Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Nedir?

Evlilik birliği, belli başlı bazı olaylar neticesinde zarar görmüş ve eşlerden bu evlilik birliğini daha fazla sürdürmeleri beklenemeyecek bir hal almış ise, evlilik birliği temelinden sarsılmış demektir.

Evlilik birliği, TMK m. 185 uyarınca evlenmeyle kendiliğinden oluşan yasal bir birliktir. Eşler arasında önceden öngörülemeyen ya da öngörülmüş olsa bile, üstesinden gelinebileceği düşünülen çok değişik sebeplerle, eşlerin yaşamı beraber paylaşma amacı ve arzusunun kalmaması, eşler için evliliği devam ettirme hevesinin ve gelecek sürdürme gayesinin tükenmesi, eşler arasında önemli fikir ve duygu ayrılığı yaşanması gibi durumlar, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını göstermektedir.

Yaşanan olumsuz durumun, sadece bir eş için çekilmezlik yaratmış olması, diğer bir deyişle, eşlerden sadece birinin ortak hayatı devam ettiremeyecek durumda olması ya da bu konuda isteğinin tükenmiş olması, bu boşanma sebebinin oluşması için yeterlidir.

4721 Sayılı Medeni Kanunun 166. maddesinde evlilik birliğinin temelinden sarsılması;  “Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.” şeklinde açıklanmıştır.

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davası açan davacının, davasının kabul edilerek, boşanma kararı elde edebilmesi için iki koşulun gerçekleştiğini kanıtlamış olması gerekir. Bunlardan ilkinde davacı; kendisinden, evlilik birliğinin devamı için gereken “ortak hayatın sürdürülmesi” olgusunun artık beklenmeyecek derecede birliğin temelinden sarsıldığını, ikinci olarak “temelden sarsılmanın” karşı tarafın kusurlu davranışları sonucu gerçekleştiğini ispatlamak zorundadır.

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Nedenleri

Duygusal Şiddet

Eşlerin sadakat yükümü duygusal sadakati de içerir. Bu sebeple duygusal şiddet içeren, ruhsal açıdan acı verecek zarar ve davranışlar boşanma davasında duygusal şiddete dayalı sebep olarak ileri sürülebilir. Bunlara örnek olarak;

  • Küçültücü, suçlayıcı davranmak, hakaret edici laflar etmek, sevgisiz davranmak, baskıcı ve ilgisiz davranmak, dışlayıcı- güven sarsıcı davranmak verilebilir.
  • Özellikle çiftlerin birbirleri ile alay etmeleri, birbirlerini başkalarıyla kıyaslamaları, birbirlerinin sırlarını açıklamaları, birbirleri ile ilgili dedikodu çıkarmaları, başkasını sevdiğini söylemek, eşinden sıkıldığını söylemek verilebilecek duygusal şiddet örneklerindendir.

Sosyal Şiddet

Aykırı sosyal davranışlar da kişinin onuruna, bedensel bütünlüğüne, özgürlüğüne, yaşam hakkına, güvenliğine ve cinselliğine yönelik zorlayıcı ve saldırgan davranışları içermekte ve sosyal şiddeti oluşturmaktadır.

Bu şiddet davranışlarına örnek vermek gerekirse; giyim konusunda baskıda bulunmak, sürekli içki kullanmak, uyuşturucu kullanmak, dini konularda zorlayıcı davranmak, hukuki düzene aykırı dinsel davranışlarda bulunmak, sosyal ilişkileri kısıtlamak, eğitim görmesini engellemek şeklinde örneklendirilebilir.

Ekonomik Şiddet

Eşlerin sadakat yükümü ekonomik sadakati de içerir. Eşlerden birinin sahip olduğu ekonomik güç ve kaynaklarını eşine karşı baskı, zorlama, yaptırım, tehdit, korku ve dayatma aracı olarak kullanması ekonomik şiddettir.

Örnek verilecek olursa; aşırı borçlanmak, haciz gelmesine sebebiyet vermek, zorla çalıştırmak, çalışmamak, uygunsuz işte çalışmak, eve bakmamak, evin eşyalarını satmak, eşinin gelirine el koymak, eşinden habersiz parasını almak, kumar oynamak vs. verilebilir.

Cinsel Şiddet

Eşlerin sadakat yükümü cinsel sadakati de içerir. Eşlerden birinin cinsellikle ilgili her türlü aykırı davranışları cinsel şiddet olarak tanımlanabilir.

Cinsel Şiddet Örnekleri

Eşlerin cinsel ilişki kuramama sorunu cinsel şiddete yönelik davranışlardan olduğu için boşanma sebeplerindendir. Burada öncelikle cinsel ilişki kuramama sebebi belirlenmelidir. Yargıtay cinsel ilişki kuramayanın açtığı boşanma davasının reddi görüşündedir. Şayet erkek tedaviden kaçıyorsa kadın eşin açtığı dava kabul edilecektir.

Bunun dışında eşler sebepsiz yere ve sürekli olarak cinsel ilişkiden kaçınıyorlarsa bu davranış da cinsel şiddete yönelik olup boşanma konusudur. Ancak haklı sebeplerle belirli bir süre cinsel ilişkiden kaçınmak boşanma sebebi oluşturmaz. Cinsel ilişkiden sürekli kaçınma durumu her türlü delille kanıtlanabilir.

Doğal olmayan yollardan cinsel ilişkiye zorlamak, istenmeyen şekilde ilişki kurmak, cinsel tacizde bulunmak, cinsel güveni sarsıcı davranışlarda bulunmak, istek dışı cinsel ilişki kurmak evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşanma konusu davranışlardandır.

Bilinmelidir ki; evlilik birliği içinde dahi olsa cinsel arzuları tatmine yönelik sınırlar vardır. Bu tıbbi ve hukuki sınırların ihlal edilmesi cinsel saldırı suçunun nitelikli halini oluşturacak ve ceza yaptırımı gerektirecektir. Bu konu ile ilgili Cinsel Şiddet Nedeniyle Boşanma makalemizden faydalanabilirsiniz.

Fiziksel Şiddet

Eşlerden birinin vücut bütünlüğüne zarar veren fiziksel şiddetle ilgili her türlü davranışları evlilik birliğinin sarsılması nedeniyle boşanma davasının konusunu oluşturur. Bu davranışlar aynı zamanda 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında yer alan şiddete konu oluşturmaktadır.

Fiziksel şiddete örnek verilebilecek olursa; dövmek, yaralamak, cisimle vurmak, kilitlemek vs şeklindedir.

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Nedeni İle Boşanmaya Sebep Olmayacak Durumlar

  • Eşlerden birinin başka biri tarafından cinsel saldırı veya tacize uğraması evlilik birliğinin sarsılması nedeniyle boşanma davasına konu olamaz. Örneğin kadının cinsel tacize maruz kaldığı bir durumda, kadının bir kusuru bulunmadığından dolayı boşanma konusu oluşturmaz.
  • Eşler arasında yaş farkı bulunması evlilik birliğinin sarsılması nedeniyle boşanma davasına konu olamaz.
  • Davalının evlilik birliğine ilişkin görevlerini hastalık sebebiyle yerine getirmediği anlaşılırsa boşanma kararı verilemez. Akıl hastalığı bu duruma dahil değildir. Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davası açılabilir.
  • Evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davası bedensel farklılıklara  Örneğin; kaza sonucu kolunu-bacağını kaybeden, kör olan eşe karşı diğer eşe sadece bu sebeple evlilik birliğinin temelinden sarsılmasından dolayı boşanma davası açılamaz.
  • Eşlerden birinin çocuğunun olmaması veya bedensel özürlü olması evlilik birliğinin sarsılması nedeniyle boşanma davasına konu olamaz.

Boşanmada Af Sayılan Davranışlar

  • Barışmış Olmak
  • Af İradesi Göstermek
  • Hoşgörü ile Karşılamak
  • Evlilik Birliğini Olaylara Rağmen Sürdürmek

Evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşanma davasında affın kabul edilebilmesi için kayıtsız şartsız bir irade beyanının bulunması gerekir. Örneğin davacı kocanın eşi için “kapım açıktır, kendisi gelebilir” şeklindeki beyanları af niteliğindedir.

Af olgusu somut delillerle kanıtlanmalıdır. Örneğin tarafların cinsel birliktelik yaşaması vs gibi.

Bunun dışında boşanma davası esnasında davadan feragat etmek veya cinsel ilişkide bulunmak da af iradesini göstermeye örnek olarak verilebilir.

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Dava Dilekçesi

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması hususu uzmanlık gerektiren, oldukça karmaşık ve spesifik bir konu olup boşanma hukuku uzman avukatlarımızdan bu konudaki dilekçeler için yardım almanızın davayı kazanma açısından lehinize olacağı görüşündeyiz.

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Yargıtay Kararları

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/2674 Esas, 2021/1161 Karar Sayılı Karar

“4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Evlilik birliğinin sarsılması” başlıklı 166. maddesinin 1 ve 2. fıkraları; “Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.” hükmünü taşımaktadır.

Genel boşanma sebeplerini düzenleyen ve yukarıya alınan madde hükmü, somutlaştırılmamış veya ayrıntıları ile belirtilmemiş olması nedeniyle evlilik birliğinin sarsılıp sarsılmadığı noktasında hâkime çok geniş takdir hakkı tanımıştır. Bu bağlamda evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davası açan davacının, davasının kabul edilerek, boşanma kararı elde edebilmesi için iki koşulun gerçekleştiğini kanıtlamış olması gerekir. Bunlardan ilkinde davacı; kendisinden, evlilik birliğinin devamı için gereken “ortak hayatın sürdürülmesi” olgusunun artık beklenmeyecek derecede birliğin temelinden sarsıldığını, ikinci olarak “temelden sarsılmanın” karşı tarafın kusurlu davranışları sonucu gerçekleştiğini ispatlamak zorundadır.

Belirtmek gerekir ki; söz konusu hüküm uyarınca evlilik birliği, eşler arasında ortak hayatı çekilmez duruma sokacak derecede temelinden sarsılmış olduğu takdirde, eşlerden her biri kural olarak boşanma davası açabilir ise de, Yargıtay bu hükmü tam kusurlu eşin dava açamayacağı şeklinde yorumlamaktadır. Çünkü tam kusurlu eşin boşanma davası açması tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonra da mademki “birlik artık sarsılmıştır” diyerek boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir. Böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer (TMK m. 2). Nitekim benzer ilkeye HGK’nın 04.12.2015 tarihli ve 2014/2-594 E., 2015/2795 K. sayılı kararında da değinilmiştir. Bu durumda kusur ilkesine göre genel sebeple  boşanmaya karar verebilmek için davalının az da olsa kusurlu olması gerekir.

Yukarıda da belirtildiği üzere, TMK’nin 166. maddesinin birinci fıkrası uyarınca taraflar arasında geçen her olay boşanma kararı verilmesi için yeterli olmayıp, bu olayların evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebebiyet vermesi ve de çekilmez hâle getirmesi gerekmektedir. Kural olarak boşanma davalarında da eşlerin boşanma davasına konu ettiği olaylar sonrası barışmaları, barıştıklarını beyan ederek birbirilerine karşı yürüttükleri hukuki süreçleri sonlandırmaları veya somut olayda olduğu gibi gerçekleştiği iddia edilen olaylara rağmen evlilik birliğini makul bir süre daha sürdürmeye devam etmeleri hâllerinde artık o olaylar affedilmiş ya da en azından hoşgörü ile karşılanmış olması nedeni ile tarafların kusur belirlemesinde dikkate alınamaz.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.