirse; uyuşturucu maddenin çok sayıda küçük poşetler halinde ele geçirilmesi, maddenin ele geçirildiği yerde hassas terazinin bulunması, yine ele geçirilen uyuşturucu maddesinin yanında paketleme malzemelerinin bulunması gibi durumlarda artık kullanmak dışında bir amacın bulunduğu durumu belirginleşecektir.

Uyuşturucu Davalarına Hangi Avukat Bakar?

Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçu Ceza Hukukunda çok spesifik bir alan olup bu konu ile Ceza Hukuku alanında çalışan uzman bir avukat ile anlaşılması kanaatimizce faydalı olacaktır.

Uyuşturucu davasına bakan avukatlar Ceza Hukuku ve Ceza Usul Hukukuna hakim olan bir avukat olmalıdır. Uyuşturucu avukatı istanbul olarak ofisimiz ile iletişime geçerek hukuki problemlerinize çözüm bulabilirsiniz.

Uyuşturucu Davaları Ne Kadar Sürer?

Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçu her dosya açısından farklılık göstermekte, mahkemelerin yoğunluk oranı ve somut olay dava sürelerinde oldukça etkili olmaktadır. Bu değişkenler göz önünde bulundurulduğunda bu davalar ortalama 1-3 yıl arasında sürmektedir.

Uyuşturucu Suçundan Nasıl Beraat Edilir?

Uyuşturucu Madde İmal ve Ticareti Suçu yukarıda da belirttiğimiz üzere spesifik bir alandır. Bu suç ile ilgili uzman bir avukat ile çalışmak, dosyayı uzman Ceza Hukuku Avukatı ile yürütmek bu dosyalar açısından oldukça önem arz etmektedir.

Bu dosyalarda sanık avukatları, müvekkilin beraat kararı alabilmesi için müvekkil lehine delil toplayacak, müvekkilleri için duruşmalarda savunma yapacak ve gerektiği takdirde dosyayı İstinaf (Bölge Adliye Mahkemeleri) ve Yargıtay’a taşıyarak, müvekkil hakkında eğer bir mahkumiyet kararı varsa bunun kaldırılmasını/bozulmasını ve sonuç olarak müvekkilin beraat etmesini sağlayacaklardır.

Daha ayrıntılı bilgi ve hukuki destek için bizimle İLETİŞİME geçebilirsiniz.

Zina Sebebiyle Boşanma Davası

Aldatma, yani zina sebebiyle boşanma, Türk Medeni Kanunu’nun 161. Maddesinde düzenlenen özel boşanma sebeplerindendir.

Okumaya devam et

İşçinin Çalışma ve Tatil Süresi

Konu Başlıkları

İşçinin çalışma süresi gibi tatil ve izin süreleri de İş Kanunu uyarınca belli kurallara bağlanmıştır. Bu yazımızda bu kurallara değineceğiz.

İşçinin Çalışma Saatleri

Çalışma süresi, işçinin çalıştırıldığı işte geçirdiği süredir. İşçinin günlük ve haftalık çalışma süreleri ile ilgili bilgiye aşağıdan bakabilirsiniz.

İşçinin Günlük Çalışma Saati

İşçinin günlük çalışma süresi hiçbir şekilde 11 saati aşamaz. Yargıtay, yeni tarihli kararlarında bu yönde bir anlaşmanın işçi ile işveren arasında yazılı şekilde yapılmasını aramaktadır. Ayrıca günlük çalışmanın başlama ve bitiş saatleri ile dinlenme saatleri işverenlerce işçilere duyurulur. İşin niteliğine göre işin başlama ve bitiş saatleri işveren tarafından farklı şekilde düzenlenebilir.

İşçinin Haftalık Çalışma Saati

İşçinin haftalık çalışma saati ne kadar? İşçinin haftalık çalışma saati İş Kanunu’na göre haftada en çok 45 saattir. İş sözleşmelerinde aksine bir düzenleme yoksa çalışma süresi, haftanın çalışılan günlerine bu en çok 45 saatlik süre eşit ölçüde bölünerek uygulanır.

İşçinin Çalışma Saatlerinin Değiştirilmesi

İşçinin çalışma saatlerinde değişiklik yapılabilir mi?

İşveren, iş sözleşmesiyle veya iş sözleşmesinin eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ya da işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında esaslı bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Bu şekle uygun olarak yapılmayan ve işçi tarafından altı işgünü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz. İşçi değişiklik önerisini bu süre içinde kabul etmezse, işveren değişikliğin geçerli bir nedene dayandığını veya fesih için başka bir geçerli nedenin bulunduğunu yazılı olarak açıklamak ve bildirim süresine uymak suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşçi bu durumda 17 ila 21 inci madde hükümlerine göre dava açabilir. Taraflar aralarında anlaşarak çalışma koşullarını her zaman değiştirebilir. Çalışma koşullarında değişiklik geçmişe etkili olarak yürürlüğe konulamaz. (İş Kanunu 22. madde)

İşçinin Çalışma Saatlerini Kendi Belirlemesi

Günlük çalışmanın başlama ve bitiş saatlerini işveren, yönetim hakkı çerçevesinde belirleyebilir. Diğer bir ifadeyle işçinin bu saatleri belirleme konusunda yetkisi bulunmamaktadır.

Ancak işçi ve işveren arasında imzalanan iş sözleşmesinde işçinin çalışma saatlerini kendi belirleyebilir şeklinde anlaşma yapılabilir.

İşçinin Çalışma Saatlerine Uymaması 

İşçinin çalışma sürelerine uymaması halinde işveren iş sözleşmesini haklı nedenle derhal feshedebilir.

