BOŞANMADA TARAF KUSURLARI

boşanma davasında geçici önlemler

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ  2016/1281 ESAS – 2017/7477 KARAR 

ÖZET: Boşanma isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da kusurlu olmaya gerek olmayıp daha
fazla kusurlu olan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber boşanmanın gerçekleşmesi için
davalının az da olsa kusurlu olması gerekir.

Yapılan yargılama ve toplanan delillerden mahkemece kadına kusur olarak yüklenen tanıklarca beyan edilen “hakaret ve kadının ağabeyinin davacı erkek üzerine yürümesi” vakıalarının dosya içinde bulunan ceza dosyalarında geçen eylemler olduğu ve bu eylemlerin suç tarihlerinin boşanma davası tarihinden sonraya ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Boşanma davası açıldıktan sonra meydana gelen vakıalar nedeniyle kadına kusur yüklenilemez. Davalı kadının boşanmayı gerektirir başkaca bir kusurlu davranışının varlığı da tespit edilememiştir. Mahkemece kabul edilen ve boşanmaya sebebiyet veren olaylarda sadakat yükümlülüğünü ihlal eden erkek tamamen kusurludur.

Türk Medeni Kanununun 166. maddesinde “evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerin her birinin boşanma davası açabileceği” hükme bağlanmıştır. Bu hükmü, tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamak ve değerlendirmek doğru değildir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer. Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonra da madem ki birlik artık sarsılmış diyerek boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir. Öyle ise;

Türk Medeni Kanununun 166. maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp, daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber,  boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır. Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır (TMK m. 166/2).

Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki, bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle isteğin reddi gerekirken, yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.

SONUÇ

Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 14.06.2017

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir