Aile Konutu Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası (2026 Hukuki Değerlendirme)

Eşlerden birinin, diğer eşin açık rızası bulunmaksızın aile konutunu üçüncü bir kişiye devretmesi, uygulamada sıkça karşılaşılan ve ailenin barınma güvenliğini doğrudan tehdit eden bir hukuki sorundur. Türk Medeni Kanunu, aile konutu üzerindeki tasarruf yetkisini her iki eşin ortak iradesine bağlayarak zayıf konumdaki eşi korumayı amaçlamıştır. Rızası alınmadan aile konutu elinden çıkarılan eş, aile konutu nedeniyle tapu iptal ve tescil davası yoluyla bu işlemin geçersizliğini ileri sürebilir. Ancak davanın sonucu; aile konutu niteliğinin ispatı, üçüncü kişinin iyiniyeti ve usul kurallarına uygunluk gibi birden fazla teknik unsura bağlı olduğundan, sürecin yerleşik içtihat doğrultusunda titizlikle yürütülmesi büyük önem taşır.

Türk Medeni Kanunu Madde 194'te "Aile Konutu" ile ilgili madde şu şekildedir:

"Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen eş, hâkimin müdahalesini isteyebilir.

Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir. Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelir ve bildirimde bulunan eş diğeri ile müteselsilen (ortaklaşa) sorumlu olur."

Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne eşin rızasının alınmaması ihtimalinin önüne geçmek adına şerhin verilmesini isteyebilir. Bu şerhe "Aile Konutu Şerhi" denir. Bu şerhin amacı, aile konutunun maliki olan eşin, ailenin ekonomik birliğini ve geleceğini tehlikeye sokan davranışlarda bulunmasının önüne geçmektir.

Aile Konutu Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası Nedir?

Aile konutu nedeniyle tapu iptal ve tescil davası; aile konutu niteliğindeki taşınmazın, malik olan eş tarafından diğer eşin açık rızası alınmaksızın üçüncü bir kişiye devredilmesi halinde, rızası alınmayan eşin bu devir işleminin iptalini ve taşınmazın eski malik eş adına yeniden tescilini talep ettiği davadır. Davanın hukuki dayanağı Türk Medeni Kanunu m. 194'tür. Bu hükümle aile konutu üzerindeki kira sözleşmesinin feshi, konutun devri veya konut üzerindeki hakların sınırlandırılması, malik olmayan eşin açık rızası şartına bağlanmıştır. Rıza alınmadan yapılan tasarruf işlemi geçersiz olduğundan, dava kabul edildiğinde taşınmaz tüm işlemlerden önceki hâline döndürülür.

Bir Taşınmazın Aile Konutu Sayılması İçin Hangi Şartlar Aranır?

Bir taşınmazın aile konutu olarak nitelendirilebilmesi için, aralarında resmî evlilik bağı bulunan eşlerin yaşamsal faaliyetlerini sürdürdüğü, fiilen ve düzenli olarak birlikte yaşadıkları konut olması gerekir. Eşlerin birden fazla taşınmazı bulunması halinde, ailenin yaşam merkezini oluşturan tek konut aile konutu sayılır; aynı anda birden fazla aile konutu kabul edilmez. Resmî evlilik bulunmayan birlikteliklerde ortak kullanılan konut bu kapsamda değerlendirilemez. Önemle belirtmek gerekir ki taşınmazın aile konutu niteliği, tapuya aile konutu şerhi konulmasından bağımsızdır; konut, şerh bulunmasa dahi fiilen aile konutu olarak kullanılıyorsa bu vasfı taşır.

Aile Konutu Şerhine Dayalı Tapu İptal ve Tescil Davası

Türk Medeni Kanununun 194. maddesi ile aile konutu üzerindeki hakların sınırlandırılması esası kabul edilmiştir. Bu düzenleme ile malik olmayan eşe, aile konutu ile ilgili tapu kütüğüne şerh verilmesini isteme hakkı tanınmıştır. Yani eşlerin aile konutu ile ilgili bazı hukuksal işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı getirilmiştir.

Aile konutunun maliki olan eş, aile konutu ile ilgili tek başına karar alamayacak ve aile konutunu ayni bir hakla (kişilerin eşya üzerinde doğrudan doğruya hakimiyetini sağlayan ve bu nedenle herkese karşı ileri sürülebilen haklar) sınırlandıramaz. Bu sınırlandırma ancak diğer eşin açık rızası alınarak yapılabilir. Zira Yargıtay yerleşik içtihatlarında da, eşin bilgisi ve rızası olmadan yapılan tasarruf işlemleri geçersiz kabul etmektedir.

Anılan madde hükmü ile getirilen sınırlandırma emredici niteliktedir. Dolayısıyla bu haktan önceden feragat edilemeyeceği gibi eşlerin anlaşmasıyla da ortadan kaldırılamaz ve açık rıza ancak belirli olan bir işlem için verilebilir.

Aile konutu şerhi, malik olan eşle işlem yapacak olan üçüncü kişilerin iyi niyetle (aile konutu şerhi olduğunu bilmeyen veya bilebilecek durumda olmayan kişiler) hak kazanmalarını engelleyici bir etki taşır.

Bu düzenleme tapu kaydında aile konutu şerhi olmasa dahi geçerli olacaktır. Zira bu sınırlandırma, taşınmazın tapu kaydına aile konutu şerhi konulduğu için değil, konut aile konutu vasfı taşıdığı için getirilmiştir.

Aile konutuna ilişkin olarak eşlerden biri diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutuyla ilgili;

  • Kira sözleşmesini feshedemeyecek,
  • Aile konutunu devredemeyecek,
  • Aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamayacaktır.

Önemle belirtilmelidir ki; malik olmayan eşin izni için şekil şartı bulunmasa da iznin "açık rıza" biçiminde olması zorunludur. Açık rızanın varlığını ispat yükü ise aile konutu ile ilgili tasarrufta bulunana aittir. Örnek vermek gerekirse eşin tapu işlemleri sırasında diğer eşin Tapu Müdürlüğünde bulunması yeterli olmamakta, diğer eşin açık rızası gerekmektedir. Ayrıca rıza, aile konutunun mülkiyetini devreden ya da konut üzerindeki hakları sınırlayan her bir işlem için ayrı ayrı yapılmalıdır. Varlığı ya da kapsamı belirli olmayan işlemler için önceden genel bir rıza açıklamasının yapılması geçerli değildir.

Aile Konutu Tapu İptali Ve Tescil Davasının Tarafları Kimlerdir?

Davacı, aile konutu üzerinde rızası alınmadan tasarruf işlemi yapılan ve tapuda malik olmayan eştir. Davalı taraf ise iki kişiden oluşur: konutu devreden malik eş ve taşınmazı devralan üçüncü kişi. Uygulamada sık karşılaşılan ve davanın reddine yol açabilen kritik bir usul hatası, eksik hasım sorunudur. Yalnızca taşınmazı devralan üçüncü kişiye dava açılması yeterli görülmemekte; devreden eşin de davalı olarak gösterilmesi gerekmektedir. Taşınmazın birden fazla kez el değiştirmesi halinde sonraki maliklerin de davaya dâhil edilmesi gerekebilir. Rızası alınmayan eşin vefatı halinde ise dava açma hakkı mirasçılar tarafından kullanılabilir.

Aile Konutu Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası ile İlgili Bilinmesi Gerekenler

Malik olmayan eşin, yapılacak işleme ilişkin açık rızası alınmaksızın, malik eş tarafından konutun bir üçüncü kişiye satılması ve devir işlemlerini gerçekleştirmesi sonucunda ‘’tapu iptal ve tescil davası’’ açılacaktır. Taşınmaza ait tapu kütüğünde aile konutu şerhi bulunması halinde ise; taşınmazın, malik olmayan eşin açık rızası olmaksızın üçüncü kişilere devri tehlikesi direkt engellenmiş olacaktır. Aile konutu niteliğindeki taşınmazın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne ‘’aile konutu şerhi’’ konulmasını, Tapu Genel Müdürlüğü’nden isteyebilecektir. Dava esnasında gerçekten taraflar arasında davaya konu taşınmazın aile konutu olarak kullanılıp kullanılmadığı ve eşin rızasının olup olmadığı incelenecektir. Mahkemede yapılan yargılama sonunda hakim, aile konutunun satışı ve devir işlemlerinin diğer eşin rızası olmadan yapıldığına kanaat getirdiği takdirde davanın kabulüne karar verirse dava kabul edilir ve aile konutu tüm işlemlerden önceki eski haline getirilir. Yani aile konutunun satışı tapuda iptal edilir ve  eski malik olan eşe tescil edilir.

Üçüncü kişiler tapudaki kayda güvenmişlerse ayni hak kazanımları korunur fakat, malik olmayan eşin rıza göstermiş olduğuna güvenmişlerse bu durumda bu hak kazanımı korunmayacaktır. Tapudan konutun aile konutu olmadığını, dolayısıyla tasarruf işleminin geçerliliği için diğer eşin rızasına ihtiyaç duyulup duyulmadığını bilmeyen, bilemeyecek durumda olan iyiniyetli üçüncü kişinin kazanımı ise korunur.

Yargılama süresince mahkemece lüzum görüldüğü takdirde bilirkişi ve keşif delillerine başvurulabileceği gibi, taşınmazın aile konutu olup olmadığı hususu taraflarca tanık ile de ispat olunabilir.

TMK m. 194 Kapsamında "Açık Rıza" Ne Anlama Gelir?

Aile konutuna ilişkin tasarruf işlemlerinde malik olmayan eşin rızası belirli bir şekil şartına tabi olmamakla birlikte, rızanın "açık" olması zorunludur. Açık rıza, belirli ve somut bir işlem için verilmiş, tereddüde yer bırakmayan bir irade beyanıdır. Eşin tapu işlemi sırasında Tapu Müdürlüğünde yalnızca hazır bulunması, açık rıza olarak kabul edilmez. Ayrıca rıza, mülkiyeti devreden veya konut üzerindeki hakları sınırlayan her bir işlem için ayrı ayrı verilmelidir; kapsamı belirsiz işlemler için önceden verilen genel rıza geçerli değildir. Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre açık rızanın varlığını ispat yükü, aile konutu ile ilgili tasarrufta bulunan tarafa aittir.

Aile Konutu Şerhi Yoksa Üçüncü Kişinin İyiniyeti Davayı Nasıl Etkiler?

Tapu kütüğünde aile konutu şerhi bulunması halinde, konutun malik olmayan eşin rızası dışında devri büyük ölçüde engellenmiş olur. Şerh bulunmadığında ise davanın seyri üçüncü kişinin iyiniyetine göre belirlenir. Tapudaki kayda güvenerek, konutun aile konutu olduğunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan iyiniyetli üçüncü kişinin kazanımı TMK m. 1023 uyarınca korunur. Buna karşılık üçüncü kişinin kötüniyetli olduğu ispatlanırsa kazanımı korunmaz. Uygulamada kötüniyet; taşınmazın rayiç değerin belirgin biçimde altında bir bedelle devri, taraflar arasındaki hısımlık veya yakın tanışıklık, kısa süre içinde zincirleme devir işlemleri ya da eşler arasındaki geçimsizlik veya boşanma sürecinden haberdar olunması gibi somut emarelerle ortaya konulur.

Aile Konutu Üzerine Eşin Rızası Olmadan Kurulan İpoteğin Akıbeti

TMK m. 194 kapsamındaki sınırlama yalnızca satış ve bağış gibi devir işlemlerini değil, konut üzerinde ipotek tesisini de kapsar. Malik eşin, diğer eşin açık rızasını almadan aile konutu üzerinde kredi borcu nedeniyle ipotek kurması halinde, rızası alınmayan eş ipoteğin kaldırılmasını talep edebilir. Yürürlükteki düzenleme ve yerleşik içtihat uyarınca, kredi veren bankalar taşınmaz değerlemesi sırasında konutun kullanım durumunu raporlamakla yükümlü olduğundan, taşınmazın mesken olarak kullanıldığı hallerde bankanın iyiniyet savunmasının dinlenmesi güçleşmektedir. Bu nedenle aile konutu üzerine kurulan ipotek uyuşmazlıkları, devir işlemlerinden farklı teknik değerlendirmeler gerektirir.

Aile Konutu Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası Harç 

Tapu iptal ve tescil davaları konusu para veya para ile değerlendirilebilen davalar olduğundan nispi harca tabidir. (Nispi harçlar, harca konu yararın para ile ölçülebildiği hallerde söz konusu olur ve tarifede bu yarar veya konunun değerinin yüzdesi şeklinde yer alır.) Harçlar Kanunu’nun 16. maddesinde de belirtilmiş olduğu üzere tapu kayıt iptali gibi gayrimenkul aynına ilişkin harçlar gayrimenkul değeri üzerinden hesaplanacaktır. Yani harca esas değeri ise, üçüncü kişiye devredilen konutun satış bedeli üzerinden olacaktır. Taşınmaza dair kesin değer ise keşif sonucu oluşturulan bilirkişi raporu ile belirlenecektir.

Aile Konutu Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası Dilekçesi

Aile konutu nedeniyle tapu iptal ve tescil davası dilekçesi hazırlamak, hukuki bilgi ve uzmanlık gerektiren bir eylem olup bu konu ile ilgili uzman avukatlarımız ile iletişime geçebilirsiniz.

Aile Konutu Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası Görevli Mahkeme

Aile konutu nedeniyle açılacak tapu iptal ve tescil davası, aile hukukundan kaynaklanan dava ve işlerden olduğundan bu davalarda görevli mahkeme Aile mahkemeleridir.

Eğer taşınmazın bulunduğu yerde aile mahkemesi yok ise dava, aile mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesinde görülecektir.

Aile Konutu Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası Yetkili Mahkeme

Kanunda yer alan düzenlemeye göre, tapu iptal ve tescil davasında aile konutunun bulunduğu yerdeki Aile Mahkemesi yetkili mahkemedir.

Aile Konutu Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası Zamanaşımı

Tapu iptal tescil davaları mülkiyet hakkına ilişkindir. Dolayısıyla kural olarak, herhangi bir zamanaşımı süresine tabi değildir. Ancak Türk Medeni Kanununda iyi niyetli kişilerin haklarının korunması amacı ile "olağan zamanaşımı süresi" öngörülmüştür. Buna göre aile konutunu satın alan iyi niyetli üçüncü kişiler, tapu sicilinde kesintisiz ve herhangi bir davaya konu olmadan geçireceği 10 yıl sonunda o taşınmazın maliki olmaktadır. Dolayısıyla 10 yıl boyunca tapu sicilinde kesintisiz ve davasız gözüken iyi niyetli üçüncü kişilere karşı 10 yıldan sonra aile konutuna dayalı tapu iptali ve tescil davası açılamaz.

Hukuki Durumlara Göre Değerlendirme Tablosu

Hukuki Durum Hukuki Değerlendirme Olası Sonuç
Tapuda aile konutu şerhi var, eşin rızası alınmadan devir yapılmış Şerh nedeniyle üçüncü kişi iyiniyet iddia edemez; işlem geçersizdir Devir iptal edilir, taşınmaz malik eş adına tescil edilir
Şerh yok, üçüncü kişi konutun aile konutu olduğunu bilmiyor (iyiniyetli) TMK m. 1023 kapsamında tapuya güven ilkesi devreye girer Üçüncü kişinin kazanımı korunabilir; dava reddedilebilir
Şerh yok ancak üçüncü kişinin kötüniyeti emarelerle ispatlanmış Kötüniyet ispatlandığında iyiniyet koruması uygulanmaz Devir iptal edilir, taşınmaz eski malik eşe döner
Devir üzerinden on yıldan fazla süre geçmiş, üçüncü kişi iyiniyetli Kazandırıcı zamanaşımı süresi dolmuştur İyiniyetli üçüncü kişiye karşı dava açılamaz

Aile Konutu Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası Yargıtay Kararı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2019/5110 Esas, 2019/8865 Karar Sayılı Karar

"Dava, aile konutundan kaynaklanan tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. Olayda, davalı eş dava konusu aile konutunun diğer davalı adına devir ederek tescil ettirmiş, bu işlem sırasında davacı eşin açık rızası alınmamıştır. Eşin açık rızası alınmadan yapılan işlemin geçerli olduğunu kabul etmek imkansızdır. Eş söyleyişle eşin "Açık rızası alınmadan" yapılan işlemin "Geçersiz olduğunu" kabul etmek zorunludur. Gerçekleşen bu durum karşısında davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, ret hükmü kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 194/1. maddesine göre, "Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz." Bu sebeple, tapuya aile konutu şerhi verilmese bile o konut aile konutu özelliğini taşır. Eş söyleyişle şerh konulduğu için aile konutu olmamakta, aksine aile konutu olduğu için şerh konulabilmektedir. Bu nedenle aile konutu şerhi konulduğunda, konulan şerh "Kurucu" değil "Açıklayıcı" şerh özelliğini taşımaktadır. 

Somut olayda, davalı eş dava konusu aile konutunun diğer davalı ... adına devir ederek tescil ettirmiş, bu işlem sırasında davacı eşin açık rızası alınmamıştır. Davacı, dava dilekçesinde; aile konutunun davalı eş tarafından diğer davalı ...'a satıldığını ileri sürerek, dava konusu taşınmaza aile konutu şerhi konulmasını, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davalı eş ... adına tescilini talep etmiştir. Mahkemece, davaların reddine karar verilmiştir. Davacının, aile konutu şerhi konulması davasının dinlenilebilmesi için, tapu iptal tescil davasının kesinleşmesi gerekmektedir. Aksi takdirde aile konutu şerhi konulması davasının incelenmesi hukuken mümkün değildir. O halde aile konutu şerhi konulmasına ilişkin davanın, tapu iptali ve tescil davasından tefrik edilip, ayrı bir esasa kaydedilmesi, tapu iptali ve tescil dosyasının bekletici mesele yapılıp, sonucunun beklenmesi ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bu yön nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2018/3649 Esas,  2018/7760 Karar Sayılı  Karar

‘’Davacı, dava konusu taşınmazın aile konutu olduğu iddiası ile Türk Medeni Kanununun 194. maddesi uyarınca satışın iptali ve tescil talebinde bulunmuştur. Dava konusu taşınmazın, davacının eşi … tarafından 16.03.2013 tarihinde davalılardan …’e devredildiği, …’ün de 13.08.2013 tarihinde taşınmazı davalılardan …’na devrettiği anlaşılmaktadır. Aile konutu olan taşınmazın, hak sahibi olan eş tarafından üçüncü kişiye devri, davacının açık rızasını gerektirmektedir (TMK m. 194/1) Bu rıza alınmamıştır. Toplanan delillerden davalılardan … ve …’in birbirlerini tanıdıkları, taşınmazın aile konutu olduğunu bildikleri, el ve iş birliği içinde kısa süre içinde taşınmazı devrederek, kötü niyetli olarak hareket ettikleri anlaşılmaktadır. Bu sebeplerle davanın kabulü gerekirken, reddine karar verilmesi doğru bulunmamış ve bozmayı gerektirmiştir.’’ 

Sıkça Sorulan Sorular

Eşim evi benden habersiz sattı, geri alabilir miyim?

Satışa konu konut aile konutu niteliğindeyse ve devre açık rızanız alınmamışsa, TMK m. 194 uyarınca aile konutu nedeniyle tapu iptal ve tescil davası açarak işlemin iptalini talep edebilirsiniz. Davanın kabulü halinde taşınmaz, devreden eş adına yeniden tescil edilir. Sonuç, taşınmazın aile konutu niteliğinin ispatına ve üçüncü kişinin iyiniyet durumuna bağlıdır.

Tapuda aile konutu şerhi yoksa satış iptal edilebilir mi?

Evet. Yerleşik içtihada göre bir konut, tapuda aile konutu şerhi bulunmasa dahi fiilen aile konutu olarak kullanılıyorsa bu vasfı taşır. Şerhin yokluğu davanın açılmasına engel değildir; ancak bu halde üçüncü kişinin kötüniyetli olduğunun ispatlanması davanın seyri açısından belirleyici olur.

Aile konutu tapu iptal davasını kim açabilir?

Davayı, aile konutu üzerinde rızası alınmadan tasarruf işlemi yapılan ve tapuda malik olmayan eş açar. Rızası alınmayan eşin vefat etmiş olması halinde dava açma hakkı, aile konutuna ilişkin hakların korunması amacıyla mirasçılar tarafından da kullanılabilir.

Bu dava hangi mahkemede açılır?

Aile konutu nedeniyle tapu iptal ve tescil davası, aile hukukundan kaynaklandığından aile mahkemesinde görülür. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde dava, aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesine açılır. Yetkili mahkeme kural olarak aile konutunun bulunduğu yer mahkemesidir.

Aile konutu tapu iptal davası ne kadar harca tabidir?

Dava nispi harca tabidir; harca esas değer üçüncü kişiye devirde gösterilen satış bedeli üzerinden belirlenir. Harç oranları her yıl güncellenebildiğinden, dava öncesinde güncel tutarın bir avukat aracılığıyla hesaplanması yerinde olur.

Aile konutu davası açmak için süre sınırı var mı?

Dava mülkiyet hakkına ilişkin olduğundan kural olarak zamanaşımına tabi değildir. Ancak iyiniyetli üçüncü kişi, taşınmazı tapu sicilinde kesintisiz ve davasız on yıl elinde tutarsa kazandırıcı zamanaşımıyla malik olur; bu sürenin dolması halinde söz konusu kişiye karşı dava açılamaz.

Boşanma davası açtım, aile konutu davası açabilir miyim?

Evet. Evlilik birliği hukuken devam ettiği sürece aile konutu koruması da sürer; boşanma davasının yalnızca açılmış olması dava hakkını ortadan kaldırmaz. Ancak boşanmanın kesinleşmesiyle taşınmaz aile konutu niteliğini yitirir ve uyuşmazlık mal rejiminin tasfiyesi kapsamında değerlendirilir.

Aile Konutu Tapu İptal ve Tescil Davasında Avukat Rolü

Aile konutu nedeniyle tapu iptal ve tescil davası, ailenin barınma güvenliğini korumaya yönelik güçlü bir hukuki imkân sunmakla birlikte; aile konutu niteliğinin ispatı, üçüncü kişinin iyiniyetinin değerlendirilmesi, tarafların doğru belirlenmesi ve harç ile usul kurallarına uygunluk gibi çok sayıda teknik unsur içerir. Eksik hasım gibi tek bir usuli hata dahi haklı bir davanın reddiyle sonuçlanabilmektedir. Bu nedenle sürecin, yerleşik içtihat ve güncel mevzuat doğrultusunda dikkatle yürütülmesi gerekir. Aile konutu ile ilgili bir uyuşmazlık yaşıyor veya hukuki durumunuzu değerlendirmek istiyorsanız, Bakırköy/İstanbul'da faaliyet gösteren Öner Hukuk ve Danışmanlık ile iletişime geçerek profesyonel hukuki destek alabilirsiniz.

Hukuki Uyarı; İşbu içerik genel bilgilendirme amaçlı olup, somut olayın özellikleri ve güncel mevzuat değişiklikleri uyarınca farklı sonuçlar doğabilir. Belirli bir uyuşmazlık veya hukuki süreç için profesyonel avukatlık hizmeti almanız önerilir.

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments