Kategori: Genel Kategori

Malpractice Dental Attorney

Malpractice in dentistry can occur in many different ways, such as misdiagnosis, wrong treatment, wrong implant applications, wrong dosage and drug use. As a result of such incorrect practices, it is possible for the patient to experience serious health problems such as pain, infection, tooth loss, jaw bone loss, and nerve damage. For example, when a dentist extracts a patient’s teeth, he or she may pull the wrong tooth or damage the tooth root. In addition, the patient may be harmed due to errors in implant and prosthesis application, there may be an error in the anesthesia method used, damage to the patient’s teeth may occur as a result of an incorrect treatment method, and the patient may not regain his health as intended with the treatment. In such cases, a malpractice lawsuit may be filed against the physician and the healthcare institution and a judicial decision may be issued. You can CONTACT us for more detailed information about the case.

Faulty Dental Treatment

We frequently encounter questions about bad dental work in Turkey.

Medical interventions performed by dentists are direct interventions on the person’s body. Therefore, if the dentist makes any mistake, this constitutes a tort and a crime.

Legal Liability of the Dentist in Turkey

Legal liability of the dentist means the doctor’s liability for medical errors. There are three types of dentist liability for medical errors:
• Criminal Liability
• Liability for Compensation
• Disciplinary Responsibility
In all three cases, the physician will face a sanction. However, these sanctions are quite different from each other.

Can you Sue a Dentist in Turkey? Can you Sue a Dentist for Nerve Damage?

A lawsuit may be filed against the dentist for compensation due to malpractice, or a complaint may be filed with the prosecutor’s office. Compensation must be paid to compensate for the damage suffered as a result of the dentist’s incorrect treatment. We provide our clients with the best compensation lawyer service in filing a compensation lawsuit for damages resulting from doctor’s error.

How do I Complain about a Dentist in Turkey?

Dentists carry transferences towards their patients during this treatment service they provide in oral and dental health. If the dentist suffers damage as a result of faulty treatment, a medical malpractice lawsuit may be filed and compensation cannot be cancelled. Therefore, as we stated above, a complaint can be made to the prosecutor’s office and the chamber of dentists.  If you want us to help you as a Medical negligence solicitor Turkey, CONTACT us.

Fee for Malpractice Dental Attorney

Dentist malpractice cases lawyer, it determines the fee it will demand from the client according to the effort and time it will spend.

YOU CAN CONTACT US FOR FEE INFORMATION.

Boşanma Davası Feragat Dilekçesi

BOŞANMA DAVASINDAN FERAGAT DİLEKÇESİ – ANLAŞMALI BOŞANMA FERAGAT DİLEKÇESİ – ÇEKİŞMELİ BOŞANMA DAVASINDAN FERAGAT DİLEKÇESİ

……  AİLE MAHKEMESİ’NE

Dosya Esas No                       :  …/… E.

DAVADAN FERAGAT EDEN
DAVACI                                    : 

DAVALI                                    : 

KONU                                       : Boşanma davasından feragat beyanının sunulmasıdır.

AÇIKLAMALAR                       :

Mahkemenizde görülmekte olan boşanma davasında, davalı eşim ile anlaşmış anlaşmış olup boşanmadan vazgeçiyorum. Karşılıklı yargılama giderleri talebimiz olmadan davadan feragat ediyorum.

HUKUKİ NEDENLER                :  HMK m.307,310 vb, ve ilgili tüm mevzuatlar.

SONUÇ VE İSTEM       : Yukarıda izah edilen sebeplerden ötürü davadan feragat beyanım doğrultusunda karar verilmesini saygılarımla talep ederim. …/…/…

 

 Davacı    
                                                                                                      

 

 

 

 

Fiili Ayrılık Nedeniyle Boşanma

Boşanmanın genel sebepleri arasında yer alan ortak hayatın kurulamaması sebebiyle boşanma, fiili ayrılık ya da eylemli ayrılık sebebiyle boşanma olarak da ifade edilebilir. “Fiili ayrılık nedeniyle boşanma”, Türk Medeni Kanunu’na 1988 yılında dahil edilmiş ve sonrasında yeni Medeni Kanun’da da korunmuş önemli bir düzenlemedir.

Fiili Ayrılık Ne Demek?

Eşlerin hem fiziki olarak ayrı yaşaması hem de duygusal olarak kopmaları nedeniyle oluşan ayrılığa “fiili ayrılık” denilebilir. Evlilik birliğinde eşler, hiçbir mecburiyet olmadığı halde, birlikte yaşamak istemedikleri için fiilen ayrı yaşıyorlarsa, evliliğin hiçbir anlam ve amacının kalmadığı, sadece kağıt üzerinde var olan ancak eşlere ve topluma faydası olmayan bir evliliğin olması halinde fiili ayrılık söz konusudur.

Fiili Ayrılık Nedeniyle Boşanma Şartları

Fiili ayrılığa dayalı boşanma davası şartları:

  •  Daha Önce Açılan Boşanma Davasının Reddedilerek Kesinleşmesi
  •  Üç Yıllık Sürenin Geçmesi ve Bu Süre İçinde Ortak Hayatın Kurulamaması
  •  Eşlerden Birinin Boşanma Davası Açmış Olması

TMK m. 166/4 – Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi
ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.

Türk Medeni Kanunu 166/4 maddesinde düzenlendiği üzere, fiili ayrılık sebebiyle boşanmaya karar verilebilmesi için daha önce eşlerden biri tarafından, herhangi bir boşanma sebebine dayanılarak dava açılmış olmalı ve açılan bu dava mahkeme tarafından reddedilerek kesinleşmelidir.

Bir önceki koşulla birlikte değerlendirdiğimizde fiili ayrılık sebebiyle boşanma davası açabilmek için öncelikle daha önce açılıp reddedilen bir boşanma davası olmalı, önceki açılan boşanma davasının reddinden sonra üç yıllık süre dolmuş ve ortak hayat yeniden kurulmamış olmalıdır. Aksi taktirde üç yıllık süreli bir fiili ayrılığın varlığı tek başına boşanma kararı vermek için yeterli olmaz.

Fiili Ayrılık Süresi

Ortak hayatın kurulamadığına ilişkin kanaat oluşturacak süre kanun koyucu tarafından üç yıl olarak belirlenmiştir. Bu süre maddi hukukun belirlediği bir süredir, hakim tarafından sürede değişiklik yapılamaz,
artırılması veya azaltılması söz konusu olamaz. Yukarıda belirttiğimiz üzere, üç yıllık süre, ret kararının kesinleştiği tarihten itibaren başlayacaktır.

Davanın reddi üç yıl önce hangi gün kesinleşti ise aynı gün süre dolmuş sayılmakta ve bir sonraki gün dava açılabilmektedir.

Fiili Ayrılık Davası Nasıl Açılır?

Fiili ayrılık sebebiyle boşanma davasını, eşlerden herhangi birinin açması mümkündür. Davacı konumundaki eşin önceki reddedilen boşanma davasında davacı veya davalı konumunda yer alması, dava açmasına engel olmaz. Önceki davada davalı konumunda olan eş, fiili ayrılık davasında davacı konumunda olabilir. Davayı açacak olan eşin kusurlu ya da kusursuz olması da bu davayı açma bakımından önem taşımaz. Davayı açan eş, boşanmaya yol açan olayların sorumlusu olsa ve daha önce açtığı dava reddedilse dahi, şartlar gerçekleşmişse, hakim boşama kararını vermek zorundadır. Bu durumda hakime takdir yetkisi tanınmamıştır.

Fiili Ayrılık Sebebiyle Boşanma Maddi Manevi Tazminat

Fiili ayrılık nedeniyle boşanmada tazminatta, kusur unsuru aranmaktadır. Dolayısıyla fiili ayrılık sebebiyle kusur durumunun araştırılması nafaka ve maddi manevi tazminat gibi boşanmaya ek taleplerin varlığı halinde söz konusu olur.

Fiili Ayrılık Nedeniyle Boşanma Durumunda Nafaka

TMK 175.maddesi gereğince kusuru daha ağır olmayan yani daha az kusurlu veya eşit kusurlu olan ve boşanma neticesinde yoksulluğa düşecek olan eş, boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren ödenmek üzere, diğer eşten mali gücü oranında yoksulluk nafakası isteyebilir. Kanun gereğince kusuru daha fazla olan eş yoksulluk nafakası isteyemez. Davanın başlarında hükmedilen tedbir nafakası bakımından eşlerin kusurunun bir önemi yoktur. Gerekli görülen durumda hakim kendiliğinden ekonomik yönden kötü durumdaki eş için davanın açılmasından kararın kesinleşmesi aşamasına kadar, tedbir nafakası ödenmesine karar verilebilir.

Fiili Ayrılık Döneminde Edinilen Mallar

Fiilen ayrı yaşayan eşin katkı sağlaması hayatın olağan akışına aykırı olduğundan katkıda bulunmadığının karine olarak kabulü gerekmektedir. Kuşkusuz ki bu karinenin aksi iddia ve ispat edilebilir. Yargıtay uygulamasında davacının geliri ile katkıda bulunmadığı ve gelirlerini farklı yerlere değerlendirdiğinin ispat yükü davalıya düşmektedir.

Fiili Ayrılık Nedeniyle Boşanma Kusur

Fiili ayrılık sebebiyle boşanma kararı verilebilmesi için eşlerin kusur durumlarının mahkeme tarafından ayrıca araştırılmasına gerek yoktur. Yalnızca yukarıda belirtiğimiz gibi nafaka ve maddi manevi tazminat gibi boşanmaya ek taleplerin varlığı halinde kusur durumu araştırılması söz konusu olacaktır.

Fiili Ayrılık Boşanma Sebebi Mi? 

Fiili ayrılık sebebiyle boşanma, mutlak bir boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir. Fiili ayrılık sebebiyle boşanmaya karar verilmesi için evlilik birliğinin çekilmez hale gelmesi ve bunun ispatlanması gerekmez. Fiili ayrılık sebebiyle boşanma kararının verilebilmesi için yukarıda bahsettiğimiz şartların gerçekleşmiş olması gerekir.

Fiili Ayrılık Davası Yetkili Mahkeme

Fiili ayrılık nedeniyle boşanma davası aile hukuku davalarından biri olup, Aile mahkemelerinin görev alanındadır. Ancak Aile mahkemelerinin olmadığı yerlerde ise asliye hukuk mahkemeleri aile mahkemesi sıfatıyla boşanma davasına bakacaktır. Kural olarak boşanma davalarında yetkili mahkeme ise TMK ve HMK uyarınca eşlerin son 6 aydır birlikte yaşadıkları yer mahkemesi yahut davacının veya davalının yerleşim mahkemeleridir. Ancak fiili ayrılık nedeniyle boşanma davalarında taraflar üç yılı aşkın bir süre birlikte yaşamadıklarından dolayı birlikte yaşadıkları yer mahkemesinden söz edilemeyecektir.

Fiili Ayrılık Nedeniyle Boşanma Davasına Karşı Dava 

Öncelikle karşı davayı tanımlamak gerekirse karşı dava, derdest bir davada, davalının aynı mahkemede davacıya karşı açtığı bir davadır. Dolayısıyla kendisine fiili ayrılık sebebiyle boşanma davası açılan davalı, başka bir boşanma nedenine dayanarak karşı dava açabilir. Karşı dava, dava dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde açılmalıdır. Bu sürenin kaçırılması halinde ise davalı ayrı bir dava açarak birleştirme talep etmelidir.

Fiili Ayrılık Nedeniyle Açılan Boşanma Davası Kaç Celse Sürer? 

Söz konusu davanın kaç celse süreceği somut olaya ve dosyanın içeriğine göre değişiklik göstermektedir. Eğer bir zaman aralığı vermek gerekirse, fiilen ayrılık nedeniyle açılan boşanma davası diğer boşanma davalarından daha kısa sürmektedir.

Fiili Ayrılık Döneminde Sadakat Yükümlülüğü

Yargıtay bir kararında fiili ayrılık sebebiyle açılmış bir boşanma davasında, tarafların kusur durumları belirlenirken, daha önce görülüp kesinleşen boşanma davasındaki kusur durumlarının yanında, fiili ayrılık süresindeki kusurlu davranışlarının da dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir. Bir kararda davalı kadının ayrılık süresi içinde sadakatsiz olduğu kanıtlandığı için bu durumun da kusurun belirlenmesinde dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Dolayısıyla kusur kavramı açısından sadakat yükümlülüğü önem arz etmektedir.

Fiili Ayrılık Nedeniyle Boşanma Süresi

Fiili ayrılık nedeniyle boşanma ne kadar sürer? Fiili ayrılık nedeniyle boşanma davalarının net olarak ne kadar süreceği ve kesin olarak hangi sürede sona ereceğini belirtmek mümkün değildir. Davanın hangi mahkemede açıldığı, bu mahkemenin iş yoğunluğunun ne kadar olduğu, tarafların delillerinin incelenmesi aşaması gibi birden fazla neden ile bir davanın sürecinde değişkenlikler bulunmaktadır. Ancak yukarıda da belirtiğimiz üzere diğer boşanma davaların daha kısa sürmektedir.

Boşanma Davası Feragat

Feragatin kelime anlamı, hakkından kendi isteğiyle vazgeçmedir. “Davadan feragat”, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Dava açmak bir hak olduğu gibi açılmış bulunan bir davadan feragat etmek de bir haktır. Kural olarak davacı her davadan hiçbir kayda tabi olmaksızın feragat edebilir.

Boşanma Davası Feragat Nedir?

Boşanma davasından feragat, davacının mahkemeye karşı yapacağı tek taraflı bir irade beyanı ile gerçekleşir. Feragatin geçerliliği için, bunun davalı ve mahkeme tarafından kabul edilmesine de gerek yoktur. Çünkü davacı, davadan feragat etmekle, yalnız davasını geri almakla kalmaz, ayrıca dava konusu yapmış olduğu haktan da vazgeçer.

Boşanma Davasından Feragat Nasıl Yapılır?

Boşanma davasında feragat nasıl olur? Açılmış olan bir boşanma davasında davacı kişi mahkemeye sunacağı “”feragat dilekçesi” ile davadan tamamen veya kısmi olarak feragat edebilir. Örneğin boşanma dilekçesinde; nafaka, maddi tazminat ve manevi tazminat istenilmişse davacı, sadece manevi tazminattan vazgeçebilir. Bu kısmi bir feragattir.

Boşanma dilekçesinde belirttiği tüm taleplerinden vazgeçmişse bu feragat davanın tümü için geçerli olacaktır. Tamamen feragat halinde mahkeme feragat nedeniyle davanın reddine karar verecektir.

Boşanma Davası Feragat 3 Yıllık Süre

Boşanma davasından feragat eden davacı eş, aynı sebeplere dayanarak 3 yıl boyunca boşanma davası açamaz. 3 yıl içinde eşler arasında ortak hayat yeniden kurulamazsa o zaman feragat eden eş tekrar dava açabilir. Bundan ötürü hakim boşanmaya karar verecektir.

Ancak boşanmadan feragat eden eş, yeni bir olayın varlığı halinde 3 yıl beklemesine gerek olmadan tekrar boşanma davası açabilir.

Feragat Edilen Boşanma Davasının Yeniden Açılması

Feragat edilen boşanma davası tekrar açılır mı?

Boşanma davasından feragat etmekle dava konusu haktan feragat edilmiş olacağı için artık aynı netice-i talep, aynı davalıya karşı, aynı dava sebebine dayanılarak ikinci bir dava konusu yapılamaz. Dolayısıyla burada feragat eden yeniden aynı sebeplerle boşanma davası açamaz.

Boşanma davasından feragat eden davacı, yeniden dava açabilir. Ancak yeniden açılan davada, boşanma sebepleri olarak yeni sebepler gerçekleşmesi gerekmektedir. Aksi halde yeniden dava açması mümkün olmayacaktır.

Boşanma Feragat Kesinleşme

Boşanma davasında feragat, dava açıldıktan sonra hüküm kesinleşinceye kadar her aşamada yapılabilmektedir.  Feragat hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmeyecek ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat doğrultusunda ek karar verilecektir. Eğer feragat dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa Yargıtay temyiz incelemesi yapmadan dosyayı feragat hakkında ek karar verilmek üzere hükmü veren aile mahkemesine gönderecektir. Sonuç olarak feragat beyanının hüküm kesinleşmeden önce her aşamada yapılması mümkündür. Ancak hükmün kesinleşmesinin ardından feragat talebinde bulunmak mümkün olmayacaktır.

Boşanma Davası Feragat Vekalet Ücreti

Davadan feragat edebilecek kişi davanın tarafı olan davacıdır. Burada feragat beyanında bulunan davacı, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilir (HMK m.312). Görüldüğü gibi davacı davasından feragat ederse sanki davayı kaybetmiş gibi değerlendirilir ve vekalet ücretinden sorumlu tutulur. Vekalet ücretinden sorumlu tutulabilmesi için davalının bir avukat tarafından temsil edilmesi gerekmektedir.

Fakat feragat beyanı ön inceleme tutanağı imzalanana kadar yapılırsa Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde belirtilen maktu vekalet ücreti üzerinden ödenir. Dolayısıyla boşanma davasından feragat eden davacı boşanma dava harcı, boşanma dava masrafı, boşanma davası avukat ücretini ödemek durumunda kalacaktır.

Boşanma Davası Feragat Sonuçları

Boşanmada feragat sonuçları ile ilgili düzenlemeler HMK madde 311 ve 312’de bulunur.

HMK m. 311 – Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hallerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir.

HMK m. 312 – (1)Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilir. Feragat ve kabul, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkûmiyet, ona göre belirlenir.

(2) Davalı, davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmez.

Boşanma Davası Feragat Ziynet Eşyası

Davadan feragat, davacının netice-i talebinden kısmen veya tamamen vazgeçmesini sağlayan bir işlemdir. Boşanma davasında tam feragat halinde istenilen ziynet eşyalarından da feragat edilmiş olacaktır. Ayrıca boşanma davasında istenilen ziynet eşyasından da sadece feragat edilebilir. Örneğin: boşanma dilekçenizde nafaka, manevi tazminat ve ziynet eşyası talebinizin olduğunu varsayalım. Mahkemeye sadece ziynet eşyalarından feragat ediyorum diye kısmi bir feragat dilekçesi gönderebilirsiniz. Mahkeme dava sonunda boşanma, nafaka ve manevi tazminat hakkında kabul veya red kararı verecektir. Ancak ziynet eşyası hakkında feragat nedeniyle talebin reddine kararı verecektir.

Boşanma Davası Nasıl Geri Çekilir?

Boşanma davası geri çekme mümkündür. Burada davanın geri alınması için hem davacının hem de davalının, boşanma davasının geri alınması hususunda iradelerini ortaya koymaları gerekir. Ancak feragat için ise sadece davacının bu yönde iradesini beyan etmesi yeterlidir. Dolayısıyla davadan feragat kesin hüküm sonuçlarını doğurur ve karşı tarafın kabulüne de bağlı değildir.

Boşanma davasının geri alınması HMK m. 123’te belirtilmiştir:

HMK m. 123 – Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir. Bu takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.

Boşanma Dava Geri Çektikten Sonra Tekrar Açılabilir Mi?

Geri çekilen boşanma davası tekrar açılabilir mi?

Davanın geri alınabilmesi için davalının açık muvafakati gerekir. Davacının davasını geri alması ve davalının da bu geri almaya açık muvafakat etmesi durumunda mahkemece “karar verilmesine yer olmadığına dair” karar verilmesi gerektiği gerek teoride gerekse Yargıtay uygulamasında kabul edilmiştir. Davanın geri alınması durumunda, dava hiç açılmamış sayılır, mahkemece geri alma anına kadar yapılan yargılamadaki oluşan kanaate göre haksız olduğu düşünülen tarafa vekalet ücreti ve diğer yargılama giderleri yüklenir. Davacı, geri aldığı davasını ileride harçlarını yatırmak suretiyle tekrar açabilir.

Boşanma davasının geri çekilmesi ve davadan feragatin kesinlikle karıştırılmaması gerekir. Bazı vatandaşlarımız geri çekilme derken feragati kastediyor olabilir. Bu nedenle bu konuda uzman bir boşanma avukatına danışmanızı ısrarla önermekteyiz. 

Развод в Турции с Иностранкой

Вопрос подачи иностранцами на развод в Турции – одна из самых любопытных тем. Поэтому, отвечая на этот вопрос, необходимо сначала проверить, компетентны ли турецкие суды и если да, то право какой страны будет применяться.

Развод в Турции 

Первое, на что нам нужно обратить внимание, это то, законодательство какой страны применяется в деле о разводе. Что касается применимого права, то здесь фигурирует статья 14 Закона о Международном Частном и Процессуальном Праве № 5718, и здесь предусмотрена поэтапная система. Согласно этому; Причины и положения о разводе и раздельном проживании применяются следующим образом:

1- Совместное национальное право супругов,
2- Если у супругов нет общего национального права, общего права обычного проживания,
3- Если нет общего национального закона или закона об обычном месте жительства, применяется Турецкое законодательство.

Чтобы объяснить более подробно, если оба супруга являются иностранцами и имеют одинаковое гражданство, турецкий суд применяет это национальное право, то есть общее национальное право. Если оба супруга являются иностранцами, но не имеют общего национального права, то должен применяться общий закон о обычном проживании. .

Судья применяет спонтанно нормы коллизионного права Турции и иностранное право, которое действует в соответствии с этими правилами. В связи с этим компетентный орган может запросить помощь сторон в определении содержания иностранного права. Если положения иностранного права относительно инцидента не могут быть определены, несмотря на все исследования, применяется турецкое право.

Например; Если двое состоящих в браке граждан России захотят развестись в Турции, в первую очередь будут применяться российские законы. В случае невозможности применения российского законодательства применяется право места совместного проживания супругов. Предположим, что граждане России проживают в Стамбуле. Если предположить, что российские законы не могут быть применены, то будут применяться турецкие законы.

Могут ли Двое Иностранных Граждан Развестись в Турции?

Иностранные граждане могут подать иск о разводе в турецкие суды. Даже если брак был заключен за пределами Турции, развод возможен и в Турции. В этом случае, чтобы решения о разводе, принятые иностранными супругами за границей, были признаны в Турции, окончательное решение в соответствующей стране должно быть передано в суд с делом о признании и принудительном исполнении. Эти решения не вступают в силу напрямую в Турции и должны пройти процедуру признания.

Опека над Детьми при Разводе с Иностранцами

Одним из последствий развода является опека. Судье предоставлены дискреционные полномочия относительно того, кому будет передана опека над ребенком при разводе. Принимая решение о стороне, которой будет передана опека, судья принимает решение в соответствии с интересами ребенка в возрасте до 18 лет или психически больного ребенка, а не с учетом причины рассматриваемого развода. Судья принимает во внимание пол, возраст и взаимоотношения ребенка с обоими родителями. При определении интересов ребенка учитываются как материальные, так и моральные вопросы.

По делу об опеке над иностранцами соответственно;

1- Совместное национальное право супругов,
2- Если у супругов нет общего национального права, общего права обычного проживания,
3- Если нет общего национального закона или закона об обычном месте проживания, применяется турецкое законодательство будет осуществляться.

Иностранный адвокат по разводам

Русскоязычный адвокат в Турции должен работать над тем, чтобы представлять клиента наилучшим образом и добиваться результатов в пользу клиента. Наша юридическая фирма, стамбульский адвокат по разводам, всегда готова помочь нуждающимся гражданам. Для этого вы можете СВЯЗАТЬСЯ с нами.

Uncontested Divorce Lawyer

When the spouses want to end their marriage by mutual agreement, it is called “uncontested divorce”. The fastest and least expensive way to end a marriage is uncontested (consensual) divorce. It does not matter which spouse is at fault in a uncontested divorce. In uncontested divorce, the reason for divorce is based on the foundation of the marital union being shaken. It means that the parties can no longer continue the marriage union.

Uncontested (Consensual) Divorce Lawyer Fee 2024

Uncontested  divorce attorney fees are determined according to the lowest limit in the minimum wage tariff published by the Istanbul Bar Association. Uncontested divorce attorney fees are determined in this tariff. According to the Istanbul Bar Association’s recommended minimum fee schedule for 2024 between lawyers and attorneys, the attorney fee for uncontested divorce has been determined as 52,500.00 TL (Turkish lira). However, the fees for every uncontested divorce case are not the same.

You can contact us on the CONTACT number to learn the exact Uncontested (Consensual) Divorce Lawyer Fee.

Uncontested (Consensual) Divorce Lawyer Fee

The lawyer’s fee for a uncontested (consensual) divorce case varies depending on the uncontested divorce case to be heard. Situations such as where the uncontested divorce case will be filed and what will be written in the protocol also change the uncontested divorce lawyer’s fee. For uncontested divorce attorney fee 2024, you can contact us at the number on our CONTACT page.

Is a Lawyer Necessary İn Uncontested Divorce?

Is there a need for a lawyer in a uncontested divorce? It is one of the questions we hear frequently. In legal disputes faced by individuals, representation by a lawyer in court is not required, with some exceptions. Every person who has the capacity to be a party has the right to pursue his own case and represent himself. A lawyer is not required in uncontested divorce, which falls within the jurisdiction of the family court. The spouse who wants to divorce can also file for divorce on his own.

Although there is no obligation to have a lawyer in a uncontested divorce, filing the case through an expert divorce lawyer will prevent you from losing your rights.

Who Pays Lawyer Fees in Uncontested Divorce?

The answer to the question of who pays the lawyer’s fee in a uncontested divorce case is at the initiative of the parties. If one of the parties has hired a lawyer, the party who hired the lawyer must pay the lawyer’s fee for the legal service he received. The legislature prohibits lawyers from providing free services without a power of attorney in their relationship with their clients. The parties can also freely decide who will pay the attorney’s fees.

Is One Lawyer Enough in Uncontested Divorce?

As we mentioned above, representation by a lawyer is not mandatory in a uncontested divorce case. Therefore, spouses can represent themselves in court. However, if the parties want to hire a lawyer, there is no legal obstacle to this. It is sufficient for only one of the parties to work with a lawyer.

Does the State Provide a Lawyer in Uncontested Divorce?

Does the bar association provide lawyers in uncontested divorce? In this case, it is necessary to mention legal aid. This principle was introduced to ensure that those with insufficient financial means are not deprived of the right to file a lawsuit. People who meet the legal aid conditions are provided with a lawyer from the bar association.

Uncontested Divorce Fee Without a Lawyer

In a uncontested divorce case without a lawyer, only the court application fee, advance fee and advance expense will be paid.

The application fee for uncontested divorce without a lawyer is 427.60 TL (Turkish lira), the advance fee is 427.60 TL and the expense advance is 1.120,00 TL.

The fee for filing a divorce case without a lawyer will cost 1975.20 TL (Turkish lira) in total for 2024.

How to Get a Uncontested Divorce Without a Lawyer?

A lawyer is not required for uncontested divorce. However, although it may seem like a simple case, we recommend that you work with an expert lawyer in uncontested divorce cases. If you finalize the uncontested divorce case without a lawyer, you may suffer irreversible damages.

In order to file a uncontested divorce case without a lawyer, you must first prepare the uncontested divorce petition and uncontested divorce protocol duly. You can then go to the courthouse where you will file your case and file your uncontested divorce case after paying the necessary fees there.

Uncontested Divorce Lawyer Istanbul

Uncontested divorce lawyer Istanbul should work to represent the client in the best possible way and to obtain results in the client’s favor. As Istanbul Uncontested Divorce Lawyer, our law firm is always ready to serve citizens in need.

Is a Lawyer Required in Uncontested Divorce?

Is a lawyer required in a uncontested divorce? A lawyer is not required in a uncontested divorce. However, in order to avoid loss of rights, we recommend that you file a uncontested divorce case with an expert divorce lawyer.

Parada Sahtecilik Suçu ve Cezası

Parada sahtecilik suçu TCK 197. Maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre;

Parada sahtecilik suçu, Türkiye’de veya bir başka ülkede kendi kanunlarına uygun bir şekilde tedavülde bulunan bir parayı, sahte bir şekilde üretmek (basma), sahte olduğunu bilerek ülkeye sokmak, nakletmek, muhafaza etmek veya tedavüle sokma biçiminde fiillerle işlenen seçimlik hareketli bir suçtur. Bu suç uygulamada “kalpazanlık suçu” olarak da bilinmektedir.

Parada Sahtecilik Suçunun Unsurları

  • Tipe uygunluk

Parada sahtecilik suçunun konusunu oluşturan para sahte olarak üretilen paradır. Paranın madeni veya kağıt para olması suçun oluşmasında etkili değildir. Ancak paranın suça konu olabilmesi için aldatma kabiliyetinin (iğfal kabiliyeti) bulunması gerekir. Yani özel bir inceleme yapılmaksızın bakıldığında sahte olduğu normal bir insan tarafından beş duyu organıyla yapılan incelemeyle anlaşılabilen paralar suça konu olamaz. Ger­çek para olmadığı ilk bakışta anlaşılabilen durumlarda, bu suçtan söz edilemez.

  • Fail – Mağdur

Bu suç fail ve mağdur bakımından özellik göstermemektedir. Parada sahtecilik suçunun faili herkes olabilir. Bu suçta mağdur gerçek bir kişi olabileceği gibi tüzel bir kişi de olabilir. Suçtan zarar gören kişi davaya katılma hakkı vardır.

  • Eylem 

TCK m. 197/1’de yer verilen parada sahtecilik suçu seçimlik hareketli bir suç tipidir. Dolayısıyla aşağıdaki seçimlik hareketlerden herhangi birinin işlenmesiyle parada sahtecilik suçları meydana gelir.

Sahte Olarak Üretmek, söz konusu paranın taklit edilerek oluşturulmasını ifade eder.

Ülkeye Sokmak, sahte olarak üretilmiş olan paranın ülkeye sokulduğu anda bu suç tamamlanır.

Muhafaza Etmek, failin sahte parayı fiilen kendi tasarruf yetkisi içerisinde tutmasıdır. Burada önemli olan sahte paranın failin hakimiyetinde bulunmasıdır.

Tedavüle Koymak, eyleminde ise failin herhangi bir maddi ya da manevi menfaat sağlamaksızın sahte parayı piyasaya sürmesi ya da sunması söz konusudur.

Sahte Parayı Bilerek Kabul Etmek, failin sahte parayı fiilen kendi tasarruf yetkisi dahiline sokmasıdır.

Sahteliğini Bilmeden Kabul Ettiği Parayı Bu Niteliğini Bilerek Tedavüle Koymak,  failin bu suçu işleyebilmesi için iki farklı eylemi gerçekleştirmesi gerekir. İlk aşamada sahteliğini bilmeden parayı kabul etmiş olmalı; bunun ardından da adeta bu paradan zarar etmeksizin kurtulmak adına sahte parayı tedavüle koymasıdır.

Yukarıda saydığımız seçimlik hareketlerden herhangi birinin işlenmesi durumunda parada sahtecilik suçunun oluşması için yeterlidir.

Parada Sahtecilik Cezası 

Parada sahtecilik suçunun cezası TCK m.197’de düzenlenmiştir. Burada parada sahtecilik suçunun, temel hali cezası ve indirimli hali cezaları ve nitelikli hali cezaları üzerinde duracağız.

  • Parada Sahtecilik Suçunun Cezası (Temel Hali) 

TCK 197/1 – Kanunen tedavülde bulunan parayı, sahte olarak üreten, ülkeye sokan, nakleden, muhafaza eden veya tedavüle koyan kişi, iki yıldan on iki yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılmaktadır.

Bu fıkraya dayalı olarak hapis cezasının yanı sıra mutlaka on bin güne kadar adli para cezasına da hükmedilmesi zorunludur.

TCK 197/2 – Sahte parayı bilerek kabul eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve adli para cezası ile cezalandırılır. 

Madde metninden anlaşılacağı üzere adli para cezasının kaç gün tutarında olacağı belirtilmemiştir. Bu durumda TCK m. 52/1 hükmünün dikkate alınması gerektir. Buna maddeye göre “Adli para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.”

  • Parada Sahtecilik Suçunun Nitelikli Hali cezası (İndirimli Hali) 

Nitelikli hal denildiğinde sadece suçun cezasının artması durumu düşünülmemelidir. Daha az cezayı gerektiren durumlar da nitelikli hal olarak sayılır.

TCK 197/3 – Sahteliğini bilmeden kabul ettiği parayı bu niteliğini bilerek tedavüle koyan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 

Bu fıkradaki suçun oluşabilmesi için, failin sahte parayı bu özelliğini bilmeden kabul etmesi ve buna ek olarak bu parayı tedavüle koyması gerekmektedir. Dolayısıyla TCK m.197/3’ün TCK m. 197/1’in daha az cezayı gerektiren nitelikli hali olduğu söylenebilir. Bu fıkradaki suçun işlenmesi halinde adli para cezası verilmeyecektir.

  • Parada Sahtecilik Suçunda Cezanın Belirlenmesi

Bu suçta kullanılan sahte paranın değeri önemsizdir. Örneğin sadece 20 TL değerindeki sahte bir banknotu bu özelliğini bilerek kullanan fail ile 200 TL değerindeki binlerce banknotu bu özelliğini bilerek kullanan fail bakımından kanun koyucu ayrım yapmamıştır. Bunun sadece cezanın belirlenmesi aşamasında sonuç doğurmasını kabul edilmiştir.

Parada Sahtecilik Etkin Pişmanlık

Etkin pişmanlık, bir suçun işlenmesinden sonra failin pişmanlık göstermesi durumunda cezanın azaltılması veya tamamen ortadan kaldırılması halidir. Her suç tipine etkin pişmanlık ve ceza indiriminin uygulanması söz konusu olmaz. Ancak parada sahtecilik suçunda etkin pişmanlık hükümleri uygulanabilmektedir. Parada sahtecilik suçunda etkin pişmanlık hükümleri TCK m. 201’de belirtilmiştir:

TCK 201/1 – Sahte olarak para veya kıymetli damga üreten, ülkeye sokan, nakleden, muhafaza eden veya kabul eden kişi, bu para veya kıymetli damgaları tedavüle koymadan ve resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve sahte olarak üretilen para veya kıymetli damgaların üretildiği veya saklandığı yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını ve sahte olarak üretilen para veya kıymetli damgaların ele geçirilmesini sağlaması halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.

TCK 201/2 – Sahte para veya kıymetli damga üretiminde kullanılan alet ve malzemeyi izinsiz olarak üreten, ülkeye sokan, satan, devreden, satın alan, kabul eden veya muhafaza eden kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve bu malzemenin üretildiği veya saklandığı yerleri ilgili makama haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını ve bu malzemenin ele geçirilmesini sağlaması halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz. 

Parada Sahtecilik Zincirleme Suç

Parada sahtecilik suçunda, zincirleme suç hükümlerini uygulamak için öncelikle suçun işlenme biçiminin değerlendirilmesi gerekir. Belirtmek gerekirse, aynı zaman diliminde üretilen, nakledilen, ülkeye sokulan tüm sahte paralar tek bir parada sahtecilik suçunu meydana getirir. Ancak bu saydığımız fiillere iştirak edilmemesine rağmen, kanuna aykırı elde edilen bir miktar sahte para ve tahvil, hamiline yazılı bono, milli ziynet altınları gibi paraya eşit sayılan değerlerin piyasaya sürülmesi ise, “tedavüle koymak” fiilini oluşturur. Bu tedavüle koyma fiili ise, niteliği gereği devamlılık gerektirmesi nedeniyle tek bir suçu oluşturmaktadır. Zira tek bir suçun işlenebilmesi için icra edilen fiiller doğal anlamda birden fazla gibi görünse bile aslında tek bir suçun meydana gelmesi sürecinde oluşmaktadır. Bu nedenle tek bir hareket olarak kabul edilmelidir. 

Eylemin farklı tarihlerde başka kişilere yapılmasına karşın bu eylemin fiili ve hukuki kesinti olmaksızın devam etmesi halinde failin tek suç işlediği kabul edilmeli, zincirleme suç hükümleri uygulanmamalıdır.

Parada Sahtecilik Seri Muhakeme

Seri muhakeme usulü, soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı tarafından şüpheliye teklif edilir. Şüphelinin kabul etmesi ile birlikte dosya mahkemeye gönderilir. Şüphelinin mahkemede seri muhakemeyi kabul ettiğini belirtmesi üzerine verilecek olan ceza yarı oranında indirim uygulanarak verilir. Seri Muhakeme Usulü ile ilgili detaylar için MAKALEMİZE göz atabilirsiniz.

Seri muhakeme usulü soruşturma evresi kurumu olarak düzenlenmiştir ve usulün uygulanması Cumhuriyet savcısı tarafından yürütülmektedir. Seri muhakeme usulünün uygulanabilmesi için öncelikle CMK m. 250/1’de sayılan suçlardan birinin işlendiği şüphesiyle yürütülmüş bir soruşturma bulunmalıdır. Nitekim bu nedenle seri muhakeme usulünün uygulanacağı suçlar bakımından, parada sahtecilik suçu da düzenlenmiştir.  Parada sahtecilik suçu yargılamasında sadece suçun TCK 197. maddesinde düzenlenen ikinci ve üçüncü fıkrasında seri muhakeme usulü uygulanabilir. TCK 197/1 maddenin açısından seri muhakeme usulü uygulanamaz. Seri muhakeme usulü uygulanmadan kovuşturmaya geçilmesi halinde ise genel hükümlere göre olağan yargılama usulü ile yargılama yapılmaktadır.

Parada Sahtecilik Suçunun Mağduru

Bu suçta mağdur gerçek bir kişi olabileceği gibi tüzel bir kişi de olabilir. Suçtan zarar gören kişi davaya katılma hakkı vardır. Parada sahtecilik suçunun mağduru aslında toplumdur. Öte yandan, bu suç tipi bakımından T.C. Merkez Bankası veya T.C. Hazinesi’nin suçtan zarar gören olarak kabul edilmesi de mümkün değildir. Yargıtay da bu görüştedir.

Parada Sahtecilik Katalog Suç Mu?

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda katalog suçlar düzenlenmiştir. Katalog suçlar, kanunda belirtilen bazı koruma tedbirlerinin uygulanabileceği sınırlı sayıdaki suç listelerine denir. Katalog suçlardan birinin işlenmesi halinde şüpheli veya sanık için tutuklama nedenlerinin var olduğu kabul edilir.

CMK 100/3 maddesinde katalog suçlar yer alır. Dolayısıyla parada sahtecilik suçu, kanunda tutuklama kararı verilecek katalog suçları arasında yer almamaktadır. Ancak tutuklama nedenlerinin varlığı halinde parada sahtecilik suçu nedeniyle aleyhine soruşturma başlatılan şüpheli veya dava açılan sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir.

Parada Sahtecilik Suçunda Teşebbüs

Teşebbüs, ceza hukukunda, bir failin suç işlemek üzere harekete kalkışması ancak elinde olmayan nedenlerle sonucu elde edememiş olması halini ifade eder.
TCK m. 197/ 1’deki hareketlerden sahte olarak üretme bakımından teşebbüsten söz edebilmek için failin sahtecilik hareketine başlamış olması gerekmektedir. Örnek vermek gerekirse, baskı sayfası içerisinde kesilmeden yer alan paralar henüz sahte para niteliğinde kabul edilmediğinden failin bu paralar ile yakalanmış olması durumunda bu eylem teşebbüs aşamasında kalmış sayılacaktır. Çünkü para, baskı sayfasından kesilmediği sürece sahte para niteliğine sahip olmaz.

Parada Sahtecilik Suçu Görevli ve Yetkili Mahkeme 

Parada sahtecilik suçunda, TCK md.197/1’de yer verilen suç bakımından görevli mahkeme ağır ceza mahkemesi tarafından;

TCK md.197/2 ve 3’de yer verilen suçlar bakımından görevli mahkeme ise asliye ceza mahkemesidir.

Kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda yetkili mahkeme son suçun işlendiği yer mahkemesidir. Parada sahtecilik suçunda yetkili mahkeme suçun işlendiği son yerdeki mahkemedir.

Parada Sahtecilik Zamanaşımı

Türk Ceza Kanunu madde 197/1 fıkrasına göre yapılan yargılamalarda olağan dava zamanaşımı süresi 15 yıl, TCK madde 197/2 ve 3 fıkraları gereği yapılan yargılamalarda olağan dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Suç, bu zamanaşımı süreleri içerisinde her zaman soruşturulabilir, bu zamanaşımı süreleri geçtikten sonra soruşturma yapılamaz.

Dershane Ücret İadesi

Dershane Ücreti Ödenmezse Ne Olur?

Dershane senetleri ödenmezse ne olur? Çocuğunu dershaneye kaydedip senetleri ödeyemeyen kişilere karşı dershane icra takibi yapacaktır. Bu icra takibine karşı tebligat alınmasından itibaren 5 gün içinde itiraz yapılabilir.

Dershaneden Ayrılınca Para Geri Alınır Mı?

Dershane öğretimine başlamadan önce imzalanan sözleşmelerde öğretim ücretleri, ödeme şekli ve hizmet süresince uygulanacak kurallar belirlenmektedir. Çoğunlukla genel çerçeveyi çizen bu sözleşmeler yükümlülükleri ve yaptırımları da içerir.

Öğrencinin dershaneden öğretim dönemi bitmeden ayrılması durumunda ücretin belli bir kısmı alınabilir. Ancak imzalanmış olan sözleşme dikkatle incelenmelidir. Sözleşmede yönetmeliğe aykırı olan madde bulunması durumunda bu madde geçersiz sayılır.

Dershaneye Verilen Para Geri Alınır Mı?

Dershane para iadesi yapar mı? Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği 56. maddesine göre dershane kaydının iptali halinde öğrenim ücretlerinin iade edilebilecek tutarları şu şekildedir;

  • Öğrenim ücretini yıllık olarak belirleyen okul öncesi eğitim kurumu, ilkokul, ortaokul, özel eğitim okulu, ortaöğretim okullarında öğretim yılı başlamadan sınavla öğrenci alan resmî okulların 9 uncu sınıflarına kayıt yaptırdığını belgelendirenler hariç, okuldan ayrılanlara yıllık ücretin yüzde onu dışındaki kısmı iade edilir. Öğretim yılı başladıktan sonra ayrılanlara yıllık ücretin yüzde onu ile öğrenim gördüğü günlere göre hesaplanan miktarın dışındaki kısmı iade edilir.

Kısaca özetlemek gerekirse öğrenci dershane başlamadan dershaneden ayrılırsa ücretin % 10’unu ödemek zorundadır. Eğer öğrenci okul açıldıktan sonra ayrılırsa da öğrenim ücretinin % 10’unu ve ayrılana kadar geçen günlerin öğrenim ücretini ödemek zorundadır.

  • Öğrenim ücretini ders saati ücreti olarak belirleyen kurumlarda dönem başlamadan ayrılanlara öğrenim ücretinin yüzde onu dışındaki kısmı iade edilir. Dönem başladıktan sonra ayrılanlara öğrenim ücretinin yüzde onu ile öğrenim gördüğü ders saati sayısına göre hesaplanan miktarın dışındaki kısmı iade edilir.

Dershane Cayma Bedeli Hesaplama

Dershaneyi bırakmak isteyenler, dershane ile imzalanan sözleşmeden caymak isteyenler bunu dershane başlamadan önce veya dershane başladıktan sonra yapabilirler. Geri alınacak olan dershane cayma bedeli tamamen alınan eğitim süresine göre değişecektir.

Dershanelerde Cayma Hakkı Var Mı?

Öğrencinin dershaneyle imzaladığı sözleşmeden cayma hakkı vardır. 13.01.2017 Tarihinden sonra Öğretim Kurumları ile yapılan sözleşmelerde, ücret iadesinde öğrencinin öğretim kurumundan ayrılma nedenine ilişkin bir kısıtlama getirilmemiştir. Öğrenci her ne sebeple olursa olsun dershaneden istediği zaman ayrılabilecektir. Ayrılma için haklı bir sebep sunmasına gerek yoktur.

Dershaneden Kayıt Sildirme 2024

Dershaneden kayıt sildirme için Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinin 56. maddesine bakmak gerekir. Yukarıda ilgili maddenin tam halini bulabilirsiniz.

Dershane Senetleri Nasıl İptal Edilir?

Dershaneye yapılacak olan yazılı başvuru ile eğitim öğretim hayatın devam etmeyeceğini bu nedenle alınan senetlerin iadesini talep edebilirsiniz.

Dershane Ücret İadesi Emsal Karar

Ücret iadesi için verilen bir emsal karar şu şekildedir:

“Tüm dosya kapsamına toplanan deliller iddia ve savunma kapsamında; taraflar arasında davalının velisi olduğu öğrenci …..’nın eğitimi için 22.07.2020 tarihinde Öğrenci kayıt sözleşmesi imzalandığı ve davalının aynı gün yıllık olarak belirlenen 62.160,00TL eğitim ücretini peşin olarak ödediği, davalının 29.07.2020 tarihinde kaydı sildirip başka bir liseye kayıt yaptırdığı yapılan 6.126,00TL kesintinin bağış adı altında olduğu ve iadesin talep ettiği ancak davacı tarafından sunulan taraflar arasında imzalanan Öğrenci Kayıt sözleşmesi 9.maddesinde de MEB Özel Eğitim Kurumları yönetmeliğinin 56. Maddesi uygun olarak eğitim/öğretim yılı başlamadan ayrılanlara ilişkin %10 dışındaki kısmın iadesinin olacağı açıkça belirtildiği, gerek açık yasa hükmü gerekse taraflar arasında imzalanan sözleşme maddesi gereği davacı tarafından herhangi bir kusuru olmaksızın davalının kendi isteğiyle kayıt sildirmesi nedeniyle davacı kurumun yapmış olduğu yıllık eğitim ücreti üzerinden %10 oranındaki 6.126,00TL meblağın uyuşmazlık kapsamına uygun olduğu hakem heyeti gerekçesinde yazılı 6502 sayılı yasanın 24.maddesinin tüketici kredi sözleşmelerine ilişkin olduğu somut uyuşmazlığa uygulanmasının mümkün olmadığı ve özel hüküm niteliğindeki MEB Özel Eğitim Kurumları Yönetmeliğinin 56. Maddesi ve taraflar arasındaki sözleşme dikkate alındığında; davacının iddialarının usul ve yasaya uygun olduğu bu sebeple davanın kabulü gerektiği kanaatine varılarak hakem kurulu kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.” (Bakırköy 8. Tüketici Mahkemesi’nin 08.06.2021 tarihli kararı) [4]

Hırsızlık Suçu Yargıtay Kararları

Hırsızlık Suçu Beraat Yargıtay Kararı

1-) Sanığın kastının hırsızlık suçunu işlemek olmadığı, mal edinme kastıyla haraket etmediği ve müştekiye zarar verme kastıyla hareket edilmesi halinde sanığa HIRSIZLIK suçundan dolayı ceza verilmez. 

Yargıtay 17. Ceza Dairesi 2015/5233 Esas –  2015/7335 Karar

KARAR :

Sanık hakkında hırsızlık ve kamu görevlisine hakaret suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından kamu görevlisine hakaret suçunun işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri de yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-)Sanığın 18.09.2009 tarihinde cep telefonundan müştekiye tehdit ve hakaret içerikli mesaj gönderdiği, 19.09.2009 tarihinde ise müştekinin evinin kapısını tekmelediği, aracının lastiklerini kestiği ve camını kırdığı devam eden zarar verme kastı ile sonrasında sanığın, müştekinin aracının içinden teyp başlığı alması ve aldığı teyp başlığını polis aracında unutması şeklinde gelişen eyleminde, olay bir bütün halinde değerlendirildiğinde, sanığın kastının hırsızlık suçunu işlemek olmadığı, mal edinme kastıyla haraket etmediği ve müştekiye zarar verme kastıyla haraket ettiği anlaşıldığından, sanığın hırsızlık suçundan beraatine karar verilmesi gerekirken mahkumiyetine hükmedilmesi,
2-)Sanığın emniyetten firar etmesi üzerine evinden polis memurları tarafından götürülmek istendiğinde polis memurlarına direnerek küfür etmek suretiyle hakarette bulunduğunun iddianamede anlatılarak suç olarak yüklendiği ve sevk maddelerinin gösterildiği halde yargılama aşamasında kendilerine yönelik eylemde bulunulan polis memurlerının müşteki sıfatıyla dinlenilmeleri ve katılma haklarının hatırlatılması gerektiği halde tanık olarak dinlenilmesiyle yetinilmesi,
3-)Kabul ve uygulamaya göre de
Kasten işlemiş olduğu suçlar dolayısıyla hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 Sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (a), (b), (c), (d), (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,

SONUÇ :

Bozmayı gerektirmiş, sanık …’in temyiz nedenleri ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan sebeple BOZULMASINA, 13.10.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Hırsızlık Suçunda Etkin Pişmanlık Yargıtay Kararları

1-) Kolluk görevlileri tarafından yakalandıktan sonra, suça konu motosikletleri çaldıkları yerleri göstererek henüz müracaatları olmayan müştekilere iadelerini sağlandığı, müştekilerin de aşamalarda alınan ifadelerinde herhangi bir zararlarının bulunmadığını beyan ettiklerinin anlaşılması karşısında, suça sürüklenen çocuklar hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerekir.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2019/1401 Esas –  2019/5172 Karar

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-Müşteki …’a ait motosikletin olay tarihinde tekerlek kısmında bulunduğu belirtilen kilit ile sabit bir yere bağlı şekilde kilitlenmiş olması halinde, suça sürüklenen çocukların bu müştekiye yönelik eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b maddesinde belirtilen hırsızlık suçunu oluşturacağı, kilidin sabit bir yere bağlı olmaksızın sadece tekerlek kısmında bulunması halinde ise eylemlerinin aynı Kanun’un 142/1-e maddesinde belirtilen hırsızlık suçunu oluşturacağı gözetilmeden, müşteki ve suça sürüklenen çocuklardan bu husus sorulmadan, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Suça sürüklenen çocuk … …. ‘nın kolluk görevlileri tarafından yakalandıktan sonra, suça konu motosikletleri çaldıkları yerleri göstererek henüz müracaatları olmayan müştekilere iadelerini sağlandığı, müştekilerin de aşamalarda alınan ifadelerinde herhangi bir zararlarının bulunmadığını beyan ettiklerinin anlaşılması karşısında, suça sürüklenen çocuklar hakkında TCK’nın 168/1. maddesinde belirtilen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 18/03/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Hırsızlık Teşebbüs Yargıtay Kararı

1-) Sanığın mağazdan ayrıldıktan sonra AVM içerisinde kesintisiz bir takip sonucu yakalanmış olmaları halinde teşebbüs hükümleri uygulanır. 

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2020/11315 Esas –  2021/13861 Karar

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hâkimin takdirine göre, suçun suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, suça sürüklenen çocuk müdafiinin diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Suça sürüklenen çocuğun avm içerisindeki mağdurun sorumlusu olduğu mağazadan kesintisiz takip sonucu yakalanmaları halinde teşebbüs hükümlerinin uygulanabileceği buna karşılık bahsedilen mağazadan ayrıldıktan sonra avm içerisinde kesintili bir takip sonucu yakalanmış olmaları halinde ise bu kez suçun tamamlanmış olacağı gözetilerek, dosyada mevcut yakalama tutanağında belirtilen güvenlik görevlileri ve mağdurun tanık sıfatı beyanları denetime olanaklı alınarak sonucuna göre 5237 sayılı TCK’nın 35. maddesinde düzenlenen teşebbüs hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi zorunluluğu,
2- Hırsızlık suçuna konu eşya değerinin 30,00 TL olduğunun anlaşılması karşısında; suçun işleniş şekli ve özellikleri itibariyle ceza vermekten vazgeçilemeyecek ise de, hırsızlık konusunu oluşturan malın değerinin az olması nedeniyle TCK’nın 145. maddesi gereğince verilen cezadan belirlenecek oranda indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk … müdafiinin temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince suça sürüklenen çocuğun ceza süresi yönünden kazanılmış hakkının gözetilmesine, 21/09/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Hırsızlık Malın Değerinin Azlığı Yargıtay Kararı

1-) İşyerinden 35,00 TL bozuk para çalan suça sürüklenen çocuk hakkında suçun işleniş şekli ve özellikleri itibariyle ceza vermekten vazgeçilemeyecek ise de, hırsızlık konusunu oluşturan malın değerinin miktar olarak az olması nedeniyle TCK’nın 145. maddesi gereğince verilen cezadan belirlenecek oranda indirim yapılması suretiyle karar verilmesi gerekir. 

Yargıtay 17. Ceza Dairesi 2018/5991 Esas –  2019/82 Karar

Yerel Mahkemece; verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü;
O yer Cumhuriyet Savcısı’nın temyiz talebinin hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik olduğu anlaşılmakla yapılan incelemede;
I-Suça sürüklenen çocuk hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan hükmün temyiz incelenmesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre, suça sürüklenen çocuk … müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan hükmün tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA
II-Suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyiz incelenmesine gelince;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri de yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- 5237 sayılı TCK’nın 61/1. maddesine göre malın değerinin az ya da çok olması, temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşmak için bir kriter olup, hırsızlık suçuna konu malın değerinin az olmasının TCK’nın 145. maddesinde ayrı olarak düzenlenmesi, kanun koyucunun hırsızlık suçunda malın değerinin az olmasına verdiği önemi göstermektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 15.12.2009 gün ve 6/242-291 sayılı içtihadında belirtildiği üzere, “…daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma” görüşünün, TCK’nın 145. madde uygulamasında bütünüyle reddedilmesi mümkün değil ise de, maddenin yalnızca bu tanımlamayla sınırlandırılması da olanaklı değildir. TCK 145. maddenin gerek ilk şekli, gerekse değiştirilmiş biçimi; ortak tanımlama ile, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan değerin az olmasını temel almaktadır. TCK’nın 145. maddesine göre, faile verilen cezada indirim yapılabilmesi için malın değerinin az olması yeterli olup, hâkim indirim oranını TCK’nın 3. maddesinde öngörüldüğü üzere “İşlenilen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde saptamalıdır. Değer azlığı nedeniyle ceza vermekten vazgeçme kararı ./..
verilecek ise; malın değerinin azlığı yanında “Suçun işleniş şekli ve özellikleri” de dikkate alınmalıdır. TCK’nın 145. maddesinin uygulanmasında hâkime takdir hakkı tanınmış olup, hâkim takdir hakkını kullanırken keyfiliğe kaçmadan, her somut olaya uygun, yasal ve yeterli gerekçe göstermek suretiyle uygulama yapmalıdır.
Somut olayda ise; müştekinin işyerinden 35,00 TL bozuk para çalan suça sürüklenen çocuk hakkında suçun işleniş şekli ve özellikleri itibariyle ceza vermekten vazgeçilemeyecek ise de, hırsızlık konusunu oluşturan malın değerinin miktar olarak az olması nedeniyle TCK’nın 145. maddesi gereğince verilen cezadan belirlenecek oranda indirim yapılması suretiyle karar verilmesi gerektiği halde, TCK 145. maddesinin 2. cümlesine amacı dışında anlam yükleyerek yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde ceza verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulması,
2- Sosyal inceleme raporu için bilirkişiye ödenen 200,00 TL ücretin harcaması zorunlu kamu masrafı niteliğinde bulunması nedeniyle, suça sürüklenen çocuğa yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmesi suretiyle Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk … müdafiinin ve o yer Cumhuriyet Savcısı’nın temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnamaye uygun olarak BOZULMASINA, 07.01.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

isim değiştirme

İsim ve Soy İsim Değiştirme Davası

Kanun, kişilere haklı bir sebebin bulunması halinde isim, soy isimlerini değiştirebilme veya yeni isim ekletebilme hakkı tanımıştır. Bunun için ise yeni düzenlemeye kadar isim değiştirme (adın değiştirilmesi) davası veya soyadı değiştirme davası açılması gerekiyordu. Yapılan yeni düzenleme ile beraber ismini değiştirmek isteyenler mahkeme kararı aranmaksızın sundukları haklı sebep ile isimlerini e-devlet üzerinden de değiştirebileceklerdir.

E-Devlette İsim Değişikliği

E-Devlet üzerinden isim ve soy isim değiştirme için gereken şartlar şunlardır:

  • Genel ahlaka uygun olmayan veya iğrenç ve gülünç olan soyadları (2525 sayılı Soyadı Kanunu md.3)
  • Yazım ve imla hatası veya düzeltme işareti kullanılmamasından kaynaklanan anlam değişiklikleri bulunan isim ve soyadları
  • Genel ahlaka uygun olmayan, toplum tarafından gülünç karşılandığı değerlendirilen ad ve soyadları

E-Devlette İsim Değiştirme Nasıl Yapılır?

DAVA AÇMADAN E-DEVLET ÜZERİNDEN AD SOYAD DEĞİŞTİRME NASIL YAPILIR?

  • T.C. Kimlik numaranız ve e-Devlet şifreniz ile e-Devlet sistemine giriş yapınız.
  • Kurumlar sekmesinden Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü başlığını seçiniz.
  • Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü başlığı altında e-Devlet kapısı üzerinden sunulan hizmetler listesini göreceksiniz.
  • Bu listeden “İl / İlçe İdare Kurulu Kararı ile Ad veya Soyadı Düzeltilmesine İlişkin Başvuruların Alınması” seçeneğine tıklayınız.
  • Burada ilgili başvuruyu tamamlamanız için mobil imza veya elektronik imza onayınız gerekmektedir.

*NOT: Mobil imza veya elektronik imza olmadan ilgili başvuruyu tamamlayamazsınız.

İsim Değiştirmek İçin Haklı Sebepler

-Kişisel sebepler: İsmin kişiyi gülünç duruma düşürmesi veya zor duruma sokması gibi hallerde haklı sebepten söz edilebilir.

-Aile kaynaklı sebepler: Kişinin bağı olmadığı bir soy isimi kullanmak istememesi gibi.

-Ticari faaliyete ilişkin sebepler: Kişinin ismi ticari faaliyetlere engel olacak nitelikte veya mesleğini yaparken zora düşürecek nitelikte ise bu sebepler içinde sayılabilir. Yine aynı şekilde evliyken kocasının soyadıyla bilinen kadın boşandıktan sonra piyasada bilinirliği azalacak ise boşandığı kocasının soyadını kullanmaya devam etmek için başvurabilir.

-Dini sebepler: Kişinin kendi dinine uygun olmayan ismi kullanmak istememesi haklı sebep olarak gösterilebilir. Madde 5’te “Yeni takılan soyadları Türk dilinden alınır.” ve Soyadı Kanunu’ Madde 7’de “Yabancı ırk ve millet isimleri soyadı olarak kullanılamaz.” ifadeleriyle açık bir şekilde hüküm altına alınmıştır.

İsim Değiştirme Davası Nerede Açılır?

İsim değiştirme davasında veya soyadı değiştirme davasında, davacının yerleşim yeri (ikametgahının bulunduğu) asliye hukuk mahkemeleri  davaya bakmaya yetkili ve görevlidir.

İsim Değiştirme Davası Kime Karşı Açılır?

İsim Değiştirme Davasında dilekçenizde davalıyı Nüfus Müdürlüğü olarak belirtmeniz yeterlidir.

İsim Değiştirme Davası Hangi Nüfus Müdürlüğüne Açılır?

İsim Değişikliği dava dilekçesinde davalı kısma sadece “Nüfus Müdürlüğü” yazmanız da yeterli olacaktır. Mahkeme kimlik bilgilerinize ulaşarak hangi nüfus müdürlüğüne tebligat gönderileceğini bulacaktır.

İsim Değiştirme Dilekçesi

İsim değiştirme dilekçesi için bizimle iletişime geçerek detaylı bilgi alabilirsiniz.

İsim Değiştirme Davası Ücreti 2022

İsim değiştirme dava ücretini öğrenmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.