İşçinin Çalışma Süresinden Sayılan Haller

İşçinin çalışma sürelerini ve günlük azami 11 saati hesaplarken hem fiilen çalışılan süreyi hem de fiili bir çalışma olmasa bile aşağıda sayılan süreleri dahil etmek gerekir. İş Kanunu’na göre aşağıdaki süreler işçinin günlük çalışma sürelerinden sayılır:

  • Madenlerde, taş ocaklarında yahut her ne şekilde olursa olsun yer altında veya su altında çalışılacak işlerde işçilerin kuyulara, dehlizlere veya asıl çalışma yerlerine inmeleri veya girmeleri ve bu yerlerden çıkmaları için gereken süreler
  • İşçilerin işveren tarafından işyerlerinden başka bir yerde çalıştırılmak üzere gönderilmeleri halinde yolda geçen süreler.
  • İşçinin işinde ve her an iş görmeye hazır bir halde bulunmakla beraber çalıştırılmaksızın ve çıkacak işi bekleyerek boş geçirdiği süreler. Örneğin bir garson müşteri yokken servis yapıp çalışamayacağı için bu boşta geçen süre de çalışılmış sayılır.
  • İşçinin işveren tarafından başka bir yere gönderilmesi veya işveren evinde veya bürosunda yahut işverenle ilgili herhangi bir yerde meşgul edilmesi suretiyle asıl işini yapmaksızın geçirdiği süreler.
  • Çocuk emziren kadın işçilerin çocuklarına süt vermeleri için günde 1,5 saatlik süre.
  • Demiryolları, karayolları ve köprülerin yapılması, korunması ya da onarım ve tadili gibi, işçilerin yerleşim yerlerinden uzak bir mesafede bulunan işyerlerine hep birlikte getirilip götürülmeleri gereken her türlü işlerde bunların toplu ve düzenli bir şekilde götürülüp getirilmeleri esnasında geçen süreler.

Ancak, işin niteliğinden doğmayıp da işveren tarafından sırf sosyal yardım amacıyla işyerine götürülüp getirilme esnasında araçlarda geçen süre çalışma süresinden sayılmaz.

İşçinin İzin Hakları 

İşçinin izin kullanma hakkı İş Kanunu 53. maddede belirtilmiştir.

İşçinin izin hakkı ne zaman doğar? İşyerinde işe başladığı günden itibaren, deneme süresi de içinde olmak üzere, en az bir 1 çalışmış olan işçilere yıllık ücretli izin verilir.

Yıllık ücretli izine hak kazanmak için gerekli sürenin hesabında işçilerin, aynı işverenin bir veya çeşitli işyerlerinde çalıştıkları süreler birleştirilerek göz önüne alınır.

İşçinin İzin Süreleri 

İşçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi:

  • 1-5 yıl arası (beş yıl dahil) çalışmış olan kişiler için 14 günden,
  • 5 yıldan fazla 15 yıldan az çalışmış kişiler için 20 günden,
  • 15 yıl (dahil) ve daha fazla çalışmış kişiler için 26 günden,

Az olamaz.  Yer altı işlerinde çalışan işçilerin yıllık ücretli izin süreleri dörder gün arttırılarak uygulanır. Ancak onsekiz ve daha küçük yaştaki işçilerle elli ve daha yukarı yaştaki işçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi yirmi günden az olamaz. Yıllık izin süreleri iş sözleşmeleri ve toplu iş sözleşmeleri ile artırılabilir.

İşçinin Haftalık İzin Hakkı

İşçinin hafta tatili hangi gündür? İşçiyi 7 günlük zaman dilimi içerisinde mutlaka en az 24 saatlik bir dinlenme yani hafta tatili sağlanmalıdır. Yasal sürelere uygun olarak 6 iş günü çalışan işçi, 7. günü hafta tatili olarak alır. Burada hafta tatili için Pazar veya Pazartesi vb. günleri kastetmiyoruz. Hafta tatili gününün ne olacağı işe göre değişir. Örneğin, vardiyalı çalışılan yerlerde bütün yıl belirli bir tatil günü olmayabilir.

İşveren, 7. gün gelmedi diye işçinin iş sözleşmesini feshedemez. Sözleşmedeki “işçi hafta içi veya hafta sonu gelmekle yükümlüdür” şeklindeki hükme rağmen 7. gün gelmezse işverenin yapabileceği bir şey yoktur. Sözleşme feshedilirse haksız fesih olur.

Yargıtay’a Göre Hafta Tatili 24 Saatten Azsa Tatil Verilmemiş Sayılır:

“Hafta tatili izni kesintisiz en az 24 saattir. Bunun altında bir süre haftalık izin verilmesi durumunda, usulüne uygun şekilde hafta tatili izni kullandığından söz edilemez. Ayrıca, hafta tatili bölünerek kullandırılamaz. Buna göre hafta tatilinin 24 saatten az olarak kullandırılması halinde hafta tatili hiç kullandırılmamış sayılır.” (Yargıtay Kararı – 9. HD., E. 2010/796 K. 2010/14544 T. 25.05.2010)

İşçinin İzin Günü Çalıştırılması 

İşçinin hafta tatilinde çalıştırılması halinde aynı fazla çalışmalar gibi yüzde 50 zamlı ödenmelidir. Ancak, buradaki hesaplama fazla çalışmalardakinden farklıdır. İşçi, 46. madde uyarınca, hafta tatili gününde çalışmadan dahi 1 günlük ücrete hak kazanmaktadır. Hafta tatilinde çalışan işçi toplamda 2.5 günlük bir ücret kazanacaktır. Hafta tatilinde çalışma ücreti hesaplama Örneğin; günlük 500 TL ye çalışan bir işçi hafta tatilinde çalışması durumunda 1250 TL alması gerekir.

Resmi tatilde çalışan işçinin ücreti nasıl hesaplanır? İşçi resmi tatilde çalışırsa ayrıca bir günlük ücret daha ödenecektir. Kanun’da çalışmanın ne kadar süreyle olup olmadığına ilişkin bir sınırlama getirilmemiştir. Dolayısıyla resmi tatilde bir saat de çalışılsa 7,5 saat de çalışılsa karşılığı bir günlük ücret olacaktır. Yani brüt ücreti günlük 2.000 TL olan bir işçinin resmi tatillerde brüt ücreti 2 ile çarpılır. Bu durumda da günlük brüt ücreti 4.000 TL olacaktır.

İşçinin Gece Çalışması

Çalışma hayatında “gece” en geç saat 20.00’de başlayarak en erken saat 06.00’ya kadar geçen dönemdir. Bir çalışmanın gece çalışması sayılabilmesi için vardiyanın yarısından fazlasının 20.00 – 06.00 aralığına denk gelmesi lazımdır. Örneğin 12.00-21.00 arası geçe çalışması değildir.

İşçinin gece çalışma süresi ne kadar? İşçilerin gece çalışmaları yedi buçuk saati geçemez. Ancak, turizm, özel güvenlik ve sağlık hizmeti yürütülen işlerde işçinin yazılı onayının alınması şartıyla yedi buçuk saatin üzerinde gece çalışması yaptırılabilir.

Gece çalışmasında; hamile kadınları, 18 yaşından küçükleri, doğum yapmış çocuğu 1 yaşına gelmemiş işçiyi çalıştırmak mümkün değildir.

İşçinin Sürekli Gece Çalıştırılması

Gece çalışması usul olarak posta sistemiyle işler ve en fazla art arda 2 hafta olabilir. Yani bir posta gece çalışması yaptıysa (en fazla 2 hafta) sonraki hafta veya gece çalışması yaptığı 2 haftada gündüz çalışması yapması zorunludur.

İşçinin sürekli gece vardiyasında çalıştırılması durumunda iş sözleşmesinin işçi tarafından haklı sebeple feshi gündeme gelir ve işçi kıdem, ihbar tazminatlarıyla birlikte diğer tüm işçilik alacaklarını da almaya hak kazanır.

İşçinin Telafi Çalışması

İş Kanunu’na göre, zorunlu nedenlerle işin durması, ulusal bayram ve genel tatillerden önce veya sonra işyerinin tatil edilmesi veya benzer nedenlerle işyerinde normal çalışma sürelerinin önemli ölçüde altında çalışılması veya tamamen tatil edilmesi ya da işçinin talebi ile kendisine izin verilmesi hallerinde, işveren iki ay içinde çalışılmayan süreler için telafi çalışması yaptırabilir. Bu çalışmalar fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma sayılmaz.

Telafi çalışmaları, günlük en çok çalışma süresini aşmamak koşulu ile günde üç saatten fazla olamaz. Tatil günlerinde telafi çalışması yaptırılamaz.

Telafi çalışması için işçinin onayı gerekli mi? Düzenlemelere göre telafi çalışması yaptırılması için işçinin onayı aranmaz. Ancak telafi çalışması için işçiye bildirim zorunluluğu bulunmaktadır.

Telafi çalışması yapan işçiye her saat için ne kadar ödenir?  İşçinin çalışmadığı bu sürelerin ücretinin tam olarak zamanında ödenmesi gerekmektedir.

Telafi çalışması resmi tatilde yapılır mı? Tatil günlerinde telafi çalışılması yaptırılamayacaktır.

İşçinin Dinlenme Hakkı

Anayasamıza göre, dinlenmek çalışanların hakkıdır. Günlük çalışma süresinin içinde işçilere dinlenmeleri ve yemek, içmek gibi ihtiyaçlarını karşılamaları için dinlenme süreleri verilmesi zorunludur.

İşçinin Dinlenme Süresi

Dinlenme süreleri çalışma süresinden sayılmaz.  Örneğin, sabah 09.00 Akşam 19.00 çalışan işçiye 1 saat öğle arası dinlenme süresi verilmişse her ne kadar 10 saat geçmiş olsa da işçinin çalışma süresi 9 saat olarak değerlendirilir. Bunun önüne geçebilmek için iş sözleşmeleri ile dinlenme süresinin de iş çalışma süresine dahil edilmesi sağlanabilir.

İşçinin Dinlenme Süreleri Türleri

İş Kanunu’na göre, günlük çalışma süresinin ortalama bir zamanında o yerin gelenekleri ve işin gereğine göre ayarlanmak suretiyle işçilere dinlenme süreleri verilmesi zorunludur.

İşçinin dinlenme sürelerini İş Kanunu şu şekilde belirlemiştir:

  • 4 saat veya daha kısa süreli işlerde 15 dakika,
  • 4 saatten fazla ve 7,5 saate kadar (7,5 saat dâhil) süreli işlerde 30 dakika,
  • 7,5 saatten fazla süreli işlerde 1 saat.

Bu dinlenme süreleri asgari olup işçiye aralıksız verilir. Ancak dinlenme süreleri, iklim, mevsim, o yerdeki gelenekler ve işin niteliği göz önünde tutularak iş sözleşmeleri ile aralı olarak kullandırılabilir. Örneğin sigara molası kullanılmak isteniyorsa ya da yoğun dikkat gerektiren işlerde dinlenme süreleri aralarla kullandırılabilir.

İşçi, belirtilen sürelerde serbesttir. Ancak bazı işyerlerinde (örneğin petrol rafinerisi) güvenlik sebebiyle işyerinde dinlenme süresi geçirilebilir. Dinlenme süresini başlı başına işyerinde geçirmek çalışıldığı anlamına gelmiyor. Ancak dinlenme sürelerinde de çalışılmışsa ve bu çalışmayla birlikte haftalık 45 saat aşılmışsa, işveren fazla çalışmanın da ücreti ödemelidir.

Dinlenme süreleri bir işyerinde işçilere karşı aynı veya değişik saatlerde kullandırılabilir. Yani nöbetleşe bir kullanım söz konusu olabilecektir. Son olarak sıklıkla karşılaşıldığı gibi bir işçi “Bizde dinlenme süresi yok, öğle tatili var” derse, aslında yukarıda belirtilen dinlenme sürelerini kastetmiş olur.

Ulusal Bayram ve Genel Tatil Günlerinde Çalışma

İş Kanunu’na göre ulusal bayram ve genel tatil günlerinde işyerlerinde çalışılıp çalışılmayacağı toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmeleri ile kararlaştırılır. Sözleşmelerde hüküm bulunmaması halinde söz konusu günlerde çalışılması için işçinin onayı gereklidir.

Ulusal Bayram ve Genel Tatil Günleri Nelerdir?

Ulusal bayram ve genel tatil günlerini aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.

  • 1923 yılında Cumhuriyetin ilan edildiği 29 Ekim günü. Bayram 28 Ekim günü saat 13.00’ten itibaren başlar ve 29 Ekim günü devam eder.
  • 1 Ocak yani yılbaşı günü
  • 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü
  • 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü
  • 23 Nisan günü Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı
  • 19 Mayıs günü Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı
  • 30 Ağustos günü Zafer Bayramı
  • Ramazan Bayramı; Arefe günü saat 13.00’ten itibaren 3,5 gündür.
  • Kurban Bayramı; Arefe günü saat 13.00’ten itibaren 4,5 gündür.

Ulusal Bayram ve Genel Tatil Günlerinde Çalışma

Ulusal bayram ve genel tatil ücreti hesaplama? Ulusal bayram ve genel tatil günleri olarak kabul edilen günlerde, işçiler çalışmazlarsa, bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücretleri tam olarak, tatil yapmayarak çalışırlarsa ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücreti ödenir.  Yani çalışan işçi 2 günlük ücrete hak kazanmış olacaktır.

İşçi Mazeret İzin Hakkı

İşçiler de memurlara tanınan mazeret izinlerine benzer şekilde bir izin kullanabilirler.

İşçilerde Mazeret İzni Kaç Gün? 

İşçiye;

  • evlenmesi veya evlat edinmesi ya da ana veya babasının, eşinin, kardeşinin, çocuğunun ölümü halinde 3 gün,
  • eşinin doğum yapması halinde ise 5 gün

ücretli izin verilir.

İşçilerin en az % 75 engelli veya süreğen hastalığı olan çocuğunun tedavisinde, hastalık raporuna dayalı olarak ve çalışan ebeveynden sadece biri tarafından kullanılması kaydıyla, bir yıl içinde toptan veya bölümler hâlinde 10 güne kadar ücretli izin verilir.

Kadın İşçilerin Doğum İzni

Kadın işçilerin doğumdan önce 8 ve doğumdan sonra 8 hafta olmak üzere toplam 16 haftalık süre için çalıştırılmamaları İş Kanun’u uyarınca uygun bulunmuştur. İkiz veya üçüz gibi çoğul gebelik hallerinde doğumdan önce çalıştırılmayacak 8 haftalık süreye 2 hafta süre eklenir.

Kadın İşçinin Doğum İzninin Süresini Değiştirebilmesi Mümkün Müdür?

Kadın işçinin sağlık durumu uygun olduğu takdirde, doktorun onayı ile işçi isterse doğumdan önceki 3 haftaya kadar işyerinde çalışabilir. Bu durumda, kadın işçinin çalıştığı süreler doğum sonrası sürelere eklenir. Kadın işçinin erken doğum yapması halinde ise doğumdan önce kullanamadığı çalıştırılmayacak süreler, doğum sonrası sürelere eklenmek suretiyle kullandırılır.

Erkek İşçilerin Doğum İzni Kullanabilmesi Mümkün Müdür?

Erkek işçinin de doğum izni kullanabilmesi mümkündür. Doğumda veya doğum sonrasında annenin ölümü hâlinde, doğum sonrası kullanılamayan süreler babaya kullandırılır.

Evlat Edinen İşçilerin De İzin Kullanabilmesi Mümkün Müdür?

3 yaşını doldurmamış çocuğu evlat edinen eşlerden birine veya evlat edinene, çocuğun aileye fiilen teslim edildiği tarihten itibaren 8 hafta izin kullandırılır.

İşçilerin Doğum İzninden Sonra Ücretsiz İzin Kullanabilmeleri Mümkün Müdür?

Yukarıda değindiğimiz gibi kullanılan doğum sonrası analık hali izninin bitiminden itibaren çocuğun hayatta olması kaydıyla, kadın işçiye (anneye) birinci doğumda 60 gün, ikinci doğumda 120 gün, sonraki doğumlarda ise 180 gün süreyle haftalık çalışma süresinin yarısı kadar ücretsiz izin verilir. Çoğul doğum hâlinde bu sürelere 30 gün eklenir. Çocuğun engelli doğması halinde bu süre 360 gün olarak uygulanır. Bu öngörülen süreler işçinin sağlık durumuna ve işin özelliğine göre doğumdan önce ve sonra gerekirse artırılabilir.

Kadın İşçilerin Süt İzinleri

Kadın işçilere 1 yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam 1,5 saat süt izni verilir. Bu sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölünerek kullanılacağını işçi kendisi belirler. Bu süre günlük çalışma süresinden sayılır. Süt izninde çalışan kadın işçiye fazla çalışma ücreti ödenmesi gerekir.

Yargıtay’a Göre Hafta Tatilinde Çalışıldığını İşçi İspatlamalıdır:

“Hafta tatili gününde çalıştığını iddia eden işçi, norm kuramı uyarınca bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan hafta tatili ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır. Bordroda ilgili bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde, işçi hafta tatilinde çalışma yaptığını her türlü delille ispat edebilir.

Hafta tatillerinde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. Hafta tatili çalışmalarının yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.” (Yargıtay Kararı – 22. HD., E. 2012/10831 K. 2013/372 T. 22.1.2013)

Yargıtay’a Göre İşçi Dinlenme Süresinde De Çalışırsa Ücrete Hak Kazanır:

“İşçi, ara dinlenme saatinde tamamen serbesttir. Bu süreyi işyeri içinde ya da dışında geçirebilir. İşyerinde geçirmesi ve bu süre içinde çalışmaya devam etmesi durumunda ara dinlenmesi verilmemiş sayılır. Ancak işçi işyerinde kalsa bile, ara dinlenmesi süresini serbestçe kullanabilir, bu süre içinde çalışmaya zorlanamaz. Ara dinlenmesi için ücret ödenmesi gerekmez. Ancak, bu süre işçiye dinlenme zamanı olarak tanınmamışsa, işçinin normal ücretinin ödenmesi gerekir.” (Yargıtay Kararı – 9. HD., E. 2015/9517 K. 2017/9381 T. 30.5.2017)

Yargıtay’a Göre İşçinin Dinlenme Süresinde İşyerinde Fiilen Çalışıp Çalışmadığına Bakılmalıdır:

“İşçinin salt ara dinleme sırasında işyerinde bulunması önemli olmayıp, bu süre içinde ara dinlenme yokmuş gibi çalışıyor olması da gerekir. İşçinin ara dinlenme sırasında kendi isteği ile veya başka bir yere gitme imkânının o sırada fiziken mümkün olmaması nedeniyle işyerinde bulunması halinde söz konusu alacağa hak kazanması mümkün değildir. Bu nedenle öncelikle işçinin vardiyalı çalışıp çalışmadığı, ara dinlenmesini işyerinde işin niteliği gereği fiilen çalışarak geçirip geçirmediği belirlenmelidir. Davacı tanıkları davacının ara dinlenme sırasında işyerinde bulunduğunu belirtmiş ise de işyerinde bulunmanın nedenini ve işyerinde bulunmanın gerekli olup olmadığı konusunda her hangi bir açıklamada bulunmamışlardır. Mevcut delillerle bir sonuca varma olanağı görülmemektedir. Bu nedenle, gerekirse işyerinde keşif yapılmak ve tanık anlatımları ile birlikte değerlendirme yapılmak suretiyle davacının yaptığı işin niteliği gereği ara dinlenme sırasında fiilen çalışarak işyerinde bulunmasının gerekip gerekmediği belirlenmeli sonucuna göre karar verilmelidir.” (Yargıtay Kararı – HGK., E. 2006/191 K. 2006/193 T. 12.04.2006)

Daha ayrıntılı bilgi ve hukuki destek için bizimle İLETİŞİME geçebilirsiniz.

Yoksulluk Nafakası

Yoksulluk Nafakası Nedir?

Boşanma nedeniyle bir eşin yoksulluğa düşmemesi için diğer eşin zor durumda kalan eşe maddi gücü oranında yardım edilen nafaka türüne “yoksulluk nafakası” denir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 175. maddede yoksulluk nafakası şu şekilde açıklanmıştır:

Boşanma nedeniyle bir eşin yoksulluğa düşmesi durumunda diğer eşin zor durumda kalan eşe asgari yaşam gereksinimleri karşılayacak şekilde mali gücü oranında yardım etmesidir. ( TMK 175. madde)

Yoksulluk nafakası kime verilir? Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden maddi durumu kötüleşecek olan kişiye verilir. Yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşen eşin asgari yaşam ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kanun koyucu tarafından düzenlenmiştir.

Yoksulluk Nafakası Şartları

Yoksulluk nafakası şartları nelerdir? 

Okumaya devam et

Boşanma avukatı

Boşanmada Kusur Yargıtay Kararları

Boşanmada Eşit Kusur Yargıtay Kararları

1-) Boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata karar verilemez. İspat edilemeyen vakıalar taraflara kusur olarak yüklenemez.

Yargıtay 2. HD 2019/6119 Esas  2019/12832 Karar

İlk derece mahkemesince kadının, eşinin önceki evliliği ile ilk evliliğinden olan çocukları ve para ile ilgili hususlarda anlayış göstermediği, erkeğin ise eşinin annesine bakması hususunda anlayış göstermediği belirtilerek boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu oldukları gerekçesiyle her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiş, hükmün davacı-davalı erkek tarafından kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, kendisinin tazminat taleplerinin reddi, davalı-davacı kadın tarafından ise erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, kendisinin manevi tazminat taleplerinin reddi yönünden istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi davacı-davalı erkeğin kusur belirlemesi ve reddedilen tazminatlar yönünden istinaf taleplerini kabul etmiş, kadının istinaf talepleri ile erkeğin sair istinaf taleplerini esastan reddetmiş, tarafların ilk derece mahkemesince kabul
edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında kadının “Erkeğe aşağılayıcı sözler söylediği, eski eşi ve çocuklarıyla ilgili ithamlarda bulunduğu, kadının bu nedenle boşanmaya sebep olan olaylarda ağır kusurlu olduğunu” belirterek erkek yararına 15.000 TL maddi tazminat ile 10.000 TL manevi tazminata hükmetmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; bölge adliye mahkemesince kadına kusur olarak yüklenen “Erkeğe aşağılayıcı sözler söylediği, eski eşi ve çocuklarıyla ilgili ithamlarda bulunduğu” vakıasına yönelik tanık beyanlarının soyut, duyuma dayalı, Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. maddesinde yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olduğu anlaşılmaktadır. İspat
edilemeyen vakıalar taraflara kusur olarak yüklenemez. Evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan olaylarda, ilk derece mahkemesince kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışlara göre taraflar eşit kusurludur. Bu durum gözetilmeden davalı-davacı kadının ağır kusurlu kabul edilmesi
doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.

Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda taraflar eşit kusurludur. Boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata karar verilemez. Erkek yararına Türk Medeni Kanunu’nu 174/1-2. madde koşulları oluşmamıştır. O halde davacı-davalı erkeğin maddi ve manevi tazminat isteklerinin reddine karar vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.

2-) Boşanma davası devam ederken eşlerden birinin ölmesi durumunda mahkemece ölen kişinin mirasçılarına kusur tespiti bakımından davayı takip edip etmeyecekleri sorulmalıdır.  

Yargıtay 2. HD 2024/1180 Esas – 2024/2279 Karar

Dairemizin 2019/7722 E., 2019/12641 K. ve 23.12.2019 tarihli kararı ile; erkeğin boşanma kararı kesinleşmeden 05.02.2006 tarihinde öldüğü, evliliğin ölümle sona erdiği, boşanma davasının konusuz kaldığı, mirasçıların yargılamanın yenilenmesine ilişkin yargılama sırasında dosyaya dahil olmalarının boşanma davasında kusur tespiti yönünden davaya devam ettikleri anlamına gelmeyeceği, bu nedenle mahkemece, mirasçılara 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 181 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kusur tespiti bakımından davaya devam edip etmeyecekleri sorularak sonucu uyarınca karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Kazanç Kaybı Nedir

Kazanç Kaybı Nedir?

Kazanç kaybı, hasar gören ticari aracın onarım süresi boyunca kullanılamamasından dolayı ortaya çıkan gelir (kazanç) kaybıdır.

Ticari araçlar; taksi, otobüs, minibüs, servis gibi araçlardan oluşur. Özel tur aracı, kiralık verilen araçlar da birer ticari araçtır.

Okumaya devam et

Sosyal Medya Aracılığıyla İşlenen Hakaret Suçu

Sosyal Medya Aracılığıyla İşlenen Hakaret Suçu

Sosyal medya aracılığıyla işlenen hakaret suçu TCK125. Maddesinin 2. Fıkrasında belirtilmiştir. Şöyle ki;

Hakaret fiili, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılacağı belirtilmektedir.

Sosyal medya, geleneksel medyayı karşılıklı bir etkileşim ve iletişime çeviren, web (internet ağı) tabanlı olan ve mobil teknolojileri kullanan yeni bir medya türüdür. Facebook, Youtube, Twitter (X), İnstagram, Ekşi Sözlük ve benzeri tüm platformlar sosyal medyanın çatısı altındadır. Yani insanların birbirleriyle iletişim kurmasını ve bilgi paylaşmasını sağlayan internet siteleri ve uygulamalar sosyal medya kapsamındadır.

Gelişen teknolojinin iyi bir şekilde kullanılmasının yanında tam aksi kötü bir şekilde kullanılması da günden güne artmaktadır. Bunun bir örneği de hakaret suçudur. Sosyal medyanın kullanımının genişlemesi ve artması sonucu da sosyal medya üzerinden hakaret suçu da çok hızlı bir şekilde artmaktadır.

İleti yoluyla hakaret suçunun oluşabilmesi için, maddi unsur olarak bir iletinin (mektup, faks, resim, e-posta telefon vb.) bulunması ve ayrıca manevi unsur olarak da hakaret kastının var olması gerekmektedir.

Sosyal Medya Aracılığıyla İşlenen Hakaret Suçunun Cezası Nedir?

Sosyal medya aracılığıyla hakaret fiili sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti şeklinde işleniyorsa ceza 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası (gün para cezası) şeklinde olacaktır. Eğer hakim, para cezasına hükmedecekse, bu para cezasının alt sınırı, maddede belirtilen hapis cezasının alt sınırından az olmayacaktır. Aynı şekilde yine para cezası tercih edilecekse, üst sınır da 2 yıla karşılık gelecek para cezasından fazla olamayacaktır. (TCK md. 61/9)

Yani eğer hakaret suçundan faile (suç işleyen kişi) hapis cezası yerine adli para cezası verilecekse, bu para cezası 3 aydan az bir şekilde hesaplanmayacaktır.

Adli para cezası en az 20 TL en fazla 100 TL olarak hesaplanmalıdır. Bu miktar failin sosyal ve ekonomik durumu göz önüne alınarak hakim tarafından belirlenecektir.

Hakaret suçu için para cezası verildiği zaman bu miktar en az ne kadar olacaktır?

Sosyal medya aracılığıyla hakaret suçu nedeniyle sanığın adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğinde alt sınır en az 90 gün olması gerekecektir. Bunun nedeni yukarıda söylediğimiz gibi suçun hapis cezasının alt sınırı 3 ay olmasıdır. Belirlenen 90 gün en alt miktardan günlüğü 20 TL’den para cezasına çevrildiğinde sanık aleyhine toplam 1800 TL adli para cezasına hükmedilecektir.

Sosyal Medya Üzerinden Hakarete Uğradığınızda Ne Yapmanız Gerekir?

Sosyal medya üzerinde hakarete uğradığınızı varsayalım. Peki, böyle bir durumda ne yapmalıyız?

Belirtmek gerekir ki bu tür durumlarda yapılacak farklı yollar bulunmaktadır. Öncelikle en basit yolu anlatacağız.

1-) Hakaret yapılan mesaj veya sayfanın ekran görüntüsünü almanız gerekir.

Bu ekran görüntüsü içinde mümkün olduğu kadar tüm detayların olmasına dikkat edin. Detaylardan kastımız, mesajın veya yorumun atıldığı tarih, atan kişinin hesap bilgileri (adı soyadı, kullanıcı adı, numarası vs.) ve eğer mevcutsa fotoğrafıdır. Aldığınız bu ekran görüntüleri sizin deliliniz olacaktır. Bu deliller ve şikayet dilekçesiyle birlikte savcılığa suç duyurusunda bulunabilirsiniz. Suç duyurusunu avukat yardımı veya aracılığıyla yapmanız sizin lehinize olacaktır. Avukat aracılığıyla suç duyurusunda bulunmanız durumunda, delilleriniz ve dilekçenizde eksik bir hususun olmaması sağlanacaktır.

Söz konusu delilleri ulaşabileceğiniz herhangi bir yere (flash bellek, cd veya e-posta) kaydetmenizi de önermekteyiz. Delilleriniz kaybolması veya tahrip olması halinde bir yedeğinin olması lehinize olacaktır.

Eğer size hakaret eden kişi gerçek ismini yazmamış ve kendi fotoğrafını kullanmıyorsa artık bu kişiye ulaşmak zorlaşacaktır.

Yapılan suç duyurusundan sonra savcılık gerekli araştırmayı yapmakla yükümlüdür. Öncelikle suç işleyen kişinin kullandığı bilgisayar veya telefonun İP adresine ulaşılmaya çalışılacaktır. Böylelikle kimlik tespiti daha rahat bir şekilde sağlanır. Ancak, facebook, twitter, instagram gibi sosyal medya platformlarının merkezi ve serverları ABD’de olduğundan dolayı İP adreslerine ulaşılamamaktadır. Bunun nedeni bu tür sosyal medya platformlarının belirli suçlar (çocuk pornosu, terörizm) haricinde İP vermemesidir. Hakaret suçlarında da savcılık bu platformlardan İP istediği zaman herhangi bir cevap alamamaktadır. Bu nedenle sahte isim ve fotoğraf kullanan kişilerin kimlik bilgisine de ulaşmak nerdeyse imkansız bir hal almaktadır.

2-) İkinci yöntem olarak E-Tespit sistemini kullanmak. Peki, nedir bu E-Tespit?

E-Tespit, Türkiye Noterler Birliği tarafından internet ortamında yayınlanan sayfaların ve indirilebilen dosyaların tespitini yapmak amacıyla kurulan bir uygulamadır. E-Tespit sistemi ile 7 gün 24 saat hizmet alabilirsiniz. Bu sistem sayesinde delilleriniz noter onaylı olacaktır.

https://e-hizmet.tnb.org.tr/tespit/ internet adresine giriyorsunuz. Yeni Tespit seçeneğine tıklayarak önünüze çıkan kullanıcı taahhütnamesini okuyup onaylıyorsunuz. Kimlik bilgilerinizi giriyorsunuz. Kimlik bilgileriniz mutlaka hepsi doğru olması gerekir. Yoksa sistem size tespit imkanı vermeyecektir. Sistemden tespit edeceğiniz internet sayfaları ve indireceğiniz dosyalar TNBBS’de kayıt altına alınmaktadır, Bu belgelere tespit işlemi sonrası internet üzerinden erişilemeyecektir. Erişim ancak noterlik tarafından olacağından belgeleri alabilmek ve tespit işlemini geçerli hale getirmek için mutlaka bir noterlikten e-tespit tutanağı hazırlatmanız gerekmektedir.

Tespit işlemi sonucunda sistem tarafından bir ‘Başvuru Numarası’ üretilir. Bu numara noter huzurunda işlemin tamamlanması açısından önemlidir. Bu bilgi size hem ekranda gösterilecek hem de e-posta adresinize iletilecektir. Yazdığınız e-posta adresinizin doğru ve sürekli kullandığınız bir adres olmasına dikkat edin. Tespit işlemi sonucunda çıkan belgeler kullanılarak noter huzurunda tutanak hazırlanırken tespit edilen görüntü sayısı ve varsa indirilen dosyaların boyutuna göre, noterlik tarifesi üzerinden ücretlendirme yapılacaktır. Tespit tutanağının e-belge olarak hazırlanmasını ve tespit tutanağının bir KEP adresine gönderilmesini istiyorsanız tutanak hazırlama işlemi başlamadan bunu belirtmeniz gerekir.

Sosyal Medyadan Hakaret Suçu

Sosyal Medyada Hakaret Davası TCK md 125 göre;  Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden (…) veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir. 

Hakaret Suçu ve Cezası ile ilgili tüm detaylara linkten ulaşabilirsiniz.

Sosyal Medya Hakaret Davası Ne Kadar Sürer?

Sosyal medya hakaret davası mahkemenin iş yoğunluğuna, dosyadaki delil ve beyanlara göre değişiklik göstermekle birlikte ortalama 1-1,5 yıl sürmektedir.

Sosyal Medyada Küfür Etmenin Cezası Kaç TL?

Sosyal medyada küfür etmenin cezası kaç TL 1 Haziran 2024 sonrası için  dava sonucuna göre hapis cezası ya da adli para cezası olarak sonuçlanabilecek davalarda adli para cezası olarak ortalama 9.000 TL  ceza ödemesi çıkabilmektedir. Ayrıca bu miktar suçun nitelikli haline göre artabilir yada takdiri indirim uygulanması halinde de azalabilmektedir.

Hakaret Suçu ve Cezası ile ilgili tüm detaylara linkten ulaşabilirsiniz.

Sosyal Medyada Hakaret Tazminat Davası 

Sosyal medya aracılığıyla hakaret suçu işlenmesi halinde “Hakaret Nedeniyle Manevi Tazminat Davası”  açılabilir. Bu dava hukuka aykırı bir işlem veya eylem gerekçesiyle bireyin yaşadığı elem, üzüntü ve yıpranmanın yol açtığı manevi zararın giderilmesi amacıyla açılan bir davadır.

Hakaret Nedeniyle Manevi Tazminat Davası için linke tıklayarak detaylı bilgi alabilirsiniz.

Sosyal Medya Hakaret Suçu Nereye Şikayet Edilir?

Sosyal medya ile gerçekleştirilen hakaret suçlarında suç yeri söz konusu eylemlerden haberdar olunan yerdir. Örneğin; Sosyal medyada Facebook, İnstagram veya Tiktokta hakarete uğramanız durumunda, bu hakareti İstanbul Bakırköy’de öğrendiğiniz zaman Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayet edebilirsiniz.

Sosyal Medya Hakaret Davası Sonuçları

Sosyal medyada yapılan hakaret suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi altında düzenlenmiştir. Söz konusu maddeye göre, hakaret suçunun cezası 3 ay ile 2 yıl arasında hapis cezasına neden olur ya da buna eş olarak adli para cezasına dönüştürülür.

İnstagram Hakaret Davası

İnstagram üzerinden bir kimsenin onurunu zedeleyerek yorum yapılması, paylaşım yapılması veya mesaj gönderilmesi hakaret suçu olarak kabul edilir. Sosyal medyadan hakaret suçunun basit şeklinde verilen ceza 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıdır. Bu cezanın adli para cezasına çevrilmesi mümkündür. İnstagram hakaret suçu işlenmesi halinde aleniyet unsurunun da gerçekleştiği kabul edilmektedir. Böylelikle cezada altıda biri oranın artırım yapılabilmektedir.

WhatsApp Hakaret Suçu

WhatsApp hakaret suçu TCK 125. madde 2. fıkra ve 4. fıkrayı ilgilendirmektedir. Bir kişiye WhatsApp üzerinden sövmek, o kişinin şeref ve saygınlığına saldırmak, o kişiyi aşağılamak fiilleri hakaret suçunu oluşturur. Dolayısıyla bu olguyu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.

Twitter (X) Hakaret Davası Açmak

Twitter (X) hakaret suçunun şikayet süresi, mağdurun kendisine yöneltilen ifadeleri öğrenmesinden itibaren 6 aydır. Bir başka deyişle hakarete uğrayan (mağdur), hakareti öğrendiğinden itibaren 6 ay içinde hakaret davası açmak için kolluk kuvvetlerine, CİMER’e veya Cumhuriyet Savcılığına şikayette bulunabilir.

Facebook Hakaret Davası Sonuçları

Facebook hakaret suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi altında düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, hakaret suçunun cezası 3 ay ile 2 yıl arasında hapis cezasına neden olur ya da buna eş olarak adli para cezasına dönüştürülür. Ancak hakaret suçunun alenen işlenmesi durumunda ceza 1/6 oranında artırılmaktadır.

Facebook yoluyla hakaret suçuna bakmakla görevli ve yetkili mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir. 

Tiktok Hakaret Davası

Tiktokta hakarete uğradım ne yapabilirim? Tiktok uygulaması üzerinden hakarete uğrayan kişi adli makamlara başvurarak hakaret eden kişi hakkında şikayette bulunabilir. Sosyal medya tiktok uygulamasında hakaret edilmesi halinde kişi 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası alacaktır. Tiktok uygulamasında aleniyet unsurunun da oluştuğu kabul edileceği için ceza altıda biri oranında arttırılacaktır.

Sosyal Medya Aracılığıyla Hakaret Suçunda Şikayet ve Zamanaşımı Süresi

Sosyal medya aracılığıyla hakaret suçunun takibi şikayete bağlıdır. Mağdur kişi şikayetçi olmadan fail hakkında herhangi bir soruşturma başlatılmaz. Ancak hakaret suçu, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi durumunda soruşturma ve kovuşturma şikayete bağlı değildir. (TCK md. 131/1) Bunun sebebi, kamu görevlisinin şeref ve onurunun ve kamunun itibarının korunmasının amaçlanmasıdır.

Mağdur kişi fiili öğrendiği günden itibaren altı ay içinde şikayette bulunmalıdır. Mağdur, şikayet etmeden önce ölürse veya suç ölmüş olan kişinin hatırasına karşı işlenmiş ise; ölenin ikinci dereceye kadar üstsoy ve altsoyu, eş veya kardeşleri tarafından şikayette bulunulabilir. (TCK md. 131/2) Mağdurun şikayet hakkını kullandıktan sonra ölmesi halinde ise, vazgeçme ve uzlaşma kurumları uygulanmayacaktır.

Hakaret suçunun dava zamanaşımı süresi (nitelikli halleri de dahil) 8 yıldır. Dava zamanaşımını kesen sebeplerin varlığı halinde, dava zamanaşımı süresi en fazla 12 yıl olabilecektir.( TCK md. 66/1-e, ve 67/4.)

Suçun işlendiği sırada fail (suç işleyen kişi), 12 yaşını doldurmuş olup da henüz 15 yaşını doldurmamış ise bu sürelerin yarısı, 15 yaşını doldurmuş olup da henüz 18 yaşını doldurmamış ise bu sürelerin üçte ikisinin geçmesi, zamanaşımının dolması için yeterlidir. (TCK md.66/2)

Hakaret fiilinden dolayı kamu davası açıldıktan sonra mağdurun şikayetinden vazgeçmesi durumunda, vazgeçmeyi kabul edip etmediği sanığa sorulmalıdır. Sanık kabul ederse davanın düşmesine karar verilecektir.

Sosyal Medya Aracılığıyla Hakaret Suçunda Uzlaştırma

Öncelikle uzlaştırmanın ne olduğunu belirtelim. Uzlaştırma kapsamına giren bir suç nedeniyle başlatılan soruşturma veya kovuşturma sırasında; şüpheli veya sanık ile mağdur, suçtan zarar gören veya kanuni temsilcinin, Cumhuriyet savcısı tarafından görevlendirilen tarafsız bir uzlaştırmacı marifetiyle anlaştırılmaları suretiyle, uyuşmazlığın giderilmesi sürecidir.

Hakaret suçu uzlaştırmaya tabi bir suçtur. Ancak; kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hakaret suçu uzlaştırmaya tabi değildir. Ayrıca bu durum yukarıda belirttiğimiz gibi şikayete de tabi değildir.

Daha ayrıntılı bilgi ve hukuki destek için bizimle İLETİŞİME geçebilirsiniz.