Adli Kontrol Kararı ve Adli Kontrol Kararına İtiraz: 2026 Uygulaması
Adli kontrol kararı, tutuklama sebepleri bulunmasına rağmen şüpheli veya sanığın kişi özgürlüğüne en az müdahale edilerek denetim altına alınmasını sağlayan bir koruma tedbiridir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 109 ve devamı maddelerinde düzenlenen bu tedbir; imza atma, yurtdışına çıkış yasağı, elektronik kelepçe veya ev hapsi gibi farklı yükümlülükler içerebilmektedir. 2026 itibarıyla güncel uygulamada hâkimler, tutuklamanın orantısız sonuçlarını önlemek amacıyla adli kontrol tedbirine giderek daha sık başvurmaktadır. Ancak bu kararın hangi koşullarda verilebileceği, adli kontrol kararına itiraz süresinin ne olduğu ve hangi mahkemeye başvurulacağı, uygulamada sıklıkla soru işareti yaratan teknik bir alandır. Bu yazıda hem hukuki çerçeve hem de itiraz sürecinin pratik adımları yerleşik içtihat doğrultusunda değerlendirilmektedir.
Adli Kontrol Ne Demek? (CMK 109)
Adli kontrol, tutuklama sebeplerinin varlığı halinde şüpheli veya sanık hakkında uygulanan bir koruma tedbiridir. CMK m.109 ve devamı hükümlerinde düzenlenmiştir. Yani adli kontrol ile tutuklamanın şartları aynıdır. Her iki tedbir için de kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin varlığı gerekmektedir. Bu şekilde bir somut delil var ise öncelikle adli kontrol uygulanmalıdır.
CMK m.101/2-d'de bu husus şu şekilde ifade edilmiştir:
"Adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını, gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir."
Adli Kontrol Kararı verilebilmesi İçin:
- Şüpheli veya sanığın yaşlılığı,
- Şüpheli veya sanığın ağır hastalığı,
- Tutuklulukta geçen sürenin uzaması,
- İddiaya konu suç için öngörülen cezanın ağır olması sebepleri önem taşımaktadır.
Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebilir.
Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de, adli kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.
Adli Kontrol Tedbirleri
Adli kontrol tedbirleri nelerdir?
Adli kontrol tedbirleri CMK m.109/3’te tek tek sayılmıştır ve hakim, somut olayın özelliğine göre bir veya birden fazla yükümlülüğe karar verebilir. En sık uygulanan tedbir yurtdışına çıkış yasağı olup, karar UYAP üzerinden tüm gümrük noktalarına anlık iletilir.
- Yurt dışına çıkamamak.
- Hakim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak.
- Hakimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde mesleki uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak.
- Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek.
- Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek.
- Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hakimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak.
- Silah bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silahları makbuz karşılığında adli emanete teslim etmek.
- Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere aynî veya kişisel güvenceye bağlamak.
- Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adlî kararlar gereğince ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence vermek.
- Konutunu terk etmemek.
- Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek.
- Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek.
Bu tedbirlerden ev hapsi ve elektronik izleme uygulamaları, Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği kapsamında elektronik kelepçe takılması suretiyle de yürütülebilmektedir.
Tutuklama Yerine Adli Kontrol Kararı Uygulanması
Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremediği 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16'ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca tespit edilen şüpheli ile gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadın şüphelinin tutuklanması yerine adla kontrol altına alınmasına karar verilebilir.
Hakkında mahkumiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması halinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de adli kontrol kararı verebilir.
Çocuklarda Adli Kontrol
Çocuk Koruma Kanunu Suça madde 20'de sürüklenen çocuklar hakkında soruşturma veya kovuşturma evrelerinde adlî kontrol tedbiri olarak Ceza Muhakemesi Kanununun 109 uncu maddesinde sayılanlar ile aşağıdaki tedbirlerden bir ya da birkaçına karar verilebilir:
- Belirlenen çevre sınırları dışına çıkmamak.
- Belirlenen bazı yerlere gidememek veya ancak bazı yerlere gidebilmek.
- Belirlenen kişi ve kuruluşlarla ilişki kurmamak.
Ancak bu tedbirlerden sonuç alınamaması, sonuç alınamayacağının anlaşılması veya tedbirlere uyulmaması durumunda tutuklama kararı verilebilir.
Adli Kontrol Kararını Kim Verir?
Adli kontrol kararı verme yetkisi, soruşturma ve kovuşturma aşamasına göre farklılaşır. Soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının talebi üzerine Sulh Ceza Hâkimliği karar verir; savcı doğrudan adli kontrol kararı veremez. Kovuşturma aşamasında ise yargılamayı yürüten Asliye Ceza Mahkemesi, Ağır Ceza Mahkemesi veya Çocuk Mahkemesi resen ya da talep üzerine karar verebilir. Mevzuat kapsamında hâkim, mevcut yükümlülükleri kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyi geçici olarak bunlardan muaf tutabilir.
Adli Kontrol Süresi
Adli kontrol süresi ne kadar? Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde adli kontrol süresi en çok iki yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçesi gösterilerek bir yıl daha uzatılabilir.
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, adli kontrol süresi en çok üç yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda dört yılı geçemez. Bu maddede öngörülen adli kontrol süreleri, çocuklar bakımından yarı oranında uygulanır.
Bu durumda adli kontrolde azami süre; ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde 2+1 yıl, ağır cezalık işlerde ise 3+3 yıl veya 3+4 yıldır.
Adli Kontrol Süresi Cezadan Düşer mi?
Kural olarak adli kontrolde geçirilen süre cezadan mahsup edilmez (CMK m.109/6). Ancak iki önemli istisna bulunmaktadır:
- Uyuşturucu/alkol bağımlılığından arınma amaçlı tedavi tedbiri çerçevesinde hastanede geçirilen süre cezadan mahsup edilir.
- Konutu terk etmeme (ev hapsi) yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak hesaplanır.
Yurtdışına çıkış yasağı veya imza yükümlülüğü gibi diğer tedbirlerde geçen süre, kişi özgürlüğüne tam bir kısıtlama oluşturmadığı kabul edildiği için cezadan düşülmez. Bu kural, Yargıtay’ın yerleşik içtihadı tarafından da istikrarlı şekilde uygulanmaktadır.
Adli Kontrol Kararına İtiraz Süresi ve Usulü (CMK m.111/2)
Adli kontrol kararına itiraz CMK m.111/2’nin gönderme yaptığı CMK m.267 ve devamı (genel itiraz kanun yolu) hükümlerine göre yapılır. İtiraz süresi, kararın tefhiminden (yüze karşı bildirim) veya tebliğinden itibaren yedi gündür (CMK m.268/1). Uygulamada bazı kaynakların belirttiği iki haftalık süre, eski mevzuat dönemine ait olup 2026 itibariyle geçerli süre yedi gündür. İtiraz, kararı veren Sulh Ceza Hâkimliğine verilecek bir dilekçe veya zabıt katibine yapılacak beyanın tutanağa geçirilmesi yoluyla bildirilir. CMK m.262/1 uyarınca şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi, eşi ve avukatı da kişi adına itiraz edebilir. Kararına itiraz edilen hâkim, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; aksi halde en geç üç gün içinde itirazı incelemeye yetkili Asliye Ceza Mahkemesine gönderir.
Adli Kontrol Kararına İtiraz Nereye Yapılır?
Sulh Ceza Hakimliğinin adli kontrol kararına itiraz o yargı çevresindeki Asliye Ceza Mahkemesine yapılacaktır. Bakırköy Sulh Ceza Hakimliğinin verdiği adli kontrol kararına itiraz Bakırköy Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesine yapılır.
Adli Kontrol Kararının Kaldırılması Talebi
Şüpheli veya sanığın istemi üzerine, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra hakim veya mahkeme CMK 110. maddenin ikinci fıkrasına göre beş gün içinde adli kontrol tedbirinin kaldırılması talebini değerlendirir.
İtiraz Etmek ile Adli Kontrolün Kaldırılmasını İstemek Arasındaki Fark
Uygulamada en sık karıştırılan iki kavramdır. İtiraz (CMK m.111/2), olağan bir kanun yolu olup kararın bizzat hukuka uygunluğunu denetletmeyi amaçlar ve süreye tabidir. Adli kontrolün kaldırılması talebi (CMK m.110/2) ise zaman sınırı olmaksızın her zaman yapılabilir; hâkim veya mahkeme, savcı görüşünü aldıktan sonra beş gün içinde talebi değerlendirir. Aşağıdaki tablo bu iki hukuki yolu karşılaştırmaktadır.
| Kriter | İtiraz (CMK m.111/2) | Kaldırılma Talebi (CMK m.110/2) |
|---|---|---|
| Süre | Tefhim/tebliğden itibaren 7 gün | Her zaman; süre sınırı yok |
| Yetkili Merci | Kararı veren Sulh Ceza Hâkimliği (sonra Asliye Ceza Mahkemesi inceler) | Kararı veren hâkim veya mahkeme |
| Karar Süresi | İtiraz mercii makul sürede karar verir | Beş gün içinde karar verilir (Cumhuriyet savcısı görüşü alındıktan sonra) |
| Hukuki Niteliği | Olağan kanun yolu (hukuki denetim) | Esasa ilişkin talep (koşulların değişmesi) |
| Sonuç | Karar kaldırılabilir, değiştirilebilir veya itiraz reddedilir | Tedbir tamamen kaldırılabilir, kısmen değiştirilebilir ya da muafiyet verilebilir |
Adli Kontrol İhlali ve Tutuklama Riski (CMK m.112)
Adli kontrol yükümlülüklerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir. Ancak burada karar takdiridir; mahkeme tutuklama yerine yükümlülüğü değiştirmeyi de tercih edebilir. Adli Kontrol İmza ihlali, uygulamada en sık görülen ihlal türü olup bir defaya mahsus mazeretli ihlallerde dahi tutuklama tehlikesi doğurabilir. Elektronik kelepçenin açılması veya belirlenen alanın dışına çıkılması da ihlal sayılır. Uygulamada karşılaşılan sorunlar açısından önemli bir nokta: azami tutukluluk süresi dolduğu için adli kontrol altına alınmış şüphelinin ihlali halinde, ek tutuklama süresi ağır ceza işlerinde dokuz ayı, diğer işlerde iki ayı geçemez (CMK m.112/2).
Adli Kontrol Sabıka Kaydına İşler mi? Kovuşturmada Devam Eder mi?
Adli kontrol tedbiri, kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı değildir; bu nedenle adli sicil kaydına (sabıka kaydına) işlenmez. Tedbir süresi boyunca kişinin sabıka kaydı temiz kalmaya devam eder.
Kovuşturma aşamasına geçişte ise dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır: soruşturma aşamasında verilen adli kontrol kararı, kovuşturmada (mahkeme aşamasında) kendiliğinden devam etmez. Davaya bakmakla görevli mahkeme, tensip zaptıyla tedbirin devamına karar almadıkça adli kontrolün kalkması gerekir. Uygulamada mahkemeler tensip zaptında çoğunlukla devam yönünde karar vermekteyse de, aksi durumda avukat aracılığıyla tedbirin kaldırılmasının talep edilmesi mümkündür.
Sıkça Sorulan Sorular
Adli kontrol kararına itiraz süresi kaç gündür?
Adli kontrol kararına itiraz süresi, CMK m.268/1 uyarınca tefhim veya tebliğden itibaren yedi gündür. Bu süre içinde itiraz, kararı veren Sulh Ceza Hâkimliğine verilecek dilekçeyle yapılır. Süre kaçırılırsa olağan itiraz yolu kapanır; ancak CMK m.110/2 kapsamında kaldırma talebi her zaman mümkündür.
Adli kontrolde imza atmazsam ne olur?
İmza yükümlülüğünün ihlali, CMK m.112/1 uyarınca tutuklama kararı verilmesine gerekçe oluşturabilir. Bu kural takdirîdir; mahkeme tutuklama yerine yükümlülüğün biçimini değiştirebilir veya devamına karar verebilir. Geçerli mazeretin (sağlık, doğal afet vb.) belgelenmesi savunma açısından kritiktir.
Ev hapsinde geçirilen süre cezadan düşer mi?
Evet. CMK m.109/6 uyarınca konutu terk etmeme (ev hapsi) yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak hesaplanır. Yurtdışı yasağı, imza, taşıt kullanmama gibi diğer tedbirlerde geçen süre cezadan düşmez.
Adli kontrol sabıka kaydıma işler mi?
Hayır. Adli kontrol tedbiri kesinleşmiş bir ceza mahkumiyeti olmadığı için adli sicil kaydına işlenmez. Tedbir süresi boyunca sabıka kaydınız temiz kalır.
Yurtdışı yasağı kararı verilince ne yapmalıyım?
Yurtdışına çıkış yasağı bir adli kontrol tedbiridir ve CMK m.111/2 uyarınca yedi gün içinde itiraz edilebilir. Süre geçmiş olsa bile her zaman kaldırma talebinde bulunulabilir. Yurtdışı çıkışın zorunlu olduğu hallerde (sağlık, eğitim, ailevi nedenler) mahkemeden geçici izin talep edilebilir.
Kovuşturma açıldı, adli kontrolüm devam ediyor mu?
Soruşturmada verilen adli kontrol kararı kovuşturma aşamasında kendiliğinden devam etmez. Davaya bakan mahkeme tensip zaptıyla devam kararı almadıysa tedbirin kalkması gerekir. Uygulamada mahkemeler genellikle devam yönünde karar vermektedir; aksi durumda kaldırma talebi sunulabilir.
Çocuk hakkında adli kontrol kararı verildi, süre ne kadardır?
Çocuklar bakımından CMK m.110/A’da öngörülen adli kontrol süreleri yarı oranında uygulanır. Yani ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde azami süre bir yıl + altı ay , ağır ceza işlerinde bir buçuk yıl + uzatma süreleri olarak hesaplanır. Ayrıca 15 yaşını doldurmamış çocuklar hakkında üst sınırı beş yılı aşmayan suçlarda tutuklama yasaktır; yalnızca adli kontrol uygulanabilir.
Adli Kontrol İtiraz İçin Avukat Desteği
Adli kontrol kararı, tutuklamanın hafifletilmiş bir alternatifi olmakla birlikte; kişinin yurt içi ve yurt dışı seyahatini, iş hayatını, hatta günlük rutinini doğrudan etkileyebilen bir koruma tedbiridir. İtiraz süresinin kısalığı (7 gün) ve usule ilişkin teknik gereklilikler, sürecin ceza avukatı ile yürütülmesini pratik bir zorunluluk haline getirmektedir. Özellikle elektronik kelepçe, yurtdışına çıkış yasağı veya ev hapsi gibi ağır yükümlülüklerde, ölçülülük ilkesine aykırı uygulamaların hukuki denetime tabi tutulması ve gerektiğinde tazminat yoluna başvurulması mümkündür.
Bakırköy, Büyükçekmece, Küçükçekmece ve İstanbul’un diğer ilçelerinde adli kontrol kararı, itiraz veya kaldırma talebine ilişkin süreçleriniz için Öner Hukuk ve Danışmanlık olarak ceza yargılamasının her aşamasında hukuki destek sunmaktayız. Bakırköy avukat ofisimizden ya da online hukuki danışmanlık kanalları üzerinden, somut olayınızın hukuki çerçevesini değerlendirebilmek için iletişime geçebilirsiniz.
Hukuki Uyarı; İşbu içerik genel bilgilendirme amaçlı olup, somut olayın özellikleri ve güncel mevzuat değişiklikleri uyarınca farklı sonuçlar doğabilir. Belirli bir uyuşmazlık veya hukuki süreç için profesyonel avukatlık hizmeti almanız önerilir.