Kategori: Miras Hukuku

tarım arazisi miras

Tarım Arazisi Miras Paylaşımı

Mirasbırakanın vefat etmesinden sonra mirasçılar, mirası paylaşmakta çoğunlukla anlaşmazlığa düşerler. Özellikle miras kalan şey tarım arazisi ise bu anlaşmazlık artmaktadır.

Tarımsal arazilerin paylaşılması, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nda özel olarak yer almıştır. Bunun nedeni ise tarım arazilerinin bölünerek küçülmelerini engellemek ve araziyi kullanmaya ehil olan mirasçıya vermek amaçlanmıştır.

Tarım Arazisi Miras Paylaşımı

Tarımsal arazilerin paylaşılması problemi birden fazla mirasçının söz konusu olduğu ve bu mirasçıların kendi aralarında anlaşamadığı durumlarda gerçekleşir. Terekedeki tarımsal arazilerin paylaşılmasında Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu (TKAKK) 8/B-1 madde hükümleri uygulanır.

Kanun koyucu, tarım arazilerinin paylaşılması konusunda azami bir süre belirlemiştir. Bu süre 1 yıldır. Mirasın açılmasından itibaren bir yıl içinde, tarım arazisi mirasçılardan birine ya da üçüncü bir kişiye devredilmemesi veya dava açılmaması halinde TKAKK 8/Ç gereği, tarım arazisinin mirasçılardan birine veya üçüncü bir kişiye devri konusunda yetkili kurum Tarım ve Orman Bakanlığı olacaktır.

Mirasçıların Tarım Arazisini Paylaşması 

Mirasçılar, oybirliği ile anlaşarak miras kalan tarım arazisini diledikleri gibi paylaşabilecektir. Mirasçılar arasında anlaşma olmaması halinde ise TKAKK hükümleri uygulanacaktır. Mirasçılar, tarımzal araziyi bir mirasçıya devredebilecekleri gibi üçüncü bir kişiye de devredebilirler. Mirasçıların birlikte anlaşarak tarımsal araziyi devredeceği kişide tarımsal faaliyeti yürütmeye ehil olması durumu aranmaz.

Tarım arazisi, TKAKK ekli listesinde belirtilen asgari büyüklüğün altına düşmemek koşuluyla bölünebiliyorsa, tarım arazisinin aynen paylaşılması imkanı da olacaktır.

Mirasçılar, aralarında yazılı olarak da anlaşarak tarımsal arazinin özgüleneceği mirasçıyı belirlemesi de mümkündür. Bu durumda Türk Medeni Kanunu 676. madde uygulanacaktır.

Paylaşma sözleşmesi
Madde 676- Mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması veya aralarında yapacakları paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlar.
Paylaşma sözleşmesiyle mirasçılar, tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kabul edebilirler.
Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.

Sözleşme yapıldıktan sonra mirasçılar tarım arazisinin devrinden kaçınırsa, ilgili mirasçı tescile zorlama davası (TMK m. 716) açarak, tarımsal arazinin mülkiyetinin hükmen geçirilmesini talep edebilir.

Tarımsal Arazinin Üçüncü Kişiye Devri 

Mirasçıların tümü birlikte anlaşarak, tarım arazisini üçüncü bir kişiye devredebilir. Üçüncü kişi gerçek kişi olabileceği gibi tüzel kişi de olabilecektir. Devredilecek kişinin tarımsal faaliyeti yürütmeye ehil olması da gerekmez. Bölünme imkanı olmayan arazilerin tek parça halinde devredilmesi gerekir.

Tarım Arazisinin Dava Yoluyla Mirasçılara Paylaştırılması 

Mirasçıların anlaşmaması ve mirasçılardan birinin 1 yıl içinde dava açmaması halinde, TKAKK 8/Ç hükmü gereğince, tarımsal arazinin ehil mirasçıya, ehil mirasçı olmaması halinde en yüksek fiyatı veren istekli mirasçıya devrinin gerçekleşmesi için Tarım ve Orman Bakanlığı’na dava açma yetkisi verilmiştir.

Tarımsal Arazinin Özgülenmesi Davası 

Tarımsal arazinin özgülenmesi davası mirasbırakanın son yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesi’nde açılmalıdır. Davanın mirasçılardan birinin veya Bakanlığın açmasında herhangi bir fark bulunmamaktadır.

mirasçılıktan çıkarma

Mirasçılıktan Çıkarma

Miras, ölen kişinin kanuni sınırlara bağlı kalmak kaydıyla tasarruf etme yetkisi bulunan tereke değerlerini belirtmektedir.

