Kategori: Genel Kategori

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Nedir?

Trafik kazasında ölen kişinin bakmakla yükümlü olduğu kişilere yapılan tazminat ödemesine “destekten yoksun kalma tazminatı” denir. Ölüm neticesi olarak diğer kimseler ölen kişinin yardımından mahrum kaldıkları takdirde onların bu zararını da tazmin etmek gerekmektedir.

Okumaya devam et

Kanuni Mirasçılar ve Miras Payı

Kanuni Mirasçılar ve Miras Payı

Mirasbırakanın terekesinden pay alan gerçek veya tüzel kişiye “mirasçı” denir. Bir kişinin ölümü veya gaip kararı verilmesi üzerine mirası (terekesi) açılır. Miras, mirasbırakanın son yerleşim yerindeki mahkemede açılacaktır.

Kanunda iki tür mirasçılık şekli düzenlenmiştir. Bunlar; kanuni mirasçı ve atanmış mirasçılardır.

Kanuni mirasçılar kimlerdir? 

Okumaya devam et

Bakırköy Avukat

Bakırköy Avukat

Avukatlık bir problem çözme mesleğidir. Ancak bu problemler yasalara ve hukuka bağlı şekilde çözülmektedir. Kişiler toplum içerisinde hayatlarını devam ettirirken başka kişilerle, devlet kurumlarıyla gerek idari gerekse mali sorunlar yaşayabilmektedirler.

Okumaya devam et

Gaiplik Davası

Gaiplik Davası

Gaip Nedir?

Kişinin ölümüne kesin gözle bakmayı gerektirecek bir durum olmamasına rağmen kişinin ölüm tehlikesi doğuran bir olayda kaybolması veya uzun zamandan beri haber alınamaması durumlarında ölmüş olma ihtimali kuvvetli olan kimseye “gaip” denir.

Gaiplik nedir?

Okumaya devam et

Mirasçılık Belgesi

Mirasçılık Belgesi

Mirasçılar murisin vefatıyla külli halefiyet gereği miras bırakana ait malvarlığını doğrudan kazanmaktadırlar. Bir diğer ifadeyle miras bırakana ait terekedeki hak ve borçlar vefat olayı ile doğrudan mirasçılara intikal edecektir.

Mirasçılık Belgesi Nedir? 

Okumaya devam et

LAZER EPİLASYON HATALARI NEDENİYLE TAZMİNAT

Lazer Epilasyon Hataları Nedeniyle Tazminat

Özellikle son zamanlarda hem erkekler hem de kadınlar tarafından yaptırılan lazer epilasyon işlemi bazen kişilerde sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Özellikle vücutta yanık oluşması en sık rastlanan problemlerdendir. Lazer epilasyon hatalarında mağdurun haklarına yönelik bir bilgilendirme yapacağız.

Lazer Epilasyon Hatası Nedeniyle Şikayetçi Olmak 

Lazer epilasyon işleminden sonra vücudunda yanık oluşan veya başka herhangi bir sağlık sorunuyla (vücutta morluk, renk değişikliği, deformasyon vb.) karşılaşan kişi lazer işlemi yapan kişi veya işletmeyi şikâyet etme hakkına sahiptir. Bu şikâyet, taksirle yaralama olan TCK 89. madde birinci fıkraya göre yapılmaktadır. Lazer epilasyon işlemi uygulayan kişi veya işletmenin kusurlu olması gerekmektedir. Kusuru bulunmayan kişi veya işletme herhangi bir ceza almayacaktır.

Lazer epilasyon hatası nedeniyle işlenen taksirle yaralama suçu şikayete tabidir. Mağdurun şikayeti olmadan kişi veya işletme hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmayacaktır. Ancak suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikayet aranmaz.

Lazer Epilasyon Tazminat Davası

Lazer epilasyon işleminin hatalı şekilde yapılması sonucu yanık oluşması veya başka bir sağlık sorunuyla karşılaşılması durumunda ve diğer koşulların da uygun düşmesi halinde mağdur kişi tazminat davası açabilecektir. Bunun dayanağı da Türk Borçlar Kanunu 470. madde ve devamı maddeleridir.

Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.

Mağdur kişi iş-eser sahibi; lazer epilasyon işlemi yapan taraf ise yüklenicidir. Eser sözleşmesinde, işin uzmanı sayılan yüklenici, yapımını yüklendiği işi, özen borcu gereği olarak fen ve sanat kurallarına, sözleşme hükümlerine, kendisine duyulan güvene ve beklenen amaca uygun şekilde yapmakla ödevlidir.

Mağdur kişinin, yapılan lazer epilasyon işlemi nedeniyle bir maddi kaybı olması halinde maddi tazminat isteyebilecektir. Kanunda yapılan düzenlemeler gereğince hâkim, maddi tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut maddi tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, maddi tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.

Mağdur kişinin manevi tazminat isteme hakkı da vardır. Mağdurun bedensel bütünlüğünün zedelenmesi nedeniyle; hak ve nesafet ilkeleriyle bağlı kalınarak, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, işlemi yapan kişinin kusurlu eyleminin mağdurda uyandırdığı elem ve ızdırabın derecesi, mağdurun toplumdaki yeri, kişiliği, hassasiyet derecesi göz önüne alınarak mağdur yararına makul bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekmektedir.

Lazer Epilasyon Maddi ve Manevi Tazminat Davası Görevli Mahkeme

Lazer epilasyon hizmeti niteliği gereği, tedavi veya estetik amaçlar dışında yapıldığında davaya bakmaya genel mahkeme değil ,Tüketici Mahkemesi görevlidir.

Lazer Epilasyon Maddi ve Manevi Tazminat Davası Yargıtay Kararları

1-) Görevli mahkeme Tüketici mahkemesidir.

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi   2017/2328 Esas  –  2017/4047 Karar

Mahkemesi :Tüketici Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, lazer epilasyon hizmeti sözleşmesinden cayma hakkını kullanan tüketicinin, sözleşme bedelinin iadesi istemine ilişkin olup, tüketici mahkemesince; taraflar arasındaki ilişki eser sözleşmesinden kaynaklandığı gerekçesiyle, davanın asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiğine dair görevsizlik kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı davalı ile 07.09.2013 tarihli sözleşme ile, 5.000,00 TL’nin kredi kartından on taksit halinde çekilmesi karşılığında, lazer epilasyon hizmeti almak üzere anlaştıklarını, yeterince incelemeden imzaladığı sözleşmeden 08.09.2013 tarihinde e-mail yoluyla cayıp, davalıya bildirmesine rağmen, taksitlerin kredi kartından tahsiline devam edildiğini belirterek, 5.000,00 TL’nin faiziyle davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalının tüketici mahkemesinin görevli olmadığına ilişkin itirazı kabul edilerek, davanın eser sözleşmesinden kaynaklandığı gerekçesiyle, asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 1. ve devamı maddelerine göre mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir ve yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilir. Davada öncelikle, lazer epilasyon hizmetine ilişkin sözleşmenin tüketici işlemi sayılıp sayılmayacağı hususu çözümlenmelidir. 6502 sayılı Yasa’nın. geçici 1. maddesine göre uygulanması gereken, dava tarihinde yürürlükte bulunan 4077 sayılı Yasa’nın amaç başlıklı 1. maddesinde; yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasa’nın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek ve tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya
hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek veya tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Yine anılan Yasa’nın 3/d maddesinde “hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyet” olarak tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı Yasa kapsamında kaldığının kabul edilebilmesi için yasanın amacı içinde, yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. 4077 sayılı Yasa’nın 23. maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür.
Somut olay değerlendirildiğinde; davacının yasada tanımlanan şekilde tüketici ve davalının da satıcı (hizmet sağlayıcı) olduğu anlaşılmaktadır. Sözleşme ve dava dilekçesi içeriğine göre lazer epilasyon hizmeti niteliği gereği, tedavi veya estetik amaçlar dışında yapıldığında davaya bakmaya genel mahkeme değil tüketici mahkemesi görevlidir. (Nitekim bkz. Yargıtay 13. HD 11.09.2012 tarih 2012/18626-19294 E-K sayılı kararı) Taraflarca ileri sürülmese bile görevin yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerekir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. O halde mahkemece işin esasına girilmesi gerekirken görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 21.11.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Daha ayrıntılı bilgi ve hukuki destek için bizimle İLETİŞİME geçebilirsiniz.

Yağmacııların Cezası Nedir_ (1)

Yağma Suçu ve Cezası

Yağma Suçu Nedir?

5237 sayılı TCK’nın 148. ve 150. Maddeleri arasında düzenlenen yağma suçu, başkasına ait taşınır bir malın “cebir” veya “tehdit” kullanılarak alınmasıyla gerçekleşir.

Buradaki tehdit ve cebir kişinin kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibariyle büyük bir zarar uğratacağından bahisle gerçekleşmelidir.

Yağma suçu “malın yağması” ve “senedin yağması” olmak üzere iki farklı alanda incelenir. TCK md. 148’in ilk fıkrası malın yağmasını anlatırken, ikinci fıkrası ise senedin yağmasını anlatır.

Burada korunan hukuki değer mağdurun malvarlığı, mülkiyeti ve zilyetlik haklarıdır.

Yargıtay içtihatlarındaki görüşe göre yağma suçunun konusunu yalnızca taşınır mallar oluşturup, taşınmaz mallar yağma suçunun konusu olamazlar.

Yağma suçunun oluşabilmesi için;

  • Başkasına ait malın alınması
  • Malın cebir veya tehdit kullanılarak alınması gerekmektedir.

Kanun bu suçun oluşabilmesi için “cebir” veya “tehdit” hareketlerinden en az birinin gerçekleşmesini öngörür. Hareketlerden ikisinin de birlikte gerçekleşmesi şart değildir.

Yağma suçunda tehdit yaşama hakkı, vücut dokunulmazlığı, cinsel dokunulmazlık ya da malvarlığı hakkına yönelik olmalıdır. Bu dört hakka yönelik olmayan tehdit, yağma suçu için geçerli olmayacaktır.

Cebir ise kişiye karşı fiziki güç kullanmak suretiyle kişinin iradesi ve hareketleri üzerinde zorlayıcı etki bırakmak suretiyle gerçekleşmelidir.

Yağma Suçunun Cezası

Yağma suçunun en basit şeklinin cezası 6 yıl ile 10 yıl arasıdır. Nitelikli yağmada suçun cezası artmaktadır.

Yağma Suçunun Nitelikli Halleri (TCK Md. 149)

Suçun temel şekline eklenen ve cezanın artırılmasını veya indirilmesini gerektiren hallere, suçun nitelikli unsurları denir. Yağma suçunda hem cezanın arttırılmasını, hem de azaltılmasını gerektiren nitelikli haller kanunda verilmiştir.

Daha Fazla Cezayı Gerektiren Haller (Nitelikli Haller)

  • Yağma Suçunun Silahla İşlenmesi: Önemli olan failde silahın korkutucu etkisinden yararlanma iradesinin olmasıdır.
  • Kişinin Kendisini Tanınmayacak Bir Hale Koyması Suretiyle İşlenmesi: Failin dış görünüşünü değiştirmesine rağmen tanınması, nitelikli halin uygulanmasına engel oluşturmayacaktır.
  • Suçun Birden Fazla Kişi Tarafından Birlikte İşlenmesi: Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için faillerin “birlikte fail” olarak hareket etmeleri gerektiğinden azmettirme ve yardım etme durumlarında bu nitelikli hal uygulanmayacaktır.
  • Yol Kesmek Suretiyle ya da Konutta, İşyerinde ve Bunların Eklentilerinde İşlenmesi: Tesadüfen yolda işlenen yağma suçlarında bu nitelikli hal uygulanmaz.
  • Beden ve Ruh Bakımından Kendisini Savunamayacak Durumda Bulunan Kişiye Karşı İşlenmesi
  • Var Olan veya Var Sayılan Suç Örgütlerinin Oluşturdukları Korkutucu Güçten Yararlanılarak İşlenmesi
  • Suç Örgütüne Yarar Sağlamak Maksadıyla İşlenmesi
  • Suçun Gece Vakti İşlenmesi 

İşlenmesi halinde, fail hakkında on yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Yağma suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. Kasten Yaralama suçu ile ilgili makalemize BURADAN ulaşabilirsiniz.

 Daha Az Cezayı Gerektiren Haller

  • Suçun Bir Hukuki İlişkiye Dayanan Alacağın Tahsili Amacıyla İşlenmesi: Bu durumlarda kişi sadece tehdit ya da kasten yaralama fiillerinden cezalandırılır.
  • Malın Değerinin Azlığı nedeniyle verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir.

Yağma Suçuna İştirak

Suça iştirak, bir kişi tarafından işlenebilecek bir suçun aralarında anlaşarak ve işbirliği yaparak birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesidir. Ancak kasten işlenen suçlar iştirak halinde işlenebilir, taksirle işlenen suçlara iştirak mümkün değildir. Bu iştirak hallerinden bahsetmek gerekirse:

  • Dolaylı faillik: bir suçun işlenmesinde bir başkasının araç olarak kullanılmasını,
  • Müşterek faillik: Birden fazla kişinin bir suçu işlemek üzere ortak karar alıp her bir failin ortak suç işleme kararı ile suça fiili bir katkıda bulunmasını,
  • Suça yardım etme: Suç işleme kararını vermiş olan kişinin suç işlemesine maddi ve manevi katkıda bulunmasını,
  • Suça azmettirme: Suç işleme konusunda bir kimsenin henüz böyle bir düşüncesi yokken ikna edilmesini ifade eder.

Yağma suçunda iştirakin her türlüsünün gerçekleşmesi mümkündür.

Yağma Suçuna Teşebbüs ve Gönüllü Vazgeçme

Ceza hukukunda suça teşebbüs, işlenmesi amaçlanan bir suçun kanunda yazılı icra hareketlerine başladıktan sonra failin iradesi dışındaki sebeplerle suçun tamamlanamamasıdır.

Fail ya icra hareketlerine başlamış ancak elinde olmayan nedenlerle tamamlayamamıştır ya da icra hareketleri tamamlanmasına rağmen failin iradesi dışında gerçekleşen engellerden dolayı netice meydana gelememiştir.

Ceza hukukunda gönüllü vazgeçme, işlemeyi amaçladığı bir suçun icra hareketlerine başlayan failin kendi iradesi veya çabasıyla hareketlere son vermesi veya suçun meydana gelmesini engellemesidir (TCK md. 36).

Yağma suçu, failin suç konusu olan malı bulunduğu yerden almasıyla tamamlanmaktadır. Yani bu suç sırf hareket suçudur. Esasında bu suça teşebbüsün mümkün olmaması gerekirken, fail suçu gerçekleştirmeye elverişli hareketlerle yani cebir veya tehdit kullanmasına rağmen yağma konusu suç unsurunu ele geçirememişse yağma suçu tamamlanamayarak teşebbüs aşamasında kalacaktır.

Yağma suçuna TCK md.36’da belirtilen koşullar gerçekleştirildiği takdirde gönüllü vazgeçme de uygulanır.

Suça teşebbüs durumunda fail için bir cezaya hükmedilir, ancak verilen cezada indirim yapılır. Gönüllü vazgeçme halinde kural olarak faile ceza verilmez, ancak failin vazgeçme anına kadar sergilediği davranışlar başlı başına başka bir suç oluşturuyorsa fail bu suç nedeniyle cezalandırılır.

Yağma Suçunda Etkin Pişmanlık

Etkin pişmanlık, kişinin işlediği suç dolayısıyla özgür iradesiyle sonradan pişman olması, suç teşkil eden fiilin doğurduğu olumsuzlukları gidermesi ve ceza adaletine olumlu davranışlarıyla katkıda bulunması halinde TCK’daki bağışlama hükümlerinin uygulanmasını sağlayan ceza kurumudur.

Mala karşı işlenen suçlarda etkin pişmanlık TCK md. 168’de düzenlenmiştir.

Yağma suçu için etkin pişmanlık mümkündür. Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak isteyen kişi, suç ortaklarının, azmettirenlerin veya suça yardım edenlerin isimlerini verdiği takdirde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilir. Aynı zamanda mağdurun uğradığı zararın aynen iade veya tazmin edilmesi ile de etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanılabilir.

Yağma suçunda suçun işlenmesinden sonra ve dava açılmadan önce etkin pişmanlıkta bulunulursa verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir. Dava açıldıktan sonra fakat hüküm verilmeden önce etkin pişmanlıkta bulunulursa verilecek ceza 1/3’üne kadar indirilebilir.

Yağma Suçunun Şikayet Süresi ve Zamanaşımı

Yağma suçu şikayete bağlı bir suç değildir. Suçun işlendiği herhangi bir şekilde öğrenildiğinde savcılık tarafından soruşturma başlatılmalıdır. Yağma suçu açısından herhangi bir şikayet süresi olmamasına rağmen suçun dava zamanaşımı 15 yıl olup, suçun işlendiği tarihten itibaren 15 yıl içinde suç savcılığa bildirilmelidir. Aksi durumda dava zamanaşımı süresi dolacağından suç ile ilgili soruşturma yapılmayacaktır.

Yağma Suçunda Görevli Mahkeme

Yağma suçu için görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemeleridir.

 

Yağma Suçu Şikayet Dilekçesi ve daha ayrıntılı bilgi ve hukuki destek için bizimle İLETİŞİME geçebilirsiniz.

Mirasın Hükmen Reddi

Mirasın Hükmen Reddi

Mirasın Hükmen Reddi Nedir ? 

Miras bırakanın ölümü tarihinde terekesinin borca batık olduğu açıkça belli veya resmen tespit edildiği takdirde, miras reddedilmiş sayılacaktır.

Miras bırakanın ölümü ile birlikte miras, yasal mirasçılara hiçbir talep olmaksızın kendiliğinden geçer. Mirasçıların kabul beyanı vermesine gerek yoktur. Miras tüm aktif ve pasifleriyle birlikte mirasçılara geçecektir.  Bu durumda mirasçılar, murisin (miras bırakan) borcundan yalnızca tereke miktarı ile değil; ayrıca kendi malvarlıkları ile de sorumlu olurlar.

Mirasın Hükmen Reddinin Şartları

1-) Miras Bırakanın Ölümü Anında Borçlarını Ödemekten Aciz Olması Gerekir

Terekenin ( malvarlığının) borca batık olması mirasın açılması anında var olmalıdır. Yargıtay uygulamasına göre terekenin borca batık olup olmadığının tespitine dair tensiben araştırma yapılması kabul edilmektedir. Buna göre mahkemece murisin aktif ve pasifine dair malvarlığı araştırması yapılmak üzere; tapuya, bankalara, trafik tescil müdürlüğüne, vergi dairesine, sosyal güvenlik kurumuna, ticaret sicil müdürlüğüne ve belediyelere müzekkereler yazılmakta, bu hususa ilişkin kolluk araştırması yaptırılıp, tanık dinlenmesi gerekir.

2-) Murisin Aczinin Açıkça Belli veya Resmen Tespit Edilmiş Olması Gerekir

Murisin (miras bırakan) ölümü anında borçlarını ödemekten aciz olması tek başına yeterli değildir. Ayrıca bu acziyetin açıkça belli olması veya resmen tespit edilmiş olması da gerekmektedir.

3-) Mirasçılar Tarafından Açık veya Zımni Olarak Mirasın Kabul Edilmemiş Olması Gerekir

Gerek açık, gerekse zımni olarak miras kabul edilmiş ise artık kabul eden açısından ret hakkının kullanılması durumu olmaz. Çünkü miras kesin olarak kazanılmış sayılır.

4-) Mirasın Hükmen Reddi Davası Muris Öldükten Sonra Açılması Gerekir

Mirasın hükmen reddi davası, ancak miras hakkının mirasçıya geçmesinden sonra mümkün olacaktır. Muris hayatta iken mirasın hükmen reddi davası açılması mümkün değildir.

Mirasın Hükmen Reddi Davası

Açılacak olan dava mirasın hükmen reddinin tespiti davasıdır. Yargıtaya göre, mirasın hükmen reddi davaları aslında menfi tespit davası özelliği göstermektedir.

Mirasın hükmen reddi durumunda mirasçı terekeden hiçbir hak talep edemeyecektir. Murisin kalan borçlarından da hiçbir şekilde sorumlu tutulmayacaktır.

Mirasın hükmen reddini isteyen mirasçı veya mirasçılar, davayı tereke alacaklıları aleyhine karşı açmalıdır. Mirasın hükmen reddi davasının tüm alacaklılara karşı açılması şart olmayıp, icra takibine başvuran, dava açan veya mirasçılar açısından böyle bir tehlike barındıran alacaklıya karşı açılması yeterlidir. Zaten dava açıldıktan sonra mahkeme murisin aktif ve pasif tüm malvarlığı bilgisini araştıracaktır.

Somut uyuşmazlıkla ilgili hukuki niteleme hâkime ait olup, mirasın hükmen reddi davası hasımsız olarak açılmışsa dava husumet eksikliğinden hemen reddedilmeyip, davacıya tereke alacaklısını davaya dahil etmesi için makul bir süre verilip sonucuna göre hareket edilmelidir. (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi)

Mirasın Hükmen Reddi Görevli Mahkeme

Mirasın hükmen reddi davasının malvarlığına ilişkin bir davadır. Bu nedenle mirasın hükmen reddi davasında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.

Mirasın Hükmen Reddi Yetkili Mahkeme

Mirasın hükmen reddi davalarında da yetkili mahkeme davalı olan tereke alacaklılarının dava tarihi itibariyle yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir.

Mirasın Hükmen Reddi Zamanaşımı 

Mirasın hükmen reddi davaları her hangi bir süreye tabi olmayıp her zaman açılabilir

Mirasın Hükmen Reddi Vekaletname

**Mirasın hükmen reddi davasının avukat aracılığı ile açılması durumunda vekaletnamede bu davanın
açılabileceğine dair özel yetki bulunmalıdır.

Mirasın Hükmen Reddi Yargıtay Kararları

1-) Vekaletnamede Özel Yetki Bulunmalıdır 

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi   2015/1835 E.  –  2015/2844 K.

MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki mirasın hükmen reddi davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 26.05.2014 gün ve 2013/14986-2014/10592 sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR

Mirasın reddi isteğinde bulunan davacı …’ın Av. …’ya verdiği vekaletnamede mirasın reddi yetkisini içeren bir ibare yer almadığından, TMK’nın velayet, vesayet ve mirasın hükümlerinin uygulanmasına ilişkin tüzüğün 39/2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren vekaletnamenin davayı takip eden Av. …’dan temin edilerek, Dairemize gönderilmesi için dosyanın MAHALLİNE İADESİNE, 16.03.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

2-) Mirasın Hükmen Reddi Davasını Yasal ve Atanmış Mirasçılar Açabilir

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi   2016/2669 E.  –  2016/3303 K.

MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 17.09.2012 gününde verilen dilekçe ile mirasın hükmen reddi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 09.12.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR

Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi …’in 17.10.2010 tarihinde öldüğünü, ölüm tarihinde terekesinin borca batık olduğunu açıklayarak mirasın hükmen reddini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, terekenin borca batık olduğunun tespiti hukuksal nedenine dayalı olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 605/2 maddesi gereğince açılan mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. Ölüm tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2). Bu maddeye dayanan talepler süreye tabi olmayıp, mirasçıların iyiniyetli ya da kötüniyetli olmalarının bir önemi bulunmamaktadır. Murisin ödemeden aczi ölüm tarihine göre belirlenir. Ölüm tarihi itibariyle, murisin tüm malvarlığı terekenin aktifini, tüm borçları ise terekenin pasifini oluşturur. Terekenin pasifinin aktifinden fazla olması; terekenin ödemeden aczini ve dolayısıyla da terekenin borca batık olduğunu gösterir. Mirasçılar Türk Medeni Kanununun 610/2 maddesinde yazılı eylemlerde bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça, her zaman terekenin borca batık olduğunun tespitini isteyebilirler.
Mirasın hükmen reddi davasını yasal ve atanmış mirasçılar açabilir. Mirasçı olmayan kişinin dava açma hakkı yani aktif dava ehliyeti bulunmamaktadır.
Somut olaya gelince; dosya içerisinde bulunan mirasçılık belgelerine göre, davacı …’in muris …’in mirasçısı olmadığı anlaşıldığından aktif dava ehliyeti de bulunmadığı gözetilerek davanın … yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Kabule göre; karar tarihinden önce vekillikten çekildiği anlaşılan davacılar vekili için vekalet ücreti takdiri doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz talebinin kabulü ile temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.03.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Mirasın Hükmen Reddi Dava Dilekçesi

Mirasın hükmen reddi dava dilekçesi ve hukuki sorunlarınız için Bakırköy Avukat ile iletişime geçebilirsiniz.

Araç Alış Satışında Dikkat Edilecek Durumlar

Araç Alış Satışında Dikkat Edilecek Durumlar

Özellik son zamanlarda sıfır araçlara gelen ötv zammı ile birlikte ikinci el piyasası sıfır araç piyasasına göre daha hareketli durumda. Araba alım satım durumlarında dikkat edilmesi gereken bir sürü durum vardır. Bunları açıklayacak olursak;

  • Kapora Dolandırıcılığı : Dolandırıcıların en çok kullandığı yöntemlerden biridir. Genelde internet üzeri ilanlarda sahte bir araç ilanı koyarak alıcı kişilerin dikkatini çekmeye çalışırlar. Bu dikkat çekme genelde fiyatın piyasaya göre daha uygun gösterilmesi şeklinde olmaktadır. Dolandırıcı kişi fiyatı uygun göstererek alıcının aklını çelmekte, alıcı da aracı kaçırmamak için dolandırıcıya kapora göndermektedir.

Bu tür durumlar için öncelikle aracın ruhsatını ve belgelerini görmenizde fayda vardır. Yüz yüze görüştüğünüz durumlarda ise arada yazılı bir sözleşme olması, ruhsat ve satıcının kimlik fotokopisi ya da fotoğrafı olması kendinizi garanti altına almanıza yardımcı olacaktır.

  • Aracın Kilometresi İle Oynanması : Dolandırıcılar araç satışını kolaylaştırmak için aracın kilometresini düşük gösterebilirler. Ancak ekspertiz raporu bu durumu da açığa çıkarabilir. Bu sebeple bir alıcının kesin olarak almak istediği bir aracın ekspertiz raporunu görmesinde fayda vardır.
  • Pert Araçlar : Pert bilgisi 45 gün sonra sistem kayıtlarına geçtiği için dolandırıcıların pert aracı sağlammış gibi satması kolay oluyor. Bu nedenle mutlaka bir ekspertize götürmenizde fayda vardır.

Noter Öncesi Dikkat Edilmesi Gereken Durumlar

Noter öncesi işlemler araç satıcıları için önemlidir. Çünkü aşağıdaki belirtilen işlemlerin olmadığı durumlarda noter satışı onaylamayacaktır.

  • TÜVTÜRK Araba Muayene Sorgulama
  • Motorlu Taşıtlar Vergisi ve Trafik Cezası Kontrolü

Para Gönderme İşlemi Sırasında Dikkat Edilmesi Gereken Durumlar

Araç satışlarında en sık rastlanan sorundur. Aracı kimden alıyorsanız parayı o kişinin hesabına göndermeniz en garantili yol olacaktır. Ayrıca aracı kime satıyorsanız paranın alıcı kişiden gelmesine dikkat edin.

En güvenilir yollardan birisi de blokeli sistemdir. Araç satışı yapılırken alıcının parayı blokeli olarak ödemesi en güvenli yollardan biridir. Blokeli yöntem banka aracılığıyla yapılmaktadır.

Satıcı parayı almadan satışı gerçekleştirmez. Bu sebeple satıcıya blokeli ödeme yaparak noter işlemleri bittikten sonra blokeyi kaldırmak en doğru olanıdır. Bu sayede iki taraf için de en güvenli ve sağlıklı yol sağlanmış olacaktır.

Diğer önemli bir yol ise, 1 Şubat 2020 tarihinde yürürlüğe giren noterlik işlemlerinde güvenli ödeme sistemidir. Türkiye Noterler Birliği’nin “Güvenli Ödeme Sistemi’nin kurulması ve işletilmesi” konusunda yetkilendirilmesi ile birlikte satış bedeli ile aracın mülkiyeti eş zamanlı olarak devredilebilecek.Güvenli Ödeme Sistemi ile birlikte, aracın devir işlemi ve para transferi aynı anda noter huzurunda yapılacak. Satış bedeli, noterde işlem gerçekleştirilmeden satıcının hesabına geçmeyeceğinden, yeni dönemde satıcının notere gelmeme veya noterde işlemi gerçekleştirmeme riski ortadan kalkmış olacak. Bu şekilde hem alıcı hem de satıcının herhangi bir güven sorunu kalmayacaktır.

Araç Satış Sözleşmesi Örneği

 

İşbu sözleşme …………………….. tarihinde

(1) …………………….. (“Alıcı”) ile

(2) …………………….. (“Satıcı”) arasında aşağıdaki şartlarla akdedilmiştir:

1) Satıcının aldığını kabul ettiği toplam …………………..TL karşılığında, Satıcı Alıcı’ya aracı (“Araç”) satmakta ve devretmektedir:

Markası:                                        Model:

Ruhsat No.:                                  Şase No:

Yapım Yılı:                                    KM:

Renk:                                            Ekstralar:

2) Satıcı,

  • Aracın sahibi olduğunu,
  • Aracı satmak için yasal hak sahibi olduğunu,
  • Araç’ın üzerinde rehin ve ipotek olmadığını,
  • Araç’ın bir taksitle satış sözleşmesine konu olmadığını

Alıcı’ya taahhüt eder. Satıcı ayrıca şunları da taahhüt eder:

………………………………….

3) Satıcı, Araç kendi mülkiyetindeyken aracın kilometresinin değiştirilmediğini veya bağlantısının kesilmediğini ve Satıcının en iyi şekilde bildiği kadarıyla yukarıda yazılı km’yi gösteren km göstergesinin

( ….. ) gerçek km’yi gösterdiğini

taahhüt eder.

4) Alıcı işbu sözleşmenin imzalanmasından sonra 1 hafta içinde trafik tescilini yaptırarak aracın ruhsatını üzerine alacaktır.

5) İşbu sözleşmeden doğan tüm uyuşmazlıklarda yetkili mahkemeler İstanbul mahkemeleridir.

Taraflar yukarıda yazılı tarihte işbu sözleşmeyi imzalamışlardır.

 SATICI                                         ŞAHİT                                                  ALICI

 

Daha ayrıntılı bilgi ve hukuki destek için bizimle İLETİŞİME geçebilirsiniz.