Hakaret Suçu ve Cezası

hakaret suçu ve cezası

Hakaret Suçu Nedir?

Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldırmak “Hakaret Suçunu”oluşturur.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) sosyal medyada hakaret suçu özel olarak düzenlenmemiştir. Hakaret suçu “Şerefe Karşı Suçlar” başlığı altında, 125 – 131’inci maddeler arasında düzenlenmiştir.

TCK md. 125  – Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

Hakaret suçu kasten işlenmelidir. Ama olası kast ile de işlenebilir. Bu durumda faile verilecek ceza TCK’nın 21/2’nci maddesi uyarınca indirilecektir. Örneğin, bir kimse bahçede komşusu hakkında konuşurken “duyarsa duysun” diye hakaret içeren sözleri söyler, mağdur da bu sözleri duyarsa, suç olası kastla işlenmiş sayılacaktır.

Kanunda bu suçun taksirli haline yer verilmediğinden, hakaret suçunun taksirle işlenmesi mümkün değildir. Örneğin; yabancı ülke vatandaşı olan fail, Türk örf ve adetlerini veya Türkiye’yi iyi bilmese ve mağdura iltifat ettiğini düşünerek, sosyal medyada onur kırıcı içeren paylaşımlarda bulunsa veya gıyapta hakaret halinde fail bir veya iki kişiyle ihtilat etmek istemesine rağmen, bilgisi dışında başka kişilerin de hakaret içeren fiilleri öğrenmeleri durumunda fail söz konusu taksirli hareketlerden dolayı cezalandırılmayacaktır.

Hakaret Suçunun Cezası Nedir?

Bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Eğer hakaret fiili sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti şeklinde işleniyorsa ceza yine 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası şeklinde olacaktır. Eğer hakim, para cezasına hükmedecekse, bu para cezasının alt sınırı, maddede belirtilen hapis cezasının alt sınırından az olmayacaktır. Aynı şekilde yine para cezası tercih edilecekse, üst sınır da, 2 yıla karşılık gelecek para cezasından fazla olamayacaktır. (TCK md. 61/9)

Hakaret Suçunun Nitelikli Halleri

Hakaret suçu;

  • Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,
  • Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,
  • Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle,

İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamayacaktır.

Hakaretin alenen işlenmesi halinde de ceza altıda biri oranında artırılır.

Kurul halinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır.

Hakaret Suçunda Korunan Hukuki Yarar

Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı ve diğer fertler katındaki saygınlığıdır.

Suçun Faili Ve Mağduru

Türk Ceza Kanunu 125. Maddesinde fail (suç işleyen kişi) bakımından herhangi bir özellik aranmadığından dolayı herkes bu suçun faili olabilecektir. Hakaret suçunun faili, ancak gerçek kişiler olabilir. Çünkü onur kırma teşkil eden bir fiil, ancak bir insan tarafından gerçekleştirilebilir. Bir tüzel kişiliği temsilen yapılan hakaret niteliğindeki fiillerde, fiil her ne kadar tüzel kişilik adına gerçekleşmiş olsa da, cezai anlamda sorumluluk, o tüzel kişiliğin kanunda belirtilen ilgili organlarındaki kişilere aittir. İsnat yeteneği olmayan, sağır–dilsiz, akıl hastaları ve çocukları hakaret suçunda kullanan kişi bu suçtan dolayı sorumludur.

Hakaret suçunun mağduru, gerçek ve tüzel kişiler olabilir. Tüzel kişiler, suçun faili olamasalar da, mağduru olabilirler. Çünkü mağdur olmak için, kişilik sahibi olmak yeterlidir. Sağır-dilsiz, akıl hastaları ve 12 yaşından küçükler de bu suçun mağduru olabilirler. Hakaret suçunun mağduru olmak için mağdurun kimliğinin açıkça belirtilmesine gerek yoktur. Durumun özelliklerinden onur kırıcı fiilin kime yönelik yapıldığı çıkarılabiliyorsa suç gerçekleşmiş demektir.

Ölüler bu suçun mağduru olamazlar. Ölmekle kişi sıfatı sona erer. Ölülere hakaret halinde uygulanabilecek ayrı özel bir hüküm (TCK md. 130) bulunmaktadır.

Hakaret Suçunun Alenen İşlenmesi Ne Demektir?

Türk Ceza Kanunu 125. maddesinin 4. fıkrasında hakaretin alenen işlenmesi halinde cezanın altıda biri oranında arttırılacağı belirtilmiştir. Aleniyet, kelime anlamı olarak “açıklık” anlamına gelmektedir. Hakaret fiilinin herhangi bir kimse tarafından görüp işitilebileceği bir ortamda söylenmesi halinde aleniyetin gerçekleştiğini kabul etmek gerekir.

Aleniyetin gerçekleşmesi için mutlaka basın yayın araçlarıyla hakaret edilmiş olması gerekmez. Ancak basın yayın araçlarının bilgiyi birçok kişiye taşıma niteliğinden dolayı basın ve yayın yoluyla işlenmiş olan hakaret suçunda aleniyetin gerçekleştiğini kabul etmek gerekecektir. Günümüzde internet üzerinden yürütülen facebook, twitter, instagram vs. haberleşme biçimleri sırasındaki hakaret fiillerinde de aleniyetin gerçekleştiğini kabul etmek gerekir.

YCGK’nun 09.11.1953 sayılı kararında; “aleniyetin, herkesin veya birçok kimselerin duyup görmesiyle değil duyup görebilmesi mümkün ve muhtemel yerlerde fiilen işlenmesiyle” gerçekleşeceği kabul edilmiştir. YCGK’nun 05.12.1966 tarih ve 276 esas 456 karar sayılı kararında ise: “aleniyet, gerçekte aleniyet unsurunu meydana getiren umumi yerde sanıktan başka bir veya birkaç kişinin bulunması değil ve fakat bir veya birden fazla kişinin umumi yerde işlenen fiili görüp işitebilmesidir. Bu nedenle aleniyet için bir kimsenin umumi yerde bulunması şart olmayıp işlenen suçu görüp işitebilme ihtimali yeterli sayılır. Başka deyimle aleniyet suçun göz önünde işlenmesi anlamını kapsamayıp işlendiği yerin umumi bir yer olması ve görülebilme, işitilebilme imkanına sahip olmasıdır

Suçun işlendiği yerin aleni yerlerden olup olmadığı konusunda tereddüt varsa, keşif yapılıp, bilirkişi raporu alınmalıdır. Kamu binaları herkesin girip çıkabileceği yerlerden olduğundan buraların aleni yerlerden olduğu konusunda şüphe bulunmamaktadır.

Hakaret Suçunda Şikayet ve Zamanaşımı Süresi

Hakaret suçunun takibi şikayete bağlıdır. Mağdur kişi şikayetçi olmadan fail hakkında herhangi bir soruşturma başlatılmaz. Ancak hakaret suçu, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi durumunda soruşturma ve kovuşturma şikayete bağlı değildir. (TCK md. 131/1) Bunun sebebi, kamu görevlisinin şeref ve onurunun ve kamunun itibarının korunmasının amaçlanmasıdır.

Mağdur kişi fiili öğrendiği günden itibaren altı ay içinde şikayette bulunmalıdır. Mağdur, şikayet etmeden önce ölürse veya suç ölmüş olan kişinin hatırasına karşı işlenmiş ise; ölenin ikinci dereceye kadar üstsoy ve altsoyu, eş veya kardeşleri tarafından şikayette bulunulabilir. (TCK md. 131/2) Mağdurun şikayet hakkını kullandıktan sonra ölmesi halinde ise, vazgeçme ve uzlaşma kurumları uygulanmayacaktır.

Hakaret suçunun dava zamanaşımı süresi (nitelikli halleri de dahil) 8 yıldır. Dava zamanaşımını kesen sebeplerin varlığı halinde, dava zamanaşımı süresi en fazla 12 yıl olabilecektir.( TCK md. 66/1-e, ve 67/4.)

Suçun işlendiği sırada fail (suç işleyen kişi), 12 yaşını doldurmuş olup da henüz 15 yaşını doldurmamış ise bu sürelerin yarısı, 15 yaşını doldurmuş olup da henüz 18 yaşını doldurmamış ise bu sürelerin üçte ikisinin geçmesi, zamanaşımının dolması için yeterlidir. (TCK md.66/2)

Hakaret fiilinden dolayı kamu davası açıldıktan sonra mağdurun şikayetinden vazgeçmesi durumunda, vazgeçmeyi kabul edip etmediği sanığa sorulmalıdır. Sanık kabul ederse davanın düşmesine karar verilecektir.

Hakaret Suçunda Uzlaştırma

Öncelikle uzlaştırmanın ne olduğunu belirtelim. Uzlaştırma kapsamına giren bir suç nedeniyle başlatılan soruşturma veya kovuşturma sırasında; şüpheli veya sanık ile mağdur, suçtan zarar gören veya kanuni temsilcinin, Cumhuriyet savcısı tarafından görevlendirilen tarafsız bir uzlaştırmacı marifetiyle anlaştırılmaları suretiyle, uyuşmazlığın giderilmesi sürecidir.

Hakaret suçu uzlaştırmaya tabi bir suçtur. Ancak; kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hakaret suçu uzlaştırmaya tabi değildir. Ayrıca bu durum yukarıda belirttiğimiz gibi şikayete de tabi değildir.

Hakaret Suçunda Zincirleme Suç Hükümleri Uygulanması Nedir?

Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi veya değişik zamanlarda aynı kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda zincirleme suç hükümleri uygulanacaktır. Zincirleme suç hükümlerine göre; sadece bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. (TCK md. 43/1-2)

Örnek vermek gerekirse; failin belli bir zaman aralığı girmeksizin aynı eylemin devamı niteliğinde olan mesajlardan dolayı hakaret suçuna zincirleme suç hükümleri uygulanacaktır. Yani fail gönderdiği tüm mesajlardan dolayı tek bir ceza alacak ama bu ceza arttırılacaktır.

Başka bir örnek verirsek; Failin, bir topluluğa karşı “hepiniz şerefsizsiniz” demesi halinde tek bir hakaret suçu oluşacaktır. Bu hakaret suçuna zincirleme suç hükümleri uygulanarak cezada artırıma gidilecektir.

Hukuka Aykırılığı Ortadan Kaldıran Nedenin Bulunması

Hakaret suçunda, hukuka aykırılığı kaldıran neden olarak, onur kırıcı fiile maruz kalan kişinin rızasının bulunması, fiili suç olmaktan çıkarır. Rızanın bir hukuka aykırılığı ortadan kaldıran neden olabilmesi için, bir takım koşulları içermesi gerekir. İlk önce, rıza açıklamasının, onur kırıcı fiilin işlenmesinden önce veya en geç fiilin işlendiği zamanda bulunması gerekir. Rıza, onur kırıcı fiilin işlenmesinden sonra açıklanırsa, fiil hukuka uygunluktan yararlanmaz. Sonradan rıza göstermek ile şikayetten vazgeçmeyi birbirine karıştırmamak gerekir. Şikayet, soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin başlanmasını sağlar ve dolayısıyla yargılama ile ilgilidir. Rıza ise, yargılama aşamasından önce söz konusu olup, suç teşkil eden fiile ilişkindir. Şikayet, soruşturma veya kovuşturma koşulu iken; rıza, hukuka uygunluk nedenidir. Rızanın açıklanış biçimi önemli değildir. Açık, kapalı, yazılı, sözlü, mimiklerle vb. birden çok şekilde açıklanabilir. Burada önemli olan, rıza açıklama yönünde irade beyanının olmasıdır. Lakin unutulmamalıdır ki, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret edilmişse, bu durumda kamu görevlisinin rızası hukuka aykırılığı ortadan kaldırmayacaktır. Zira bu suçta yalnızca kamu görevlisi değil, devlete ait bir menfaat de korunmaktadır.

TCK’nın 127’nci maddesinde düzenlenen ispat koşullarının gerçekleşmesi halinde faile ceza verilmeyecektir. Benzer şekilde failin eylemi TCK’nın 128’inci maddesinde belirlenen iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında görülmesi halinde de faile ceza verilmeyecektir.

Ayrıca TCK 129. Maddeye göre; Hakaret suçunun haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir. Bu suçun, kasten yaralama suçuna tepki olarak işlenmesi halinde, kişiye ceza verilmez. Hakaret suçunun karşılıklı olarak işlenmesi halinde, olayın mahiyetine göre, taraflardan her ikisi veya biri hakkında verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir. Haksız fiilde bulunan mağdurun akıl hastası veya sağır / dilsiz gibi isnat kabiliyeti bulunmayan bir kişi olması, bu özel tahrik hükmünün uygulanmasına engel teşkil etmemektedir.

Ancak belirtmeliyiz ki, buradaki haksız hareketin kasten yaralama veya hakaret niteliğinde de olmaması gerekmektedir. Zira, eğer hakaret, kasten yaralamaya tepki olarak işlenmiş ise, TCK’nın 129/2’nci maddesi; hakarete tepki olarak işlenmiş ise TCK’nın 129/3’üncü maddesi uygulama alanı bulacaktır. Hakaretin kasten yaralama suçuna tepki olarak işlenmesi halinde, kişiye ceza verilmez. (TCK md 129/2)

Hakaret Suçunda Teşebbüs

Teşebbüs; TCK’nın 35. maddesinde düzenlenmiştir. Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulacaktır. Yani netice gerçekleşirse suç oluşacaktır.

Örneğin, posta yoluyla yapılan hakaret suçunda, hakaret niteliği taşıyan mektup, postacının yanlışlıkla başkasının kutusuna atmasından dolayı, muhataba ulaşmaması halinde, suç teşebbüs aşamasında kalmış olacaktır.

Bir görüşe göre gıyapta (yoklukta) hakarete de teşebbüs mümkündür. Örneğin fail X, mağdur A’ya gıyabında hakaret etmek için 3 ayrı kişiye (B,C ve D’ye) e-posta göndermiş ve e-posta failin elinde olmayan sebeplerden dolayı alıcılardan birine (hatta hiç birine) ulaşmamış olabilir. Bu durumda failin gıyapta hakaret suçuna teşebbüs ettiği ileri sürülmüştür.

Hakaret Suçunun Gerçekleşme Biçimleri

1-) Mağdurun Yüzüne Karşı

Mağdurun kendisine o an hakaret edildiğini anlayabildiği durumlarda huzurda hakaretten söz edilebilir. Faille mağdurun birbirini görmesi gerekmez. Mağdur saygınlığının hedef alındığını bizzat görmüş, işitmiş ve o anda fark etmiş olacaktır. Sağır olan mağdurun yüz yüze olmak şartıyla kendisine yöneltilen hakareti hissetmiş ancak tam olarak içeriğini algılayamamakla birlikte o anda hazır bulunanlardan öğrenmiş olması halinde yine huzurda gerçekleştiğini kabul etmek gerekir. Failin üçüncü kişilerle konuşurken varlığından habersiz olduğu mağdurun söylenenleri duyması, eylemin huzurda işlendiğini göstermez. Bu durumda da suçun yoklukta işlendiğini kabul etmek gerekir. Yargıtay İçtihatlarının da bu yönde olduğunu görmekteyiz.

Mağdura telefon, e-posta, mektup vb. gibi iletişim yöntemleri kullanılarak yapılan hakaret de mağdurun yüzüne karşı yapılmış sayılabilir. Mağdurun bu iletişim araçlarıyla kendisine yapılan hakareti öğrenmesi hakaret suçunun oluşması için yeterlidir.

2-) Huzura Eşit Sayılan Araçlar (Sesli, yazılı ve görüntülü ileti) Kullanılması

TCK 125. maddenin 2. fıkrası ile yapılan düzenlemede; “suçun mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde birinci fıkrada belirtilen cezaya hükmolunacağı” açıklanmıştır. Buna göre mektup, telefon, telgraf, cep telefonu (ses ya da mesaj ile) ya da e-posta yolu ile hakaret suçunun oluşumu için, mektubun ya da telgrafın doğrudan mağdura gönderilmiş, telefon görüşmesinin mağdurla yapılmış, mesajın ve e-posta iletisinin doğrudan mağdura ait cihazlara gönderilmiş olması gereklidir. Mağdura gönderilen mektup, faks, telgraf, SMS, e-posta ve benzeri iletilerle ve telefon, mikrofon kullanılarak yapılan hakaret, huzurda hakaret olarak değerlendirilecektir. Hakaretin ileti ile işlendiği hallerde huzurda hakaretten söz etmek için bunların muhataba gönderilmiş olması gereklidir. Ancak doktrinde gönderilen kişinin sıfatı ve mağdurla ilişkisi nedeniyle mağdura verileceğinin muhakkak olduğu hallerde de eylemin huzurda işlenmiş sayılacağı savunulmuştur.

3-) Gıyapta (Yoklukta) Hakaret suçu

Mağdurun yokluğunda hakaret suçu, hakaret edenin söz ve davranışlarını en az 3 kişinin öğrenmesiyle oluşabilir. Hakaret edilen ortamda mağdurun olmadığı hallerde kanun hakaret teşkil eden fiilin 3 kişiyle ihtilat halinde işlenmesi şartını aramaktadır. (TCK md. 125/1) Suçun faili ihtilatı bilerek ve isteyerek gerçekleştirmelidir.

Peki, İhtilat nedir? Buradaki ihtilat kelimesinin sözlükteki karşılığı “karışıp görüşme, karışma, katılma, bir araya gelme”anlamındadır. Üç kişinin aynı yerde olması şartı aranmamaktadır. Önemli olan üç kişinin hakareti öğrenmesidir. Örneğin, bina koridorunda mağdura hitaben gıyabında, “X adam şerefsiz” diye bağıran bir kişinin sözlerini kendi evlerinde oturan 3 komşu duyduğu takdirde hakaret suçu oluşmuş sayılır. Hakaret içerikli aynı mailin mağdurun kendisine değil de kendisi dışındaki 3 kişiye gönderilmesi halinde de hakaret suçu oluşur. Mağdurun yokluğunda hakaret halinde, hakaret edenin sözlerini yalnızca 2 kişi veya 1 kişi öğrenirse hakaret suçu oluşmayacaktır.

Fail bir kişiyle ihtilat etmekle beraber, bu kimseden haberi yaymasını isterse, ihtilat gerçekleşmiş olacaktır. Burada önemli olan nedensellik bağının gerçekleşmesidir. Failin hareketi ile ihtilat arasında illiyet bulunmalıdır. Önemli olan failin söylediği sözleri veya yaptığı hareketleri kaç kişinin duyduğu veya gördüğü değil, failin kaç kişi ile ihtilat etmek istediğidir. İhtilat edilen şahısların birbirleriyle, fail ya da mağdurla aralarındaki bağın önemi yoktur. Bu kişilerin ihtilat konusunu anlayabilecek durumda olmaları gerekmektedir. Küçükler (temyiz kudreti bulunmayan), akıl hastaları, konuşulan dili bilmeyenler söz konusu olduğunda ihtilatın oluştuğundan söz edilmemelidir. Aynı şekilde, kişiler, sarhoşluk, dalgınlık gibi sebeplerle ihtilat konusunu algılayamamış iseler ihtilat unsuru yine oluşmayacaktır. İhtilatın sözle gerçekleştirilmesi zorunlu değildir. Herhangi bir iletim aracıyla (mektup, SMS, e-posta) en az üç kişiye ulaştırılmış olması suçun oluşması için yeterlidir.

Hakaret Suçunda Görevli Ve Yetkili Mahkeme

Sosyal medya aracılığıyla işlenen hakaret suçları dahil tüm hakaret suçları ile ilgili görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir.

Hakaret suçunda yetkili mahkeme ise Ceza Muhakemesi Kanunu m. 12’ye göre belirlenecektir. Buna göre, dava esasen suçun işlendiği yer mahkemesinde görülecektir. Ancak suçun işlendiği yer belli değilse, bu durumda 13. maddeye göre şüphelinin yakalandığı yer, yakalanmamışsa yerleşim yeri mahkemesi; şüphelinin Türkiye’de yerleşim yeri yoksa Türkiye’de en son adresinin bulunduğu yer mahkemesi yetkili olacaktır.

 

HAKARET SUÇUYLA İLGİLİ YARGITAY KARARLARI

1-) Allah belanızı versin demek hakaret sayılmaz.

Hakaret suçundan kurulan hükme yönelik temyize gelince;
Sanık tarafından söylenen “Allah hepinizi yaksın, geberin, Allah hepinizin belasını versin” biçimindeki sözlerin beddua teşkil edip bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek söz ve davranış niteliğinde olmadığı gözetilmeden sanığın yüklenen suçtan beraatı yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten BOZULMASINA, 06.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

2-) ABD Adli Makamlarının cevap vermemesi nedeniyle dosya kapatılamaz.

Somut olayda müşteki vekilinin, şüpheli …’ın @sinemums kullanıcı adlı twıtter uzantılı sosyal medya hesabından “Sen de ne konuştun ya iğrenç adam pis tacizci” şeklindeki paylaşım ile müvekkiline karşı hakaret ve iftira suçunun işlendiği iddiaları üzerine yaptığı şikâyet üzerine, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca facebook, twitter, İnstagram isimli sosyal paylaşım siteleri ile ilgili olarak yapılan istinabe taleplerini ABD adIî makamlarının cevaplamadığı bu nedenle şüpheliye ulaşılamadığı gerekçesiyle iddiaların soyut nitelikte kaldığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, söz konusu sosyal medya hesabı ile ilgili açık kaynak araştırması yaptırılması, şüphelinin kimlik bilgilerinin tespiti durumunda savunmasının alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.

 

Daha ayrıntılı bilgi ve hukuki destek için bizimle İLETİŞİME geçebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir