Kategori: Genel Kategori

malpraktis

Malpraktis Davaları

Malpraktis Nedir ? 

Malpraktis, kötü, hatalı uygulama anlamına gelmektedir. Uygulamada; bir meslek mensubunun mesleklerini uygulaması esnasında ortaya çıkan kusurlu hareketlerdir.

Tıbbi malpraktis (doktor hatası) kavramı ise, sağlık çalışanlarının tedavi sırasında standart güncel uygulamayı yapmaması, beceri eksikliği veya tedavinin eksik ya da yanlış yapması sonucu oluşan zarar şeklinde tanımlanabilir. Tıbbi ihmal, görev ihmali, görevi kötüye kullanma da denebilir.

Doktor hatası nedeniyle tazminat davası açabilirsiniz. Çünkü; doktor hatası sonucunda haksız fiile, sözleşmeye aykırılığa, vekaletsiz iş görme gibi hukuka aykırı fiillerle karşı karşıya kalmış oluyorsunuz.

Malpraktis davaları, sağlık çalışanlarının hatası nedeniyle oluşan dava türleridir. Hem ceza hem de tazminat davalarını kapsamaktadır. Bu makalemizde doktor hatası nedeniyle tazminat davası konusu hakkında bilgi verilecektir.

Malpraktis Davaları Nasıl Açılır ?

Hasta eğer hekimin kusurunu, zararın varlığını, kusur ve zarar arası nedensellik bağını ispat ederse maddi- manevi tazminat talebinde bulunma hakkına sahiptir. Zararın ispatı zarar görene düşmektedir. Maddi tazminat talebi halinde, ölüm ya da cismani bir zarar olmalıdır. Ölüm halinde uğranılan zararların bazıları Türk Borçlar Kanunu’nda belirlenmiştir. Bunlara cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin uğradıkları kayıpları örnek verebiliriz. Ölüm halinde tazminat talebini ölenin eşi, çocukları vs. yapabilir. Cismani zarar (bedensel zarar) halinde tazminat talebini sadece hasta yapmalıdır. Bedensel zarar halinde hastanın tedavi giderlerini, kazanç kaybını, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıpların, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıpların tazmin edilmesini isteyebilir. Unutulmamalıdır ki tazminat ve zarar eşit değildir. Yani zararın miktarı ile tazminat eşit olmak zorunda değildir ve tazminat miktarı zarardan fazla da olamaz.

Manevi tazminat talebi için de manevi zarar olmalıdır. Manevi zarar da malpraktis için kişinin sağlığındaki istenmeyen durumun gerçekleşmesi yeterli olacaktır. Manevi tazminat talebini hasta yapabileceği gibi ailesi de duyulan acı, elem ,keder nedeniyle yapabilir.

Malpraktis Davaları Kime Karşı Açılır ?

Kamu kurumlarında çalışan doktorlar için Anayasanın 129. maddesi gereği doktora doğrudan dava açılamaz. Bu nedenle kamu hastanelerindeki hatalı tıbbi uygulama için dava doğrudan ilgili kamu kurumuna açılmalıdır. Kamu kurumunun doktora rücu hakkı vardır.

Özel hastanelerdeki yanlış tıbbi uygulamalar için ise davayı hem tedaviyi gerçekleştiren doktor adına hem de hastane aleyhine açılabilir. Eğer hastaneye karşı dava açılacaksa hastane ve hasta arasındaki sözleşmeye göre dava açılabilir. Ancak özel hastanedeki doktora karşı dava açılacaksa o zaman TBK 49. maddeye göre dava açılması gerekmektedir.

Sağlık çalışanları, hastaya verdiği zararlardan dolayı Türk Borçlar Kanunu 49. madde uyarınca sorumlu tutulabilecektir.

Hekime yardımcı olan şahısların hastaya verdiği zararlardan dolayı yine Türk Borçlar Kanunu 49. madde uyarınca zarar veren şahısa karşı dava yoluna gidilebilecektir. Ya da TBK 66. madde ( Adam çalıştıranın sorumluluğu) uyarınca da istihdam eden hekime karşı dava yoluna gidilebilir.

Malpraktis Davalarında Görevli Mahkeme

Görevli mahkemeler duruma göre değişkenlik gösterir. Bu durumlara bakacak olursak;

  • Özel muayenehanesinde çalışan doktorun hata yapması sonucu açılacak olan tazminat davalarında görevli mahkeme Tüketici Mahkemesidir . Bu durumda hekim ve hasta arasında gerçekleşen sözleşme vekalet sözleşmesidir. Bu dava hekime karşı açılacaktır. Burada hasta tüketici konumundadır.
  • Özel hastanede çalışan bir hekimin hata yapması sonucu açılacak olan doktor hatası nedeniyle tazminat davasında görevli mahkeme Tüketici Mahkemesidir . Burada hekimle yapılan bir sözleşme yoktur. Sözleşme özel hastaneyle yapılmıştır. Dava özel hastaneye karşı açılacaktır. Hastane tacir, hasta tüketici konumundadır. Doktor burada taraf değildir. Doktor, burada TBK 116. maddeye göre ifa yardımcısıdır. Hastane tacir olduğu için Ticaret Mahkemesi görevli değil midir? diye düşünülebilir. Ancak burada özel hüküm olan Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun devreye girdiği için görevli mahkeme Tüketici Mahkemesi olacaktır.
  • Devlet hastanesindeki doktorun hata yapması sonucunda açılacak davada görevli mahkeme İdare Mahkemesi’dir . Ancak öncelikle idareye başvuru şartı vardır. Başvurunun cevaplanmaması veya olumsuz cevaplanması halinde dava Sağlık Bakanlığı’na karşı açılacaktır. Sağlık Bakanlığı tazminat öderse eğer bu tazminat doktora rücu edilecektir. Sağlık Bakanlığı doktora karşı Asliye Hukuk Mahkemesi’nde haksız fiil hükümlerine göre rücu davasını açacaktır.
  • Üniversite hastanelerinde yapılan hata nedeniyle açılacak olan malpraktis davasında görevli mahkeme İdare Mahkemesi’dir. Tazminat davası, üniversitenin rektörlüğüne  karşı açılacaktır. Ancak öncelikle başvuru yapılması gerekmektedir. Sağlık Bakanlığı’na karşı dava açılmayacaktır.
  • Sigorta şirketine (doktorun sorumluluk sigortası) karşı açılacak davalarda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi’dir.

Doktor Hatası Nedeniyle Tazminat Davası Zamanaşımı

Tıbbi malpraktis davalarında zamanaşımı süreleri vardır.

Türk Borçlar Kanunu 49. maddeye (Haksız Fiil) dayanarak açılan davada, 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süresi vardır. Türk Borçlar Kanunu 72. maddeye bakacak olursak;

Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.  Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır

Vekalet sözleşmesine göre açılacak olan davalarda eskiden 5 yıllık zamanaşımı uygulanmaktaydı. Ancak artık 10 yıllık zamanaşımı uygulanacaktır. Vekalet sözleşmesi nedeniyle açılacak olan tazminat davalarında Türk Borçlar Kanunu 146. madde uygulama alanı bulacaktır:

Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.

Eser sözleşmelerinde (Meme estetiği, meme büyütme, meme küçültme, meme silikonu, yağ aldırma, kalça büyütme, saç ekimi gibi tıbbi hatalarda) ise 5 yıllık zamanaşımı uygulanmaktadır.

Malpraktis Davasında İstenebilecek Tazminatlar 

Doktor hatası sonucu zarar gören hastanın tazminat isteme hakkı bulunmaktadır:

1-) Maddi Tazminat – Doktorun hatası sonucu bu hatanın düzeltilebilmesi amacıyla harcanan tüm tedavi masrafları,  ayrıca kişinin iş görmezlikten dolayı da geçici veya sürekli ve bakıcı gideri maddi tazminata girmektedir.

2-) Manevi Tazminat – Bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.

3-) Destekten Yoksun Kalma Tazminatı – Doktor hatası sonucu ölen bir kişinin yaşarken destek verdiği kişilerin aldığı desteğin ölüm sebebiyle ortadan kalkması neticesinde destek alanların uğradıkları zarardır. Bu kişiler bu tazminatı sorumlu kişi veya kurumlardan isteyebileceklerdir.

Malpraktis Davasında Arabuluculuk Zorunlu Mu ? 

Tüketici veya Ticaret Mahkemesinde açılacak olan davalarda arabulucuya başvurmak zorunludur. Ancak İdare Mahkemesinde açılacak olan davalarda arabuluculuğa başvurma zorunluluğu bulunmamaktadır.

Doktor Mesleki Sorumluluk Sigortası

1219 Sayılı Kanun’a göre doktorlar, diş hekimleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar tıbbi kötü uygulama nedeniyle kendilerinden talep edilebilecek zararlar ile kurumlarınca kendilerine yapılacak rüculara karşı sigorta yaptırmak zorundadır. Bu sigorta priminin yarısı kendileri tarafından, diğer yarısı döner sermayesi bulunan kurumlarda döner sermayeden, döner sermayesi bulunmayan kurumlarda kurum bütçelerinden ödenir.

meme estetiği

Meme Estetiği Hataları Nedeniyle Tazminat Davası

Kadınların özellikle son zamanlarda en fazla talep ettiği cerrahi uygulamalar arasında yer alan meme estetiği, çoğunlukla meme büyütme, meme küçültme, meme dikleştirme ve meme ucu estetiği işlemleridir.

Yapılan bu estetik müdahale, kişinin istediği gibi sonuçlanmayabiliyor. Estetik doktorunun yaptığı bir hata veya başka bir komplikasyon gelişmesi sonucu estetik yaptırmak isteyen kişi mağdur olabiliyor. Özellikle yasal olmayan yerlerde ve meme estetiği uzmanı olmayan kişiler tarafından yapılan işlemlerin böyle sonuçlar doğurması kaçınılmaz olabiliyor. Peki yapılan yanlış estetik sonucunda ne gibi haklarınız var:

Göğüs Estetiği Hatası Nedeniyle Tazminat 

Yanlış göğüs estetiği nedeniyle mağdur olan kişi, sorumlulara karşı dava açarak kusurları oranında tazminat isteyebilecektir. Estetik mağduru kişi hem maddi hem manevi tazminat isteyebilecektir.

Yanlış göğüs estetiği tazminat hakkı; estetik yapacak kişi ve doktor arasında bir sözleşme kurulur. Bu sözleşme “eser sözleşmesi” dir. Eser sözleşmesine göre doktor, belli bir eser meydana getirmeyi taahhüt eder. Hasta ise yapılacak iş karşılığında bir bedel ödemeyi taahhüt eder. Burada eser konusu göğüs estetiğidir.

Meme Estetiği Hatası Nedeniyle Maddi Tazminat Davası 

Göğüs estetiği doktor hatası sonucu hastanın istediği gibi olmamışsa o zaman hasta kusurlu olan doktora karşı maddi tazminat davası açabilecektir.

Göğüs Estetiği Hatası Nedeniyle Manevi Tazminat Davası 

Yanlış göğüs estetiği sonucu mağdur olan hasta, kusurlu olan doktordan manevi tazminat talep edebilecektir. Böyle bir dava açmayı düşünüyorsanız mutlaka bir sağlık hukuku avukatına danışmanızı önermekteyiz.

Göğüs Estetiği Doktor Hatası 

müvekkil (hasta), mesleki bir iş gören vekilden (doktordan), tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam  ve dikkat göstermesini beklemek hakkına sahiptir. Gereken özeni göstermeyen vekil, BK.nun 394/1 maddesi hükmü uyarınca, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Konuyla ilgili detaylı bilgi açmak için mutlaka bir uzman sağlık hukuku avukatına danışmanınızı önermekteyiz.

Hatalı Göğüs Estetiği Nedeniyle Tazminat Davası Görevli Mahkeme

Estetik operasyonlar, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamına gireceğinden görevli mahkeme tüketici mahkemesi olacaktır. Yetkili mahkeme ise genel yetkili mahkeme olan davalının yerleşim yeri mahkemesi veya tüketici davalarına ilişkin özel yetki düzenlemesi gereği davacının yerleşim yeri mahkemesidir. Yani dava, hekim veya sağlık kurumunun bulunduğu yer tüketici mahkemesi yahut hastanın yerleşim yeri tüketici mahkemesinde açılabilir. Eğer davanın açılacağı yerde tüketici mahkemesi bulunmuyorsa, davaya asliye hukuk mahkemesi, tüketici mahkemesi sıfatıyla bakar.

Yanlış Meme Estetiği Tazminat Davası Zamanaşımı

Eser sözleşmeleri, genel olarak 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Hekimin ağır ihmalinin olduğu durumlarda ise bu süre 20 yıldır. Hekimin kararlaştırılandan farklı bir müdahale gerçekleştirmesi gibi vekaletsiz iş görme kapsamına giren hallerde ise 10 yıllık dava zamanaşımı süresi uygulanacaktır.

estetik

Estetik Ameliyat Hatalarında Tazminat Davası

Estetik operasyonların yaygınlaşmasıyla birlikte bu müdahalelerden doğan hak kayıpları sebebiyle açılan tazminat davalarının sayısı da giderek artmaktadır. Estetik müdahaleler, büyük ölçüde sonuç taahhüt eden sözleşmeler niteliğinde karşımıza çıkar. Diğer operasyonların aksine, burun estetiği, meme estetiği, yağ aldırma, gerdirme gibi operasyonlarda hekim sonuç taahhüdünde bulunmaktadır. Bu yüzden hekimin sorumluluğu ağırlaştırılmış ve sonuca yönelik olarak karşımıza çıkar. Bu kapsamda hekimin gerekli özeni göstermesi yeterli olmayıp ayrıca taahhüt edilen sonuca uygun olarak borcunu ifa etmesi gerekir.

Estetik Müdahalelerle İlgili Sözleşmelerin Hukuki Niteliği

Hekimin veya sağlık kurumunun hastaya yapacağı müdahalelerde tazminat yükümlülüğünün kapsamı sözleşmenin niteliğine göre belirlenir. Estetik müdahaleler ve diş tedavileri haricindeki operasyonlar genel olarak vekalet sözleşmesi kapsamındadır. Bu tarz operasyonlara yönelik sözleşmelerde hekim veya kurum yalnızca iyi bir hekimden beklenecek objektif özen yükümlülüğünü yerine getirmekle mükelleftir. Sonuç taahhüt edilmediğinden, beklenen sonucun gerçekleşmemesi, tek başına hekimin sorumluluğunu doğurmaz.

Ancak eser sözleşmesinde olduğu gibi sonuç taahhüdüyle gerçekleştirilen estetik operasyonlarda, hekim hem iyi bir hekimden beklenen dikkat ve özen yükümlülüğüne uygun hareket etmeli, hem de kararlaştırılan sonuca uygun olarak işlemi tamamlamalıdır. Zira çoğu kez estetik müdahaleler tedavi amacıyla değil, görünümü güzelleştirme amacıyla gerçekleştirilmektedir. Yani burada hasta öyle bir konumdadır ki, sonucun gerçekleşmemesi ihtimalinde sözleşmeden beklediği yararı elde edemeyecek, aksine belki de öncesinden daha dezavantajlı bir durumla karşı karşıya kalabilecektir. Bu sebeple, her ne kadar aksini savunan görüşler mevcutsa da Yargıtay’ın da katıldığı hakim görüş, estetik operasyonların eser sözleşmesi niteliğinde olduğu ve istenen sonucun elde edilmemesi halinde hekimin veya kurumun sorumluluğuna başvurulabileceği yönündedir. Dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta da hekimin sorumluluğunun kusur sorumluluğu esaslarına göre belirleneceğidir. Yani hekim, iyi bir hekimden beklenen şekilde hareket etmiş, sonucun kararlaştırılan şekilde gerçekleşmesi için ideal çabayı sergilemiş, yine de örneğin hastadan kaynaklanan sebeplerle sonuç istenilen şekilde meydana gelmemişse, hekimin kusurlu olduğundan bahsedilemez. Kusur durumu ise bilirkişi raporu ile belirlenir.

Estetik Yapan Doktorun Borçları

Öncelikle hasta, yapılacak müdahaleden önce operasyonun olası sonuçları, riskleri, müdahale sonrası dikkat edilmesi gereken hususlar ve ortaya çıkabilecek komplikasyonlar hakkında aydınlatılmış olmalıdır. Bu aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi dahi tek başına hukuki sorumluluğun doğması açısından yeterlidir. Zira hastanın rızası, olabildiğince açık ve anlaşılır bir bilgilendirme sonrasında alınmış olmalıdır ki, müdahale hukuka uygun olabilsin.

Sonucun kararlaştırılması ve sözleşmenin buna uygun olarak kurulması sonucunda, hekim artık hem amaca uygun güzel bir görünüm oluşturma hem de sürecin sağlıklı şekilde sonuçlandırılması borcu altına girmiş olur. Tekrar belirtelim ki, hekimin sonuca yönelik uygun davranışları, sonuç istenilen ve kararlaştırılan şekilde elde edilmedikçe, borcun gereği gibi ifası için yeterli değildir.

Ayrıca, hekimin şahsının önem arz ettiği ve güvenin büyük rol oynadığı bu tarz operasyonlar açısından hekimin bizzat ifa yükümlülüğü bulunmaktadır. Yani hekim, operasyonu bizzat gerçekleştirmelidir. Pek tabii, operasyon sırasında ifa yardımcısı olarak hemşire veya anestezist gibi bir takım diğer kişilerin ifa aşamasında rol oynaması mümkündür. Bu kişilerin sebep olduğu zararlardan da sözleşmenin tarafı olan hekim veya kurum sorumlu tutulabilir.

Estetik Ameliyat Hatalarında Talep Edilebilecek Hususlar 

Sonucun kararlaştırılan şekle aykırı olarak meydana gelmesi, “ayıp” olarak nitelendirilir. Bu halde, hasta ek ücret ödemeksizin ayıbın giderilmesini, ödediği ücretin iadesini, ayıp oranında bedelden indirim yapılmasını ve her türlü maddi ve manevi zararlarının giderilmesini talep edebilir.

Ayrıca, cismani zararlardan, iş gücü kaybından ve ekonomik geleceğinin sarsılmasından doğan talepler de genel hükümlere göre maddi zararlar çerçevesinde talep edilebilir. Örneğin, kişi elde edilen uygunsuz görünüm neticesinde ekonomik olarak elde edeceği değerlerden mahrum kalacaksa, yahut kişinin vücudunda müdahaleden kaynaklanan bir hasar meydana geldiyse, sözleşmenin tarafı olan hekim veya kurum bunları tazmin etmekle sorumlu tutulabilir.

Elde edilen görünümün kötü veya kararlaştırılan şekle uygun olmaması durumunda hasta, duyduğu şiddetli acı veya üzüntü sebebiyle manevi tazminata hükmedilmesini de talep edebilir.

Estetik Hata Nedeniyle Dava Kime Karşı Açılacak

Davanın kime karşı açılacağı konusu ise sözleşmenin kiminle yapıldığına göre değişiklik gösterir. Özel bir klinikte bizzat operasyonu gerçekleştirecek olan hekim ile hasta arasında kurulan sözleşmelerde davalı taraf doğrudan hekim olacaktır.

Şayet özleşme bir sağlık kurumu ile hasta arasında kurulmuşsa hekim ve operasyona katılan diğer çalışanlardan kaynaklanan zararlarla ilgili talepler doğrudan kuruma yönlendirilecektir.

Estetik Operasyon Hatalarında Görevli ve Yetkili Mahkeme 

Görev ve yetki, ilgili davanın hangi mahkemede açılacağını belirleyen kurallardır. Estetik operasyonlar, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamına gireceğinden görevli mahkeme tüketici mahkemesi olacaktır. Yetkili mahkeme ise genel yetkili mahkeme olan davalının yerleşim yeri mahkemesi veya tüketici davalarına ilişkin özel yetki düzenlemesi gereği davacının yerleşim yeri mahkemesidir. Yani dava, hekim veya sağlık kurumunun bulunduğu yer tüketici mahkemesi yahut hastanın yerleşim yeri tüketici mahkemesinde açılabilir. Eğer davanın açılacağı yerde tüketici mahkemesi bulunmuyorsa, davaya asliye hukuk mahkemesi, tüketici mahkemesi sıfatıyla bakar.

Estetik Operasyon Hatalarında Açılacak Davada Zamanaşımı

Eser sözleşmeleri, genel olarak 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Hekimin ağır ihmalinin olduğu durumlarda ise bu süre 20 yıldır. Hekimin kararlaştırılandan farklı bir müdahale gerçekleştirmesi gibi vekaletsiz iş görme kapsamına giren hallerde ise 10 yıllık dava zamanaşımı süresi uygulanır.

kat mülkiyeti

Kat Mülkiyeti Hukuku

Kat Mülkiyeti Nedir ?  

Kat mülkiyetinin tanımı Kat Mülkiyeti Kanunu 3. madde 1. fıkrada yapılmıştır:

Kat mülkiyeti, arsa payı ve ana gayrimenkuldeki ortak yerlerle bağlantılı özel bir mülkiyettir.

Kat mülkiyeti hukukunda bağımsız bölüm üzerindeki (örneğin daire üzerindeki) mülkiyet hakkının dayanağı malik kişinin ana taşınmaz üzerinde sahip olduğu arsa payıdır. Arsa üzerindeki mülkiyet hakkı ile bağımsız bölüm üzerindeki mülkiyet hakkı birbiriyle bağlantılıdır. Yani bağımsız bölümün mülkiyeti arsa payına bağlıdır. Bu nedenle arsa payı olmadan bağımsız bölüm kazanılamaz ve devredilemez.

Bağımsız Bölüm Nedir ?

Kat Mülkiyeti Kanunu’na göre bağımsız bölüm, ana gayrimenkulün ayrı ayrı ve başlı başına kullanılmaya elverişli olan ve bağımsız mülkiyete konu olan bölümlere denir. Kat mülkiyeti bağımsız bölüm üzerinde kurulabilir. Bir yapıda bulunan kat, daire, dükkan, depo, mağaza, mahzen gibi bölümler bağımsız bölümlerdir.

Kat Mülkiyeti Kurulması İçin Gereken Özellikler

Kat mülkiyetinin kurulabilmesi için yapının belli özelliklere sahip olması gerekmektedir. Kat mülkiyeti kurulabilmesi için sahip olunması gereken özellikler :

1-) Yapının Tamamının Kargir Olması 

Kat mülkiyetinin kurulabilmesi için öncelikle yapının tamamının kargir yapı niteliği taşıması gerekir. Bir yapının kargir olup olmadığını Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nün izahnamesinde belirtilmiştir.

2-) Yapının Tamamlanmış Olması Gerekir 

Kat mülkiyeti kurulmak istenen yapının tamamen tamamlanmış olması gerekir. Bir yapının tamamlanmış sayılabilmesi için yapı kullanma izin belgesinin (iskan belgesi) alınmış olması gerekir.

Kat mülkiyeti yapının tümü üzerinde kurulabilir. Sadece birkaç bağımsız bölüm üzerinde kat mülkiyeti kurulamaz.

Kat Mülkiyeti Nasıl Alınır ?

Bir yapının kat mülkiyeti kurulabilmesi için ana taşınmazın maliklerinin iradesi  veya bir mahkeme kararının bulunması gerekmektedir.

1-) Kat Mülkiyetinin Maliklerin İradesiyle Kurulması 

Kat Mülkiyeti Kanunu 10. madde ve devamında maliklerin iradesiyle kat mülkiyetinin kurulabileceği belirtilmiştir. Buna göre;

Ana taşınmazda kat mülkiyeti kurulabilmesi için tüm maliklerin onayı şarttır. Kat mülkiyetinin kurulabilmesi için o gayrimenkulün malikinin veya bütün paydaşların tapu idaresine başvurusu gerekmektedir.

Kat mülkiyeti resmi senetle ve tapu siciline tescil ile doğmaktadır. Bu resmi senet tapu memurunca düzenlenir.

2-) Kat Mülkiyetinin Dava Yoluyla Kurulması 

Maliklerin irade ile kurulamayan kat mülkiyeti, ortaklığın kat mülkiyeti kurulmak suretiyle giderilmesi davası ile kurulabilir.

Online Avukatlık Hizmeti

Online Avukat

Küresel pandemi döneminde hem dünyada hem Türkiye’de internet ve sosyal medya kullanım oranlarında artış olduğu belirlenmiştir.

Online avukat danışmanlığı, ülkemizde özellikle yaşadığımız pandemi sonrası artış göstermiştir. Online danışmanlık; uzman bir avukatın internet üzerinden sizinle hukuki sorunlarınız üzerine konuşması ve hukuki destek ve yardım sunmasıdır. Hukuki danışmanlığın yüz yüze bir şekilde yapılması elbette ki danışmanlık alan kişi için daha iyi olacaktır. Ancak şartlar zorladığında ihtiyacı olan kişilere teknolojiden yararlanılarak yardımcı olmak faydalı olacaktır. Uzakta bulunan veya istediği etkin ve yararlı hukuki danışmanlığı bulamayan müvekkil adaylarımızın interneti kullanarak görüntülü veya sesli bir şekilde online danışmanlık hizmeti alabilirler.

Online Avukat – Online Hukuki Danışmanlık hizmeti hangi durumlarda avantajlı olur ?

  • Kişinin bulunduğu yerde hukuki danışmanlık alabileceği bir uzman avukat yoksa,
  • Kişinin zaman sorununun olması,
  • Kişinin fiziksel bir sorununun olması,
  • Kişinin işten izin alamaması,
  • Salgın hastalık veya başka nedenlerle evde vakit geçirme zorunluluğu varsa

online avukata sor, online hukuki danışmanlık kullanılabilecektir.

Evinizde, ofisinizde veya uygun olan herhangi bir yerde bile online danışmanlık hizmeti alabilirsiniz.  Sonuç olarak; online danışmanlık bir ihtiyaçtan doğmuştur ve gerektiğinde kullanılırsa bir çok yararı bulunmaktadır. 

Online Hukuki Danışmanlıkta Etik Kuralları

  • Online hukuki danışma hizmeti verecek kişinin avukat olup olmadığının danışacak kişi tarafından anlaşılması ve güven oluşturması amacıyla online danışmanlık öncesi kimlik doğrulama yapılabilir.
  • Online hukuki danışma hizmetinde gizlilik en önemli ilkelerden bir tanesidir. Danışmanlık almak isteyen kişinin paylaşacağı her türlü bilgi, belge, görüntü ve sesin korunması konusunda gerekli önlemler alınmalıdır.
  • Yüz yüze hukuki danışmanlık için geçerli olan tüm etik kuralları online hukuki danışmanlık hizmeti için de geçerli olmalıdır.

Online Hukuki Danışmanlık İçin Nasıl Randevu Alabilirim ?

Online avukat randevusu için 05443120902 telefon numaramızı arayarak randevu alabilirsiniz. Yapacağımız telefon görüşmesinde randevu tarih ve saati kararlaştırılacak.

Hangi Uygulama Üzerinden Görüşme Yapılacak ?

Telefonunuzda bulunan Whatsapp – Facetime üzerinden, veya vermiş olduğunuz Skype ya da Zoom adresinden randevu saatinizde sizi arayarak görüntülü veya sesli görüşme hizmetini başlatmaktayız.

Online Danışmanlık Ödemesi Nasıl Olacak ? 

Telefonda randevu tarihi ve saati kararlaştırıldıktan sonra size göndereceğimiz İBAN adresine danışmanlık ücreti yatırılması gerekmektedir. Aksi takdirde online danışmanlık hizmeti başlamayacaktır.

Peki Size Nasıl Güveneceğim ?

İnternet sitemizde açık adresimiz bulunmaktadır. Ayrıca İSTANBUL BAROSU LEVHA sayfasından veya TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ AVUKAT ARAMA sayfasından sizinle görüşecek olan avukatımızın bilgilerini teyit edebilirsiniz.

ön ödemeli konut satışı

Ön Ödemeli Konut Satışı

Tamamen bitmemiş bir konutun ön ödeme alınarak satılması durumunda ön ödemeli konut satışı sözleşmesi yapılmalıdır. Ön ödemeli konut satışı sözleşmesi 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 40 ve 46. maddeleri arasında düzenlenmiştir.

Ön ödemeli konut satışı sözleşmesi, satış sözleşmesinin bir türüdür. Konutun satılmasında mülkiyet ve zilyetliğin devri söz konusu olduğu için Türk Borçlar Kanunu’nun 207/1 ve 210. maddeleri de uygulanacaktır.

Ön Ödemeli Konut Satışında Satıcının Devir ve Teslim Borcu

Ön ödemeli konut satışı, satış sözleşmesinin bir türü olduğundan dolayı satıcının asli borcu konutun mülkiyetinin ve zilyetliğinin devridir. Konutun sadece mülkiyet veya zilyetliğinin devredilmesi durumunda satıcının borcu gereği gibi yerine getirdiği söylenemez. Yapılan inşaatın ortak alanlarının veya eklentilerinin eksik olmasına rağmen tapunun alıcıya devredilmesi borcun gereği gibi ifa edilmediğini gösterir. Tam bir ifadan bahsedebilmek için, kat mülkiyeti tapusuyla beraber inşaatı tamamlanmış bir yapının zilyetliğinin devriyle mümkündür. Aksi halde satıcı borcunu eksik ifa etmiş olacaktır.

Konutun Teslim Süresi

Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 44. maddesine göre; “Ön ödemeli konut satışında devir veya teslim süresi sözleşme tarihinden itibaren otuz altı ayı geçemez. Kat irtifakının tüketici adına tapu siciline tescil edilmesiyle birlikte zilyetliğin devri hâlinde de devir ve teslim yapılmış sayılır.” 

Satıcı 36 ay içinde borcunu kanunda belirtilen şekliyle kısmen ifa etmelidir. Borcun kalan kısmı için satıcı ile tüketici aralarında farklı bir vade belirleyebilir. Bu durumda satıcının 36 ay içinde ifa edeceği kısmın içeriğinin belirtilmesi gerekir.

Satıcının 36 ayda yapması gereken, konutu fiilen tüketiciye kullanımı için sunmaktır. Fiilen kullanımdan kasıt, konutun oturmaya elverişli olması, konutun bütün eklenti ve ortak kullanım alanları da dahil olmak üzere, eksiksiz olarak tamamlandığı durumlarda kat mülkiyetine geçişte herhangi bir engelin kalmamasıdır. Ön ödemeli konut satışı sözleşmesi kat irtifaklı tapulu konutlar için yapılabileceği gibi kat mülkiyetli tapuları hakkında da yapılabilir.

Kat Mülkiyetli Konutların Teslimi

Kat mülkiyetli konutlar, yapımı tamamlanmış, yapı kullanım belgesi (iskan belgesi) alınmış olan konutlardır.

Kat mülkiyetli konut tapuda yapılan ön ödemeli konut satışı sözleşmesiyle tüketiciye devredilebilir. Mülkiyet alıcı kişiye geçtiği için artık 36 aylık vadeden söz edilemez. Konutun zilyetliğinin devri konusunda ise taraflar bir vade kararlaştırabilir. Ancak bu kararlaştırılacak vade 36 aydan fazla olamayacaktır. Çünkü konutun inşası ne kadar sürerse sürsün 36 aydan fazla olamaz.

Kat İrtifaklı Konutların Teslimi

Kat irtifaklı konutlar, kat mülkiyetine konu olmak üzere inşa edilecek veya edilmekte olan konutlardır. Kat irtifakı tapuda devredilebilir. Bu sebeple ön ödemeli konut satışı sözleşmesine konu olabilirler.

Kat irtifakı başta tapuda alıcıya devredilmişse, 36 aylık süre tüketicinin kullanımına uygun konutun doğrudan zilyetliğinin devrine konu olacaktır. Ön sözleşmesinin yapılmasıyla birlikte kat irtifakı devredilmesiyse hem kat irtifakı hem de oturulabilecek konutun zilyetliğinin devri 36 aylık süreye tabidir.

Satıcının Konutu Zamanında Teslim Etmemesi 

Ön ödemeli konut satışında satıcının konutun mülkiyetini ve zilyetliğini zamanında devretmemesi durumunda satıcı kişi temerrüde düşecektir. Zamanında ifa edilmemesinin yaptırımı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda “ayıp” içinde konu edinmiştir.

Satıcı kişinin temerrüde düşmesi için 3 durumun gerçekleşmesi gerekir. Bunlar:

  • Satıcının borcunun ifası mümkün olmalı
  • Satıcının borcunun muaccel olması
  • Alıcının satıcıya temerrüt ihtarında bulunması

gerekir.

Peki, alıcı satıcıya ne zaman ihtarda bulunması gerekir ?

Ön ödemeli konut satışında taraflar borcun vadesini serbestçe kararlaştırabilirler. Ancak kat irtifakı ve konutun kullanılabilir halde tüketiciye 36 ay içinde zilyetliğinin devredilmesi gerekir.

Örneğin; tarafların 48 ay vade belirlemesi durumunda, 36 ay içinde satıcı, alıcıya kat irtifakı ve kullanıma uygun konutun zilyetliğini devretmesi gerekir. Satıcı, borcun kalan kısmı için ise 48 ayın dolmasıyla temerrüde düşecektir. Bu durumda tüketici, satıcıya temerrüt ihtarında bulunmalıdır.

Ön ödemeli konut satışında tüketicinin satıcıya kural olarak temerrüt ihtarında bulunması gerekir. Çünkü satıcı ve alıcı belirli bir vade kararlaştırmak zorunda değildir.  Borcun ifası için belirli bir vade kararlaştırıldığı durumlarda temerrüt ihtarına gerek yoktur. Ancak taraflar konutun teslim tarihini kararlaştırmak zorundadırlar. Konut teslim tarihi olmayan sözleşmeler şekle aykırılıktan dolayı hükümsüz kalacaktır. (Türk Borçlar Kanunu 12 ve 27. madde). Ancak bu geçersizlik tüketici (alıcı) aleyhine ileri sürülemeyecektir. Vadenin belirlenmediği durumlarda ifa zamanı kanunda belirtilen en üst süre olan 36 ay olacaktır. Bu sürenin geçmesiyle birlikte satıcı ihtar gerekmeksizin temerrüde düşecektir.

Satıcının Konutu Zamanında Teslim Etmemesinin Sonuçları

Satıcının temerrüdü halinde kanun (Türk Borçlar Kanunun 125. md.) tüketiciye 3 seçimlik hak tanımıştır:

  • Aynen ifa istemeye devam ederek gecikme zararının tazminini istemek,
  • Sözleşmeden dönerek menfi zararın tazminini istemek,
  • İfadan vazgeçerek müspet zararını istemek

Satıcının temerrüde düşmesinde kusurlu olması gerekmez. Alıcı yukarıda sayılan 3 haktan istediğini kullanabilir. Temerrüt kusura bağlı olmasa da tazminat kusura bağlıdır. Alıcının tazminat alabilmesi için satıcının kusurlu olması gerekir.

vatandaşlık avukatı

Vatandaşlık Avukatı İstanbul 

Türk vatandaşlığı çeşitli yollarla kazanılabilmektedir. Bunlardan en önemlisi doğumla kazanılan Türk vatandaşlığıdır. Doğumla kazanılan Türk vatandaşlığı, soy bağı veya doğum yeri esasına göre kendiliğinden kazanılır. Doğumla kazanılan vatandaşlık doğum anından itibaren hüküm ifade etmektedir.

Soy Bağı Esasına Göre Kazanılan Vatandaşlık

Soy bağı ile kazanılan vatandaşlık, çocuğun doğumu anında soy bağı ile bağlı bulunduğu Türk vatandaşı anne veya babanın vatandaşlığını kazanmasını ifade etmektedir.

Soy bağı ile Türk vatandaşlığının kazanılmasında; anne veya babadan yalnız birinin, doğum anında Türk vatandaşı olması yeterli olup diğerinin yabancı bir devlet vatandaşı olması Türk vatandaşlığının kazanılmasına engel teşkil etmez. Örneğin; Türk bir baba ile İtalyan bir anneden dünyaya gelen çocuk Türk vatandaşlığını kazanmış sayılır.

Doğum Yeri Esasına Göre Kazanılan Vatandaşlık

Türkiye’de doğan ve anne ve babasının belli olmaması veya vatansız olmaları ya da milli kanunları gereğince vatandaşlık kazanamaması gibi sebeplerle herhangi bir devletin vatandaşlığını kazanamayan çocuk, doğumundan itibaren Türk vatandaşlığını kazanmaktadır.

Türkiye’de bulunmuş çocuk, Türkiye dışında doğduğu sabit olmadıkça Türkiye’de doğmuş sayılacaktır. Yaşının küçüklüğü nedeniyle kendisini ifade edemeyen bulunmuş çocuklar kolluk görevlilerinin veya ilgili kurumların bu durumu belirten tutanaklarına veya ilgililerin beyanına dayanılarak bulundukları yerin nüfus kütüklerine tescil edilir.

Sonradan Türk Vatandaşlığının Kazanılması

5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 11 inci maddesi uyarınca Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancılarda;

  1. Kendi milli kanununa, vatansız ise 4721 sayılı Türk Medenî Kanununa göre ergin ve ayırt etme gücüne sahip olmak.
  2. Başvuru tarihinden itibaren geriye doğru Türkiye’de kesintisiz beş yıl ikamet etmiş olmak.
  3. Türkiye’de yerleşmeye karar verdiğini; Türkiye’de taşınmaz mal edinmek, iş kurmak, yatırım yapmak, ticaret ve iş merkezini Türkiye’ye nakletmek, çalışma iznine tabi olarak bir iş yerinde çalışmak ve benzeri davranışlarla teyit etmiş olmak veya Türk vatandaşı ile evlenmek, ailece müracaat etmek, daha önce Türk vatandaşlığını kazanmış olan ana, baba, kardeş ya da çocuk sahibi olmak veya eğitimini Türkiye’de tamamlamak.
  4. Genel sağlık bakımından tehlike teşkil eden bir hastalığı bulunmamak.
  5. Toplum içinde birlikte yaşamanın gerektirdiği sorumluluk duygusu ile davranarak iyi ahlak sahibi olduğunu göstermek, davranışları ile çevresine güven vermek, toplumca hoş karşılanmayan ve toplum değerlerine aykırı kötü alışkanlığı bulunmamak.
  6. Toplumsal yaşama uyum sağlayabilecek düzeyde Türkçe konuşabilmek.
  7. Türkiye’de kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin geçimini sağlayacak gelire veya mesleğe sahip olmak.
  8. Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak.

şartları aranmaktadır.

Bu şartları taşıdığınızı düşünüyorsanız ve Türk vatandaşı olmak istiyorsanız Vatandaşlık Avukatı İstanbul olarak bize ulaşabilirsiniz.

vatandaşlık

Vatandaşlık

Vatandaşlık Nedir?

Bir ülkeye ve millete bağlı olmaya “vatandaşlık” denilebilir. Vatandaşlık hukuku ise milliyet ve yurttaşlık ile bunların kazanılması, aktarılması ve kaybedilmesi konularıyla ilgilenen hukuk dalıdır.

Vatandaşlık Numarası Nedir?

Vatandaşlık başvuru numarası, vatandaşlık başvurusunda bulunan kişinin, vatandaşlık işleminin son durumunu doğum tarihi ile birlikte https://www.nvi.gov.tr adresi kısmından takip edebileceği “12345 – 54321” şeklindeki rastgele oluşturulmuş rakamlara vatandaşlık başvuru numarası denir.

Vatandaşlık Başvuru Numarası Nasıl Öğrenilir?

Vatandaşlık başvuru numarasını, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü Halkla İlişkiler Şubesinden, İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüklerinden ve 10/11/2014 tarihinden sonraki başvuruları Dış Temsilciliklerinden öğrenebilirsiniz.

Vatandaşlık Başvuru 

Türk Vatandaşlığının kazanılmasında yapılacak olan başvurular yurt içinde yerleşim yerinin bulunduğu valiliğe (il nüfus ve vatandaşlık müdürlüğü), yurt dışında ise dış temsilciliklere bizzat veya bu hakkın kullanılmasına ilişkin özel vekaletname ile avukat aracılığıyla yapılır. Posta ile yapılan müracaatlar kabul edilmemektedir.

Vatandaşlık Başvurum Ne Durumda?

Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün sitesinde bulunan  “Vatandaşlık Başvurum Ne Aşamada?” sayfasından vatandaşlık başvurunuzun genel durumunu öğrenebilirsiniz. Vatandaşlık başvurum ne aşamada linkine tıklayarak başvuru numaranızı ve doğum tarihi bilgilerinizi girdikten sonra vatandaşlık sorgulamanızı yapabileceksiniz.

Türk Vatandaşlığı Başvurum Reddedildi Yeniden Başvurabilir Miyim?

5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu‘nda aranılan şartları taşımanız halinde ikamet ettiğiniz (oturduğunuz) yer valiliğine müracaat etmeniz halinde vatandaşlık durumunuzun yeniden değerlendirilmesi mümkündür. Vatandaşlık başvurunuzun bir avukat aracılığıyla yapılması sizin her zaman lehinize olacaktır.

Anne ve babalarına bağlı olarak vatandaşlık durumları incelenen küçük çocukların, vatandaşlık işlemleri sonuçlanmadan reşit olmaları halinde, müracaat makamlarına bilgi verilerek adlarına vatandaşlık dosyasının düzenlenmesi gerekmektedir.

Türk Vatandaşlığı Nasıl Alınır?

1-) Doğumla Türk Vatandaşlığının Kazanılması

Doğum yeri veya soybağı durumuna göre Türk vatandaşlığı kazanılabilir.

  • Doğum Yeri İle Türk Vatandaşlığının Kazanılması

Türkiye’de doğan ancak; yabancı anne ve babasından dolayı doğumla herhangi bir ülkenin vatandaşlığını kazanamayan çocuk ile anne babası tespit edilemeyen bulunmuş çocuk doğumdan itibaren Türk vatandaşı sayılacaktır.

  • Soybağı Yoluyla Türk Vatandaşlığının Kazanılması

Türkiye içinde veya Türkiye dışında Türk vatandaşı anne veya babadan evlilik birliği içinde veya evlilik birliği dışında doğan çocuk Türk vatandaşıdır. Çocuğun nerede doğduğunun herhangi bir önemi yoktur. Anne veya babadan biri Türk ise çocuk da Türk vatandaşıdır.

2-) Sonradan Türk Vatandaşlığının Kazanılması

Yetkili makam kararı, evlenme, evlat edinme, istisnai durum ve seçme hakkı kullanılması yollarıyla Türk vatandaşlığı kazanılabilir.

anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğu

Anonim Şirketlerde Avukat Bulundurma Zorunluluğu

Anonim şirketlerde ve yapı kooperatiflerinde avukat bulundurma zorunluluğu 08.02.2008 tarihinde Avukatlık Kanunu 35. madde 3. fıkra hükmüyle getirilmiştir. Esas sermayesi belli bir miktar üzerinde bulunan anonim şirketler ve üye sayısı yüz veya daha fazla olan yapı kooperatifleri bakımından sözleşmeli avukat bulundurma zorunluluğu vardır.

Hangi Şirketler Avukat Bulundurmak Zorundadır ?

Hangi şirketlerin avukat bulundurması gerektiği Avukatlık Kanunu Madde 35 fıkra 3’te düzenlenmiştir. Buna göre Türk Ticaret Kanunu 332. maddede öngörülen esas sermaye miktarının 5 katı veya daha fazla sermayesi bulunan anonim şirketler ile üye sayısı yüz veya daha fazla olan yapı kooperatiflerinin sözleşmeli avukat bulundurması zorunludur. Kanunda ifade edilen esas sermayenin 5 katından kasıt TTK madde 332’de düzenlenen 50.000,00 TL asgari sermayenin 5 katı olan 250.000,00 TL’dir. Yine sermaye artırımı yoluyla sermayesini 250.000,00 TL ve bu tutarın üzerine çıkarmış anonim şirketler bakımından da avukat bulundurma zorunluluğu bulunmaktadır.

Bu kanuni düzenlemelere göre ;

  • Esas sermayesi 250.000,00 TL ve üzeri olan anonim şirketler,
  • Üye sayısı yüz veya daha fazla olan yapı kooperatifleri

Sözleşmeli bir avukat bulundurmak zorundadırlar.

Anonim Şirketlerde Avukat Bulundurma Zorunluluğu

Türk Ticaret Kanunu’nun 272’nci maddesinde ön görülen esas sermaye miktarının beş katı (250.000 TL) veya daha fazla esas sermayesi bulunan anonim şirketler avukat bulundurması zorunludur.

TTK 272 md.Özel kanunlarda aksine hüküm olmadıkça esas sermaye miktarı beş milyar (elli milyar) Türk lirasından aşağı olamaz. Bu miktar, Bakanlar Kurulunca on katına kadar artırılabilir”

Limited Şirkette Avukat Bulundurmak Zorunlu Mu?

Avukatlık Kanunu’nun 35.maddesine göre limited veya adi şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğu bulunmamaktadır. Zorunlu olmaması avukat bulundurulmasına engel değildir. Hak kaybına uğramamak, hem maddi hem de manevi yönden kayıp yaşamamak için bir avukattan hukuki destek alınması her zaman şirketin lehine olacaktır.

Sözleşmeli Avukat Bulundurmamanın Cezası

Yukarıdaki belirtilen anonim şirket ve yapı kooperatiflerine sözleşmeli olarak avukat bulundurmaması halinde cezai yaptırım uygulanacaktır.

Sözleşmeli avukat tayin etmedikleri her ay için, Cumhuriyet savcısı tarafından, sanayi sektöründe çalışan onaltı yaşından büyük işçiler için suç tarihinde yürürlükte bulunan, asgari ücretin iki aylık brüt tutarı kadar idari para cezası verilir.

2022 yılı için avukat bulundurması zorunlu olan şirketlerin bu kuralara uymaması halinde;

2022 yılı brüt asgari ücret 5004,00 TL x 2 = 10.008,00 TL ( Sözleşmeli avukat bulunmayan her ay için kesilecek ceza miktarı) 

Anonim Şirket ve Yapı Kooperatiflerinde Bulundurulması Zorunlu Sözleşmeli Avukat Ücreti

Türkiye Barolar Birliği tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde 2022 yılı için;

Anonim Şirketlerde sözleşmeli avukatlara       ; 4255,00 TL

Yapı Kooperatiflerindeki sözleşmeli avukatlara; 2840,00 TL

ödenmesi gerekir. Bu belirtilen miktarlar asgari niteliktedir. Taraflar bu miktarın üzerinde de anlaşabileceklerdir.

İyi Bir Şirket Avukatı Nasıl Olmalı ?

Şirket avukatları, hukuk uygulamasında seçkin bir gruptur. Üstlendikleri görev aslında pek de kolay değildir. Çünkü yapılacak olan bir hata geri dönülemez zararlara yol açabilecektir.

Bir avukatın şirketler hukukunda başarılı olabilmesi için, örnek bir iş hukuku bilgisi, güncel eğilimler ve yasal ve düzenleyici gelişmeleri geliştirmesi gerekecektir.

Ayrıca, müşterilerinin faaliyet gösterdiği veya yatırım yapmayı düşündükleri diğer yargı alanlarında şirket ve ticaret hukuku hakkında bilgi sahibi olması ve araştırma yapması gerekecektir.

Bir kurumsal avukatın güçlü iletişim ve müzakere becerileri, analitik becerilere ve detaylara titiz bir şekilde dikkat göstermesi gerekir.