Yazar: Av. Yekcan Öner

Erişimin Engellenmesi Dilekçesi

Erişimin Engellenmesi Talebi Dilekçesi – Erişimin Engellenmesi Dava Dilekçesi

 

……….. SULH CEZA HAKİMLİĞİ’NE

TALEPTE BULUNAN
(MAĞDUR)                     :

VEKİLİ                            :

KONU                       : Kişilik hakkı ihlali nedeniyle “www. ….. .com” internet sitesine erişimin engellenmesi kararı verilmesi hakkındadır.

AÇIKLAMALAR :

1-) Müvekkilim ….. … bir üniversite öğrencisidir. Kendisinin adı, soyadı ve fotoğrafları pornografik sitelerde geçirilerek kendisine karşı bir linç kampanyası başlatılmıştır. Ayrıca müstehcen fotoğrafı da talep konusu url de geçmektedir. Kendisinin adı ve soyadı google.com.tr arama motorlarına yazıldığında bu web siteleri görünmekte, bu yüzden kişilik hakları ciddi manada zedelenmektedir. Bu görüntülerin yayınlandığı siteler bakımından 5651 sayılı kanunun 8. Maddesi gereği erişim engellemesi kararı verilmesi gerekmektedir.

HUKUKİ NEDENLER : 5651 Sayılı Kanun ve ilgili tüm mevzuatlar
HUKUKİ DELİLLER : İlgili internet sitesi görüntüleri ve diğer tüm deliller

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, somut olayda 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında kişilik hakkının ihlali nedeniyle “………..com” adlı internet sitesi için “erişimin engellenmesine” karar verilmesini müvekkilimiz adına saygıyla talep ederiz. …/…/…

 

Talep Eden Vekili
Av.

 

EKLER         :

  • İlgili internet sitesi görüntüleri ve linkleri içeren bir adet CD

Hakaret Nedeniyle Manevi Tazminat Yargıtay Kararları

Hakaret Manevi Tazminat Yargıtay Kararları

1-) Haksız fiil tarihinden itibaren sekiz yıl içinde tazminat davası açma hakkı vardır. (TBK.72)

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2016/12827 Esas 2016/12073 Karar 

Davacı; davalı ile komşu olduklarını, aralarında önceye dayalı husumet bulunduğunu, olay günü de yanından geçerken arabasının camını açarak kendisine hakaret ettiğini, bu durumun kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu iddia ederek, uğranılan zararın tazmini isteminde bulunmuştur.

Davalı, cevap dilekçesiyle istemin zamanaşımından ve esastan reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, manevi tazminat davalarında zamanaşımının haksız fiil tarihinden itibaren iki yıl olduğu, fail ve fiilin öğrenilmesinden itibaren iki yıl içerisinde davanın açılması gerektiği, davacının talebine konu olayın 18/03/2010 tarihinde gerçekleştiği, davanın 06/11/2015 tarihinde açıldığı, davacının haksız fiil sebebiyle manevi tazminat talebine ilişkin davasının zamanaşımına uğramış olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Olay tarihinde yürürlükte bulunan BK’nın 60/2. maddesinde (TBK.72) tazminat isteminin, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı süresini öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuş olması halinde bu zamanaşımı süresinin uygulanacağı düzenlenmiştir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 125. maddesinde bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişinin, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılacağı düzenlenmiştir. Aynı Yasa 66. maddesinde ise hakaret suçu yönünden dava zamanaşımı süresi sekiz yıl olarak belirlenmiştir.

Davaya konu olayda; haksız fiil 18/03/2010 tarihinde gerçekleşmiş olup, olay sebebiyle davalı hakkında ….. Mahkemesi’nin ….. esas sayılı dosyasında kamu davası açılmış, yapılan yargılama sonunda …. cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.

Şu halde; yukarıda belirtilen yasa maddeleri gereği davacının haksız fiil tarihinden itibaren sekiz yıl içinde tazminat davası açma hakkı vardır. Mahkemece, davanın esastan incelenerek bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile istemin zamanaşımından reddi doğru olmamış, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir.

2-) Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer, ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2016/3335 Esas 2016/6146 Karar 

Türk Medeni Kanunu’nun 25/son maddesine göre; davacı, kişilik haklarının korunması için kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 16. maddesine göre ise; haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer, ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Şu durumda, dava konusu olayda, kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddia edildiğinden zarar gören, davayı kendisinin veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde veya haksız eylemin meydana geldiği yer mahkemesinde açabilir. Bu seçeneklerden herhangi birini kullanmak, bu tür davalarda davacıya tanınmış bir haktır.

Somut olayda davacı, bu seçimlik hakkını kendi yerleşim yeri mahkemesinde kullanmıştır. Bu hakkı kullanmanın yasal dayanağı da yukarıda belirtilmiştir. Bu bakımdan işin esası incelenerek karar vermek gerekirken, yasa hükümlerine aykırı olarak yetkisizlik kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

3-) Hukuk hakimi, ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değil ise de hem ilmi, hem de kökleşmiş yargı kararlarında ceza mahkemesince belirlenen maddi olgunun hukuk hakimini bağlayacağı kabul edilmektedir. 

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2016/10596 Esas 2016/6968 Karar 

Dosya kapsamından; … 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/837 karar sayılı dosyası ile davalının davacıya karşı tehdit ve hakaret eylemlerini gerçekleştirmiş olması sebebiyle mahkumiyet hükmü kurulduğu, kararın temyiz edilmekle henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.

6098 sayılı TBK’nın 74. maddesi uyarınca hukuk hakimi, ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değil ise de hem ilmi, hem de kökleşmiş yargı kararlarında ceza mahkemesince belirlenen maddi olgunun hukuk hakimini bağlayacağı kabul edilmektedir. Dava konusu olayın özelliği sebebiyle ceza mahkemesindeki davanın kesinleşmesi beklenmeli ve tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek, yerinde olmayan gerekçe ile yazılı biçimde karar verilmiş olması, usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

Hakaret Nedeniyle Manevi Tazminat Dava Dilekçesi

Hakaret Manevi Tazminat Davası Dilekçe Örneği

… ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE;

DAVACI                :

VEKİLİ                  : Av. Yekcan ÖNER
DAVALI                 :

ADRESİ                :

DAVA DEĞERİ     : …….. TL

KONU                  : Hakaret sebebi ile Manevi Tazminat İstemimizden İbarettir.

AÇIKLAMALAR  :

1-) Müvekkilimiz … …, toplumda ve çevresinde saygı gören bir bilim insanıdır. Kendisi halen … Üniversitesi … Fakültesi’nde … Bölüm Başkanlığı yapmaktadır.
2-) Müvekkilimiz …/…/… tarihinde … televizyonundaki “….” programına  konuk olarak katılmıştır. Bu programda müvekkilimiz diğer katılanlarla gayet seviyeli bir şekilde tartışmış ve görüşlerini beyan etmiştir.  Ancak … … isimli şahıs ile girdiği bir tartışma sırasında müvekkilimiz sakin olmasına rağmen karşı taraf saygısız bir şekilde “Senin gibi bir şerefsiz olamaz. Bu kötü niyetli düşüncen batsın, ahlaksız.” şeklinde ifadeler kullanmak suretiyle müvekkilimize hakaretlerde bulunmuştur. “…..” konuk olduğu programda davalının anılan eylemi müvekkilin insanların gözünde küçük düşmesine, onurunun kırılmasına ve saygınlığının zarar görmesine neden olmuştur. Müvekkilimiz, yaşadığı olay nedeni ile psikolojik sarsıntı yaşamıştır.
3-) Tüm bu gelişmeler ışığında, ilgili görüntü kayıtları dilekçemiz ekinde sunulmuş olup, tanık listesinde isimleri yer alan ilgililer tarafından, mahkemenizce uygun görülmesi halinde, duruma ilişkin izahat verilecektir.
4-)  Müvekkilime hakaret eden … …’dan şikayetçiyiz ve ilgili şahsın cezalandırılması için tarafınıza başvurma zorunluluğumuz hasıl olmuştur.
HUKUKİ NEDENLER : 6098 S. K. m. 51, 58, 6100 S. K. m. 2, 3, 107, 5237 S. K. m. 125 ve ilgili sair mevzuat.
HUKUKİ DELİLLER    : Program kayıtları, tanık beyanları ve diğer tüm deliller.
SONUÇ VE İSTEM      :Yukarıda arz ve izah ettiğimiz nedenlerle, davalının hakaret oluşturan eylemleri nedeniyle kişilik hakları zedelenen müvekkil lehine 40.000 TL manevi tazminatın, haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini bilvekale arz ve talep ederiz. …/…/…

EKLER                          :

  • Program kayıtlarını içeren CD,
  • Bir adet özel yetki içerir onaylı vekaletname örneği.
Davacı Vekili
Av. Yekcan ÖNER

Hakaret Nedeniyle Manevi Tazminat Cevap Dilekçesi

Hakaret Manevi Tazminat Cevap Dilekçesi

 

…..  ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

Dosya No       : 

Davalı             :

Vekili              : Av.

Davacı           :

Vekili              : Av.

Konu             : Cevap dilekçemizin sunulması ve iş bu davanın reddinden ibarettir.

Açıklamalar :

Yukarıda numarası verilen dosya mahkemeniz nezdinde müvekkil aleyhine 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi kapsamında hakaret suçundan ceza davası açılmış ve cezalandırılması istenmiştir. Ayrıca  ……..TL manevi tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği tarih olan …/…/… tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkin dava dilekçesi …/…/… tarihinde tarafımıza tebliğ edilmiş olmakla, davalı müvekkile karşı haksız ve yersiz olan iş bu davaya karşı süresi içinde cevap ve itirazlarımızı sunuyoruz. Şöyle ki;

1-) Müvekkilin davacıya yönelik …… ifadeleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde; müvekkilin davacı tarafa yönelttiği sözlerinin, davacının onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, nezaket dışı ve kaba söz niteliğindedir. Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir.

2-)  Hal böyle iken, müvekkile karşı açılmış bu davanın reddi gerekmektedir.

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklamaya çalıştığımız nedenlerle, yerinde bulunmayan davanın reddine, masraf ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygı ile arz ve talep ederiz. …/…/…

 

Davalı Vekili
Av.

Hakaret Nedeniyle Manevi Tazminat

Hakaret Nedeniyle Manevi Tazminat Miktarı

Hakaret tazminatı ne kadar? Hakaret nedeniyle manevi tazminatın belli bir miktarı bulunmamaktadır. Her davada bu miktar farklılık göstermektedir.
Hakaret sebebiyle manevi tazminat zenginleşmeye sebep olmayacak şekilde uygun miktarda hükmedilmelidir. Mağdur kişinin zenginleşmesine sebep vermeyecek şekilde manevi tazminat belirlenmelidir.

Hakaret Davası Tazminat Miktarı 2024

Hakaret manevi tazminat ne kadar? Hakaret tazminatı ne kadar? Hakaret saldırısına ilişkin fiil ve olayın özelliği yanında, tarafların kusur durumu, sıfatları, işgal ettikleri makam, sosyal ve ekonomik durumları ile her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşullar da dikkate alınarak hakaret davası tazminat miktarı belirlenecektir.

Hakaret Tazminat Davası Ne Kadar Sürer?

Hakaret sebebiyle manevi tazminat davası; mahkeme yoğunluğu, dava konusuna ilişkin fiil ve olayın özelliği gibi durumlara dayanarak manevi tazminat davası süresi değişiklik gösterebilir. Ancak ortalama hakaret sebebiyle manevi tazminat davası 1 yıla yakın sürebilmektedir.

Hakaret Tazminat Davası Nasıl Açılır?

Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Acı ve elemin karşılığı manevi zarar olarak kabul edilerek keder ve acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için kanunlarımız manevi tazminat verilebilecek bazı olguları özel olarak düzenlemiştir.

Kişilik haklarının ihlali nedeniyle manevi tazminat davası hukuk mahkemelerinde açılmalıdır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09/04/2014 tarihli 2013/4-1008 esas, 2014/490 sayılı kararında da belirtildiği üzere, ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesine (davasına) etkisi, hukukumuzda 6098 sayılı TBK’nın 74. maddesinde düzenlenmiş olup; hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır.

6098 sayılı Kanun’un “I. Ceza hukuku ile ilişkisinde” başlıklı 74. maddesinde: “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hakimini bağlamaz” hükmü yer almaktadır. Bu düzenleme nedeniyle ceza mahkemesince verilen, beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmadığı kabul edilmektedir. Ancak, öğretide ve Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği “maddi olaylarla” ve özellikle \”fiilin hukuka aykırılığı\” konusuyla hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Yani, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararının, taraflar yönünden kesin delil niteliği taşıdığı kabul edilmektedir.

Hakaret Nedeniyle Manevi Tazminat Davasında Yetkili Mahkeme

Türk Medeni Kanunu’nun 25/son maddesine göre; davacı, kişilik haklarının korunması için kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 16. maddesine göre ise; haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer, ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.

Kişilik haklarının saldırıya uğramasından dolayı zarar gören, davayı kendisinin veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde veya haksız eylemin meydana geldiği yer mahkemesinde açabilir. Bu seçeneklerden herhangi birini kullanmak, bu tür davalarda davacıya tanınmış bir haktır.

Hakaret Tazminat Davası Zamanaşımı?

Hakaret manevi tazminat zamanaşımı sekiz yıldır. Haksız fiil tarihinden itibaren sekiz yıl içinde tazminat davası açma hakkı vardır.

6098 sayılı TBK m.72 gereğince tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımını öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa uygulanacak zamanaşımı süresi, o suçun bağlı olduğu ceza zamanaşımı süresidir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinde düzenlenen hakaret suçunun ceza zamanaşımı süresi, aynı Kanun’un 66. maddesi uyarınca 8 yıldır.

Hakaret Nedeniyle Manevi Tazminat Faiz Başlangıcı

Tazminat hukuku ilkeleri gereğince, haksız eylemden kaynaklanan zararın ödetilmesi amacıyla açılan davalarda, istek bulunması durumunda, kabul edilecek tazminata olay gününden itibaren faiz yürütülmesi gerekir.

Hakaret sebebiyle manevi tazminat davalarında faiz başlangıcı olay tarihinden itibaren olmalıdır.

Hakaret Nedeniyle Manevi Tazminat Davasında Ceza Davası Bekletici Mesele Yapılır Mı?

6098 sayılı TBK’nın 74. maddesi uyarınca hukuk hakimi, ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değil ise de hem ilmi, hem de kökleşmiş yargı kararlarında ceza mahkemesince belirlenen maddi olgunun hukuk hakimini bağlayacağı kabul edilmektedir.

Dava konusu olayın özelliğine göre ceza mahkemesindeki davanın kesinleşmesi beklenebilir. Bu durum her dava konusu için ayrı bir şekilde değerlendirilir.

Yani dava konusu olayın özelliğine göre ceza dosyasının kesinleşmesi beklenmeli ve tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre hukuk hakimi bir karar vermelidir.

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Nedeniyle Erişimin Engellenmesi

T.C. Anayasasının “Özel hayatın gizliliği ve korunması” başlık ve “Özel hayatın gizliliği” alt başlıklı 20. maddesi;

“… Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.

İnternet ortamında yayımlanması hâlinde erişimi engellenebilecek içerik türüne iki yeni kategori daha eklenmiş, Kanun’un 8., 8/A, 9. ve 9/A maddeleri olmak üzere 5651 sayılı Kanun’un toplamda dört maddesi erişimin engellenmesi usullerinin düzenlenmesine hasredilmiştir.

Özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmesi nedeniyle erişimin engellenmesi başvuru yolu, 5651 sayılı Kanunun 9/A maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu bu düzenlemeye göre;

  1. İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiğini iddia eden kişiler, Kuruma doğrudan başvurarak içeriğe erişimin engellenmesi tedbirinin uygulanmasını isteyebilir.
  2. Yapılan bu istekte; hakkın ihlaline neden olan yayının tam adresi (URL), hangi açılardan hakkın ihlal edildiğine ilişkin açıklama ve kimlik bilgilerini ispatlayacak bilgilere yer verilir. Bu bilgilerde eksiklik olması halinde talep işleme konulmaz.
  3. Kurum, kendisine gelen bu talebi uygulanmak üzere derhal Birliğe bildirir, erişim sağlayıcılar bu tedbir talebini derhal, en geç dört saat içinde yerine getirir.
  4. Erişimin engellenmesi, özel hayatın gizliliğini ihlal eden yayın, kısım, bölüm, resim, video ile ilgili olarak (URL şeklinde) içeriğe erişimin engellenmesi yoluyla uygulanır.
  5. Erişimin engellenmesini talep eden kişiler, internet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiğinden bahisle erişimin engellenmesi talebini talepte bulunduğu saatten itibaren yirmi dört saat içinde sulh ceza hakiminin kararına sunar. Hakim, internet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle özel hayatın gizliliğinin ihlal edilip edilmediğini değerlendirerek vereceği kararını en geç kırk sekiz saat içinde açıklar ve doğrudan Kuruma gönderir; aksi halde, erişimin engellenmesi tedbiri kendiliğinden kalkar.”
Yukarıdaki madde metninden de anlaşılacağı üzere, erişimin engellenmesini talep ederek Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na (BTK) başvuran kişiler, başvurularının BTK tarafından kabul edilmesini takip eden yirmi dört saat içinde özel hayatın gizliliğinin ihlaline gerekçe olarak bildirdikleri tam internet adreslerini (URL) sulh ceza hakiminin kararına sunmaları gerekmektedir.
Sulh ceza hakimi, internet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle özel hayatın gizliliğinin ihlal edilip edilmediğini değerlendirerek vereceği kararını en geç kırk sekiz saat içinde açıklar ve doğrudan BTK’ ya gönderir. Aksi halde, erişimin engellenmesi tedbiri kendiliğinden kalkacaktır.

Dolandırıcılık Yargıtay Kararları

Dolandırıcılık Suçu Yargıtay Kararları

1-) Cinsel ilişki girme karşılığında sanıktan birden çok kez para alan kişi hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmalıdır. 

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/33673 Esas 2021/7095 Karar 

Katılanın, İnternette … isimli sitede gördüğü reklam üzerine burada verilen cep telefonunu aradığı, telefonda görüştüğü kadın ile kendisine cinsel ilişkiye girme karşılığında kadın temin etme konusunda anlaştıkları, telefondaki kadının katılana …’a ait bankamatiğe gidip sanık …’ın T.C. Kimlik numarasına kartsız işlemden 250 TL para yatırmasını istediği, katılanın bu parayı yatırdıktan sonra, bu defa da 200 TL parayı da aidat parası olarak yatırmasını söylediği, katılanın bu parayı da yatırdığı, sonra telefondaki kadın ile görüştüğünde telefondaki şahsın kendisine gönderilecek kadının can güvenliği için 600 TL ve yemek ve şoför parası için toplam 700 TL para istediği, katılanın 700 TL yi de aynı hesaba yatırdığı, kadının bu aşamadan sonra katılana başka bir cep telefonu numarası verdiği ve buradan … isimli kişi ile görüşmesini istediği, katılan bu numara ile görüştüğünde, telefondaki kadının 200 TL daha bahşiş yatırması gerektiğini söylediği, katılanın, artık parası kalmadığını ve parayı yatıramayacağını söylemesi üzerine telefondaki kadının kendisine 600 TL lik depozitosunun yanacağını ve kendisinin de gelmeyeceğini söyleyince katılanın dolandırıldığını anladığı, söz konusu sitenin “…” isimli internet sitesinin olduğunun anlaşıldığı, katılanın şikayeti sonrası yapılan araştırma neticesinde 18.03.2015 tarihli kolluk tutanağına göre; olayı gerçekleştiren şahısların sanıklar … ve … olduğunun anlaşıldığı, her iki sanığın kullandıkları telefonların aynı olduğunun tespit edildiği, yapılan araştırmada sanık …’ ın … Bankasında kayıtlı hesabına 01.12.2014- 20.01.2015 tarihleri arasında 384 değişik ismin değişik miktarlarda para yatırdığı ve yatan paraların ise … ilinde değişik ATM cihazlarından değişik tarih ve miktarlarda çekildiği, sanık …’ ın T.C. Numarasına bağlı … hesabına 01.12.2014-20.01.2015 tarihleri arasında 300 değişik ismin değişik tarih ve miktarlarda para yatırdığı ve bu yatan paraların değişik tarihlerde Denizli ilinden çekildiğinin anlaşıldığı, bu suretle sanıkların üzerilerine atılı bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia ve kabul olunan olayda;

A-)Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyizin incelenmesinde;

Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafisinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;

1) Katılanın, telefonda görüştüğü kadının kandırması sonucu farklı zamanlarda birden fazla kez para yatırdığı anlaşıldığından, sanığın 5237 sayılı TCK’nın 43/1 maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla Kanun’un aynı hükmünü değişik zamanlarda birden fazla kez ihlal ederek haksız menfaat temin etmiş olması karşısında, sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayarak eksik ceza tayin edilmesi,

2) Katılanın olay nedeniyle toplam zararının 1.150 TL olduğu olayda, temel cezanın belirlenmesi sırasında alt sınırdan uzaklaşma gerekçelerinin somut olaya uygun ve denetime olanak verecek biçimde gösterilmemesi suretiyle yasa metninin tekrarı ile yetinilerek cezanın teşdiden uygulanması; ayrıca TCK’nin 52/2. maddesi gereğince bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarının, kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak en az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olarak takdir edileceğinden, işsiz olduğunu ve gelirinin olmadığını söyleyen sanık hakkında gerekçe gösterilmeden adli para cezasının 40 TL üzerinden takdir edilmesi,

B-)Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyizin incelenmesinde;

1)Sanık …’ın, çalıştığı … yerine gelip kozmetik malzemeleri satan … isimli kişinin kendisine erkeklerle telefonla konuşarak telekızlık yaptığını ve çok para kazandığını söylediğinden ve kendisinin de paraya ihtiyacı olduğundan telefonla erkeklerle konuşmayı kabul ettiğini ve kendisine bir hat takılı telefon verdiğini, eskort sitesine kayıt ettirdiğini, 10-15 gün bu şekilde erkeklerle konuştuğunu, daha sonra ise bıraktığını diğer sanığı ve müştekiyi tanımadığını savunduğu, sanık …’ın da sanık …’ı tanımadığını söylediği, 18.03.2015 tarihli kolluk tutanağında “Ekip projesinden yapılan araştırmalarda, şüphelilerin kullandıkları telefonların aynı olduğunun anlaşılması üzerine” ifadesinin geçtiği, ancak aynı telefonları kullandıklarının nasıl tespit edildiğinin anlaşılamadığı, suça konu paranın sanık …’ın …’taki hesabına geldiği, sanık …’ın ise … Bankasında hesabının olduğu anlaşıldığından, söz konusu 18.03.2015 tarihli tutanakta adı geçen memurların ifadelerinin alınarak, gerektiğinde bu hususun teknik olarak tespitinin yapılarak sonucuna göre tüm delillerle birlikte sanık …’ın hukuki durumunun tespiti gerekirken mahkumiyet hükmü kurulması,

2)Kabule göre de,

a) Katılanın, telefonda görüştüğü kadının kandırması sonucu farklı zamanlarda birden fazla kez para yatırdığı anlaşıldığından, sanığın 5237 sayılı TCK’nin 43/1. maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla Kanun’un aynı hükmünü değişik zamanlarda birden fazla kez ihlal ederek haksız menfaat temin etmiş olması karşısında, sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayarak eksik ceza tayin edilmesi,

b) Katılanın zararının 1.150 TL olduğu olayda, temel cezanın belirlenmesi sırasında alt sınırdan uzaklaşma gerekçelerinin somut olaya uygun ve denetime olanak verecek biçimde gösterilmemesi suretiyle yasa metninin tekrarı ile yetinilerek cezanın teşdiden uygulanması ve TCK’nın 52/2. maddesi gereğince bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarının, kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak en az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olarak takdir edileceğinden, ev hanımı olduğunu ve gelirinin olmadığını söyleyen sanık hakkında gerekçe gösterilmeden adli para cezasının 40 TL üzerinden takdir edilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafisinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından aynı Kanun’un 326/son. maddesi uyarınca kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 22.09.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Dolandırıcılık Teşebbüs Yargıtay Kararları

1-) Sanığın telefon üzerinden arayarak hileli davranışlarla para almasından sonra tekrar aynı telefon numarasından mağduru araması üzerine mağdurun para göndermemesi halinde ikinci durum için dolandırıcılığa teşebbüs suçundan hüküm kurulmalıdır. 

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/42045 Esas 2023/7834 Karar 

1. Sanık hakkında, … Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi isimli iş yerinin ortağı olan katılanı 2011 yılı … ayında kendisine ait 536 (…)(..)(..) numaralı telefondan arayarak zihinsel engelliler öğretmeni olduğunu, iş aradığını beyan ettiği, öğretmene ihtiyaçları olduğundan katılanın sanıkla anlaştığı ve verdiği hesaba 600,00 TL para gönderdiği, 23.01.2013 tarihinde tekrar aynı numaradan arayan sanığın yine aynı şekilde iş aradığını ve gelmek için verdiği hesaba 500,00 TL yatırmasını istemesi üzerine katılanın durumu polise bildirdiğinden bahisle sanığın dolandırıcılık suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.

2. Sanık sorgusunda; yüklenen suçu kabul etmemiş, son celse ise ikrar etmiştir.

3. Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenmiştir.

4. Mahkemece; sanığa, hakkında tatbiki ihtimaline binaen 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 35 ve 58 inci maddeleri uyarınca ek savunma hakkı tanınarak, dolandırıcılık ve dolandırıcılığa teşebbüs suçlarından mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.

IV. GEREKÇE

A. Tebliğname Yönünden

Sanığın 28.01.2013 tarihinde gerçekleştirdiği eylemin objektif olarak aldatıcılık niteliğinin bulunduğu, 2011 yılı … ayında aynı numaradan araması nedeniyle katılanın durumu farkettiği anlaşıldığından, Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.

B. Sanığın Temyizi Yönünden

1. Sanık hakkında dolandırıcılığa teşebbüs suçunda tekerüre esas alınan Erzurum 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2011/121 Esas ve 2011/467 Karar sayılı ilamına konu 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen dolandırıcılık suçunun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesine göre uzlaşma kapsamında kaldığı anlaşılmakla; bu suç yönünden uzlaştırma hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığı mahkemesinden araştırılarak sonucuna göre bu ilamın ya da adli sicil kaydındaki diğer ilamlardan biri nedeniyle tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

2.Dosya kapsamında zarar giderimine ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmaması, uzlaşmanın da sağlanamadığının anlaşılması karşısında, sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.

3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Manisa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.01.2020 tarihli ve 2017/1199 Esas, 2020/55 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dolandırıcılık Beraat Yargıtay Kararları

1-) Sanığın başından beri sadece oğluna vekalet verdiğine, aracı hiç görmediğine, alım satımın kim tarafından hangi şekilde yapıldığını bilmediğine ilişkin beyanları ve tüm dosya kapsamına göre sanığın savunmasının aksine diğer sanıkların eylemine katıldığına dair cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmaması nedeniyle beraatine karar verilmelidir. 

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2023/1645 Esas 2023/7840 Karar 

III. OLAY VE OLGULAR

1. Katılan … ve dosya kapsamında beyanlarına başvurulan oğlu …in,…’ya ait aracın satışı için internet ortamında ilan vermeleri, hakkındaki dava ulaşılamaması nedeniyle tefrik edilen temyiz dışı sanık oto galeri sahibi …’in çalışanlarının irtibat kurması ve akabinde … ile aracı alma konusunda anlaşmaları, aracın satımı için notere gidildiğinde paranın yatırılması konusunda katılanın oyalanması ve kandırılması sonucunda para ödenmeden sanık …’in çalışanı temyiz dışı sanık … üzerine 15.08.2014 tarihinde satışın yapılması, güven telkini için …’in bir adet senet, …’in ise devir sonrasında paranın ödeneceğine dair imza ve T.C. Kimlik numarasını içeren yazılı bir belge vermesi, devamında katılanların paralarını almak için sanıklara başvurmalarına rağmen alamamaları, suça konu aracın aynı gün … tarafından oto galeri sahibi olan sanık …’ya satılması, devamında aracın 19.08.2014 tarihinde sanık … tarafından sanık … adına vekaleti olan …’nin oğlu olan temyiz dışı sanık … aracılığıyla …’ye satılması, … tarafından da tescilin gerçekleştirilmesi biçimindeki eylemler nedeniyle sanıklar hakkında kamu davası açılmıştır.

2. Sanık …’in soruşturma aşamasında tanımadığı … adında birinin getirdiği aracı bedelini ödeyerek satın aldığını ve birkaç gün sonra aracı almak isteyen Çağatay’a sattığını beyan ederek atılı suçlamaları kabul etmediği, ancak kovuşturma aşamasında daha önceden tanıdığı galeri sahibi olan … ve çalışanı …’in araç getirdiğini, aracı yine daha önce tanıdığı Çağatay’a sattığını beyan ettiği, sanık …’nin araç alım satımı yapan oğlu Çağatay’a yardım amacıyla vekalet vermekten başka bir ilgisinin olmadığını, aracın nasıl ve kimden hangi ilişkilerle alındığını bilmediğini beyan ederek atılı suçlamaları kabul etmediği, temyiz dışı sanık …’ın oto alım satım yaptığını, daha önceden tanıdığı Levent’ten bedeli karşılığında araç satın aldığını, annesinin bu alım satımla ilgisinin olmadığını beyan ederek atılı suçlamaları kabul etmediği, sanık …’in çalışanı olduğu …’e ait galeride patronunun söylemesi üzerine aracı noterden satın aldığını, yine …’in söylemesi üzerine aracı Oto Center’a götürdüğünü, Levent’in aracı aldığını, para işini kendi aralarında hallettiklerini söylediği için herhangi bir para almadığını beyan ederek atılı suçlamaları kabul etmediği, katılan ve oğlu İsmail Özkaya’nın oluşu ayrıntılı anlattıkları, aracın Levent’e satıldığını öğrenince iş yerine gittiklerinde Çağatay adındaki kişinin Levent’in yanlış yapmayacağını söylediğini ancak bir iki gün içinde aracın Çağatay’a satıldığını öğrendiğini, her ikisinin de aracın durumunu bildikleri halde işlem yaptıklarını beyan ettikleri anlaşılmıştır.

3. Mahkeme tarafından sanıkların savunmaları, katılan ve İsmail Özkaya’nın beyanları, noter belgeleri ve tüm dosya kapsamına göre sanıkların atılı suçları işledikleri kabul edilerek temyize konu mahkumiyet kararları verilmiştir.

IV. GEREKÇE

A.Sanık … Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz Talepleri Yönünden

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

B.Sanık … Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz Talepleri Yönünden

Katılan … ve dosya kapsamında beyanlarına başvurulan oğlu …in,…’ya ait aracın satışı için internet ortamında ilan vermeleri, hakkındaki dava ulaşılamaması nedeniyle tefrik edilen temyiz dışı sanık oto galeri sahibi …’in çalışanlarının irtibat kurması ve akabinde … ile aracı alma konusunda anlaşmaları, aracın satımı için notere gidildiğinde paranın yatırılması konusunda katılanın oyalanması ve kandırılması sonucunda para ödenmeden sanık …’in çalışanı temyiz dışı sanık … üzerine 15.08.2014 tarihinde satışın yapılması, güven telkini için …’in bir adet senet, …’in ise devir sonrasında paranın ödeneceğine dair imza ve T.C. Kimlik numarasını içeren yazılı bir belge vermesi, devamında katılanların paralarını almak için sanıklara başvurmalarına rağmen alamamaları, suça konu aracın aynı gün … tarafından oto galeri sahibi olan sanık …’ya satılması, devamında aracın 19.08.2014 tarihinde sanık … tarafından sanık … adına vekaleti olan …’nin oğlu olan temyiz dışı sanık … aracılığıyla …’ye satılması, … tarafından da tescilin gerçekleştirilmesi, sanık …’in başından beri sadece oğluna vekalet verdiğine, aracı hiç görmediğine, alım satımın kim tarafından hangi şekilde yapıldığını bilmediğine ilişkin beyanları ve tüm dosya kapsamına göre sanığın savunmasının aksine diğer sanıkların eyl… katıldığına dair cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı halde beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,

Nedeniyle hukuka aykırılık bulunmuştur.

Dolandırıcılık Suçunda Etkin Pişmanlık Yargıtay Kararları

1-) Mağdurun zararının kısmı olarak giderilmesi durumunda; sanığa etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına, katılanın rızasının olup olmadığının sorulması gerekir.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/25794 Esas 2023/7868 Karar 

1.Sanık …’nin Büyükşehir Belediyesinde çalıştığını, Milli Savunma Bakanlığı bölgesinde işe sokma vaadi ile üst düzey görevlilere hediye cep telefonu alınması gerektiğini söyleyerek ve işini gördürebileceği imajı yaratarak katılan …’den 25.06.2012 tarihinde 581 TL ve 02.07.2012 tarihinde 250 TL para aldığı anlaşılmıştır.

2.Mahkemesince, sanığın savunmasında suçunu tevil yolu ile ikrar ettiği, böylelikle kamu görevlileri ile ilişkisi olduğundan bahisle bir işin gördürüleceği vaadi ile nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği gerekçesiyle mahkumiyetine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

1.5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için suç failinin ismen söylemese bile kimden söz edildiğini karşı tarafın anlayacağı şekilde makamı, rütbesi, ünvanı ve lakabını söylediği kamu görevlilerini tanıdığını hatırının sayıldığını, işini yaptıracağını söyleyerek mağduru kandırması gerektiği anlaşıldığından; somut olayda, eylemin hükümden sonra yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturuyor ise de, suç tarihi itibariyle sanık lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçunu oluşturacağı, bu sebeple hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yapılmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

2.Kabule göre de;

a.Sanığın temyiz dilekçesinin ekinde 07.09.2015 tarihli katılana 400 TL kısmi ödeme yaptığına ilişkin dekont sunduğu anlaşıldığından belirtilen hususun araştırılarak kısmi karşılama varsa 5237 sayılı Kanun’un 168/4 üncü maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına katılanın rızasının olup olmadığının sorulması gerektiğinin gözetilmemesi,

b.Sanığın katılandan farklı zamanlarda menfaat temin etmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinde yer alan zincirleme suç hükümleri gereğince cezasının artırılması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle .Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.11.2015 tarihli ve 2013/425 Esas ve 2015/446 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanun’un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına,

Nitelikli Dolandırıcılık Yargıtay Kararları

Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Yargıtay Kararları

1-) Cinsel ilişki vaadiyle para alıp kaçan kişinin davranışının hileli olması ve maddi yarar sağlaması nedeniyle dolandırıcılık suçunun yasal unsurları oluşmuştur. 

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2015/1072 Esas 2018/633 Karar 

Olay günü saat 20.00 sıralarında otobüs terminali önünde yol kenarında bekleyen sanığın, aracı ile seyir halindeki şikâyetçiye durması için işaret ettiği, bunun üzerine yanına gelen şikâyetçi ile 40 TL karşılığında cinsel ilişkiye girme konusunda anlaştığı, ardından parayı alıp şikâyetçiye ileride kendisini beklemesini söyledikten sonra ortadan kaybolduğu olayda; akşam saatinde yol kenarında bekleyen sanığın, kendisine ahlâka aykırı bir amaçla yaklaşan şikâyetçiye bu amacın gerçekleşeceği kanaatini verecek şekilde şikâyetçi ile pazarlık yaptığı, maddi yarar sağladıktan sonra ortadan kaybolduğu, şikâyetçinin zararının ahlâka aykırı isteğin yerine getirilmemesi nedeniyle değil, aksine bu isteğin gerçekleştirileceği yönündeki sanığın hileli davranışı neticesinde meydana geldiği, şikayetçinin meydana gelen zararını talep edip edememesinin özel hukuk konusu olduğu ve dolandırıcılık suçunun oluşmasına engel teşkil etmediği, sanığın ahlaka aykırı bir yönteme başvurarak gerçekleştirdiği hileli davranışlarının somut olayda hukuki boyuttan çıkıp cezai sorumluluğu gerektiren aldatıcı nitelikte olduğu ve bu şekilde atılı dolandırıcılık suçunun yasal unsurları itibariyle oluştuğu kabul edilmelidir.

Bu itibarla, Yerel Mahkeme hükmü ile bu hükmü onayan Özel Daire kararı isabetli olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.

Öte yandan, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesinin değiştirilerek, TCK’nın 157/1. maddesinde düzenlenen “dolandırıcılık” suçunun uzlaştırma kapsamına alınması, bununla birlikte Yerel Mahkeme mahkûmiyet hükmünün Özel Dairenin onama kararı ile kesinleşmesi ve itirazın reddine karar verilmiş olması karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2 ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un 98. maddeleri uyarınca bu hususun infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı kabul edilmiştir.

2-) Mağduru arayarak kredi kart bilgilerini öğrenen sanığın katılan rızası hilafına kredi kartından harcama yapması üzerine dolandırıcılık suçu değil banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu oluşur. 

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/12822 Esas 2023/9470 Karar 

III. OLAY VE OLGULAR

Dava konusu olay, 13/11/2015 tarihinde … numaralı hattan bir bayan şahsın arayarak Yapı Kredi Bankasına ait kredi kartının sigortasının bittiğini yenilemek için 450,00 TL para yatırması gerektiğini, pazartesi günü tekrar arayacaklarını söyledikleri ve bir gün sonrasında aynı numaradan tekrar arandığı, kartının sigortasının iptali için son gün olduğunu yenilenmezse para ödemek zorunda kalacağını söyleyerek kredi kartındaki son kullanma tarihi ile güvenlik kodlarını söylemesini isteyince kredi kartının güvenlik kodu bilgilerini verdiğini, işlemin devamı için telefonuna gelecek şifreyi kendisine bildirmesini istediğini, telefon hattını Türkcel hattından Vodafone aboneliğine taşıdığı için şifreyi o an veremediğini sonra bankamatiğe giderek telefon numarasını bankamatiğe tanıttığını ve telefonuna sonra gelen şifreyi verdiğini olay sonrasında hesaplarını kontrol ettiğinde hesabından 642,00 TL’lik alış-veriş yapıldığı, hat sahibi olan sanığın böylce nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.

Katılan 16.11.2015 tarihli dilekçe ile Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ederek kendisine ait kredi kartından 16.11.2015 tarihinde 642,84TL bilgisi dışında harcama yapıldığından bahisle şikayetçi olması üzerine soruşturma başaltılmıştır.

Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. 01-02.12.2015 tarihli yazı cevabında katılana ait kredi kartından 16.11.2015 tarihinde saat 14.10 da … isimli yerden 655,69 TL tutarlı işlemin 3 D secure ile internet üzerinden 24.133.118.244 nolu IP numarası ile gerçekleştiği, üye işyeri banka adresinin Ukrayna/Kiev de bulunduğu, bildirilmiştir.

TİB 17.12.2015 tarihli cevabi yazısında … numaralı hattın İkon İletişim Telekominikasyon A.Ş yetkilisi olan sanık … adına kayıtlı olduğu, abonelik başlangıcının 10.11.2015 olduğu bildirilmiş.

IV. GEREKÇE

Olay ve olgularda belirtilen hususlar dikkate alındığında katılanı arayarak kredi kart bilgilerini öğrenen sanığın katılan rızası hilafına kredi kartından harcama yapmak suretiyle başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçunu işlediği anlaşılmakla yapılan yargılamaya yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine ancak katılanın kendisinden alınan 642,00 TL paranın posta aracılığıyla kendisine gönderildiği her hangi bir zararının olmadığı yönündeki beyanı ve sanık müdafin 10.05.2016 tarihli dilekçe ekinde sunduğu 643,00 TL katılan hesabına havale edildiğine dair 07.03.2016 tarihli PTT ödeme belgesi karşısında sanık hakkında etkin pişmanlık indirim hükümleri uygulanması gerektiği gözetilmeden fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.

Nitelikli Dolandırıcılık Beraat Yargıtay Kararları

1-) Sanığın savunmasının aksine yüklenen suçtan cezalandırılabilmesi için her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği için nitelikli dolandırıcılıktan beraatına karar verilmesi gerekir.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/21154 Esas 2023/3879 Karar 

III. OLAY VE OLGULAR

Sanık hakkında, suç tarihinde şikâyetçi …’e ait facebook hesabının şifresini kırıp mağdurlar … ve … … Coşkun’dan 79,00 TL para istediği, ancak mağdurların şikâyetçi ile görüşmeleri üzerine dolandırılmaya çalışıldıklarını anladıkları ve kendilerinden istenen parayı göndermedikleri iddiasıyla bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçuna teşebbüs ve bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girme suçlarından dava açılmıştır.

Suç tarihinde şikâyetçinin facebook hesabına … …’ın işletmiş olduğu internet cafeden erişim sağlandığı tespit edilmiştir.

Sanık savunmasında özetle; şikâyetçi ve mağdurları tanımadığını, yüklenen suçlarla alakasının olmadığını beyan etmiştir.

Şikâyetçi ve mağdurların aşamalarda, facebook hesabına hukuka aykırı olarak giren ve kendilerinden para talep eden kişinin kim olduğunu bilmediklerini, söz konusu kişinin kendilerine telefon numarası ve kimliği ile adresine ilişkin herhangi bir bilgi vermediğini beyan etmiş oldukları anlaşılmıştır.

soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla alınan ifadelerinde özetle; sanığın 2012 yılının Mayıs ayında iki hafta boyunca hemen hemen gün aşırı internet cafeye gelerek saatlerce internette zaman geçirdiğini, mağdurlara ulaşarak para isteyen kişinin sanık olduğunu düşündüğünü beyan etmiştir.

Mahkemece, sanık hakkında bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girme ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından incelemeye konu mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.

IV. GEREKÇE

A. Tebliğname Yönünden

SEGBİS aracılığıyla katıldığı duruşmanın 12.05.2015 tarihli celsesinde duruşmadan vareste tutulma talebi bulunan sanık hakkında, Mahkemece duruşmadan vareste tutulma kararı verildiğinin anlaşılması karşısında, Tebliğnamedeki 5271 … Kanun’un 196 ncı maddesine aykırı davranıldığına ilişkin görüşe iştirak edilmemiştir.

B. Sanığın Temyizi Yönünden

1. Bilişim Sistemine Hukuka Aykırı Olarak Girme Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

Hükmün tür ve miktarı itibarıyla 5320 … Kanun’un geçici 2 nci maddesi uyarınca kesin nitelikte bulunduğu anlaşılmakla, sanığın temyiz isteğinin reddine karar verilmiştir.

2. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

a. Suç tarihinde şikâyetçi …’in facebook hesabına … …’ın işletmiş olduğu internet cafeden erişildiğinin tespit edilmesi, … …’ın, sanığın, şikâyetçinin facebook hesabına girip mağdurlardan para istediğine ilişkin varsayımı dışında bilgisinin bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanığın savunmasının aksine yüklenen suçtan cezalandırılabilmesi için her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gözetilerek beraat kararı verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun olmayan yetersiz gerekçe ile mahkumiyet hükümleri kurulması,

Nitelikli Dolandırıcılık Teşebbüs Yargıtay Kararı

1-) Sanıkların para yatırıldıktan sonra bankaya giderek çekmeye çalışırken yakalandıklarından, eylemlerinin dolandırıcılığa teşebbüs suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Yargıtay 23. Ceza Dairesi 2015/7075 Esas 2016/5030 Karar 

KARAR : Sanık …’ın, kendisi adına kayıtlı olmayan cep telefonuyla katılanı arayarak terörle mücadelede polis olduğunu, isminin … olduğunu, adına hat, kredi kartı ve hesaplar açıldığını, terör örgütlerinin bankalardan para aldıklarını, banka içinden birilerinin bu işlemlere yardımcı olduğunu, yardımcı olan kişilerin kimler olduğunun tespiti amacıyla numarasını verdiği … adına açılan hesaba yüklü miktarda para yatırması gerektiğini söylemesi üzerine, katılanın 100.000 TL’yi sanık …’ın beyan ettiği diğer sanık … adına açılan hesaba havale ettiği, sanıkların para yatırıldıktan sonra bankaya giderek çekmeye çalışırken yakalandıklarından, eylemlerinin dolandırıcılığa teşebbüs suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. TCK’nın 53/1. maddesinde düzenlenen ve Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarih ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 E, 2015/85 Sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. Sanıklar müdafiinin, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1-)Hükmolunan cezaların, teşebbüs sebebiyle indirimi yapılırken uygulama maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine aykırı davranılması,

2-)Hapis cezası yanında hükmedilen 75 gün adli para cezasının TCK’nın 52/2 maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Denetimli Serbestlik

Denetimli Serbestlik Nedir?

Koşullu salıverilmesine bir yıl ve daha az süre kalan iyi halli hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla cezanın koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilmesidir.

Denetimli Serbestlik kurumunun amacı; şüpheli, sanık veya hükümlünün yasa tarafından belirlenen deneme süresinde, toplum içinde denetim ve takibinin yapılmasıyla iyileştirilip topluma kazandırılmasıdır.

Denetimli Serbestlik Süresi

Denetimli serbestlik süresi duruma göre değişebilmektedir. Örneğin; cezası ertelenen hükümlü hakkında, bir yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere, bir denetim süresi belirlenir.

Koşullu salıverilen hükümlünün tâbi tutulacağı denetim süresi, infaz kurumunda geçirilmesi gereken süre kadardır. Ancak süreli hapislerde hak ederek tahliye tarihini geçemez.

Denetimli Serbestlik Kaç Yıl? 

Denetimli serbestlik süresinin belli bir yılı yoktur. Yukarıda, denetimli serbestlik süresi başlığı altında değindiğimiz gibi her durum için farklı bir süre geçerlidir.

Denetimli Serbestlik Hesaplama

Denetimli serbestlik ne zaman başlar? Denetimli serbestliğin ne zaman başlayacağını söyleyebilmek için suç tarihi, ceza miktarı, tekerrüre esas sabıka kaydının olup olmadığı, mahsup edilecek tutukluluk süresinin olup olmadığı bilinmelidir. Bu bilgiler olmadan denetimli serbestliğe ayrılma zamanı bilinemez. Detaylı bilgi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Denetimli Serbestlik Kararına İtiraz

Hükümlünün koşullu salıverilmesi hakkında ceza infaz kurumu idaresi tarafından hazırlanan gerekçeli rapor, infaz işlemlerinin yapıldığı yer infaz hâkimliğine verilir. İnfaz hâkimi, bu raporu uygun bulursa hükümlünün koşullu salıverilmesine dosya üzerinden karar verir; raporu uygun bulmadığı takdirde gerekçesini kararında gösterir. Bu kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir.

Yükümlüler ile kanuni temsilcileri, infaz hizmetlerinin yürütülmesi sırasında müdürlükçe hazırlanan denetim planları ve raporları ile müdürlükçe yapılan uyarılar gibi işlem ve eylemlerin Kanun ve bu Yönetmelik ile ilgili diğer mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle müdürlüğe itirazda ya da infaz hâkimliğine şikayette bulunabilirler.

Yükümlü, hakkındaki işlem ve eylemleri öğrendiği tarihten itibaren on beş gün, her halde işlem ve eylemlerin yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde şikayet yoluyla infaz hakimliğine başvurabilir.

Yeni Denetimli Serbestlik Yasası

5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un Geçici 6. maddesi gereğince; 30.03.2020 tarihine kadar işlenen suçlarda, aşağıda belirtilen suçlar hariç, Denetim Süresi 1 yıldan, 3 yıla çıkarılmıştır.

Aşağıdaki suç tipleri kapsam dışıdır;
* 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun kasten öldürme suçları (madde 81, 82 ve 83),
* Üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenen kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçları, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu (madde 87, fıkra iki, bent d),
* İşkence suçu (madde 94 ve 95),
* Eziyet suçu (madde 96),
* Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar (madde 102, 103, 104 ve 105),
* Özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar (madde 132, 133, 134, 135, 136, 137 ve 138),
* Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu (madde 188),
* 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar hariç olmak üzere,

5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un Geçici 6. Maddesinin 3. fıkrasına göre, bu hükümler iyi halli olmak koşuluyla kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler hakkında da uygulanır.

5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un Geçici 9. maddesinin 4. fıkrası gereğince 5237 sayılı Kanunun 102, 103, 104, 105 ve 188. maddelerinde düzenlenen suçlardan 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 28/6/2014 tarihinden önce işlenmiş olanlar için verilen süreli hapis cezaları bakımından koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak uygulanır.

5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’una 15.07.2023 tarihinde eklenen Geçici 10. maddesinin 6. fıkrasına göre; Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar hariç olmak üzere, 31/7/2023 tarihi itibarıyla kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerden, toplam hapis cezası on yıldan az ise bir ayını, on yıl ve daha fazla ise üç ayını bu kurumlarda geçirip ilgili mevzuat uyarınca açık ceza infaz kurumlarına ayrılmasına üç yıl veya daha az süre kalanlar, bu şartların oluştuğu tarih itibarıyla açık ceza infaz kurumlarına ayrılabilir. Bu hükümlüler ile 31/7/2023 tarihinde geçici 9 uncu maddenin altıncı fıkrası kapsamında açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlüler, talepleri halinde en az üç ay açık ceza infaz kurumunda kalmış olmak şartıyla ilgili mevzuat uyarınca cezaların denetimli serbestlik tedbiri altında infazı uygulamasından üç yıl erken yararlandırılır. Bu düzenleme 31.07.2023 tarihi itibarıyla; Hapis cezasının infazı 16, 16/A ve 17 nci maddeleri kapsamında ertelenmiş olan, ve Hapis cezasının infazı durdurulmuş olan, hükümlüler hakkında da uygulanır.

Denetimli Serbestlik Şartları

  • Hükümlünün denetimli serbestlikten yararlanabilmesi için cezasını Açık Cezaevinde infaz ediyor olması gerekmektedir.
  • Hükümlünün koşullu salıverilmesine 1 yıl veya daha az süre kalmış olmalıdır.
  • Hükümlünün ceza infaz kurumunda geçirdiği süreler iyi halli olmalıdır. Bu iyi hale ceza infaz kurumu tarafından kurulan idare ve gözlem kurulu karar verecektir.
  • Hükümlünün denetimli serbestlikten yararlanabilmesi için talepte bulunması şarttır. Bu talebin ceza infaz kurumuna bir dilekçe ile verilmesi gerekmektedir.
  • İnfaz Hakimliği tarafından karar verilmelidir.

Denetimli Serbestlik Sorgulama

Denetimli serbestlik sorgulama nasıl yapılır? Denetimli serbestlik kararı verilen kişiler, haklarında infaz hakimliğince verilen denetimli serbestlik kararına UYAP Vatandaş adresinden dosya sorgulama işlemi yaparak erişim sağlayabilirler.

Denetimli Serbestlik ve Koşullu Salıverme

Denetimli serbestlik, yasa tarafından belirlenen deneme süresinde, kişinin cezasının sosyal hayat içerisinde infazına olanak sağlayan bir ceza hukuku kurumudur. Hükümlü cezasını cezaevinde infaz ederken koşullu salıverilmesine belli bir süre kalınca tahliye edilerek dışarda sosyal hayat içerisinde denetim altında tutulmaktadır. Burada suç işleyen kişi sosyal yaşam içerisinde denetimli serbestlik yoluyla gözlemlenmektedir.

Hapis cezasıyla hüküm giymiş hükümlülerin cezaevinde geçirdiği belli bir süre sonrasında topluma kazandırılması, ruhsal iyilik ve topluma fayda açısından bir süre sonra şartlara bağlı olarak özgür olarak dışarıda vakit geçirebilmesi olanağına koşullu salıverilme ya da şartlı tahliye denir. Koşullu salıverilmesine 1 yıl kalan hükümlüler denetimli serbestlik uygulamasından yararlanabilirler. Koşullu salıverilme süresi, her suç için ayrı belirlenmektedir.

Denetimli Serbestlik ve Şartlı Tahliye Farkı 

Denetimli serbestlik ile şartlı tahliye arasında fark sıkça sorulan soruların başında gelmektedir. Denetimli serbestlik, hükümlünün cezasının devam ettiği sürede ailesiyle bağ kurabilmesi, sosyal hayatta kalabilmesi için yapılan infaz yöntemidir. Şartlı tahliye de ise cezaevindeki iyi hal göz önünde bulundurularak hüküm giymiş kişinin sosyal hayata tekrar entegre olması amaçlanmaktadır. Şartlı tahliyede tekrar suça karışmama dışında herhangi bir şart söz konusu yoktur. Denetimli serbestlikteki kişi belirlenen kurallara uymak zorundadır ve istenen sürelerde denetimli serbestlik koşulları gereği imza vermek zorundadır. Ayrıca kişi cezasının süresinin devam etmesi nedeniyle sosyal hayatta izlenmeye ve takip edilmeye devam eder.

Denetimli Serbestlik Olan Şehir Dışına Çıkabilir Mi?

Denetimli serbestlikten yararlanan kişiler, yükümlülüklerini aksatmaması koşuluyla şehir dışına çıkabilir.

Denetimli Serbestlik Yurtdışı 

Denetimli serbestlik olan yurtdışına çıkabilir mi?  Denetimli serbestlik kararı verilen kişi hakkında başka bir suçtan dolayı mahkeme veya hakim tarafından yurt dışına çıkmama adli kontrol tedbiri verilmediyse ve denetimli serbestlik kararı kapsamında belirlenen yükümlülüklerini aksatmaması koşuluyla kişinin yurt dışına çıkmasına engel bir durum bulunmamaktadır.

Denetimli Serbestlik Olan Biri Pasaport Alabilir Mi? 

Yurt dışı yasağı olmaması şartı ile denetimli serbestlikten yararlanan kişiler pasaport alabilir.

Denetimli Serbestlik Yakmanın Cezası

Denetimli serbestlik gidilmezse ne olur? Yükümlünün; yükümlülüklerinin neler olduğu, hangi durumların ihlal sayılacağı ile plan süresince dikkat etmesi gereken hususları doğru ve yeterli olarak anlayıp anlamadığı teyit edilir.

Denetimli serbestlik kararlarının infazında, yükümlülüğün bir yıl içerisinde mazereti olmaksızın ve kasıtlı olarak üç defa ihlal edilmesi yükümlülüğe uymamada ısrar etme sayılır. Yükümlünün ikinci kez uyarılmasının ardından bir yıl içerisinde üçüncü ihlalin tespit edilmesi halinde dosyanın kapatılması ile ilgili süreç başlatılır. Suça sürüklenen çocuklar ve denetimli serbestlik kararının infazına başlandığı tarihte çocuk olup infaz sürecinde on sekiz yaşını dolduranlar bakımından ise yükümlünün bir yıl içerisinde üçüncü kez uyarılmasının ardından bir yıl içinde dördüncü ihlalin tespit edilmesi halinde dosyanın kapatılması ile ilgili süreç başlatılır.

Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezaların infazı kararlarında hükümlü hakkında işlediği iddia olunan başka bir suçtan dolayı tutuklama kararı verilmesi halinde dosya kapatılarak durum Cumhuriyet başsavcılığına bildirilir.

Denetimli Serbestlik İmza Saatleri 

Adli kontrol kararı verilen kişiler belirlenen denetimli serbestlik müdürlüğünde belirlenen süreler için imza atmaya gider. Belirlenen günün mesai saatleri içinde imzaya gitmeniz yeterlidir.

Denetimli Serbestlik İmza Nasıl Kaldırılır? 

Şüpheli veya sanığın istemi üzerine, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra hakim veya mahkeme beş gün içinde adli kontrol kararı olan imza yükümlüğünün kaldırılmasına karar verebilir.

Denetimli Serbestlik İmza İhlali 2024 

Adlî kontrol hükümlerinden olan imza yükümlülüğünü isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya
sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir. Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması halinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de tutuklama kararı verebilir.

Denetimli Serbestlik Resmi Tatilde İmza 

Denetimli serbestlik müdürlüğüne, muhtarlığa veya müdürlüğünün belirlediği bir kamu görevlisine başvurması istenen yükümlüler ise tatil döneminde başvuru yapılması istenen kolluğun ve yükümlünün önceden bilgilendirilmesi şartıyla belirlenen kolluğa imzalarını atabilirler.

Denetimli Serbestlik Paraya Çevrilir Mi? 

Denetimli serbestlik kararının infazı, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 105/A maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddede denetimli serbestlik ihlalinin para cezasına çevrilmesi ile ilgili bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak denetimli serbestlik, bir koşullu salıverilme tedbiri olup adli para cezasından kaynaklanmayan hapis cezaları için geçerlidir. Dolayısıyla bu durumda denetimli serbestlikte adli para cezası uygulanmaz.

Denetimli Serbestlik İmza İhlaline Af Var Mı? 

Denetimli serbestlik imza ihlali yapan kişinin geçerli bir mazereti olması halinde bu durum değerlendirilir. Hazırlanan tutanak dosyası ile birlikte karar verilmek üzere infaz hâkimine gönderilir. İnfaz hakiminin kararına göre işlem yapılır.

Denetimli Serbestlik Zamanaşımı 

 Sırf askerî suçlar ile askerî disiplin suçları hariç olmak üzere, askere alınmadan önce veya askerlikleri sırasında işledikleri suçlardan dolayı aksine bir düzenleme yoksa er veya erbaşlar ile yedek subay ve yedek astsubaylar hakkında mahkemelerce verilen seçenek yaptırımlar ile diğer tedbir ve denetimli serbestliğe ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmesi askerlik hizmetlerinin sonuna bırakılır. Bu süreler içinde zaman aşımı işlemez

Denetimli Serbestlik Olan Oy Kullanabilir Mi?

298 sayılı kanunun 7.maddesinde kimlerin oy kullanamayacağı düzenlenmiştir. Bu maddede “Ceza infaz kurumlarında hükümlü olarak bulunanlar” ibaresine yer verilmiştir. Dolayısıyla denetimli serbestlikten yararlanan kişiler ceza infaz kurumunda bulunmamaları nedeniyle, bu süre içinde yapılacak olan seçimlerde oy kullanmaları mümkündür.

Denetimli Serbestlik Olan Askere Gidebilir Mi? 

Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 2.maddesinin 3.fıkrasına göre; “13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 105/A maddesi gereğince ceza infaz kurumundan salıverilen hükümlüler, cezalarının koşullu salıverilmeye kadar olan kısmını denetimli serbestlik altında tamamladıktan sonra askere alınırlar.”  Dolayısıyla denetimli serbestlikte olan kişiler askerliğe gidemez. Ancak denetimli serbestliği tamamlandıktan sonra askere gitmeleri mümkündür.

Denetimli Serbestlik Olan Silah Ruhsatı Alabilir Mi? 

Aşağıda belirtilen kişilere ikinci fıkradaki hükümler saklı kalmak kaydıyla ateşli silah ve mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmez ve verilmiş ruhsatlar iptal edilir.

Ateşli silahla işlenen suçlardan mahkum olanlara.

  • Ruhsatlı silahıyla suç işleyenlere veya silahın muhafazasındaki ihmali ya da kusuru neticesi başkaları tarafından bir suç işlenmesine veya intihar ya da intihara teşebbüs edilmesine neden olanlara.
  • Taksirli suçlar hariç bir yıldan fazla hapis cezasına mahkum olanlara.
  • Zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, her türlü kaçakçılık, bilişim alanındaki suçlar, ihaleye fesat karıştırma, yağma, uyuşturucu, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 282 nci maddesinin ikinci fıkrası hariç olmak üzere suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, suç işlemek amacıyla örgüt kurma veya yönetme ya da üye olma, insan ticareti, organ ve doku ticareti, kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme veya patlayıcı madde kullanma, fuhuş, sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme, kasten öldürme, silahla kasten yaralama veya çocukların cinsel istismarı suçlarından en az birinden dolayı mahkum olanlara.
  • 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 3713 sayılı Kanun kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlara.
  •  Taksirle veya basın ve yayın yoluyla işlenenler hariç olmak üzere değişik zamanlarda işlediği aynı veya farklı türden ikiden fazla suçtan dolayı mahkum olanlara.
  •  Ruhsatlı silahını geçici de olsa başkalarına verdikleri için mahkum olanlara.
  • Kanunun 4 üncü maddesinde yazılı silahlardan birini kullanmak suretiyle suç işleyen ve bu suçtan dolayı mahkum olanlara.
  • Ruhsatların veriliş nedenleri ortadan kalktığı halde durumu ruhsatı veren makama altı ay içinde bildirmeyen ruhsat sahiplerine.
  • Spor maksatlı olarak spor federasyonlarının demirbaşına kayıtlı silahları amacı dışında kullananlara.

Denetimli Serbestlik Hangi Suçları Kapsıyor?

Denetimli serbestlik kurumundan yararlanabilecek kişiler ve bu kişilerin hangi şartlar gerçekleştiğinde yararlanabileceği 5275 sayılı Kanun m.105/A’da düzenlenmiştir. Buna maddeye göre; Açık ceza infaz kurumunda ya da çocuk eğitim evinde bulunan iyi halli bir hükümlü talepte bulunarak, koşullu salıverilmesi için gereken 1 yıl veya daha az süreyi denetimli serbestlik tedbiri kapsamında infaz edebilmektedir. Dolayısıyla aşağıdaki suçlar bakımından mahkum denetimli serbestlikten yararlanabilmektedir:

  • Adli Kontrol (CMK 109; ÇKK 20) – Çocuğun Denetim Altına Alınması (ÇKK 5, 36)
  • Kısa Süreli Hapis Cezasına Seçenek Yaptırımlar (TCK 50/1-c, d, e, f)
  • Hapis Cezasının Ertelenmesi ve Denetimli Serbestlik (TCK 51/4-a, b, c; TCK 51/5)
  • Belli Hakları Kullanmaktan Yoksun Bırakılma (TCK 53/5, 6)
  • Tedavi ve Denetimli Serbestlik (TCK 191/3)
  • Etkin Pişmanlık (TCK 221/5)
  • Denetimli Serbestlik Tedbiri Uygulanarak Cezaların İnfazı (CGTİHK 105/A)
  • Adli Para Cezasına Karşılık Kamuya Yararlı Bir İşte Çalıştırılma (CGTİHK 106/3)
  • Koşullu Salıverilme (CGTİHK 107/7, 8, 9)
  • Mükerrirlere ve Bazı Suç Faillerine Özgü İnfaz Rejimi ve Denetimli Serbestlik (CGTİHK 108/4, 6, 9)
  • Hapis Cezasının Konutta Çektirilmesi (CGTİHK 110/2)
  • Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması ve Denetimli Serbestlik (CMK 231/8-a, b, c)

Denetimli Serbestlik Ne Zaman Başlar? 

Denetimli serbestlik gereği hükümlü kurallara uyacağına dair taahhütte bulunur. Bu taahhüde istinaden de tahliye edilir.

Hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına karar verilen hükümlü ceza infaz kurumundan çıktıktan sonra beş gün içerisinde talebinde belirttiği denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmek zorundadır. Müdürlüğe müracaat için gereken beş günlük süre, hükümlünün ceza infaz kurumundan ayrılışını takip eden günden itibaren başlar. (Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği m.79)

Denetimli Serbestlik Tebligat

Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin  41.maddesinde tebligat ile ilgili düzenleme mevcuttur. Bu maddeye göre; Denetimli serbestlik kararlarının kaydedilmesinden itibaren yükümlülere üç iş günü içerisinde yapılacak yazılı veya elektronik tebligatta, tebliğden itibaren on gün içerisinde müdürlüğe başvurulması gerektiği belirtilir.

Denetimli Serbestlik Ev Hapsi 

Adli kontrol çeşitlerinden bir tane olan “Konutunu terk etmemek” hükmü verildiğinde kişiye bir konut veya bölgede denetim ve gözetim altında bulundurulmaya ve hapis cezasının konutta çektirilmesine ilişkin kararların infazı, kişinin yaşadığı konutun çevresi sistem haritası üzerinde kısıtlı alan haline getirilerek, kararda belirtilen zaman dilimi içerisinde yükümlünün konutunda bulunup bulunmadığı izlenmek suretiyle yerine getirilir.

Denetimli Serbestlik Rapor Hakkı 

Hapis cezasının konutta infazında, hükümlünün risk ve ihtiyaçları, kurallara uymadaki başarısı ve iş birliği dikkate alınarak;

Kronik bir rahatsızlığı sebebiyle düzenli olarak sağlık kuruluşuna gitmesi gerekenler, hakkında bu durumlarını belgelendirmeleri ve talep etmeleri halinde ileri sürülen mazeretlerin doğruluğu ve haklılığı araştırılır. Gerekirse mazeretli olacakları günlerde yeteri kadar süre ile konutlarından ayrılabilmelerine vaka sorumlusunun önerisi üzerine komisyon tarafından izin verilebilir.

Hükümlünün;

Çalışmasına engel bir sağlık problemi olduğunu, belgelendirmesi ve bu nedenle kamuya yararlı işte ücretsiz çalıştırılma yükümlülüğünün kaldırılmasını talep etmesi durumunda, ileri sürülen mazeretlerin doğruluğu ve haklılığı araştırılır. Gerekirse komisyon tarafından yükümlülüğün infazına ara verilir.

Denetimli Serbestlik Şehir Değiştirme Şartları 

Yükümlü başka denetimli serbestlik müdürlüğüne nakli gerektirecek şekilde yerleşim yeri adresini değiştirmek isterse bu durumu ve yeni adresini önceden denetimli serbestlik müdürlüğüne yazılı olarak ve gerekçesiyle birlikte bildirmekle yükümlüdür.

Adres değişikliği talebi komisyon tarafından değerlendirilip dosyanın başka bir denetimli serbestlik müdürlüğüne gönderilmesine karar verilene kadar yükümlülüklerin yerine getirilmesine devam edilir. Yükümlünün daha önce müdürlüğe bildirdiği eski adresine yapılan tebligat geçerli sayılır.

Yükümlünün yerleşim yeri adresi değişikliği veya başka bir nedenle infazının başka bir denetimli serbestlik müdürlüğünde yapılmasına ilişkin talebi değerlendirilirken, ileri sürülen mazeretin doğruluğu ile gerekliliği araştırılır. İnfazdan kaçmak veya yükümlülüğü etkisiz kılmak amacıyla yapıldığı anlaşılan nakil talepleri reddedilir.

Nakil talebi kabul edilen yükümlü, nakil kararının tebliğinden itibaren beş gün içinde yeni yerleşim yeri adresinin bulunduğu denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmek zorundadır.

Denetimli Serbestlik Müdürlüğü

Adalet komisyonunun bulunduğu yerdeki Cumhuriyet başsavcılığına bağlı olarak bir müdürlük kurulur. İş durumu ve coğrafi konum göz önüne alınarak Genel Müdürlüğün önerisi ve Bakanlık onayı ile müdürlük bulunmayan ilçelerde de denetimli serbestlik ve yardım hizmetlerini yürütmek üzere müdürlüğe bağlı büro kurulabilir.  İstanbul’da 4 tane denetimli serbestlik müdürlüğü bulunmaktadır.

  • Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğü
  • İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürlüğü
  • İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğü
  • Silivri Denetimli Serbestlik Müdürlüğü

Denetimli Serbestlik Tedavi Süreci

Tedavi ve denetimli serbestlik; 5237 sayılı Kanunun 191 inci maddesi gereğince, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi süresi zarfında bir ilâ beş yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasını ve gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulmasını öngören bir tedbirdir.

Denetimli Serbestlik Uyuşturucu Tedavi Süreci 2024

Tedavi ve denetimli serbestlik kararının kayıt işlemleri tamamlandıktan sonra yükümlünün müdürlüğe müracaat etmesi için tebligat çıkarılır. Müdürlüğe müracaat ettiğinde kayıt kabul bürosunda işlemleri tamamlanır.

 Tedavi tedbirinin infaz işlemleri vaka sorumlusu tarafından takip edilir. Vaka sorumlusu, tedavi tedbirinin yerine getirilmesi için aynı gün yükümlünün ilgili sağlık kurumuna sevk işlemlerini başlatır ve beş iş günü içerisinde tedavi için ilgili sağlık kurumuna başvurması gerektiğini yükümlüye tebliğ eder. Sevk yazısında, yükümlünün kuruma başvurduğu tarihin, başvurmamış ise bu durumun, tedavi ve takip programı ile nihai tedavi raporunun müdürlüğe gönderilmesi sağlık kurumundan istenir.

Yükümlü hakkındaki nihai tedavi raporu müdürlüğe ulaştığında yükümlünün on gün içerisinde müdürlüğe müracaatı için tebligat çıkarılır. Müdürlüğe süresinde müracaat eden yetişkin yükümlü, değerlendirme ve planlama bürosuna; suça sürüklenen çocuk, çocuk hizmetleri bürosuna yönlendirilir.

Denetimli Serbestlik İdrar Testi Sonuçları

Denetimli serbestlik idrar testi pozitif çıkarsa ne olur?

Yükümlünün, kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi, bulundurması, kullandığının tespit edilmesi ya da sağlık kuruluşundan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanımına devam etmesi nedeni ile tedavi programına uyumsuz olduğunu bildirir tıbbi kanaat raporunun gönderilmesi halinde yükümlü uyarılmaz, kaydı kapatılarak dosyası Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.

Denetimli Serbestlik 6 Haftalık Program

Denetimli serbestlik 6 haftalık program ihlali. Yükümlülüğün yerine getirilmesi için uyulması gereken kurallar ile karara uygun olarak hazırlanan programa ve denetimli serbestlik personelinin bu kapsamdaki uyarı ve çağrılarına uyulmaması yükümlülüğün ihlali sayılır. Yükümlülüğün ihlal edilmesi durumunda vaka sorumlusunun teklifi üzerine yükümlü, komisyon tarafından veya Kanunda yazılı hâllerde komisyonun önerisi üzerine infaz hâkimi tarafından uyarılır.

Denetimli Serbestlik Tedbirinin Kaldırılması

Denetimli serbestlik kararının;

  • Yükümlünün elinde olmayan nedenlerle yerine getirilememesi,
  • İnfazının mümkün olmaması,
  •  Yükümlünün tutuklanması, hapis cezasının infazına başlanması veya askere alınması nedeniyle infazının imkânsız hale gelmesi,
  • 5395 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca tedbirden beklenen yararın elde edilmesi,
  • Hapis cezasından daha ağır sonuçlar doğurması,

durumunda Kanunda aksine bir düzenleme yoksa vaka sorumlusunun önerisi üzerine komisyon tarafından ilgili yargı merciinden denetimli serbestlik kararının değiştirilmesi, kaldırılması veya uygun olan başka karar verilmesi talep edilebilir.

Denetimli Serbestlik Uygulanırken Hükümlünün Suç İşlemesi 

Yükümlülüklerin yerine getirilmesi sırasında yükümlünün işlediği bir suç nedeniyle; tutuklanması veya mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanması ya da askere alınması durumunda yargı mercii tarafından aksine bir hüküm de verilmez ise yükümlülüğün yerine getirilmesi durdurulur.

Denetimli Serbestlik Devam Ederken Başka Bir Cezanın Gelmesi Durumu 

Denetimli serbestlik varken başka bir cezanın gelmesi durumunda eğer bu ceza sonucu tutuklanmış veya verilen hapis cezasının infazına başlanırsa denetimli serbestlik yükümlülüğü kalkacaktır.

Denetimli Serbestlik Erteleme

Yükümlüler ile kanuni temsilcileri, infaz hizmetlerinin yürütülmesi sırasında müdürlükçe hazırlanan denetim planları ve raporları ile müdürlükçe yapılan uyarılar gibi işlem ve eylemlerin Kanun ve bu Yönetmelik ile ilgili diğer mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle müdürlüğe itirazda ya da infaz hakimliğine şikayette bulunabilirler.

Şikâyet yoluna başvurulması, yapılan işlem veya faaliyetin yerine getirilmesini durdurmaz. Ancak infaz hakimi giderilmesi güç veya imkânsız sonuçların doğması ve işlem veya faaliyetin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda işlem veya faaliyetin ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.

Denetimli Serbestlik Usulsüz Tebligat

Yükümlü yerleşim yeri adresini değiştirir ise yeni adresini müdürlüğe bildirmekle yükümlüdür. Yeni adresin bildirilmemesi ve adres kayıt sisteminden de tespit edilememesi halinde, yükümlünün eski adresine yapılan tebligat geçerli sayılır. Usulsüz tebligatta itiraz ve şikayet hakları saklıdır.

Denetimli Serbestlik Yönetmeliği

Denetimli serbestlik ile ilgili yönetmelikDenetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğiolarak geçmektedir.

Denetimli Serbestlik E-Devlette Gözükür Mü? 

İnfaz Hakimliği tarafından verilen bir kararın olması halinde bu durum E-devlette gözükecektir.

Denetimli Serbestlik Uyapta Görünür Mü?

İnfaz Hakimliği tarafından verilen bir karar var ise denetimli serbestlik ile ilgili dosya UYAP Vatandaş ortamında gözükebilir.

Denetimli Serbestlik Cumartesi Açık Mı? 

Denetimli serbestlik personeli, günlük çalışma saatleri dışında, mesai sonrası ve hafta sonları denetimli serbestlik faaliyetleri kapsamında çalışabilirler. Mesai sonrası ve hafta sonları çalışma, önceden müdürlüğe yazılı olarak iletilir ve müdürün onayının ardından çalışma yapılır.