Kategori: Aile ve Boşanma Kategori

küçük düşürücü suç

Küçük Düşürücü Suç Nedeniyle Boşanma Davası

Türk Medeni Kanunu 163. madde hükmüne göre;

Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.

Yukarıdaki hükümde iki ayrı boşanma sebebi düzenlenmiştir. Bunlardan biri, küçük düşürücü suç işleme nedeniyle diğeri de haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanmadır. Bu makalemizde küçük düşürücü suç işleme nedeniyle boşanma konusu işlenecektir.

Küçük Düşürücü Suç İşleme Sebebiyle Boşanma 

Küçük düşürücü suç nedeniyle boşanma nisbi boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir. Nisbi boşanma sebebinde hakimin takdir yetkisi söz konusudur. Ayrıca küçük düşürücü suç işleme nedeniyle boşanma özel boşanma sebeplerindendir.

Eşin küçük düşürücü suç işlemesi utanç verici özelliktedir. Yapılan bu utanç verici eylem nedeniyle kişinin toplum içindeki imajı sarsılmakta bu durum da diğer eş için katlanılmaz hale gelebilmektedir. Burada çekilmezlik koşulu geçerlidir. İşlenen suç nedeniyle diğer eş için birlikte yaşamak çekilemez hale gelmelidir. Bu durum kanıtlanmalıdır. Aksi takdirde davanın reddi gerekmektedir.

Küçük düşürücü suç işleme sebebiyle boşanma kusura dayalı bir boşanma sebebidir. Akıl hastası veya ayırt etme gücünden yoksun olan eşe karşı küçük düşürücü suç sebebiyle boşanma davası açılamaz.

Küçük Düşürücü Suç İşleme Sebebiyle Boşanma Davası Açmanın Şartları 

1-) Suç İşlenmesi Gerekir – Eş bu suçu kasten işlemelidir. Taksirle işlenen suçlarda boşanma gerçekleşmez. Ayrıca hukuka uygunluk sebeplerinin bulunmaması gereklidir.

2-) Suçun Küçük Düşürücü Olması Gerekir – Eşlerden biri tarafından işlenen suçun küçük düşürücü olması gerekir. Bir suçun küçük düşürücü olup olmadığı toplumdaki anlayışa göre hakim tarafından belirlenecektir.

3-) Suçun Evlendikten Sonra İşlenmiş Olması Gerekir – Küçük düşürücü suç sebebiyle boşanma davasının açılabilmesi için bu suçun evlendikten sonra işlenmesi gerekmektedir.

Küçük Düşürücü Suçlar Nelerdir ?

1-) Uluslararası Küçük Düşürücü Suçlar 

Soykırım, insanlığa karşı suçlar, göçmen kaçakçılığı, insan ticareti gibi suçları işleyen eşe karşı küçük düşürücü suç nedeniyle boşanma davası açılabilir.

2-) Kişilere Karşı Küçük Düşürücü Suçlar 

Hayata karşı suçlar, vücut dokunulmazlığına karşı suçlar, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, işkence ve eziyet, çocuk düşürtme ve kısırlaştırma, malvarlığına karşı suçlar, özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar, hürriyete karşı suçları işleyen eşe karşı boşanma davası açılabilecektir.

3-) Topluma Karşı Küçük Düşürücü Suçlar 

Çevreye karşı suçlar, genel tehlike yaratan suçlar, kamunun sağlığına karşı suçlar, kamu güvenine karşı suçlar, genel ahlaka karşı suçları işleyen eşe karşı küçük düşürücü suç sebebiyle boşanma davası açılabilecektir.

4-) Millete ve Devlete Karşı suçlar 

Devletin güvenliğine karşı suçlar, adliyeye karşı suçlar, anayasal düzene karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçları işleyen eşe karşı küçük düşürücü suç nedeniyle boşanma davası açılabilecektir.

Dava Hakkının Ortadan Kalkması 

Suç işlemenin üzerinden anlaşılabilir ve makul bir neden olmadan uzunca bir süre geçmesi durumunda açılan boşanma davasının reddine karar verilmelidir.

Küçük düşürücü suç işlendikten sonra eşini hoşgörü ile karşılayan hareketler sergileyen eşin boşanma davası reddedilmelidir.

Küçük Düşürücü Suç Nedeniyle Boşanma Davası Tazminat 

Boşanmaya neden olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan hem maddi hem manevi tazminat isteyebilecektir.

Küçük Düşürücü Suç Nedeniyle Boşanma Davasında Süre 

Küçük düşürücü suç sebebiyle boşanma davası her zaman açılabilir. Davanın geç açılması hakkın kötüye kullanıldığını göstermez. Davanın geç açılması çekilmezlik unsuru açısından değerlendirilmelidir.

İddet Müddetinin Kaldırılması Davası

İddet Ne Demek ? 

Kadın için evliliğin sona ermesi ve tekrar evlenilebilmesi için geçmesi gereken süre “iddet” olarak adlandırılır.

İddet Müddeti Nedir ? 

Boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren , kadının tekrar evlenebilmesi için üçyüz gün süre geçmesi gerekir. İşte Bu süreye “İddet Müddeti” denir. İddet süresi, bekleme süresi de aynı anlama gelmektedir.

Madde 132- (1)Evlilik sona ermişse, kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün geçmedikçe evlenemez.
(2) Doğurmakla süre biter.
(3) Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması veya evliliği sona eren eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemeleri hâllerinde mahkeme bu süreyi kaldırır.

İddet Müddetinin Kaldırılması Davası 

Soybağı karışıklığına sebebiyet vermemek amacıyla evliliği sona eren kadın için bir iddet süresi belirlenmiştir. Erkek için böyle bir bekleme süresi bulunmamaktadır. Boşanma kesinleştikten sonra erkek hemen evlenebilir.

Kadın için öngörülen iddet süresi kesin olmayan evlenme engelidir. Bu engel dava yoluyla kaldırılabilir. Bu davaya, iddet müddetinin kaldırılması davası veya bekleme süresinin kaldırılması davası denilmektedir. Eğer kadın bekleme süresinin dolmasını beklemeden veya dava açmadan evlenmişse yapılan bu evlilik geçerli bir evliliktir. İptal edilmesi mümkün değildir.

İddet süresinin kaldırılması davası Hukuk Muhakemeleri Kanunu 382. madde fıkra 2/b.4 hükmünde, çekişmesiz yargı işi olarak belirtilmiştir.

İddet Süresinin Kaldırılacağı Haller

1-) Kadının hamile olmadığının anlaşılması – Kadın önceki evliliğinden hamile olmadığının anlaşılması halinde mahkeme iddet süresini kaldıracaktır. Hakim tarafından bekleme süresinin kaldırılması için evliliği biten kadının gebe olmadığının doktor raporu ile tespit edilmiş olması gereklidir.

2-) Boşanan eşlerin yeniden birbirleriyle evlenmek istemesi – Boşanan eşler yeniden birbiriyle evlenmek istemeleri halinde hakim, evliliği biten kadın için üçyüz günlük iddet süresini kaldıracaktır.

İddet Süresinin Kaldırılması Davası Görevli Mahkeme

İddet müddetinin kaldırılması davasında görevli mahkeme Aile Mahkemesi’dir. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi, Aile Mahkemesi sıfatıyla davaya bakacaktır.

İddet Süresinin Kaldırılması Davası Yetkili Mahkeme

Bekleme süresinin kaldırılması davasında yetkili mahkeme, bu davayı açacak olan kadının yerleşim yeri mahkemesidir.

Bekleme Süresinin Kaldırılması Dilekçe Örneği 

İddet süresinin kaldırılması davasında dilekçe örneği için uzman bir boşanma avukatından danışmanlık almanızı önermekteyiz.

Olağan ve Olağan Dışı Evlenmeye İzin Davası

18 yaşını dolduran, ayırt etme gücüne sahip olan herkes evlenebilir. Ayırt etme gücüne sahip olmayanlar yaşı ne olursa olsun evlenemezler. Peki, ayırt etme gücüne sahip olup 18 yaşından küçük olan kişiler evlenebilir mi ?

Olağan Dışı Evlenmeye İzin Davası 

Türk Medeni Kanunun 124. madde 2. fıkraya göre, olağan dışı evlenme yaşı 16 dır. Hakim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple onaltı yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir. Yani 16 yaşını doldurmuş kişilerin evlenebilmesi için dava açması gereklidir.

Olağan dışı evlenmeye izin davasında görevli mahkeme Aile Mahkemesi’dir. Olağan dışı durumların takdiri Aile Mahkemesi hakimine aittir. Yetkili mahkeme ise izin isteminde bulunan kişinin yerleşim yeri mahkemesidir.

Olağan dışı evlenmeye izin davası çekişmesiz yargı işlerindendir. Bu nedenle bu dava hasımsız olarak görülmektedir.

Olağan dışı evlenmeye izin davası duruşmalı olarak yapılmalıdır. Duruşmada izin isteyen kişi mutlaka dinlenilmeli, gerekli görülürse olgunluğu konusunda uzman raporu alınmalıdır. Olağanüstü durum ve pek önemli bir sebep konusunda gösterilen deliller toplanmalı ve karar verilmelidir.

Olağan Evlenmeye İzin Davası 

Türk Medeni Kanunun 124. madde 1. fıkraya göre, olağan evlenme yaşı kadın ve erkek için 17 yaş olarak belirlenmiştir.

17 yaşını doldurmuş kişiler evlenmek için Aile Mahkemesi’nde evlenmeye izin davası açması gerekir. Yetkili mahkeme izin isteyen kişinin yerleşim yeri mahkemesidir.

Olağan evlenmeye izin davasında yasal temsilcinin mutlaka dinlenilmesi gerekir. Yasal temsilci dinlenmeden karar verilemez. Aile mahkemesi hakimi, evrak üzerinde karar veremez.

Yargıtay Kararları 

1-) Onaltı Yaşını Doldurmuş Olma Şartı, Dava Açılabilmesinin Değil, İzin Verilebilmesinin Şartıdır 

Evlenmeye izin davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Evlenmesine izin verilmesi talep edilen Gülşah, 17.03.1994 doğumlu olup, iznin verildiği tarihte on altı yaşını doldurmuştur. Yasadaki (TMK.md. 124/2) on altı yaşını doldurmuş olma şartı, dava açılabilmesinin değil, izin verilebilmesinin şartıdır. Hükmün verildiği tarih itibariyle ilgili on altı yaşını doldurduğuna göre, bu koşul gerçekleşmiştir. Bu bakımdan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteği yerinde görülmemiş, isteğin reddi gerekmiştir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2010/15102 E. – 2012/938 K.)

2-) Etrafta dedikodu çıkmışsa Erkek veya Kadının Evlenmesine İzin Verilebilir

Emine ile Ercan’ın bir yıllık nişanlı oldukları kızın 16 yaşını doldurduğu, yurtdışında olan Ercan’ın Türkiye’ye geldiğinde ailelerin bulunmadığı sırada evde birlikte kaldıkları ve etrafta dedikodu çıktığı toplanan delillerden anlaşılmaktadır. 4721 Sayılı Kanunun 124/2. maddesi koşulları oluşmakla davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. ( Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 11.11.2002)

Nişanın Bozulması Nedeniyle Hediyelerin Geri Verilmesi Davası

Türk Medeni Kanunu 122. maddesine göre; Nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların, diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri istenebilir.

Nişanın Bozulması Nedeniyle Hediyelerin Geri Verilmesi Davası 

Nişanın bitmesiyle birlikte taraflar birbirlerine vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeleri geri isteyebilecektir.

Hediyeleri Geri  İstemenin Koşulları 

  • Geçerli bir nişanlılık ilişkisinin bulunması gereklidir.
  • Geçerli bir şekilde kurulan nişanın bozulmuş olması gereklidir.
  • Hediye verilmiş olmalıdır.
  • Verilen hediye alışılmışın dışında olmalıdır.
  • Hediyelerin geri verilmesi talep edilmelidir.

Alışılmışın Dışında Hediye Nedir ? 

Nişanlanma amacıyla birbirine verilen ve maddi değer taşıyan kazandırmalara hediye denilebilir. Peki alışılmışın dışında hediye nedir ? Alışılmışın dışında hediye olabilmesi için gereken koşullar:

  • Hediye değerinin fazla olması gerekir. Örneğin; Çaydanlık normal bir değerdir. Ancak antika olan bir çaydanlık alışılmışın dışında hediye sayılabilir.
  • Hediye, örf ve adete göre alışılmamış olmalıdır.

Altın, takı ve ziynet eşyaları alışılmışın dışında hediye olarak kabul edilmektedir. Ancak nişan yüzüğü bu kapsama girmemektedir.

Başlık parası hediye sayılır mı ? Eğer başlık parası doğrudan nişanlı kişiye veya nişanlıyı temsilen anne-babası veya gösterdiği başka bir kişiye verilmişse bu hediye sayılır. Ancak başlık parası direkt olarak kızın ana ve babasına verilmişse o zaman hediye sayılmaz. Bu durumda sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istenebilecektir. (TMK 122. f.2)

Hediye, nişanlanmadan önce, nişanlanma sırasında ve nişanlanmadan sonra verilebilir.

Hediyeyi Geri İsteyebilecek Kişiler 

  • Nişanlılardan her biri
  • Nişanlıların ana ve babası
  • Nişanlıların ana ve babası gibi davrananlar

Nişanlıların birbirlerinin kan veya kayın hısımlarına verdiği hediyeler ve nişanlıların kan ve kayın hısımlarının birbirine verdikleri hediyeler alışılmışın dışında olsa bile Türk Medeni Kanunu 122/1’e göre istenemeyecektir. Örneğin; Nişanlı erkeğin amcası, nişanlı kadının amcasına alışılmışın dışında bir hediye vermişse bu hediye TMK 122’ye göre geri alınamayacaktır. Sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri alınabilecektir.

Nişanın Bozulması Hediyelerin İadesi Görevli Mahkeme

Hediyelerin İadesi davasında görevli mahkeme Aile Mahkemesi’dir. Aile Mahkemesi’nin olmadığı yerlerde görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olacaktır.

Nişanın Bozulması Hediyelerin İadesi Yetkili Mahkeme

Nişanın bozulması üzerine açılacak olan hediyelerin iadesi davasında yetkili mahkeme genel hükümlere göre belirlenecektir. Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir

Nişanın Bozulması Hediyelerin İadesi Davasını Açabilecek Kişiler

  • Nişanlıların her biri
  • Nişanlıların ana ve babası
  • Nişanlıların ana ve babası gibi davrananlar
  • Ölüm halinde ilgililerin mirasçıları

Nişanın Bozulması Nedeniyle Hediyelerin İadesi Davası Zamanaşımı 

Hediyelerin iadesi davası, nişanın bozulmasından itibaren 1 yıl içinde açılmalıdır. Aksi takdirde dava zamanaşımına uğrayacaktır.

Nişanın Bozulması Hediyelerin İadesi Dava Dilekçesi

Nişanın bozulması hediyelerin iadesi davalarında dilekçenin uzman bir avukat tarafından hazırlanması çok önemlidir. Bu nedenle uzman bir avukattan dilekçe için danışmanlık almanızı önermekteyiz.

Nişanın Bozulması Nedeniyle Manevi Tazminat Davası

Nişanlılardan birinin haksız bir şekilde nişanı bozması veya nişan taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulduğu durumlarda mağdur tarafın bazı hakları bulunmaktadır. Bu haklar nelerdir:

  • Nişanın bozulması nedeniyle maddi tazminat davası (Makalemizi okumak için BURAYA tıklayabilirsiniz.)
  • Nişanın bozulması nedeniyle manevi tazminat davası
  • Nişanın bozulması nedeniyle hediyelerin geri verilmesi

Nişanın Bozulması Nedeniyle Manevi Tazminat Davası 

Nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı zarar gören taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat isteyebilecektir. Manevi tazminat ile manevi zararın giderilmesi amaçlanır. Manevi tazminata hükmedilebilmesi için, hukuka aykırı bir fiilin bulunması, bu fiil ile kişilik hakkının ihlal edilmesi, ihlal fiilinin kişilik değerinde objektif bir eksilmeye sebep olması ve zarar ile fiil arasında illiyet bağının bulunması gereklidir.

Manevi Tazminat İstemenin Koşulları 

  • Geçerli bir nişanlılık ilişkisinin bulunması gereklidir.
  • Geçerli bir şekilde kurulan nişanın bozulmuş olması gereklidir.
  • Manevi tazminat isteyenin kişilik hakkı saldırıya uğramış olmalıdır
  • Saldırı hukuka aykırı olmalıdır.
  • Davalı taraf kusurlu olmalıdır.

Nişanın Bozulması Manevi Tazminat Miktarı 

Nişanın bozulması nedeniyle açılan manevi tazminatta hakim uygun bir miktar tazminata hükmeder. Hükmedilen manevi tazminat, duyulan acı ve elemi dindirecek miktarda olmalıdır. Belirlenecek olan manevi tazminat, kusursuz ya da az kusurlu olan nişanlı için zenginleşme aracı olmamalıdır.

Manevi tazminat belirlenirken onun tatmin, ceza gibi boyutları göz önüne alınmalıdır. Hakim hukuka ve hakkaniyete göre karar verecektir.

Nişanın Bozulması Manevi Tazminat Görevli Mahkeme

Manevi tazminata bakmakla görevli mahkeme Aile Mahkemesi’dir. Aile Mahkemesi’nin olmadığı yerlerde görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olacaktır.

Nişanın Bozulması Manevi Tazminat Yetkili Mahkeme

Nişanın bozulması üzerine açılacak olan manevi tazminat davasında yetkili mahkeme genel hükümlere göre belirlenecektir. Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir

Manevi Tazminat İsteyebilecek Kişiler 

Manevi tazminat davası sadece nişanlılar arasında görülebilir. Kusursuz nişanlı ölmeden önce eğer manevi tazminat isteminde bulunmuşsa bu hak ölümden sonra mirasçılara geçecektir.

Nişanın Bozulması Nedeniyle Manevi Tazminat Davası Zamanaşımı 

Manevi tazminat davası, nişanın bozulmasından itibaren 1 yıl içinde açılmalıdır. Aksi takdirde dava zamanaşımına uğrayacaktır.

Nişanın Bozulması Nedeniyle Manevi Tazminat Davası Dilekçesi 

Nişanın bozulması manevi tazminat dava dilekçesinin uzman bir avukat tarafından hazırlanması çok önemlidir. Bu nedenle uzman bir avukattan dilekçe için danışmanlık almanızı önermekteyiz.

Nişanın Bozulması Nedeniyle Maddi Tazminat Davası

Nişanlanma, farklı cinsten iki kişinin evlenme vaadiyle yaptıkları evlilik öncesi bir ön sözleşmedir. Yani, Tarafların karşılıklı olarak birbirlerine evlenme vaadinde bulunmalarıdır. Nişanlanma için belirli bir yaş sınırı bulunmamaktadır. Tarafların, ayırt etme gücüne sahip olması nişanlılık için yeterlidir.

Nişanlılardan birinin haksız bir şekilde nişanı bozması veya nişan taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulduğu durumlarda mağdur tarafın bazı hakları bulunmaktadır. Bu haklar nelerdir:

  • Nişanın bozulması nedeniyle maddi tazminat davası
  • Nişanın bozulması nedeniyle manevi tazminat davası
  • Nişanın bozulması nedeniyle hediyelerin geri verilmesi

Nişanın Bozulması Nedeniyle Maddi Tazminat Davası 

Nişanlılardan biri haklı bir sebep olmadan nişanı bozduğu veya nişan taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulduğu takdirde; kusuru olan taraf, diğerine dürüstlük kuralları çerçevesinde ve evlenme amacıyla yaptığı harcamalar ve katlandığı maddi fedakarlıklar karşılığında uygun bir maddi tazminat vermekle yükümlü olacaktır.

Maddi Tazminat İstemenin Koşulları 

  • Geçerli bir nişanlılık ilişkisinin bulunması gereklidir.
  • Geçerli bir şekilde kurulan nişanın haklı bir sebep olmadan veya taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulmuş olması gerekir.
  • Davacı kişinin bir zararı bulunmalıdır.

Davacının zararından söz edebilmek için aşağıdaki hallerden en az biri gereklidir:

  • Katlandığı maddi bir fedakarlık varsa ( işinden ayrılma, işini değiştirme, taşınmaz veya taşınırlarını satma vb..)
  • Yapılan harcamalar evlenme amacıyla olmalıdır. ( Birlikte oturulacak evin kiralanması, ev eşyaları alınması, evin tadilatının yapılması vb..)
  • Nişan giderlerinin bulunması ( Nişan salonu kiralama, davetiye basma vb.. )

Nişanın Bozulması Maddi Tazminat Miktarı 

Davacı tarafın, kusurlu olan taraftan isteyeceği tazminat menfi zararın karşılanmasıdır. Yani, nişan olmasaydı uğranılmayacak olan parasal zararlar istenebilir. Maddi tazminat davasında davacı taraf davasını kanıtlarsa hakim uygun bir tazminata hükmeder.

Hakim, maddi tazminatı belirlerken tazminatın indirilmesi gereken tüm durumları göz önünde bulunduracaktır. Maddi tazminat isteminde davacı tüm zarar kalemlerini ayrı ayrı göstermeli ve istediği miktarları da açıkça yazmalıdır.

Nişanın Bozulması Maddi Tazminat Görevli Mahkeme

Maddi tazminata bakmakla görevli mahkeme Aile Mahkemesi’dir. Aile Mahkemesi’nin olmadığı yerlerde görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olacaktır.

Nişanın Bozulması Maddi Tazminat Yetkili Mahkeme

Nişanın bozulması üzerine açılacak olan maddi tazminat davasında yetkili mahkeme genel hükümlere göre belirlenecektir. Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir

Maddi Tazminat İsteyebilecek Kişiler 

  1. Kusursuz olan nişanlı
  2. Kusursuz nişanlının anne ve babası
  3. Kusursuz nişanlının kayın hısımları

Nişanın Bozulması Nedeniyle Maddi Tazminat Davası Zamanaşımı 

Maddi tazminat davası, nişanın bozulmasından itibaren 1 yıl içinde açılmalıdır. Aksi takdirde dava zamanaşımına uğrayacaktır.

Boşanma Davasında Kusur

Eşlerin evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerin her birinin boşanma davası açma hakkı vardır. (Türk Medeni Kanunu 166. Md.)

Boşanma Davasında Kusur Oranı

Boşanma davası sürerken çoğu zaman taraflar karşı tarafa kusur yüklemektedir. Eşlerden biri tam kusurlu olursa diğer taraf kusursuz olacaktır. Eşlerden biri ağır kusurlu olursa diğer eş az (hafif) kusurlu olacaktır. Diğer bir oran da iki eşin eşit kusurlu sayılmasıdır.

Tam Kusurlu Eşin Boşanma Davası Açması 

Türk Medeni Kanunu 166. maddesini, tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamak ve değerlendirmek doğru değildir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer.

Tam kusurlu eş boşanma davası açamaz. Davayı açan eşin davası da reddedilir. Çünkü, tam kusurlu eşin kendi hatasından kaynaklı bir menfaat elde etmesine engel olunur. Bu nedenle tam kusurlu eşin, hiçbir kusuru olmayan eşe karşı boşanma davası açmaya hakkı yoktur. Dava açan tam kusurlu eşin davası mahkemece reddedilmesi gerekir.

Ağır Kusurlu Eşin Boşanma Davası Açması 

Daha ağır kusurlu eş boşanma davası açabilir mi ? Eşlerden birinin ağır kusurlu diğerinin de hafif kusurlu olduğu durumlarda her iki eşin de boşanma davası açmaya hakkı vardır. Yani, ağır kusurlu eşin de boşanma davası açmaya hakkı vardır.

Ağır kusurlu eşin boşanma davası açması neticesinde, az kusurlu olan eş boşanmak istemezse o zaman nasıl bir karar verilecektir ? Böyle bir durumda, ağır kusurlu eşin davasının reddedilebilmesi için az kusurlu eşin itirazının hakkın kötüye kullanılmasının olmaması gerekmektedir. Daha basit açıklayacak olursak; az kusurlu eş sırf ağır kusurlu eşi süründürmek amacıyla hareket ediyorsa burada hakkın kötüye kullanılması mevcuttur. Hakkın kötüye kullanılması mevcut ise o zaman ağır kusurlu eşin boşanma davası kabul edilmesi gerekir.

Eşit Kusurlu Eşlerin Boşanma Davası Açması

Her iki tarafında eşit olarak kusurlu olması halinde boşanma davası açma hakkı bulunmaktadır. Ancak, Boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata karar verilemez.

Az Kusurlu Eşin Boşanma Davası Açması 

Az (hafif) kusurlu eşin boşanma davası açmasında hiçbir engel yoktur. Eşlerden biri kendisinin az kusurlu diğer eşin de ağır kusurlu olduğunu ispat ederse boşanma davası az kusurlu eş lehine sonuçlanacaktır.

Mal Rejiminde Değer Artış Payı

Türk Hukukunda yasal mal rejimi edinilmiş mal rejimidir. Çiftler arasında gerçekleşecek olan mal rejiminin tasfiyesinde birçok sorunla karşılaşılabilmektedir. İşte bunlardan bir tanesi de değer artış payı alacağının belirlenmesidir.

Değer Artış Payı Nedir ?

Değer artış payı; bir eşin, evlilik birliği devam ederken diğer eşin gerek mal edinmesine, gerek mevcut malının iyileştirilmesine veya malının korunmasına katkıda bulunduğu oranda sahip olduğu alacak hakkıdır. Değer artış payı alacağı Türk Medeni Kanunu 227. maddede belirtilmiştir. Bu alacak kanundan doğmaktadır.

Madde 227 – Eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ve bu alacak o malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır; bir değer kaybı söz konusu olduğunda katkının başlangıçtaki değeri esas alınır.

Böyle bir malın daha önce elden çıkarılmış olması halinde hakim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler.

Eşler, yazılı bir anlaşmayla değer artışından pay almaktan vazgeçebilecekleri gibi, pay oranını da değiştirebilirler.

Değer Artış Payı Hesaplama

Mal rejiminin tasfiyesi sırasında en çok merak edilen sorulardan bir tanesi, “değer artış payı nasıl hesaplanır ? “

Değer artış payı oransal bir hesaba dayanmaktadır. Söz konusu mala ilişkin değer artış payı alacağının hesaplanması için öncelikle malın değer artışının bulunması, bu değer artışında, talepte bulunanın payının oranının hesaplanması ve nihayet bu oranın değer artışı sonucu ortaya çıkan yeni değerle çarpılması ile değer artış payı alacağının ne kadar olduğunun hesaplanması gerekecektir. Örnek vererek açıklayacak olursak;

Bir eşe 400.000 TL’lik evin miras kaldığını varsayalım. Diğer eş de bu eve 50.000 TL değerinde tadilat yapmıştır. Tadilat yapan eş 1/8 oranında eve katkı yapmıştır. Tasfiye sırasında evin değerinin 800.000 TL ye çıkması durumunda, katkı yapan eşin değer artış payı alacağı 100.000 TL olacaktır.

Değer Artış Payı Alacağı Koşulları 

  • Değer artış payını talep eden eş, diğer eşin adına kayıtlı malın alınması esnasında, malın korunması için ya da malın iyileştirilmesi için katkıda bulunmuş olması gerekmektedir.
  • Değer artış payı alacağını talep eden eşin bağışlama iradesi olmamalıdır. Yani eş, söz konusu mala yapılan katkının karşılığından vazgeçmemelidir.
  • Değer artış payı talep eden eş, zamanında diğer eşin malına yaptığı katkıyı, zaten eşten almışsa, diğer bir ifadeyle, yaptığı katkının karşılığı kendisine ödenmişse, bu durumda eşin, değer artış payını talep etme hakkı doğmayacaktır.
  • Mal rejiminin tasfiyesi talep edilmelidir. Tasfiye başlamadan değer artış payı alacağı istenemeyecektir.

Hayata Kast Nedeniyle Boşanma Davası

Hayata kast, Türk Medeni Kanunu 162. maddesinde düzenlenen özel ve mutlak boşanma sebeplerindendir. TMK 162. maddeye göre;

Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir. 

Hayata kast mutlak boşanma sebeplerinden olduğu için bu vakanın ispatlanması durumunda evlilik birliğinin etkisine bakılmaksızın boşanma kararı verilecektir.

Hayata Kast Nedeniyle Boşanma Davasında Kusur

Hayata kast sebebiyle boşanma davası açılabilmesi için eşin hayatına kast oluşturan eylemin kasten yapılması gerekmektedir. İhmal veya tedbirsizlik sonucu oluşan hayata kast durumları nedeniyle boşanma davası açılamaz.

Hayata kast kusura dayanan bir boşanma nedeni olduğu için öldürmeye kalkışan eşin akıl hastası veya ayırt etme gücünden yoksun olmaması gerekmektedir. Akıl hastası olduğu anlaşılan eşin diğerini öldürmeye teşebbüsü halinde diğer koşulların da varlığı halinde akıl hastalığı nedeniyle boşanma davası açılabilir.

Hayata kast sebebiyle açılacak olan boşanma davalarında kusur kıyaslaması yapılamayacaktır.

Hayata Kast Nedeniyle Boşanmada Maddi Tazminat 

Türk Medeni Kanunu 174. maddeye göre; mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir.

Hayata Kast Nedeniyle Boşanmada Manevi Tazminat 

Türk Medeni Kanunu 174. maddeye göre; boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf kusurlu olan diğer taraftan uygun bir manevi tazminat talep edebilir.

Hayata Kast Nedeniyle Boşanmada Nafaka 

Türk Medeni Kanunu 175. maddeye göre; boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.

Hayata kast sebebiyle boşanma davasında davacı eş yoksulluğa düştüğü takdirde usulüne uygun şekilde talep edilmişse davacı eş yoksulluk nafakası isteme hakkına sahiptir.

Hayata Kast Nedeniyle Boşanma Davasının Mal Rejimine Etkisi

Türk Medeni Kanunu 236. maddesine göre; Hayata kast sebebiyle boşanma durumunda hakim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.

Dava Hakkının Ortadan Kalkması 

Hayata kast sebebiyle boşanma davalarında dava hakkının ortadan kalması iki durumda gerçekleşir.

1-) Hak Düşürücü Süre 

Hayata kast sebebiyle boşanma davasında boşanma sebebinin öğrenilmesinden itibaren 6 ay ve her halde hayata kast eyleminin üzerinden 5 yıl geçmekle dava hakkı düşecektir. Bu süreler hak düşürücü sürelerdir. Hakim kendiliğinden dikkate almalıdır.

2-) Affetme 

Hayata kast mutlak bir boşanma sebebidir. Mağdur eşin affetmesi halinde dava hakkı düşecektir. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.

Af bir şekle bağlı değildir. Sözlü, yazılı, örtülü veya açık olabilir. Ceza şikayetinden vazgeçme af sayılmayacaktır.

Hayata Kast Nedeniyle Ayrılık Davası

Hayata kast sebebiyle açılan boşanma davalarında hakim ayrılığa hükmedebilir. Boşanma davası açmaya hakkı olan eş dilerse boşanma, dilerse ayrılık davası açabilecektir.

Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Boşanma

Şiddetli Geçimsizlik Nedir?

Şiddetli geçimsizlik (Türk Medeni Kanunu’ndaki düzenlenmiş hali ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması) eşlerin ortak hayatlarını birlikte sürdüremeyecekleri düzeyde evlilik birliklerinin sarsılmasıdır. Bu sebeple şiddetli geçimsizlik Türk Medeni Kanunu’nda evliliğin genel sebepleri arasında sayılmıştır.

Okumaya devam et