Kategori: Aile ve Boşanma Kategori

şirket tasfiye

Edinilmiş Mal Rejiminde Şirket Hisseleri

Edinilmiş mallara katılma rejiminde şirket hisselerinin nasıl tasfiye edileceğini anlatacağız. Şirket kavramından kasıt Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen limited ve anonim şirketleridir.

Şirketler açısından mal rejiminin tasfiyesi ile ilgili alacak miktarlarını belirlemek uzmanlık ve teknik bilgi gerektirmektedir.

Dava konusu şirkete yönelik değer belirlemesi yapılırken belirli kriterler göz önüne alınacaktır. Şirketin hisse durumları, şirketin değerinin belirleneceği yöntem, kar payları (temettü) gibi durumlar dikkate alınacaktır.

Edinilmiş Mallarda Şirketin Durumunun Belirlenmesi

  • İndirgenmiş nakit akımı yöntemi kullanılarak şirketin piyasa değerinin belirlenmesi,
  • Şirketin kar edip etmediğinin, kar etmişse davalı eşe şirket kar payı (temettü=kazanç) ödenip ödenmediğinin, ödenmişse mevcut olup olmadığının ya da her hangi bir yatırıma dönüştürülüp dönüştürülmediğinin, kar payı ödemesi yapılmamışsa karın şirkete yatırım olarak kullanılıp kullanılmadığının araştırılıp belirlenmesi gerekir. Kar payı ödemesi yapılmış veya karın şirkete yatırım olarak kullanılması durumunda, bu miktarların mal rejiminin sona erdiği tarih itibarıyla ulaştığı reel değer belirlenmesi,
  • Şirketin varlıklarıyla birlikte borçlarının da belirlenmesi

gerekmektedir. Bunlar belirlendikten sonra ancak tasfiye yapılması gerekir. Dava sürecinde belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse mali müşavir, bankacı ve hesap bilirkişi veya bilirkişilerinden de yardım alınmalıdır.

Ayrıca diğer bir önemli durum; Dava konusu şirketin mal rejiminin sona erdiği tarih itibarıyla belirlenen değeri, TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi) göz önünde bulundurularak tasfiye (bozmadan sonra verilecek karara en yakın tarih) tarihindeki sürüm değeri belirlenmelidir.

Şirket Kar Payı Hangi Mal Grubuna Girer?

Kişisel mal niteliğindeki şirketin, edinilmiş mallara katılma rejiminin başlamasından sonra eşe ödenen kar payı sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça edinilmiş mal olarak değerlendirilecektir. Yani evlilikten önce kurulmuş olan şirket evlilik süresince (edinilmiş mal rejimi kabul edilmesi şartıyla) şirketten elde edilecek olan kar payı eşlerin ortak kazancı sayılır. Peki aksi nasıl kararlaştırılabilir. Bu durumda TMK m. 221/2 ye bakmak gerekir:

Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dahil olmayacağını da kararlaştırabilirler.

Edinilmiş Mallarda Şirketin Tasfiyesi Durumunda İstenebilecek Alacaklar

  • Şirketin eşler arasında mal ayrılığı rejimi geçerliyken kurulması veya edinilmesi halinde eşlerden biri diğer eşe karşı sadece katkı payı isteyebilir.
  • Şirketin eşler arasında edinilmiş mal rejimi geçerliyken kurulması veya edinilmesi halinde ise taraflardan biri değer artış payı ve/veya katılma alacağı isteyebilecektir.

Mal ayrılığı rejimi geçerli iken eşlerden birinin şirket hissesi edinilmiş ise bu hisse eşin kişisel malı sayılacaktır. Diğer eş bu kişisel mala katkı yaptığını iddiasında bulunursa “katkı payı” hesabı yapılacaktır. Örneğin; 1995 yılında evlenmiş, 2007 yılında boşanma davası açılarak 2008 yılında boşanma kesinleşmiştir. 1999 yılında bir şirketin hisselerinin yarısı erkek tarafından alınmıştır. Bu alınan hisseler 2002 öncesi olduğu için kişisel mal sayılacaktır. Eğer kadın bu alınan hisselere katkıda bulunduğunu ispat ederse o zaman katkı payı alacağı talep edebilecektir.

Velayet İle İlgili Sorular

Velayet Nedir?

Velayet, 18 yaşından küçüklerin veya hakim tarafından kısıtlanan ergin çocukların bakımı, eğitiminin sağlanması, korunması ve temsil edilmesi için öngörülmüş hukuksal haklardır. Bu hak aynı zamanda ödevleri beraberinde getirmektedir.

Ülkemizde bu haklar medeni kanunda yalnızca anne ve babaya tanınmıştır. Çocuğun doğru ve sağlıklı gelişimi, ihtiyaçlarının karşılanması ve hoş görülü ortamda yetiştirilmesi için bu hak oldukça önem arz etmektedir.

Okumaya devam et

velayet değişikliği davası

Velayet Değişikliği Davası

Velayet, küçüklerin ve bazen de kısıtlı ergin çocukların gerek kendilerine gerek mallarına özen gösterme ve onları temsil etme konusunda kanunun ana ve babaya yüklediği yükümlülükler ile bu yükümlülüklerin iyi bir şekilde yerine getirilmesini sağlamak üzere onlara tanıdığı hakların tümüdür. Velayet Değişikliği davası halk arasında “Velayeti Geri Alma Davası” olarak da bilinmektedir.

Okumaya devam et

cezaevi boşanma

Cezaevindeki Eş İle Boşanma

Cezaevinde Bulunan Kişiye Karşı Boşanma Davası Açılabilir Mi?

Cezaevindeki kişi aleyhine boşanma davası açılabilir. 1 yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkum olan kişi kısıtlanır ve kendisine vasi atanır. Bu kişinin vasi aracılığı ile davada temsili zorunlu olacaktır.  Vasi ile ilgili detaylı bilgilere ulaşmak için Vesayet Davaları yazımıza göz atabilirsiniz.

Okumaya devam et

Boşanma İle İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?  

Eşlerin evlilik öncesi ve sonrası edindikleri mallar üzerindeki hak ve yükümlülükleri ile evlilik sona erdiğindeki paylaşıma yönelik kurallara ‘Eşler Arasındaki Mal Rejimi’ denir. Boşanmada mal paylaşımı, evlilik birliğinin mahkeme kararı ile sona ermesinden sonra, kural olarak evlilik içinde edinilmiş malların eşit bir şekilde paylaşılması esasına dayanır.

Mal paylaşımı davası kural olarak boşanma davası kesinleştikten sonra açılabilir. Mal paylaşımı davasının boşanma davası ile aynı anda, fakat ayrı bir dava şeklinde açılması halinde; mahkeme, boşanma davasının kesinleşmesini, mal paylaşımı davası için bekletici mesele yapar.

Mal rejimi ile ilgili merak edebileceğiniz diğer konular;

Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımı

Mal Rejiminin Tasfiyesi Davası

Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminat Nasıl Alınabilir?

Boşanma davasında manevi tazminat, boşanmaya sebep olan olaylardan ötürü kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olan diğer taraftan bu olaylar karşılığında mahkeme aracılığı ile para talep etmesidir.

Boşanma davasında maddi tazminat ise, evlilik birliğinin mahkeme kararı ile sona ermesi neticesinde, kusursuz veya daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan talep ettiği tazminattır.

Maddi – manevi tazminat talep edilebilmesi için;

  • Tazminat isteyen taraf kusursuz ya da az kusurlu olmalıdır.
  • Tazminat istenen taraf kusurlu olmalıdır.
  • Bir zarar gerçekleşmiş olmalıdır.
  • Hukuka aykırılık bulunmalıdır.
  • Hukuka aykırı davranış ile zarar arasında nedensellik ilişkisi bulunmalıdır.

Boşanma Davasında Nafakayı Kim Talep Edebilir?

Boşanma davasında nafakayı her iki taraf da talep edebilmektedir. Fakat yoksulluk nafakası, uygulamada  yalnızca kadınlara ödenmektedir.

Hakim boşanma davalarında, evlilik birliği içerisinde daha kusurlu ya da tam kusurlu olan tarafa nafaka yükümlülüğü yüklemektedir. Bunun yanı sıra yoksulluğa düşecek eşe, nafaka bağlanması için nafaka yükümlüsünün kusurlu olması şart değildir.

Nafaka yükümlülüğü tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği diğer hallerde sona erebilir veya artırılıp azaltılabilir. Bu durumlara örnek olarak Nafaka Artırım Davası ve Nafakanın Kaldırılması Davası makalelerimize göz atabilirsiniz.

Boşanmada Mal Kaçırma Nasıl Engellenir?

Boşanma sürecinde ya da boşanma davasından önce mal kaçırması şüphesi var ise bu durumlarda alınacak önlemleri şu şekilde ifade edebiliriz;

Mal kaçırmayı önlemenin ilk yolu hiç şüphesiz ki boşanma davası açarken aynı anda bir mal tasfiyesi davası açmaktır. Bu sayede, boşanma bekletici mesele yapılarak mallara ihtiyati tedbir konulur ve mal kaçırmanın önüne geçilmiş olur.

Bunun dışında mal rejimi davası açılması ve diğer eşin katılma alacağını azaltmak için yapılan devirlerin edinilmiş mallara eklenmesi istenebilir. Mal kaçırmayı gerçekleştirdiği iddia edilen eşin kötü niyetli olduğu ve malı muvazaalı (üçüncü kişileri aldatmak amacıyla) şekilde elinden çıkardığının kanıtlanması gerekir. Böylece mahkeme tarafından bu mal kaçırma amaçlı elden çıkarılmak istenen mallara tedbir şerhi konabilir.

Eşlerin birlikte ikamet ettiği yere aile konutu denir. Diğer eşin rızası alınmadıkça aile konutu devredilemez, aile konutu üzerindeki hak sınırlandırılamaz ve aile konutu ile ilgili kira sözleşmesi feshedilemez. Aile konutuyla ilgili alınan kararlar ortak alınmalıdır. Dolayısıyla eğer mal kaçırma şüphesinin konusu aile konutu ise tapu sicil müdürlüğüne başvuru yapılarak ile ya da Aile Mahkemesinden talep ederek aile konutu şerhi ile mal kaçırmanın önüne geçilmesi mümkündür. Taşınmaza aile konutu şerhi konulmasının amacı; taşınmazın izinsiz devrini engellemektir. Bundan dolayı dava süreçlerinden önce taşınmazın satış/devir işlemlerini önlemek amaçlı taşınmaza ‘aile konutudur’ şerhi konulması boşanmadan önce mal kaçırmaları önlemek adına büyük önem taşır.

Boşanmada Velayet Nasıl Alınır?

Boşanma durumunda eşler kendi aralarında çocuklarının velayetinin kimde olacağına dair bir anlaşma yapabilir ve boşanma sırasında mahkemeye velayet konusunda anlaştıklarını ileri sürebilirler.

Eşlerin anlaşamadıkları durumlarda ise velayet konusu mahkemece hakkaniyet, çocuğun yüksek menfaati, tarafların maddi ve manevi durumları vs gibi kıstaslara bakılarak karara bağlanacaktır.

Boşanma Davası Yetkili Ve Görevli Mahkeme Hangileridir?

Boşanma  davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

Boşanma davalarında görevli mahkeme ise, Aile Mahkemeleridir.

Boşanma Davasını Kim Açmalıdır?

Boşanma davalarında davayı ilk kimin açtığının bir önemi bulunmamaktadır. Zira boşanma davalarında önemli olan davayı ilk kimin açtığı değil, tarafların hangisinin kusurlu olduğu ya da bu kusurun derecesidir. Örneğin; eğer eşlerden biri, evlilikte tam kusurlu ise ve boşanma davası açıyorsa, bu durumda  davanın reddine karar verilecektir.

Bununla birlikte boşanma  davalarında eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi yetkili olduğu için, davanın oturduğu yerde görülmesini isteyen eş, davayı ilk kendisi açabilir.

Boşanma Davasında Kadının Ve Erkeğin Hakları Nelerdir?

Kadın ve erkek her konuda olduğu gibi kanun önünde de eşittir. Bundan dolayı boşanma davasında her iki tarafın da velayet hakkı, iştirak veya yoksulluk nafakası hakkı, mal rejiminden kaynaklanan alacakları talep hakkı ve maddi – manevi tazminat talebi hakkı gibi birçok hakları bulunmaktadır.

Tarafların boşanma davasında birçok hakları bulunmasına karşın , boşanma davalarında bu haklardan yararlanılabilmesi için en önemli husus eşlerin kusur oranlarıdır. Zira hangi tarafın kusur oranı daha az ise (veya kusursuz ise) Aile Mahkemeleri bunu tespit edecek ve o taraf lehine karar verecektir.

Boşanma Sırasında Altınlar Kimde Kalır?

Altın ve herhangi bir ziynet eşyası, kadına eş tarafından hediye edilmişse, bu bağış olarak kabul edilir ve kadının kişisel malı olur. Yatırım amaçlı alınan altınlar ise edinilmiş mal olarak kabul edilir ve mal rejimi tasfiyesine tabi olurlar.

Düğün veya nişanda takılan takılarda; kadına özgü olanlar kadına, erkeğe özgü olanlar ise erkeğe ait olacaktır. Takılan takıların kime ait olduğu belirlenemiyorsa (örneğin düğünde kese dolaştırma) da paylı mülkiyet olarak kabul edilecek ve eşler arasında yarı yarıya paylaştırılacaklardır.

Anlaşmalı Boşanma Ne Kadar Sürer?

Anlaşmalı boşanma davaları genel itibariyle, mahkemelerin yoğunluğu ile orantılı olmak üzere ortalama 2-3 haftada tek celsede tamamlanmaktadır.

Çekişmeli Boşanma Ne Kadar Sürer?

Çekişmeli boşanma davaları her davaya göre değişmekle beraber ortalama 1 yıl ile 3 yıl arasında sürmektedir.

Boşanma Dava Ücreti Ne Kadardır?

Boşanma dava ücretleri, davanın çeşidine ve gidişatına göre değişebilmektedir. Bu konu ile ilgili uzman avukatlarımız ile iletişime geçebilirsiniz.

Eşim Boşanmak İstemese de Boşanabilir Miyim?

Boşanma eğer çekişmeli ise her iki eşin de boşanmak istemeleri gerekmemektedir. Zira eğer boşanmak istemeyen eş, evliliğin bitirilmesinde kusurlu taraf ise Aile Mahkemeleri boşanmaya karar vereceklerdir.

Çekişmeli Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Çekişmeli boşanma davası açmak için eşlerden birinin ikamet ettiği şehirde bulunan Aile Mahkemesine gidilip  boşanma dava dilekçesinin mahkemeye sunulması gerekmektedir.

Bu başvuru, boşanma davası açacak olan eşin vekili olan bir boşanma avukatı tarafından da yapılabilir.

Çekişmeli Boşanmada Avukat Tutmak Zorunlu Mudur?

Hukukumuzda hiçbir davada avukata vekalet verme zorunluluğu bulunmamaktadır. Fakat kişiler davalarının lehe sonuçlanmaları adına konunun uzmanı avukatlarla anlaşmayı tercih edebilirler.

Boşanma Davalarında Çocuğun Velayeti Kime Verilir?

Boşanmada verilecek velayet kararında hakimin öncelikli olarak baktığı iki durum çocuğun üstün yararı ve çocuğun yaşı olmaktadır.

Mahkeme anne ve babayı dinledikten sonra, anne babanın çocuk ile kişisel ilişkisi ile ilgili analiz yapar. Çocuğun hangi ebeveynle daha mutlu olduğu, hangi ebeveynin çocuğun geleceği için daha olumlu olacağına ilişkin karar verecektir. Bundan dolayı bu davalarda uzman pedagog görüşü önemlidir.

Bunun dışında son dönemde ortak velayet oranları sıkça artmış olup Aile Mahkemesi hakimleri ortak velayete sıklıkla karar vermektedirler.

Acil Boşanmak İstiyorum Ne Yapabilirim?

Boşanmanın hızlı gerçekleşebilmesi için her iki tarafında da boşanma konusunda hemfikir olmaları gerekmektedir. Bu durumda anlaşmalı bir şekilde yaklaşık 2-3 hafta içerisinde boşanma gerçekleşebilecektir. Lakin anlaşmalı boşanmanın sağlanabilmesi için en az 1 yıl evli kalmış olma şartı olduğu unutulmamalıdır. Ayrıca anlaşmalı boşanma davalarında duruşmaya her iki tarafın da katılması gerekmektedir.

Bunun yanı sıra eğer eşler anlaşamazlarsa çekişmeli boşanma davası açılması gerekecektir ve çekişmeli boşanma uzun ve zorlu bir dava çeşididir.

Boşanma Davasında WhatsApp Kayıtları Delil Olarak Sunulabilir Mi?

Eşler arasında geçen WhatsApp yazışmaları boşanma davasına delil olarak sunulabilir. WhatsApp konuşmalarının mahkemede delil olarak kullanılabilmesi için, bu konuşmaların hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması gerekmektedir.

Örneğin, eşlerden biri diğerini WhatsApp üzerinden tehdit etmişse mağdur eş, bu mesajların kendi telefonu üzerinden incelenmesini mahkemeden isteyebilir. Bu durumda bu kayıtlar özel hayatın gizliliğini ihlal etmeyecektir.

Bunun yanı sıra söz konusu WhatsApp yazışmalarının tarihi belli olmalıdır. Bu konunun önemi Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin bir kararında ‘Bölge adliye mahkemesi kararında, erkeğin yazışmaları kabul ettiğinden bahisle, erkeğin başvurusunun esastan reddine karar verilmişse de fiili ayrılık döneminde yapıldığı ileri sürülen yazışmaların tarihi belli değildir.’ şeklinde vurgulanmıştır.

Çekişmeli Boşanma Sebepleri Nelerdir?

Çekişmeli boşanma sebepleri genel ve özel sebepler olmak üzere ikiye ayrılır;

Genel Sebepler:

  • Evlilik Birliğinin Sarsılması (Cinsel Şiddet, Duygusal Şiddet, Ekonomik Şiddet, Fiziksel Şiddet vb.) , geçimsizlik, uyuşamama, hakaret, evlilik yükümlülüklerini yerine getirememe gibi sınırsız sayıda birçok neden genel boşanma sebebi olarak kabul edilebilir.

Özel Sebepler ise:

  • Zina
  • Hayata Kast
  • Pek Kötü Davranış
  • Onur Kırıcı Davranış
  • Suç İşleme
  • Haysiyetsiz Hayat Sürme
  • Terk
  • Akıl Hastalığı

şeklinde sıralanabilir.

Anlaşmalı Ve Çekişmeli Boşanma Arasındaki Farklar Nelerdir?

Boşanma davaları anlaşmalı ve çekişmeli boşanma olmak üzere iki farklı türdedir. Eğer bir taraf evliliği sürdürmek ister ve diğer taraf da boşanmak isterse bu durumda, çekişmeli boşanmanın gerçekleşmesi gerekir.

Eşlerin aralarında anlaşarak boşanmaya karar verdikleri durumlarda da eşler (en az 1 yıldır evli olmaları koşuluyla) anlaşmalı boşanma ile boşanabileceklerdir.

Anlaşmalı ve çekişmeli boşanma arasında boşanma prosedürleri açısından farklar bulunur. Zira çekişmeli boşanmada taraflar arasında boşanma, nafaka, velayet vs gibi konularda anlaşmazlık bulunduğundan bu davalar, anlaşmalı boşanma davalarına göre çok dava uzun süreli olmaktadırlar. Bunun yanı sıra anlaşmalı boşanmada taraflar boşanma konusunda hemfikir olduklarından bu süreç genel itibariyle çok daha kısalmakta ve tek celsede sonuçlanmaktadır.

Boşanmadan Sonra Ne Zaman Soyadı Değiştirilebilir?

Kural olarak boşanan kadın evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Bu değişikliği yapabilmesi için öncelikle boşanmanın kesinleşmesini yani gerekçeli kararın tebliğini beklemelidir. Ardından eğer bu karara bir itiraz olmaz ise Aile Mahkemeleri nüfusa gerekli bilgilendirmeleri yapar ve kadının soyadı değişir.

Kadın Kocasının Soyadını Kullanmaya Devam Edebilir Mi?

Boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati olan kadın, bu soyadını kullanmasının kocasına bir zarar vermeyeceğini kanıtlarsa, istemi üzerine Aile Mahkemesi tarafından kocasının soyadını taşımasına izin verilebilir.

Boşanma Davası Ne Zaman Kesinleşir?

Boşanma davalarında Aile Mahkemeleri tarafından verilen gerekçeli karar taraflara tebliğ edilir. Boşanma kararının taraflara tebliğ edilmesinden 15 gün sonra karara itiraz edilmez ise boşanma kararı kesinleşir. Tarafların boşanmaları yönünde bir karar verildiyse, kararın kesinleşmesinden sonra nüfus müdürlüğüne yazı yazılarak iki tarafın da medeni durumları düzeltilir.

mal paylaşımı

Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımı

Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?

Anlaşmalı boşanmanın sağlanması için boşanmaya bağlı taleplerde taraflar arasında uzlaşma gerçekleşmelidir. Fakat kanunda geçen ‘boşanmanın mali sonuçları’ kavramı mal rejiminin tasfiyesini kapsamaz. Zira boşanmanın mali sonuçları ile kast edilen maddi – manevi tazminat ve yoksulluk nafakasıdır. 

Yargıtay 8.Hukuk Dairesi anlaşmalı boşanma davalarında tarafların, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı alacak haklarından feragat ettiklerine ilişkin açık bir beyanda bulunmaları gerektiği düşüncesindedir.

Yargıtay’a göre anlaşmalı boşanma davası sırasında düzenlenen protokolde yer alan ‘tarafların mal talepleri yoktur’ şeklindeki ifade eşler arasında mal rejiminden kaynaklanan alacak isteklerini de kapsar.

Aynı zamanda Yargıtay 8.Hukuk Dairesi, ‘Tarafların birbirlerinden hiçbir maddi veya manevi tazminat talepleri de yoktur. Herhangi bir gayrimenkul malvarlıkları da yoktur anlaşmazlık da bulunmamaktadır.’ şeklindeki taraf beyanlarının, mal rejiminden kaynaklanan alacak talebinden feragat niteliği taşımadığı görüşündedir.

Anlaşmalı Boşanmada Mal Rejimi Tasfiyesi Nasıl Yapılır?

Anlaşmalı boşanmada eşler, zorunlu olmamakla birlikte mal rejiminin tasfiyesi konusunda da anlaşma yapabilirler. Mal paylaşımına ilişkin talepler, boşanma davasından ayrı bir dava ile ileri sürülebilir. Zira mal paylaşımı ayrı bir davanın konusunu oluşturur. Böyle durumlarda boşanma davası bekletici mesele yapılır. Boşanmanın neticelendirilmesi sonucunda da mal paylaşımı yapılmaktadır.

Boşanma davasında tasfiye anlaşması sadece belli bir mala yönelik ise ve diğer mallardan feragat durumu da yoksa, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra eşler, diğer mallar yönünden birbirlerine karşı mal rejiminin tasfiyesi davası açabilirler.

Taraflar anlaşmada açık bir şekilde ‘katkı payı alacağı’ , ‘katılma alacağı’ ve ‘değer artış payı alacağı’ gibi tabirler kullanarak özellikle bu hakları talep etmediklerini belirtmelidirler. Bununla birlikte Yargıtay uygulamasında ‘herhangi bir mal talebinin olmadığı’ şeklindeki ifadede ‘mal’ tabirinden taşınır, taşınmaz hak ve alacakları kast edildiği ve dolayısıyla mal rejimini de kapsadığı kabul edilmektedir.

Bunun dışında  ‘nafaka, maddi ve manevi tazminat aldım, başka hiçbir talebim yoktur’ , ‘başka mal istemiyorum’, ‘ev eşyalarımı aldım, başka hiçbir mal istemiyorum’ şeklindeki ibareler boşanmada mal paylaşımı talep hakkından feragat edildiği anlamına gelmemektedir. Bu şekildeki tüm ibareler maddi veya manevi tazminat, nafaka vs. gibi haklardan feragat edildiği anlamına gelir.

Anlaşmalı boşanma protokolünde mal paylaşımına ilişkin herhangi bir hak veya alacak talep edilmediği belirtilmişse ve anlaşmalı boşanma davası kesinleşmiş ise, daha sonra açılacak mal paylaşımı talepli dava reddedilecektir.

Anlaşmalı Boşanma Protokolünde Mal Rejimi İçin Şekil Şartı

Anlaşmalı boşanmalarda boşanma protokolü yazılı olabileceği gibi sözlü de olabilmektedir. Anlaşma, mal rejiminin tasfiyesini içermekte ise de ayrı bir şekil şartı aranmaz. Protokol sözlü ya da yazılı usulüne uygun yapıldıktan sonra ilke gereği protokol içeriğinin mahkemece tasdik edilip edilmediği, hüküm fıkrasında da protokole yer verilip verilmediği hususu aranacaktır.

Tarafların boşanma davasına sundukları yazılı anlaşma metinleri ile yargılama tutanağına geçen sözlü anlaşma beyanında fark olması durumunda ise tarafların gerçek iradelerinin hangisi olduğunu hakim takdir edecektir.

Yapılan anlaşmalı boşanma protokolünde mal paylaşımına ilişkin kullanılacak ifadelerde; genel ifadeler kullanmak yerine her bir malvarlığı hakkında ayrıntılı bilgiye yer vermek önem arz etmektedir.

Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımından Feragat

Katılma alacağı, anlaşmalı boşanmaya bağlı bir hak değildir. Hüküm altına alınmış olması koşuluyla anlaşmalı boşanma içerisinde katılma alacağından feragat mümkündür.

Anlaşmalı boşanma davasında, boşanmanın eki niteliğinde olan mal rejiminden kaynaklanan alacak davalarından  katılma alacağı, açıkça bu istemler içerisinde bulunmalıdır.

Eşlerin malvarlıkları boşanmanın mali sonuçları arasında sayılmamıştır. Dolayısıyla eşler, evlilik birliği içerisinde sahip oldukları mallar hakkında anlaşmalı boşanma protokolünde düzenlemelere yer verebilecekler sahip olunan malvarlığı hakkında herhangi bir düzenleme yapmak zorunda değillerdir. 

Anlaşmalı Boşanmada Mal Rejimi Tasfiyesi Ne Zaman Gerçekleşir?

Anlaşmalı boşanmada taraflar, malvarlıklarını paylaşarak veya tasfiyeye yönelik haklarından feragat ederek mal rejiminin tasfiyesini gerçekleştirebilirler. Eğer eşler, boşanma davasında mal rejiminin tasfiyesi konusunda ayrıca anlaşma yapmak istiyorlarsa, bu konunun açık ve net olması, anlaşma metninde soyut, farklı yorumlanabilecek sözcük ve cümleler kullanılmaması önem arz etmektedir.

Boşanma davası ile birlikte eşlerin, evlilik birliği içinde edindikleri tüm malvarlıklarının tasfiyesi hususunda anlaştıkları yeterli açıklıkta ise mal rejiminin tasfiye edildiğinin kabulü gerekir. Artık taraflarca, daha sonra ayrı bir mal rejimi tasfiyesi davası açılmayacaktır. Bununla birlikte evlilik birliği içinde eşler sadece bir ya da birkaç malın paylaşımı hakkında mı yahut genel olarak edinilen tüm malların karşılığı olarak bir mal üzerinden aralarındaki mal rejimini tasfiye edip etmemelerine dair gerçek iradelerinin ne olduğu incelenip değerlendirilmelidir.

Eşlerin mal paylaşımını sonraya bırakmak istemeleri durumunda, anlaşmalı boşanma davasının kesinleşmesiyle beraber ayrı bir dava ile tasfiyeyi talep etme imkanları bulunmaktadır.

Zamanaşımı

Eşler, tasfiyeyi anlaşmalı boşanma ile birlikte yapabilecekleri gibi, bu yöndeki haklarını zamanaşımı süresi içinde daha sonra da kullanabilirler. Bu konuda anlaşma sağlanamaması, anlaşmalı boşanma davasının reddi sonucunu doğurmaz ve anlaşmalı boşanmaya bir etkisi olmaz. Anlaşmada ayrıca yer verilmemişse anlaşmalı boşandıkları için tarafların aralarındaki mal rejimini de tasfiye ettikleri anlamına gelmez.

Mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak hakkı dava tarihi itibariyle doğmaktadır. Mal rejiminden kaynaklı hakkın dava yoluyla kullanılabilmesi ve tasfiyeye karar verilebilmesi için boşanma davasının olumlu sonuçlanarak kesinleşmesi gerekmektedir.

Eşler zamanaşımı süresini geçmemek adına boşanma davası ile eş zamanlı olarak tasfiye davası açabilmektedirler.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun bir kararında mal paylaşımı davaları için 10 yıllık zamanaşımı süresi belirlenmiştir. Anlaşmalı boşanma protokolünde tarafların mal paylaşımını yaptıklarına dair açık herhangi bir ifade olmaması durumunda taraflar, anlaşmalı boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren başlayan 10 yıllık dava zamanaşımı süresi içinde boşanmada mal paylaşımı davası açabilirler. Boşanmış olan eşler, boşanma kararının kesinleşmiş olduğu tarihten itibaren 10 yıl içerisinde boşanma protokol hükümlerine göre mal paylaşımı davası açılabilecektir.

Mal rejimleri ile ilgili hukuki destek almak için uzman avukatlarımıza başvurabilirsiniz.

Mal Rejiminin Tasfiyesi Davası

Mal Rejimi Tasfiyesi Nedir? 

Mal rejiminin tasfiyesi,  mal rejiminin sona ermesi ile birlikte başlamaktadır. Mahkeme tarafından, evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine veya mal ayrılığa geçilmesine karar verilmesi halinde, mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona ermektedir. Mal rejimin ölüm nedeniyle sona ermesi durumunda, ölüm ile beraber mal rejimi de sona ermektedir.

Edinilmiş mallara katılma rejimi sona erince rejimin tasfiye işlemine geçilir ve tasfiye işlemi sonucunda eşlerin katılma alacağı ile değer artış payı alacağı tespit edilir.

Mal rejiminden kaynaklanan talepler/davalar boşanmanın ferilerinden (boşanmaya bağlı) olmadıkları için ayrıca dava konusu edilebilirler.

Mal Rejimi Tasfiyesi Nasıl Yapılır?

Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut edinilmiş mallar tasfiye edilir. Mal varlıkları, mal rejiminin sonra ermesi anındaki durumlarına (nitelik, seviye, aşama vb.) göre değerlendirilir. Bu malların, kural olarak tasfiye anındaki, sürüm (rayiç) değerleri  hesaba katılır. Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir. Mahkemece, tasfiye konusu malın karara en yakın tarihteki sürüm değeri belirlenmelidir.

Taraflar arasında sözleşme ile seçilmiş bir mal rejimi varsa o mal rejimine ilişkin kurallar, mal rejimi sözleşmesi ile belirlenmiş bir mal rejimi türü yoksa kanun uyarınca zorunlu olarak tabi oldukları mal rejimi kuralları uygulanacaktır.

Mevcut Medeni Kanun’unun yürürlük tarihi 01.01.2002’dir. Bu nedenle mal paylaşımı konusunda 01.01.2002 tarihinden önceki dönemin tabi olduğu hukuki kurallar ile bu tarihten sonraki dönemin tabi olduğu hukuki kurallar tamamen farklıdır.

  • 01.01.2002 tarihinden önceki dönemde satın alınan mallar kimin üzerine kayıtlıysa mal ona ait sayılır. Çünkü bu tarihten önce yürürlükte olan Medeni Kanun, eşler arasında yasal olarak Mal Ayrılığı Rejiminin geçerli olduğunu kabul etmekteydi.
  • 01.01.2002 tarihinden sonraki dönemde yürürlüğe giren mevcut Medeni Kanun ise malların yarı yarıya paylaşımı esasına dayanan Edinilmiş Mallara Katılma Rejimini yasal mal rejimi olarak kabul etmiştir. Yani, eşlerin evlilik içerisinde elde ettiği mallar kural olarak (istisnalar hariç) yarı yarıya paylaşılacaktır.

Her iki dönem açısından da en önemli kural şöyledir: Evlenmeden önce alınan mallar kimin üzerine kayıtlıysa onun kişisel malı sayılır ve boşanmada mal paylaşımı hesaplamasına dahil edilmez.

Mal Rejiminin Tasfiyesi Davalarında Taraflar Kimler Olabilir?

Tasfiye davasını, eşin ölümü halinde sağ kalan eş veya mirasçıları; boşanma veya evlenmenin iptali halinde eşler veya ölmeleri halinde mirasçıları, diğer eşe veya mirasçılarına karşı tasfiye davası açabilirler. Dolayısıyla mal rejimi tasfiyesi davalarında, davanın tarafları; eşler, eşlerden biri veya her ikisi ölmüş ise mirasçıları, duruma göre borçlu eşin alacaklısı ya da alacaklıları da olmaktadır.

Mal Rejiminin Tasfiyesine İlişkin Dava Açılabilmesi Şartı Nedir?

Mal rejiminin tasfiyesine yönelik bir davanın açılabilmesi için, taraflar arasındaki mevcut mal rejiminin sona ermesi gerekir. Mal rejimin sona erme anı önem taşımaktadır. Nitekim edinilmiş mallara katılma rejiminde mal rejimin devamı süresince edinilmiş mallar dikkate alınır. Mal rejimi sona erdikten sonra edinilen mallar tasfiyede hesabı katılmamaktadır.

Bekletici Mesele

Boşanma, evlenmenin iptali veya olağanüstü mal rejimine geçilmesi davalarından birisi açılmış ancak henüz derdest (yargılama süreci devam etmekte) ise; açılmış bulunan mal rejiminin tasfiyesine yönelik davalar, devam eden davaların (boşanma ve diğer) sonucunu bekleyecektir. Boşanma, evlenmenin iptali veya olağanüstü mal rejimine geçiş davaları mahkeme tarafından kabul edilir ve bu kararlar kesinleşirse; mal rejiminin tasfiyesine yönelik davalar da esastan incelenip hüküm kurulabilecektir.

Aksi durumda; örneğin boşanma davası ret edilir ve bu karar kesinleşirse; mal rejiminin tasfiyesine yönelik dava da esastan incelenmeden usulden ret edilecektir. Kişisel malların (örneğin ziynet eşyalarının) aynen iadesi veya bedellerinin tahsiline yönelik açılacak davalarda bu kural yani mal rejiminin sona ermesine ilişkin ön koşul geçerli değildir. Eşya iadesi veya bedelinin tahsiline yönelik davalar mal rejiminin tasfiyesine yönelik davalardan sayılmadığından dolayı mal rejimi sona ermeden önce de bu davalar açılıp esası incelenebilir.

Mal Rejiminin Tasfiyesi Zamanaşımı

Tasfiye davasının ne kadar süre içerisinde açılacağı konusunda bir düzenlenme olmadığından Yargıtay, alacaklara ilişkin 10 yıllık zamanaşımı süresinin tasfiye davasında da uygulanacağını kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu 2013/8-375 E. , 2013/520 K.) Zamanaşımın süresi, tasfiye ölüm nedeniyle gerçekleşmişse ölümle birlikte; boşanma veya evliliğin iptali nedeniyle gerçekleşmişse bu davaların kesinleşme tarihinden itibaren başlamaktadır.

Eşlerin boşanmasından sonra yeniden birbiriyle evlenmesi durumu sık karşılanan bir durumdur. İlk evlilik dönemi için mal rejimi tasfiye davası açılabilir. Ancak taraflar yeniden birbirleriyle evlendiği zaman bu yapılan ikinci evlilik zamanaşımını durduracaktır.

Mal Rejimi Tasfiyesi Yetkili Mahkeme

  1. Mal rejiminin ölümle sona ermesi durumunda ölenin son yerleşim yeri mahkemesi
  2. Boşanmaya, evliliğin iptaline veya hakim tarafından mal ayrılığına karar verilmesi durumunda, bu davalarda yetkili olan yani eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son altı aydan beri beraber oturdukları yer mahkemesi
  3. Diğer durumlarda davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi

Mal Rejiminin Tasfiyesi Görevli Mahkeme

Mal rejiminin tasfiyesinde Aile Mahkemeleri görevlidir.

Mal rejiminin tasfiyesi ile ilgili bir talebin aile mahkemesi tarafından incelenebilmesi için; mutlaka bu konuda usulüne uygun harcı yatırılarak açılmış bir davanın veya karşı davanın bulunması zorunludur.

Mal Rejiminin Tasfiyesi Davası Belirsiz Alacak

Mal rejiminin tasfiyesi Değer Artış Payı Alacağı veya Artık Değere Katılma Alacağı olarak açılmaktadır. Her iki dava türünde de alacak miktarının tam olarak belirlenmesi mümkün değildir. Miktarın belirlenmesi zor ve karışık bir hesaplama sonunda belli olmaktadır. Değer Artış Payı ile ilgili makalemize BURADAN bakabilirsiniz.

Mal Rejiminin Tasfiyesi Dava Dilekçesi 

Mal rejiminin tasfiyesi davası çok özel bir alandır. Bu nedenle mal rejimi tasfiye dava dilekçesi hazırlanırken çok dikkatli olunmalıdır. Aksi takdirde aleyhinize durumlar oluşabilir. Bu nedenle mal rejiminin tasfiyesi dava dilekçesini mutlaka alanında uzman bir avukattan yardım almanızı önermekteyiz.

Mal Rejimi Tasfiyesi Cevap Dilekçesi

Dava dilekçesinin size tebliğ edilmesinden sonra mahkeme size bu dava dilekçesine karşı cevap yazmanız için 2 haftalık süre verecektir. Mal rejimin tasfiyesi cevap dilekçesinde bulunması gereken zorunlu unsurlar vardır. Ayrıca dava dilekçesindeki taleplere göre cevap dilekçesi hazırlanmalıdır. Bu nedenle mal rejimi tasfiyesi cevap dilekçesi hazırlarken mutlaka bir mal rejimi avukatından hukuki yardım almanızı önermekteyiz.

Nafaka Artırım Davası

Nafaka Artırım Davası Nedir?

Nafaka, bir kimsenin geçindirmekle, bakıp gözetmekle yükümlü bulunduğu kimseye mahkeme kararıyla verdiği aylıktır. Hükmedilen nafakanın az gelmesi veya koşulların değişmesi gibi durumlarda kişiler haklı gerekçelere dayanarak nafaka artırma davası açabilirler.

Nafaka artırımı davası,  nafaka alacaklısının artık gerekli masrafları karşılayamaması nedeniyle nafaka borçlusuna karşı açılır. Bu davaya başvurabilmek için boşanma davası sonucu karara bağlanan nafaka miktarının, değişen ekonomik, sosyal şartlar ve günün koşullarına göre  yetersiz kaldığının ispatı gerekmektedir.

Nafaka Artırım Davası Hangi Durumlarda Açılabilir?

Nafaka artırım davası açılabilmesi için öncelikle ortada mahkeme kararı ile hükmedilmiş bir nafaka olmalıdır. Ardından nafaka artırımını talep eden kişinin bu talebine dayanak olarak haklı gerekçeler göstermesi gerekmektedir. Bu gerekçeler somut olaya göre değişmekle beraber bunları değerlendirme konusunda hakimin takdir yetkisi vardır.

Nafaka ile ilgili verilen kararlar kesin ve nihai bir hüküm teşkil etmez. Taraflar (nafaka alacaklısı, nafaka yükümlüsü veya nafaka alacaklısı çocuk) değişen hal ve koşullar çerçevesinde hakime başvurarak, nafakanın artırılmasını veya azaltılmasını veyahut da tamamen kaldırılmasını isteyebilir.

Hakim tarafından nafaka miktarının yeniden belirlenmesi, çocuğun ihtiyaçlarındaki artış, anne ve babanın ödeme gücünde veya o dönemki hayat koşullarının değişmesi halinde mümkün olur.

Nafaka alacaklısının ihtiyaçlarının artması, hastalık, çocuğun eğitimi gibi nedenlerle mevcut nafakanın giderlerini karşılayamaması, buna karşın nafaka borçlusunun gelirinde artış olmuşsa nafaka arttırılması davası açılma sebeplerine örnek olarak gösterilebilir.

Nafaka Artırım Davası İçin Birkaç Haklı Gerekçe Örneği;

  • Nafaka borçlusunun ekonomik durumunda olumlu değişmeler olması
  • Nafaka alacaklısının maddi durumunun önemli derecede sıkıntıya girmesi
  • Zamanla değişen enflasyon ve alım gücünün azalması sebebiyle nafaka alacaklısının giderlerini karşılayamaması
  • Müşterek çocuğun özel okula başlaması, okul masrafının artması
  • Nafaka alacaklısının pahalı bir tedaviyi gerektiren hastalığının ortaya çıkması gibi haklı nedenlerle artırım talep edilebilir.

Nafaka Artış Oranı Nasıl Hesaplanır?

Değişen ekonomik şartlar ve enflasyon gibi sebeplerle nafaka miktarının yetersiz kalması olağan olup, bu durumda nafaka artış oranları mahkeme tarafından, Türkiye İstatistik Kurumunun açıklamış olduğu ÜFE oranlarına göre belirlenecektir.

Nafaka artış oranları her yıl TÜİK tarafından açıklanan ÜFE oranlarının artışına göre yeniden hesaplanır. ÜFE’deki artış oranı nafaka miktarı üzerine uygulanmaktadır.

Fakat mahkeme bu belirlenen oranla bağlı değildir. Şöyle ki nafaka alacaklısı ve borçlusunun ekonomik hali ve durumları her somut olaya göre farklılık göstereceğinden mahkemenin farklı bir nafaka belirlemesi olağandır.

Bunun dışında taraflar, mahkemece nafakaya hükmedildiğinde, nafaka bedelinin sonraki yıllardaki artış oranının da belirlenmesini de mahkemeden talep edebilmektedirler. Bu şekilde nafaka alacaklısı,  önceden artış oranının ne olduğunu öğrenebilecektir.

Nafaka hesaplamasında Türkiye İstatistik Kurumu ÜFE oranları baz alınarak ödeneğin miktarı belirlenir. TUIK tarafından her yıl 12 aylık yayınlanan ÜFE ortalaması oranında artış yapılarak, hesaplanan nafaka  da kişinin gelir durumuna göre  Aile Mahkemeleri tarafından verilen karar ile belirlenir.

Nafaka Artırım Davası Kime Karşı ve Nasıl Açılır?

Nafaka artırımı davası,  nafaka alacaklısı tarafından nafaka borçlusuna karşı açılır.

Durumların değişmesi halinde hem nafaka borçlusu anne veya babanın, hem de nafaka alacaklısı çocuğun mahkemeye başvurma hakları vardır. Nafaka borçlusu olan kişi nafaka artırım davası değil, nafakanın azaltma davası açacaktır.

İştirak nafakasının artırılması veya azaltılması davasında verilen karar, dava tarihinden itibaren hüküm ifade eder. İştirak nafakasında yapılacak artış oranı, boşanmanın kesinleşme tarihine göre belirlenmesi gerekir.

Nafaka Artırım Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Nafaka artırım davasında görevli mahkeme Aile Mahkemeleridir. Yargı çevresinde Aile Mahkemelerinin bulunmadığı durumlarda  ise Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli olmaktadır.

Boşanmanın ardından nafaka davalarında, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Her nafaka alıcısı, yaşadığı yerleşim yerine bağlı konumda olan Aile Mahkemesine, nafaka artırımı için dava talebinde bulunabilecektir.

Nafaka Artırım Davasında Zamanaşımı

Kişiler nafaka aldıkları süre içerisinde nafaka artırım davası açabilirler. Hakim nafaka kararının ardından nafaka yükümlüsünün maddi durumundaki artışı veya nafaka alacaklısının maddi durumundaki sıkıntıları hakkaniyet gereği takdir ederek karar verebilecektir. Bunun için belli bir sürenin geçmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Yani bu davalarda herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre öngörülmemiştir.

Nafaka Artırım Davasında İspat

Nafaka artırımı talep edebilmek için yasal olarak belirlenen şartların mahkemede öne sürülüp ispatı gerekir. Bu davada ispat için nafaka ödeyen kişinin maddi durumunun iyi yönde geliştiğini kanıtlayan belgeler bulunmalıdır. Bunun yanı sıra nafaka alan kişinin haklı sebepler ile nafaka artırılması talebinde bulunması gerekir. Yani tarafların mali durumlarının değişmesi ve hakkaniyetin gerektirdiği hallerin var olması gerekmektedir.

Nafaka artırım talebinde bulunmak isteyen kişiler, dava dilekçesini ve beraberindeki belgeleri ibraz edip nafaka artırımı için gerekli olan harç ve giderleri mahkeme veznesine yatırırlar. Sunulması gereken belgelere örnek olarak; müşterek çocuğun özel okul kayıt belgeleri, sağlık ile ilgili belgeler ve masraflar ve diğer ihtiyaçlarını gösteren belgeler veya nafaka alacaklısının iş gücünü kaybettiğine dair belgeler verilebilir.

Sonuç olarak; mahkemece her iki tarafın ekonomik durumu araştırılacak ve hukuki deliller ele alınacaktır. Hakim sunulan belgeleri ve gerekçeleri tarafların maddi ve sosyal durumlarına, dönemin ekonomik koşullarına ve enflasyona  göre değerlendirip kararını verecektir.

Nafaka Artırım Dilekçesi 

Nafaka artırım dava dilekçesi yazmak sanıldığı kadar kolay değildir. Dava dilekçesi hazırlanırken uzman bir avukattan yardım almanızı önermekteyiz. Aksi halde davanızın reddedilme durumu olabilecektir.

Nafaka Artırım Davası Cevap Dilekçesi 

Dava dilekçesinin size tebliğinden itibaren cevap dilekçesi vermeniz için size 2 haftalık süre verilmektedir. Bu süre içinde davacının taleplerinin reddi için bir cevap dilekçesi hazırlamanız gerekir. Hazırlayacağınız dilekçe davanın sonucunu etkileyecek olan bir durumdur. Bu nedenle mutlaka uzman nafaka avukatından yardım almanızı önermekteyiz.