Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Yargıtay Kararları (2026)

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması, Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen genel boşanma sebebidir. Eşler arasındaki geçimsizlik, ortak hayatın sürdürülmesini her iki taraf için de beklenemez hale getirecek derecede ciddi ve şiddetli ise evlilik birliği temelinden sarsılmış kabul edilir. Kanun bu sebebe yol açan olayları tek tek saymadığından, uygulamada dayanak Yargıtay'ın emsal içtihatlarıdır.

Bu sayfada, evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle açılan boşanma davalarında dilekçeye ve savunmaya dayanak oluşturabilecek emsal Yargıtay kararları, vakıa türlerine göre tasnif edilerek esas ve karar numaralarıyla birlikte derlenmiştir. Kavramın hukuki çerçevesi, şartları ve dava süreci hakkında genel bilgi için ana rehberimiz olan Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Nedir? başlıklı sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Duygusal Şiddet Yargıtay Kararları

1) Eşinin Kilosuyla Alay Etmek Duygusal Şiddettir

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/6232 Esas, 2017/11551 Karar 

Mahkemece, taraflar eşit kusurlu kabul edilerek davacı- karşı davalı kadının tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden tarafların mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında davacı- karşı davalı erkeğin kadına “oğlum” diye hitap ettiği, eşinin şişmanlığı ile ilgili olarak “popon sepet gibi” şeklinde aşağılayıcı beyanlarda bulunduğu, ters ilişkiye zorladığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya sebep olan olaylarda davalı-karşı davacı erkeğin ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir.

2) Sosyal Medyada Çok Vakit Geçirip Eşine Zaman Ayırmamak Bir Duygusal Şiddettir

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2014/19849 Esas, 2015/4186 Karar 

Mahkemece, “davalıya yüklenebilecek ve davacı için boşanmayı haklı gösterecek herhangi bir kusurlu hareket kanıtlanamadığı” gerekçesiyle dava reddedilmiş, davalının internet ve facebook adlı sosyal paylaşım sitesine sıklıkla girmesi kusur olarak görülmemiş, bu durumun Almanya’da yaşayan kadın için normal olduğu yargısına varılmıştır. Davalının hem mobil telefonundan, hem de bilgisayardan sürekli olarak internete girdiği ve facebook isimli sosyal paylaşım sitesini kullandığı, bu şekilde kuşku çeken tutum ve davranışlarda bulunduğu, son olarak da Almanya’ya döndükten iki gün sonra “Talat’tan ayrılacağını, boşanmak istediğini” söyleyerek evi terk ettiği yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Evlilik birliğinde eşler, birlikte yaşamak ve birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamakla yükümlüdürler. Davalının “eşinden boşanacağını” söyleyerek evi terk etmesi, birlikte yaşamaktan kaçınma ve zamanının çoğunu sosyal paylaşım sitesi ve internette geçirmesi, evlilik birliğinin mutluluğunu sağlama konusundaki özen yükümlülüğüne (TMK.md.185/2) aykırı olup, diğer taraf için ortak hayatı çekilmez kılar. Gerçekleşen bu duruma göre, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan bırakmayacak nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir.

Ekonomik Şiddet Yargıtay Kararları

1) Evin İhtiyaçlarını Karşılamamak Ekonomik Şiddettir

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2010/14335 Esas, 2011/16356 Karar 

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davacı kadının güven sarsıcı davranışlarına ve hakaretlerine karşılık davalı kocanın da eşinin ve evinin ihtiyaçlarını karşılamamak suretiyle birlik görevlerini yerine getirmediği, boşanmaya neden olan olaylarda kusurun ağırlığının davacı kadında olduğu, Türk Medeni Kanununun 166/2.maddesi koşullarının oluştuğu anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir.

2) Eşinin Çalışmasını İstememek Ekonomik Şiddettir

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2010/15649 Esas, 2011/15991 Karar 

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalı kocanın birlik görevlerini yerine getirmediği, eşinin çalışmasını istemediği, müşterek çocuğun doğumuyla ilgilenmeyip eşini ve çocuklarını arayıp sormadığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK.md. 166/1) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır.

Cinsel Şiddet Yargıtay Kararları

1) Eşler Cinsel İlişki Kuramıyorsa Rapor Alınması Gerekir

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2015/23802 Esas, 2016/14463 Karar 

Davacı, eşinin cinsel ilişkiyi gerçekleştiremediğini, bu sebeple evlilik birliğinin sarsıldığını ileri sürmüştür. Mahkemece bu vakıa hakkında rapor alınmadan karar oluşturulmuştur. Bu sebeple, mahkemece taraflar sağlık kurumuna sevk edilerek, gerek ruhsal gerek fiziksel olarak cinsel ilişki kurulamamasının sebepleri yönünden tıbbi rapor alınması ve toplanan deliller birlikte değerlendirilerek, gerçekleşecek sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

2) Eşiyle Rızası Dışında Doğal Olmayan Yoldan Cinsel İlişkiye Girmek İstemek Cinsel Şiddettir

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2010/15501 Esas, 2011/16235 Karar 

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle boşanmaya neden olan olaylarda eşiyle rızası dışında doğal olmayan yoldan cinsel ilişkiye giren davalı-davacı kocanın, kocasını istemediğini, nefret ettiğini söyleyen davacı-davalı kadına göre daha ağır kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre davalı-davacı kocanın tüm, davacı-davalı kadının aşağıdaki bentlerin kasamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

Fiziksel Şiddet Yargıtay Kararları

1) Eşini Dövme Boşanma Sebebidir

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/3156 Esas, 20121/1209 Karar 

Boşanmaya sebep olan olaylarda davacının ağır, davalının ise az kusurlu olduğu, böyle bir durumda az kusurlu eşin boşanmaya karşı çıkmasının tek başına boşanma kararı verilmesini engellemeyeceği, eğer ki az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise veya eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşıldığı takdirde boşanmaya hükmedilmesi gerektiği, davalının ağır tahrik altında da olsa eşine fiziksel şiddet uyguladığı, bu nedenle az da olsa kusurunun bulunduğu, ortak çocukların beyanlarından anlaşılacağı üzere mevcut evlilik birliğinin eşler ve çocuklar yönünden korunmaya değer bir yararının kalmadığı, somut olayda davalının davaya karşı çıkmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, hâl böyle olunca taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte geçimsizliğin var olduğu, olayların akışı karşısında davacının dava açmakta haklı olduğu ve bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın kanunen mümkün olmadığı açıktır.

2) Eşini Odaya Kilitlemek Fiziksel Şiddettir

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2010/11194 Esas, 2010/252 Karar 

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle eşini odaya kilitleyen ve eşine şiddet uyguladığı anlaşılan davalı kadının tamamen kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya  (TMK.md. 166/1)karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır.

Evlilik Birliğinin Temelden Sarsılması Nedeniyle Boşanma Davasında Emsal Yargıtay Kararları Nasıl Kullanılır?

Yargıtay kararları ışığında hazırlanan bir dava dilekçesinde, ileri sürülen her sarsıcı vakıa için ilgili emsal içtihada atıf yapılması, iddianın hukuki dayanağını güçlendirir. Bir emsal kararın etkili biçimde kullanılması için şu noktalara dikkat edilmelidir:

  • Karar künyesinin (daire, esas ve karar numarası) dilekçede tam ve doğru belirtilmesi.
  • Emsal kararın olayının, somut davadaki vakıayla benzerliğinin açıkça gösterilmesi.
  • Kararın yalnızca sonucuna değil, kusur değerlendirmesine ilişkin gerekçesine de atıf yapılması.
  • Güncel tarihli ve mümkünse Hukuk Genel Kurulu ya da daire içtihatlarının tercih edilmesi.

Her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirildiğinden, emsal kararlar bağlayıcı bir sonuç garantisi vermez; ancak hâkimin takdirini yönlendiren güçlü bir hukuki dayanak oluşturur. Bu nedenle dava dilekçesinin ve emsal karar seçiminin bir aile hukuku avukatı tarafından somut dosyaya göre yapılması önerilir.

Aile ve Boşanma Hukukunda Hukuki Destek

Öner Hukuk ve Danışmanlık, Bakırköy / İstanbul'da aile ve boşanma hukuku alanında danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davanızda dilekçenizin emsal Yargıtay içtihatlarıyla desteklenmesi, sürecin sağlıklı yürütülmesi açısından önemlidir. Aile hukuku alanındaki Aile ve Boşanma Hukuku hizmetlerimiz hakkında bilgi almak veya randevu oluşturmak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Hukuki uyarı: Bu sayfadaki bilgiler genel nitelikte olup hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments