Kategori: Ceza Kategori

Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat

Kişiler maddi veya manevi her türlü zararlarını Devletten isteme hakkına sahiptirler. CMK m.141/2’ye göre de; Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen ve mahkum olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan kişilerle ilgili olarak kararları veren merciler, ilgiliye tazminat hakları bulunduğunu bildirirler ve bu husus verilen karara geçirilir.

Koruma Tedbiri Nedir?

Okumaya devam et

İnfazın Ertelenmesi

İnfaz Nedir?

İnfaz sözlük anlamı ile “yerine getirmek” demektir. İnfaz Hukuku, Mahkemece verilen ve kesinleşen ceza ve güvenlik tedbirlerine ilişkin kararların yerine getirilmesi olarak tanımlanabilir. İnfaz hukukunun asıl amacı cezası kesinleşen kişilerin verilmiş cezalarının yerine getirilerek onların topluma tekrar kazandırılmasıdır.

Birden Fazla Ceza Halinde İnfazın Ertelenmesi

Birden fazla cezası olan hükümlünün Kanuna göre cezaları toplanmalıdır. İnfaz erteleme durumu oluşması için ise şartlarının oluşması ve toplam ceza miktarına bakılması gerekir.

Bunun yanı sıra hükümlü hakkında uygulanan denetimli serbestlik durumu varsa ve bu esnada yeni bir hapis cezası kesinleşmişse de cezaların toplanması gerekir. Aynı şekilde infazın ertelenmesi şartlarının oluşup oluşmadığı bu toplam ceza miktarı üzerinden değerlendirilecektir.

İnfazın Ertelenmesi

Kanun’da infazın ertelenmesi ile ilgili üç uygulama vardır. Bunlar; hastalık sebebiyle erteleme, gebelik ve doğum sebebiyle erteleme ve hükümlünün isteği üzerine infaz ertelemedir. Bunların dışında, çekilecek cezanın hesabında duraksama veya mahkumiyet hükmünde duraksama durumlarında da mahkemeden ve infaz hakimliğinden talep edilerek infaz ertelenmesi mümkündür.

İnfaz ertelenmesi “hükümlü” sıfatına sahip kişiler için geçerlidir. Zira tutuklular infaz erteleme değil adli kontrol altında yargılanma mümkündür.

İnfazın Ertelenmesi Nedenleri

Hastalık Sebebiyle İnfazın Ertelenmesi

Ceza İnfaz Kurumunda hastalanan hükümlünün cezasının infazına resmi sağlık birimlerinin mahkumlara ayrılan bölümlerinde devam edilir. İfade edilen hastalık, akıl hastalığı veya fiziki bir hastalık olabilecektir. Mahkumların bu rahatsızlıklar sebebiyle resmi sağlık birimlerinde geçirdikleri süreler cezaevlerinde geçmiş sayılacaktır.

Ağır hastalık veya engellilik nedeniyle Ceza İnfaz Kurumu koşullarında hayatını yalnız geçiremeyen ve toplum güvenliği bakımından ağır bir tehlike oluşturmayan mahkumun cezası geri bırakılabilecektir.

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum olan hükümlüler dışında tüm hapis cezalarında infaz erteleme mümkündür. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan mahkumların ise cezası ertelenemeyecek onların ceza infazları, devlet ya da üniversite hastanelerinin tek kişilik mahkum koğuşlarında uygulanacaktır.

Bunun dışında, maruz kaldıkları ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen ve koşullu salıverilmesine üç yıl veya daha az süre kalan hükümlüler denetimli serbestlikten faydalanacaklardır. Ağır sağlık sorunu hususunun Adalet Bakanlığınca belirlenen hastanelerin sağlık kurullarından alınacak bir rapor ile belgelenmesi şarttır. Bu durumda denetimli serbestlikte geçen süreler infaz edilmiş sayılacaktır.

Gebelik ve Doğum Sebebiyle İnfazın Ertelenmesi

Hapis cezasının infazı gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren 1 yıl 6 ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılır. Çocuk ölmüş veya anasından başka birine verilmiş olursa, doğumdan itibaren 2 ay geçince ceza infaz olunur.

Bunun dışında, 0-6 yaş grubu çocuğu bulunan kadın hükümlüler, koşullu salıverilmelerine 2 yıl veya daha az süre kalması halinde denetimli serbestlikten faydalanabileceklerdir.

Hükümlü İstemi Üzerine Cezanın İnfazının Ertelenmesi

Erteleme ve infaza ara verme konusunda karar verme yönünden infazı yürüten Cumhuriyet Başsavcılığına takdir hakkı tanınmıştır. Bununla birlikte, kasten işlenen suçlarda 3 yıl, taksirle işlenen suçlarda ise 5 yıl veya daha az süreli hapis cezalarının infazı hükümlünün istemi üzerine Cumhuriyet Başsavcılığınca ertelenebilir. Bu erteleme her defasında 1 yılı geçmemek üzere en fazla iki kez uygulanır. Erteleme süresi içerisinde hükümlü hakkında kasten işlenen bir suçtan dolayı kamu davası açılması söz konusu olursa erteleme kaldırılacak ve cezanın infazına başlanacaktır.

Hükümlünün infazının ertelenme kararı, cezanın infazına başlanmadan önce verilir. Fakat hükümlünün istemi üzerine cezanın ertelenmesi kararı, zorunlu ve acele hallerde, cezanın infazına başlanmış olsa bile 1 yılı geçmeyen sürelerle ve iki defadan fazla olmamak kaydıyla Cumhuriyet Başsavcılığınca infaza ara verilebilir.

Zorunlu ve acele hallere;

  • Hükümlünün yükseköğrenimi bitirebilmesi,
  • Anne, baba, eş veya çocuklarının ölümü,
  • Sürekli hastalık hali,
  • Hükümlünün eş veya çocuklarının sürekli hastalık nedeniyle bakıma muhtaç olmaları
  • Hükümlünün sürekli hastalığı nedeniyle tedaviye ihtiyaç duyması verilebilir.

Hükümlünün istemi üzerine infazın ertelenmesi veya zorunlu hallerde infaza ara verilmesi şu durumlarda uygulanmaz:

  • Terör suçları, örgüt faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlar
  • Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar
  • Mükerrirlere (Önceden işlenen bir suçtan ötürü verilen hüküm kesinleştikten sonra, suçun yenilenmesi halinde söz konusu suçları işleyene “mükerrir” denir.) özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verilenler
  • Disiplin veya tazyik hapsine ( kişinin kanundan kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getirmesi için bir işi yapmaya/yapmamaya veya bir şeyi vermeye mecbur kılındığı yaptırım) mahkum olanlar.

İnfazın Ertelenmesi Talebi Nereye Yapılır?

İnfazın ertelenmesi talebi infazı yürüten Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılacaktır. Örneğin; Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen infaz işlemlerinde talep yeri Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’dır.

İnfazın Ertelenmesine Kim Karar Verir?

İnfazın ertelenmesine infazı yürüten Cumhuriyet Başsavcılığı yetkilidir. 7242 Sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile Cumhuriyet savcısının ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin verdiği tüm kararlara karşı İnfaz Hakimliğine şikayet yolu ile başvuru yapılabilecektir.

İnfazın Ertelenmesi İçin Teminat Şartı

Hükümlünün istemi üzerine cezanın ertelenmesi teminat yani bir güvenceye bağlanabilir. Bu teminat uygulamada belirli bir miktar paranın vergi dairesine yatırılması suretiyle gerçekleşir. İnfaz savcılığı bu miktarın yatırılması halinde infazın ertelenmesine karar verebilmektedir.

İnfaz Erteleme Sonrası Hükümlünün Teslim Olma Yükümlülüğü

İnfazın ertelenmesi süresi bittiğinde, hükümlünün teslim olma yükümlülüğü bulunmaktadır. Cezanın infazı için yeniden çağrı kağıdı gönderilmez. Zira sürenin sonunda hükümlünün kendiliğinden müracaatta bulunması gerekmektedir. Bu müracaatta bulunmayan hükümlü hakkında kaçma şüphesi uyanacak ve bu hükümlüye yakalama emri düzenlenebilecektir.

İnfazın Ertelenmesi Dilekçesi

İnfazın ertelenmesi nedenleri yukarıda sayılmıştır. Yukarıda sayılan nedenlerden bir veya iki tanesine dayanılarak infaz erteleme istenebilir. Bu durum için uzman ceza avukatından yardım alarak infazın ertelenmesi dilekçesini hazırlayabilirsiniz.

İş Kazası Taksirle Ölüme Neden Olma

İş yerinde gerçekleşen her türlü kaza, “iş kazası” kapsamına girer. Bunun yanı sıra, iş yerinde olmasa bile işin gerekliliğini yerine getirme sırasında gerçekleşen kazalar da iş kazası olarak değerlendirilecektir.

Taksir ise, “dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla bir davranışın, neticenin öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi” biçiminde tanımlanmış olup taksirin unsurları ise şunlardır:

1) Taksirle işlenebilen bir suç olması
2) Sonucun öngörülebilir olması
3) Objektif dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlali
4) Hareketin iradi olması
5) Sonucun istenmemesi
6) Hareket ile sonuç arasında nedensellik  bağının bulunması

İş Kazası Nedeniyle Ölüm Ceza Davası

Okumaya devam et

taksirle ölüme neden

Taksirle Ölüme Neden Olma Suçu ve Cezası

Taksir; öngörülebilir ve önlenebilir  bir neticeyi öngörmek ve önlemek hususunda, gerekli dikkat ve özenin  ihmal edilmesidir. Ceza Hukuku anlamında ise dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi demektir.

Türk Ceza Kanununda taksir; taksir (basit taksir) / bilinçli taksir şeklinde ayrılmıştır. Taksirin öngörülebilir neticede olması fakat öngörülememesi “basit taksiri”; öngörülüp de istenmemesi “bilinçli taksir” suçunu oluşturur.

Taksirle adam öldürme ise, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı kusurlu bir davranış ile öngörülebilir nitelikte bir sonucun öngörülemeyerek ortaya çıkması ve dolayısıyla bir kimsenin hayatına son verilmesidir.

Taksirin unsurları şunlardır;

  • Fiilin taksirle işlenebilen bir suç olması,
  • Dikkat ve özen yükümlülüğünün yerine getirilmemesi,
  • Hareketin bilerek ve istenerek yapılması,
  • Neticenin öngörülebilir olması,
  • Neticenin istenmemesi,
  • Hareket ile netice arasında nedensellik bağının bulunması.

Taksirle Adam Öldürmenin Cezası

TCK 85. maddeye göre; Taksirle adam öldürme suçunun cezası; 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezasıdır.

Bu suç, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte, bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişinin hapis cezası; iki yıldan on beş yıla kadar artar.

Bilinçli Taksirle Adam Öldürmek

Bilinçli taksirle adam öldürme suçunda ise; yapılan kusurlu davranış ile bir kimsenin ölebileceğinin fail tarafından öngörülmüş olmasına rağmen, şansa veya kişisel becerilere güvenilerek davranışın yapılmasıdır.

TCK m.22/3’te ise bilinçli taksir: “Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır.” şeklinde tanımlanmıştır.

Bilinçli taksir, öngörüldüğü halde, istenmeyen neticenin gerçekleşmesine kişinin kendi iradesiyle neden olmasıdır. Bu öngörebilme de failin kişisel özellikleri dikkate alınarak hakimin takdiri, bilirkişi uzman raporları vs. delillerle saptanmalıdır.

Bilinçli Taksirle Adam Öldürmenin Cezası

TCK 22/3 maddesine göre; Bilinçli taksirle adam öldüren kişi, taksirle öldürme suçunda alacağı cezanın 1/3 ile 1/2 arasında arttırılması ile belirlenir.

Örneğin; taksirle adam öldürme neticesinde 2 yıl ceza alacak bir fail, bilinçli taksir halinde 2 yıl 8 ay ile 3 yıl arası ceza alacaktır.

Basit Taksirle Ölüme Sebebiyet Verme

Basit taksir; failin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak söz konusu suçu teşkil eden fiilleri neticesini öngörmeden gerçekleştirmesidir.

Zira basit taksir ile bilinçli taksir arasındaki ayırıcı ölçüt; basit taksirde failin öngörülebilir nitelikteki neticeyi öngörememesi, bilinçli taksirde ise bu neticeyi öngörmüş olmasıdır.

Basit taksir suçun basit halini oluşturur. Bu nedenle en alt sınırdan ceza verilmesi gerekir.

Taksirle Adam Öldürmek Trafik Kazası

Trafik kazaları, kasten işlenen fiillerle değil taksirle işlenen fillerle meydana gelir. Zira trafik kazaları, failin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle oluşur. Yani basit ve bilinçli taksirle meydana gelebilecektir.

Trafik kazası neticesinde taksirle ölüme neden olma iddiasında öncelikle failin kusuru tespit edilmelidir. Burada tali kusur/asli kusur ayrımı önem kazanır. Failin hangi oranda kusurlu olduğu ayrımı, bilirkişi incelemesi ile tespit edilir.

Basit taksirle veya bilinçli taksirle adam öldürme suçu işleyen faile verilecek ceza, kusur oranları dikkate alınarak belirlenir. Yani asli kusurlu faile verilecek ceza, alt sınırından daha yukarıda bir miktarda belirlenecekken; tali kusurlu faile verilecek ceza ise suçun alt sınırı dikkate alınarak belirlenir.

Uygulamada ise ölümlü trafik kazalarının failleri ya genel taksir üzerinden ya da alkollü olmaları ve ağır kusur durumunda bilinçli taksir hükümlerinden ceza almaktadırlar.

Trafik kazası neticesinde taksirle adam öldürme suçu neticesinde yapılan yargılamada, kazaya neden olan araçta teknik inceleme yapılması gerekebilir. Bu incelemeler uzman bilirkişiler aracılığıyla yapılır.

Bunun dışında, trafik kazası nedeniyle yapılan yargılamalarda olay yerinde keşif çalışması yapılır. Olayın tanıkları dinlenir, mobese ve kamera görüntüleri incelenir ve bu doğrultuda bir bilirkişi raporu hazırlanarak olay aydınlatılmaya çalışılır. Raporun yetersiz olması durumunda Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nden rapor alınması gereklidir.

Trafik kazası nedeniyle yakınlarını kaybeden şahısların, suçun faili aleyhine maddi/manevi tazminat davası açma hakları bulunmaktadır. Ölen kişinin yakınları var olan şartlara göre Destekten Yoksun Kalma Tazminatı alabilir.

Taksirle Ölüme Neden Olma Zamanaşımı

Bu suç için belirlenmiş zamanaşımı süresi 15 yıldır. Yani bir kimsenin öldürüldüğü bilgisini şahsın ölümü üzerinden 15 yıl geçmedikçe savcılık kendiliğinden soruşturacaktır. Zamanaşımı süresi geçtiğinde ise artık bu soruşturma yapılamaz.

Taksirle Adam Öldürme Şikayete Bağlı Mı?

Taksirle adam öldürme suçu şikayete bağlı bir suç değildir. Savcılık suçun işlendiğini öğrenir öğrenmez fail hakkında re’sen yani kendiliğinden bir soruşturma yapacak ve kamu davasını açacaktır.

Taksirle Adam Öldürme HAGB

Suçu işleyen kişiye ikinci bir şans verilmesi adına, mahkumiyet hükmünün 5 yıl süre ile hüküm doğurmaması ve 5 yıllık sürenin sonuçlanmasından sonra sanık, belirlenen denetim süresi içerisinde yeni bir suç işlemez ise; denetim süresi sonunda dava düşmesine “Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması” (HAGB) denir. Sanık bu durumda suçu işlememiş hale gelmektedir.

Taksirle adam öldürme suçunda verilen cezanın 2 yıldan fazla olmaması durumunda da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı söz konusu olabilecektir. Fakat bu durumda mağdurun ölüm nedeniyle uğradığı maddi zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi şeklinde karşılanması gerekmektedir. Ancak mağdurun zararı giderilirse, hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanabilir.

Taksirle Adam Öldürme Para Cezası

Taksirle adam öldürme suçunda alınacak ceza ne kadar olursa olsun bu cezanın koşulları oluşmuşsa cezanın, adli para cezasına çevrilmesi mümkündür. Fakat bilinçli taksirle adam öldürme suçu var ise, bu durumda verilecek cezanın adli para cezasına çevrilmesi mümkün olmayacaktır.

Taksirle Ölüme Neden Olma Savunma Dilekçesi

Taksirle adam öldürme savunma dilekçelerinin konunun uzmanı bir avukat tarafından hazırlanmasında fayda vardır. Zira bu konu oldukça geniş kapsamlı bir konudur ve uzman ceza avukatı desteği gerekir.

Taksirle Adam Öldürme İstinaf Dilekçesi

Her dosyanın kendine özgü bir savunma biçimi vardır. Taksirle adam öldürme dilekçeleri ve İstinaf/Temyiz aşamaları da hassasiyetle uzman bir ceza avukatı tarafından hazırlanmalıdır. Bu hususta da dosya ile ilgili tüm deliller toplanmış olmalı, dosya ile ilgili her bir ayrıntıya dikkat edilmelidir.

Yasadışı Bahis Oynatma Suçu

Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis Ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanuna göre, spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli ve müşterek bahis veya şans oyunları oynatmak suç olarak düzenlenmiştir.

Kişi, hiçbir menfaati olmasa dahi yasadışı bahis oynatanlar kanun hükümleri gereği cezalandırılacaktır. Suç genel kastla işlenebilen bir suçtur.

Bahis ve Şans Oyunları Oynatma Yetkisi

Türkiye’de spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli ve müşterek bahis veya şans oyunları oynatma yetkisine Spor Toto Teşkilat Başkanlığı veya başkanlığın yetki verdiği gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri sahiptir.

Spor Toto Teşkilat Başkanlığı, sabit ihtimalli ve müşterek bahis oyunlarını oynatmak üzere “sabit bayi” veya internet üzerinden oynatmak için “sanal ortam bayii” ruhsatı vererek gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerine izin verebilir. Spor Toto Teşkilat Başkanlığı’nın verdiği ruhsatlar dışında, izinsiz bahis oynatmak 7258 sayılı Kanuna göre cezalandırılan bir suçtur.

Bahis oynatma ve oluşturma tekeli ülkemizde Spor Toto Teşkilat Başkanlığı’nın elinde olup ilgili mevzuat uyarınca, teşkilat bu yetkiyi bizzat kullanabileceği gibi bu yetkisini ancak ve ancak “Özel Hukuk Tüzel Kişileri’ ne devretme suretiyle kullanma hakkına sahiptir.

Yasadışı Bahis Cezası 

Yasadışı bahis oynatma suçunun cezası, üç yıldan beş yıla kadar hapistir. Hapis cezasına ek olarak on bin güne kadar adli para cezası öngörülmüştür.

Bahis oyunlarını oynatan site yahut daha farklı sistemlerde lisans olmadığı takdirde bu siteler üzerinden oynatılan tüm bahisler yasadışı niteliktedir.  Yasadışı bahis oynama suçunun cezası bu kapsamda cezalandırılır.

Bu suçun nitelikli hallerine verilecek örnekler; İnternet Üzerinden Yurt Dışı Bahis Oynama ve Oynatma, Yasadışı Bahis ve Şans Oyunlarında Para Nakline Aracılık Etme, Yasadışı Bahis Sitelerinin Reklamının Yapılması olabilir.

Yasa Dışı Bahis Suçu ve Kabahati Oluşturan Fiiller Şunlardır:

  • Sabit ihtimalli veya müşterek bahis oynatma suçu,
  • Yasa dışı bahis oynanmasına yer veya imkân sağlama suçu,
  • Yurt dışında oynatılan her çeşit bahis veya şans oyunlarının Türkiye’den oynanmasına imkan sağlama suçu,
  • Yasa dışı bahis suçları ile bağlantılı paranın nakline aracılık etme suçu,
  • Kişileri reklam vermek ve sair surette yasa dışı bahis oynamasına teşvik etme suçu,
  • Yasa dışı bahis oynama kabahati.

Kaçak Bahis Suçunun Yurt Dışında İşlenmesi 

Kaçak bahis oynatma suçunu yurt içinde oynatanlar üç yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası”  alır.

Hakim tarafından faile, suçun işlendiğinin sabit olması durumunda, hem hapis hem de para cezası olmak üzere ceza verilmesi zorunludur.

Kaçak bahis suçunun yurt dışında işlenmesi durumunda, 7258 Sayılı Kanun 5-b maddesi uyarınca faile dört yıldan altı yıla kadar hapis cezası” verilmiştir.

Suçun hem yurt içi hem yurt dışı için ayrı ayrı ceza verilmeyecek, yalnızca daha ağır cezayı öngören, yurt dışı müsabakalarına yönelik, 7258 Sayılı Kanunun 5-b maddesindeki “dört yıldan altı yıla kadar hapis cezası”  uygulanacaktır.

Zira her ne kadar hem yurt içi hem yurt dışı müsabakası oynatılmış ise işlenilen suç aynı suç olup işlenen bir suçtan dolayı bir kişiye birden fazla ceza verilemez. Bu husus  evrensel ceza hukuku Ne Bis In Idem İlkesinin bir gereğidir.

İddaa Oynamak Suç Mu?

Bahis oynatanın eylemi suç olduğu için daha ağır kabul edilmekte ve fail “hapis cezası” ile “adli para cezası” ile karşı karşıya kalmaktadır. Yani fail (suçu işleyen kişi) hem hapis cezası hem de para cezası alır ve bu durum adli sicil kaydına işlenir.

Bahis oynayanın eylemi ise kabahat sayıldığı için daha hafif kabul edilmekte fail yalnızca idari para cezası ile karşı karşıya kalmaktadır. Hapis yatılması durumu ise söz konusu değildir.

Yasadışı Bahis Oynamanın Cezası: Spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis veya şans oyunlarını oynayanlar mahallin en büyük mülki idare amiri tarafından beş bin liradan yirmi bin liraya kadar idari para cezası ile cezalandırılır.

Yasa Dışı Bahis Sicile İşler Mi?

Kaçak (yasa dışı) bahis oynatmanın cezası hapis ve adli para cezası olduğu için alınacak olan ceza sicile işlenecektir.

Yasa dışı bahis oynamanın cezası ise 5.000 TL ile 20.000 TL arasında idari para cezasıdır. İdari para cezaları sicile işlenmeyecektir.

Yasa dışı Bahis Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme

7258 sayılı yasada öngörülen yasadışı bahis suçları , Asliye Ceza Mahkemesinin görev alanına giren suçlardandır.

Yasadışı bahis oynama suçunun cezalandırılması ise yargılama sonucu olmaz. Bu noktada idari yaptırım olan idari para cezasını suçun işlendiği yerde bulunan en büyük mülki amir belirleyecektir.

Yasa Dışı Bahis Cezası İtiraz

Yasa dışı bahis oynatan kişi hem hapis cezası hem de adli para cezası alacaktır. Ceza alan sanık bu yasa dışı bahis oynatma cezasına itiraz edebilir. İtiraz dilekçesinin uzman ceza avukatı tarafından hazırlanması son derece önemlidir. Dilekçe hazırlanırken mutlaka bir avukattan yardım almanızı önermekteyiz.

Yasa Dışı Bahis İdari Para Cezası İtiraz

Kaçak bahis oynamanın sonucunda bahis oynayan kişiye idare para cezası verilir. Bu idari para cezasına itiraz edilmesi mümkündür. Yasa dışı bahis oynama nedeniyle kesilen idari para cezasına itiraz dilekçesinin uzman avukat tarafından hazırlanması sizin lehinize olacaktır.

kadına karşı şiddetin önlenmesi

Koruyucu ve Önleyici Tedbirler (Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi)

Hem ülkemizde hem de dünyada şiddete uğrayan kadınların sayısı maalesef hiç de az değildir. Ülkemizde kadına karşı şiddetin önlenmesi amacıyla 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun 20 Mart 2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Şiddet Nedir ?

Kişinin, fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren, toplumsal, kamusal veya özel alanda meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranışa “Şiddet” denir.

Koruyucu Tedbir Kararı Nedir ?

Şiddet mağdurları ve şiddet uygulayanlar hakkında hakim, kolluk görevlileri ve mülki amirler tarafından, istem üzerine veya resen verilecek tedbir kararlarına “koruyucu tedbir” denilir.

Koruyucu tedbir yoluyla, şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi altında olan kişilerin güvenliği ve korunması amaçlanmaktadır.

Hakim Tarafından Verilecek Koruyucu Tedbir Kararları

Hakim, korunacak kişiye yönelik aşağıdaki koruyucu tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere karar verilebilir:

  • İşyerinin değiştirilmesi,
  • Kişinin evli olması halinde müşterek yerleşim yerinden ayrı yerleşim yeri belirlenmesi,
  • Korunan kişinin talebi üzerine tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulması,
  • Korunan kişi bakımından hayati tehlikenin bulunması ve bu tehlikenin önlenmesi için diğer tedbirlerin yeterli olmayacağının anlaşılması halinde ve ilgilinin aydınlatılmış rızasına dayalı olarak kimlik ve ilgili diğer bilgi ve belgelerinin değiştirilmesi,
  • Diğer koruyucu tedbirler (Hakim somut olayın özelliklerine göre takdir yetkisini kullanarak başka koruma tedbirlerine hükmedebilir.)

Mülki Amir Tarafından Verilecek Koruyucu Tedbir Kararları

Mülki amir, korunacak kişiye yönelik aşağıdaki koruyucu tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere karar verilebilir:

  • Kendisine ve gerekiyorsa beraberindeki çocuklara, bulunduğu yerde veya başka bir yerde uygun barınma yeri sağlanması (a)
  • Geçici maddi yardım yapılması,
  • Psikolojik, meslekî, hukuki ve sosyal bakımdan rehberlik ve danışmanlık hizmeti verilmesi,
  • Hayati tehlikesinin bulunması halinde, ilgilinin talebi üzerine veya resen geçici koruma altına alınması (ç)
  • Gerekli olması halinde ve korunan kişinin çocukları varsa kreş imkanının sağlanması.
  • Benzer koruyucu tedbirler

Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde birinci fıkranın (a) ve (ç) bentlerinde yer alan tedbirler, ilgili kolluk amirlerince de alınabilir. Kolluk amiri evrakı en geç kararın alındığı tarihi takip eden ilk işgünü içinde mülkî amirin onayına sunar. Mülkî amir tarafından kırk sekiz saat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkar.

Koruyucu Tedbir Kararı Nasıl Alınır ?

Kişinin, şiddete uğraması veya şiddete uğrama tehlikesi altında bulunması halinde herkes durumu yazılı, sözlü veya başka bir suretle ilgili makam ve mercilere ihbar edebilir. Şiddet veya şiddete uğrama tehlikesinden haberdar olan kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları
ise durumu derhal, şikayet mercilerine bildirmek zorundadır.

Tedbir kararı en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek yer hakiminden, mülki amirinden ya da kolluk biriminden talep edilebilir.

Tedbir kararı, şiddet uygulayana ve korunan kişiye tefhim veya tebliğ edilir, tefhim ve tebliğ işlemleri sırasında, tedbir kararına aykırı davranılması halinde şiddet uygulayan hakkında zorlama hapsinin uygulanacağı ihtarı da yapılır.

Aile mahkemesi hakimine hem koruyucu hem de önleyici, mülki amire sadece koruyucu, kolluk amirine ise istisnai hallerde ve sınırlı sayıda olmak üzere hem koruyucu hem de önleyici tedbir kararı verme yetkisi tanınmıştır.

Koruyucu Tedbir Kararı Süresi 

Tedbir kararı ilk defasında en çok altı ay için verilebilir. Ancak şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesinin devam edeceğinin anlaşıldığı hallerde, resen, korunan kişinin ya da Bakanlık veya kolluk görevlilerinin talebi üzerine tedbirlerin süresinin veya şeklinin değiştirilmesine, bu tedbirlerin kaldırılmasına veya aynen devam etmesine karar verilebilir.

Önleyici Tedbir Kararı Nedir ?

Önleyici tedbir koruyucu tedbirden farklıdır. Kanunda belirtilen merciler tarafından şiddet uygulayan veya uygulama tehlikesi bulunan kişi hakkında, olayın niteliği dikkate alınarak hükmedilecek tedbirlere ilişkin karara “önleyici tedbir” denilir.

Koruyucu tedbirde mağdur veya mağdur olabilme ihtimali olan kişi üzerine kararlar verilir. Önleyici tedbirde ise şiddet uygulayan veya uygulama tehlikesi bulunan kişi hakkında kararlar verilir.

Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için, şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz. Önleyici tedbir kararı, geciktirilmeksizin verilir.

Hakim Tarafından Verilecek Önleyici Tedbir Kararları

Hakim, şiddet uygulayan veya uygulama ihtimali olan kişiye karşı aşağıdaki tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere karar verilebilir:

  • Şiddet mağduruna yönelik olarak şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmaması (a)
  • Ortak konuttan veya bulunduğu yerden derhal uzaklaştırılması ve müşterek konutun korunan kişiye tahsis edilmesi (b)
  • Korunan kişilere, bu kişilerin bulundukları konuta, okula ve işyerine yaklaşmaması (c)
  • Çocuklarla ilgili daha önce verilmiş bir kişisel ilişki kurma kararı varsa, kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılması, kişisel ilişkinin sınırlanması veya tümüyle kaldırılması (d)
  • Gerekli görülmesi halinde korunan kişinin, şiddete uğramamış olsa bile yakınlarına, tanıklarına ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin haller saklı kalmak üzere çocuklarına yaklaşmaması,
  • Korunan kişinin şahsi eşyalarına ve ev eşyalarına zarar vermemesi,
  • Korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesi,
  • Bulundurulması veya taşınmasına kanunen izin verilen silahları kolluğa teslim etmesi,
  • Silah taşıması zorunlu olan bir kamu görevi ifa etse bile bu görevi nedeniyle zimmetinde bulunan silahı kurumuna teslim etmesi,
  • Korunan kişilerin bulundukları yerlerde alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmaması ya da bu maddelerin etkisinde iken korunan kişilere ve bunların bulundukları yerlere yaklaşmaması, bağımlılığının olması hâlinde, hastaneye yatmak dâhil, muayene ve tedavisinin sağlanması,
  • Bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi için başvurması ve tedavisinin sağlanması.

Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde birinci fıkranın (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde yer alan tedbirler, ilgili kolluk amirlerince de alınabilir. Kolluk amiri evrakı en geç kararın alındığı tarihi takip eden ilk işgünü içinde hakimin onayına sunar. Hâkim tarafından yirmi dört saat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkar.

Bu Kanunda belirtilen tedbirlerle birlikte hakim; velayet, kayyım, nafaka ve kişisel ilişki kurulması hususlarında karar vermeye yetkilidir.

Şiddet uygulayan, aynı zamanda ailenin geçimini sağlayan yahut katkıda bulunan kişi ise 4721 sayılı Kanun hükümlerine göre nafakaya hükmedilmemiş olması kaydıyla hakim, şiddet mağdurunun yaşam düzeyini göz önünde bulundurarak talep edilmese dahi tedbir nafakasına hükmedebilir.

Önleyici Tedbir Kararı Süresi 

Tedbir kararı ilk defasında en çok altı ay için verilebilir. Ancak şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesinin devam edeceğinin anlaşıldığı hallerde, resen, korunan kişinin ya da Bakanlık veya kolluk görevlilerinin talebi üzerine tedbirlerin süresinin veya şeklinin değiştirilmesine, bu tedbirlerin kaldırılmasına veya aynen devam etmesine karar verilebilir.

Önleyici Tedbir Kararının İhlali 

Şiddet uygulayan veya uygulama ihtimali bulunan kişinin tedbiri ihlali halinde, fiil başka bir suç oluştursa bile ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre hakim kararıyla şiddet uygulayana üç günden on güne kadar zorlama hapsi uygulanır.

Tedbir kararının gereklerine aykırılığın her tekrarında, ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre zorlama hapsinin süresi on beş günden otuz güne kadardır. Ancak zorlama hapsinin toplam süresi altı ayı geçemez.

Zorlama hapsi seçenek yaptırımlara çevrilmez ve adli sicile işlenmez.

Uzaklaştırma Kararı Nedir ? 

Uzaklaştırma kararı, önleyici koruma tedbirlerinden bir tanesidir. Mağdurun oturduğu evden uzaklaştırma, çalıştığı işyerinden uzaklaştırma, gibi kararlar verilebilir.

Uzaklaştırma Kararı Nasıl Alınır ? 

Mağdur veya mağdur olma ihtimali olan kişi önleyici tedbirlerden bir tanesi olan uzaklaştırma kararını hakimden talep edebilir. Bu talep Aile Mahkemesine yapılacaktır.

Kadına Karşı Şiddetin Cezası Nedir ?

Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Eğer bu suç, anneye, eşe veya kız kardeşe karşı işlenmişse o zaman şikayet aranmaksızın ceza yarı oranda arttırılır. Yani ceza 1.5 yıldan 4.5 yıla kadar olacaktır.

şantaj

Şantaj Suçu ve Cezası

Bir kimseyi, bir şeyi yapmaya veya yapmamaya zorlamanın özel bir şekli olan şantaj suçu TCK’ nın 107. maddesinde ele alınmıştır.

Şantaj Ne Demek ?

Şantaj, herhangi bir çıkar sağlamak amacıyla bir kimseyi, kendisiyle ilgili karalatıcı, lekeleyici veya gözden düşürücü bir haberi yayma veya açığa çıkarma tehdidiyle korkutma” anlamına gelmektedir.

Şantaj Suçu Nedir ?

Bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlamak, şantaj suçunu oluşturur.

Şantaj Cezası 

Şantaj suçunun cezası Türk Ceza Kanunu 107. maddesinde belirtilmiştir.

Madde 107- (1) Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
(2) Kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulması halinde de birinci
fıkraya göre cezaya hükmolunur.

Şantaj Suçu Şikayetten Vazgeçme

Şantaj suçu şikayete tabi midir ? Şantaj suçu şikayete tabi suçlardan değildir. Bu nedenle mağdur kişi şikayet etmezse bile adli makamlar suçu haber alır almaz gerekli soruşturmayı ve kovuşturmayı re’sen yürütmelidir.

Mağdur kişi sonradan şikayetinden vazgeçse dahi açılmış olan soruşturma veya kovuşturma devam edecektir. Bu nedenle şantaj suçlarında şikayetçi olmadan önce uzman bir ceza avukatına danışmanızı önermekteyiz.

Şantaj Suçu Uzlaşmaya Tabi Mi ?

Şantaj suçu uzlaşmaya tabi bir suç değildir. Bu nedenle soruşturmadan önce veya sonra uzlaştırma kurumu devreye girmeyecektir.

Şantaj Suçu Memurluğa Engel Mi ?

Kasten işlenen bir suçtan dolayı 1 yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkum olan kişi memuriyete kabul edilemez. (657 sayılı kanun m.48/5)

Kasten işlenen bir suçtan 1 yıl veya daha fazla hapis cezasının memuriyet görevi sırasında işlenmesi halinde, kişinin memuriyet görevi sona erer.

Eğer şantaj suçundan 1 yıl veya daha fazla hapis cezası alınırsa bu durum memurluğa engel oluşturacaktır.

Bana Şantaj Yapılıyor Ne Yapabilirim ?

Öncelikle belirtmek gerekir ki, ne olursa olsun ne hata yaparsanız yapın hiçbir zaman şantajcıya boyun eğmemeniz gerekir. Boyun eğdiğiniz durumlarda, şantaj yapan kişi, sizi zor duruma düşürdüğünü düşünür ve her zaman sizden daha fazlasını isteyecektir. Bu nedenle bu kişiler karşısında öncelikle kendinizden emin ve güçlü durmanızı öneririz.

Bu konuda atacağız en önemli adım uzman bir ceza avukatına danışmanız olacaktır. Olayın tamamını hiç çekinmeden anlatmanız gerekmektedir. Elinizdeki tüm delilleri de beraberinizde getirerek işinizi kolaylaştırabilirsiniz.

Eski Sevgilimin Elinde Çıplak Fotoğrafım Var ve Bana Şantaj Yapıyor ?

Özellikle teknolojinin gelişmesiyle birlikte sosyal medya aracılığıyla işlenen şantaj suçu artmaya başlamıştır. Özellikle sevgili iken birbirine müstehcen fotoğraflar atan kişiler, ayrıldıktan sonra bu fotoğrafları şantaj olarak kullanmaya başlayabiliyorlar. Eski sevgilinin elinde bulunan çıplak fotoğraf veya çıplak video sebebiyle taraflardan biri mağdur olmakta diğer tarafta çıkar sağlayarak şantaj suçunu işlemektedir.

Bu gibi durumlarda hiç vakit kaybetmeden uzman bilişim avukatına danışmanız gerekmektedir. Böyle bir durumla karşı karşıya kaldığınızda bizimle İLETİŞİME geçebilirsiniz.

İnternette Konuştuğum Birine Çıplak Fotoğrafımı Yolladım ve Bana Şantaj Yapıyor Ne Yapabilirim? 

Vakit kaybetmeksizin uzman bilişim avukatına danışmanız gerekmektedir. Elinizdeki delilleri silmemeniz ve avukatla paylaşmanız gerekir.

Şantaj Suçu Şikayet Dilekçesi 

Şikayet dilekçesinin hazırlanması sanıldığı kadar kolay değildir. Dilekçenin düzgün bir şekilde doldurulması gerekir. Olayın anlatış şekli, failin varsa bilgileri gibi detaylar atlatılmamalıdır.

Şantaj Suçu Savunma Dilekçesi 

Şantaj suçu savunma dilekçesinin hazırlanması uzmanlık gerekmektedir. Bu nedenle uzman bir ceza avukatından yardım almanızı önermekteyiz.

kişisel veri

Kişisel Verilerin Hukuka Aykırı Olarak Kaydedilmesi Suçu ve Cezası

Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi suçu Türk Ceza Kanunu 135. maddede düzenlenmiştir.

Madde 135- (1) Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Kişisel verinin, kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırki kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlaki
eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin olması durumunda birinci fıkra uyarınca verilecek ceza yarı oranında artırılır. 

Kişisel Veri Nedir ?

Kişisel veri, gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi ifade etmektedir. Sadece gerçek kişinin adı, soyadı, doğum tarihi ve doğum yeri gibi onun kesin teşhisini sağlayan bilgiler değil, aynı zamanda kişinin fiziki, ailevi, ekonomik, sosyal ve kültürel özelliklerine ilişkin bilgiler de kişisel veridir.

Suçun Manevi Unsuru 

TCK 135. maddede tanımlanan suçların manevi unsuru kasttır. Failin suçu hangi saikle işlediğinin bir önemi yoktur. Bu suç taksirle işlenmesi mümkün değildir.

Suçun Hukuka Aykırılık Unsuru 

Kişisel verilerin hukuka uygun olarak kaydedilmesi veya ilgili kişinin rızasının bulunması durumunda hukuka uygunluk oluşur ve herhangi bir suç oluşmaz.

Suçun Nitelikli Halleri

Türk Ceza Kanunu 137. maddede suçun nitelikli halleri sayılmıştır:

  • Kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle,
  • Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,

İşlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılacaktır.

Kişisel Verilerin Hukuka Aykırı Olarak Kaydedilmesi Suçunda Şikayet 

Bu suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı değildir. Soruşturma makamı re’sen soruşturma yapabilecektir.

Kişisel Verilerin Hukuka Aykırı Olarak Kaydedilmesi Suçunda Görevli Mahkeme

Bu suçla ilgili davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi’dir.

Kişisel Verilerin Hukuka Aykırı Olarak Kaydedilmesi Suçunda Dava Zamanaşımı 

Bu suçlarda dava zamanaşımı süresi Türk Ceza Kanunu 66/1-e maddesine göre 8 yıldır. Nitelikli hallerin uygulanması halinde dava zamanaşımı süresi değişecektir.

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu 

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun amacı, kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak ve kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenlemektir.

Kişisel Verilerin İşlenmesi 

Kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hale getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlemi ifade etmektedir.

cumhurbaşkanına hakaret

Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu Ve Cezası

Cumhurbaşkanına hakaret suçu, genel hakaret suçundan ayrı olarak, Türk Ceza Kanunu’nun devlete karşı suçlar bölümünde düzenlenmiştir. Hakaret suçundan farklı olarak, bu suçun yüze karşı veya gıyapta işlenmesi arasında bir fark bulunmaz. Gıyapta işlenmesi durumunda ise 3 kişi ile ihtilat (başkalarıyla konuşma, görüşme) şartı aranmamaktadır. Düzenleme ile, devletin temsilcisi niteliğindeki Cumhurbaşkanlığı makamını işgal eden kişinin hukuki bir kavram olarak “şerefi” korunmaktadır. Ancak aşağıda da değinileceği üzere, bu suç kapsamında kişiler aleyhine açılan davaların sayısında büyük bir artış gözlenmektedir. Bunun sebebi ise, hukuka aykırı bir biçimde, eleştiri niteliğindeki söylemlerin bile bu suç kapsamında kabul edilmesidir. Zira Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, ifade özgürlüğünü siyasetçilere yönelik söylemler bakımından daha geniş yorumlar. Tek başına bu düzenleme bile, ifade özgürlüğünü hukuka aykırı ve ölçüsüz olarak sınırlandırdığından, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ve protokollerine uyumlu olmadığı gerekçesiyle eleştirilmektedir.

Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddesi şu şekildedir:

Madde 299 – (1) Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Suçun alenen işlenmesi hâlinde, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır.

(3) Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.

Bu suçun faili herkes olabilir. Suçun oluşması için hakaret içeren ifadelerin herhangi bir şekilde kullanılmış olması yeterlidir. Bu açıdan yazılı veya sözlü olarak, basın, mektup, posta, yoluyla ve hatta resimler, karikatürler aracılığıyla da işlenmesi mümkündür. Suçun manevi unsuru kasttır. Failin bilerek ve isteyerek bu suçu işlemiş olması gerekir. “Hakaret” sözünden anlaşılması gereken ise, kişinin şeref ve saygınlığını rencide edebilecek şekilde bir fiil veya olgu isnat etmek veya sövmek suretiyle onur, şeref ve saygınlığa saldırılmasıdır.

Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu Uzlaşmaya Tabi Mi ?

Cumhurbaşkanına hakaret suçu uzlaştırmaya tabi değildir. Soruşturma başlatılması için şikayet de aranmaz, resen veya şikayet üzerine soruşturma başlatılabilir.

Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu Dava Zamanaşımı Süresi 

Dava zamanaşımı süresi ise 8 yıldır. Suç nedeniyle kovuşturma başlatılması için, 3. fıkrada düzenlendiği üzere, Adalet Bakanlığının izni gerekir.

Cumhurbaşkanına karşı hakaret eyleminde bulunabilmesi için, cumhurbaşkanının yemin etmiş olması ve halen görevde bulunması gerekir. Görev süresi sona erdikten sonra görevle ilgili olarak hakaret edilse dahi, genel hakaret düzenlemesi uygulanır, cumhurbaşkanına hakaret suçu oluşmaz.

Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu Nitelikli Hal

Suçun aleni şekilde işlenmesi halinde hükmolunacak ceza 1/6 oranında artırılır. Aleniyetten anlaşılması gereken, hakaretamiz ifadelerin belirlenemeyen sayıda kişi tarafından görülme, duyulma ve algılanabilmesi ihtimalidir. Örneğin basın yoluyla veya sosyal medyada, halka açık bir toplantıda bu ifadelerin kullanılması, cezada artırımı gerektiren bu nitelikli hal kapsamında sayılır.

Bu suç sebebiyle hükmolunacak hapis cezası bakımından, hükmün açıklanması geriye bırakılabilir, adli para cezasına çevrilebilir veya ceza ertelenebilir.

Cumhurbaşkanına Hakaret Davaları

Son yıllarda cumhurbaşkanına hakaret suçu kapsamında açılan dava sayısında büyük bir artış meydana gelmiştir. Uzun yıllar boyunca her yıl açılan dava sayısı 100’ü bulmazken, 2010 yılında 108, 2015 yılında 678, 2017 yılında 5150 dava açılmıştır.

Kişiler hakkında bu suç kapsamında verilen mahkumiyet kararları bakımından, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bireysel başvuru yolu açık olup, özellikle eleştiri mahiyetindeki ifadeler nedeniyle mahkum edilen kişilerin bu yolu kullanarak olumlu sonuç almaları mümkündür.

Cumhurbaşkanına Hakaret Kanunu

İnternette her zaman yanlış bilgiler olmaktadır. Bu konuya dair de yanlış bilgiler mevcuttur. Cumhurbaşkanına hakaret kanunu diye bir kanun yoktur. Cumhurbaşkanına hakaret suçu TCK’da 219. maddede düzenlenmiştir.

Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu Savunma Dilekçesi 

Cumhurbaşkanına hakaret suçundan hakkımda dava açıldı. Ne yapmam gerekiyor ? diyorsanız eğer mutlaka bir uzman avukata danışmanınızı öneririm. Savunma dilekçesi hazırlamak uzmanlık alanı gerektiren bir durumdur. Savunma dilekçesi için tarafımızla iletişime geçebilirsiniz.