Türk Ceza Kanunu’nun 245. maddesinde, başkasına ait gerçek bir banka veya kredi kartını elinde bulunduran kimsenin, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası bulunmadan, o kartı kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlaması eylemi düzenlenmiştir.
Bu suç tipiyle korunan hukuksal değer yalnızca malvarlığı değil; bankacılık sistemi, ticari yaşam, kamu güveni, bilişim alanı ile bu alanın güvenliği ve bilişim sistemlerinin düzgün işlemesindeki topluma ait olan menfaat ve aynı zamanda kartlı ödemeler sisteminin güvenilirliğidir.
Fail tarafından başkasına ait banka ya da kredi kartı kullanılarak elde edilen yarar, maddi nitelikte bir yarar olmalıdır. TCK m. 245/1 bakımından suçun tamamlanması için kartın rıza dışında kullanılması veya kullandırılması suretiyle failin kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekir.
Kart kullanılarak paranın failin veya üçüncü bir kişinin hesabına aktarılması, bu suretle ekonomik yarar elde edildiğinden kural olarak suçun tamamlandığını gösterir; failin aktarılan parayı ayrıca çekip çekmemesinin önemi yoktur. Buna karşılık yalnızca kartın ele geçirilmesi veya kartla işlem yapılmaya girişilip yarar sağlanamaması tamamlanmış suç için yeterli değildir; bu durumda somut olaya göre teşebbüs hükümleri değerlendirilir. Örneğin başkasına ait kart bilgileriyle internetten verilen siparişin iptal edilip ürünün gönderilmemesi hâlinde menfaat sağlanamadığından suç teşebbüs aşamasında kalır (Yargıtay 8. CD, E. 2017/25754, K. 2019/9378). Kartın fiziken kullanılması da şart değildir; kredi kartı hesabından failin hesabına para aktarılarak çekilmesi de bu suçu oluşturur (Yargıtay 8. CD, E. 2023/4065, K. 2023/9455).
Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu Nedir?
Bu suç, başkasına ait gerçek bir banka veya kredi kartının kart sahibinin rızası olmaksızın kullanılması; ya da sahte oluşturulmuş veya üzerinde sahtecilik yapılmış bir kartın üretilmesi, satılması, devredilmesi, kabul edilmesi veya kullanılması suretiyle haksız yarar elde edilmesi şeklinde işlenebilir. TCK m. 245 hükmü, banka veya kredi kartlarının hukuka aykırı kullanımı suretiyle bankaların veya kart sahiplerinin zarara uğratılmasını önlemek amacıyla kaleme alınmıştır. Korunan hukuki değer karma niteliktedir: malvarlığı, bankacılık sisteminin güvenilirliği, kamu güveni ve bilişim sistemlerinin düzgün işlemesi gibi birden çok menfaat aynı anda korunur. 2026 itibarıyla yürürlükteki düzenleme uyarınca suç, re’sen soruşturulan ve uzlaştırma kapsamı dışında bulunan bir bilişim suçudur.
Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçunun Kapsamı
Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu, ayrı ayrı 3 farklı suç tipi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunlar;
- Gerçek bir banka veya kredi kartının kötüye kullanılmasıyla hukuka aykırı yarar sağlama
- Sahte banka veya kredi kartı üretme
- Sahte banka veya kredi kartı kullanma suretiyle hukuka aykırı yarar sağlama suçlarıdır.
Söz konusu eylemler, “bilişim sistemi aracılığıyla hukuka aykırı yarar elde etme suçunun” kapsamı içinde değerlendirilen “banka veya kredi kartlarının yetkisiz kullanımı” eylemiyle örtüşmektedir. Bu sayede banka ve kredi kartları ister başkasından ele geçirilen bir gerçek kart olsun ister sahte olarak üretilmiş veya üzerinde sahtecilik yapılmış bir kart olsun, bunların kullanılması suretiyle haksız yarar elde edilmesi suç hâline getirilmiştir.
Sahte kartlar bakımından ise kanunda sayılan üretme, satma, devretme, satın alma ve kabul etme fiilleri de suç olarak düzenlenmiştir (m. 245/2).
Kartın başlangıçta kart sahibinin rızasıyla faile verilmiş olması da suçu her zaman ortadan kaldırmaz. Belirli bir işlem için verilen kartla bu rızanın sınırları aşılarak işlem yapılması, örneğin şifre yenileme amacıyla verilen kartla para çekilmesi, TCK m. 245/1 kapsamında değerlendirilmiştir (Konya BAM 8. CD, E. 2019/1574, K. 2020/1).
| Fıkra | Suç Tipi | Ceza |
|---|---|---|
| m. 245/1 | Başkasına ait gerçek bir banka veya kredi kartını rıza dışı kullanarak yarar sağlamak | 3 yıldan 6 yıla kadar hapis + 5.000 güne kadar adli para cezası |
| m. 245/2 | Başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üretmek, satmak, devretmek, satın almak veya kabul etmek | 3 yıldan 7 yıla kadar hapis + 10.000 güne kadar adli para cezası |
| m. 245/3 | Sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle yarar sağlamak (fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmuyorsa) | 4 yıldan 8 yıla kadar hapis + 5.000 güne kadar adli para cezası |
Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçunun Cezası
Suçun cezası, hangi fıkra kapsamında değerlendirildiğine göre belirgin biçimde değişir.
Başkasına ait gerçek bir kartın izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlanması halinde fail, üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır (m. 245/1).
Sahte kart üretmek, satmak, devretmek, satın almak veya kabul etmek fiilleri üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezasını gerektirir (m. 245/2).
Sahte bir kartı kullanarak yarar sağlama eyleminin cezası ise daha ağır olup dört yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır (m. 245/3). Ancak bu fıkra, kanun metnindeki ifadeyle “fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde” uygulanır; sahte kartın kullanılması aynı zamanda daha ağır cezalı bir suçu oluşturuyorsa, o suçun hükümleri uygulanır.
Aynı kartla, bir suç işleme kararının icrası kapsamında farklı zamanlarda birden fazla işlem yapılması hâlinde zincirleme suç hükümleri (TCK m. 43/1) uygulanarak ceza artırılır; Yargıtay, kopyalanarak oluşturulan eş kartla değişik zamanlarda para çekilmesi olayında bu artırımın yapılması gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 8. CD, E. 2022/2112, K. 2023/1901).
Cezayı ağırlaştıran nitelikli hal kanunda öngörülmemiş, ancak bu suçların işlenmesi suretiyle yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında TCK m. 246 uyarınca bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. 2026 itibarıyla bu ceza miktarları yürürlüktedir; somut olayda alt ve üst sınır arasında temel cezanın belirlenmesi mahkemenin takdirindedir.
Kart Kopyalama Cihazları ve Yasak Programlar (TCK 245/A)
Kartın kendisi kullanılmadan önceki hazırlık aşaması da ayrıca suç olarak düzenlenmiştir. TCK m. 245/A uyarınca bir cihazın, bilgisayar programının, şifrenin veya sair güvenlik kodunun münhasıran bilişim alanındaki suçlar ile bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenebilen diğer suçların işlenmesi için yapılması veya oluşturulması durumunda, bunları imal eden, ithal eden, sevk eden, nakleden, depolayan, kabul eden, satan, satışa arz eden, satın alan, başkalarına veren veya bulunduran kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
ATM’lere veya ödeme cihazlarına takılan kart kopyalama düzenekleri ile kart bilgilerini ele geçirmek amacıyla hazırlanan yazılımlar bu hükmün tipik örnekleridir. Suçun oluşması için cihazın veya programın münhasıran bu suçların işlenmesi amacıyla yapılmış olması gerekir; genel amaçlı bir cihazın veya yazılımın bulundurulması tek başına bu suçu oluşturmaz.
Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçunun Faili ve Mağduru
Bu suçun faili herkes olabilir. Sahte kart üretimi ve kart bilgilerinin ele geçirilmesi belli ölçüde teknik bilgi gerektirdiğinden uygulamada bu eylemlere birden fazla kişinin katıldığı sıkça görülür; ancak suçun oluşması için örgüt kurulmuş olması şartı aranmaz.
Mağdurun belirlenmesi fıkraya ve somut olaya göre değişir. TCK m. 245/1’de kural olarak mağdur, kart sahibi veya kartın kendisine verilmesi gereken kişidir. Sahte kart üretilmesi ve kullanılması (m. 245/2 ve 245/3) hâllerinde ise sahte kartın ilişkilendirildiği banka da somut olayın özelliklerine göre suçtan doğrudan zarar gören konumunda olabilir. Mağdur ve suçtan zarar gören sıfatının doğru belirlenmesi, ceza davasına katılma ve vekâlet ücreti gibi usul sonuçları bakımından önem taşır.
Banka Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme
Bu suçun her üç fıkrası bakımından görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir. Ağır ceza mahkemelerinin görevi, 5235 sayılı Kanun’un 12. maddesinde sayılan suçlar ile on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarla sınırlıdır; TCK m. 245’teki suçlar bu maddede sayılmamıştır ve üst sınırları on yılı aşmaz (m. 245/2’de yedi, m. 245/3’te sekiz yıl). Aynı dosyada ağır ceza mahkemesinin görevine giren başka bir suç da bulunuyorsa, bağlantılı davaların birleştirilmesi hâlinde görev, bağlantı ve birleştirme kurallarına göre belirlenir. Nitelikli dolandırıcılık (TCK m. 158) ise 7571 sayılı Kanun’la ağır ceza mahkemelerinin görev listesinden çıkarılmıştır; bu değişiklik yürürlüğe girdiğinde ağır ceza mahkemelerinde görülmekte olan veya kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalara, kesin hükümle sonuçlanıncaya kadar önceki görev kurallarına göre bakılmaya devam edilir (5235 sayılı Kanun geçici m. 7).
Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun 30.11.2021 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan ihtisaslaşma kararıyla, bazı adliyelerde belirli asliye ceza mahkemeleri bilişim suçlarına bakmakla görevlendirilmiş ve 15.12.2021 tarihinden itibaren yeni dava ve işler bu mahkemelere tevzi edilmeye başlanmıştır. Bu düzenleme kanuni görev kuralını değiştirmez; yalnızca ilgili adliyedeki mahkemeler arasındaki iş dağılımını belirler. Bu nedenle her adliyede ayrı bir bilişim mahkemesi bulunmaz.
Bilişim mahkemeleri ile ilgili ayrıntılı bilgiye BURADAN ulaşabilirsiniz.
Yetkili mahkeme, kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir (CMK m. 12/1). ATM’den para çekilmesi gibi olaylarda işlemin yapıldığı yer önem taşır; internet üzerinden yapılan işlemlerde ise icra hareketlerinin gerçekleştiği yer somut olaya göre belirlenir. Bunun yanında, banka veya kredi kartlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenen suçlarda mağdurun yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir (CMK m. 12/6).
Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçunun Dolandırıcılık Suçu ile İlişkisi
Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu ile hırsızlık ve dolandırıcılık suçları arasındaki ilişki, kartın veya kart bilgilerinin nasıl elde edildiğine ve nasıl kullanıldığına göre değişir. Bu nedenle tek bir genel kural koymak yerine, uygulamada sık görülen üç durumu birbirinden ayırmak gerekir.
Kartın Hırsızlık, Dolandırıcılık veya Yağma ile Ele Geçirilmesi
Fiziki kart hırsızlık, dolandırıcılık veya yağma gibi ayrı bir suçla ele geçirilip ardından kullanılarak yarar sağlanmışsa, kartın ele geçirilmesine ilişkin suç ile TCK m. 245/1’deki suç arasında gerçek içtima kuralı uygulanır ve fail her iki suçtan ayrı ayrı cezalandırılır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, ATM başında yardım bahanesiyle mağdurun kart şifresini girmesini sağladıktan sonra kartını başka bir kartla değiştiren ve ardından mağdurun hesabından para çeken sanığın, kartı ele geçirme eyleminden hırsızlık, para çekme eyleminden ise TCK m. 245/1 kapsamında ayrı ayrı cezalandırılması gerektiğine oy çokluğuyla karar vermiştir (Yargıtay CGK, E. 2014/412, K. 2018/160). Yargıtay 8. Ceza Dairesi de kartın zilyedinin rızası olmaksızın ele geçirilip kullanılması hâlinde hırsızlık ve TCK m. 245/1’den ayrı ayrı mahkûmiyet kurulmasını onamaktadır (Yargıtay 8. CD, E. 2021/7529, K. 2023/9673).
Buna karşılık kart failin fiilî hâkimiyetine hiç geçmemişse TCK m. 245/1 oluşmaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, bu suç için failin kart üzerinde fiilî hâkimiyet kurması, yani mağdurun kart üzerindeki zilyetliğinin sona ermesi gerektiğini; bankamatikten para çekemeyip yanındaki kişiden yardım isteyen ve kartını ona veren mağdurun olay yerinde bulunması nedeniyle zilyetliğinin sona ermediğini ve bu durumda banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunun oluşmayacağını belirtmiştir (Yargıtay CGK, E. 2024/500, K. 2025/485). Aynı şekilde ATM’de unutulan ve hesabı açık kalan kart ele geçirilmeden para çekilmesi veya mağdur işlem yaparken fark ettirmeden para alınması hâllerinde eylem banka kartının kötüye kullanılması değil hırsızlık olarak değerlendirilmektedir (Yargıtay 8. CD, E. 2021/11387, K. 2023/8651; Yargıtay 8. CD, E. 2021/15958, K. 2022/3052). Bir kararda bu eylem, karşı oyla birlikte, bilişim sisteminin kullanılması suretiyle hırsızlık (TCK m. 142/2-e) olarak nitelendirilmiştir (Yargıtay 8. CD, E. 2022/2925, K. 2024/47). Hırsızlık suçunun unsurları için hırsızlık suçu ve cezası yazımıza bakabilirsiniz.
Kart Bilgilerinin Hileyle Elde Edilip Kullanılması
Fiziki kart ele geçirilmeden, kart numarası, son kullanma tarihi, güvenlik kodu veya onay kodu gibi bilgilerin telefonla, sahte sitelerle ya da kendini başkası gibi tanıtma yoluyla elde edilip kullanılması uygulamada en çok tartışılan durumdur. Yargıtay’ın pek çok kararında, kart bilgilerini ele geçiren failin bu bilgilerle harcama veya para transferi yapması TCK m. 245/1 kapsamında değerlendirilmiştir; örneğin telefonla arayan kişiye kart bilgilerini kendi rızasıyla veren mağdurun kartından bu bilgilerle para aktarılması bu suç olarak kabul edilmiştir (Yargıtay 8. CD, E. 2018/687, K. 2019/10981). Yargıtay 8. Ceza Dairesi, kart bilgilerinin ve güvenlik şifrelerinin hileyle alındığı olaylarda “gerçek anlamda verilen bir rızadan” söz edilemeyeceğini ve bu bilgilerle yapılan harcamanın TCK m. 245/1’i oluşturduğunu istikrarlı biçimde kabul etmektedir (Yargıtay 8. CD, E. 2021/14164, K. 2024/1235; Yargıtay 8. CD, E. 2025/1544, K. 2025/4941). Yargıtay 11. Ceza Dairesi de bir internet sitesinde alışveriş için girilen kart bilgilerinin kullanılarak menfaat temin edilmesini dolandırıcılık değil TCK m. 245/1 kapsamında görmüştür (Yargıtay 11. CD, E. 2021/26954, K. 2023/8086). Buna karşılık mağdurun hileyle yönlendirilerek işlemi şifresini veya onay kodunu bizzat girerek kendisinin gerçekleştirdiği durumlarda bilişim yoluyla nitelikli dolandırıcılık (TCK m. 158/1-f) gündeme gelir.
Bu ayrım her olayda kolay yapılamaz. Nitekim Yargıtay 11. Ceza Dairesi, alışveriş bahanesiyle mağdurlardan kart bilgileri ve onay kodu alınarak harcama yapılan bir olayda, bir mağdur yönünden TCK m. 245/1, diğer mağdur yönünden TCK m. 158/1-f’den kurulan hükümleri onamış; bir üye, her iki eylemin de TCK m. 245/1 kapsamında kalması gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmıştır (Yargıtay 11. CD, E. 2021/31680, K. 2024/12142). Kart bilgileri aynı zamanda kişisel veri niteliğindedir. Bilgiler hukuka aykırı olarak ele geçirilip hiç kullanılmamışsa kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme suçu (TCK m. 136) gündeme gelir; bilgiler kullanılarak menfaat sağlanmışsa ise Yargıtay, geçitli suç niteliği nedeniyle yalnızca TCK m. 245/1’den hüküm kurulması gerektiğini kabul etmektedir (Yargıtay 8. CD, E. 2020/6715, K. 2022/12049; Yargıtay 8. CD, E. 2019/24388, K. 2022/4708). Sonuç olarak suç vasfı; kart bilgileri üzerinde failin hâkimiyet kurup kurmadığı, işlemi kimin gerçekleştirdiği ve yararın nasıl sağlandığı dikkate alınarak somut olaya göre belirlenir. Ele geçirilen bilgilerle internet bankacılığına girilerek mağdurun bilgisi dışında para aktarılması ise olayın özelliklerine göre bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçunu oluşturabilir.
Kartını veya hesap bilgilerini başkasına verenler bakımından ise 2026’da önemli bir değişiklik yapılmıştır. 7589 sayılı Kanun’la TCK m. 158’e eklenen dördüncü fıkra uyarınca, dolandırıcılık suçlarına iştirakin; haksız menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdindeki hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermekle sınırlı olması hâlinde verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu hüküm mağdurlar için değil, kartını veya hesabını dolandırıcılara kullandıran kişiler için önem taşır. Kartını ve şifresini kendi rızasıyla başkasına veren kişinin kartı başkalarına karşı işlenen dolandırıcılıkta kullanılmışsa, kart sahibine karşı TCK m. 245/1 suçu oluşmaz (Yargıtay 11. CD, E. 2025/195, K. 2025/15558); ayrıntılar için IBAN kiralama suçu yazımıza bakabilirsiniz.
Sahte Kartın Üretilmesi ve Kullanılması
Sahte kart üretme (m. 245/2) ile sahte kartı kullanarak yarar sağlama (m. 245/3) ayrı suç tipleridir. Ancak aynı failin kartı kullanmak amacıyla ürettirmesi ve ardından kullanması hâlinde iki ayrı suçtan mı, yoksa yalnızca m. 245/3’ten mi ceza verileceği konusunda Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun kararları somut olaya göre farklılık göstermektedir. Ceza Genel Kurulu bir kararında, mağdurun banka hesabıyla ilişkilendirilerek oluşturulmasını sağladığı sahte kartı birden fazla kez kullanan sanığın eylemlerinin bir bütün hâlinde yalnızca m. 245/3’teki suçu oluşturduğunu kabul etmiştir (Yargıtay CGK, E. 2017/211, K. 2017/259). Daha yeni bir kararında ise başkasının kimliğiyle bankaya başvurarak kredi kartı düzenlenmesini sağlayan ve bu kartlarla nakit çekip alışveriş yapan sanık hakkında sahte kart üretme suçundan ayrıca kurulan mahkûmiyet hükmünü yerinde bulmuştur (Yargıtay CGK, E. 2020/36, K. 2022/323). Bu nedenle sahte kart dosyalarında hangi fıkraların uygulanacağı, kartın nasıl oluşturulduğu ve failin kastının kapsamı birlikte değerlendirilerek belirlenir.
Kredi Kartım İzinsiz Kullanıldı: Mağdurun Atması Gereken Adımlar
Banka veya kredi kartının izinsiz kullanıldığını fark eden mağdurun, hem maddi zararını gidermek hem de fail hakkında ceza yargılamasını başlatmak bakımından izlemesi gereken belirli bir yol vardır. Sürecin doğru ve eksiksiz yürütülmesi, ispat kolaylığı ve zararın tazmini açısından kritik önemdedir. Uygulamada aşağıdaki sıra izlenmelidir:
- Bankayı derhal arayarak kartı kullanıma kapattırmak ve şüpheli işlemleri bildirmek; bildirim kaydını ve tarihini saklamak. Bildirimin hızı önemlidir: 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 12. maddesine göre kartın veya kart bilgilerinin kaybolması ya da çalınması hâlinde kart hamili, bildirimden önceki yirmi dört saat içinde gerçekleşen hukuka aykırı kullanımdan kanunda belirtilen tutarla sınırlı olarak sorumludur. Ancak hukuka aykırı kullanım hamilin ağır ihmaline veya kastına dayanıyorsa ya da bildirim yapılmamışsa bu sınır uygulanmaz.
- Bankaya yazılı itiraz ve geri ödeme incelemesi (chargeback) başvurusunda bulunmak. Kart çıkaran kuruluşlar, şikâyet ve itirazlarla ilgili birim oluşturmakla yükümlüdür (5464 sayılı Kanun m. 4). Başvurunun sonucu; işlemin türüne, kart sözleşmesine ve somut olayın koşullarına bağlıdır, bu nedenle her durumda kesin geri ödeme sağlayan bir hak gibi değerlendirilmemelidir.
- Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmak; banka hareket dökümü, SMS bildirimleri, kart ekstresi ve mümkünse güvenlik kamerası kayıtlarını delil olarak sunmak.
- Ceza davasına katılan sıfatıyla katılmak ve zararın tazmini için ayrıca hukuk mahkemesinde dava açmak. Bu iki yol birbirinden farklıdır: ceza davasına katılmak, mağdura sanığın cezalandırılması sürecinde taraf olma imkânı verir; ancak tek başına zararın tahsili sonucunu doğurmaz.
Hesabın Askıya Alınması (CMK m. 128/A)
7571 sayılı Kanun’la Ceza Muhakemesi Kanunu’na eklenen 128/A maddesi, TCK m. 245 kapsamındaki suçları da kapsar. Bu suçların işlendiğine dair makul şüphe bulunması hâlinde, suçta kullanılan hesap; ilgili banka, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı tarafından kırk sekiz saate kadar askıya alınabilir. Askıya alma işlemi ve hesap hareketleri, tüm bilgi ve belgelerle birlikte derhal Cumhuriyet başsavcılığına bildirilir; askıya alma ayrıca hesap sahibine de bildirilir. Hesap sahibi askıya almanın kaldırılması için Cumhuriyet başsavcılığına başvurabilir; Cumhuriyet savcısı bu başvuru hakkında yirmi dört saat içinde karar verir. Askıya alma tamamlanmadan suça konu menfaat başka bir mali kuruma aktarılmışsa, o kuruma da gecikmeksizin bildirim yapılır.
Askıya alınan hesaptaki suça konu menfaate, askıya alma süresi içinde hâkim kararıyla veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle el konulabilir. Hâkim kararı olmaksızın yapılan el koyma yirmi dört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur; hâkim el koymadan itibaren kırk sekiz saat içinde karar vermezse el koyma kendiliğinden kalkar. Elkonulan menfaatin suçtan zarar gören mağdura ait olduğu anlaşılırsa, soruşturma veya kovuşturma evresinde sahibine iade edilir (CMK m. 128/A/5). Bu nedenle mağdurun izinsiz işlemi fark eder etmez bankasına bildirimde bulunması ve suç duyurusunu gecikmeden yapması, paranın korunması ve iadesi bakımından önemlidir.
Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçunda Şahsi Cezasızlık Halleri
Kanunda suç olarak tanımlanan bir eylemin işlenmesine rağmen, bazı şartların gerçekleşmesi durumunda çeşitli nedenlerle faile ceza verilmez veya cezasında indirim yapılır.
Bu suçun şu kişilerin zararına işlenmesi halinde ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz:
- Hakkında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden biri
- Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından biri veya evlat edinen veya evlatlık
- Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden biri
Bu şahsi cezasızlık hâli yalnızca birinci fıkradaki suç (başkasına ait gerçek kartın izinsiz kullanılması) bakımından uygulanır (TCK m. 245/4).
Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçunda Etkin Pişmanlık
Sadece m. 245/1 kapsamındaki suç (başkasına ait gerçek kartın izinsiz kullanılması) bakımından malvarlığına karşı suçlara ilişkin etkin pişmanlık hükümleri uygulanır (TCK m. 245/5). Fail, suç tamamlandıktan sonra fakat hakkında kovuşturma başlamadan önce bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen iade veya tazmin yoluyla tamamen giderirse, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. Kovuşturma başladıktan sonra hüküm verilmeden önce aynı davranış sergilenirse cezanın yarısına kadarı indirilir (TCK m. 168/1-2). Zararın kısmen giderilmesi hâlinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için ayrıca mağdurun rızası aranır (TCK m. 168/4).
Kanundaki “bizzat” ifadesi pişmanlığa ilişkindir; zararın mutlaka failin kendi eliyle ödenmesi gerekmez. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, sanığın pişmanlığını ya da iade ve tazmine rıza gösterdiğini ortaya koyan söz veya davranışlarının bulunması ve karşı bir tutum sergilememesi koşuluyla, zararın sanık adına üçüncü kişilerce giderilmesi hâlinde de etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabileceğini kabul etmiştir. Buna karşılık zararın cebri icra yoluyla tahsil edilmesi veya failin rızası hilafına ya da ondan habersiz olarak üçüncü kişilerce giderilmesi etkin pişmanlık sayılmaz (Yargıtay CGK, E. 2018/241, K. 2021/204). Zararın kovuşturma evresinde iade edildiği bir olayda Yargıtay, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanarak mahkûmiyet kurulması gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 8. CD, E. 2021/2158, K. 2023/6229). İndirim oranı hâkimin takdirindedir. Sahte kart üretme (m. 245/2) ve sahte kart kullanma (m. 245/3) suçlarında etkin pişmanlık uygulanmaz.
Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçunda Zamanaşımı
Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu, şikayete tabi suçlar arasında yer almayıp savcılık tarafından re’sen soruşturulacak suçlar arasındadır. Dolayısıyla herhangi bir şikayet süresi yoktur.
TCK m. 245’in üç fıkrasında da öngörülen hapis cezasının üst sınırı beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az olduğundan, dava zamanaşımı süresi suçun işlendiği tarihten itibaren 15 yıldır (TCK m. 66/1-d). Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmuş olup on beş yaşını doldurmamış olanlar hakkında bu sürenin yarısı, on beş yaşını doldurmuş olup on sekiz yaşını doldurmamış olanlar hakkında ise üçte ikisi uygulanır (TCK m. 66/2). Zamanaşımını kesen hâller ayrıca TCK m. 67 çerçevesinde değerlendirilir.
Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Şikayet Dilekçesi
Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması şikayet dilekçesine BURADAN ulaşabilirsiniz.
Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu Yargıtay Kararları
Aşağıdaki tabloda, yazıda değinilen ve uygulamada sık başvurulan Yargıtay kararları özetlenmiştir.
| Karar | Olay / Uyuşmazlık | Sonuç |
|---|---|---|
| Yargıtay CGK, E. 2024/500, K. 2025/485, 19.11.2025 | ATM’de yardım isteyen mağdurun kartını faile vermesi; mağdurun kart üzerindeki zilyetliğinin sona ermemesi | TCK m. 245/1 oluşmaz |
| Yargıtay CGK, E. 2014/412, K. 2018/160, 10.04.2018 | Kartın hırsızlıkla ele geçirilip ATM’den para çekilmesi | Hırsızlık ve TCK m. 245/1’den ayrı ayrı ceza |
| Yargıtay CGK, E. 2018/241, K. 2021/204, 06.05.2021 | Zararın sanık adına üçüncü kişi tarafından giderilmesi | Koşulları varsa etkin pişmanlık uygulanır |
| Yargıtay CGK, E. 2017/211, K. 2017/259, 09.05.2017 | Mağdurun hesabıyla ilişkilendirilen sahte kartın birden fazla kez kullanılması | Bir bütün hâlinde yalnızca TCK m. 245/3 |
| Yargıtay CGK, E. 2020/36, K. 2022/323, 10.05.2022 | Başkasının kimliğiyle bankaya başvurularak kart çıkarılması ve kullanılması | Sahte kart üretme suçundan ayrıca mahkûmiyet yerinde |
| Yargıtay 8. CD, E. 2021/14164, K. 2024/1235, 13.02.2024 | Kart bilgileri ve 3D güvenlik şifresinin hileyle alınması | Geçerli rıza yok; TCK m. 245/1 |
| Yargıtay 11. CD, E. 2021/26954, K. 2023/8086, 07.11.2023 | Alışveriş sitesine girilen kart bilgileriyle menfaat sağlanması | Dolandırıcılık değil, TCK m. 245/1 |
| Yargıtay 8. CD, E. 2020/6715, K. 2022/12049, 12.09.2022 | Ele geçirilen kart bilgilerinin internet üzerinden kullanılması | TCK m. 136’dan ayrıca ceza verilmez; yalnızca TCK m. 245/1 |
| Yargıtay 8. CD, E. 2023/4065, K. 2023/9455, 04.12.2023 | Kredi kartı hesabından failin hesabına para aktarılıp çekilmesi | Fiziki kullanım şart değil; TCK m. 245/1 |
| Yargıtay 8. CD, E. 2021/11387, K. 2023/8651, 08.11.2023 | ATM’de unutulan kart ele geçirilmeden açık hesaptan para çekilmesi | TCK m. 245/1 değil, hırsızlık |
| Yargıtay 8. CD, E. 2017/25754, K. 2019/9378, 03.07.2019 | Kart bilgileriyle verilen internet siparişinin iptal edilmesi, ürünün gönderilmemesi | Suç teşebbüs aşamasında kalmıştır |
| Yargıtay 11. CD, E. 2025/195, K. 2025/15558, 02.12.2025 | Rızayla verilen kart ve şifrenin başkalarına karşı dolandırıcılıkta kullanılması | Kart sahibine karşı TCK m. 245/1 oluşmaz |
Sıkça Sorulan Sorular
1. Kredi kartı kötüye kullanma suçunun cezası kaç yıldır?
Suçun cezası türüne göre değişir: başkasına ait gerçek bir kartın izinsiz kullanılmasında 3 yıldan 6 yıla kadar hapis ve 5.000 güne kadar adli para cezası (TCK m. 245/1); sahte kart üretmek, satmak veya kabul etmek fiillerinde 3 yıldan 7 yıla kadar hapis ve 10.000 güne kadar adli para cezası (m. 245/2); sahte kartı kullanarak yarar sağlamada, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmuyorsa, 4 yıldan 8 yıla kadar hapis ve 5.000 güne kadar adli para cezası (m. 245/3) öngörülmüştür.
2. Kredi kartım çalındı ve harcama yapıldı, ne yapmalıyım?
Öncelikle bankanızı arayıp kartı kullanıma kapattırın ve şüpheli işlemler için yazılı itiraz başvurusu yapın. Ardından Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunarak banka hareket dökümü, SMS bildirimleri ve mümkünse kamera kayıtlarını delil olarak sunun. 5464 sayılı Kanun’un 12. maddesine göre kart hamili, bildirimden önceki yirmi dört saat içindeki hukuka aykırı kullanımdan kanunda belirtilen tutarla sınırlı olarak sorumludur; ancak kullanım hamilin ağır ihmaline veya kastına dayanıyorsa ya da bildirim yapılmamışsa bu sınır uygulanmaz. Bu yüzden bildirimi geciktirmemek önemlidir.
3. Eşimin kredi kartını izni olmadan kullandım, ceza alır mıyım?
TCK m. 245/4 hükmü uyarınca, haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin zararına bu suçun işlenmesi halinde fail eş hakkında cezaya hükmolunmaz. Bu şahsi cezasızlık hali yalnızca m. 245/1 kapsamındaki temel suç bakımından uygulanır. Ayrılık kararı verilmiş veya boşanma süreci tamamlanmış eşler için bu hüküm geçerli değildir. Suça akraba olmayan üçüncü kişiler iştirak etmişse, onlar bu hükümden yararlanamaz.
4. İnternette kart bilgilerim çalınıp harcama yapıldıysa hangi suç oluşur?
Kartın fiziken ele geçirilmesi şart değildir. Kart numarası, son kullanma tarihi ve güvenlik kodu gibi bilgilerin hileyle veya başka yollarla ele geçirilerek harcama yapılması, Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında TCK m. 245/1 kapsamında değerlendirilmektedir (Yargıtay 8. CD, E. 2021/14164, K. 2024/1235; Yargıtay 11. CD, E. 2021/26954, K. 2023/8086); bu durumda ayrıca kişisel verileri ele geçirme suçundan ceza verilmez. Ancak mağdurun hileyle yönlendirilerek işlemi kendisinin onayladığı durumlarda nitelikli dolandırıcılık (TCK m. 158/1-f) gündeme gelir ve bu sınır Yargıtay’da da tartışmalıdır. Suç vasfı, bilgilerin nasıl elde edildiğine ve işlemi kimin gerçekleştirdiğine göre somut olayda belirlenir.
5. Bu suçtan HAGB (hükmün açıklanmasının geri bırakılması) verilir mi?
HAGB, hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması hâlinde gündeme gelir (CMK m. 231/5). 7589 sayılı Kanun’la değişik CMK m. 231/6 uyarınca ayrıca sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması, mahkemece yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varılması ve suçtan doğmuş bir zarar varsa bu zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekir. HAGB kararı verilen sanık beş yıl denetim süresine tabi tutulur (m. 231/8) ve bu karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir (m. 231/12). M. 245/1 kapsamındaki suçta etkin pişmanlık indirimiyle ceza iki yılın altına inebilir; ancak bu durum HAGB’yi kendiliğinden getirmez, diğer koşulların da ayrıca gerçekleşmesi gerekir. M. 245/2 ve m. 245/3 kapsamındaki suçlarda cezanın alt sınırı yüksek olduğundan HAGB, ancak teşebbüs veya diğer indirim nedenleriyle sonuç ceza iki yıl ya da daha aza indiğinde mümkün olabilir.
6. Bu suçta yetkili mahkeme hangisidir?
Görevli mahkeme, her üç fıkra bakımından Asliye Ceza Mahkemesidir; HSK’nın ihtisas kararı bulunan adliyelerde dava, bilişim suçlarına bakmakla görevlendirilen asliye ceza mahkemesine tevzi edilir. Yetkili mahkeme kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir (CMK m. 12/1); örneğin paranın çekildiği ATM’nin bulunduğu yer bu bakımdan önem taşır. Ayrıca banka veya kredi kartlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenen suçlarda mağdurun yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir (CMK m. 12/6).
7. Etkin pişmanlıkla ne kadar indirim alınır?
Etkin pişmanlık yalnızca m. 245/1 kapsamındaki suç için uygulanır. Fail, kovuşturma başlamadan önce mağdurun zararını tamamen gidermişse cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. Kovuşturma başlamış fakat hüküm verilmemişse yarısına kadar indirim yapılır. Zararın failin pişmanlığı ve rızası doğrultusunda üçüncü bir kişi tarafından ödenmesi de etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilebilir; kısmi ödemede ise mağdurun rızası aranır. İndirim oranını belirleme yetkisi hâkime aittir. Sahte kart üretme veya sahte kart kullanma suçlarında etkin pişmanlık uygulanmaz.
8. Banka veya kredi kartı suçunda zamanaşımı kaç yıldır?
TCK m. 245’in üç fıkrası bakımından da dava zamanaşımı süresi, suçun işlendiği tarihten itibaren 15 yıldır (TCK m. 66/1-d). Suç şikâyete bağlı olmadığından ayrıca altı aylık bir şikâyet süresi de bulunmaz.
Sonuç ve Profesyonel Hukuki Destek
Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu, dijital delillerin doğru değerlendirilmesi, hangi fıkranın uygulanacağının isabetli tespiti, hırsızlık ve dolandırıcılık suçlarıyla ilişkisinin doğru kurulması, etkin pişmanlık ve şahsi cezasızlık hallerinin somut olaya uyarlanması bakımından titiz bir hukuki çalışma gerektirir. Bilişim suçlarına bakan mahkemelerdeki uygulama, mağdurun başvuru yolundaki teknik gereklilikler ve hesapların askıya alınmasına ilişkin kısa süreler, sürecin başından itibaren bu alanda deneyimli bir avukatla yürütülmesini önemli kılmaktadır. Hem isnatla karşılaşan fail hem de zarara uğrayan mağdur açısından savunma ya da müdahillik stratejisinin doğru kurulması, hak kayıplarının önüne geçmek bakımından belirleyicidir.
Bakırköy’de faaliyet gösteren Öner Hukuk ve Danışmanlık olarak, ceza hukuku ve bilişim hukuku alanlarında müvekkillerimize uzmanlık temelli hukuki destek sunmaktayız. Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan kaynaklı uyuşmazlıklarda, ister şüpheli/sanık sıfatıyla savunma ister mağdur sıfatıyla müdahillik aşamasında olun, somut olayın özelliklerine uygun hukuki değerlendirme için İstanbul ceza avukatı sayfamız üzerinden ofisimizle iletişime geçebilirsiniz.
Hukuki Uyarı; İşbu içerik genel bilgilendirme amaçlı olup, somut olayın özellikleri ve güncel mevzuat değişiklikleri uyarınca farklı sonuçlar doğabilir. Belirli bir uyuşmazlık veya hukuki süreç için profesyonel avukatlık hizmeti almanız önerilir.