Yapılan bu tasarruflar miras bırakanın ölümünden önce gerçekleşmekte, ölümü ile de hüküm ve sonuç doğurmaktadır. Bu tasarruflardan bir tanesi de mirasçılıktan çıkarmadır. Mirasbırakan sağlığında yasada öngörülen koşulların gerçekleşmesi halinde yine yasa çerçevesi içinde mirasçılarını mirastan mahrum edebilmek için mirasçılıktan çıkarabilecektir.

Mirasçılıktan Çıkarma Nedir ?

Okumaya devam et

Mirasın Reddi Davası

Mirasın Reddi Nedir?

Yasal veya atanmış mirasçılar mirasbırakanın ölümü ile birlikte mirasbırakanın malvarlığını payları dahilinde kazanırlar. Miras pasif (borç) ve aktifleri (hak) ile birlikte mirasçılara geçer. Mirasçıların mirası kazanmaları için herhangi bir irade açıklamasında bulunmalarına gerek yoktur. Mirasçılar miras kalan borçtan kişisel malvarlıkları ile sorumludur. Fakat mirasçılar mirası kabul etmek zorunda değildir.

Mirasçılar mahkemeye yapacakları başvuru ile mirasın reddini talep edebileceklerdir. Mirasçılar mirasın reddine genelde mirasın borçlarının haklarından daha fazla olması halinde başvururlar. Mirasın reddinin iki türü vardır. Bunlar mirasın gerçek reddi ve mirasın hükmen reddidir.

Mirasın Gerçek Reddi Nedir?

Mirasın gerçek reddi, yasal veya atanmış mirasçıların süresi içerisinde usulüne uygun olarak miras bırakanın terekesinde bulunan tüm hak ve borçları reddetmesi anlamına gelmektedir.

Mirasın Gerçek Reddi Nasıl Yapılır?

Mirasın reddi miras bırakanın son yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesi’ne mirasçıların başvurması ile yapılır. Başvuru sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Mirasın reddi için şu şartların oluşmuş olması gerekir:

  • Mirasbırakan ölmüş olmalıdır.
  • Miras intikal etmiş olmalıdır.
  • Mirasın reddini talep eden mirasçılar ayırt etme gücüne sahip ve ergin olmalıdır.
  • Yapılan ret hiçbir şekilde şekilde kayıt ve şarta bağlı olarak yapılamaz. Kayıt ve şarta bağlı olarak yapılan mirasın reddi yapılmamış sayılır ve mirasçılar mirası kazanır.
  • Mirasın tamamı reddedilmiş olmalıdır. (Kısmi ret yapılamaz)

Ret beyanı Mahkeme’nin özel kütüğüne tescil edilir. Talep edilmesi halinde mirasçıya mirası reddettiğine dair bir belge verilebilir.

Mirasın Reddi Süresi 

Mirasın reddi süresi üç aydır. Üç ay içerisinde mirasın reddi isteminde bulunmayan mirasçı için miras kazanılmış sayılır. Bu sürenin başlama vakitleri bazı mirasçı türleri için farklıdır.

Yasal mirasçılar için bu üç aylık süre mirasbırakanın ölümü ile başlar. Fakat yasal mirasçılar mirasçı olduklarını daha sonra öğrendiklerini ispat edebilirlerse üç aylık süre öğrenmelerinden itibaren başlayacaktır.

Atanmış mirasçılar içinse bu üç aylık süre mirasçı olduklarının kendilerine resmi olarak tebliğ edilmesinden itibaren başlayacaktır.

Mirasın koruma için yazıldığı durumlarda yasal ve atanmış mirasçılar için üç aylık ret süresi Sulh Hakimi tarafından yazımın bittiğinin bildirilmesi ile başlar.

Hakimin önemli sebeplerin olduğunu takdir etmesi halinde mirasın reddi süresi uzatılabilir.

Mirasın Reddi Yetkili Mahkeme

Mirasın reddi beyanı mirasbırakanın son yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesi’ne yapılır.

Mirasın Reddinin İptali

Mirasın reddinden vazgeçilebilmesi mümkün değildir. Sadece mirasçının reddi yanıltılma, aldatılma, korkutulma sonucunda yaptığını Mahkemeye bildirmesi sonucu reddin iptali için dava açılabilir.

Mirasçıların Ölmüş Olması Halinde Mirasın Reddi Nasıl Yapılır?

Mirasçının ölmüş olması halinde mirasçının mirasçıları reddi gerçekleştirebilir. Mirasçının mirasçıları için üç aylık ret süresi mirasın mirasçıya geçtiğini öğrendikleri an başlar.

Mirasçılardan Birinin veya Hepsinin Mirası Reddetmesi Halinde Miras Nasıl Paylaştırılır?

  • Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun miras payı diğer mirasçılara geçer. Ancak birinci zümredeki mirasçıların tamamı mirası reddederse miras ikinci zümreye geçmeyecek ve miras iflas kurallarına göre sulh mahkemesince tasfiye edilecektir. Eğer tasfiyeden arta kalan bir değer olursa miras reddedilmemiş gibi mirasçılara dağıtılır.
  • Atanmış mirasçılardan biri mirası reddederse (mirasbırakanın aksi yönde bir isteği bulunmadığı sürece) onun miras payı en yakın derecedeki yasal mirasçıya geçer.
  • Altsoyun tamamı mirası redderse miras payları mirasbırakanın eşine geçer.

Mirasın Reddi Halinde Alacaklı Hakları Nasıl Korunur?

  • Mirasçıların Kişisel Alacaklılarının Korunması: Mirasçı borca batık olduğu için mirasın reddini alacaklılarına zarar vermek amacı ile yapıyorsa iflas masası mirasçının yeteri kadar güvence vermemesi halinde 6 aylık süre içerisinde reddi iptal ettirebilir.
  • Mirasbırakanın Alacaklılarının Korunması: Mirası hükmen reddetmiş olan mirasçı eğer mirasbırakanın ölümünden 5 yıl öncesinde mirastan bir kazanımda bulunmuşsa mirasbırakanın alacaklılarına karşı terekeden almış olduğu değerde sorumlu olur. Bu sorumluluğun içinde eğitim öğretim giderleri ve çeyiz masrafları yer almaz.

Mirasın Hükmen Reddi Nedir?

Mirasın hükmen reddi mirasbırakanın ödemeden aciz olduğu durumlarda mirasın direkt olarak reddedilmesidir. Mirasbırakanın ödemeden aciz olması demek borçlarının malvarlığından fazla olması demektir. Mirasbırakanın mirası borca batık bir durumda ise miras hükmen reddedilir.

Mirasın Hükmen Reddinde Davayı Kimler Açabilir?

Kanuni ve atanmış mirasçılar mirasın hükmen reddi davasını açabilir.

Mirasın Hükmen Reddinde Dava Kimlere Karşı Açılmalıdır?

Mirasın hükmen reddi davasında davalı taraf tereke alacaklıları olarak gösterilmelidir.

Mirasın Hükmen Reddinde Yetkili ve Görevli Mahkeme

Mirasın hükme reddi davasında davalını dava tarihindeki yerleşim yerinde olan Asliye Hukuk Mahkemesi yetkili ve görevlidir.

Mirasın Hükmen Reddinin Süresi 

Mirasın hükmen reddi için kanunda bir süre öngörülmemiştir. Mirasçılar bunu her zaman ileri sürebilirler. Mirasçıların 3 aylık ret süresini beyanda bulunmadan geçirmeleri mirasın hükmen reddedilebileceği durumlarda ret beyanı sayılmaktadır.

Mirasın Reddi Halinde İcra Takibi Nasıl Yapılır?

Ölmüş bir kişiye karşı icra takibi yapılabilmesi mümkün değildir. Ölen kişinin borçlarından dolayı yapılacak olan icra takibi kişinin mirasçılarına karşı yapılır.

Mirasçıların üç aylık mirası reddetme haklarının olduğu süre içerisinde mirasçılara karşı herhangi bir icra takibi başlatılamaz. Üç aylık süre içerisinde mirasın reddedilmesi halinde ret borçları da kapsayacağı için reddi yapan mirasçıya karşı icra takibi başlatılamaz.

 Mirasın Reddi Dilekçesi 

Mirasın gerçek reddi dava dilekçesi veya mirasın hükmen reddi dava dilekçesi için bize ulaşabilirsiniz .

Muris Muvazaası Davası

Muvazaa Nedir ?

İki tarafın, gerek yanlışlıkla gerekse sözleşmedeki gerçek amaçları gizleme durumuna “Muvazaa” denir. Muvazaanın iki türü vardır :

1-) Mutlak Muvazaa – Tarafların, üçüncü kişileri aldatmak amacıyla gerçek iradelerine uymayan, aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan bir durum yaratmak için anlaşarak sözde bir sözleşme yapmalarına denir.

2-) Nisbi Muvazaa – Taraflar iradelerine uygun olarak yaptıkları sözleşmeyi iradelerine uymayan görünüşteki bir sözleşme ile gizlemesi durumudur.

Muris Muvazaası Nedir ? 

Mirasbırakanın, mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmayı hedefleyen, gerçek amacını gizleyen, gerçekte bağışlamak istediği taşınmazı tapuda satış olarak göstermesi durumuna “muris muvazaası” denir. Muris muvazaasında miras bırakan mirasçılarını aldatma kastıyla hareket etmektedir.

Toplumda mirasçıdan mal kaçırma olarak da bilinmektedir. Muris muvazaası, Türk Borçlar Kanunu m. 19’da düzenlenen nispi muvazaanın özel bir uygulaması olarak gelişmiş, miras hukukuna özgü bir muvazaadır.

Muris muvazaasında miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için asıl amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda devretmektedir.

Muris Muvazaası Kabul Olmayan Haller ?

  • Ölüme Bağlı Tasarruflar – Muvazaa, iki taraflı işlemler için söz konusudur. Tek taraflı irade beyanı olan ölüme bağlı tasarruflarda muvazaadan söz edilemez.
  • İntifa Hakkı Tesisi – Belli bir kişi yararına sınırlı bir zaman için tesis edilen intifa hakkı işlemi muvazaalı işlem sayılmaz.
  • Satın Alma – Miras bırakanın bedelini ödeyerek satın aldığı taşınmazı başkası adına kaydettirmesi durumunda muvazaadan söz edilemez.
  • Bağış – Tapuda yapılan bağış işleminde muvazaadan söz edilemez.

Muris Muvazaası Tapu İptali ve Tescil Davası

Miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar, murisin muvazaası nedeniyle Türk Borçlar Kanunu 18. maddeye dayanarak söz konusu taşınmaz veya taşınmazların tapuda iptali ve tescili için dava açabilirler.

Muris Muvazaası Tapu İptali ve Tescil Davasında Görevli Mahkeme

Muris muvazaası nedeniyle açılarak olan tapu iptali ve tescil davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi’dir.

Muris Muvazaası Tapu İptali ve Tescil Davasında Yetkili Mahkeme

Muris muvazaası nedeniyle açılarak olan tapu iptali ve tescil davalarında yetkili mahkeme HMK 13. maddesi kesin yetki kuralına göre taşınmazların bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Örneğin; Bakırköyde bulunan bir ev için dava açılacaksa görevli ve yetkili mahkeme Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi’dir.

Muris Muvazaası İspat

Mirasçılar, muvazaalı işleme taraf olmadıklarından dolayı muvazaayı her türlü delille ispat edebilirler.

Muris Muvazaası Davasında Zamanaşımı 

Muvazaalı sözleşme baştan itibaren geçersiz olup, ileri sürülmesi için herhangi bir zamanaşımı süresi söz konusu değildir. Bu nedenle istenildiği zaman dava açılabilecektir.

Muris Muvazaası Yargıtay Kararı 

1-) Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Esas: 2014/16648, Karar: 2016/4755, Karar Tarihi: 19.04.2016
“…miras bırakanın dava konusu taşınmazı temlikinde gerçek irade ve amacının davacılardan mal kaçırma olmadığı, çocuğu olmayan eşini korumaya almak olduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan akitte
gösterilen bedel ile gerçek bedel arasındaki farkın tek başına muvazaanın kanıtı sayılamayacağı da açıktır.

2-) Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Esas: 2016/798, Karar: 2016/4844, Karar Tarihi: 20.04.2016
“… davalının 12 yıl süre ile muris ile birlikte yaşadığı, tanık beyanlarına göre murisin ölene kadar bakımının davalı tarafından yapıldığı, bakım karşılığı olarak dava konusu yerlerin davalıya devredildiği anlaşılmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki; satışa konu edilen bir malın devrinin belirli bir semen karşılığında olacağı kuşkusuzdur. Semenin bir başka ifade ile malın bedelinin ise mutlaka para olması şart
olmayıp belirli bir hizmet ya da emek de olabileceği kabul edilmelidir. … miras bırakanın dava konusu taşınmazdaki payını temlikinde gerçek irade ve amacının diğer mirasçılardan mal kaçırma olmadığı, yıllardır kendisi ile ilgilenen, bakımını yapan (eşine) duyduğu minnet sonucu devri yaptığı sonucuna varılmaktadır.”

mirastan yoksunluk

Mirastan Yoksunluk

Mirasçı veya vasiyet alacaklısı olabilmek için mirasbırakan kişinin ölümü anında mirastan yoksun olunmaması gerekir.

Mirastan Yoksunluk Nedir ?

Kanunda sınırlı olarak sayılan (TMK 578) eylemlerden birini gerçekleştiren kişinin kendiliğinden mirasçılık sıfatını kaybetmesine “mirastan yoksunluk” denir.

Mirastan yoksun olan kişi, mirasçı ve vasiyet alacaklısı olamayacaktır. Ölüme bağlı tasarrufla herhangi bir hak kazanamaz.

Mirastan Yoksunluk Sebepleri

1-) Mirasbırakanı Öldürme veya Öldürmeye Teşebbüs Etmek

Türk Medeni Kanunu’nun 578. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenmiştir. Miras bırakan kişiyi öldüren veya öldürmeye teşebbüs eden kişiler mirasçı ve vasiyet alacaklısı olamazlar.

Murisi (mirasbırakan) öldüren veya öldürmeye teşebbüs eden kişi bu fiili kasten ve hukuka aykırı olarak gerçekleştirmelidir. Bu durum da ceza davasında belirlenecektir. Bu yüzden ceza davasının sonu beklenmelidir. Yani miras bırakanı öldüren veya öldürmeye teşebbüs eden kazaen veya meşru müdaafa gibi hukuka uygunluk halleri içinde gerçekleştirmişse o zaman mirastan yoksunluk hükümleri uygulanmayacaktır.

2-) Mirasbırakanı Ölüme Bağlı Tasarruf Yapamayacak Duruma Getirme

Türk Medeni Kanunu’nun 578. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenmiştir. Miras bırakan kişiyi ölüme bağlı tasarruf (miras sözleşmesi, vasiyetname) yapamayacak duruma getiren kişi mirasçı ve vasiyet alacaklısı olamayacaktır.

Murisi ölüme bağlı tasarruf yapamayacak hale getiren kişi bu fiili kasten ve hukuka aykırı olarak gerçekleştirmelidir.

3-) Mirasbırakanın Ölüme Bağlı Bir Tasarruf Yapmasını veya Böyle Bir Tasarruftan Dönmesini Sağlama ve Engelleme

Murisi, miras sözleşmesi ve vasiyet düzenlemesini veya böyle bir tasarruftan dönmesini; aldatma, zorlama veya korkutma yoluyla sağlayan ve engelleyen kişi mirasçı ve vasiyet alacaklısı olamaz.

4-) Mirasbırakanın Artık Yeniden Yapamayacağı Bir Durumda ve Zamanda Ölüme Bağlı Tasarrufu Ortadan Kaldırma veya Bozma

Murisin artık yeniden yapamayacağı bir durumda ve zamanda ölüme bağlı tasarrufu ortadan kaldıran veya bozan kişiler mirasçı ve vasiyet alacaklısı olamayacaktır.

Bu kişiler eylemini kasten ve hukuka aykırı olarak gerçekleştirmelidir.

Mirastan Yoksunluğun Ortadan Kalkması

Mirastan yoksunluk, miras bırakan kişinin affıyla ortadan kalkar. Affeden muris daha sonra affından dönemeyecektir. Bu affın geçerli olabilmesi için kayıtsız, şartsız ve serbest bir irade ile yapılması gerekmektedir. İradeyi sakatlayan nedenlerin olması halinde af geçerli olmaz.

Af, açıkça yapılabileceği gibi örtülü olarak da yapılabilir.

Vasiyetname

Vasiyetname

Vasiyetname Nedir ?

Miras bırakan kişinin son istek ve arzuları ile mirasının paylaşım esaslarını belirleyen yazılı belge veya sözlü beyana “Vasiyetname” denir.

Vasiyetname Yapabilmenin Koşulları

1-) Ayırt Etme Gücüne Sahip Olmak Gerekir

Ayırt etme gücü nedir? Ayırt etme gücü, kişinin fiil ve isteklerinin nedenini ve sonuçlarını kavrayarak, bunlara uygun hareket edebilmesi olarak tanımlanabilir.

Vasiyetname yapabilmenin en önemli koşulu ayırt etme gücüne sahip olunmasıdır. Kör, sağır ve dilsiz kişiler de isteklerini anlatabilme gücüne sahiplerse vasiyetname düzenleyebilirler.

Vasiyeti düzenleyen kişinin fiil ehliyetine sahip olup olmadığı vasiyetnamenin düzenlediği tarih itibariyle dikkate alınmalıdır.

2-) On beş (15) Yaşını Doldurmuş Olmak Gerekir

15 yaşını doldurmamış olan kişiler vasiyetname yapamazlar.

3-) Vasiyetnameyi Bizzat Kendisi Yapması Gerekir 

Küçük ve kısıtlı kişi ayırt etme gücüne sahip ve diğer koşullar varsa tek başına vasiyetname düzenleyebilir.

Vasiyetname, küçük veya kısıtlı kişinin yasal temsilcisi veya vekili tarafından yapılamaz.

Vasiyetname Nasıl Yazılır ? 

Vasiyetname 3 şekilde düzenlenebilir. Vasiyetname Türleri:

1-) Resmi Vasiyetname

Resmi vasiyetnamenin resmi memur tarafından düzenlenmesi gerekmektedir. Resmi memur, sulh hukuk mahkemesi hakimi veya noter olabilir. Resmi memur vasiyetname düzenlerken iki tanık da bulunmalıdır. Tanıkların vasiyetname içeriğini bilmesi gerekmez.

2-) El Yazılı Vasiyetname

El yazılı vasiyetnameyi baştan sona mirasbırakan tarafından yapılması gerekir. Bu vasiyetnamenin tamamen mirasbırakanın el yazısı ile yazılması gerekir. Daktilo, bilgisayar gibi araçlar kullanılarak yazılan vasiyetname el yazılı vasiyetname niteliğinde olmaz.

El yazılı vasiyetnamenin mutlaka mirasbırakan tarafından imzalanmış olması gereklidir. El yazılı vasiyetname bir kağıda yazılabileceği gibi bir taşa veya tahtaya da yazılabilir. Yazılan dilin Türkçe olması zorunlu değildir. Herhangi bir dilde yazılabilir. Yine vasiyetnamede gün, ay ve yıl belirtilmelidir.

El yazılı vasiyetname; notere, sulh hukuk hakimine veya yetkili memura saklanması için verilebilir. El yazılı vasiyetnamenin bunlara verilmemesi vasiyetnameyi geçersiz kılmaz.

3-) Sözlü Vasiyetname

Sözlü vasiyetnamenin en önemli geçerlilik unsuru olağanüstü durumdur. Mirasbırakan, olağanüstü bir durum yüzünden resmi veya el yazılı vasiyetname düzenleyemiyorsa, sözlü vasiyetname yoluna başvurabilir. Olağanüstü durumlara örnek verecek olursak; Savaş, bulaşıcı hastalık, ulaşımın kesilmesi ve ölüm tehlikesi olan diğer durumlar gibi.

Mirasbırakan tarafından son arzular iki tanığa anlatılır. Bu iki tanığa son arzularını aynı anda anlatmalıdır.

Tanıklar kendilerini beyan edilen son arzuları gecikmeksizin yazmalı ve imzalamalıdırlar. Tanıklar, vasiyetcinin son arzularını mahkemeye ulaştırmakla yükümlüdürler. Tanıkların ikisi birlikte, yazılan belgeyi makul süre içinde sulh hukuk mahkemesi veya asliye hukuk mahkemesine vermelidirler.

Vasiyetnamenin Açılması

Vasiyetnamenin açılması TMK md.596 düzenlenmiştir. Söz konusu maddeye göre;

Vasiyetname, geçerli olup olmadığına bakılmaksızın tesliminden başlayarak bir ay içinde mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hâkimi tarafından açılır ve ilgililere okunur.

Bilinen mirasçılar ve diğer ilgililer vasiyetnamenin açılması sırasında diledikleri takdirde hazır bulunmak üzere çağrılır.
Mirasbırakanın sonradan ortaya çıkan vasiyetnameleri için de aynı işlemler yapılır.

Vasiyetnamenin İptali Davası Süre

Türk Medeni Kanunu’na göre ölüme bağlı tasarruf; vasiyetnamenin iptali davası hangi sürede açılabileceği 559. maddede düzenlenmiştir. Bu maddeye göre;

İptal davası açma hakkı, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın geçmesi tarihinin üzerinden, iyiniyetli davalılara karşı on yıl, iyiniyetli olmayan davalılara karşı yirmi yıl geçmekle düşer.
Hükümsüzlük, def”i yoluyla her zaman ileri sürülebilir. 

Maddede vasiyetnamenin, iptal sebebinin ve hak sahibi olunduğunun öğrenilmesinden itibaren bir yıl içerisinde iptalinin istenebileceği belirtilmiştir. Zira bu hak vasiyetnamelerin açılma tarihinden, diğer tasarruflarda ise mirasın geçmesi tarihinin üzerinden iyi niyetli davalılara karşı 10 yıl, diğer davalılara karşı 20 yıl geçtikten sonra kullanılamaz.

Vasiyetnamenin Açılması Davası Yetkili Mahkeme

Vasiyetnamenin açılması davasında görevli mahkeme, sulh hukuk mahkemesidir. Mirasbırakan kişinin son yerleşim yerinde sulh hukuk mahkemesinde dava görülecektir.

 

miras hukuku avukatı

Miras Hukuku Avukatı

Ölen kişinin ardında bıraktığı malvarlığına “Miras” denir. Miras hukukunda buna “tereke” denilmektedir. Miras hukuku, ölen veya gaip olan kişinin malvarlığı ile ilgili özel hukuk ilişkilerini düzenleyen ve çıkan uyuşmazlıklara uygulanan özel hukuk dalıdır. Miras bırakanın ölümü ile birlikte malvarlığı mirasçılara geçecektir. Mirasa ilk hak kazanacak olan kişileri ölen kişinin eş ve altsoyudur. Yani ölen kişinin çocuğu, torunu ve eşi sağ ise öncelikle onlar mirasa hak kazanır.

Birçok kişi miras durumlarında sorun yaşamaz iken bazı özel durumlarda bu sorunlar büyük ölçüde aile içinde huzursuzluk yaratabilir. Özellikle ölen kişinin resmi veya yazılı vasiyetnamesi bulunuyor ise bu durumda mağdur olan taraf miras avukatı yardımına başvurabilir.

Miras Hukukunda Dikkat Edilmesi Gereken Durumlar    

Miras hukuku, önem arz eden ve içinde birçok detayı barındıran bir hukuk dalıdır. Kişilerin uzun yıllar önce ölmüş olan yakınından da kalmış olan bir mal olabilir ya da kişinin kendi aile içinden de ölmüş olan bir kişiden kalmış olabilir. Bu sistemlerin hepsi kendi içinde bölümlere ayrılan ve birçok detayı öğrenerek hareket edilmesi geren bir iştir. Bu anlamda da eğer ki kişinin hukuk alanında eğitimi yoksa o zaman miras hukuku için bilgisinin de olduğunu söylenemez. Miras ile ilgili problemlerinizin çözümünün sağlanması için kurmuş olduğumuz hukuk büromuzda alanında başarılı avukatlarımız ile sizlere hizmet sunmaktayız. Alanında tecrübeli olan avukatlarımız sizin sorunlarınıza yönelik olarak veri ve bilgi toplayacak ve sizlerle sürekli iletişim içinde olarak dava seyri hakkında bilgilendirecektir.

Miras Avukatları İstanbul

Oldukça detaylı ve birden çok durumu içinde barındıran miras hukuku faaliyet alanı davalarında özverili bir çalışma gösteren avukat kadromuz bu anlamda kaliteli hizmet vermeyi amaçlamaktadır. Özellikle dar bir bakış açısı ile davaya bakmayan, her detayın ve her kanunun size uygunluğunu araştıran miras avukatı bu anlamda sizlerin olumlu sonuçlar alması için çaba harcayacaktır. Sonuçların olumlu olması hem sizin açınızdan hem de bizim açımızdan çok önemlidir.

Miras Hukuku Alanındaki Davalar

  • Mirasçılık belgesinin alınması davası
  • Mirasçılık belgesinin iptali davası
  • Miras nedeniyle ortaklığın giderilmesi davası
  • Mirasta defter tutulması
  • Mirasın reddi davası
  • Mirasın hükmen reddi davası
  • Tenkis davası
  • Mirasta iade davası
  • Vasiyetnamenin iptali davası
  • Miras muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davası

Miras Avukat Ücretleri

Miras davaları çok çeşitli dava türlerini barındırmaktadır. Dava türüne göre ücretler farklılık göstermektedir. Daha detaylı bilgi için bize ulaşabilirsiniz.

Miras Avukatları İstanbul

Hukuk büromuz İstanbul Bakırköy’de hizmet vermektedir. Dava çeşitliliği barındıran hukuk büromuz miras hukuku alanında da hizmet vermektedir.

mirasçılıkta eşin durumu

Mirasçılıkta Eşin Durumu

Türk Medeni Kanunu’nda evlilik bağı bulunan kişiler birbirlerinin yasal mirasçılarıdır. Evlilik bağına dayanan yasal mirasçılığın belirli koşulları vardır.

Sağ kalan eşin mirasçı olabilmesi için gereken koşullar şunlardır:

1-) Hukuken kurulmuş bir evlilik bulunmalıdır. Mirasbırakan öldüğü zaman geçerli bir evlilik bulunmalıdır. Ayrılık kararı olsa da hukuken geçerli bir evlilik olduğu kabul edilir. Bu nedenle ayrılık halinde de sağ kalan eş miras hakkına sahiptir.

Peki, dini nikahlı eş mirasçı olabilir mi? Hayır olamaz. Resmi evlilik bulunmadığından dolayı dini nikahlı sağ kalan eş mirasçı olamayacaktır.

2-) Eşlerden biri ölmüş olmalı veya hakkında gaiplik kararı olmalıdır.

Boşanma Davası Devam Ederken Eşin Ölmesi

Boşanma davası devam ederken, eşin ölümü halinde sağ kalan eşin mirasçı olabilmesi belli koşullar durumunda engellenebilir.

Ölen eşin mirasçılarından herhangi biri davayı ettirir ve sağ kalan eşin boşanma davasında kusurlu bulunursa sağ kalan eş mirasçı olamayacaktır. Boşanma davasında sağ kalan eş kusurlu bulunmaz ise o zaman mirasçı olabilecektir.

Sağ Kalan Eşin Miras Payı

  • Eş ve altsoy (birinci derece) birlikte mirasçı olursa; sağ kalan eş altsoy ile birlikte mirasçı olursa mirasın dörtte birini (1/4) alır.
  • Eş ve mirasbırakanın anne, baba ve zümresi (ikinci derece) ile birlikte mirasçı olursa; sağ kalan eş ikinci derece mirasçılarla birlikte mirasçı olursa mirasın yarısını (1/2) alır.
  • Eş ve mirasbırakanın büyük anne, büyük baba ve zümresi (üçüncü derece) ile birlikte mirasçı olursa; sağ kalan eş üçüncü derece mirasçılarla birlikte mirasçı olursa mirasın dörtte üçünü (3/4) alır.

