İnternette yayımlanan bir içerik şerefinizi, itibarınızı veya diğer kişilik değerlerinizi zedeliyorsa, içeriğin kaldırılmasını ve saldırının durdurulmasını isteyebilirsiniz. Ancak bu talebin hangi merciye yapılacağı 2024’ten itibaren değişmiştir. Kişilik hakları nedeniyle sulh ceza hâkimliğinden içerik kaldırma ve erişim engeli istenmesine imkân veren 5651 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesi Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş, yerine yeni bir düzenleme yapılmamıştır. Bu yazıda, iptal sonrasında kişilik hakkı ihlallerinde başvurulabilecek yolları; hukuk mahkemesinde açılacak davayı ve ihtiyati tedbiri, platforma başvuruyu, özel hayatın gizliliğine ilişkin ayrı yolu ve ceza yolunu açıklıyoruz.
5651 Sayılı Kanun’un 9. Maddesi İptal Edildi: Ne Değişti?
Anayasa Mahkemesi, 11.10.2023 tarihli ve E.2020/76, K.2023/172 sayılı kararıyla 5651 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesini iptal etmiştir. Karar 10 Ocak 2024 tarihli ve 32425 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış, iptal hükmü dokuz ay sonra, 10 Ekim 2024’te yürürlüğe girmiştir. Bu tarihten sonra 2026 yılında çıkarılan 7578 ve 7590 sayılı Kanunlar da 5651 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesini yeniden düzenlememiştir.
Bu nedenle, 5651 sayılı Kanun’un eski 9 uncu maddesinde düzenlenen özel başvuru usulü artık uygulanmamaktadır. Özellikle bu maddeye dayanılarak sulh ceza hâkimliğinden doğrudan içerik çıkarma veya erişimin engellenmesi kararı istenmesi ve aynı maddede öngörülen 24 saatlik karar süresine dayanılması mümkün değildir. Bununla birlikte, içerik veya yer sağlayıcısına yahut ilgili sosyal ağ platformuna bildirimde bulunarak içeriğin kaldırılmasını istemek ayrı bir imkân olarak devam eder. Bu başvuru, iptal edilen 9 uncu maddeye özgü usulle karıştırılmamalıdır.
Uygulamadaki karşılığına bir örnek: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi, 30.01.2025 tarihli ve E.2024/2143, K.2025/234 sayılı kararında, internet sitesindeki bir haberin tedbiren kaldırılması istemiyle açılan “yayının durdurulması” davasını değerlendirmiştir. İlk derece mahkemesi (Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi), sulh ceza hâkimliğinin görevli olduğu gerekçesiyle davayı görevsizlikten reddetmişti. Daire bu kararı kaldırmış; iptal kararının yürürlüğe girmesiyle sulh ceza hâkimliğinin görevli sayılamayacağını, ilk derece mahkemesinin işin esasına girmesi gerektiğini belirterek dosyayı yeniden görülmek üzere mahkemesine göndermiştir. Bu karar, içeriğin kaldırılması veya erişimin engellenmesi talebinin doğrudan kabulüne ilişkin değildir; görevsizlik kararının kaldırılması ve davanın esasının incelenmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesiyle sınırlıdır. Bu nedenle karar, somut uyuşmazlıktaki usul yaklaşımını gösteren bir bölge adliye mahkemesi kararı olarak değerlendirilmelidir.
Özetle, yalnızca kişilik hakkı ihlali iddiasına dayanılarak eski 9 uncu maddedeki doğrudan sulh ceza hâkimliği başvuru usulü işletilemez. Somut olayda TMK’nın 24 ve 25 inci maddelerine dayalı hukuk yolları, şartları varsa ihtiyati tedbir, özel hayatın gizliliği bakımından 5651 sayılı Kanun’un 9/A maddesi veya içeriğin niteliğine göre diğer özel başvuru yolları değerlendirilmelidir.
Kişilik Hakkı İhlalinde Hangi Yola Başvurulur?
| İhlalin niteliği | Başvuru yolu | Hukuki dayanak |
|---|---|---|
| Şeref, itibar ve diğer kişilik değerlerine saldırı | Hukuk mahkemesinde dava; şartları varsa ihtiyati tedbir | TMK m. 24-25, HMK m. 389 vd., TBK m. 58 |
| Özel hayatın gizliliğinin ihlali | 5651 sayılı Kanun m. 9/A kapsamında başvuru ve hâkim denetimi | 5651 m. 9/A |
| 5651 m. 8’de sayılan katalog suçlardan birini oluşturduğu yönünde yeterli şüphe bulunan içerik | Kanundaki şartlarla içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi | 5651 m. 8 |
| Platform kurallarına aykırı içerik | Platformun bildirim ve şikâyet mekanizması | Platform kuralları; şartları varsa ek m. 4 |
| Aynı zamanda suç oluşturan içerik | Suç duyurusu veya şikâyet; içeriğin kaldırılması ayrıca değerlendirilir | İlgili suç hükmü ve usul kuralları (ör. hakaret: TCK 125, 73) |
Bu yollar birbirini dışlamaz. Örneğin hem platforma başvurulabilir hem de hukuk mahkemesinden ihtiyati tedbir istenebilir. Erişimin engellenmesine ilişkin genel çerçeve için erişimin engellenmesi rehberimize bakabilirsiniz.
Hukuk Mahkemesinde Dava ve İhtiyati Tedbir
Kişilik Hakkı Davası (TMK 24-25)
Türk Medeni Kanunu’nun 24 üncü maddesine göre, hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır. Haber verme hakkı ve ifade özgürlüğü bu dengede değerlendirilir.
TMK 25’e göre davacı mahkemeden şunları isteyebilir:
- saldırı tehlikesinin önlenmesi,
- sürmekte olan saldırıya son verilmesi,
- sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespiti,
- bunlarla birlikte düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması.
Davacının maddi ve manevi tazminat istemleri ile hukuka aykırı saldırı dolayısıyla elde edilmiş olan kazancın vekâletsiz iş görme hükümlerine göre kendisine verilmesine ilişkin istemde bulunma hakkı saklıdır.
Görevli ve yetkili mahkeme: Şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir (HMK 2/1). Uyuşmazlığın niteliğine göre başka bir hukuk mahkemesi görevli olabilir; yukarıdaki Ankara BAM kararına konu dava, örneğin asliye ticaret mahkemesinde görülmüştür. Yetki bakımından davacı, kişilik haklarının korunması için kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilir (TMK 25).
Doğru mahkemenin ve doğru hukuki dayanağın seçilmesi sonucu doğrudan etkiler. İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesi’nin 27.02.2026 tarihli ve E.2026/70, K.2026/359 sayılı kararında, bir bankanın sosyal medya paylaşımlarının kaldırılması için Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’ne marka hakkı ve ticari itibar gerekçesiyle yaptığı ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin karara karşı istinaf başvurusu reddedilmiştir. Daire, TMK 24-25 kapsamındaki kişilik hakkı incelemesinin bu mahkemenin görev alanında olmadığını, talebin yalnızca marka hakkı yönünden incelenebileceğini ve bu yönden yaklaşık ispatın sağlanamadığını belirtmiştir. Bu karar, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesinin görev alanıyla sınırlı bir uyuşmazlığa ilişkindir; kişilik hakkı ihlali nedeniyle açılacak her internet içeriği davasında görevli mahkemeyi tek başına belirleyen genel bir kural olarak değerlendirilmemelidir.
İhtiyati Tedbirle İçeriğin Kaldırılması (HMK 389-397)
Dava sonuçlanıncaya kadar içeriğin yayında kalması zararı büyütecekse, mahkemeden ihtiyati tedbir istenebilir:
- Şartı: Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın ya da ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi (HMK 389).
- Ne zaman ve nereden: Dava açılmadan önce esas hakkında görevli ve yetkili mahkemeden, dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden (HMK 390/1).
- Karşı taraf dinlenmeden: Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir (HMK 390/2).
- Yaklaşık ispat: Tedbir sebebi ve türü açıkça belirtilmeli, davanın esası yönünden haklılık yaklaşık olarak ispat edilmelidir (HMK 390/3).
- Tedbirin içeriği: Mahkeme, sakıncayı ortadan kaldıracak her türlü tedbire karar verebilir (HMK 391). İhtiyati tedbir kapsamında içeriğin yayından kaldırılması veya erişimin engellenmesi yönünde talepte bulunulması değerlendirilebilir. Ancak bu talebin kabulü; kişilik hakkı ihlalinin niteliğine, yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmesine, tedbirin gerekliliğine ve ölçülülüğüne, ayrıca ifade ve basın özgürlüğüyle kurulması gereken dengeye bağlıdır. 5651 sayılı Kanun’un iptal edilen 9 uncu maddesindeki özel usulün yerine genel hükümlere dayanılarak aynı sonucun her durumda elde edilebileceği varsayılmamalıdır.
- Teminat: Kural olarak teminat gösterilir; talep resmî belgeye veya başka bir kesin delile dayanıyorsa ya da durum ve koşullar gerektiriyorsa mahkeme gerekçesini açıkça belirterek teminat alınmamasına karar verebilir. Adli yardımdan yararlanan kişinin teminat göstermesi gerekmez (HMK 392/1).
- Tedbirin uygulanmasını isteme süresi: İhtiyati tedbirin uygulanması, kararın tedbir isteyen tarafa tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde talep edilmelidir. Aksi hâlde, kanuni süre içinde dava açılmış olsa dahi tedbir kararı kendiliğinden kalkar (HMK m. 393/1).
- Esas davayı açma ve belgeyi sunma: Tedbir dava açılmadan önce alınmışsa, tedbirin uygulanması talep edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas dava açılmalı ve dava açıldığına ilişkin evrak, tedbiri uygulayan memura ibraz edilerek dosyaya konulmalıdır. Aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar (HMK m. 397/1).
- Ret kararına ve yüzüne karşı verilen tedbir kararına karşı kanun yolu: İhtiyati tedbir talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilir ve bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir. Ayrıca, aleyhine ihtiyati tedbir kararı yüzüne karşı verilen taraf da kanun yoluna başvurabilir. Bu başvurular öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır (HMK m. 391/3). Karar karşı taraf dinlenmeden verilmişse HMK m. 394 kapsamındaki itiraz yolu ayrıca değerlendirilir.
- İtiraz: Karşı taraf dinlenmeden verilen ihtiyati tedbir kararına itiraz edilebilir. HMK m. 394/2 uyarınca, tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa uygulama tarihinden; hazır bulunmuyorsa uygulamaya ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak kararı veren mahkemeye itiraz edilebilir.
Manevi Tazminat (TBK 58)
Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören kişi, uğradığı manevi zarar karşılığında manevi tazminat isteyebilir. Hâkim bu tazminat yerine veya buna ek olarak başka bir giderim biçimine, özellikle saldırıyı kınayan bir karar verilmesine ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir (TBK 58).
Platforma ve Sosyal Ağ Sağlayıcıya Başvuru
İçeriğin yayımlandığı sitenin veya sosyal medya platformunun bildirim mekanizmalarına başvurmak çoğu zaman en hızlı yoldur. Başvuruda içeriğin URL adresleri, yayın tarihi ve hangi değerin ihlal edildiği açıkça belirtilmelidir. Bu, mahkemeye başvurmadan önce zorunlu bir aşama değildir.
Türkiye’den günlük erişimi bir milyondan fazla olan sosyal ağ sağlayıcıların başvurulara en geç 48 saat içinde cevap verme ve olumsuz cevaplarını gerekçelendirme yükümlülüğü, 5651 sayılı Kanun’un ek 4 üncü maddesinde düzenlenmiştir. Yürürlükteki metin bu yükümlülüğü 9 uncu ve 9/A maddeleri kapsamındaki içeriklere yönelik başvurularla sınırlamaktadır. 9 uncu madde iptal edildiğinden, 1 Kasım 2026’ya kadar yükümlülüğün açıkça uygulandığı alan özel hayatın gizliliğine ilişkin (9/A) başvurulardır. Kişilik hakkı ihlali iddiasıyla yapılan başvurular bakımından ise iptal edilmiş maddeye yapılan atfın etkisi ayrıca değerlendirilmelidir; bu konuda kesin bir sonuç çıkarılmamalıdır. 7578 sayılı Kanun’la söz konusu sınırlama kaldırılmış olup değişiklik 1 Kasım 2026’da yürürlüğe girecektir. Bu yükümlülük, sosyal ağ sağlayıcısının başvuruyu cevaplandırmasına ilişkindir; mahkemenin karar süresiyle karıştırılmamalıdır. Platformun başvuruyu reddetmesi, hukuk mahkemesine başvurma hakkını etkilemez. Ayrıntılar için yeni sosyal medya düzenlemesi yazımıza bakabilirsiniz.
Özel Hayatın Gizliliği İhlali: 9/A Ayrı Bir Yoldur
İnternet ortamındaki bir yayın nedeniyle özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiğini iddia eden kişiler, 5651 sayılı Kanun’un 9/A maddesi kapsamında Siber Güvenlik Başkanlığına doğrudan başvurarak erişimin engellenmesi tedbirinin uygulanmasını isteyebilir. Başvuruda, ihlale neden olduğu ileri sürülen yayının tam URL adresi, ihlalin hangi yönlerden gerçekleştiğine ilişkin açıklamalar ve kimlik bilgilerini ispatlayan bilgiler bulunmalıdır; bu bilgilerde eksiklik olması hâlinde talep işleme konulmaz.
Başkan, talebi uygulanmak üzere derhâl Erişim Sağlayıcıları Birliğine bildirir. Erişim sağlayıcılar, tedbir talebini derhâl ve en geç dört saat içinde yerine getirir. Ancak erişimin engellenmesini isteyen kişinin, talepte bulunduğu saatten itibaren 24 saat içinde bu talebi sulh ceza hâkiminin kararına sunması gerekir. Hâkim, özel hayatın gizliliğinin ihlal edilip edilmediğini değerlendirerek en geç 48 saat içinde kararını açıklar. Bu süre içinde karar verilmezse erişimin engellenmesi tedbiri kendiliğinden kalkar.
Ayrıca 5651 sayılı Kanun’un 9/A maddesinin sekizinci ve dokuzuncu fıkraları, özel hayatın gizliliğinin ihlaline bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hâller için ayrı bir usul öngörür. Bu durumda doğrudan Siber Güvenlik Başkanının emri üzerine Başkanlık tarafından erişimin engellenmesi tedbiri uygulanabilir. Bu karar 24 saat içinde sulh ceza hâkiminin onayına sunulmalı; hâkim kararını 48 saat içinde açıklamalıdır. Bu, kişinin kendi başvurusuyla işleyen usulden ayrı ve istisnai bir mekanizmadır.
Bu yol, iptal edilen 9 uncu maddenin yerine geçen genel bir kişilik hakkı başvurusu değildir. Yalnızca özel hayatın gizliliğinin ihlaline ilişkin şartlar bakımından uygulanabilir; hakaret veya itibar zedeleme gibi her kişilik hakkı ihlalini kapsamaz. Ayrıntılar için özel hayatın gizliliği nedeniyle erişimin engellenmesi yazımıza bakabilirsiniz.
Kişilik Hakkı İhlali Aynı Zamanda Suç Oluşturuyorsa
İçerik hakaret (TCK m. 125) veya başka bir suç oluşturuyorsa Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulabilir ya da şikâyet hakkı varsa şikâyet yapılabilir. Şikâyete bağlı hakaret suçunda şikâyet süresi, fiil ve failin öğrenilmesinden itibaren altı ay olup her hâlükârda fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez (TCK m. 73/1-2). Hakaret, 5651 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinde sayılan katalog suçlardan değildir; bu nedenle hakarete ilişkin ceza başvurusu tek başına m. 8 kapsamında erişim engellenmesini sağlamaz. İçerik m. 8’de sayılan katalog suçlardan birini oluşturuyorsa bu maddeye özgü usul ayrıca değerlendirilmelidir. Kişilik hakkının korunmasına ilişkin hukuk yolu da olayın niteliğine göre ayrıca gündeme gelebilir.
Başvuru Süresi Var mı?
Eski 9 uncu maddeye göre “içerik yayında kaldıkça süre yoktur” denebiliyordu; bu madde artık uygulanmaz. Güncel durumda süre, seçilen hukuki yola ve talebin türüne göre değişir. TMK 25 sürmekte olan saldırıya son verilmesini düzenlediğinden, saldırının durdurulması talebi saldırı devam ettiği sürece ileri sürülebilir. Ancak bu, her talep türü için süre sorunu bulunmadığı anlamına gelmez; tazminat talepleri zamanaşımına tabidir ve diğer taleplerin süreleri de kendi hukuki niteliklerine göre ayrıca incelenmelidir. Bunun yanında ihtiyati tedbirin uygulanması kararın tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde talep edilmeli (HMK 393), dava açılmadan önce alınan tedbirde esas dava iki hafta içinde açılmalıdır (HMK 397); özel hayat ihlalinde 9/A talebi 24 saat içinde sulh ceza hâkiminin kararına sunulmalıdır, hakaret şikâyetinde ise TCK 73’teki süreler uygulanır. Delillerin kaybolmaması için içeriğin tespit edilmesi ve vakit kaybetmeden harekete geçilmesi önemlidir.
İçerik Kaldırma ve İhtiyati Tedbir Dilekçesi
Kişilik hakkı ihlalinde dilekçe, eski 9 uncu maddeye dayalı bir sulh ceza hâkimliği başvurusu olarak değil, hukuk mahkemesine sunulacak dava ve ihtiyati tedbir dilekçesi olarak hazırlanır. Bu dilekçede:
- ihlale konu içeriklerin URL adresleri ve tespitleri (ekran görüntüsü, yayın tarihi),
- hangi kişilik değerinin nasıl ihlal edildiği ve saldırının hukuka aykırılığı,
- talep edilen hukuki koruma (saldırının durdurulması, içeriğin kaldırılması, tespit, kararın yayımlanması, tazminat),
- ihtiyati tedbir talebi varsa tedbir sebebi, türü ve yaklaşık ispat delilleri,
- teminat konusundaki talep
yer almalıdır. Güncel bir örnek için içeriğin yayından çıkarılması ve erişimin engellenmesi dilekçe örneği sayfamıza bakabilirsiniz. Özel hayatın gizliliğine ilişkin 9/A başvurusu ise ayrı bir başvurudur ve Siber Güvenlik Başkanlığına yapılır; bu başvurunun reddine karşı izlenecek yol için erişimin engellenmesi red kararına itiraz dilekçesi sayfamıza bakabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Kişilik hakkı ihlali nedeniyle sulh ceza hâkimliğine hâlâ başvurulabilir mi?
Eski 9 uncu maddedeki doğrudan sulh ceza hâkimliği başvuru usulü, maddenin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi ve iptalin 10 Ekim 2024’te yürürlüğe girmesiyle uygulanamaz hâle gelmiştir. Kişilik hakkı temelli içerik kaldırma talepleri TMK 24-25 ve HMK’nın ihtiyati tedbir hükümleri çerçevesinde hukuk mahkemesinde değerlendirilir. Özel hayatın gizliliği ihlallerinde ise 9/A yolu ayrıca açıktır.
2. İçeriğin hızlıca kaldırılması için ne yapılabilir?
Platforma bildirimde bulunulabilir ve hukuk mahkemesinden ihtiyati tedbir istenebilir. Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde mahkeme karşı tarafı dinlemeden tedbire karar verebilir (HMK 390/2). Dava açılmadan önce alınan tedbirde esas dava iki hafta içinde açılmalıdır.
3. Dava hangi mahkemede açılır?
Kural olarak asliye hukuk mahkemesinde (HMK 2/1). Davacı kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesini seçebilir (TMK 25).
4. 9/A maddesi kişilik hakları için de kullanılabilir mi?
Hayır. 9/A yalnızca özel hayatın gizliliğinin ihlaline ilişkindir; hakaret veya itibar zedeleme gibi ihlaller için hukuk mahkemesi yolu izlenir.
Sonuç
5651 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinin iptaliyle kişilik hakkı ihlallerinde sulh ceza hâkimliğine doğrudan başvuru usulü sona ermiş; bu talepler genel hükümler çerçevesinde hukuk mahkemesinde değerlendirilir hâle gelmiştir. Hızlı sonuç için platform başvurusu ile ihtiyati tedbir birlikte değerlendirilmeli; özel hayat ihlallerinde 9/A, suç oluşturan içeriklerde ceza yolu ayrıca düşünülmelidir. Öner Hukuk ve Danışmanlık, internet içeriği kaynaklı kişilik hakkı uyuşmazlıklarında dava, ihtiyati tedbir ve platform başvurusu süreçlerinde hukuki destek sunmaktadır.