Sağ Kalan Eşin Saklı Payı

  • Eş ve altsoy (birinci derece) birlikte mirasçı olursa; sağ kalan eş altsoy ile birlikte mirasçı olursa saklı payı yasal mirasın tamamıdır.
  • Eş ve mirasbırakanın anne, baba ve zümresi (ikinci derece) ile birlikte mirasçı olursa; sağ kalan eş ikinci derece mirasçılarla birlikte mirasçı olursa saklı payı yasal mirasın tamamıdır.
  • Eş ve mirasbırakanın büyük anne, büyük baba ve zümresi (üçüncü derece) ile birlikte mirasçı olursa; sağ kalan eş üçüncü derece mirasçılarla birlikte mirasçı olursa saklı payı yasal mirasın dörtte üçüdür (3/4).

Miras payınızı hesaplamak için Miras Hesaplama Aracımızı kullanabilirsiniz.

Mirasçılık belgesinin iptali davası

Mirasçılık Belgesinin İptali Davası

Miras bırakanın vefat etmesinden sonra mirasın kimlere geçeceğini gösteren belgeye “mirasçılık belgesi” denir. Mirasçılık belgesi yerine veraset belgesi, veraset ilamı gibi terimler de kullanılmaktadır.

Mirasçılık belgesinin verilmesine ilişkin kararlar kesin hüküm oluşturmaz. Bu nedenle mirasçılık belgesinin iptali için dava açılabilecektir. Yani, mirasçılık belgesinin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir.

Mirasçılık belgesinin iptali davası bir çekişmeli yargı davasıdır. Çekişmeli yargıya dahil olan bu davada karar verildiği anda diğer koşullarında mevcut olması durumunda kesin hüküm oluşturacaktır.

Mirasçılık Belgesinin İptali Davasında Görevli Mahkeme

Mirasçılık belgesinin iptali davasında eskiden Sulh Hukuk Mahkemesi görevliydi. Ancak 2011 tarihinden sonra açılan davalarda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. 

Mirasçılık Belgesinin İptali Davasında Yetkili Mahkeme

Mirasçılık belgesinin verilmesi davalarında kesin yetki bulunmamaktadır. İptal davalarında ise, mirasçıların her birinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabilecektir.

Mirasçılık Belgesinin İptalini Kimler İsteyebilir ?

Hukuki yararı bulunan herkes bu iptal davasını açabilecektir. Yasal mirasçıların hepsi tarafından mirasçılık belgesinin iptali istenebilir. Ayrıca yetki belgesi verilen kişi de bu davayı açabilecektir. Yasal mirasçıların kim olduğuna BURADAN bakabilirsiniz.

Atanmış mirasçılar, miras payını satın alanların iptal davası açma hakkı yoktur.

Mirasçılık Belgesinin İptali Davasında Davalı 

İptal davasında mirasçı olarak gösterilen kişiler davalı olarak gösterilir. Mirasçılık belgesinde mirasçı olarak gösterilen herkes davalı olarak gösterilmelidir. Davalılara usulüne uygun biçimde tebligat yapılıp taraf teşkili sağlandıktan sonra davanın esasına girilmelidir.

Davalılardan birinin ölmüş olması durumunda bu ölen kişinin mirasçıları davalı olarak gösterilmelidir. Ölü kişiye karşı iptal davası açılamaz.

Mirasçılık Belgesinin İptali Davasında İspat Yükü

Mirasçılık belgesinin iptali için açılan davada ispat yükü davacıya aittir. Davacı taraf, miras belgesinin gerçeğe aykırı olduğunu ispatlamak zorundadır.

Yeni Mirasçılık Belgesinin Verilmesi

Mirasçılık belgesinin iptali davasında iptal talebinin yanında yeni bir mirasçılık belgesinin verilmesi de talep edilebilir. Mahkeme, iptal kararını verdikten sonra davacının talebini gözardı etmeden yeni bir mirasçılık belgesi de verilmelidir.

Davacı taraf iptal talebinin yanında yeni bir mirasçılık belgesi talebinde bulunmamışsa mahkeme kendiliğinden mirasçılık belgesi veremeyecektir.

Mirasçılık Belgesinin İptali Davasında Zamanaşımı

Mirasçılık belgesinin iptali davasında zamanaşımı yoktur. Bu dava her zaman açılabilecektir.

Mirasçılık Belgesinin İptali Davası Adli Tatilde Görülür Mü?

Veraset (mirasçılık) belgesinin iptali davası adli tatilde de görülebilir.

Mirasçılık Belgesinin İptali Davasında Vekalet Ücreti

2022 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davayı kazanan kişi lehine 5100,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilecektir.